|
ŞÂİRLERİN |
|
Tebliğ : Yrd. Doç. Dr. Mehmet YARDIMCI
(Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğt.
Fak. Türkçe Eğt. Böl.)
Yrd. Doç. Dr. Mehmet YARDIMCI Fotoğraf Arşivi
ŞÂİRLERİN
DİLİNDE VE TELİNDE
ZİLE
ZİLE DİNÇERLER TURİZM İŞLETMECİLİĞİ VE
OTELCİLİK YÜKSEK OKULU
2008 YILI TURİZM HAFTASI ETKİNLİKLERİ 16 NİSAN 2008 TARİHLİ KONFERANS BİLDİRİSİ
Bekir Altındal, Mehmet Yardımcı, Teoman Duman, Mehmet Kocaman, M. Ufuk
Mistepe
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi - 16.04.2008
Milletleri millet yapan özelliklerin başında o milletin kültürü ve sanatı gelmektedir. Her kültür kendi içinde uyum sağlayıp bir bütünlük oluşturur. Kültür toplumsal bütünleşmenin temelidir. Bu toplumsal bütünleşmede o yörede yetişen sanatçıların payı büyüktür.
Her toplumu kaynaştıran, bir arada tutan, tasada ve kıvançta ortak eylemler sergileten çeşitli değerler bulunmaktadır. Bu değerler içinde en önde gelenleriyse toplumun aynası konumundaki âşıklardır.
Âşık olan
kelâmından bellolur
Hayır işi şerre
yazmaz âşıklar
der Zileli Zefil Necmi. Saz ve söz erbabı usta âşıkların deyişlerini okudukça hep Necmi’nin bu deyişi aklıma gelir.
Konferans
Sonrası Katılımcılar Hâtıra Pozu Verirken
M. U. Mistepe, B. Altındal, Teoman Duman, M. Yardımcı, M. Kocaman
Fotoğrafı Gönderen : Öğr. Gör. Mehmet KOCAMAN - 16.04.2008
Zile
Âşık edebiyatı, yüzyıllar içinde her türlü olumsuzluğa rağmen varlığını koruyabilmiş önemli edebi disiplinlerden biridir. Bu edebiyat, kimi zaman halkının gözü, kulağı, kalbi ve dili olmuştur. Ağanın, beyin, paşanın yüzüne söylenemeyenler âşığın sazının ucunda en özgün biçimde çekinmeden dile getirilmiş, âşık yüzyıllar içinde her dönem kendisine düşen görevlerin üstesinden gelmiştir. Bir bakıma çağının aynası olan âşık, her gönülde bir yer bulmuş, halkın derdini, dileğini, sevgi ve nefretini dizelerinde şekillendirmiştir.
Edebiyatımıza giren sayısız yazı türleri olmasına karşın, biz edebî zevkimizi yüzyıllar boyu şiirden almış, şiiri sevmiş, şiiri benimsemişizdir. Edebiyattan söz edilince önce şiir düşünmemiz yüzyılların bize bıraktığı büyük mirastan kaynaklanmaktadır.
Halk şiiri Türk halkının sosyal ve kültürel yaşamının aynasıdır. Arı - duru bir dille pek çok tarihî olay ve sosyal olgu âşıkların dilinde ve telinde belgeleşir. Bu belge hiçbir zaman tarih değil, sadece o dönemin ileriki yıllara kalan izleridir.
