|
TARİH VE |
|
Tebliğ : Bekir ALTINDAL
(Araştırmacı, Başmüfettiş)
Bekir Altındal, Mehmet Yardımcı, Teoman Duman, Mehmet Kocaman, M. Ufuk
Mistepe
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi - 16.04.2008
TARİH
VE KÜLTÜR YÖNÜYLE
ZİLE’NİN TURİZM
POTANSİYELİ
VE ÖNERİLER
ZİLE DİNÇERLER TURİZM İŞLETMECİLİĞİ VE
OTELCİLİK YÜKSEK OKULU
2008 YILI TURİZM HAFTASI ETKİNLİKLERİ 16 NİSAN 2008 TARİHLİ KONFERANS BİLDİRİSİ
15/20 Nisan 2008 Turizm Haftası Etkinlikleri - Necmettin ERYILMAZ, Mehmet
Yardımcı,
Gülsenem BAYRAMOĞLU, M. Ufuk MİSTEPE, İlhan TRAK, Bekir ALTINDAL, Ümit ATAY
M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - 15.04.2008
Ülkelerin ve şehirlerin ekonomik olarak gelişmesinde turizm önemli bir sektör haline gelmiştir. Turizm için de deniz, tabiat, tarih, kültür ve altyapı önem arz etmektedir.
Zile olarak turizm potansiyelimiz tarih, tabiat ve kültür olarak söylenebilir. Bu üç unsuru öne çıkararak ve bu üç ana temayı işleyerek, tanıtarak turizme hareket getirebiliriz. Peki tarihî potansiyelimiz nedir? Kültür turizminde insanlara sunacağımız değerler nelerdir? Tabiat güzelliği olarak neyimiz var? Gelin önce bu ana temaya kısaca bir göz atalım.
TARİH
Zile’nin İsimleri :
Zile’nin tarihî seyir içinde ilk adı Anziliya’dır, Bitinya Kralı Nicomede’nin büyük oğlu Zielas’ın sürgünde bulunduğu Zile çevresine bölge olarak Zelitite denmekte ve kent olarak da adı Zela’dır. Arapların “Gazala” adını verdikleri Zile’ye Tokaitler “Mübarek Vatan” anlamında “Silay” demişlerdir. Melik Ahmet Danişmend zamanında Karkariye olarak adlandırılmış ise de Selçuklulardan beri Zile olarak kullanılmıştır diyebiliriz.
Tarihî Dönemler :
Zile ve çevresinin tarihteki yerini anlatmak için önce tarih evrelerini verelim : Paleolitik (Eski Taş Devri) - Mezolitik (Orta Taş Devri) - Neolitik (Yeni = Cilalı Taş Devri) - Kalkolitik (Taş - Maden Devri) - Tunç (Bronz) Çağı (M.Ö. 3000 - 1200/1100 Hatti Devleti, Asur Ticaret Kolonileri, Hitit Devleti) - Demir Çağı (M.Ö. 1200/1100 - … Urartu, Asur, Pers, Grek, Helenizm, Roma… M.S. 284).
15/20 Nisan 2008 Turizm
Haftası Etkinlikleri
Bekir ALTINDAL'a Zile Bel. Bşk. Adına Teşekkür Plâketi Verilirken.
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi - 16.04.2008
Prof .Dr. Mehmet Özsait’in Çalışmaları :
Peki Zile ve çevresi bu tarih devirlerinde yerleşim olarak var mıdır? Bu soruya Zile ve köylerindeki hüyükler ve tümülüsler hakkında iki defa bilimsel inceleme ve araştırma yapan İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Özsait cevap veriyor.
Araştırmaları sonucunda yayımladığı “Zile ve Çevresi Yüzey Araştırmaları” isimli iki yazısında : Zile ve çevresinin Son Kalkolitik ve İlk Tunç Çağı’ndan beri Zile ve çevresinde önemli yerleşim yerleri olduğunu elde ettiği keramiklere göre ortaya koymaktadır.
Bir Zile dostu olarak tanıdığımız ve tanışma fırsatı bulduğum, Prof. Dr. Mehmet Özsait ve eşleri Türkiye Bilimler Akademisi’ne (TÜBA) Zile tanıtımı için çalışma içinde olduklarını ve özellikle İğdir’deki kaya mezarları, antik hamam kompleksi, adak nişleri ve sunakların bulunduğu yerin Tarihî Millî Park olması için uğraş verdiğini bildiğimizden kendisi ile geçen hafta telefonla konuştuk. Emekli olduktan sonra bu çalışmanın sonuçlanmadığını ifade ettiler.
Hocamızın Zile’ye gelişleri, Başkanın verdiği destek, İğdir Kaya Mezarları'nın olduğu yerin mermer arama sahası olarak bilinçsizce birine verildiği, Hocamızın gayretleri ve İğdirlilerin tavır almasıyla buradaki tarihî kaya mezarlarının tahribinin şimdilik önlendiği anlatılmaya değer konulardır.
Zile Dinçerler
Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu
Konferans Salonu'nda Zile TV'den Naklen Verilen Açık Oturum'da Bazı Konuşmacılar
Bekir Altındal, Mehmet Sezen, Mehmet Yardımcı, Cemalettin Dinçer, Murat
Ayvalıoğlu, Zeynep Nihan Barın.
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi - 16.04.2008
Charles Texier :
Charles Texier, kitabında Anadolu’da yerleşim yerlerini gösteren tarih devirlerine göre altı harita yayınlamıştır.
