|
ZİLE - II |
|
Yazan
:
Rahmi DÖNMEZ
Gönderen : M. Cengiz
DÖNMEZ
ZİLE - II
Rahmi DÖNMEZ'in ZİLE adlı kitabı (Resimler
Ağaç Baskıdır)
Gönderen : Mehmet Cengiz DÖNMEZ (Oğlu)
Zile Kalesi’nde
Zile Kalesi’ni Romalılar kurmuşlardır. Toprak altında kalan muazzam temeller Romalılar’ın eseridir. Bu devirden kalma yeraltı tünelleri ve zindan bakiyeleri halâ mevcuttur. Kalenin doğu tarafı her ne kadar tabii ise de batı tarafının dolma olduğu bir hakikattir. Romalılar’dan sonra Bizanslılar Zile’de bir eser bırakmışlardır. Kale bunların zamanında ve daimi Arap - Bizans mücadeleleri içerisinde harap olmuş ise de sonradan Selçuklular kale surlarını ve burçları bugünkü görülen şekilde yeniden yapmışlardır. Osmanlılar zamanında Zile Kalesi’nin ehemmiyeti hiç inanıştır. Kale böylece günden güne harab olarak bugünkü haline gelmiştir. Surlar esaslı bir tamir görmezse birkaç sene sonra sadece birkaç duvar enkazı ortada kalacaktır.
Tarihî Kültürel Miras Duyarlılığı
Neco Güzelliğinde
Sahipsizliğe İsyan (!)
Kasaba, kalenin etrafına muntazam bir şekilde dağılmış. Batı tarafta evler daha geniş bir arazi üzerine yayılıyor. Millî Mücadele yıllarında Zile’yi basan asilerle kasaba halkı arasında geçen mücadelelerden Zile’nin batı tarafı tamamen yanmıştır. Bu yanan mahaller yeniden inşa edildiği için sokaklar daha muntazam bir durum arz ediyor.
Zile Ayaklanması'nda Âsilerin
Yaktığı Bu Kısım Bugün Yeni Baştan Yapılmıştır.
Eğer bu isyan olmasaydı Zile belki de Türkiye'nin en avantajlı Başkent adayı
olacaktı.
Ulusal Savaşta Tokat - Halis ASARKAYA, Tokat
Basımevi/1936, 159 sh.
Diğer taraflarda evler , birbiri üzerine yığılırcasına yapılmış, daracık ve eğri büğrü sokaklar ve adi kiremitler arasından gökyüzüne doğru uzanan minarelerle Zile Kasabası bütün Anadolu şehirlerinin o anlaşılmaz mistik ifadesine bürümüş duruyor.
Arnavut Câmîi
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi
Bir an bu anlaşılmaz ve çözülmez atmosferden kendinizi kurtararak gözlerinizi kasabanın dışarısına çevirirseniz burada göz alabildiğine uzanan tarlalar ve bahçeler insana sevinç verir. Muntazam şekilde işlenmiş bu toprakların sonunda ufak tepeler dağ eteklerine kadar uzanır. Kuzeyde gür yeşillikler içerisinde bağlar, güneyde koyu yeşil ceviz ağaçların bir ormana çevirdiği Gezi semti, batıda : Sivri Çal ve bağlar ovayı yer yer zebercetliyor. Daha güneyde İstasyon, Korucuk, Tekke, Bildiş, Hasan Ağa Köyleri dağ yamaçlarına sıralanıyor. Geride Deveci Dağları yüksek ve vakur bir çehreyle Zile Ovası’nı bekliyor.
Bütün bu durumu görebilmek için kale etrafında bir defa dolaşmak kâfi geliyor. Manzara her adımda değişiyor. Toprağın yeknesaklığı insanı yormuyor. Orta Anadolu steplerinde sık sık hissedilen deniz hasreti ve dar vâdilere kapalı dağlar arasına gömülmüş ufuksuz şehirlerin insana verdikleri ağır kasvet duygusunu Zile’de duymazsınız. Alabildiğine geniş ufuklar ve mor dağlar gözlerinizi oyalar, içinize ferahlık verir. Ev içinde veya çarşıda canı biraz sıkılan bir insan kaleye çıkarak biraz dolaşsa bütün sıkıntısı geçer. Gönlüne ferahlık dolar. Zamanı hoş geçer.
Eğer Belediye ağaçlandırma işini ele alarak kaleyi her ne pahasına olursa olsun ağaçlandırırsa o zaman kalenin arz edeceği fevkalâde güzellik hakikaten övülmeğe değer.
Zile Kalesi
İçindeki Parktan Bir Görünüş
Fotoğraf : Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR
1981 - 1982
Surların onarılması, iç meydanın düzeltilmesi, ortaokul binasının yeniden inşa edilmesi, kale yollarını yeniden ve esaslı olarak tamir edilmesi Zile Kalesi için faydası inkâr edilmeyen büyük hizmetler olacaktır. Bu hizmetlerden birini veya bir kaçını başaran insanın adı Muharrem Alacalı misali Zile Kalesi’yle beraber ebediyete intikal edecektir.
