ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 04 Şubat 2008 tarihinde güncellenmiştir.)

.

 

YÛNUS EMRE
NEREDE YATIYOR?

Araştırma : M. Ufuk MİSTEPE
(Araştırmacı - Orman Endüstri Yüksek Mühendisi)


Alacahöyük Harabeleri - 12.05.2007

YÛNUS EMRE
NEREDE YATIYOR?

Kuzey Noktası Gazetesi
30 Ocak 2008 Çarşamba, Yıl : 2, Sayı : 31, Sh. : 7'de yayımlandı.

            Gönüllere taht kuran bir velî. "Bizim memlekette mezarı" diyebilmenin gururunda nice gönüldaşları yüzyıllar sonra dahi olsa sahip çıkmanın telâşında Yûnus'a. Ne büyük bir şeref! Adı anıldığı müddetçe ölmeyecek bir ulu zat, bir eren, bir velî O...

            14 Kasım 1998 tarihinde ÜNDER tarafından Ünye'de tertiplenen "I. Ünye Kurultayı"nda Yönetici olan şahıs Hocaların Hocası Merhum Ömer ÇAM Beyefendi'ye cevaplandırılmak üzere şöyle bir soru yöneltmişti :


ÜNDER - Ünyeliler Derneği Yayınları No. : 1, 176 sayfa, 43 - 50. sh.'de yayımlandı.
I. Baskı, Kasım 1999, Yapım : ÜNDER

            Yönetici : Ben hocama Şeyh Yûnus'la ilgili söyleyecekleri olup olmadığını sormak istiyorum.

Mevlid-i Şerîf Öncesi Yahya Cumhur TAPCI Yûnus'u Anlatıyor.

Ünye Medyası Her Zaman Olması Gereken Yerde - 26.07.2007 11:21
Ünyeliler Ü-STP Grubu Yunus Emre (Şehnuz) Türbesi Önünde.

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 26.07.2007 11:46

            Ömer ÇAM : Bunu hatırlattığınız için evvelce size teşekkür ediyorum. Ben Yûnus Emre'nin kabrinin Ünye'de olup olmadığına dair epeyce bir araştırma yaptım. Bu konuda epeyce de düşündüm. Türkiye'de Yûnus Emre'nin 11 yerde mezarı bulunduğunu söylerler. Fakat en kesin ihtimal Ünye'dedir. Bu uydurma değildir.

            İndik Urum'a kışladık, çok hayr u şer işledik.
            Oney oldu son durak, göçtük Elhamdülillah.

            Yûnus Emre'nin şu ilâhisi de benim hâfızamdan hiç eksik olmaz :

            Geldi geçti ömrüm benim
            Şol yel esip uçmuş gibi.
            Hele bana şöyle gelir
            Bir göz açıp yummuş gibi.

            İşbu söze Hakk tanıktır
            Bu can gövdeye konuktur
            Bir gün gele çıka gide
            Kafesten kuş uçmuş gibi.

            Şu dünyada bir nesneye
            Yanar içim göynür özüm
            Yiğit iken ölenlere
            Hak şerabın içmiş gibi.

Şehnuz'un Türbe İçerisindeki Kabri

Fot. : M. Ufuk MİSTEPE - 26.07.2007

            Bu ilâhi de benim hatırımdan hiç çıkmaz. Yûnus Emre.. onun için hissediyorum ki, Ünye'dedir. Çınarlık tarafındadır.

Saraçlı Mahallesi Sınırlarında Gölevi Topraklarındaki Şehnuz'un Türbesi ve Türbe İçerisindeki Kabri

Fotoğraflar : M. Ufuk MİSTEPE - 26.07.2007

            Aile dostumuz olan merhuma Yûnus Emre Dîvânı'nda yer alan, güftesi Yûnus EMRE'ye, bestesi Bekir Sıtkı SEZGİN'e ait olan "Ayak İdik Baş Olduk" Hicaz İlâhî'sinin bu altıncı beyitini hocamızın büyüklüğüne sığınarak "Hangi kaynağa dayanarak bizlere takdim buyurdunuz bu müjdeyi Sayın Hocam?" demek nasip olamadı ne yazık ki!

      
Çağdaş Dede KORKUT M. Necati SEPETÇİOĞLU'nun
M. Ufuk MİSTEPE'ye hediye ettiği "Benim Adım Yunus Emre" adlı kitabı.

            İlginç olan odur ki 13 - 19 Nisan 1982 tarihli ÇAĞRI Gazetesi'nde "Ünye'deki Şeyh Yunus EMRE" makalesinde Sayın Hasan Tahsin KADIOĞLU "Nitekim bir şiirinde şöyle demektedir... http://unyezile.net/seyh.htm

            İndik Rum'i kışladuk Çok hayr ü şer işledük
           
Uş bahar geldi girü Göçdük el-hamd ü lillâh.

            Diridük pınar olduk İrküldük ırmağ olduk
            Akduk denize tolduk Taşduk el-hamd ü lillâh».

            Bu mısralarda Rûm diyârını yani Karadeniz kıyılarını gezdiğini ve zamanın en işlek limanı olan Ünye'ye kervan yolu ile geldiğini, buraları çok sevdiğini ve 3 bahar kaldığını yazıyor." şeklinde bildiklerini araştırma makalesine aktarmıştır.

            O halde, aradan 16 yıl geçtikten sonra neden I. Ünye Kurultayı'nda Sayın Ömer ÇAM Hocamıza "ONEY OLDU SON DURAK" beyitini söylerken müdahale etmemiş ya da konuşması ardından söz alarak bildiğini aktarmaktan imtina etmiştir?

İşbu araştırma makalesi Kuzey Noktası Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

            Bu sorunun cevabını belki de hiç alamayacağız!

            Ünyeli Araştırmacı - Yazar Yüksel ŞEN Beyefendi ise Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin Yıl : 11, Sayı : 451 - 452, 20/27.03.1987 tarihli nüshalarında yayımlanan "Yûnus EMRE'nin Mezarı Üzerine" adlı makalesinde :

            "Yemyeşil çimlerin enfes bir görünüm arz ettiği, renk renk kır çiçeklerinin mis gibi koktuğu, çeşitli ağaçların gökyüzüne tırmandığı, cıvıl cıvıl kuş seslerinin efsaneleştirdiği ve daha nice emsalsiz güzellikleri ile bir doğa cenneti olan bu tepedeki mezarın, yukarıdaki tüm verilere karşın ileride, ünlü şâir ve derviş Yûnus Emre'ye ait olduğu kanıtlanırsa, çeşitli tarihî özellikleri ve emsalsiz doğa güzellikleri ile ve çok çalışkan Belediye Başkanı'mız Sayın İsmail Cerrahoğlu'nun örnek hizmetleriyle şimdilerde yurdumuzun sayılı turizm kentlerinden biri haline gelen güzel Ünye'mizin, istikbalde Dünya turizminde bile söz sahibi olabileceğinden hiç şüphemiz olmasın." demektedir.