2. Harita : Büyük İskender ve Halefleri zamanında; Zile, Amasya, Kılıçlı (Tokat Civarı), Niksar, Nefesköy, Kayseri,
3. Harita : Roma döneminde (M.Ö. 39 - M.S. 305); Zile, Amasya, Kılıçlı, Niksar, Nefesköy, Kayseri, Sivas,
4. Harita : Heraclius zamanında (M.S. 610 - 641); Zile, Amasya, Kılıçlı, Niksar, Nefesköy, Kayseri, Sivas, Samsun yer almaktadır.
Konferans
Sonrası Katılımcılar Hâtıra Pozu Verirken
M. U. Mistepe, B. Altındal, Teoman Duman, M. Yardımcı, M. Kocaman
Fotoğrafı Gönderen : Öğr. Gör. Mehmet KOCAMAN - 16.04.2008
Zile
Maşat ve Prof. Dr. Tahsin Özgüç :
“Zile'nin tarihi en az 9 - 10 bin sene vardır. Bu itibarla tarihî bakımdan çok zengindir.” tespitini yapan Hüseyin Cahit Öztelli’nin Maşat Hüyük’te bulup gönderdiği tabletle ilgili olarak Prof. Dr. Hans Güstav Getterbock, bulunan bu Eti mektubunun Eti Başkenti Boğazköy dışında dünyada bulunan altıncı mektup olduğunu açıklamaktadır.
Arkeolojinin duayenlerinden Prof. Dr. Sedat Alp 8. Türk Tarih Kongresi’ne sunduğu bildiride Hitit döneminde Maşat Höyük’ün adının Tapigga, Zile’nin adının Anziliya olduğunu açıklar. Zile artık bilim dünyasının gündemine girer.
Maşat Hüyük’te 1973 - 1984 yılları arasında kazı yapan ve Maşat Hüyük’ün ortaya çıkarılmasını sağlayan, Ankara’da evinde iki defa ziyâret ettiğim Prof. Dr. Tahsin Özgüç Hocamızın Maşat ve Zile ile ilgili çok güzel yazıları bulunmaktadır. Hocamız Maşat Hüyük’le ilgili Amerika ve Almanya’da yayımlanan iki makalesini bize vererek bizi onurlandırmıştı. Maşat Hüyük ile ilgili Almanya’da 2002 yılında yayımlanan “Hititler ve Hitit İmparatorluğu : Bin Tanrılı Halk” isimli yazısında Maşat Hüyük’ten “Kaşka sınır bölgesinde bir idare merkezi” olarak bahsetmekte ve burada Demir Çağı - Frig, Hitit ve Eski Tunç Çağı olmak üzere üç kültür çağının tespit edildiğini belirtmektedir.
Bütün bunları niye verdik? İşte, Anadolu’da insanlık tarihinin en eski çağlarından beri Zile ve çevresinin yerleşim yeri olduğunu ben söylemiyorum; Hattuşaş, Alacahöyük kazılarını yapan Charles Texier, Hititoloji Profesörü Dr. Hans Gustav Getterbock, Ş.A. Kansu, Prof. Dr. Sedat Alp, Prof. Dr. Tahsin Özgüç, Prof. Dr. Mehmet Özsait söylüyor.
Yukarıda Zile’nin tarihinden kısa bilgiler verdik sizlere. Bunun yanında bazı hususları da açıklamada yarar görüyoruz.
Bekir ALTINDAL
Gençlere Zile Kalesi'nin Tarihçesini Anlatıyor.
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 15.04.2008
Zile Kalesi
Anziliya Hüyüğü olarak bilinen Zile Kalesi turizm için önemli bir tarihî mekândır. Antik Çağ tarihi ile Müslüman - Türk medeniyeti eserleri bir aradadır.
Kalenin surları Yavuz Sultan Selim zamanında Celalî İsyanları'na karşı yapılmış palanga türü bir kaledir. Saat kulesi ise büyük bir ihtimalle Evliya Çelebi’nin bahsettiği Kale Câmisi'nin minaresi olabilir.
Kalede 114 basamakla inilen su sarnıcının birisi açılmıştır. Evliya Çelebi Zile Kalesi’nde birkaç sarnıçtan bahsetmektedir. Demek ki bu halen başka sarnıçlarda var demektir.
Pontuslular zamanında Amasya ile birlikte önemli bir merkezdir. Abdizade Hüseyin “Amasya Tarihi” adlı eserinde; Kaamus-u Alâm’da Zile’deki su yolları ve Kale’den yeraltına inen su yolunun Amasya’daki ile aynı zamanda yapıldığının yazılı olduğunu belirtmektedir. Yine bu bağlamda Koca Kayser dediğimiz kaya mezar da Amasya’daki kaya mezarları ile aynı dönemlere tarihlenebilir.
Koca Kayser (Caesar = Sezar) Adlı Kaya Mezarı
Hacı Hasan Gençler Fotoğraf Arşivi
Aziz Nesin bile kırk beş yıl önce Zile’yi yazarken Müftü Arif Kılıç Hoca ile konuşur ve etkilenir. Bir tespiti var Aziz Nesin’in : “Zileli tarihin üzerine oturmuş uyukluyor.”… “Sadece kaleniz, panayırınız yeter turizm için” diyerek de ekliyor yazısına. Bir yabancı yazar gözüyle işte halimiz, görüntümüz.