M. Ufuk MİSTEPE Slayt Destekli E-Sunum Yaparken, Masada
Bekir Altındal, Mehmet Yardımcı, Teoman Duman ve Mehmet Kocaman
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi - 16.04.2008
Osmanlı toplum düzeni âşıkların dilinde yeri gelmiş :
Şalvarı şaltak Osmanlı
Eğeri kaltak Osmanlı
Eken de yok biçen de yok
Yiyen de ortak Osmanlı
biçiminde kıyasıya eleştirilmiş, yeri gelmiş devlet görevlilerinin baskı, vurgun ve talanı
Rüşvet ile yazar hâkim hücceti
Hüccet ile alır kadı rüşveti
biçiminde dile getirilirken Zileli Talibî de ağır vergiler altında inim inim inleyen halkın durumunu
Talibî’yim kurtulmadım
çileden
Mültezimler öşür alır kileden
En doğrusu kaçmak imiş
Zile’den
Hiç gelmemek nurun âlâ nur imiş
biçiminde dizelere aktarıp sözlü tarih yazıcılığı görevini yerine getirmiştir.
Zileli Talibî âşık edebiyatının en güçlü dönemi olan 18. yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl başlarında Anadolu’nun en usta âşıklarından biri konumundadır.
Çıraklarından Zileli Fedaî İstanbul Kumkapı’daki çalgılı kahveye gittiğinde Zileli olduğunu söylediği zaman orada bulunan âşıklar Talibî’yi sormuşlar. Fedaî de ünü çok yaygın olan ustasının öldüğünü belirtmek için :
Dediler mevlidin
olur nereden
Dedim ki aslımız
olur Zile’den
Dediler Talibî
n’oldu oradan
Dedim bir Fâtiha
ihsan İstanbul
biçimindeki bir dörtlüğünde ustasını andığı meşhur İstanbul Destanı’nı söylemiştir.
Yrd. Doç. Dr. Mehmet YARDIMCI Tebliğini Redakte Ederken
http://kisi.deu.edu.tr/
Yine Zileli Âşık Hüseyin :
Sene bin yüz
doksan yedi yazıldım
Zulüm arttı
dayanılmaz zoruna
Hak'kın birliğine
iman getirdim
Kail oldum
hayırına şerrine
Hüseyin’im eydür kemal isterler
Ne rızk
isterler ne mal isterler
Sorgu
sual vardır diye amel isterler
Varınca
Zile’de kabir yerine
deyişi ile de Osmanlı döneminde vergi yüzünden Zile halkının çektiği çileyi belgelemiştir.
Âşık Türk töresine bağlı olup elinde sazı, dilinde Türkçe deyişleri ile toplum içinde yaşayan, halk kaynağından kana kana içen gönül adamıdır.
Âşık; sazı ve sözü ile kötüyü, kötülükleri yerip, iyiyi ve iyilikleri öven, haksıza karşı olup haklının yanında yer alan cesur kişidir. O içleri buruk, boyunları bükük olanların, gurbette köyündeki kağnı gıcırtısını rüyalarında görenlerin, başlık parası için çeşitli iş kollarında ter dökenlerin dert ortağıdır.
Turizm Haftası Etkinlikleri -
Kültür Evi Bahçesinde Kağnı ve Döğenler
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 15.04.2008
Âşıklar genelde idealist dünya görüşüne bağlıdırlar. Minnet ve gam âşığı nereye gitse gölge gibi kovalar. Sazdan sözden dökülen hep acıyla yoğrulmuş olan bir hayatın hikâyesini anlatır. Bu hikâyeler baştan aşağı ince sözlerden, yanık seslerden meydana getirilmiş bir duygu pınarıdır.
Âşık; kıtlık, yangın, sel felâketi, salgın hastalık, önemli savaşlar vb. toplumu yakından ilgilendiren sosyal hayatla ilgili olaylarla, kendi doğum tarihlerini şiirlerinde tarihî birer belge gibi kalmasını isteyerek tarih düşürür.
Âşıkların şiirlerinde geçen tarihlerin Halk Edebiyatı araştırma ve incelemelerinde büyük önemi vardır. Bu tarihlerle o âşığın yaşadığı çağ ve hayatta olduğu yıllar belirlenebilmekte, yaşadığı çağda tanık olduğu tarihî ve sosyal olaylar aydınlanmaktadır.