Ağaçlandırılmış Görünümüyle Zile kalesi / 1968
Kameraman : Mehmet SEZEN - Turizm ve Tanıtma Derneği
Zile’de İklim
Zile’de orta yaylanın yazları sıcak ve yağışsız, kışları soğuk ve yağışlı kara iklimi ile Karadeniz Bölgesi’nin kışları ılık ve yağışlı, yazları yumuşak ve yağmurlu deniz iklimleri arasında bir geçiş iklimine sahiptir. Yıllık yağış nisbeti yağmur ve kar olarak 600 mm - 700 mm arasında değişir. Yağışlar bilhassa Sonbahar’ın son aylarında ve İlkbahar’da olur. Yaz ortasında şiddetli kuraklardan sonra gene pek şiddetli yağmurlar sağanak halinde yağarak hiç fayda temin etmezler. Bu sağanaklardan sonra gelen seller Zile’yi doğudan ve batıdan tehdit eder. Fakat arazi kapalı olmadığından sel suları pek fazla hasarat yapmadan dağılır. Bu sağanakların dolu halinde yağarak çiftçiyi büyük zarara soktuğa da vâkidir.
Zile Devlet Hastanesi'nin Bahçesinde
Bulunan Meteoroloji İstasyonu
Fotoğraf : Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR
1981 - 1982
Kış aylarında kısa fâsılalarla yağan kar bütün ovayı aylarca örter. Karın en çok biriktiği zamanlarda kalınlığı 600 - 700 santim olur. En şiddetli soğuklarda termometre sıfırın altında 15 - 20, en şiddetli sıcaklarda sıfırın üstünde ve gölgede 35, güneşte 40 derece olur. Kışın şiddetli soğuklar Şubat ve Mart ayı içinde, Yaz’ın en şiddetli sıcaklar Temmuz ve Ağustos ayları içinde kaydedilir.
Rüzgârlar en çok doğudan ve kuzey doğudan eser. İlkbahar’da Lodos karları eritir, Yaz aylarında en şiddetli sıcaklarda esen Tokat yeli çiftçilerin terini soğutur. Şiddetli fırtınalar ve kasırgalar pek seyrek olarak vukua gelir. Zile yakınlarında orman yoktur. Civar dağlar pek çıplaktır. İnsan baltası ve keçilerin dişleri amansız ormanları mahvetmiştir. Yakın tepelerdeki orman bakiyeleri vaktiyle Zile yakınlarının bile ormanlık olduğunu göstermektedir.
Şeyh Ahmet Çamlığı Ziyâretçileri / 1968 |
Şeyh Ahmet'in Kepez'deki Kabri / 1968![]() Kameraman : Mehmet SEZEN - Zile Turizm ve Tanıtma Derneği |
Şeyh Ahmet denilen yerde yüksekliği 15 - 20 metre boyunda muazzam çamları görünce insanın yüreği yanıyor. Bu yere Yaz aylarında büyük bir ziyaretçi kitlesi gitmekte ve meşhur evliyâyı ziyaret etmektedir. Halk kış aylarında tamamen odun yaktığından ve evler tamamen ahşap olarak yapıldığından Zile’de ağaç pek kıymetlidir. Öte yanda toprak altında ve Zile’nin burnunun dibinde linyit kömürleri bir işletme beklemektedir. Halk su kıyılarına yeni yeni kavak, söğüt gibi çabuk yetişen ağaçlar dikmekte ve bu iş gittikçe çoğalmaktadır. Genç, okumuş ve okumaktadır. Zile Öğretmenler Birliği öğretmenleri bir çatı altında toplayarak meslek için faydalı birçok toplantılara sahne olmaktadır. Öğretmenler bu bakımdan takdire lâyıktır.
Zile halkı ziraat, ticaret ve küçük sanatlarla meşgul olmaktadır. Halk millî meselelerle alâkalı, dinine, milletine samimi olarak bağlı ve an’anelerine son derecede düşkündür. Bu bakımdan hariçten gelen bir insan için Zile, müteassıp bir muhit olarak göze çarpar.
Turhal (Solda) ve Zile'nin (Sağda)
Kartografik Hava Fotoğrafı![]() Gönderen : Abdullah ŞEVÜK |
Zile'nin (Ortada) Kartografik Hava Fotoğrafı![]() Gönderen : Abdullah ŞEVÜK |
Zile Coğrafyası
Coğrafî bölge taksiminde Zile Orta Karadeniz Bölgesi’ne düşmektedir. Bu yüzden iklim, toprak örtüsü ve ekonomik bakımından bu iki bölgenin müşterek özelliklerini taşır. İdarî taksimatta Tokat Vilâyeti’nin en büyük kazası olan Zile nüfus bakımından Anadolu kazaları arasında önemli bir yer işgal eder. Kaza merkezinin nüfusu hiçbir zaman on yedi binden aşağı düşmemiştir.
