ŞİİRDE
YAŞAM
(Bu sayfa en son
16 Ekim 2010 tarihinde güncellenmiştir.)
Yaşamımın
her periyodunda
nostaljik bir duygu bırakan unutulmaz anılarımı şiirselleştirmek
isteğiyle
sık olmasa da arada bir gelenek dışı nazım denemeleriyle
bu anları kalıcı
yapmayı hep istemişimdir.
Şâir değilim
ama,
Şiir bir mesaj içermeli ve okuyucusuna
kısa bir hikâye ile verilmeli
ve bu hikâyeye uygun arka plân resmiyle
de daha bir anlamlı kılınmalı diye
düşünüyorum.
|
İlk şiir
denememi 1965 yılında Ünye İnönü İlkokulu IV. Sınıf'ta derste iken ani
bir kararla kaleme almıştım.
Öğretmenim Leman Korkmaz Hanımefendi bu şiiri yazdığımı fark etmiş ve
okumamı istemişti.
Herkeste beğeni kazanan bu dizelerin, o anda yazıldığına kimseyi inandıramamıştım.
Sözle söyleneceklerin
en âlâsı şiirle anlatılır.
Ama şiir güç ve uzun süren bir iştir. Duygu baskısı altında insanın can
evine kıyan
bir hasret, uzun zaman gönülde yatar ve pırlanta haline gelir.
Halikarnas Balıkçısı - Mavi
Sürgün, 8. Basım, Ağustos/1993, 30. sh.
ŞÂİR
DİLİNDE ÜNYE
http://www.unyekent.com/koseyazi/1600/sair-dilinde-unye
04 Eylül 2010 Pazar
Sensin
şiirlerime bütün ilhamı veren, Şu
tabiat elinde, şekilden şekle girmiş, Eminim
ki bulunmaz, arzda bir eşin daha, Eller
hayran, ben hayran, şirin olan hüsnüne. Sen
Hüseyin Özdil’in, anlattığı memleket. Sen
şâir Gökbelen’in, meftun olduğu yersin, Sen
ki şâir Tıflı’nın çok sevdiği diyârsın, Âşık
Emrah üstüne, bilsen neler söylemiş, |
![]()
|
![]()
|
Sait
Kapıcıoğlu, bilgelerin bilgesi, Topyanı’nın
gizemi, bellekleri yoruyor, Dikilitaş
ve Fokfok, bir cazibe merkezi, Çamlık
ile Uzunkum, yüzümün akıdır. Bir
“Ege Vapuru”nun, her mısrası his dolu, Ya
Beşlioğlu ile Demiral’a ne denir? |
Kulfani
dostumuz da ilhamı senden almış, Âşık
Ummani’yi de unutmayalım sakın, Hayran
oldum Yahya’nın, nostaljik duygusuna, |
![]()
|
![]() |
Mistepe,
misler gibi güzel koku saçıyor. Yoktur
arzda bir eşin, gönüller meftûn sana, |
YUNUS EMRE
Ünyeliler'in Şehnuz olarak
adlandırdıkları Şeyh Yûnus Emre'nin türbesi
bir rivayete göre Ünye'ye 3 km uzaklıkta Saraçlı Mahallesi ve Gölevi
topraklarında yaklaşık 50
dönüm gibi
geniş bir arazi içindedir. Selçuklular Dönemi'nde halkın çoğu Rum ve Ermeni olan
bu topraklarda
Yûnus'un
dinî ve millî irşatlara başladığını aşağıdaki şiirinden anlıyoruz.
İndik Rûm'u kışladık
Çok hayr ü şer işledik
Oney
oldu son durak
Göçtük elhamdülillâh
Ama buradaki ONEY mısraı bir yakıştırma olup,
aslı " Uş bahar geldi gerü " şeklindedir.
Ünyeliler rahmetli Yûnus Emre'yi ne kadar sevdiklerini şu dörtlükte çok güzel anlatmışlardır.
Yûnus'u ararlar
durup her yerde
Sevgili Yûnus yatıyor Oney'de
Orası Yûnus'a tam lâyık belde
Yûnus gene kalsın o gönüllerde
![]()
60'lı yıllarda soldaki, günümüzde sağdaki fotoğraf kabrin ve türbenin mevcut görünümünü yansıtıyor.
Eski kabrin örtüsünü ve düzenlemesini Elevlülü (Göreleli) Cemal KÜLÜNK Usta kendi imkânlarıyla yapmıştı.
.
Turhal Köprüsü
Turhal köprüsünde bir adam gördüm
Hülyaları benden geçer
Bozbulanık sulara bakar
Neye bakar, niçin bakar bildim
Cebeci köprüsünde Cahit Külebi
Galata köprüsünde Orhan Veli
Dostturlar hepsi... dost olalım seninle
Turhal köprüsünde, Süleyman oğlu Ali
Dost olup söyleşelim, bir derdin var
Bir derdin var, biliyorum
Söyle bana hemşehri olalım
Turhal'dan başlayıp Ünye'ye kadar
Bu adam Ordu köylüklerinden
Duruşundan, elbisesinden anladım
Konuşmuyordu, konuşmuyordu ama
Sulara düşen hüznünden anladım
İşçiliğe gelmişti oralardan
Vadilerden, ırmak boylarından
Bir kamyonla gelmişti toz içinde
Karadeniz dağlarının ardından
Ah, söyle kardeşim, söyle Ali
Söyle de gitsin köyüne kadar
Dağların berisinde ekmek parası
Dağların ötesinde deniz var
Deniz var Ünye'de adım gibi
Kalbim gibi biliyorum, deniz var
Türkü söylemeli güvertede
Ünye önünde vapurlar
Turhal köprüsünde bir adam gördüm
Dayanmış köprüye, sulara bakıyor
Ünye'ye kadar inmeli
Denizi görmeli...CEYHUN ATUF KANSU
Bir Kasabadan Resimler
Varlık, Sayı: 375, 1 Ekim 1951
.