Tokat, Amasya, Kütahya gibi bazı şehirlerde kale var ama vatandaş istediği saatte yaya kaleye çıkamaz. Zile’de ise 5 - 10 dakikada kaleye çıkarsınız. Rahmi Dönmez Hoca şöyle diyor :
“Orta Anadolu steplerinde sık sık hissedilen deniz hasreti ve dar vâdilere kapalı dağlar arasına gömülmüş ufuksuz şehirlerin insana verdikleri ağır kasvet duygusunu Zile’de duymazsınız. Alabildiğine geniş ufuklar ve mor dağlar gözlerimizi oyalar, içinize ferahlık verir. Ev içinde veya çarşıda canı biraz sıkılan bir insan kaleye çıkarak biraz dolaşsa bütün sıkıntısı geçer. Gönlüne ferahlık dolar. Zamanı hoş geçer…”
Amfitiyatro'da Turizm Haftası
Etkinlikleri İlk Gününde
Murat Ayvalıoğlu, M. Ufuk Mistepe, Teoman Duman ve Bekir Altındal
M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - 15.04.2008
Amfitiyatro :
1960’lı yılların başlarında Kültür Derneği kurulur. Zile’nin aydın gençleri, benim için ise Zile’nin ‘Altın Adamları’ dönemin çalışkan kaymakamının desteğiyle su geçirmek bahanesiyle amfitiyatronun sahne kısmını kazarak çıkarırlar ortaya. Nasıl olur, bilinir bilinmez Devlet haber mi alır, haber mi verilir? El koyar. Kapattırır burayı. Burada, amfitiyatronun ortaya çıkarılmasıyla ilgili hizmetlerinden ötürü MEHMET SEZEN AĞABEY'e teşekkür etmeyi görev addediyoruz.
Peki bilim adamları ne diyor bu anfitiyatro için? Sorduk Prof. Dr. Tahsin Özgüç ve Mehmet Özsait Hocalara : “Orta Anadolu’da ayakta kalmış tek amfitiyatro’dur.” dediler.. Tokat İl Yıllığı’nda yazılan taş ocağı tespitine inat… Ama son Tokat İl Yıllıkları'nda bu durumun düzeltildiğinin altını çizmek istiyorum.
Dışarıdan gelen bilim adamlarının, gezginlerin, gazetecilerin Zile’yi gezmesinden sonraki düşünceleri ve samimi açıklamaları ilginç : “Böyle bir tarihe, mimarîye, kültüre, dokuya sahip olan Zile için hiçbir şey yapılmamış.”
Romalılar Dönemi ve Veni Vidi Vici :
Zile Romalılar ve Pontuslular zamanında da Kuzey Kapadokya’da Zelitis ismi ile bazen bir eyalet bazen bir vilâyettir. Tam sınır bölgesi olması sebebiyle sürekli mücadelelere konu olmuş, SADRİ ETEM BEY’in çok güzel bir benzetmesiyle o günden beri “Asırların nişan tahtası” haline gelmiştir. Ne yazık ki 1920 yılında yaşanan, Zile dışından gelenlerin çıkardığı isyan; Zile’nin, asırların Nişan tahtası olmasının son halkalarından birini oluşturmuştur.
Zile Ayaklanması'nda Âsiler Zile'ye Bu Kısımdan
Girdiler.
Ulusal Savaşta Tokat - Halis ASARKAYA, Tokat
Basımevi/1936, 159 sh.
Roma İmparatorluğu'na karşı ayaklanan Pontuslular ile Roma ordusu arasında Zile yakınında Yünlü ile Bacul Köyleri arasındaki Altıağaç Mevkii’nde yirmi yıl ara ile iki savaş yapılır. İlkini M.Ö. 67 yılında Pontuslular kazanır. İkincisinde Roma Kayseri Sezar M.Ö. 47 yazında aynı yerde Pontus Kralı Pharnake’yi 4 saatlik bir savaştan sonra yenilgiye uğratır. Sezar bu kesin galibiyetini Roma’da bulunan arkadaşı Amintius’a tarihin en kısa ve anlamlı mektubu olan “Veni Vidi Vici” yani “Geldim Gördüm Yendim” sözleriyle bildirir. Sezar’ın tarihçisi Teğmen Hirtius savaş alanını Zile’ye üç Roma mili (bir Roma mili yaklaşık 1500 metredir) mesafede olduğunu kaydeder. XIX. yüzyılda ve bu yüzyıl başlarında Zile’ye gelen yabancı seyyah ve bilim adamları ( Hamilton, Perrot) bu savaş alanında keşif ve incelemeler yaparak yayımlamışlardır.
Sezar’ın tarihe mal olmuş mektubu ile ilgili savaşın harita ve krokilerini Zile’nin Antik çağı ile ilgili çalışmalarında bir otorite olarak gördüğümüz sevgili arkadaşım Kâmil Paşay bizlere kazandırmıştır. Bu haritalara göre savaş alanı konusunda yabancı yazarlar arasında görüş ayrılığı bulunmaktadır.
Rice Holmes,
Rom. Rep. III, 1923 / Sezar'ın Savaş Haritası
Zela (Zileh) - (Battle - field of Zela) / Kâmil Yaşar Paşay Arşivi
1923 tarihli bir krokide Zile - Dereboğazı - Amasya yolu ile Zile – Saraç Köyü – Namlıhisar yolu gösterilmektedir. Burada Sezar’ın Mısırdan gelişi, Kayseri’den 22 günde gelip Kurşunlu Köyü civarında iken gece 4 saatlik bir yürüyüşten sonra 20 yıl önceki savaştaki siperlere yerleşmesi, bu dört saatlik yolun Saraç üzeri Namlıhisar tarafından gitmiş olabileceği hususları da dikkatten kaçmamalıdır.