            Bu makaleden dört yıl sonra Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin Yıl : 15, Sayı : 618 - 621, 13.05/10.06.1991 tarihli nüshalarında yayımlanan "Dünya Yûnus EMRE'yi Anıyor" adlı makalesinde ise (http://unyezile.net/yunus1.htm) şöyle demektedir :

            "Bu gezileri sırasında, Ozan'ımız o dönemlerde dahi Karadeniz'in incisi olarak bilinen, yetiştirdiği Hattatları, Kadıları, Ulemâları, ünlü Kaptanları, Şâirleri ve büyük din bilginleri ile tarihe geçen, şimdilerde ise doğal ve yapay güzellikleri ve çeşitli özellikleriyle Cennet'ten bir köşe olarak kabul edilen, yurdumuzun ve bilhassa Karadeniz'in sayılı turizm kentlerinden Ünye'ye, tarihteki adı ile ONEY'e de uğramıştır.

            Aşağıdaki dörtlük ise, bu seyahati simgeliyor.

            İndik Urum'a kışladık, çok hayr u şer işledik.
           
Oney oldu son durak, göçtük Elhamdülillah.

            Büyük bir ihtimalle, Ozan'ımız son yıllarını burada geçirmiş ve burada Hak'kın rahmetine kavuşmuştur.

            Zira, Ünye'nin Gölevi Semti'nde zümrüt yeşili çimenlerin halı gibi bezediği, renk renk kır çiçeklerinin mis gibi koktuğu, çeşidi belirsiz ağaçların gökyüzüne tırmandığı, cıvıl cıvıl kuş seslerinin efsaneleştirdiği, bir yanda bütün görkemiyle Karadeniz'in masmavi sularının atlas gibi uzandığı, hemen eteğinde Curi Deresi'nin pırıl pırıl sularının çağladığı, yaklaşık 30 dönümlük bir araziyi kaplayan ve adına Şeyh Yunus Tepesi denilen yerdeki Türbe'de yapılan araştırmalarda ele geçen belgelerin üzerinde "EMRE SULTAN" yazısının okunmuş olması, buradaki mezarın büyük bir olasılıkla, doğa ve Hak âşığı Yunus Emre'ye ait olduğunu kanıtlamaktadır.

 


                  

İndik Rûm'u kışladık
Çok hayr u şer işledik
Oney oldu son durak
Göçtük Elhamdülillah.
.

            KULFANİ mahlâsıyla şiirler yazan ozanımız Mustafa Uğur ALAN da Ünye'nin güzelliklerini anlattığı "Valla Bir Başka" isimli şiirinin bir kıt'asında :

                        "Yunus Emre Şeyh'in burda yatması,
                          Elması, armudu, üzüm asması,
                          Burda yaşayıp da kalbin atması,
                          Bir başkadır dostum, Valla bir başka."
                                                                        "KULFANİ"

diyerek, Yunus Emre'nin Ünye'de medfun bulunduğunu vurguluyor.

           Biz Ünyeliler, ozanımızın yaptığı seyahatler nedeniyle ve şiirinde vurguladığı gibi, son yıllarının şehrimizde geçtiğini ve burada vefat ettiğini ve yukarıda belirttiğim mahaldeki mezarın da Yunus EMRE'ye ait olduğunu ileri sürüyoruz."

            Sayın Yüksel ŞEN Ağabeyime 19.11.2007 günü Ankara'da konu ile ilgili olarak bu kanıya nereden vardıkları sorusunu tevcih ettim. Cevaben :

            «Başta Hasan Tahsin (SAY) KADIOĞLU Hocamızın şifahen söyledikleri olmak üzere, Ünye Ticaret Lisesi'nin 1975 yılında yayımladığı kitabın 13. sayfasından ve 1987 yılında yayımlanan Sayın İrfan TOSUN'un "Oney'den Ünye'ye" adlı kitabının 102. sayfasından esinlendim» ifadelerini buyurdular.

            Gene aynı yılda Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin Yıl : 15, Sayı : 611, 11.03.1991 tarihli nüshasında yayımlanan "Zümrüt Diyâr Ünye'de Manâ Sultanı Yûnus EMRE" adlı anonim bir makalede "İşte her zaman ihtiyacını duyduğumuz böyle bir Yunus bugün Ünye'nin bağrında yatmaktadır. Ünyeliler Şehnuz olarak adlandırdıkları türbenin Yunus Emre'ye ait olduğuna kesinlikle inanmışlardır. Bu kabir Şeyh Yunus Emre'ye aittir. Bu bilinir, bu söylenir." denilmektedir.. ama kaynak gösterilmemiştir.

            Aynı makalede devamla :

 

            "Arazi ve türbenin bulunduğu yer yüksekten dört bir yana kuşbakışı bakmaktadır. Her iki yanından ırmaklar denize akarak birleşir. Bu görüntüler Yunus'un son şiirlerine yansımaktadır.

 

Gezerim Urum'u Şam'ı
Yukarı illeri kamu
Çok istedim bulamadım
Şöyle garip bencileyin.

İndik Rûm'u kışladık
Çok hayr u şer işledik
Oney oldu son durak
Göçtük Elhamdülillah.

söz ve mısraları dillerde dolaşmaktadır. Oney, Ünye'nin eski adıdır. Selçuklu Sultanı Melik Şah (Gazi) ile Şeyh Yunus Emre aynı dergâha mensup idiler. Melik Şah "Gazi", Yunus Emre "Velî" idi. Biri toprak, diğeri gönülleri fethediyordu. Melik Gazi'nin türbesi Niksar'da, Yunus Velî'nin türbesi de Ünye'dedir." ifadeleri yer almaktadır.

            22 Şubat 1995 tarihli Ünye Şafak Gazetesi ile Hizmet Gazetesi'nin 1 Temmuz/1 Nisan 1995 tarih ve Yıl : 5, 51 - 52 sayılı nüshalarında yayımlanan "Ünye'nin Bilinen Evliyâları" adlı makalede Araştırmacı Hocamız Merhum Hasan Tahsin (Say) KADIOĞLU da şu ifadeleri kullanmıştır :

            "Ünye'deki YÛNUS EMRE Velisi'nin araştırma yazısı da şehrimizin bundan 45 yıl evvel okumuş, ulemâ takımı ile Danişment Selçukluları'nın tarihinden faydalanarak yazmak ve Ünye'nin Çağrı Gazetesi'nde ve gene "Karadeniz'in İncisi ONEY" kitabında çıkan Yûnus EMRE yazılarının sahibi H. Tahsin KADIOĞLU Hoca'ya nasib oldu.