Bunun haricinde birçok Zileliler bilhassa Turhal Şeker Fabrikası yapıldıktan sonra taşınmışlar ve bugünkü Turhal’ın onda iki nüfusunu teşkil etmektedir. Bundan başka bilhassa son senelerde bazı iş adamlarının Samsun’a taşınarak işlerini büyüttükleri müşahede edilmektedir. Böylece Zile daima civar kasaba ve şehirlere artan nüfusunu göndermekte, diğer tarafta civar köylerden de Zile’ye gelenler son senelerde artmış bulunmaktadır.
Tarihin hiçbir devrinde ehemmiyetli bir şehir olamamaktan başka duruma düşmemiş olan Zile için istikbalin modern bir şehri diye bahsetmek hiç de yersiz olmayacaktır. Yirmi iki mahalleye ayrılan Zile son senelerde bilhassa batı ve güney istikametinde inkişaf etmektedir. Dört binden fazla evi ve bin beş yüz dükkândan ibaret büyük bir çarşısı vardır. Millî mücadele yıllarında yanan kısım yeni baştan ve plânlı bir şekilde inşa edilmiştir. Diğer taraflarda evler ve sokaklar iptidaî bir manzara atfetmektedir.
Yunus Emre Mahallesi ve Modern Yerleşim Konutları
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi
İğdir isimli büyücek bir nahiyesi ve 129 adet köyü vardır. Köyleriyle beraber kasabanın nüfusu altmış bini geçer. Samsun - Sivas demiryolu Zile’nin hemen beş kilometre güneyinden geçmektedir. İstasyon olarak Zile - Samsun - Sivas demiryolunun orta noktasına düşer. Vilâyet merkezine 67 kilometrelik muntazam bir şose ile bağlı olan Zile Turhal’a 22 kilometre mesafededir. Yüzölçümü 224 bin kilometre kareden ibaret olup, bunun 90 bin hektarında ziraat yapılmaktadır.
Zile Ovası’nın denizden yüksekliği 700 m olup, en yüksek dağ silsilesi Deveci Dağları’dır. 1892 m yüksekliğe sahip olan bu dağlar doğu batı istikametinde uzanır. Ovanın kuzey yamaçları Bayırköy sırtları denilen bir sıra tepeden müteşekkil engebelerle çevrilmiştir. Bu duruma göre Zile Ovası, Doğu - Batı istikametinde uzanan eni on, uzunluğu on beş kilometreden fazla bir ovadan ibarettir.
Zile Batısı'nda
Sivriçal Tepesi ve Karayün Sırtları'ndan Bir Görünüş ![]() Fotoğraf : Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR 1981 - 1982 |
Bayırköy Sırtları
ve Bağlık Sahalar![]() Fotoğraf : Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR 1981 - 1982 |
Hüseyin Gazi Tepesi, Güvercin Çalı, Sivri Çal bu ovayı yer yer süsler. Ova doğuda Yeşilırmak, batıda Çekerek Vâdisi’ne açılır. Etrafı bağlık bahçelik, içme suyu güzel, havası güzel, manzaraları güzel olan Zile’de hayat ucuz, halk çalışkandır. Kasabada mükemmel elektrik teşkilâtı vardır. Kâfi miktarda abone bulunmadığı için elektriği henüz devamlı değildir, ilerde elektriğin devamlı olarak verilmesi Zile’ye bazı yenilikler ve güzellikler kazandıracaktır.
Kültür bakımından hayli ileri olan Zile’de Ortaokul, Akşam Kız Sanat Enstitüsü ve beş tane İlkokul mevcuttur. Zileliler çocuklarının yüksek tahsil yapmasına pek heves gösterirler. Bu yüzden büyük şehirlerde okuyan Zileliler’in sayısı her zaman kabarıktır. Bu gençler memleketlerinin her türlü meselesiyle pek yakından alâkalanmak isterler. Ankara ve İstanbul üniversitelerinde ve yüksek okullarda yüzlerce Zileli genç okumuş ve okumaktadır. Zile Öğretmenler Birliği öğretmenleri bir çatı altında toplayarak meslek için faydalı birçok toplantılara sahne olmaktadır. Öğretmenler bu bakımdan takdire lâyıktır.
Zile halkı ziraat, ticaret ve küçük sanatlarla meşgul olmaktadır. Halk millî meselelerle alâkalı, dinine milletine samimi olarak bağlı ve an’anelerine son derecede düşkündür. Bu bakımdan hariçten gelen bir insan için Zile, mutaassıp bir muhit olarak göze çarpar.
Zile tarihine ait kısa bazı notlar
Başlangıçta da arz ettiğimiz gibi bu eserin Zile’yi ve onun dertlerini, ihtiyaçlarını tanıtmaktan başka hiç bir gayesi yoktur. Ancak Zile tarihine ait bazı kısa notları burada okuyucularıma arz etmeyi faydalı görmekteyim.