Fatma ERDEM Hanımefendi'nin gönderdiği ve Ünye'de bir
dönem bulunmuş olan
önemli bir zat Hoca Saadettin NAKİPOĞLU'nun
1958 yılında
ÜNYE için yazmış olduğu şiiri sizlerle paylaşmak istiyorum.
ÜNYE Ab-u havası ile zarif bir kaza Meyvesi, mahsûlü methe pek seza |
|
Hele deniz koyu dünyaya değer Biraz da imar görseydi eğer.
Emsal bulunmazdı dünyada buna Meğer ki hükûmet inayet suna.
Hakk bu beldeye lûtfetmiş ezel Beğenmiş yaratmış Hüdâ'yı lem yezel.
Serapa dünyaya set çekmiş escar Nisvali, ricali gayrette güzel. |
Ahalisi münis misafir perver Muhabbet ehlidir hepsi münevver.
Kıymetli âlim fazıl yetişmiş Ehl-i kemal buradan Hakka göç etmiş.
İsviçre misali şirin kasaba Civar şehirleri katma hesaba.
Ünye demek Karadeniz incisi Şehirlerin şahı, hem birincisi. |
Gönlü Müşfik Hemşehrilerim,
Geçen yıl
Hekimoğlu İbrahim’i bu yıl da Kel Bekir’in anılarını aktarmak nasip
oldu
bu Ünzile âşığı kardeşinize… Duygusallığım depreşti…
Bir gözümden Hekimoğlu, diğerinden Kel Bekir’in anıları damladı teker teker..
tutamadım; sanki Cevizderesi’nden Dereboğazı’na doğru akan seller
bu haksızlığa direnenlerin gözyaşlarıydı… Okumanız için Ünye ve Zile
Makaleleri’ne
özenle yerleştirdim anıları. Yorumsuz aktardım bilinenleri. Bir tatil gününün
verdiği
rehavet içerisinde slow bir müzik eşliğinde renksi dizelere aktarmaya çalıştım
bu duygularımı. Sizleri de bu duygu seline davet ediyorum,
yüreciklerinizde kıpırdayan ya da kıpırdayacak olan…
Aynalı Martiniyle Hekimoğlu İbrahim
(Fotoğrafın 1961 yılında Amerika'dan gönderildiği söylenmektedir.)
26 Nisan 1913 gecesi 8 saat süren bir çarpışmada Yassıtaş
Köyü'nde vurularak öldürülmüştür.
ÜNZİLE DÜŞLERİNDE
KEL BEKİR VE HEKİMOĞLU DESTANI
Aynalı
Martin’den selâm Anadolu yiğidine,
Karadeniz martı uçmalarındayken masmavi yeşilliklerinde
Kelsi Kireçli tepeleri, yağan mavzer saçmalarını okşardı avuç avuç
Her biri Ünzile’yi kucaklayan gönül ateşinde kavrulmuş leblebi taneleri
gibiydi…
Fındık
bahçelerinin sessizliğinden Zile bağlarına koşan umutlar
Kader mahkûmlarını da sarmıştı yiğidin harmanlandığı Ünzile’de
Kel Bekir ağırlamıştı bağ sofrasında Hekimoğlu İbrahim’i
Mavzer ve Aynalı Martin erkeksi çatılmışlardı haksızlığa karşı kiraz diplerinde
Bir gözümden Kel Bekir, diğerinden Hekimo İbrahim A damladı süzülerek
Ünye – Fatsa arasından tuzlumsu tadında yiğit terlemişliği taşındı Dereboğazı’na
Taştı.. taştı.. sel oldu Karadini bağlarında, ezilmişliğin gözyaşlarında damla
damla…
At iziyle it
izinin tozu dumana katıp karıştırdığı meydanda
Eşkıya ve yiğidin izini kim sürüp, kim bilecek?
Fındık ocakları ve ceviz ağacı diplerinde demlenen umutlar
Sadece düşen yaprakların güzelliğinde buldu gerçek dostluğu, kalleşlikten uzak…
İpek Yolu’nu süsleyen kervansı anıların dom dom kurşunuyla gürlediği
bulutlardaki ses
Zile Kalesi’nden Ünye Kalesi’ne uzanan özgürlük düşlerinin heybetindeki
selâmıydı…
Akkuş
ormanlarından Karagöl Yaylası’na, Sivriçal’dan Hüseyin Gazi’ye
Umutların yeşerdiği toprakları sardı türküsü Hekimoğlu Kel Bekir’in
Biri meşhur Kanlı Dut’a bağlandı çocuksu güzelliğinde,
Diğeri martininin yanına uzandı fındık ve çalı diplerinde yorgun…
Gülümseyen gözlerindeki yaşlar şu an gözlerimden akan damlacıklardı sanki
Destansı gönüllere Ünye ve Zile’den selâm
Selâm ey kayaların oğulları, Ünzile düşlerinden sizlere selâm…
M. Ufuk MİSTEPE
Ankara – 18.06.2005 13:16 Cumartesi
![]() Hekimo İbraam A |
Kel Bekir'in Zile Hapishanesi'nde![]() Ayaklarından Zincirli Bir Fotoğrafı |
![]() Hekimo İbraam A |
Ünye, yakamozlarından uzaklardayken düşlerde;
bazen söylemek
isteyip de söyleyemediklerimiz, bakıp da göremediklerimiz vardır.