            Ünye'deki Şeyh Yûnus EMRE (Bana göre hakiki Yûnus) budur. I. Cihan Savaşı'nda yaşlılardan dinledim. Rus zırhlılar Ünye'yi topa tutarlarmış. Ne hikmetse top mermileri şehre düşmez, hiç insan da ölmezmiş. Top mermileri şehrin sağına soluna, kırsal yerlere düşermiş. Yûnus'umuzun ve diğer bilinen Veliler'imizin kitaplara geçmiş çok çok kerametleri vardır."

            Yûnus EMRE, H. 648 / M. 1240 tarihinde doğmuş, 82 yıllık bir ömürden sonra H. 720 / M. 1320 tarihinde vefat etmiştir.

            Dr. Mustafa TATCI, "Yûnus Emre Dîvânı" adlı kitabında Yûnus'un;

            İndik Rûm'u kışladık çok hayr u şer işledik
            Uş bahâr geldi geri göçdük elhâmdülillah

benzerî beyitlerinden, O'nun, - süresi belli olmamakla birlikte - seyahat eden bir derviş olduğu neticesini çıkarmıştır.

            Aynı kitabın 601. sayfasında Tıpkı Basım STAATSBIBLIOTHEK - MARBURG NÜSHASI Numara : 2869, 1 - 97a'da Dîvân'ın Osmanlıca baskısını da vermiştir. Bu baskıda yaptığım tetkikte Dîvân'daki numarası HE - 292 olan Türkçe şiirin indeks sırasına uygun "Ayak İdik Baş Olduk" Osmanlıca Hicaz İlâhîsi görülememiştir. Bu itibarla ilâhînin Osmanlıca aslına ulaşmak gereği hâsıl olmuştur.

Yûnus Emre Dîvânı ve Staatsbibliothek - Marburg Nüshası'nda 292 - 293 Numaralı Şiirler.
  

            Yazmaların en eski ve en önemli 16 nüshasının detayı "Yûnus Emre Dîvânı" adlı kitabın 36. sayfasında verilmiştir.

              

"Yûnus'un olduğu farz edilen mezarların başlıcaları :"
.

 1. Ordu İli - Ünye İlçesi

        ÜNYE'de Saraçlı Mahallesi, Gölevi Köyü sınırlarında bulunan Şeyh Yunus Tepesi'ndeki ŞEHNUZ adlı türbe ve içindeki mezar.

1. Delil : Türbe etrafında Selçuklu Dönemi'nden kalma "Mezarlık" bulunması. (Kabir taşları halen metrûk bırakılmış da olsa mevcuttur.)

2. Delil : Türbe'de yapılan araştırmalarda ele geçen belgelerin üzerinde "EMRE SULTAN" yazısının okunmuş olması. (ŞEYH YUNUS Hazretleri’nin kabir taşında "Emre" yazısı okunmuştur.)

3. Delil : "Ayak İdik Baş Olduk" ilâhîsinde zikrolunan aşağıdaki altıncı beyit. Oney, Ünye'nin eski adıdır.

     İndik Rûm'u kışladık,
     Çok hayr u şer işledik.
     Oney oldu son durak,
     Göçtük Elhamdülillah.

4. Delil : I. Cihan Savaşı'nda yaşlıların söylediği : "Rus zırhlılar Ünye'yi topa tutarlarmış. Ne hikmetse top mermileri şehre düşmez, hiç insan da ölmezmiş. Top mermileri şehrin sağına soluna, kırsal yerlere düşermiş." "93 Harbi'nde Rus donanması Karadeniz'e çıkıp, şehirleri bombalarken, Ünye sahiline geldiğinde attığı her topa karşılık Şeyh Yunus Tepesi'nden, mukabil top seslerinin geldiği rivayet olunur."

5. Delil : Selçuklu Sultanı Melik Şah (Gazi) ile Şeyh Yûnus Emre aynı dergâha mensup idiler. Melik Şah "Gazi", Yûnus Emre "Velî" idi. Biri toprak, diğeri gönülleri fethediyordu. Melik Gazi'nin türbesi Niksar'da, Yûnus Velî'nin türbesi de Ünye'dedir."

6. Delil : Şeyh’imizin 'toprak – su – deniz - orman'a âşık olduğunu biliyoruz. Yattığı yerden halâ 50 dönüm ormanlığı koruyan, denizi.. sağ ve sol tarafında akan 2 ırmağı gören Ünye’mizdeki bu ulu zat, ŞEYH YUNUS Emre’den başkası olamaz. Türbesinin bu özelliği hiçbir yerde yoktur.

 

Yunus Emre Türbesi/Ünye

Fot. : M. Ufuk MİSTEPE - 26.07.2007

Şehnuz Türbesi'nde Yûnus'un Kabri.

Fot. : M. Ufuk MİSTEPE - 26.07.2007

Türbe'nin Selçuklu Mimarîsi'ne Uygun Kubbesi

Fot. : M. Ufuk MİSTEPE - 26.07.2007

2. Konya İli - Karaman İlçesi

        Karaman'da, Şeyhi Taptuk'la beraber Yunus Emre (Kirişçi Baba) Câmîi avlusunda. Burdaki türbede bulunan birinci kabir, câmii ve zaviyeyi yaptıran Şeyh Hoseynoğlu Kirişçi Baba'dır. İkinci kabir, Kirişçi baba Tekkesi Şeyhi, Karamanlı Şâir Kâtipzâde Yunus'un kabridir ki halk, bu zatı Yunus Emre diye tanımıştır. Üçüncü kabir de Tapduk Emre'nin kabri sayılmıştır. Dördüncü kabrin kime aid olduğu belli değildir.