Zile ne zaman kuruldu?
Zile’nin ne zaman ve kimler tarafından kurulduğunu tayin eden tarihî vesikalardan mahrum bulunuyoruz. Milâd'ın ellinci yılında ölen eski devrin ünlü coğrafyacılarından Amasyalı Strabon'a göre Zile'yi Ninova hâkimesi Semiramis kurdurmuştur. Buna göre Zile'nin kuruluş tarihi Milât'tan önce yedinci asra rastlamaktadır. Diğer tarafta Milât'tan önce dördüncü asırda Anadolu'da yayılan Anaitis (Anahita) Mezhebi'nin en büyük mabedinin Zile'de mevcut bulunduğu tarihî bir hakikattir. Buna göre Zile dördüncü asırda mevcut büyük tarihî bir şehirdir. Böylece Zile'miz 2400 yıllık bir tarihe sahiptir.
ANAÏTİS - ANAHİTA
http://abcdioses.noneto.com/persa/diosesPe/anaitis.htm
Manâsı (lekesiz) demek olan Anaïtis ilâhesi eski İranlılar'ın bir tanrıçasıdır. Önce bir nehir daha sonra su, bolluk ilâhesi olan bu tanrıça M.Ö. 404 yıllarında Anadolu'da birçok tanrılarla karışarak ve çeşitli özellikler, şekiller kazanarak en sonunda sevgi ve ilkah tanrıçası olmuştur. Pontuslular zamanında Zile'de (o zamanlar adı Zela idi) bu ilâhenin en büyük tapınağı bulunuyor ve bu tapınağın baş papazı Sonbahar mevsiminde büyük bir dinî törenle taç giyiyordu. Bu muazzam törenlere büyük bir kalabalık iştirak ediyor dolayısiyle şehir parlak bir ticarî hayat yaşıyordu. Halk bu törenlere (Deir) demekte ve bugün hale Zile'de yapılan büyük panayır bu dinî törenlerden gelmektedir.
Zile ismi nereden geliyor?
Pontuslular zamanında Zile’nin ismi Zelâ olarak tarihlere geçmiştir. Bu isimle Zile arasındaki fonetik yakınlık meydandadır. Amasya tarihindeki kayıtlara göre : Zile'yi Tokayıt Türkleri kendilerine merkez yapmışlar ve bu yerede Muhterem (Sayın) manasına gelen Silay adını vermişlerdir. Silay'ı Harkar Han yaptırmış ve adına da Harkariyye adı verilmiştir. Fakat muhterem manasına gelen Sılay Harkariye ismine galebe çalarak şehrin adı Sılay olarak kalmış daha sonra halk bu kelimeyi Zile'ye çevirmiştir.
Büyük seyyah Evliya Çelebi ise daha başka bir tahmin ileri sürerek Zile adını Anadolu'da halı, kilim manasına gelen (?) kelimesine icra etmekte ve o tarihlerde Zile'de pek çok halı, kilim dokunduğunu zikretmektedir. Zamanla halk şivesi (?)'yi Zile'ye çevirmiş ve böylece kasabanın adı Zile olarak kalmıştır. Bütün bunlar arasında en mantıkî isim Zela'nın Zile'ye çevrilmiş olmasıdır.
Zile'de Pontus - Roma mücadeleleri :
Tarihinin en
parlak günlerini Pontus hükûmeti
zamanında
geçirmiş olan Zile, o devirlerin en büyük
şehirleri
arasında yer almaktadır. Romalılar'la Pontuslular
arasında vukua gelen üç büyük savaştan ikisi Zile Ovası'nda yapılmıştır. Roma'da içtimaî harp devam
ederek Pontus Kralı
Mithridat
(Midridat) Roma'ya karşı isyan
etmiş ve bütün
Anadolu'yu zaptetmişti. Roma kumandanlarından
Silla büyük bir ordu
ile Mithridat üzerine
yürümüş ve onu Anadolu'da mağlup etmişti. Mithridat
bu mağlubiyetten
sonra aldığı bütün yerleri iade etmiş
ve eski
hudutlarına çekilmiştir. (M.Ö. 73)
Çok zeki, çok enerjik ve kudretli bir hükümdar olan Mithridat aynı zamanda bir kaç dil biliyordu. Hedefe erişmek için her vasıtayı meşru görüyor, icabında zulüm yapmaktan çekinmiyordu. Romalılar'ın İspanya'da meşgul olmalarından istifade ederek Anadolu'da pek çok Romalı öldürtmüş ve yeniden kuvvetlenerek harekete geçmişti. Roma, Mithridat üzerine (M.Ö. 74) tarihinde kumandanlardan Lüküllüs'ü gönderdi, fakat ordunun Lüküllüs'e isyan ettiğine dair Roma'ya haberlerin gelmesi üzerine Senato Pompei'yi Anadolu'ya gönderdi. Pompei Anadolu seferini tamamladı. Mithridat Zile Ovası'nda mağlup olarak Kırım'a kaçmak istedi, oğlu ve Şark Kralı Tigran babasının yerine geçmek istediğinden bir komplo hazırladı, bunu öğrenen Mithridat zehir içerek öldü (M.Ö. 123 - 63) Böylece Anadolu Roma'nın bir eyaleti haline geldi.