Anlatamadığım bu duyguların yelkenlerini, nazım deryasında tatlı bir
esintiyle Ünye'me uçurayım dedim ..
VAR YA?
Duygular
Gizem Dünyası’nda
Tutulmuşken
aynasına sihrin
Gidiverir aşk girdabında semaya ..
Ve heyhat!
Bakıp da güzelliği görememek var ya?
Erdemler
Ufkun ötesinde
Vurulmuşken prangasına zehrin
Yanıverir el yordamında devaya ..
Ey vuslat!
Gezip de esenliği bulamamak var ya?
Yârenler
Dost meclisinde
Sarılmışken gergefine cehlin
Dönüverir her bakışında cefaya ..
Ah türap!
Bilip de dostluğu kuramamak var ya?
Sevgiler
Kuş yuvasında
Serilmişken sinesine yârin
Dalıverir kalp atışında rüyaya ..
Oy dilşad!
Sevip de okşamayı bilememek var ya?
İnançlar
Yaşam selinde
Açılmışken kalesine ilmin
Uçuverir bir şükürde Hûda’ya ..
Hû ya Rab!
Edip de yeminliği tutamamak var ya?
Sezgiler
Sevgi yumağında
Tutunmuşken örtüsüne bezmin
Giriverir şuh teninde zinaya ..
Of şenaat!
Görüp de çirkinliği diyememek var ya?
Şiirler
Umut uçuşunda
Dizilmişken âfakına ümidin
Dönüverir her dizesinde verâya ..
Ya sehap!
Yazıp
da edayı tadamamak var ya?
Ankara/19.10.2000
Heyhat
: Yazık;
Vuslat : Kavuşma; Gergef
: Nakış gergisi; Cehil :
Bilmezlik; Türap : Toprak; Şuh : Oynak; Dilşad :
Gönlü şen, Sevinçli;
Bezm : İçki meclisi; Şenaat
: Rezalet, Kötülük; Sehap :
Bulut; Eda : Biçim, Şive; Verâ :
Arka, Geri, Öte, Arka taraf; Âfak
: Ufuklar.
ŞAİR EMRAH
Günümüzde giyimin, toplumun
estetiği ve kültürü üzerinde önemli bir
etkisi vardır.
Cumhuriyet devrinde Ünye ahalisinin gayet şık giyindiğine dair belge ve
fotoğraflara sıkça rastlanılmakta olup; Şair Emrah'ın Ünye için yazdığı
dörtlüklerin birinde giyim alışkanlıklarımız şöyle dizelenmiştir.
Güzeli insî değil
emsali melek
Altına giyinir incili gömlek
Altın saat ile som sırmalı köstek
Edalıdır dilrübası Ünye'nin
Oney'den Ünye'ye - Flaş TV, Sh. 68
XVIII.
yüzyılın sonlarında Erzurum'un Tamburacı Köyü'nde doğan Emrah
bir ara Ünye'yi de ziyaret etmiştir. Yazdığı destandan yaptığımız alıntılar şu şekildedir.
. |
. |
MANZUME
Sefil
Emrah küşat edüptür dehan |
İHSAN
GÜNDOĞDU
Şâir - Öğretmen
ÜNYE'DEN DÜNYA'YA ADLI
ŞİİR KİTABINDAN
|
ONEY ADALET'DE imzası var KADI'NIN, ŞEREF dosyaları öz evlâdının, Zafer sayfası var ONEY adının, Bilinmez yüce sırra ermedikçe. Karpuz elmasına doyum olmaz ki, GÜNDOĞDU, Şeyh Yunus yatar kalbinde |
|
|
ÜNYE'DEN -
DÜNYA'YA ÜNYE'de açan çiçekler hiç solmaz, Kış mevsimi duymasın seni salmaz, Cihan bomboş olsa sana yer kalmaz, Önde gel, önde gel, ön, ön, önde gel. Bak sana koşuyor SAMSUN
Batı'ndan, ERZURUM'da ÜNYE gibi yâr olan, |
ÜNYE Noldu Denizciler Mahallesi? Kayıp olmuş törenlerin gür sesi, Pişirilmez mi denizciler helvası? İskeleye çıkıp, yiyesim geldi. HIDIR ELLEZ Günü Köprübaşı'na, Doyamadım ÇATALTEPE Suyu'na |
ŞİİRLERDE
DAMAK TADI
Karadeniz'e has damak zevki
Ünye mutfağında da bâriz olarak kendisini hissettirir.
Gürcüce, etli pancar sarması, zeytinyağlı tefek dolması, ısırgan yemeği, bölceli
fasülye,
nemüslü börek,
biber tuzu, tuzlu hamsi, mısır ekmeği, çalmaç, kelem dolması ve kıvırma...
Hemşehrilerimiz bu kültürü şu dizelerle ifade etmişler.
Çakırtepe'de Güveç Keyfi
ÜNYE'DE YEMEKLER
Sütlü darıdan olur
Tuzlu hamsi çıtlatması |
|
.. Pirinç pilâvının yanına Hırtarış nardengi sula Başka yerde katsan da yağı bala Hepsini unut. Oney'den Ünye'ye - Flaş TV, Sh. 84 . |
İNCİR AĞACI
(Bu şiir Barış Manço’nun Dut Ağacı adlı güftesinden uyarlanmıştır.)
Müzisyenler
içerisinde hayatımı en derinden etkileyen sanatçı
Barış
Manço olmuştur.
Onun beste ve güfteleriyle anılarım bir anlam
kazanmıştı.
Dut Ağacı
şiiri de sanki nostalji âleminde doğduğum şehir Ünye'min sokaklarını
anlatıyordu.