Anaitis Mezhebi :
Persler döneminde Anaitis Mezhebi'nin dinî merkezidir. Müftü Arif Kılıç Çağıltı Dergisi’ndeki "Zile Tarihi" isimli yazısında; Bekimiş Taşı’nın bu mezhepten kaldığını, ihtiyar bilginlerin bu taşın Nuh Tufanı’ndan evvel mevcut olduğunu ve bunun kiliselerde bulunan mai mukaddes - kutsal su - taşı olduğunu söylediklerini rivayet etmektedir.
http://unyezile.net/bekimis.htm
Charles Texier ise; “Bugün Anaitis tapınağının nerede olduğunu bilmiyoruz; herhâlde aynı türdeki bütün yapıların ortak kaderini paylaştı. Hıristiyanlar tarafından tamamen yağmalandı. Başpiskoposun sonsuz bir gücü vardı ve Zile krallara bağımlı bir şehir gibi değil, İran tanrılarına adanmış ve piskopos tarafından bizzat yönetilen bir tapınak gibi kabul ediliyordu.” demektedir.
Selver Hanım'ın Önündeki Betonarme Duvarın
1 m Altındaki Taş Duvarda Gömülü Halde Bulunan Bekimiş Taşı
Taş Duvara Monte Edili Olarak Sahip Çıkılacağı Günü Beklemektedir.
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 13.05.2007 14:25 Zile Altınevler Sitesi
Zile’de Muharrem Efendi Mezarlığı ile Hıdırlık olarak bilinen yer, imar çalışmalarında konut yeri olarak ayrıldığından mezarlık kaldırılarak yerine Hastane ve Altınevler yapılmıştır. Kaldırılan bu mezarlık yerinin Müslüman Türkler öncesi ve sonrası Zile tarihine ışık tutacak bir mezarlık ve antik bir yer olduğu Müftü Arif Kılıç tarafından bahsedilmekte ve 1961 yılında Çağıltı sayfalarında şöyle denmektedir;
"Bu devreyi (İslamiyet öncesi antik dönemi) aydınlatacak vesika yok denecek derecededir. Şimdi Muharrem Efendi Kabristanı’na birkaç bina yapılıyor. Sözde kasabamız maddi inkişaf (gelişme) yoluna girmiş bulunuyor. Manevî zararımıza gelince hadsiz hesapsızdır. Koca ovada münasip bir yer yokmuş gibi uzun asırların yadigârını öldürmüşlerdir."
Zile Müftüsü Arif KILIÇ
ve Çağıltı Dergisi /
Cilt : 1, Sayı : 1, Nisan 1961, 125 Krş
Foto Yıldız Kemalettin Aydın Arşivi -
Gönderen : Bekir ALTINDAL ve Nurhan Buhan GİRGEÇ
"Milâttan evvelki devirlere ait Afrodit Enaitis tapınağının bulunduğu tahmin edilen yerler o mıntıkadadır. Bazı emareler de mevcuttur. Bundan başka kasabamızın eski ailelerine, âlim ve şâirlerine, devlet adamlarına ait mezar kitabelerinden eser kalmamıştır. Bu kıymetli tarih vesikaları kim bilir hangi hoyrat ellerin delâletiyle hangi kaldırım veya bina temeline konmuştur?"
Bunları yazan ve söyleyen Zile tarihine ışık tutan bir din âlimi… Nur içinde yatsın.
Yine bu konuda H. Cahit Öztelli : "Tarihte geniş bir kitlenin mensubu bulunduğu Enaitis Mezhebi'nin mabetlerinin Hıdırlık Mevkii'nde bulunması ihtimalinin çok kuvvetli olduğunu, oradaki sütunlardan ve büyük taşlardan bu neticeye vardığını, ileriki çalışmalarda, gerek yerli tarihçiler ve yabancı tarihçiler, bir gün gelip, bu mevkide esaslı bir kazıya başlayabileceklerini, araştırmalar müsbet netice verirse, burası mühim bir turistik şehir olabileceğini" ifade etmektedir.
Peki Sevgili Zileliler; Şimdi Hıdırlık diye bir yer kaldı mı? Buralara Hastane, Altınevler, Erkek Sanat Okulu (Endüstri Meslek Lisesi) yapılarak Zile’nin geleceğini kurtaracak sit alanı yok edilmedi mi? Yorumu size bırakıyorum…
Zile Dinçerler Turizm
İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu
Konferans Salonu'nda Zile TV'den Naklen Verilen Açık Oturum'da İştirakçiler
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi - 16.04.2008
Sebaste’nin Kırk Şehidi :
Hıristiyanlığın ilk yıllarında 40 Hıristiyan asker soğuk bir kış günü çırılçıplak bir vaziyette bir nehir üstündeki buzda bırakılır. Donarak ölürler. Vasiyetleri üzerine Zile yakınlarında Sarin’e gömülürler.
Friz Parçası - Antik Sebastopolis (Sulusaray)
Haz. : Birsel Özcan, H. M. Aykun, G. Yetişkin
1900’lü yıllarda Zile’ye gelen Henri Gregoire “Sebastane’nin Kırk Şehidi’nin yani Kırklar Tekkesi’nin Şeyh Nusrettin Köyü'nde olduğunu yazmaktadır. Osmanlı arşivlerinde de Zile’de Kırklar Köyü geçmektedir.