Pontus Kralı Mithridatın oğullarından Farnas (Pharnace) Romalılar'ın dahilî mücadelelerinden istifade ederek Anadolu'yu tekrar ele geçirmişti. Sezar Mısır'dan Parnas üzerine yürüdü, muharebe Zile Ovası'nda oldu ve Sezar beş günde bu savaşı kazandı. Zaferini Zile'den Romalı bir dostuna şu üç kelime ile müjdeliyordu : Veni, vidi, vici (Geldim, gördüm, yendim). Bu muharebeden sonra Zile Roma'nın şark hududunu koruyan bir kale oldu. Romalılar Zile Kalesi'ni kurarak, yer altı tünelleri açtılar.
Romalılar'dan sonra Zile'ye Bizanslar hâkim oldular ve M.S. 700 tarihlerinden sonra Zile Bizans - Arap mücadelelerine sahne olmağa başladı. 1071 Malazgirt Zaferi'nden sonra Anadolu'nun kapıları Türkler'e açılmış bulunuyor ve Türk boyları Bizans'a tekfurlariyle muharebe yapa yapa Anadolu'yu istilâ ediyorlardı. Ahmet Danişment Gazi Zile'yi Bizanslılar'dan alarak Selçuk topraklarına kattı. Selçuklular'ın İlhanlılar'a yenilmesi üzerine Zile de bütün Anadolu'yla beraber İlhanlılar'ın eline geçmiş oldu (1311 - 1320).
1341 tarihlerinden sonra Emir Ertena ve oğulları idaresinde kalan Zile 1355 tarihleri sırasında Kadı Burhanettin'in eline geçmiştir. Nihayet Osmanlı padişahlarından Yıldırım Bayazıt tarafından Hicrî 800 (Milâdî 1397) tarihinde Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu devrinde ehemmiyetini kısmen kaybeden Zile uzun zaman imparatorluk sarayı ağalarına Vâlide Sultan Hası olarak vergi ödemiş, fakat imar ve ihya bakımından hiçbir faaliyete sahne olmamıştır.
Millî Mücadele Yıllarında Zile
Millî Mücadele yıllarında Zile diğer Anadolu köy, kasaba, şehirleriyle beraber kendisine düşen büyük millî vazifeyi maddî ve manevî kuvvetlerini zafer emrine vererek ifa etmiş ve büyük zaferin kazanılmasında bir rol oynamıştır.
Ancak millî mücadelenin ilk yıllarında Anadolu'da padişah ve taraftarlarının kışkırtmasiyle yer yer meydana gelen isyan ve karışıklıklara Zile de sahne olmuş, sonradan Zile'yi sevmeyenler tarafından bu hareketlerden biri Zileliler'e malolunmak istenmiştir.
Bayırköy'e Doğru Zile'den Diğer Bir Görey (Ağaçların Bolluğuna Dikkat Ediniz!!!)
Ulusal Savaşta Tokat - Halis ASARKAYA, Tokat
Basımevi/1936, 159 sh.
Tarihî hâdiseler bitaraf bir şekilde incelenirse millî mücadele yıllarında Zile'de isyan çıkmamış, fakat âsiler iki defa Zile'yi basmışlar ve yağma etmişlerdir. Bu bakımdan Zile bedbaht bir şehir olmuştur. Yozgat ve Yenihan taraflarında gelişerek, derlenip toplanarak Zile'yi hedef tutan âsilerin niçin Zile'yi tercih ettiklerini aşağıda sıralanan sebepler pekalâ gösterir.
Zile bu civarın en zengin bir ticaret merkezidir. Zile müdafaa bakımından pek zayıftır. Zile'de askerî kuvvet yoktur. Ve Mustafa Kemal'in Zile'ye gelerek halkı aydınlatmasına mâni olanlar yüzlerce kişinin içerisinde beş on kişilik Zile grubunu görerek, isyana bunların sebeb olduklarını ileri sürmüşlerdir.
Tarihî hâdiseler hakkında hüküm verirken sadece neticeler üzerinde durmak doğru değildir. Asıl mesele bu neticeyi hazırlayan zaruretler, sebebler ve o zamanlardaki psikolojik durum üzerinde tahliller yapmak lâzımdır. Bu tahlil yapıldığı zaman ilk isyan hareketine iştirak edenler arasında Zileliler'in bulunmadığı, sonradan menfaatleri o yolu icabettiren bir grubun isyancılara katıldığı görülür. Yenihan, Artova, Sulusaray, Kızılca taraflarında toplanan, büyüyen ve harekete geçen âsiler 6 - 7 Haziran H. 336 - M. 1920 tarihinde Zile'yi bastılar.