Gözyaşı seli içerisinde uyarladığım dizeleri mahallemin sakinlerine
ithaf ettim.
İNCİR
AĞACI
Şimdiki 100. Yıl Parkı'nın İnşasıyla Kalebozuğu Sokak'taki Tarihî
Mimarî Tümüyle Yok
Edilmiştir.
Soldan Sağa Deniz Kenarı :
Hallaç Turgut'un Evi, Arap Talat ve Yalısı, Aga İsmail Kısacıkoğlu Evi
ve arkasında
Sıhhıyeci Bekir Efendi'nin Evi, Camcı Şefiğin Evi, Terzi Nadide
Hanım'ın Evi,
Saatçi Emin Hoca'nın Evi,
Dava Vekili Zihni Sarpdağ'ın Evi, Tevrat'ın Evi,
Kalaycıların Evi.
Bu Pazar, doğup büyüdüğüm Ünye’min
Orta Mahalle sokaklarında dolaştım.
Çocukluğumu yeniden yaşamak istiyordum o an...
Yaşadığım şimdiki zaman olmasaydı diye düşündüm!
Keşke bugün, dünküler gibi kalsaymış ...
Şu sağdaki üç katlı tuğla kırmızısı ev
İhsan ve Meryem Teyzeler’indi galiba?
Evet evet, Paylon Teyzeler’inki daha soldaydı ..
Agavni Nine’ninkinin yanındaki yeşillik mi?
Top oynayıp, kelebek tuttuğumuz Kilise Tepesi'ydi orası.
Ya kilise bahçesi?
Mektep ve taş duvarları nerdeler?
Kimler yıktı, kimler süpürdü o kalıntıları, o güzelim anıları bizden?
Birden Cemal Amca’yı gördüm!
Yine o incir ağacının altında oturuyordu.
Koştum paltosuna sarıldım.
Önce "Kopuk" dedi, sonra paltosuna sardı beni soluklarcasına.
Ve pencerede Mahmut Amca’nın sımsıcak bakışlarında
Çocukluğumu yeniden yaşamaya başlamıştım ...
Tam karşımızdaki yokuşa bitişik sıvalı evin
İkinci katında otururlardı Ayşe Abla’lar.
Anılar Ortaokul duvarlarında şekillenir,
Bahar melteminin esintisi duyulurdu bahçelerde.
Mahalleli kızlar düşlerde çoktan uçmayı beklerken
Eskisi gibi mi Ünye?.. diye sordum Fatma’ya.
Eskisi gibi, ... dedi mazinin suskunluğunda.
Biraz ekonomik sorunlar varmış, o kadar.
Olsun, sorunlu olmak bile yakışmıştır memleketime ...
Zaten ne yakışmazdı ki ?
İlâhi Galip Amca, Hafız Teyze’min yadigârı,
Nüfus Müdürlüğü’nden emekli de oluvermiş.
Tüm vakti, kardeşi mecnûn ile geçerdi (Allah rahmet eylesin).
Son üç seceremizi ve bütün sülâlemizi ezbere bilir
Ve bize de saydırırdı sırasıyla çocukluğumuzda.
Halâ hatırlıyor musun diye sorardı?
Hiç unutamamıştım ki ...
Bilekten
bağlı naylon ayakkabılar giyerdim.
Nedense pek derin bir iz bıraktı derimde bu beyaz sandaletler?
Gezerken, rahmetli kardeşim Emin’in ağabeysi İsmail
Çamlıca sigarasını uzatmıştı dudaklarıma kilise bahçesinde.
Ne gururlanmıştım ya Rabbi?
Nasıl da çekmiştim ciğerlerime derinden
Yıllarca hayallerim lise duvarlarının dumanlarında islenmişti.
Oysa Sami ve Muharrem benden daha bir tecrübeliydiler ...
Şimdi kimbilir hangi eller yakıyordur sigaralarını
Mahmure Teyze’nin köşesine dayanmışken evinin?
Gülhiz Abla’nın penceresi altında söz vermiştim oysa.
Hep mâzide kaldı dedi Sıtkı Amca derinden ve içinden...
Yıkılmadık ev bırakmamışlardı mahallede!!!
Evlerle beraber bahçeler de yok olmuştu!!!
Bir şu incir ağacı kaldı (!)
Onu da kesmeseler bari?
İlâhi Hasan Ağabey seni unuttuk mu sandın?Adire Teyze’den önce Sevim Teyze’ler otururdu az yukarımızda.
Birden Leon Amca, Garbis Abi ve Mari Abla’nın silueti beliriverdi...
Sahi Günal Abla’yı da düşlerdin değil mi Dünya’sının sessizliğinde?
Hadi söyle, çık; kalp gözüyle, gönül sesiyle pat pat söyle
Şu incir ağacını kesmesinler de!!!Aslında dizinde derman olsa ağaca çıkar da inmezdi Asiye Teyze’m..
Ama gençler ne güne duruyordu ki?
Baktı ki olmayacak
Söz verdi Yusuf Ağabey mahalleliye,
İncir ağacını kestirmeyeceğine.
Dünü bilmeden bugünü yaşamanın bedeli öylesine ağırdı ki
Yarını bugünden kurtarmak için hayatının önemli bu sözünü verdi.
Keşaplı Sokağın vefakâr delikanlısı, civanmerdi.
Nar ağacının dibindeki çamur yalağı gülücüklerle seni anmakta
Az mı can eriği koparmıştı can evimizden, bahçelerimizden?
Mehmet Amca’nın hâtırası kaldı mahalleliye yeşil malikâneden
Yoksa çocukluğu yeniden yaşatmaya mı başlamıştım?