Yine Çeltek Köyü'nde Romalılar döneminde bir ruh hastalıkları hastanesinin olduğu bazı bilim adamlarınca ifade edilmektedir ki halen ruh hastaları şifa için buraya Çeltek Baba’ya götürülmektedir.
8 Şubat 1989 tarihli Güneş Gazetesi haberinde Çeltek Köyü
Çilehanesi Flaş Haber Olmuştu!
Muhabir : Necmettin ERYILMAZ
Sakai Bayramı :
Pek çoğunuz Alp Er Tunga Destanı'nı duymuşsunuzdur :
Alp Er Tunga öldi mü Alp Er Tunga öldü mü
Issız ajun kaldı mu
Fâni dünya kaldı mı
Ödlek öçin aldı mu Zaman
öcünü aldı mı
Emdi yürek yırtulur
Şimdi yürek parçalanır.
Alp Er Tunga’nın kardeşi Baykent tarafından öldürülen İran şehzadesi Siyavuş’un yasını İranlılar nasıl tutagelmişlerse, Türkler de Anadolu veya Azerbeycan’da öldürülen Alp Er Tunga’nın yasını öyle tutmuşlardır. Alp Er Tunga İsa’dan önce VII. yüzyılda Saka başbuğu olarak kabul edilir.
"Peki bunun Zile ile ne ilgisi var?" diyeceksiniz. Söyleyelim :
Amasyalı Strabon, Medyalıların, Sakaların elinden kurtulmalarını her yıl bir bayramla kutladıklarını ve yeniden ele geçirdikleri Anadolu’da Zile şehrinde İranlıların bu bayramı kendi zamanında bile (700 yıl sonra) anmakta olduklarını belirtir.
Bunlar gösteriyor ki Zile, tarihinde önemli bir inanç, kültür merkezidir.
Bekir Altındal, Mehmet Yardımcı, İlhan Trak ve M. Ufuk Mistepe
M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - 15.04.2008
ANADOLU’NUN FETHİNDEN SONRA
ZİLE’Yİ İRŞAD EDENLER
Zile, kurulduğundan beri ticaretin yanında bir kültür merkezidir. Müslüman Türklerin Anadolu’yu fethinde, 1073 yılında Zile, Danişment Ahmet Gazi tarafından alınır. Horasan’dan gelen devrin önemli şahsiyetleri ile daha sonra yetişen Musa Fakih, (Beyazıt-ı Bestami'nin torunu) Padişah zâde Şeyh Nusrettin, Hüseyin Gazi, Şeyh Ahmet, Arslan Dede, Muharrem Efendi, Boldacı Şeyhi Salsal, Karaşeyh, Şeyh Eylük, Ethem Çelebi, İsmail Dede gibi âlimler, alperenler Zile’yi yurt tutarlar. Zile’nin Zile olmasının, Zile kültürünün öncüleridir.
Üstad Mustafa Necati Sepetçioğlu Zile etrafındaki tepelerde yatan bu evliyâlar için “Şehrin sahipleri, şehri bekleyenler” tanımını yapmaktadır.
Şeyh Nusrettin Türbesi :
İstasyon’un güney tarafında köye ismini veren Şeyh Nusrettin külliyesi bulunmaktadır. Şeyh Nusrettin ile ilgili Evliya Çelebi 1650’lerde şunları yazmaktadır :
“Şeyh Nusret Bektaş-ı Hacı Veli ile Horasan’dan gelmiş ceddimiz Hoca Ahmet Yesevî halifelerinden olup Horasan illerindendir. Tekke, Zile vâdisinde mâmur ve şenlikli bir imâret olup, mescid ve misafirhâneli bir yerdir. Hattâ tekkesinin önünde yaşlı, büyük bir dut ağacı vardır. Bir tarafı çürümüştür. Çürüyen yerden bir kaymak koparıp ateşli hastalıklara tütsü yapsalar, şifa bulur. Denenmiştir. Bu ağacın çürüğünü, bütün halk dört yüz yıldan beri alırlar. Böyle iken yine zerre kadar eksilmez, koparılan yer de belli olmaz. Ben dahi öyle gördüm ve bir parça alıp sakladım.”
Şeyhnusrettin (Tekke) Köyü
Fotoğraf : İlhan TRAK
Yayınladığımız 1301/1886 tarihli Sivas Salnamesi’nde “Soyu temiz ulu Şeyh Nusrettin Veli Hazretleri kasabaya bir saat mesafede kendi adıyla bilinen köyde yatmaktadır. Olağanüstü bazı kerametleri rivayet olunur. Hattâ Üçköy’de kerametleri ile çıkardıkları su halen akmaktadır.” diye yazmaktadır.
H. Cahit Öztelli Şeyh Nusrettin Tekkesi'ni 1940’larda Müftü Arif Kılıç ile birlikte ziyâret eder ve daha sonra şunları yazmaktadır :
“Zile’ye yedi kilometre uzaklıkta ve istasyon yakınlarında kendi adı ile anılan ve Tekke de denilen köyde yatmakta olan bir azizdir. Otuz yıl önce Zile Müftüsü merhum Arif Kılıç ile birlikte bu köye gitmiştik.
Şeyh
Nasuriddin'in Hayatını Anlatan El Yazması Eser
(Yakında Türkçe'ye çevrilip, http://unyezile.net
da yayınlanacaktır.)