        Lârende (Karaman) - Hazinei evrakın tasnifinde çıkan şu son vesikayı - hiç ehemmiyet vermiyerek - arzediyorum. Devletin resmî kuyudatı meyanında olan bu vesikada; Yûnus'ün Medine-i Lârende'de metfun olduğu ve kendisinin orada bir zâviyesi bulunduğu ve son mütevelli ve zâviyedarı Seyit Ali'nin bilâvelet fevt olduğu ve yerine Sofuzade İsmail'in tâyin edilmesi için Lârende Kadısı'nın sadarete müracaat ettiği görülmektedir. (Başbakanlık arşivi , İstanbul Evkaf Defteri Muallim Cevdet Tasnifi 1753 numaralı arıza. Belgenin ilk yayımı Burhan Toprak Yunus Emre Divanı. Remzi Kitabevi 1934)

 Kirişçibaba Câmîi/Karaman

Yunus Emre Parkı ve Mezarı
3. Bursa İli -

        Bursa Emirsultan'a giden yol üzerinde Şibli mevkiinde eski Sa'di Tekkesi'nin yanındaki mezar. Bu türbe, Pir Emir Sultan civarında, Kara Abdurrazzak Mahallesi'nde, Abdürrezzak adlı birisi tarafından yaptırılan Sa'dî Tekkesi'ndedir. Türbede dört sanduka vardır. Yunus Emre, Âşık Yunus, Abdürrezzak ve Şeyh Esad Efendi.

 
4. Manisa İli - Kula İlçesi - Emre Sultan Köyü

        Manisa'nın Kula ile Salihli arasında Emre Sultan Köyü'ndeki türbede. Kurtuluş Savaşı'ndan önce Salihli'ye, şimdi Kula'ya bağlı olan köydeki türbe, eski bir yapıdır. Ortadaki merkat, Emre Sultan'a aittir. Bundan başka biri kadın, dördü çocuk, öbürleri erkek olmak üzere dokuz mezar daha var. Merkatlerin hiçbirinde yazı yoktur. Türbenin dışında, kapı önündeki yazısız mezar, Yunus'un mezarı olarak ziyâret edilmektedir.

 

http://photo.emrekoyu.com/album.htm
5. Erzurum İli - Duzcu Köyü

        Erzurum, Müşkivant ya da Düzlüce (Tuzcu ya da Düzcü) Köyü'nde. Köyün Güney'inde ve yanında tahta parmaklıklarla çevrilmiş iki merkadin biri Tapduk Emre'ye, öbürü Yunus Emre'ye aittir. Bu mezar taşlarını, 1772'de ölen ve "Ma'rifet-Nâme" adlı değerli eserin müellifi bulunan Erzurumlu Şeyh İbrahim Hakkı diktirmiştir.


Yunus Emre Heykeli/Erzurum
6. Limni Adası

       Limni Adası'nda (Mutasavvıf Niyazi Mısrî'ye göre).

 
7. Afyonkarahisar İli - İhsaniye İlçesi - Döğer Beldesi

        Afyonkarahisar demiryolu üzerinde Döğer Köyü'nde.

 
8. Isparta İli - Uluborlu İlçesi

        Isparta Uluborlu'da.

 
9. Kırşehir İli - Ulupınar Kasabası - Ziyâret Tepe

        Kırşehir ilinin Ulupınar Kasabası ile Aksaray iline bağlı Sarıkaraman (Sarıköy) Kasabası arasında yer alan 1267 rakımlı  Ziyâret Tepe’de yatan ulu kişinin Yûnus Emre olduğu kabul edilmiştir..

Yunus Emre Türbesi/Kırşehir

 
10. Isparta İli - Keçiborlu İlçesi

        Isparta'nın Keçiborlu Kasabası yakınında. Bu mezarı Bursalı İsmail Hakkı haber veriyor. Başka bir kaynakta adı anılmamaktadır. Bu merkat, ya Yunus adına bir makamdır, yahut da başka Yunus'lardan birine aittir.

 
11. Niğde İli - Aksaray İlçesi - Tapdık Köyü

        Konya (Şimdi Niğde'ye bağlı) Aksaray'ında (Tapdık Köy) Ortaköy'deki mezarı (Aksaray - Kırşehir arasındaki türbe). Bu mezar ya bir makamdır, yahut Yunus adlı bir başka erene aittir, yahut da Yunus'un hâtırası, böyle bir mezar icad edivermiştir.



http://www.delikanforum.net/showthread.php?t=52375
12. Afyonkarahisar İli - Sandıklı İlçesi - Yeniçay Köyü

        Afyonkarahisar Sandıklı'da Yeniçay (Çayköyü) Köyü (Mahallesi). Bu mezarı ziyâret ettiğini rahmetli Sâdeddin Nüzhet ERGUN söylemişti. Bu da bir makam, yahut bir başka Yunus'a ait merkattir, çünkü eski kaynaklardan hiçbirinde bahsedilmiyor.




Yunus Emre Türbesi/Sandıklı
13. Eskişehir İli - Mihalıçcık İlçesi - Sarıköy

        Eskişehir'in Mihalıçcık İlçesi'ne bağlı
    Sakarya Sarıköy'deki türbe mezar. Eskişehir Sarıköy’de yapılan bir tren yolu inşası sırasında bulunan  sahipsiz bir mezarın Yunus Emre’ye ait olduğunun iddia edilip bölgeye Yunus Emre adının verilmiştir. Yunus’un hayatında önemli bir yeri olan Ortaköy’deki Sivrihisar Hacıbektaş’a 75 km, Eskişehir Sarıköy’e en az 400 km uzaklıkta yer almaktadır. Ulaşımın yaya yapıldığı o dönemin şartları düşünülürse Yunus Emre’nin hayatında önemli yeri olan Sivrihisar’ın, Ortaköy yakınlarında yer alan Sivrihisar Köyü, Sarıköy’ün ise bugün Sarı Karaman  olarak bilinen yer olma ihtimali daha gerçekçidir. Bursa'da sonradan keşfedilen ve Mihalıççık'ta bulunan mezar, mensuplarının, her yıl törenle Bursa'da gömülü Emir Sultan'ı ziyarete gittikleri malum olan ve şiirlerinde de Emir Sultan'ı ve türbesini öven Halveti Yunus'a aittir ki, bu Yunus, dili bakımından da yenidir ve bizim Yunus Emre'den aşağı yukarı bir buçuk asır sonra yaşamıştır.

Sarıköy Yunus Emre Müzesi Önündeki Heykel

http://www.benimblog.com/yunusemre/

Yunus Emre Türbesi/Eskişehir

Mihalıçcık/Sarıköy

14. Sivas İli

        Sivas yakınında bir yol üzerinde. Böyle lâf olur mu demeyin; bunu, Sâdeddin Nüzhet ERGUN'a, Konya Müzesi Müdür Muavini rahmetli Ermenâkli Şâir Rüştü haber vermiş. Mezarda, üstünde bir kıt'a bulunan bir taş da varmış. Rüştü, Sâdeddin'e o kıt'ayı da yazıp vermiş. Sâdeddin, mezarının yerini hatırlayamadığı gibi kıt'ayı da bulamadı. Yahut huyu iktizâsı, hatırlamak, bulmak istemedi. Abdülbâki GÖLPINARLI

 
15. Konya İli - Doğanhisar İlçesi - Koçaş Beldesi

        Konya İli, Doğanhisar İlçesi, Koçaş Beldesi'ndeki Külliye'de.