Hilmi Bey Yaveri İle.
Kemal Türker Fotoğraf Arşivi.
Zile'yi müdafaa edecek miktarda asker olmadığından âsiler pek kısa bir zaman içerisinde bütün kasabayı işgal ettiler, yağma ettiler, işkence ettiler, asker ve kuvayi milliye taraftarı aydın ve ileri görüşlü Zileliler âsilere karşı koymak üzere kaleye çekildiler. Büyük Atatürk Nutuklarında bu ciheti bilhassa tebarüz ettirmişlerdir. Kaleye çekilenler kendilerini müdafaa edecek insan ve cephaneye malik iseler de kalenin içecek suyu yoktu. Top, tüfek ateşiyle âsiler üç gün kaleyi sıkıştırdılar. Nihayet kaledekiler üç gün susuzlukla savaşarak teslim olmak mecburiyetinde kaldılar.
Cemil Cahit kumandasında on beşinci fırka Zile'ye yetişerek Bayırköy sırtlarına yerleştiler. Bu sırtlar Zile'ye hâkim durumda bulunuyordu. Millî kuvvetler beyanname yayınlayarak âsilere teslim olmalarını teklif ettiler. Âsiler bu teklifi kabul etmeyince şehir üç saat bombardıman edildi, âsiler geldikleri gibi çekildiler, böylece isyanın birinci safhası kapanmış oldu.
Orgeneral Cemil Cahit TOYDEMİR
Yozgat isyanı söndükten sonra oradan kaçan âsiler Yenihan ve Artova taraflarında tekrar toplandılar ve bazı umutlara düştüler. Temmuz başlarında âsiler yeniden Zile'yi bastılar, askerlerle halktan bir kısım kaleye çekildiler. Kolordu kumandanı Rafet Bey Zile'ye gelerek şehri kurtardı.
Miralay İ. Refet BELE
Âsiler geri çekilirken Zile'nin en güzel, en işlek mahallelerinin ve çarşısının yanmasına sebeb oldular. Bu büyük yangında Zile'nin üçte biri yandı. Böylece isyan hareketi bitmiş oldu. Zileliler bundan pek büyük maddî ve manevî zararlarla kurtuldular, bütün bunlar kâfi değilmiş gibi sonradan bilinmez hangi sebeblerin tesiriyle bu hareketin mesuliyeti Zileliler'in omuzlarına yükletilmek istenmektedir. İsyanın bütün safhalarını bu küçük kitapta anlatmama imkân olmadığından okuyuculardan özür dilerim. Bu isyan meselesi bir kitaba konu olacak kadar mühimdir.
Bitaraf olarak tetkik edilmesini canı gönülden arzuladığımız bu hâdiseleri şimdiye kadar kıymetli tarih öğretmeni Halis Cinlioglu (Asarkaya) tetkik etmiş ve Ulusal Savaşta Tokat isimli eseri neşretmiştir. Meraklı okuyucuların bu kitaba baş vurmaları lâzımdır.
Zile Ayaklanması'nda Âsiler Zile'ye Bu Kısımdan
Girdiler.
Ulusal Savaşta Tokat - Halis ASARKAYA, Tokat
Basımevi/1936, 159 sh.
Sana âsi sana isyankâr diyenler utansın
Taşıyla,
toprağiyle öpülecek vatansın!
Zile’de Tarihî Eserler
"Tarihî eser bakımından Zile fevkalâde zengin bir yerdir" sözünü sarfettirecek araştırmalar henüz Zile'de yapılmamıştır. Toprak altında binlerce yıl ötesini aydınlatacak eserlerin Zile çevresinde ve içerisinde bulunduğu bir hakikattir. Civar köylerde bulunan ve Etiler'e ait olduğuna şüphe olmayan Höyükler köylüler tarafından zaman zaman açılarak muhteviyatı işe yaramaz bir hale gelmektedir.
Zile Kalesi ve toprak altı tünelleri henüz bir tarihî araştırmaya konu olmamıştır. Halk arasında efsanelerle karışık bilgilere göre bir değer arzeden Hamam Tepesi de henüz esrarını muhafaza etmektedir. Anaitis İlâhesi'ne ait büyük mâbedin enkazı ve gene bu mâbudeye ait taş eserler son senelerde teşkil edilen Müze'ye nakledilmiştir.
Tarihî Zile Kale Yolu O Akşam Yanıyordu,
Kim Bilir, Kimlerin İçi, İçin İçin Kanıyordu.