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 04.01.2008
Evliya Çelebi’nin söz konusu ettiği dut ağacını da gördük. Ne yazık ki, tekkelerin kapatılması sırasında “İnkılâp yobazı” bir kaymakam tarafından ağacın kestirildiğini söylerler. Yerden başlamak üzere ancak bir metre kadar gövdesi kalmıştı, kurumuştu. Yedi - sekiz yüzyıllık eseri kendi eli ile yok eden acaba başka uluslar var mıdır?
Köylüler bu ağacın gövde kabuklarının tütsüsü ile sıtmanın iyi olduğunu söylediler. Evliya Çelebi üç yüzyıl önce de böyle olduğunu bildiriyor.”
Kültür Evi'nde Turizm Haftası
Etkinlikleri Kutlaması
İlhan Trak, Mehmet Yardımcı, Necmettin Eryılmaz, Mustafa Sargın ve Bekir
Altındal
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 15.04.2008
Musa Fakih :
1073 yılından sonra Danişmentliler zamanında Zile’ye yerleşmiş Horasan velilerindendir. Hicrî 548/1154 tarihinde Zile’ye gelmiştir. H. 603/1207 tarihinde vefat etmiştir. Türbesi Ali Kadı Mahallesi’nde Ethem Çelebi (Beyazıt-ı Bestami) Câmisi bitişiğindedir.
H. 700/1301 yılında doğan Ethem Çelebi dönemin büyük âlimlerindendir. Yayınladığımız H. 1301/1886 tarihli Sivas Salnamesi’nde Ethem Çelebi için : "Beyazıt-ı Bestami Hazretleri’nin asil sülalesinden gelen Ethem Çelebi Hazretleri kasabada yatmaktadır” demektedir.
Bir rivayete göre Hırka-i Şerif, başka bir rivayete göre de Ethem Çelebi veya Beyazıt-ı Bestami’ye atfedilen hırka 1944 yılında Ankara Etnoğrafya Müzesi’ne götürülmüştür.
Zileli Hattat Emin’in Resimleri :
Şeyh Nusrettin Türbesi’nin duvarlarında, Zileli Arapzade Hattat Emin’in resimleri vardır ki görülmeye değerdir.
Şeyh Nasreddin (Nusret) Türbesi İçi |
Şeyh Nasreddin (Nusret) Türbesi Kuzey
Duvarı![]() Fotoğraf : Halit ÇAL |
Amasya ve Merzifon câmilerinin şadırvanlarında, Tokat Lâtifoğlu ve diğer konaklarında, Zile’de Musa Fakih Türbesi ile Şıheylik Köyü'nde Şeyh Eylük Türbesi’nde onun resimlerini görüyoruz. Akademisyenler tarafından modern Türk resim sanatının iki üç sanatçısından biri olarak kabul edilen Zileli Hattat Emin’in Şeyn Nusrettin Tekkesi’ndeki resimleri, beş yıl önce Türk Evleri 21. Zile Evleri Sempozyumu sırasında ziyâretçileri götürdüğümüzde Tarihçi Yazar Sevgili Necdet SAKAOĞLU tarafından yorumlanmış ve çok önemli bir yer olduğu ifade edilmişti.
Tarihçi Yazar
Necdet SAKAOĞLU Şeyh Nusret Türbesi'nde
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi
TARİHÎ ESERLER :
Kısaca tarihi seyrini özetlemeye çalıştığımız Zile’mizin görülebilecek gezilebilecek tarihî eserlerini şöyle sayabiliriz : Kale, Amfitiyatro, Koca Kayzer, Maşat Hüyük, İğdir Kaya Mezarları, Ulu Câmi, Hasanağa, Elbaşoğlu, Bedesten, Beyazıt-ı Bestami Câmileri, Musa Fakih, Şeyh Nusrettin Türbeleri, Tekke, Tacettin Paşa (Şehir), Yeni Hamamlar, eski Zile evleri.
Konferans Öncesi Zile Belediye Başkanlığı'nda Strateji Toplantısı
İlhan Trak, M. Ufuk Mistepe, Mehmet Sezen, Bekir Altındal, Mehmet Yardımcı,
Necmettin Eryılmaz
M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - 15.04.2008
ÖNERİLER :
Zile’nin turizme kazandırılması için zaman zaman yazılar yazarak önerilerde bulunduk. En son olarak İstanbul’da yayımlanan ve benim de yayın kurulunda bulunduğum Tokat Kültür Haber Dergisi’nin 2006 tarihli 21. sayısında ve Özhaber Gazetesi’nin 21 Nisan 2006 tarihli nüshasında yayımlanan “Zile’nin Makûs Talihi - Zile’yi Sevenler Göreve” başlıklı yazımızda yapılması gerekenleri yazdık.
Bugün görüyoruz ki o gün yazdıklarımızın gerçekleşmesi için ciddi çalışmalar yapılmakta ve adımlar atılmaktadır.
Gerek o yazımızda ve gerekse bugüne kadar her plâtformda dile getirdiğimiz önerilerimizi aşağıda madde başlıkları ile kısaca verelim.
1 - Turizm açısından savaş alanı bölgesi, askerî uzmanların yardımından yararlanarak tespit edildikten sonra bu bölgeye, yollara tabelâlar konulmalıdır.