Çeşme başında annem, Emine Teyze, Feride ve Meral Ablalar.
Yontabilir miydi elinde keseriyle maziyi Sait Amca’m?
Temel Amca dingilini kırabilir miydi Çakır Tepe’nin?
Kim kökünü kazıyabilirdi fındık bahçelerimizin?
Halâ tadımsamaktayken salatalarını Meryem Teyze’min ...
Yamadan inerken aşağıya sessiz, anladım ki geçen bir ömürmüş.
Ve karda merdivenle kayan sokak, Zekiye Teyze’lerde nihayet bulacak ...
Medeniyet, seni affedecek miyiz sandın, yıktıklarınla burada?
Zamanı geri getirebilmekten âciz, bakarken karanlıkta ...
Kalabuzu’nu bile çok gören, martı uçmalarında insanlığa!
Yaşatırken hasreti, yaşamadan sahilinde ömrümün ...
Kaldır yeniden, kaldır ki mâkus talihim yeniden gülsün
Mazim Çamlığın kucağına gülümseyişlerle dönsün.
M. Ufuk MİSTEPE
27 Kasım 2000/Ankara
5
Ağustos 2001 günü Ünye'ye
evimizi, komşularımı ve mahallemi görmeye
gitmiştim.
İncir Ağacı'nın kesildiğini ve yıkılmış evimizi görünce doğrusu içim bir tuhaf
oldu !!!
OZAN KULFANİ
Mustafa Uğur ALAN
(Haftalık Çağrı Gazetesi'nin
Yıl : 10, Sayı : 436, 05 Aralık 1986
ve Yıl : 11, Sayı : 451, 20 Mart 1987 tarihli nüshalarında yayımlandı.)
Valla Bir Başka |
|
Cevizdere ile Cüri
Deresi, Tozkoparan mağra, hele kalesi, Hele hele bir de Çakırtepe'si, Bir başkadır dostum, Valla bir başka.
Yunus Emre Şeyh'in burda yatması, Masmavi denizi martı yuvası, |
Gölevi Moteli;
Aynikola'sı, İnciraltı, Ada, Paşabahçe'si, Uzunkum, Fokfok'u, Yalıkahvesi, Bir başkadır dostum, Valla bir başka.
Tabakhane ile Lâhna Deresi, KULFANİ der, bitmez lâf
uzatması, |
![]() |
.ÜNYE
ÜZERİNE
Üzgünüm sana bu
satırlar az da Halk Ozanı Kulfani |
Ünye
diliyle yazılmış hikâye, türkü ve şiirler çoktur.
Ağız, lehçe ve şive zenginliğini ortaya koyan bu kültürel
kaynaktan
bazı
örnekler vermek suretiyle
bunları gelecek nesillere aktarma
ve kalıcı
kılmanın gerekli olduğunu
düşünüyorum.
ESKİ TÜRKÜLERDEN
Kesir bağlarında bir top gülüm var
Hey Allat'tan gorkmas sana bana ölüm var
Ölüm deyil şu genşlikde zülüm var
Gel dur yanuma hallarımı söyleyim
Halimden bilmiyen ben u yari neyleyim.
Kesir bağlarından gelsin geçilsin
Gurulsun sofralar rakı gonyak içilsin
Herkes sevdiyini alsın çekilsin
Açma pencereyi esmesin yeller
Sana yandığımı duymasın eller.
Usul usul bas da gel tattalar
oynamasın
Pencereden gaş da gel cazu annen duymasın.
Ziya SATIR - Burunucu Mahallesi/Ünye
ÜNYE ÖZLEMİ Bir
parıltı yükselir tutuşurken yıldızlar Çakır
Tepe'nin yamaçlarında menekşe renginde
Ünye'de güneş; Cennet'in binbir renkli kızıdır, ÖMER ÇAM |
Ömer Çam (Kürsüde) -
Osman Öztuncer (Solda)![]() http://ibogurkan.sitemynet.com/index/id2.htm |
YÖRE AĞZIYLA YAZILMIŞ
MAHALLÎ BİR ŞİİR
M. Ufuk Mistepe
Ankara / 17.03.2002
MAALLEMİN UŞAA İSİİN
Uşak-devşek hayınlık mı yapdı? |
|
. Sen de götün götün gitme İsiin, Isıcak gabaru de gitsin Hadi gel, komen oynimun biznen? Çitil cıgarmazsan ağlamsuk da olman.
Ulan tomanın düşmüş pantoldan
aşşaa |
.
Moduranma yerinde, rahat dur bakiim |
Bilgin HASDEMİR |
ÖNSÖZ Tüfeğini omzuna dakanlar, Muhlama ile arunun balı, Gar bitince, Tabakhane Deresi çıkardı, Gazyak turşusunun, sirkesi yiti, |
HEKİMOĞLU
Ünye ve Fatsa'da adına türkü
yakılmış eşkiya Hekimoğlu'ndan söz edelim.
1900'lü yıllarda Fatsa'da Tahmazoğlu Hulusi Ağa'nın yanında
işçi olarak çalışan Hekimoğlu, çeşitli nedenlerle Hulusi Ağa'yı öldürür
ve dağa çıkar. Fatsa'nın Yassıtaş Köyü'nde zaptiyelerce öldürülür.
Aynalı Martiniyle Hekimoğlu
Hekimoğlu dediğin bir küçük uşak
Bir o yandan bir bu yana narinim sırmalı fişek
Hekimoğlu'nun anası o karlı karı
Eridi kalmadı narinim dağların karı
Hekimoğlu derler benim aslıma
Aynalı martin yaptırdım da narinim kendi nefsime
Bohça ağaç dibinde kaymak yedin mi
Hulusi'yi vuran
Hekimoğlu odur dedin mi?
Gelme Hulusi gelme vururum seni
Alkanlar içerisinde koyarım seni
Konaklar yaptırdım mermer direkli
Hekimoğlu geliyor narinim aslan yürekli
Konaklar yaptırdım döşetemedim
Ünye
Fatsa bir oldu narinim baş edemedim
Çıktı canım kara kuştur
pezevenk
Hekimoğlu geliyor narinim uçkur çözerek...
Ladri/Oney'den Ünye'ye - Flaş TV, sh. 105
HEKİMO İBRAHİM A
Ben de
bileydim gır atıma binmezdim
Dolu dizgin Boşçarmuda enmezdim
Hekimolu gendüsü güççükdür emme vurur bilmezdim
Gundannı Barışçı olu Hasan'ın sözüne ganmazdım
Namussuz imiş namussuz olduğunu bilmezdim.
ÖMER BEDRETTİN UŞAKLI'dan
(Eski Ünye Kaymakamı -
1932/1933)
Çok duygulu ve hassas bir
mizaca
sahip olan Ömer Bedrettin Uşaklıgil,
"Denize Hasret" isimli şiirini
Ünye'den ayrıldıktan sonra özlem duyarak
yazmıştır.
DENİZ HASRETİ
Sevmiyorum suyunda yıkanmamış
rüzgârı
Dalgaların tütüyor gözümde mavi, yeşil;
Yüzümü güldürmüyor sensiz ay ışıkları
Ufkumda yükselmeyen güneşler, güneş değil
Bir
gün nehirler gibi çağlayarak derinden,
Dağlardan, ormanlardan sana akacak mıyım?
Ey : Deniz şöyle bir gün sana bakacak mıyım?
Elma bahçelerinden, fındık bahçelerinden?..
Ayrılanlar Boğazı/Ünye |
Ve sen âfakın mahkûmu, Suskunluk zincirine dolanmış canem, Açmaz düşlerin yolcusunu beklerdin. Çaresiz.. suskun.. yatağında...
Bense
takılmış, beklenti
batağımda... |
ÜNYE YÖRESİ MANİLERİ
|
|
MUSTAFA RAKIM EFENDİ
Milâdî 1757'de Ünye'de doğan
Hattat Mustafa Rakım
Efendi bir felç
geçirdikten
sonra
Mart 1825'te vefat etmiştir. Merhumun vefatı anısına, ismi bilinmeyen
bir zatın
yazdığı tarih manzumesinden bir bölümü aktarıyorum.
Oney'den Ünye'ye - Flaş
TV
Nusretiye Camii'ne yazdı bir sûre kuşak,
Yadgâr etdi ânı bu secdegâhı izzete,
Mihrabın üstünde olan deveboynu çift dönüş,
Parmak ısırttı Celaalüddin'le Esma İbret'e.
Hem Cihangir Camii'ne de nisa âyât yazub
Hüsni hat kanunların ünmuzeç etdi millete.
Kudreti üstada vâkıf olmak istersen eğer
Git de bak Fatih'deki âsarı sahib şührete.
Çar aktarı gezen adem tesadüf edemez
Hattı üstade şebahat arzeden bir âyete.
Sıytı rutdu Asya'yı Hindü Çin İslamları
Geldiler görmeye fevc fevc katlanub her külfete
Şeyhle Osman Efendi görseler derler idi
Lâyık oldun aferin bizden ziyade hürmete.
FINDIĞA AİT MANİLER
Turistik Yeşil Ünye Rehberi - Orhan Bora
.
Fındık dalda dal yerde Bülbül öter her yerde, Ötme bülbülüm ötme Her birimiz bir yerde. . |
. Kız söndürme ocağın Sensiz geçerse çağım, Fındık kabuğu gibi Yanıp kül olacağım. . |
. Fındığı çok severler Kırıp içini yerler, Yâr üstüne yâr sevme Sana fındıkçı derler. . |
SÜTUNLAR
Mahzun bakışların anlatmaz
mı bahtımı?
Dökülmez mi saçaklarından suskun heceler Ünye'm?
Yaslanan omuzlarda yorgunluk izlerin var,
Tarih seni gözler, sütunsu saçlarında Ünye'm
M. Ufuk Mistepe/2002
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
İlkokul çağlarımda en sevdiğim
beklentilerden biri de
yalıkahvesinde çekilen balık ağlarından çıkacak sürpriz deniz ürünlerini
görebilmek için
dakikalar
hattâ saatlerce, deniz kenarında sabır ve heyecanla
yaptığım bekleyişlerdi.
Ünye/Sahilde Balıkçılar |
ÜNYE'DE BİR BALIKÇI BİLİRİM
|
Ünye'mizin değerli şahsiyetlerinden, gönül dostu; belgesel ve fotoğraf
koleksiyonu, kitap kültürü,
şiirsel dünyası ve duygusal kimliğiyle Ünye'miz tarih ve kültürüne yıllarca
hizmet eden Ünye Çağdaş Eğitim
ve Kültür Vakfı Genel Müdürü YÜKSEL ŞEN
Ağabey'imizin
güzel bir şiirini yudumlamanız için sizlere sunuyorum.
GÜZEL ÜNYE'MİZ | |
. Tanrı'ya hamd ü sena, sende yazılmış künyem. Gene yâdıma düştün, şehirler şahı ÜNYE'm.
Nasıl anlatsam seni, hangi yönden başlasam. Kadıların nam salmış, yedi iklim dört
bucak, Bir grubu olur ki, coşturur
ressamları, |
. Hele hattatlarının, emsali yoktur arzda. Nerde? besmele yazan, Râkım Efendi tarzda
Yeşil Ünye'm kaptanlar, ulemâlar
beldesi, Hayat burda çok tatlı, her şey bir
başka biçim. Böylesi cennet belde, görmemiştir bu
dehir. |
ÜNYELİ PROF'LAR Ne prof'lar yetişmiş, şu bizim
Ünye'mizde? İşte Necmettin POLVAN, Türkiye
tanır O'nu, Bakırköy Hastanesi unutmaz bu
dehayı, |
|
|
Osman ÇATAKLI Hoca, ünlendikçe
ünlenmiş, Vakıflar Müdürüyken bütün yurda nam vermiş.
İsmail Kılıç KÖKTEN taramış
bölgemizi, Koytakkaya, İn-Önü, Tilkikaya
Mağrası, Çömlekçi'nin dehası, unutmadık
seni biz, |
Vasfi KAYNAR Hocamız ne de kibar
insandı, Vakitsiz ölümüne bütün Ünyeli yandı.
Ahmet DENKER Hocamız, HAVELSAN'la
özleşmiş, Herkesin sevgilisi Eflâtun
GÖKŞİN Hoca, |
|
|
Sait KAPICIOĞLU, bilgelerin
bilgesi, Vallahi her konuda şu Ünye'nin gür sesi.
Göksel Hoca olayı yürekleri
dağladı, Yazık, çok yazık oldu bu genç
kardeşimize, |
Numan KURTULMUŞ Hoca siyasete
soyunmuş, Bu ne büyük bir tutku, bu ne kutsal oyunmuş?
Şefik Dursun Hoca'nın Cerrahpaşa
mekânı, Ya o doçentlerimiz, Âti'nin
Prof'ları, |
|
|
Hasan ERBİL Hoca'mız babasının
izinde, Çalışkan mı çalışkan, hem atik hem de zinde.
Cihat ŞEN, Güner ABA, bir de Öner
GÜNÇAVDI, Eczacı Prof Albay Tayfun UZBAY
Hoca'mız, Araştırıp çalışmış Alkolizm
dalında, |
Ahmet VARİLCİ Hoca Bolu'yu mekân
tutmuş, Kanlıkuyu Sokağın havasını unutmuş.
Babası Erol kardeş, Nene Leylüfer
Teyze, |
|
|
Sayın Ayşe YALIN'ı nasıl anlatsam
size? Asaletin timsali, gelmesin sakın göze!
Emeklilik sonrası Ankara'yı terk
etti, Doğa ile baş başa, Gölevi
Beldesi'nde, Kreşe dönüştürdü eski baba
evini, Bu değerli Hoca'nın aşkına
hayran kaldım, Konferanslar, paneller, tam bir
Kültür Devrimi, Sayın CÜCELOĞLU'na gezdirip
Ünye'mizi, |
Bir de Ömer ÇAM vardı, Hocaların
Hocası, Rahmete erişse de yaşıyor hâtırası.
İşte yazdım sizlere Ünyeli
Prof'ları, 25.09.2010 Ankara |
|
Ünye'mizde 1965 yılında Karlıtepe Köyü
Okulu'nda yedek subay
öğretmenlik yapan Gaziantepli eniştem
Hüseyin ÖZDİL'in
27 Şubat 1965 yılında
Şirin ÜNYE - AKKUŞ Sesi Gazetesi'nde yayımlanan şiiri
aşağıdadır.
ÜNYE'M
Hüseyin ÖZDİL
Çok eski tarihlerin
kalıntıları Pırıl pırıl parlayan şu berrak deniz, Basmış sinesine o zümrüt koyu Cennet bir köşe sandım Ünye'yi. |
Yalçın kayalıkların
girdiği denizlere Romantik bir kulübe sanırım Ünye, Java ormanlarının verdiği renge Değişmem seni ben meleğim Ünye. |
Sanki akarcasına köpüklü
dalgaların Tatlı bir ahenkle çarparak kumsallara, Yalta'ya İtalya'ya vermişsin ilham Kaptırdım sana gönlü, kurbanın olam. |
Kuytu karanlıkların
sessizliğinde Bir efsane anlatır duran her yıldız, Geceyi gündüze dönen halinle En büyük aşkımı buldum ben Ünye. |
Çok sevdim seni ben ayrılmam daha |
ÜNYE'DE VURULAN HÂKİMİN DESTANI
Dinleyin Balkış size söylesin Acı hallerimi kimse görmesin Genç yaşında Allah ölüm vermesin Şair Balkış bunu bir bir söylesin |
Dairemden çıktım ben girdim yola Dâvalı yeri edecek sulha Tabanca patladı tam o sırada Dâva tamam oldu işte burada |
Vurulduğum muhit Ünye'ye yakın |
Hasan Fahri TAN (Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin Yıl : 12, Sayı : 510 - 531, 16.09.1988 - 27.02/05.03.1989 tarihli nüshalarında yayımlandı.) ![]() |
|
ÜNYELİM Söyle güzel, söyle şirin Ünyelim Sus kardeşim kimse seni dinlemez |
GEREKNÂME Karadeniz incisisin sen Ünyem, Tek dileğim; kavuşursun MERDİNE |
Ünye'de anasının
boğazına baltayı vururken,
taş gibi donan katilin destanı
|
ÜNYELİ'NİN RÜYASI
Liman kahvelerinin birinde, Mehmet Çetin TEZCAN |
ÜNYESPOR
1957 yılında
ÜNYE GENÇLERBİRLİĞİ SPOR
KULÜBÜ adıyla kurulan
yeşil
beyazlı
ekip
1979 - 80 sezonunda Ordu I. Amatör Küme Şampiyonu olmuş, 1984 yılında 3. Türkiye
Millî
Ligi'ne katılmıştır. 1984 - 85 futbol sezonunda Kulüp, Genel Kurul
kararıyla adını değiştirerek
Ünyespor yapmıştır.
1987 - 88 sezonunda ve farklı yıllarda 2. ligde mücadele
vermiştir.
Halen 3. Lig I. Grup'ta mücadele vermektedir.
![]() |
![]() |
|
|
İrfan TOSUN'dan Mısralar![]() Öyle bir belde ki Görenin gönlünde Görmeyenin hayâlinde yaşar. |
|
Balıklar çırpınır ağlarında Yunus yatar bağrında |
Yunus'u ararlar durup her yerde, |
Topçu İdris'ten Maniler :
A beylerim, a beylerim Yan yana düşmüş evlerim Komşunuzdan bahşiş aldım Sizden de ayrı isterim Gökyüzünün melekleri Yüreklere aşmayın
Güvercinler atar takla |
Büyük Câmi direk ister Söylemeye yürek ister Benim karnım toktur ama Kızım Necla börek ister Bu
güne hürmet gerek İşte geldi gidiyor Davulumun
ipi gaytan |
Buna bayram ayı derler Bal ile kaymağı yerler Eskiden âdet kurulmuş Topçuya bahşiş verirler Pilavın kokusu var Hava sıcak terledim |
ULAŞILMAZLIĞIN LİMANI
Martı beyazlığının
Sahile vuran çırpınışları...
Dalgamsı bekleyişlerimin
Unutulmazısın...
Beklentilerimin acısı,
Yüreğimin ufuk ötesi,
Tüten bacaların,
Kürek sessizliğinde
Ulaşılmazlığın limanı,
Sahildeki gizemli koyumun
Ünye'sisin...
M. Ufuk Mistepe/14.04.2002
Kaynak : A. Derya VARİLCİ Fotoğraf Arşivi
MEKÂNIN CENNET OLSUN ÜNYE...
Pilot Tuncer ŞAHİN - 25.10.2010
KEL TEPEYE DÖNMÜŞ ÇAKIR TEPEMİZ...
HANİ NEREDE, ANAFARTA
İLKOKULUM?
GENÇLİĞİMİ SÖKÜP GÖTÜRMÜŞLER MEYDANDAN...
ŞÂİR YOKSUL AMCA ÇOK ŞİİR YAZMIŞ ÜNYE'ME...
DAŞCI İSİYN USTA ÇÖMLEKCİ'DE BAŞDAYMIŞ...
BAKIRCILAR ARASTASINDA BAKIRLAR DÖVÜLÜRMÜŞ...
HANBOĞAZI, HANCILARIN HANLARIN YERİYMİŞ...
KALABUZU, ORTA ÇARŞI SEYRİ SEFAMIŞ...
Devam edecek...
YAĞMAYA GİTMİŞ AĞACIMIZ BİTKİMİZ...
ORTADAN YOK OLMUŞ GÜZEL YEŞİLİMİZ...
KULFANİ DER CENNET MEKÂN ÜNYE
CENNETİ GİTMİŞ .... MEKÂNIN TALAN ÜNYE...
ÇOCUKLUĞUM YIKIMA GİTMİŞ, BEN ARTIK YOKUM...
ELİMDEN HİÇ DÜŞMEZDİ ÇATALTEPE GAZOZUM...
KULFANİ DER
CENNET MEKÂN ÜNYE...
CENNETİ GİTMİŞ... MEKÂNI KEVGİRE DÖNMÜŞ ÜNYE....
AYRI DÜŞTÜM GEZİP OYNADIĞIM MEKÂNDAN...
ŞAKİR VİDİNLİ DER BIRAK DÜŞ YAKAMDAN...
KULFANİ DER CENNET MEKÂN ÜNYE...
CENNETİ GİTMİŞ... MEKÂNI ÇALINMIŞ ÜNYE...
BİR DAHA BÖYLESİ GELMEZ YERYÜZÜNE...
KÜNYESİ YAZILMIŞ KALABUZU'NA...
KULFANİ DER CENNET MEKÂN ÜNYE...
CENNETİ GİTMİŞ... MEKÂNIN YOK OLSUN ÜNYE...
YAPTIĞI ESERLER HALÂ ORTADAYMIŞ...
FANİ DÜNYADAN GÖÇ ETMİŞ, ÜNYE'M YASTAYMIŞ...
KULFANİ DER CENNET MEKÂN ÜNYE...
CENNETİ GİTMİŞ... MEKÂNIN CENNET OLSUN ÜNYE...
BAKIRI DÖVEN USTA TA UZAKTAN GÖRÜNÜRMÜŞ...
ŞÂİR YOKSUL AMCA GİDENE DÖVÜNÜRMÜŞ...
KULFANİ DER CENNET MEKÂN ÜNYE...
CENNETİ GİTMİŞ... MEKÂNI TARUMAR ÜNYE...
KERVANLAR GELİP GEÇER, KALINACAK DEVİRMİŞ...
KENEVİRCİLER, İ
CENNETİ GİTMİŞ... MEKÂNI SİLİNMİŞ ÜNYE...
TARİHİ YOK OLMUŞ, BAHTI KARAMIŞ...
ŞİRİN ÜNYE'M İÇİMDE BİR YARAMIŞ...
KULFANİ DER CENNET MEKÂN ÜNYE...
CENNETİ GİTMİŞ... MEKÂNI YOK OLMUŞ ÜNYE...