16. İzmir İli - Tire İlçesi

        İzmir Tire İlçesi'nde Yunus Emre Camii Külliyesi'nde (Vakf-ı Camii Şerif-i Yunus Emre der Tire).

 
17. Tokat İli - Niksar İlçesi

        Tokat'ın Niksar İlçesi'nde.

 
18. Bolu İli

        Bolu'da.

 
19. Azerbaycan Toprakları

        Azerbaycan'da 3 mezar.

 
20. Kırşehir İli - Hacıbektaş İlçesi - Sivrihisar Köyü

        Kızılırmak kenarında Hacıbektaş Kasabası'na çok yakın Sivrihisar'daki Yûnus'un kabri. Hacı Bektaş Velâyetname’sinde adı sık sık geçen Sivrihisar yerleşim yeri, Eskişehir’in Sivrihisar ilçesi değildir. Çünkü Hacı Bektaş-ı Velî Velâyetnamesi’nde, İbn Bîbî’nin Selçukname’sinde, Sivrihisarlı Baba Yusuf’un halen Konya’da bulunan 401 sayfalık Kitab-ı Mevhûbı Mahbûb adlı eserinde, Kerimüddin Mahmud’un Müsameret-ül Ahbar ve Müsameret-ül Ahyar isimli eserlerinde sık sık geçen Sivrihisar Kalesi ve Sivrihisar Köyü bilgisini Merhum Abdülbaki Gölpınarlı ve diğer bazı  yazarlar yeterince güvenli bularak, belki de hiç araştırma gereği duymadan, Yunus’un Eskişehir iline ait Sarıköy'de yattığı hükmüne varmışlardır.

 
21. Balıkesir İli

        Balıkesir'de Gönen İlçesi'nde.

 

            Görüldüğü üzere Türkiye'de ve Türkiye dışında Yûnus'un gömülü olduğu iddia edilen birçok yer vardır. Şüphe yok ki bunlardan yalnız biri gerçek mezar olabilir, diğerleri makam'dır. Türk Milleti, bir ermiş şâir olarak çok sevip benimsediği Yûnus Emre için muhtelif yerlerde makamlar meydana getirmiştir.

Yunus Emre Türbesi - Mihalıçcık

            Abdülbâki GÖLPINARLI ise "Yunus Emre Hayatı ve Bütün Şiirleri" adlı eserinde :

            İndik Rûm'u kışladık çok hayr u şer işledik
            Uş bahâr oldu gerü göçtük elhamdü lillah

beytini alıntı yaparak şöyle demiştir : ... gibi beyitler, onun bir hayli gezdiğini de bildirir ki bu gezişler, her halde olgunluk devresinde, öbür gezginci dervişler gibi, yolunu ve inancını yaymak için ihtiyar edilmiştir. İhtiyarlık çağınıysa, doğduğu Sarıköy'de geçirmiş, orada ebediyete intikal etmiş, tekkesinin avlusuna defnedilmiştir.

            Oysa Kırşehir İl Özel İdaresi Web Sitesi'nde "Hacı Bektaş Velâyetname’sinde adı sık sık geçen Sivrihisar yerleşim yeri, Eskişehir’in Sivrihisar ilçesi değildir. Çünkü Hacı Bektaş-ı Velî Velâyetnamesi’’nde, İbn Bîbî’nin Selçukname’sinde, Sivrihisarlı Baba Yusuf’un halen Konya’da bulunan 401 sayfalık Kitab-ı Mahbub-i Mahbub adlı eserinde, Kerimüddin Mahmud’un Müsameret-ül Ahbar ve Müsameret-ül Ahyar isimli eserlerinde sık sık geçen Sivrihisar Kalesi ve Sivrihisar köyü bilgisini Merhum Abdülbaki Gölpınarlı ve diğer bazı  yazarlar yeterince güvenli bularak, belki de hiç araştırma gereği duymadan, Yunus’un Eskişehir iline ait Sivrihisar ilçesinde yattığı hükmüne varmışlardır." ifadeleri yer almaktadır.

İki Ayrı Yûnus Dîvânı'nda Giriş Sayfası ve Ön Kapak.
  

            Gölpınarlı, adı geçen 567 sayfalık eserinin YATTIĞI YER konu başlığında Yûnus EMRE'nin mezarının bulunduğu yerler hakkında şu bilgileri bize aktarmaktadır :

            "Yûnus EMRE, Bektâşi Vilâyet-Nâmesi'nde (Menâkıb-ı H.B.V.) Eskişehir'e yakın  Sarıköy'lü gösterilmekte ve o köyde medfûn olduğu bildirilmektedir. Bu eser, önceden de söylediğimiz gibi halk ve bilhassa Bektaşî inançlarını, Hacı Bektaş'a bağlı olanlarını rivâyet ve kanâatlerini tesbit eden dâstânî bir eserdir ve bu eserden çok sıkı bir intikadla faydalanılabilir. Ancak, Uzun Firdevsî tarafından 1481'le 1501 arasında toplanıp tasnif edildiğine göre şüphe yok ki Yunus'un, Sarıköy'deki mezarı, XIV. yüzyılda da Sarıköy'de bilinmekte ve kabul edilmektedir. Kütahya'da, Vâhid Paşa Kütüphanesi'nde bulunan ve 912'de (1506) yazılmış olan «Menâkıb-ı Evliyâ»da, «Şeyhu Meşâyihiz - zaman Yûnus Emre kim makaam-ı mübârekleri Sarıköy'dedir» kaydı var. 918'de (1512) vefât eden ve Eyüp Türbesi avlusuna defnedilen Baba Yûsuf-ı Hakkıykın'ın 913'te (1507) yazdığı «Kitâb-ı Mevhûbı Mahbûb»da da Yûnus'un burada yattığı belirtilmekte, Hacı Bayram'ın (833 H. 1429) buraya «Kırklar Makamı» dediği bildirilmekte, Şeyhi Hâmid-i Velî'den de (815 H. 1412) bahsedilmektedir. 938'de (1531) vefât eden Lâmi'î, «Nafahât Tercemesi»nde Yûnus'un, Porsuk Suyu'nun Sakarya'ya karıştığı yerde yattığını bildirmekte, «Şakaayık»ta da Taptuk'un Sakarya Nehri'ne yakın bir yerde doğduğu kaydedilmek sûretiyle yaşadıkları bölge belirtilmektedir. Öbür rivâyetler, bu ilk kaynaklarda yoktur. Yûnus'un birçok yerde gösterilen mezarlarının bir kısmı, belki ona âit makamlardır. Bir kısmıysa keşiflerin kerâmetlerin, ruyâların icâd ettiği mezarlardır ve çeşitli sebeplerle bunların Yûnus Emre'ye âit olduklarını ispat için düzme kitapçıklar bile yazılmıştır.