Bunun için de birinci öncelik olarak Amasya - Tokat turizm yolunun Amasya - Zile - Tokat olarak değiştirilmesinin altyapısı oluşturulmalıdır. Bayındırlık ve Karayolları Genel Müdürlüğü nezdinde Sayın Milletvekilimiz Hüseyin Gülsün Beyefendi ve Vâliliğimiz, Kaymakamlığımız ve Belediye Başkanlığımızın, Turizmi Geliştirme Komitemizin girişimleri gerekiyor. Bize göre bu tur otobüslerine bu yol açılmadığı takdirde Zile’de turizm için yapılacak pek çok hizmet ve proje değer kazanamayacaktır. Zile - Alaca yolundan daha önemlidir. (4 - 5 sene önce Jölly Öger, ETS ve bazı turlarla yapılan görüşmeler sonucu ilânlara konduğu halde kaldırıldığı hususu unutulmamalıdır.)
Bu yolu karayolları standardında yaptırabilirsek Amasya’dan hareket eden tur otobüsleri önce Kervansaray Köyü'nde yol kenarına kurulacak bir kültür standında yöresel kıyafetler, ürünler sergisini görecekler, buradan sonra savaş alanına uğrayacak, oradan Zile’ye gelip gezecektir. Gelenlere Hirtius’un savaşla ilgili yazısı tercüme edilerek verilir. Savaş bütün detaylarıyla anlatılır. Savaş alanının öyle bir proje ve tanıtımı olmalı ki gelen kendilerini ziyaretçiler 2055 yıl öncesine ışınlanmış hissetsinler. Burada da Sevgili arkadaşım Kâmil Paşay’ın yardımına ihtiyacımız olacak.
Tarihî Türk Evleri Sempozyumu'nda da teklif edildiği üzere savaşın geçtiği ayın haftası (2 Ağustos) “Veni Vidi Vici” haftası ilân edilerek posterlerle, büyük gazete ve televizyonlara servis yapılarak Zile’nin tanıtımı yapılabilir. O hafta hem Zile’nin otobüslerine hem de Tokat otobüslerine bu “Veni Vidi Vici - Zile” posterleri asılarak, tanıtıma katkı sağlanabilir. Buna dudak bükenler olabilecektir.
M. Ufuk MİSTEPE Slayt Destekli E-Sunum Yaparken, Masada
Bekir Altındal, Mehmet Yardımcı, Teoman Duman ve Mehmet Kocaman
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi - 16.04.2008
Akdeniz Üniversitesi öğretim üyelerinden Havva Işık’ın bir konuşmasını, birkaç yıl önce Hürriyet Gazetesi “Sezar’ın Veni Vidi Vici sözü Zile’den çıkmış” diye iddiada bulundu şeklinde verdi. Yani Hürriyet muhabirinin bile bundan haberi yeni olmuş ve "iddia etti, öne sürdü" ibaresini kullanmıştır (Hürriyet 21.09.2002). Duyuramamışız demek ki Zile’yi, yapamamışız Zile’nin reklâmını…
Yine bu proje kapsamında Dereboğazı’nın doğal güzelliği, burada yeniden canlandırılacak bir iki su değirmeni ile gümele ve bahçesinde yolculara yeşillikler içinde bir kahvaltı veya çay veyahut Zile yiyecekleri sunulabilir.
Bu güzergâhın devamında inanç turizmi bağlamında Tur otobüslerini Sebaste’nin Kırk şehidi ve Şeyh Nusrettin Külliyesi için Şeyh Nusrettin Köyü’ne yönlendirmemiz gerekir.
2 - Kale’de de bilimsel bir kazı yapılmasını sağlayabilirsek, Charles Texier’in de belirttiği antik çağa ait pek çok bulgular elde edilebilir. Evliya Çelebi’nin bahsettiği diğer sarnıçlar, belki de söylenti olan tünel ortaya çıkarılabilir. Amfitiyatro’nun resmi ve bilimsel olarak kazısını yaptırarak gün yüzüne çıkarılması için gerekli girişimde bulunulmalıdır. Belki de hiç beklemediğimiz Zile’yi Ballıca Mağarası gibi turizm merkezi haline getirecek eserler ortaya çıkabilir. Anaitis Mezhebi’nin tapınak kalıntıları çıkarılabilir. Gerekirse Devletin izni ile üniversitelerimiz, bilim adamları gözetiminde Kale’nin içi karış karış kazılmalıdır.
Unutulmasın ki H. Cahit Öztelli Hocamızın bulduğu bir tablet bize Maşat Hüyüğü kazandırdı.
3 - Hamam Tepesi, Prof. Dr. Mehmet Özsait Hocamızın önemine işaret ettiği, Akdoğan Köyü Kaletepe gibi birkaç hüyükte kazı yapılması, İğdir kaya mezarlarının bulunduğu alanın kültür parkı haline getirilmesine yönelik çalışma ve girişimler yapılmalıdır.
4 - Müze kurulması sürekli gündemdedir. Eskiler bilir, böyle bir müze çalışması yıllar önce yapılmış ve girişimler olmuştu. Evinde görüştüğüm şimdi rahmetli olan Tahsin Özgüç Hoca : “Her eser bulunduğu, çıktığı yerde sergilenmeli” demişti bize.
Prof. Dr. Mehmet Özsait Hocam, Maşat’ın kazı sonrası korunamadığını bize bir görüşmemizde anlatmıştı. Keşke Maşat’tan çıkarılan eserler orada veya Zile’de kurulacak bir Müze’de sergilenseydi. Ne yazık ki başta Maşat Hüyük’ten çıkan ve diğer tarihî eserlerimiz Ankara ve Tokat müzelerini süslüyor. Zile’den çeşitli müzelere götürülen tarihî eserlerin Zile’de açılacak bir müzede sergilenmesi en büyük dileğimizdir.