Pontus - Roma, Arap Bizans mücadelelerine sahne olan Zile'de toprak üstü tarihî eserler hemen hemen yok olmuştur. Bu arada cehaletin de tarihî eserleri yok etmede mühim bir rol oynadığını burada tebarüz ettirmek isterim. Zile Ovası'nda Pontus Hükümdarı Pharnace (Parnas)'ı yenerek büyük bir zafer kazanan meşhur Roma İmparatoru Kayser (Sezar) Romalı bir dostuna gönderdiği mektubu Zile'den yazmıştır. Beş günde kazandığı bu muharebenin neticesini Sezar şu şekilde bildiriyordu : Veni, vidi, vici (Geldim, gördüm, yendim).
Bir hâtıra olarak ta bu ibare taş sütun üzerine yazılmıştı. Bu taş sütunun son senelere kadar Zile Kalesi'nde mahfuz bulunduğu biliniyordu. Bundan senelerce önce kalede ihya edilen Şehitler Âbidesi'nin orta yerine büyük bir taş sütun lâzım olur. Jandarma Çavuşu bu tarihî taş sütunun üzerindeki (gâvur) yazılarını kazıttırarak eseri berbat eder. Bu rivayetin doğruluk derecesini tayin edememekle beraber bu ve buna benzer şekillerde Anadolu'da birçok tarihî eserlerin imha edildiği doğrudur.
Zile Kalesi'nde Lâtince Yazılı Roma Sütunu ve Kaya Mezarı / 1968
Kameraman : Mehmet SEZEN - Zile Turizm ve Tanıtma Derneği
İskender Çeşmesi : Tarihî bir esasa dayanmamakla beraber Zile'de Çaypınar adiyle anılan ve suyunun nereden geldiği bilinmeyen bir yer altı suyunun İskender'in İran Seferi'ne giderken Zile'de yaptırdığı rivayet olunmaktadır.
Roma Çeşmesi
Fotoğraf : Dr. Orhan YILMAZ
Kale, Saat Kulesi, Pontus Mezarı, Romalılar'a ait Amphitheâtre Zile'de mevcut eserlerden belli başlıcaları olup, bunlar hakkında bilgiler ayrı bir bölümde verilmiştir.
Zile Kalesi'nin Romalılar zamanında yapıldığı ve sonradan Selçuklular ve İlhanlılar zamanında tamir gördüğü muhakkaktır. Eski devirlerin tanınmış coğrafyacılarından Amasyalı Strabon Zile'nin Ninova hâkimesi Semiramis tarafından kurulduğunu söylemektedir. Yine bu âlimin sözlerine göre kasabanın ortasındaki tepe de suni olarak vücuda getirilmiştir.
Kale bodrumlariyle, Çekerek Suyu'na kadar uzayan tünellerin Pontus hükümdarlarından Midridat tarafından açılmış olduğu zannedilmektedir. Zira Zile bir kale olarak en parlak zamanlarını Pontuslular zamanında yaşamıştır. Bizans - Arap mücadelesinden sonra Zile Kalesi'nin askerî bir değeri kalmamıştır. Hele Osmanlılar zamanında kale bir depodan ibaret kalmış ve harab olmaya yüz tutmuştur.
Son olarak millî mücadele yıllarında Zile'yi basan ve yağma eden âsilere karşı Kuvayı Millîye Askerleri Zile Kalesi'ne çekilmişler. Ve buradan şehri müdafaa etmişlerdir. Atatürk'ün Nutukları'nda da övdüğü savunma Zile Kalesi'nin son tarihî hizmeti olmuştur. Bugünkü haliyle kale ilerde mükemmel bir mesire yeri olarak kullanılabilir. Ağaçlandırma ve su Zile Kalesi'ni ihya edecektir.
Evliya Çelebi Zile'yi ziyaretinde Zile Kalesi'nden aşağıdaki şekilde bahsetmektedir : Zile livasının şimalinde bir yalçın kaya üzerinde (?) şekil sanki bina bir kalayı metin ve ranadır, yirmi altı kulesi, kıbleye nazır bir demir kapısı vardır, kale içinde üçyüz hane, bir câmi, buğday ambarı, su sarnıçları olup hamam, çarşısı falan yoktur.
Kalender Yakup Kitabesi : H. 625 - M. 1227 tarihini ihtiva eden bu kitabenin nerede bulunduğu bilinmemektedir. Selçuk Hükümdarı Alaettin Keykubat zamanında yapılmış bir hana ait olup iki parçadan ibarettir.