     

            Gölpınarlı, Yûnus Emre'nin bütün şiirlerini ihtivâ eden eseri için "İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi'ne mülhak Fatih Kitapları arasında 3889 No.'da kayıtlı Dîvân esas ittihâz edilmiştir." demektedir. Bu durumda bahse konu İlâhî'nin Osmanlıca aslının fotokopisini bana iletmek üzere Ünyeli araştırmacılardan yardım talebinde bulundum.

            Sayın Gölpınarlı ve Sayın Tatcı'nın bizlere sundukları "Ayak İdik Baş Olduk" ilâhîsinin Türkçe aktarımlarında bazı ağız farklılıklarının göze çarptığını söyleyebiliriz.


GÖLPINARLI TÜRKÇESİ

Hicaz İlâhî - CXIV

Hak'tan inen şerbeti içtik elhamdü lillâh
Şol kudret denizini geçtik elhamdü lillâh.

Şu karşıki dağları, meşeleri, bağları,
Sağlık safâlık ile aştık elhamdü lillâh.

Kuru idik yaş olduk kanatlandık kuş olduk
Birbirimize eş olduk uçtuk elhamdü lillâh.

Vardığımız illere şol safâ - gönüllere,
Halka Taptuk ma'nîsin saçtık elhamdü lillâh.

Beri gel barışalım yad isen bilişelim
Atımız eğerlendi eştik elhamdü lillâh.

İndik Rûm'u kışladık çok hayr-ü şer işledik,
Uş bahâr oldu geri göçtük elhamdü lillâh.

Dirfilli pınar olduk irkildik ırmağ olduk
Aktık denize daldık taştık elhamdü lillâh.

Taptuk'un tapısında kul olduk kapısında
Yunus miskîn çiğ idik piştik elhamdü lillâh. (*)

(*) Mısra' «çiğ idi pişti» tarzında yazılmışsa da kaafiye bakımından yazdığımız tarzda olması zarûridir.


TATCI TÜRKÇESİ

Beste : Bekir Sıtkı SEZGİN - HE 292

Hak'dan gelen şerbeti içdük el-hamdüli'llâh
Şol kudret denizini geçdük el-hamdüli'llâh

Şol karşuki dağları mîşeleri bâğları
Sağlık safâlık ile aşduk el-hamdüli'llâh

Kurıyıduk yaş olduk ayağıduk baş olduk
Kanatlanduk kuş olduk uçduk el-hamdüli'llâh

Varduğumuz illere şol safâ gönüllere
Halka Tapduk ma'nîsin saçduk el-hamdüli'llâh

Beri gel barışalum yadısan bilişelüm
Atumuz eyerlendi eşdük el-hamdüli'llâh

İndük Rûm'ı kışladuk çok hayr-u şer işledük
Uş bahâr geldi girü göçdük el-hamdüli'llâh

Dirildük pınar olduk irkildük ırmak olduk
Akduk denize dolduk taşduk el-hamdüli'llâh

Tapdug'un tapusında kul olduk kapusında
Yûnus miskîn çiğidük pişdük el-hamdüli'llâh

Hazırlayan : Dr. Mustafa TATCI
Eser Adı : Yûnus Emre Dîvânı (790 sh.)

            Fatih nüshasında bulunmayan şiirlerin yazıldıkları dîvân ve mecmûalar şunlardır :

            R. Y. : Râif Yelkenci'de bulunan XIV. - XV. yüzyıla ait Dîvân.
            Prof. R. : XIV. Yüzyıl'a ait ve müteveffa Prof. H. Ritter'de bulunan Mecmûa.
            R. Y. Mec. : Râif Yelkenci'de bulunan aynı yüzyıla ait Mecmûa.
            N. O. : Nûruosmanî Kütüphanesi'nde Hicrî 940'da tertiplenmiş Mecmûa, No. 4904.
            Y. E. : Hicrî 1111 temellük kaydını ihtivâ eden ve Hicrî X. Yüzyıl'a ait olduğu anlaşılan, Süleymaniye'ye mülhak Yahya Efendi nüshası, No. 348.
            M. M. : Murat Molla'da bulunan ve yeni yazmalarda mevcut olan, bizce Yûnus'a aidiyeti şüphe götürmeyen şiirler.


                                  

İndük Rûm'ı kışladuk
Çok hayr-u şer işledük
Uş bahâr geldi girü
Göçdük el-hamdüli'llâh
.

            Yûnus Emre ile ilgili Türkçe alfabeyle yazılan kitapların tarafımdan yapılan tetkikinde "Ayak İdik Baş Olduk" ilâhîsinin bazı küçük ağız ve kelime farklılıkları dışında hemen hemen aynı olduğu gözlemlendi.

            "ONEY OLDU SON DURAK" yerine, taradığım kitaplardaki beyitlerin tamamında "UŞ BAHÂR GELDİ GİRÜ" ifadesinin yer aldığı tespit olundu.

            Yûnus'u gerçekten anlayanlar "Yûnus'un mezarı toprakta değil, gönüllerdedir" fikrinden hareket etmişlerdir. Yûnus Emre'nin üç ayrı mezarına sahip bulunan Azerbaycanlı kardeşlerimizin yetiştirdiği değerli şâir Aziz Bahtiyar Vahapzâde ne güzel söylemiştir :

             

YÛNUS EMRE'YE
Bir yerde ölüp, bes, niye min yerde doğuldu?
Aşkında yanırken yeniden bir de doğuldu
Şi'rindeki hikmetli satırlarda doğuldu
Bir yerde ölüp, bes niye min yerde mezârı?
Hergün kazılır çünki gönüllerde mezârı,
Otlarda, çiçeklerde ve gönüllerde mezârı.
Efsâne mi, gerçek mi? Bu insân nice insân?
Varlık sesidir, kopmuş o Türk'ün kopuzundan.
 