Zile Platformu ve Turizmi Geliştirme Kurulumuz müze kurulması için gerekli altyapıyı sağlayarak, resmî girişimlerde bulunmalıdır.
Hüseyin Gazi Tepesi'nde
Yapılan Ziyârette İlhan Trak, Bekir Altındal,
Mehmet Sezen, M. Ufuk Mistepe, Murat Ayvalıoğlu ve Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yardımcı
M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - 15.04.2008
5 - Hüseyin Gazi Tepesi, Şeyh Ahmet Çamlığı, Zile bağları turizm amaçlı olarak değerlendirilmelidir.
6 - Zile evlerinin restorasyonuna başlanması sevindiricidir. Zile’nin yetiştirdiği Zileli işadamlarının Zile’ye vefa borçlarını, her birinin bir evi restore ettirerek ödemeleri gerekir. Ayrıca memleketimizin her yöresinde görev yapan Zileli bürokratlar ve akademisyenler, tanıdıkları büyük firmalar, şirketlerle temasa geçerek isimlerini taşıyacak birer evin restore edilmesini sağlayabilirler.
7 - Zile’ye gelenlerin barınma, konaklama, yeme içme gibi ihtiyaçlarını karşılamaları için altyapı önem arz etmektedir. Otellerin, hamamların, lokantaların, umumî kadın erkek tuvaletlerinin temizliği ve bakımı en önemli hususlardır. Bu konularda sıkıntı yaşayan ziyâretçileri bir daha buraya getiremezsiniz.
8 - Zile’yi sembolize eden hediyelik eşyalar, tarihî dokusunu yansıtan leblebi, pekmez, köme ambalajları sıradanmış gibi gözükse de önemlidir. Yayımladığımız 1308/1890 tarihli Sivas Salnamesi’nde : “Leblebi ve pekmezi gayet nefis ve meşhurdur.” yazılıdır. Salnamenin bu ibaresi tarihi ile birlikte ambalajlarda kullanılması gerekir diye yazdık daha önceleri.
Secde
Ağacı'nda Bekir Altındal, Mehmet Sezen ve M. Ufuk Mistepe
M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - 15.04.2008
Bütün bunları yapmak için yanımızda; bugün Zile’yi iyi tanıyan ve her türlü desteği veren ÇEKÜL Vakfı ve Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen, İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Özsait, Mimar Sinan Üniversitesi’nden Tarihî Türk Evleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Cengiz Eruzun, Gazi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Halit Çal, tarihçi araştırmacı - yazar Necdet Sakaoğlu gibi Zile’yi iyi tanıyan ve Zile’ye bir şeyler yapmak isteyen bilim adamları var. Bunlar bizim şansımız.
Rahmi Dönmez Hocamızın 1950’lerde yazdığı bir vasiyetini sizlere ulaştırmak istiyorum : “Bu toprakların çocuğu olarak bu topraklarda gözlerini açanlar ve bu toprağa hizmet aşkıyla bağırları yananlar, bütün sizler Zile'nin belli başlı dertleri ve ihtiyaçlarını gerçekleştirmenin yollarını aramalısınız. Zira bizden sonra geleceklerin eserlerimize bakarak : eyvah çorak yerde akıp gitmişler, diyeceklerini unutmayınız.”
Konuşmamızı, “Zile’nin Makûs Talihi” başlıklı yazımızı bitirdiğimiz cümlelerle sonlandırmak istiyoruz :
Biz burada bir Zileli olarak bunları söyledik, yazdık. Gönüllü olarak da görev almaya hazırız. Bugüne kadar Zile’nin tarihî eserleriyle, kültürüyle ilgili olarak vilâyetimiz Tokat'tan çok büyük yardım ve destek aldığımız ya da Tokat tanıtımlarında, ilçelere fazla önem verildiği söylenebilir mi bilemiyorum. Yukarıdaki projelerde Tokat Vâliliği ve Tokat’taki kamu kurumlarının desteğini beklemek hakkımızdır diyorum. Hiç değilse şu savaş alanı projesine, Tokat sahip çıksın diyoruz.
Ey Zileli hemşehrilerimiz, iş adamlarımız, bürokratlarımız, aydınlarımız, öğretmenlerimiz; Zile’nin seksen yıllık makûs talihini, yenilecekse Zileli olarak bizler yeneceğiz. Başka şansımız yok.
Özkaleli Tesislerinde Zile
Sevdalıları Tetkik Gezisinde
Mehmet Yardımcı, Cemalettin Dinçer, Bekir Altındal, Necmettin Eryılmaz, Hasan
Özkaleli
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 17.04.2008
Ya bunları yapacağız elbirliğiyle ya da hâtıralarımızda kalacak eski Zile, kültürümüz, tarihimiz. Tercih bizim sevgili Zileliler…
Zile - 16 Nisan 2008
Konferans bildirilerine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz :
Yrd. Doç. Dr.
Mehmet YARDIMCI (
http://unyezile.net/diltel.htm )
Bekir
ALTINDAL (
http://unyezile.net/potansiyel.htm )
Öğr. Gör.
Mehmet KOCAMAN (
http://unyezile.net/finansman.htm )
M. Ufuk MİSTEPE (
http://unyezile.net/proje.htm )