KALENDER YAKUP KİTABESİ Bu kitâbe Zile çarşısında Kalender Yakup kabri yanında boşta durmakta idi. Bir kısmı kırılmış olan kitâbenin taşı pek adi ve yazısı da pek fenadır. Taşın fenalığından dolayı yazının bir kısmı dökülmüştür. Kitâbede okuyabildiğim kısımları aşağıya yazdım :
Kitâbenin tercümesi şudur : "...muazzam Alâeddin döneminde ...zayıf kul Mııhlisüddin... H. 625 (1227/28) yılında..." Kitâbe, Alâeddin Keykubad zamanında yapılmış bir hana ait iken her nasılsa sonradan getirilerek buraya konmuştur. İki parça olmuş olan bu kitâbenin mektebe kaldırılmasını, Zile Merkez Baş Muallimi Osman Neşet Bey'e söylemiştim. Hanı yaptıran Muhlisüddin'in kim olduğu bilinemedi. |
Ulu Câmi ve Kitabesi : Selçuklu Hükümdarlarından dördüncü Kılıç Arslan'ın oğlu III. Gıyasettin Keyhüsrev zamanı hükümetinde Nasuh Paşa tarafından yapılmış olup, sonradan yıkılan bu câmi yerine inşa edilen ve bugün Ulu Câmi olarak isimlendirilen Büyük Câmi'nin cephe duvarı üzerine eski Câmi Kitabesi konulmuştur. Kitabe H. 666 - M. 1267 tarihini ihtiva etmektedir. Ulu Câmi H. 1?27 M. 1909 tarihinde o zaman Zile Kaymakamı bulunan Süleyman Necmi Bey'in himmetiyle inşa edilmiş olup, bugün Zile'nin en büyük mimarî anıtıdır. Bilhassa minaresinin zarafeti dikkati çekmektedir. Câmi üslup bakımından bir yenilik arzetmez.
Ulu Câmi Portalinin Sağ Tarafındaki Kitâbe
Kitap : Tokat Kitabeleri
Örümcekli Dede Kitabesi : H. 710 - M. 1310 tarihini ve kale duvarındaki kitabe de 737 H. - M. 1336 tarihini taşımaktadır. Seyisoğulları'ndan Şemsettin Seyis Bey'in inşa ettirdiği bir zaviye kitabesi olup, sonradan kale duvarlarına konulmuştur. Kale ile bir ilgisi yoktur.
Örümcekli Dede Türbe ve Kitabesi
Kitap : Tokat Kitabeleri
Hacı İshak Câmîi : H. 880 - M. 1475 tarihlerinde Fatih Sultan Mehmet zamanında Hacı İsmail isminde bir zat tarafından yaptırılmış olup, sonradan Hacı İshak Paşa namına tescil edilmiştir. Halk arasında bugün Güdük Minare diye isimlendirilmektedir.
Hacı
İshak Paşa Câmîi (Küçük Minareli Câmi)
Minare-i Kebir Mah. Şair Talibî Caddesi (Y. T. 1475)
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE 20.08.2004 Cuma 16:26
Hasan Ağa Mektebi : H. 903 - M. 1497 tarihinde Fatih'in oğlu II'inci Bayazıt zamanında Hacı Ali isminde bir zat tarafından yaptırılmış olup, sonradan Boyacı Hasan Ağa adına tescil olunmuştur. Son senelerde vukua gelen zelzelelerde minaresi yıkılmış ise de sonradan yıkılan yer tamir edilmiştir. Bugün içerisinde namaz kılınmaktadır.
Boyacı Hasan Ağa Camii (1479)
Elbaşı Câmîi : H. 1211 - M. 1796 tarihinde Zile eşrafından ve derebeylerinden Elbaşıoğlu Seyit Ahmet Ağa tarafında inşa edilmiş olup, Zile'nin ikinci derecede büyük câmiidir. Turhal - Tokat yolunun Zile'ye giriş yerinde inşa edilmiş olup, minaresi ve binası sadelik ve sağlamlık bakımından bir hususiyet arzetmektedir.
Helvalı Dede Kitabesi : Selçuk tarzında kabir kitabesidir. H. 733 - M. 1332 tarihini taşımaktadır. Kitabelerden biri Abdullah, diğeri Dürrü Melik Han'a aittir.
"Merhum Abdullah bin Mîr Arslan H. 733 yılının Safer ayında
(1332) vefat etmiştir."
"Mîr Arslan'ın kızı Dur Melek 832 yılının Muharrem ayında (1428) vefat etmiştir."
Cafer Çelebi Kabri : Ulu Câmi karşısında bir avlu içerisinde kabri bulunan bu zata halk yanlış olarak Ömer Dede demektedir.
"Allah'ın rahmetine muhtaç olan merhum mağfur Mehmed oğlu
Cafer Çelebi'nin vefatı."
Zile'de bunlardan başka pek çok câmi ve medrese mevcuttur. Câmilerin sayısı otuzu geçmektedir. Bunların önemlileri aşagıdadır : Alaca Mescit, Karabil Kislik, Çukur Pınar, Sıra Köprüler, Habef, Bedesten, Deri Sokağı, Arnavut, Zincirli Kuyu, Dede Önü, Şeyhoğlu Müftü, Bayazıt Besten, Şeyh Kolu, Dutlupınar, Burcalı Çukur, Âşık Ceyhunî ve Garip Câmi isimleri ile anılan câmilerdir.