.
SELÂM OLSUN

                    
Gelin tanış olalım
İşi kolay tutalım
Sevelim sevilelim
Bu Dünya kimseye kalmaz

            Yûnus Emre'nin Risâletü'n - Nushiyye adında bir mesnevisi ve şiirlerinin toplandığı Dîvân'ı bulunmaktadır. Yapılan araştırmalara göre şiirlerinin toplandığı 'Dîvân'ın ölümünden yetmiş yıl sonra düzenlendiği anlaşılmıştır.

            Anadolu'da 'Yunus Emre' adını taşıyan ve Yunus Emre'den çok sonraları yaşamış başka şâirlerin yapıtlarıyla karışan şiirlerinin bir bölümü dil incelemeleri sonunda ayıklanmış, böylece 357 şiirin onun olduğu konusunda görüş birliğine varılmıştır. Gene Yûnus Emre adını taşıyan ve başka şâirlerin elinden çıktığı ileri sürülen 310 şiir daha derlenmiştir. http://www.siirgen.org/siir/y/yunus_emre/yunus_emre.htm


Araştırmada Tetkik Ettiğim Bazı Yûnus Emre Konulu Eserler

            Kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre Yûnuslar ve Emreler sanıldığından çok fazla. Ve bunların yazdıkları şiirler ne yazık ki birbirine iyice karışmış ve Dîvân'da bile farklı Yûnus'ların şiirlerini bir arada görmek olası. Bunlar arasında Bursa'da XV. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen bir Âşık Yunus'un yaşadığını söylemek mümkünse de diğer Yunuslar'la ilgili bilgi ve belge bulunmamaktadır. Örneğin : Birisi, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'ye yetişmiş Yûnus; ötekisi, Bursa'da Emir Sultan'a yetişmiş Yûnus... Birisi Mevlânâ'dan biraz genç; ötekisi Emir Sultan'dan biraz genç... Emir Sultan'dan feyz almış, Emir Sultan'a bağlı... Bu ikinci Yûnus daha ziyade, "Şol cennetin ırmakları" "Kâbenin yolları bölük bölüktür" gibi ilâhileri söyleyen... Yâni bizim Yûnus'un diye sevdiğimiz şiirlerin yüzde altmışı - yetmişi Bursalı Yûnus'undur. Bu eski Yûnus ile, Mevlânâ zamanına yakın Yûnus ile öteki Bursalı Yûnus arasında yüz küsur yıl zaman farkı var... Üslûb farkı var... Bu Yûnus'un dili başka, Bursalı Yûnus'un dili başka... Mevlânâ'ya çağdaş Yûnus başka, Bursalı Yûnus başka... İkisi ayrı şahsiyet... http://www.dervisan.com/kitap/yunusemre/ye6.html

Şehnuz'un (Yunus Emre) Kabri'nin Türbe Yapılmadan Önceki Fotoğrafları
 

Şehnuz'un kabrinin çatı örtüsü Göreleli Taşçı Ustası Cemal KÜLÜNK tarafından yapılmış ve masrafları karşılanmıştır.

 

            "Ayak İdik Baş Olduk" ilâhî şiirinde, seferden bahsedilmekle beraber, ödevini yapmış bir adamın iç rahatlığı, gönül huzuru var. Burhan TOPRAK'ın Yunus Emre Divanı'nda 1960 yılında Türk alfabesiyle yazdığı şekliyle;

            İndik Rûm'u kışladık, çok hayr - ü şer işledik
            Üş bahar geldi, geri göçtük Elhamdü lillâh

beytinde de Kış mevsiminde, Rûm ülkesine indiğini, Kış'ı Anadolu'da geçirdikten sonra baharın gene göçtüğünü anlatıyor. Demek ki bir müddet, Anadolu'da değil, yukarı illerde oturmuştur, fakat gene de Anadolu'yu ihmal etmemiştir, ülkesine gelmiş, Kış'ı orda geçirmiştir.

            Oysa, İsmail Nâzım ERGENEL'in 1942 yılında Türk alfabesiyle yazdığı Yunus Emre Divanı adlı kitapçıkta;

            Kış geldi kışladık, çok hayırlar işledik
            Uş bahar oldu, geru göçdük elhamdulillah

denilmektedir.

Burhan ÜMİT - İsmail Nâzım ERGENEL - Burhan TOPRAK İmzalı Yûnus Emre Yayınları
   
Araştırmada Tetkik Ettiğim Bazı Yûnus Emre Konulu Eserler

            Şiirin bu beytindeki farklı aktarımlar dikkat çekicidir. İster istemez bu beytin orijinal Osmanlıca yazmasındaki halini görme isteğine insanın odaklanmasını zorunlu kılmaktadır. Yukarıda da değindiğim gibi 292 no.'lu şiirin Türkçe'si ile Osmanlıca'sı da bambaşka şiirlerden oluşmaktadır. Farklı kütüphanelerdeki diğer yazmaların orijinal baskıları incelenip şiirin bu beyti hakkında son nokta teşhisi konulmalıdır.

YÛNUS EMRE DİVANI - 1328 Baskı

            Bu düşünce ile Kültür Danışmanı ve Araştırmacı bir büyüğüm ile yaptığım istişarede.. şiir yazım tekniği ve vezin ölçüleri açısından "Oney Oldu Son Durak" ifadesinin şiire daha bir oturduğu duyumu araştırma için beni daha da cesaretlendirdi.

            SON NOKTA :

            17.01.2008 tarihinde Ankara'da Adilhan Kitap Pasajı'nda Yûnus Emre Dîvânı'nın Fatih Nüshası'nın TIPKIBASIMI'na ulaşıverdim. Artık düğüm çözülecekti. Ömer ÇAM Hoca bizlere güvenilir bilgi mi aktarmıştı yoksa belgelenemeyecek bir yakıştırmayı mı gönderme yapmıştı? Osmanlıca eserin sayfalarını heyecanla çevirdim ve şiirin bulunduğu sayfaya ulaştım. Şiirin tamamı üç sayfaya dağılmıştı ve şaibeli beyit ikinci sayfasındaydı.

Yûnus Emre Dîvânı'nın Fatih Nüshası'nın TIPKIBASIMI

            Ve az buçuk Arapça okumam ile şiirin Türkçe'sini hecelemeye başladım. Ne yazık ki dudaklarımdan dökülenler Ömer ÇAM Hocamızı teyit etmiyordu.. keşke etmiş olsaydı diye geçirdim içimden.. ama bir araştırmacı için gerçeği bulmak ve görmek acı da olsa kaçınılmazdı.

"Ayak İdik Baş Olduk" Hicaz İlâhîsi'nin Orijinal Metni.

Yûnus Emre Dîvânı'nın Fatih Nüshası'nın TIPKIBASIMI

            'Yûnus Emre Divânı' yazmalarında "Ayak İdik Baş Olduk" hicaz ilâhîsini orijinallerinden görüp, incelemek suretiyle "ONEY OLDU SON DURAK" ya da "UŞ BAHÂR GELDİ GİRÜ" meselinin çözümüne böylece son noktayı koymuş olduk. Araştırmamız ONEY muamması hariç, Ünye'nin inanç turizmi açısından olumsuz bir gelişmeyle son buldu.

            Yûnus Emre aşağıda görüldüğü gibi "Oney oldu son durak, göçdük elhamdülillah" sözlerini şiirinde kullanmamış. "Uş bahar keldi, kirü köçdük elhamdulillah" demiş!

"Ayak İdik Baş Olduk" Hicaz İlâhîsi'nin Orijinal Beyti.
Yûnus Emre Dîvânı'nın Fatih Nüshası'nın TIPKIBASIMI'ndan alıntı yapılmıştır.

İndük Rûm'i kışladuk, çok hayru şer işledük / Uş bahar keldi kirü, köçdük elhamdulillah.

            KISSADAN HİSSE :

 

            Varalım onun gerçek hayatı hakkında bilgi sahibi olmayalım, birçok şehir mezarını sahiplensin. O, sevenlerinin ve onu anlamak isteyenlerin kalbinde taht kurmuş, yaşamaktadır. Yedi yüz yıl sonra insanımıza bir parça Yûnus Emre soluklandırabilirsek, ne mutlu bizlere!

 

            Nereli olursa olsun ve nerede gömülü bulunursa bulunsun, bütün Türkler, bütün tanıyıp sevenler, ona aynı yakınlıktadır ve böylesine büyük bir şahsiyet yetiştirebilmiş olmanın öğüncü de tabiatiyle bütün Türk Milleti'ne âittir.

 

            Zannımca mes'elenin mânâsına son derece uygun bir uzlaşma noktasını "Onun yattığı yer, bütün Türk Milleti'nin kalbidir", "Yûnus'un hakîkî mezarı onu sevenlerin gönüllerindedir." cümleleri göstermektedir.

     

            Lâkin bütün bunlar hakikat olsa da Yûnus'un mezarını meydana çıkarsak ne olacak? Hiç! Binaenaleyh Yûnus Emre'nin mezarı üzerinde niçin ısrar etmeli? O öldükten sonra tamamıyla kendisinde, yani bizdedir. Padişahlara, Enderun şâirlerine, Mevlâna'lara, sultanlarla vezirlerine muhteşem mezarlar lâzım olabilir. Lâkin bu boş şaşaadan nefret eden insanlar da vardır. Bu gibi adamlar için - yani hakiki adamlar için - dünyanın bütün türbeleri küçük ve dardır. Eğer bugün Ruslar'ın, Almanlar'ın ve İngilizler'in nihayet Türkler'in yaptıkları bütün araştırmalara rağmen Yûnus Emre'ye ait hiçbir iz bulunmuyorsa şüphe etmeyelim ki Büyük Adam bu akıbeti kendisi istemiştir.

Yûnus Emre Dîvânı'nın Fatih Nüshası'nın TIPKIBASIMI'nda İç Kapak Sayfalar.
  
M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi

            SON SÖZ :

            Ünye adlarına ilişkin yapmış olduğum araştırmalarda ne yazık ki (http://unyezile.net/yabanci.htm) bugüne dek belge olarak Ünye'nin adının 'ONE ve ONEY' olduğuna dair bir belge ne ele geçirmiş ne de görmüş değilim. Bu husus da Ömer ÇAM Hocamızla birlikte sır olup bilinmezler dünyasına gidiverdi maalesef!

            Yûnus'ça ve Yûnus sevgisinde kardeşçe kalmamız ümit ve temennisiyle...

       
Yûnus Emre Divan ve Risaletün-Nushiyye

            KAYNAK ESERLER :

            1. GÖLPINARLI, Abdülbâki - YUNUS EMRE Hayatı ve Bütün Şiirleri - Altın Kitaplar Matbaası / 1981, 4. Baskı, 567 sh.

            2. TATCI, Dr. Mustafa - YÛNUS EMRE DÎVÂNI - Akçağ Yayınları / 256, Türk Halk Klâsikleri / 1, 2. Baskı / 1998 Ankara, 790 sh.

            3. T.C. KIRŞEHİR İL ÖZEL İDARESİ Web Sitesi - http://www.kirsehirozelidare.gov.tr/yunus%20emre%20turbesi.htm

            4. USLU, Mustafa - Yunus Emre Divanı'ndan Seçmeler - Karanfil Yayınları, İstanbul / Kasım 2004, Baskı - Cilt : Kurtiş Matbaacılık, 200 sh.

            5. YEŞİLDAĞ, Yılmaz (Editör) - Yunus Emre Divanı'ndan Seçmeler - Tekin Yayınevi, Baskı - Cilt : Yaylacık Matbaası, 232 sh.

            6. GÖKDEMİR, Sevgi - GÖKDEMİR, Ayvaz - Yunus Emre Güldeste - Kültür Bakanlığı yayınları / 1112, 1000 Temel Eser Dizisi / 166, 4. baskı, Bşb. Basımevi - 1996 Ankara, 140 sayfa.

            7. GÖLPINARLI, Abdülbâki - YUNUS EMRE ve Tasavvuf - İnkılâp Kitabevi, İstanbul 1992, 2. Baskı, 520 sh.

            8. ÜMİT, Burhan - YUNÜS EMRE DİVANI - Muallim Ahmet Halit Kitaphanesi, İst./1933, 240 sh. İstanbul - Ankara Matbaası.

            9. TOPRAK, Burhan - YUNUS EMRE DİVANI - 4. Basılış, İnkılâp Kitabevi, 238 sh., Tan Matbaası, İst./1960.

          10. ERGENEL, İsmail Nâzım - YUNUS EMRE DİVANI - İst. Ülkü Matbaası, 1942, 48 sh.

          11. KÜLTÜR Bakanlığı - YUNUS EMRE DÎVÂNI Fatih Nüshası TIPKIBASIMI - Kültür Bakanlığı Yayınları 1362 - Klâsik Türk Eserleri Dizisi 18, ISBN 975-17-0951-2, 1991/Ankara, 72.500 TL.

              
Fotoğraf : İbrahim GÜRKAN

 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR