ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 15 Kasım 2009 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ÜNYE VİZYON GAZETESİ
TARİH TEMALI YAZILAR
MAKALE VE KÖŞE YAZILARIM - II

Makale ve Köşe Yazıları : M. Ufuk MİSTEPE
(Araştırmacı - Orman Endüstri Yüksek Mühendisi)


Fotoğraf : Can ALBAYRAK - OGM Gazi Tesisleri / Ankara

'ÜNYE UFKUNDA TARİH' KÖŞESİ

MAKALE VE KÖŞE YAZILARIM - II

YÜZEY ARAŞTIRMALARI
VE TARİH ÇAĞLARI
(04 Kasım 2009 tarihli Ünye Vizyon Gazetesi'nin Yıl : 1, Sayı : 3, 'Ünye Ufkunda Tarih' köşesinde yayımlandı.)

            Geçen yıl “Milât Öncesi Zile” konu başlıklı bildiriyi hazırlarken tarih çağlarının belirlenmesinde yerli ya da yabancı bilim adamları arasında standardın oturtulamadığını fark etmiştim. Bu itibarla kaynak olarak Ord. Prof. Dr. Sedat ALP’in “Hitit Çağında Anadolu” eserinden aldığım tarihî devir şemasının kronolojik tashihini sunum öncesi Prof. Dr. Mehmet ÖZSAİT Bey’e yaptırmak gereğini duydum. http://unyezile.net/milat.htm

            “Milât Öncesi Ünye” ile ilgili hazırlayacağım ve derlediğim yazılarda böylece bir standardı sürdürmenin rahatlığında kısaca tarihî devirlerden size de bahsetmek istiyorum. İkiye ayrılır : Birincisi ‘Tarih Öncesi (Prehistorik = Karanlık) Çağlar’, ikincisi ‘Tarih Çağları’. Tarih Çağları’nı hepimiz biliyoruz; bunda çelişkili duruma rastlanmıyor.. İlk Çağ (M.Ö. 3200 – M.S. 375), Orta Çağ (M.S. 375 – M.S. 1453), Yeni Çağ (M.S. 1453 – M.S. 1789) ve Yakın Çağ (M.S. 1789 -).

 İlhan TRAK, Prof. Dr. Mehmet ÖZSAİT, Nesrin ÖZSAİT, M. Ufuk MİSTEPE

M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - 10.10.2008 Zile

            Prehistorik Çağlar da Taş Devri (M.Ö. 1000000 – M.Ö. 5400) ve Maden Devri (M.Ö. 5400 – M.Ö. 330) olarak ikiye ayrılır. Tunç Devri ve Demir Devri ile İlk Çağ, tarih aralıkları itibariyle birbirine geçmiş durumdadır. Bilim adamları Prehistorik Çağlar tarihleri üzerinde mutabakat sağlayamamışlardır!

            Taş Devri; Paleolitik (Kaba Taş), Mezolitik (Yontma Taş) ve Neolitik (Cilâlı Taş) Devri olmak üzere üç devirde incelenir. Maden Devri de Bakır, Tunç (Bronz) ve Demir Devri adları altında üç devri simgeler. Bu devirlere ait elimizdeki belgeleri sonraki bir köşe yazımda sizlerle paylaşmayı düşünüyorum.

            Arkeolojik yerleşkelerin bulunması, belgelenmesi ve bunların herhangi bir kazı işlemine başvurulmadan bilimsel yöntemlerle incelenmesi, toprak üstündeki kalıntılarının elde edilip yorumlanmasına "YÜZEY ARAŞTIRMASI" denir. Henüz bilinmeyen arkeolojik yerler, açık arazide yürüyerek ya da araba ile dolaşılarak bulunur. Amaçlı olarak yapılan bu araştırma, arkeolojik yüzey araştırmasının gerekli bir bölümüdür ve çalışmanın ilk basamağını oluşturur. Toprak üstü arama - yüzey araştırması - çeşitli merkezler üzerinde uygulanabilen bir yöntemdir. Bunlar; höyük, akropol, düz arazi yerleşimi, kurumuş nehir yatağı, tümülüs ve nekropoldür.