Ressam : Kemal TÜRKER
İşte Zile’de 1249 (Milâdî 1834) yılında vuku bulan büyük Zile yangını hakkındaki en ayrıntılı bilgiyi Zileli Âşık Kâmilî Zile Yangını adlı destanı ile belgelemiştir.
Oldukça uzun olan bu destanda :
Sene bin iki yüz kırk dokuz oldu
Bu insanlar pek tamaha yeldiler
Bir ihrak erişti şehri Zile’ye
İşiten ehli dil cümle geldiler
Evvelâ ateşin ucu göründü Otuz iki esnaf gama büründü Duvarları delik delik deldiler Saat dörtten on bire dek süründü
Gayret edip dört tarafın aldılar
Gül gibi câmiler bütün soldular |
Bir ikisi yavrusiçün öldüler Etrafta söylendi Zile’nin nâmı Lisana uğradı geçti eyyâmı Güzelim Bedesten hem Yeni Câmi
Kül olup da melül mahzun kaldılar
Kâmilî yapışın habl-i metine |
biçiminde anlatılan yangının öyküsü Bedesten ve Yeni Câmi’nin yangınla kül olduğunun, gelecek kuşaklara tarihî bir belge gibi aktarımını sağlamıştır.
Zile Dinçerler Turizm
İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu
Konferans Salonu'nda Zile TV'den Naklen Verilen Açık Oturum'da
Ödül Töreni : Mehmet Sezen, Mehmet Yardımcı, Cemalettin Dinçer,
Murat Ayvalıoğlu, Zeynep Nihan Barın ve M. Ufuk MİSTEPE
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi - 16.04.2008
Yine Zileli Sezaî’nin 1291’deki (1876) Zile ve çevresinde olan büyük kıtlığı anlatan Kıtlık Destanı da :
Zile fıkarası halleri hey can
Dinlersen eyleriz muhtasar beyan
Sene doksan bire yakın kalınca
Şiddeti şitaden halleri yaman
Dükkânlar kapandı taşra çıkılmaz
Doksanda kurudu yağmadı yağmur
Buğdayın kilesi beş yüz eliye
Bir çuval geveni sattılar dörde
Ekmekçi önünde iki yüz çocuk
Dört yüze kilesi arpaynan darı
Islah et insafsız ağniyasını |
Fukaralar hükümete doldular
Doğru söyler deyu Kebir Hoca’yı
Gönderdi doyurdu Urum Papa’yı
Dağlarda kırılır hayvanat keklik
Durulmaz çarşıda feryâdı zârdan
Âlimi meşâyıka kılmadık hürmet
Beterinden sakla cümle-i Mevlâ |
biçimindeki ifadeler sözlü tarihin günümüze kalan belgeleri konumundadır.
Zile Dinçerler
Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu
Konferans Salonu'nda Zile TV'den Naklen Verilen Açık Oturum'da Bazı Konuşmacılar
Bekir Altındal, Mehmet Sezen, Mehmet Yardımcı, Cemalettin Dinçer, Murat
Ayvalıoğlu, Zeynep Nihan Barın Şengör.
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi - 16.04.2008
Kimi kentler içinde barındırdıkları erenler, evliyâlar, alp kişilerle anılırlar. Ankara denince akla Hacı Bayram’ın, Konya denince Mevlâna’nın, Niğde denince Âhi Evran’ın, Malatya denince Battal Gazi’nin, Darende denince Somuncu Baba’nın akla gelmesi bundandır. Zile'de Seyit Derviş’in Yatırlar Destanı'nda :
Niçin
beğenmezsin şehri Zile’yi
Geçindi dünyada uryan ile aç
Rıyazetle geçirirdi eyyamı
Dünyaya bakuben alurdu ibret
Anı aziz kıldı dünyada Rahman |
Anda tekmildi ilimle irfan
Asilzâde icâzet kadimi
Zahir batın ilimleri okuyan
Eyleyen nefsiyle şeytanı zebun
Evliyalar zümresinin ulusu |
Yrd. Doç. Dr.