            Arama ise bir arkeoloğun ya da ekibinin işidir. Önceki yıllarda Prof. Dr. İ. Kılıç KÖKTEN ve ekibinin yaptığı arkeolojik ve yüzey araştırma sonuçlarını daha sonra inceleyeceğiz. Yakın geçmişte Prof. Dr. Mehmet ÖZSAİT ve ekibinin araştırmalarını Sayın Osman DOĞAN, yayımlanmak üzere bana ileteceğini söyledi ise de Sayın Hocamızdan aldığım duyum yakın bir zamanda kendisinin yayımlayacağı yönündedir.

            Çömlek materyal ve madenî aksam bakımından zengin olan yöremiz Milât öncesinde Demir Ülkesi / Gümüş Yurdu olarak bilinirdi. Yüzey Araştırmaları ve Arkeolojik Kazılar yöremizde sürdürülmeye devam ederse birçok tarihî bilinmeyen gerçeğin gün ışığına çıkacağı hususu kaçınılmazdır. Siyasîlerimiz bu noktayı gözden kaçırmamalıdırlar!

            Mağaraların sistematik etüdü, Aynikola Kayalıkları, Kalebozuğu (Kalabuzu) Sokak, Ünye Kalesi ve diğer kaleler, Cevizdere Havzası ve Onaion antik kenti, Paşabahçe Mevkii, Midrabolu Burnu, mezarlık ve türbe çevrelerindeki tarihî kalıntılar, Saraçlı Mahallesi büyüteç altına alınması gereken nirengi noktalarıdır.

            Uzun vadedeki “Yaşanabilir Bir Ünye” hedefinin kısa dönemdeki amaçlarından biri.. elde olunacak bu taşınabilir kültür varlıklarının ÜNYE MÜZESİ’nde sergilenebilir duruma getirilmesi olmalıdır. Bu konuda atılan adımları ve girişimde bulunan hemşehrilerimizi kutlarım.

            Tarihî coşku ve perspektiften Ünye’ye sevgilerle.. esen kalınız…

                                                                                                       19 Ekim 2009
                                                                                                             Ankara

Hacı Emin Caddesi'nde Ünye Müzesi olarak restoresi düşünülen tarihî Türk evi.

02.07.2004 - Fotoğrafı Çeken : ?

            KAYNAKÇA :

            1 MİSTEPE, M. Ufuk – “Milât Öncesi Zile” konu başlıklı tebliğ / 11.10.2008.
            2 ÖZSAİT, Mehmet Prof. Dr. – ÖZSAİT, Nesrin – Tarihî ve Kültürü ile Zile Sempozyumu Bildirileri ve Tarih Çağları Kronolojik Tashih Notları / 11.10.2008.
            3 BORA, Orhan – Turistik Yeşil Ünye Rehberi / 1969.
            4 KÖKTEN, İsmail Kılıç Prof. Dr. - Anadolu Ünye'de Eskitaş Devri'ne (Paleolitik) ait Yeni Buluntular / 1962.

TARİHÎ HATALAR
VE ÇARPITILANLAR

(05 Kasım 2009 tarihli Ünye Vizyon Gazetesi'nin Yıl : 1, Sayı : 4, 'Ünye Ufkunda Tarih' köşesinde yayımlandı.)

            Her yörede zaman içerisinde halka kasıtlı olarak dayatılan ya da dikkatten kaçırılan tarihî hatalar ve çarpıtmalar gündemi meşgul etmiştir. Biz de bu hafta aklımıza gelenleri.. belgeler ışığında tetkiklerinize sunmak istedik.

            “Yûnus EMRE’nin mezarı Ünye’dedir.” Delil olarak «İndik Urum'a kışladık, çok hayr u şer işledik. Oney oldu son durak, göçtük Elhamdülillah.» beyiti yeterlidir denilmiştir. Yaptığım araştırmalar, Ünye’nin ONEY adının 1930 tarihli “Resimli Ünye Rehberi” dışında hangi kaynağa dayanılarak söylendiğine dair belgenin henüz ortaya çıkarılamadığını gösterdi. İkinci bir belgeye Yûnus Emre Divânı’nın Fâtih nüshasının tıpkı basımını araştırırken ulaştım ve beyitteki ONEY yakıştırmasının çarpıtılarak oraya koyulduğunu gördüm! Doğrusu Divân’da «İndük Rûm'i kışladuk, çok hayru şer işledük / Uş bahar keldi kirü, köçdük elhamdulillah » şeklindedir.1

            Peki Yûnus Emre nerede yatmaktadır? http://unyezile.net/300.htm adresinde konu detaylandırılmış ve 21 yerleşim yerinde yatıyor iddiası araştırılmış ve mezarının nerede olduğunun kesin olarak bilinmediği anlaşılmıştır!1

            “Kanije Fâtihi Tiryaki Hasan Paşa’nın mezarı Ünye’dedir.” Delil olarak «Cumhuriyet Meydanı kurulmadan (1949) önceki yerinde bulunan mezarlıkta Tiryaki Hasan Paşa’nın mezar taşında adını görenler var!» savları öne sürülmüştür. Tiryaki Hasan Paşa’nın (1521/1530 – 27.11.1610/1611) doğum yeri kesin olarak bilinmemekle beraber kabrinin ve iç organlarının muhtemelen Budin’de olduğu bilinmektedir. Paşa, “Osman Gazi’den Atatürk’e” adlı esere göre “Ben Karadenizli yalı uşağıyım, ömrümün çoğu denizlerde geçmiştir” der.2 Merhum, Kanije Fâtihi değil Kanije Müdafii’dir.. yani kaleyi müdafaa etmiştir. Daha da ötesi Ünye’de 1949 öncesi kabrinde yatan zat da Yüksel ŞEN Bey’in ortaya çıkardığı 1996 yılına ait gazete ilânından hareketle Navarin Gazisi Ünyeli Mirliva Tiryaki Hasan Paşa’dır (1802 - 1855).3

            Eski mezar taşları üzerine tez çalışması yapan S.Ü. Sanat Tarihi Bölümü öğrencisi Harun KIRIK, aslen Ünyeli olan diğer Tiryaki Hasan Paşa’nın mezar taşını.. Ortayılmazlar Mahallesi’ndeki Hacı Osman Ağa Câmii avlusunda sergilenen mezar taşları arasında buldu. Mezar taşında şunlar yazmaktaydı : «hüve'l-baki - bahriyye mir-livalarından (denizci tuğgeneral) - ah edip bu canibi - (kırık)... mu.. iken irtihal - ......(kırık)..... - dar-ı beka itdin Tirya(k)i (ebedî âleme giden tiryaki…) - zâde merhum ve mağfur (..zâde) - Hasan Paşa ruhuna - raziy'Allahü-tealâ (Allah ondan razı olsun) - el-fâtiha sene 1272 rebiu'l-evvel (el fatiha sene 1855 Kasım).» Meydan’da yer alan mezarın ise Kanije müdafiine ait olmadığı, ancak Giresunluzâde Hacı Mustafa Efendi ve Hacı Abdullah Efendi gibi merhumlara ait olduğu iddiası yakınları tarafından ifade edilmektedir.4

            Ünye İskelesi’nin KÖPRÜ olarak adlandırılması, ÇINAR Ağacı’nın GAVAK AACI olarak dillere pelesenk olması da ayrı ve dikkat çekici diğer konular saygıdeğer hemşehrilerim.

            Esgüden Gavak Dibi’ne GOVUK DİBİ diilardı. Bildüyüz gibi Çınar Aacu'nun gövdesi yaşlanunca govuklaşmaya başlii ve ölü hücrelerden müteşekkil lignin muhtevalı bu destek doku zamanla goflaşii, dökülii ve boşalii. Uşakların aazuynan KOVUK'laşur kibarca!

            Ünye'ye ilk yerleşen Türkler Çağatay Lehçesi'ne yakun gonuşduklarundan telâffuz da zaman içerüsünde GOVUK'dan GAVAK olii.. annii misun? Nasıl mı dönişii? Aşşada bunun etimolojik açılımını veriym size u zaman. [xv+ Çağ] = Çağatay Türkçesi annamına gelii! (Kavak = [xiii Kıp] kavak veya söğüt ağacı [xv+ Çağ] yaşlanan ağaçların gövdesi içinde oluşan boşluk / ~ Fa kāwak kof, içi boş < Fa kāw çukur, oyuk ~ HAvr *kaw- a.a. < HAvr *keuə- içi boşalmak " kav2)5

            Tarihî coşku ve perspektiften Ünye’ye sevgilerle.. esen kalınız…

                                                                                                  20 Ekim 2009
                                                                                                        Ankara

            KAYNAKÇA :

            1 MİSTEPE, M. Ufuk – Yûnus Emre Nerede Yatıyor? / 2008 http://unyezile.net/300.htm
            2 KOÇU, Reşat Ekrem – Osman Gazi’den Atatürk’e, 600 Yılın Tarih Panoraması / 1953.
            4 ÜTAG - VARİLCİ, A. Derya / KABAYEL, Ahmet - “Tiryakizade” Hasan Paşa’nın Mezar Taşı Bulundu / 07.05.2008 http://www.memlekethaber.com/haber.asp?id=238113
            5 MİSTEPE, M. Ufuk – Çınar Dibinde Ünye Düşleri / 2005 http://unyezile.net/daldandala.htm

FINDIK DALDA TEKLEME
(06 Kasım 2009 tarihli Ünye Vizyon Gazetesi'nin Yıl : 1, Sayı : 5, 'Ünye Ufkunda Tarih' köşesinde yayımlandı.)

            60’lı yıllarda fındık toplamak için çocukların ellerine GIDIK dediğimiz sepetler verilir, yetişkinler de ŞELEK dediğimiz büyüklerini kollarına takarak, ışkınların yanısıra fındık tirmitlerini de tekmeleyerek bazen bahçelemeye bazen BAŞAK yapmaya bazen de fındık toplamaya giderlerdi.

            Gapçuklu fındık harmanında tırmıkla serme işleminin ardından en çok fındıkların üzerinde yuvarlanmayı severdik. Altımızda ezilen fındıklar ÇEÇ’lerine ayrılır, elimize geçen GORUK’ları da savurur atardık etrafa…

            Fındık, eski çağlardan beri bilinen bir yemiş. Kaşgarlı Mahmud, Divanü Lügat-it- Türk adlı eserinde Orta Asya Türkleri’nin fındığa “kosık” veya “kosuk” fındıklığa “kosıklık” dediklerini söylemektedir. Kuman Türklerinde “Çatlavuk”, Kazan Türklerinde “Çitlevük”, Çağatay Türkleri’nde “Çatlağuç” kelimeleri fındık karşılığı olarak kullanılmaktaydı.1

            Anavatanı muhtemelen Orta Asya ve Çin olmasına karşın (M.Ö. 2838) Çinliler fındığı son yıllara kadar tanımamaktaydı. Dünya ekonomisinin yükselen yıldızı Çin’de artık fındık tüketimi de artıyor. Çikolata sanayiini her geçen gün geliştiren Çin, hammadde olarak yoğun şekilde fındık kullanmaya başladı. Çin’deki tanıtım çalışmalarına 2001’de başlayan Fındık Tanıtım Grubu, fındığın Çince karşılığını bulabilmek için yarışma açtı. ‘Weizhenguo (Veicinguo)’ fındığın Çince’si olarak kabul edildi. FTG nin bulmuş olduğu isim olan Zhenzi (Chen-tse yahut Chen-li) olarak da adlandırılıyor.5

            Etimolojik olarak istimal edilmekte bulunan fındık kelimesi Pehlevi dilindeki (funduk) yahut (punduk) ve Avestai (benduk) ve Sanskrit (beddük) kelimesinin muarrabı olup, başı kapalı nesne manâsını ifade eder.