Mehmet Yardımcı Buca'da Akademisyenlerle
http://kisi.deu.edu.tr/
Padişah zâdedir hem
Horasanî
Hüdâ ihsan etmiş ilmi irfanı
Evliyalar zümresinin sultanı
Şeyh Nusrettin Sultan
bunda yatmaz mı
Ruzu şeb ederdi Hakk’a niyazı
Yoğidi ana asrında hiç akran
Seyyah idi şarkı ile mağrıbi |
Misli gelmemiştir anın asrında
Din- i İslâm için gaza edenler
Seyyid Derviş bütün kendin bilmişler |
biçiminde sözü edilen eren ve evliyânın, Zile’nin adının her mekânda anılmasına yeterlidir.
Zileli olmak bir ayrıcalıktır. Bir Zileli olarak çoğumuz nerelisin diye sorulduğunda “Övünmek gibi olmasın ama Zileliyim” deriz. Çünkü o kadar çok övünülecek yönü vardır ki memleketimizin, her bir özelliğine bir kitap yazılır.
2008 Yılı Turizm Haftası
Kutlamaları Çerçevesinde
Konferans Öncesi Katılımcılar İstiklâl Marşı Eşliğinde Saygı Duruşu'nda.
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi - 16.04.2008
Ömer Yılmaz’ın bir şiirinde :
Yiğitlerin
meydanlara şan olmuş
Ozanların
türkülere yol olmuş
Güzellerin
sevenlere yâr olmuş
Tarih yazsa sen
tarihe sığmazsın
dediği gibi milâttan önce 5 bin yılında Semiramis tarafından kurulan Zile dünya tarihine Sezar’ın meşhur "Veni-Vidi-Vici" sözü ile geçmiştir.
Murat Kurnaz’ın :
Yaşlı
Anadolu’nun şu koca yüreğinde
Kurulmuşsun
tahtına hem de orta yerinde
Sahibin biziz senin yüzbinlerce Zileli
Ekmeğinle büyüdük kendimizi bileli
dediği gibi bu memleket sahipsiz değildir ve hiç de kalmayacaktır.
Zile’den ayrı kalmanın acısını Zile’den uzakta yaşayanlar çok iyi bilirler. Araştırmalarıma ve deneyimlerime dayalı olarak :
Bir insan Zile’den gitmeli olsa
Acısı yüreğinden
çıkmaz Zile’nin
Varıp gurbet elde
mekân tutsa da
Hayali gözünden gitmez Zile’nin
sözümde ısrarlıyım. Çünkü, gurbetteki Zileli’nin yüreği yangın yeri gibidir.
Zile Dinçerler Turizm
İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu
Konferans Salonu'nda Zile TV'den Naklen Verilen Açık Oturum'da İştirakçiler
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi - 16.04.2008
19. yüzyılın usta âşığı Zileli Fedaî bu acıyı dile getirenlerin en eskilerindendir.
Bir şiirinde :
Dün yine haber geldi Zile’den
Bari Hüdâ nasip etmiş Zile’mi |
Sağ olur da ben Zile’ye varırsam
İlim firkatine düştüm Bursa’da |
diyerek ayrılık acısını sazının teline ustaca dökmüştür.
Fedaî’nin çağdaşı Zileli Hamdi de :
Yine bir ayrılık düştü serime
Aşayım
gideyim dağlar dumanlı
Bir ber-güzar
vereyim yârime
Bu günlerde
ayrılacak zaman mı
Zile
bağlarının gülleri bitmez
Şakıyıp dalında bülbüller ötmez
Hamdi
kimi gördün murada yetmez
Bilmem
devir döndü ahir zaman mı
diyerek Zile’den ayrı kalmanın acısını dillendirmiştir.
1955'te Zile - Yrd. Doç. Dr. Mehmet YARDIMCI Arşivi
Zile Belediyesi Kültür Yayınları - Mayıs/2004, 320 Sh.
Halkın duygu ve düşüncelerinin sınırı yoktur. Âşık halkın söyleyen dili, çalan sazıdır. O, güzele ve güzelliğe vurgundur. Bir güzele gönül vermeyi görsün. O güzelin yeryüzünde misli benzeri yoktur. 19. yüzyılın önemli âşıklarından Ali de :
Zile dilberine
meyil vereli
Aklımı başımdan
yel aldı gitti
Ayrılık firkati
cana ereli
Didelerim yaşın
sel aldı gitti
diyerek Zile’den ve Zile güzellerinden ayrı düşmenin acısını diline ve teline dökmüştür.
1831 - 1912 yılları arasında yaşayan Tekkeşinler’den Zileli Âşık Arifî de :
Ârif der
Zile’den işte ben gittim
Atayı anayı cümle
terk ettim
Dost ile her
muhabbeti tükettim
Gittiğimden naşı
gurbet ellere
deyip gurbet acısını dillendiren önemli âşıklarımızdandır.
Sazıyla, sözüyle Zile’nin iftihar kaynağı Sadık Doğanay da :
Bu ilimin
yazanıyım
Bozuk değil
düzeniyim
Ben halkımın
ozanıyım
Şu Zile’nin
ellerinden
gibi dizeleriyle memleketimizi sazının tellerinde dile getirenlerdendir.
Şiirlerinde Zile’yi sık sık dillendiren son dönem âşıklarımızdan Deli Cemal, İskâni, Biçare Köroğlu, Ferruzî, Kul Aşur, Âşık Hasgül ve bir şiirinde :
Kızılcin köyünde
doğduk yetiştik
Boz Aliler derler
adımız bizim
Konu komşu ile
sevdik seviştik
İli Tokat, Zile
kazamız bizim
diyen Âşık Aydın Ali sık sık Zileli kimliğini vurgulayanlardandır.
Gurbet acıdır. Gurbete çıkanın tutunacak dalı yoktur. Gurbete düşen, geride bıraktıklarından bir haber alabilmek için gökte uçan kuştan bile medet umar. İşte, halen Bursa’da yaşayan ve gurbet acısını en iyi duyanlardan Belkayalı Âşık Özkanî’nin Zile özlemi :
Bir hırsınan
çıktım koca gurbete
Tutsak etti beni
bitmez hasrete
Ne yaptım,
neyledim zalım feleğe
Zilem seni adım
adım özledim
biçiminde cayır cayır yakmıştır yüreğini.
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yardımcı ve İlhan TRAK
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 15.04.2008
Sayısını daha da çoğaltabileceğimiz âşıklarımızın yanı sıra Zile sevdalısı çağdaş şâirlerimiz de o kadar çoktur ki, her birinin dizeleri gerçek Zile sevdalılarını can evinden vurur. Bunlardan, çoğumuzun hocası, Zile kültürünün temel taşlarından biri olan Fikret Tarhan bir şiirinde :
Ey Zile’de doğan
Zile’yi duyan
Zile’den uzak
Zileliler
Dönün artık
Zile sizi çağırıyor
diye seslenirken, bir başka şiirinde :
Fikret TARHAN![]() Yeşil Otlarla Beraber |
Gittiniz bir şeyler umarak gurbetten Fikret Tarhan - İnsanca Yaşamak |
Akşam
bastırmadadır
Havada kar kokusu
Uzaktan puhu
kuşları haykırmadadır
Dışarıda rüzgâr
İğde dalları daha
hızlı fısıldamakta
Bu sihirli zamanı
Mevsim kışa
dönüşmekte
Zile’de bir bağ
gümelesindesin
Akşam bastırmadadır
gurbetteki Zileli’nin burnunda buram buram tüten Zile’deki doğal yaşamın bir parçasını anımsatır.
Rahmi DÖNMEZ
ve ZİLE Adlı Kitabı
Aksiseda Matbaası - Samsun / 1951 - Fiatı 100 Krş
Zile’nin unutulmaz simalarından Rahmi Dönmez :
Bilen bilir dertlerini garip Zile, şen
Zile
Her devirde adın geçer, destanın düşer
dile.
Yakışmıyor bu gerilik bu durgunluklar
niye?
Seni kültür yükseltecek koş güzele, yeniye
Duyulur mu dilekleri yoksulların dil ile
Bitsin artık Zilelinin çektiği binbir
çile.
biçiminde destansı söyleyişi ile gerçek Zile sevdalılığını vurgular.
Bir şiirinde :
En eski
tarihlerden yâdigâr kalan Zile
Yıllar boyu
yıpranıp çekersin dâim çile
Bakımsız
toprağından türlü nimet fışkırır
Sana kıymet
vermeyen yokluk çeker hıçkırır
diyen Zile’nin duayen öğretmenlerinden Asım Ozan Zile gerçeğine dikkat çekerken;
bir şiirinde :
Annemin bulgur
kaynattığı
Sıcak yaz
günlerinde,
Vefakâr
Eşeğimin koştuğu
Celep pınarı,
Çukur pınar,
Şimdi de akar
orada,
Gel gör ki, ben
burada.
diye Zile’den uzak kalışını, Zile’nin sesini ilk basında duyuranlardan Burhan Cahit Büyükispir çarpıcı dizelerle vurgulamıştır.
B. Cahit
Büyükispir ve Ziyaaddin Nadir
http://unyezile.net/cagdas2.htm
Zile üzerine pek çok şiiri bulunan Ziyaaddin Nadir :
Bu şehrin
şöhreti dilden diledir,
Füsundan rüyadan
bir hoş çiledir,
A dostlar; rengârenk, bin renk Zile’miz
Ne diyem; velhasıl Zile Zile’dir
derken; Dursun Ovat :
http://unyezile.net/cagdas3.htm
Hüseyin Gâzi
türbesi ulu tepede
Seyrediyor Zile’yi
bütün ihtişamıyle
Ağaçlar kıbleye
doğru eğilmiş
Elleriyle
gökyüzünü tutacak gibi
biçiminde yazdığı Zile içerikli şiirlerinde özlem gidermektedir.
Zile’nin önemli simalarından Lütfi Rahmi Kayran’ın :
http://unyezile.net/cagdas2.htm
Bahçeler görmek için
Çiçekler dermek için
Murada ermek için
Zile ben sana geldim
dizeleriyle başlayan şiiri ve Niyazi Gözenoğlu’nun :
Dinle beni Zile
sanadır sözüm
Baharda yemyeşil
şala dönmüşsün
Tepeyi çevirmiş
her bir taraftan
Kale’yi bekleyen
hâle dönmüşsün
Bağlar
ırak düşmüş şehir dışında
Cümlesi
tarlada pancar işinde
Âdettir
gelinler çeşme başında
Yazmada
işlenmiş pula dönmüşsün
biçiminde coşkulu dizeleriyle yüklü Zile şiiri Zile sevdasını sergileyen örneklerdendir.
Şâirliğin okulu yok sevdası vardır Zile’de. Fikret Tarhan’ın kız kardeşi Taliha Tarhan da ağabeyi Fikret Tarhan gibi Zile sevdalılarındandır. Bir şiirinde :
Ağabeyi Fikret TARHAN ve 29.10.2003'te Taliye Hanım Evinde Röportaj
Esnasında
Sağdaki Fotoğraf : Zeynep Orhon TARGAÇ
Hele bakın şu
Zile’nin kışına
Karlar yağmış
kalemizin başına
diyerek samimiyetini içtenlikle dillendirmiştir.
Bir şiirinde :
Coşar ozanları
telle kalemle
Hep düz konuşurlar
tatlı kelâmla
Dost olurlar yedi
düvel âlemle
Özden söyler mısra
sazımız bizim
Tufan
çok şükür ki Zileli doğmuş
Her
zaman her yerde böyle övünmüş
Haklıyı
kollayıp haksızı yermiş
Başka
türlü olmaz sözümüz bizim
diyen ve her gün Zile’de, bir gazete sütununda dörtlükleriyle karşılaştığımız, çoğu Zile üstüne Tufan mahlâslı şiirler yazan Ahmet Divriklioğlu Zile ve Zile kültürüne özenle çaba gösterenler arasındadır.
Bekir AKSOY,
M. Ufuk MİSTEPE ve Ahmet DİVRİKLİOĞLU
M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - 27.02.2008 Ankara TMO Genel Müdürlüğü
Bir şiirinde :
Yaban eli diyar
diyar dolaşmak,
Hasreti yaşamak
yüreğinde.
Her nefeste iç
çekerek derinden,
Gurbet elde
bulamamak o demi,
Havasına
sevdalanmak, suyuna…
Ve Zile’ye
sevdalanmak…
diyen, soluklu şiirleriyle dikkat çeken Kâzım Başekmekçi,
Halen TRT İzmir Televizyonu'nda görevli hemşehrimiz Ayşegül Aran :
Zile herhalde
seni düşümde gördüm.
Ahşaptan, sıcacık
evlerin, daracık yolların
Her mahallende,
soğuk akan pınarların
Kaleden esen
rüzgârların, bağların
Üzümlerin,
pekmezlerin, kirazların
Baldan tatlı
meyvelerin vardı.
Zile,
herhalde seni düşümde gördüm.
Hüseyin
Gâzi’nin tepesinden bağlara
Bir
ceylan koşuyordu
Çay
başında kadınlar ellerinde tokuçlar
Renk
renk kilimler, kazanlar kaynıyor
Buz
gibi suyunda kerpuzlar sağuyordu
diyerek, Zile’yi nakış nakış betimleyip Zile sevdalısı olduğunu vurgulayan şâirlerimizdendir.
Bir şiirinde :
Şu Zile bambaşka
bir şehir
Dört tarafı
nostalji kokuyor
Hangi tarafa
baksan
Sanki oradan tarih
akıyor
diyen Yusuf Meral da dizelerinde Zile sevdasıyla tutuşanlar kervanındadır.
Fotoğraf : Necmettin ERYILMAZ
Kaleminde, dilinde ve telinde hep Zile’yi dillendiren, görevi gereği dolaştığı yurdun dört bucağında hep Zile ile ilgili bir şeyler araştıran, geniş kapsamlı Dünden Bugüne Zile’nin kitabını hazırlayan Bekir Altındal’ın Zile ile ilgili pek çok şiiri bulunmaktadır. Bunlardan :
Zile Kitabı için kaleme aldığı :
Zela, Anziliya
tarihte adı
Batın, kirazın,
çökeleğin tadı
Kislik, Kâhya,
Yazıcı, Alikadı
Anlatır Zile’yi
yazar Zile’yi
Veni,
Vidi, Vici’den ünümüze
Selçuklu, Osmanlı’dan dünümüze
Aziz
Cumhuriyet’ten günümüze
Anlatır
Zile’yi, yazar Zile’yi
biçimindeki destansı söyleyişi,
15/20 Nisan 2008 Turizm
Haftası Etkinlikleri
Bekir ALTINDAL'a Zile Bel. Bşk. Adına Teşekkür Plâketi Verilirken.
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi - 16.04.2008
Karadini, yanı
Kışla, Azarya
Görmeyince kışın,
yaram azar ya
Baharın günlerden, bir de Pazar ya
Gönüllere ferman
Zile bağları
biçiminde başlayan Zile Bağları güzellemesinin yanı sıra her dizesi buram buram Zile kokan ve her Zileli’ye mutlaka bir anısını hatırlatan :
Açtıysa çiğdem
çiçek Sivriçal’da
Laley kirtik kiraz
kızardıysa dalda
Bayır’ın fırından
pideyi al da
Tat Boducoğun
kavağın dibinde
Çakırkaya, Kireçli’nin havuzu
Eridiyse Dereboğazı’nın buzu
Kasap
Ali’den pirzolaya tuzu
At
Boducoğun kavağın dibinde
Yolda atlar gemi
alır azıya
Sığır gider
Hıdırlık’tan yazıya
Koyunları yeni
doğmuş kuzuya
Kat Boducoğun
kavağın dibunde
Çıkar
cebinden çift ağızlı çakıyı
Söğütten düdük davuldan takıyı
Varsa
alıcısı kaçak rakıyı
Sat
Boducoğun kavağın dibinde
gibi dizelerle yüklü Boducoğun Kavağın Dibi hafızalardan silinmeyecek Zile şiirlerindendir.
15/20 Nisan 2008 Turizm Haftası Etkinlikleri - Necmettin ERYILMAZ, Mehmet
Yardımcı,
Gülsenem BAYRAMOĞLU, M. Ufuk MİSTEPE, İlhan TRAK, Bekir ALTINDAL, Ümit ATAY
M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - 15.04.2008
Mehmet Sezen, Sabri Ünal Erkol, Hulusi Serezli, Orhan Yılmaz, Ahmet Kağızmanlı, M. Ufuk Mistepe, Mehmet Âli Erdin, Asım Turgut Yeşiltan, Dinçer Kardeşler gibi adını saymakla bitiremeyeceğim Zile sevdalısı şâir ve kültür dostu Zileli ya da Zile’ye gönül vermiş kültür ve sanat dostlarını da hizmetlerinden dolayı saygıyla anarak sözlerimi Zile özlemiyle yanıp tutuşan yüreğimin dile ve tele döktüğü :
Voleybol maçları yapılırdı okullar
arasında
Zile’nin beş okulu arasında turnuva yapılırdı
Bütün okul bir ağızdan bağırırdı maçlarda
Okulların adına tekerleme dizerek
Zile kalesinin
ortasındaki kuleye
Çan saati derdik
Bir kalenin surlarına çıkmak yasaktı çocuklara
Bir de
Yerler mühürlendi dediği için anamız
Karanlıkta sokağa çıkmak yasaktı
Çocukluğumuzda çocukluğumuz vardı.
biçiminde dizelerle yüklü Zile şiirlerimden sonuncusu ile bitirmek istiyorum.
GÖKOVA - "Çıktım Belen Kahvesi'ne" Türküsü'nün Yakıldığı Nokta.
Yrd. Doç. Dr. Mehmet YARDIMCI Fotoğraf Arşivi
ZİLELİ’YE SESLENİŞ
Hey gidi memleketlim
Gör torunlar kata vermiş arsayı
Mahalle kavramı yitmiş
Ne höllük ısıtan
Helki yok
evlerde şimdi
Köşe başlarında soku yok
Tahta kaşıkla yenmeyen
madımağın tadı yok
Ananın dili değil konuşulan dil |
Ne badal diyen var merdivene
Hey gidi memleketlim
Ne mısmıl diyen var düzgün iş için
Ne lahanaya kelem diyen var
Ne belki yerine elleham
Kel motağı bilen yok
çocuklardan
Hey gidi Zilelim bir görsen |
Yrd. Doç. Dr. Mehmet YARDIMCI
Konferans bildirilerine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz :
Yrd. Doç. Dr.
Mehmet YARDIMCI (
http://unyezile.net/diltel.htm )
Bekir
ALTINDAL (
http://unyezile.net/potansiyel.htm )
Öğr. Gör.
Mehmet KOCAMAN (
http://unyezile.net/finansman.htm )
M. Ufuk MİSTEPE (
http://unyezile.net/proje.htm )