            Ünye Fındık Satış Kooperatifi 27.06.1939'da 1583 ortak sayısı ile kurulmuştur. Fındık Satış Kooperatifleri'nin sayısı her yıl hızla artmıştır.4 2008’de Ünye Fındık Tarım Satış Kooperatifi üye sayısı 11.862 kişidir. 33 ilde üretimi ve ekonomik anlamda 13 ilde tarımı yapılan fındık 1541 yılından itibaren Karadeniz kıyılarına getirilmiş,2 bir başka kaynağa göre de Trabzon'dan fındık ticareti ilk olarak 1403 yılında Cenevizler tarafından İstanbul'a yapılmıştır. Osmanlı döneminde ilk kabuklu fındığın 1732’de (ya da 1773) Rusya’ya, 1792’de Romanya’ya, 1851’de İngiltere’ye, 1871’de Belçika’ya ihraç edildiğini öğrenmekteyiz. Fındık ihracına yönelik ilk istatistik ise 1878’de tutulmaya başlanmış ve o yıl 5.468 ton fındık ihraç edilmiştir.1

            Ünye’de yaşayan Gürcüler'in büyük çoğunluğu H. 1293 (M. 1877 - 78) Osmanlı - Rus Savaşı'ndan sonra Batum, Acara ve Macahle’den Ünye’ye göç ederek yerleşmişler, kendilerine ormanları açarak bahçe yapmışlar, mısır yetiştirmişler, fındığın tanınmasından sonra hızlı bir şekilde fındık dikimine de başlamışlardır. Ünye ve köylerinde fındığın yayılmasında Gürcülerin payı büyüktür.3

            1860 yılında fındık, Ünye'de bilinmiyordu. Orhan BORA, Şirin Ünye kitabında "1877'de Ünye'ye fındığı muhacirler getirmişlerdir." diye yazmıştır.4 Trabzon Vilâyeti Salnâmeleri’nde (1888 – 1892) Kaza-i mezkûrun (Ünye’nin) başlıca mahsulâtı arasında fındık adı geçmemektedir. 1878 Trabzon Salnamesi, ithalât - ihracat kayıtlarına bakıldığında, ziraî mamullerden oluşan bu listede fındık başı çeker.4

            Ünye'nin öteden beri haricî ticarette önemli bir yeri vardır. Ünyeli tüccarın 1870 yılındaki savaş sırasında Ünye'den yüzlerce gemiye fındık ve fasulye yükleyerek Fransa'ya götürüp sattıkları ve bu sayede memlekete milyonlarca akçe ihraç ettikleri rivayet edilir. 1904 tarihli Trabzon Salnamesi'nde verilen izahatta; "fındık yetiştirmenin faydası Ünye Kaymakamı tarafından dahi nazarı dikkat ve himmete alınarak birçok teşvikat icrasiyle birçok fındık bahçeleri oluşturulmuştur. Bugün 82 köyde 6.980 hane ve 58.901 müstahsilin yaşamasını sağlamaktadır.4

            1910 - 1913 yıllarında yüz kilo fındık için Almanya fındığa 2 Mark, Avusturya 2,50 Kron, Fransa 4,50 Frank, Danimarka 580 Liret ödemiştir. Ünye'de savaş yıllarında 3.500.000 kilo fındık yetiştirilmiştir. Fındık Ünye için hem gelir - geçim kaynağı hem de kanayan bir yaradır.4

            Tarihî coşku ve perspektiften Ünye’ye sevgilerle.. esen kalınız…

                                                                                                  20 Ekim 2009
                                                                                                        Ankara

            KAYNAKÇA :

            1 YILDIZ, Adnan – Fındık ve Ordu / 15.04.2008.
            2 Ferhat oğlu M. FAHRETTİN / Sivas Vilâyet Mektupçusu - Ordu Külliyatı.
            3 ŞAHİN, Murat – Ünyeli Gürcüler / 2005 http://unyezile.net/gurcu.htm

            4 TAN, Aynur Zeren – Ünye’den Fındık Bilgileri / 06.09.2006.
           
5
Yeni Mesaj İnternet Gazetesi – Fındık Tartışması Alevlendi / 03.07.2009.


Devam Edecek

     
Başa Dönmek ve Sayfa Devamını İzlemek İçin Tıklayınız

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR