ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 11 Ekim 2005 tarihinde güncellenmiştir.)

.

 

A'DAN Z'YE
ZİLE'NİN TARİHÎ, MİMARÎ,
DOĞAL, KÜLTÜREL VE
BİLİMSEL BULGULARI - 3

Derleme : M. Ufuk MİSTEPE
Araştırmacı - Orman Endüstri Yüksek Mühendisi


TMO Genel Müdürlüğü APK Uzmanı / Haziran 2006 - Ankara

Bu Makale Serisi'nde,
Zile hakkında münferiden ele alınmış özet konular yayınlanacaktır.

ZİLE TÜRKÜLERİ
Gönderen : Hulûsi SEREZLİ
Kaynak : ZİLE PANAYIRI - Zile Turizm ve Tanıtma Derneği adına
ZİLE POSTASI Gazetesi ilâvesidir. 19 Ekim 1965 Salı

TAŞKIRAN

  Evlerinin önü hamama yakın
  Hamamdan geliyor boyuna bakın
  Sağına soluna hamaylı takın.

  Aman da Taşkıran'ım uğurlar olsun
  Yediğimiz kebaplar lop lop et olsun
  İçtiğimiz şaraplar afiyet olsun.

  Evlerinin önü üzüm asması
  Taşkıran da olmuş yâr yâr beyler yosması,
  Taşkıran'ın giydiği hürriyet basması.

         
Nakarat.....

  Evlerinin önü yüksek kaldırım
  Kaldırımdan düştüm yâr yâr beni kaldırın
  Taşkıran'ın  uğruna  beni öldürün.

         
Nakarat.....

1982 Kiraz Festivali Etkinlikleri

Hulûsi SEREZLİ Fotoğraf Arşivi

MÜDÜR

Zile Belediyesi Kömür Deposu / 1984

Hulûsi SEREZLİ Fotoğraf Arşivi

   Elinde düldül amman
   Geliyor müdür amman
   Kıratın terkisinde
   Ötüyor bülbül amman.

   Hey milli dost, milli dost
   Yetmiş iki dilli dost
   Yüze güler oynarsın
   İçi düşman dışı dost.

   Dama çıkar bakarım
   Köyü ateşe yakarım
   Sen mülâzım ben müdür
   Sana nişan takarım.

        Nakarat  ......

   Elinde pala bıçağı
   Keziban sallar saçağı
   Müdür buranın değil
   Ergani'nin kaçağı.

        Nakarat  ......

CEYHUNÎ
Gönderen : Hulûsi SEREZLİ
Kaynak : ZİLE PANAYIRI - Zile Turizm ve Tanıtma Derneği adına
ZİLE POSTASI Gazetesi ilâvesidir. 19 Ekim 1965 Salı

Şıhali Mahallesi
Solda Sıraköprü Cad., Sağda Şair Ceyhunî Caddesi

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE 17.08.2004 Salı 18:40

            Zileli şâirlerin en çok şöhret yapanı ve ustalarından biridir. Asıl adı Çördükoğlu Ömer’dir. 1912 yılında Yozgat'a bir düğüne davetli olarak giderken Alaca’da vefat etmiş ve oraya defnedilmiştir.

            Tokat'lı Nuri'nin çırağıdır. Bu arada Zileli şâirlerden Tâlibî, Ali, Âşık Fâni, Ârifî, Kâmil, Remzi ve Kâmilî’yi muhitinde isim yapmış ün kazanmış kişiler olarak gösterebiliriz. Aşağıda Ceyhunî'nin iki koşması bulunmaktadır.

KOŞMA 1

   Yâr ile gönlümün meyhanesinde,
   Bir kuru merhaba bir piyaz kaldı,
   Vefa yok âlemin kâr hanesinde,
   Vefakeş âlemde azdan az kaldı.

   Visal-i dildare ettikçe tedbir,
   Müyesser etmedi Hazret-i takdir,
   Binde bir pareye etmedi te'sir,
   Ne nutk-i hakikat ne mecaz kaldı,

   Koy cevirler etsin yarım Ceyhunî,
   İşve - bâzım şivekârım Ceyhunî,
   Dünyada hâsılı varım Ceyhunî,
   Elimde bir çubuk bir de saz kaldı.

   .

.

KOŞMA 2

100. Yıl Zile Altın Kiraz Festivali
09/14.06.1981 Davetiyesi Ön Yüzü

Hulûsi SEREZLİ Kartpostal Arşivi

   Kürre-i sevdaya uğradı yolum,
   Bir ateş verdiler ocaklarından.
   Dedim çekemem ben zaif kulum,
   Dedi oku aşkın sabaklarından.

   İkrar verip aldım anın behini,
   Çaldım o meydanın def ve neyini,
   Erenler kurmuşlar vahdet meyini,
   Bana da sundular çanaklarından.

   Ledün ilmi derler mahremi oldum,
   Katre-i vücudun gulzemi oldum,
   O tıflı şirinin Meryem'i oldum,
   Geçtim o tenhaca sokaklarından.

   Sırrı Enelhak diyecek kimdir?
   Kanaat lokmasın yiyecek kimdir?
   Melâmet hırkasın giyecek kimdir?
   Ceyhunî var Nuri çıraklarından.

ZİLE HALK KÜTÜPHANESİ
TAM 95 YILDIR HİZMET VERİYOR
Haber : Hulûsi SEREZLİ
ZİLE (Akajans) - hs@isbank.net.tr

Eski Zile Belediye Binası ve arkada Bedesten Câmîi

Sonra Kütüphane oldu ve daha sonra anıların buruk izlerinde kaldı.

BÖLGENİN EN ESKİ KÜTÜPHANESİ
(15.04.1983 tarihli Tercüman Gazetesi'nde yayımlandı.)

Zile Halk Kütüphanesi'nin
1975 yılında Zileliler tarafından yaptırılan modern binası

Hulûsi SEREZLİ Fotoğraf Arşivi

            Zile Halk Kütüphanesi kurulduğu 1888 yılından beri aralıksız 95 yıldır hizmet veriyor. 1888 yılında Zileli Hacı Süleymanzade Hacı Ahmet Ağa'nın İstanbul'dan getirerek teberrü ettiği 5.000'e yakın kitapla hizmete giren Zile Halk Kütüphanesi'nde bugün çeşitli konularda 25.000'e yakın kitabın yanı sıra 3.000 civarında eski Türkçe, Arapça ve el yazması eser bulunuyor.

            Kuruluşundan bu yana çeşitli binalarda hizmet veren Zile Halk Kütüphanesi 1975 yılında Zileliler'in yardımları ile yapılan yeni yerine taşındıktan sonra modern bir bina ve arşive kavuştu.

            Yörenin en eski ve zengin kütüphanesi olma özelliğini koruyan Zile Halk Kütüphanesi arşivindeki eski ve tarihî eserlerin çokluğu yüzünden civar il ve ilçelerdeki araştırmacı meraklılar tarafından sık sık ziyaret ediliyor. Yılda ortalama otuz bin dolayında kişinin yararlandığı Zile Halk Kütüphanesi'nin en ilgi duyulan kısmı Çocuk Bölümü oluyor.

Zile Halk Kütüphanesi Çocuk Bölümü'ndeki sosyal çalışmalardan biri..

Hulûsi SEREZLİ Fotoğraf Arşivi

            Haftanın her günü değişik konularda çalışma yapılan Çocuk Bölümü'nün yöneticisi Fatma Odabaşıoğlu "Bölümümüz büyük ilgi görüyor. Haftanın Salı günleri masal, öykü, Çarşamba Türk büyüklerinin bibliyografyaları, Perşembe müzik, Cuma resim, Cumartesi günleri ise çeşitli konularda toplu çalışmalar yapıyoruz. Öğrenciler burada becerilerini sergilemek, ilgi duydukları konularda çalışmak ve araştırma yapmak imkânını buluyorlar" diyor.

            Geçen yıl evlere 5.000'e yakın kitabı ödünç veren Zile Halk Kütüphanesi'nin 1.500 civarında üyesi bulunuyor.

Zile Müftüsü Arif KILIÇ
1926 yılında Zile Kütüphanesi Memuru'dur.


Foto Yıldız Kemalettin Aydın Arşivi
Gönderen : Bekir ALTINDAL

            Zile Halk Kütüphanesi'nin böylesine zengin olmasına karşılık yetişkinler tarafından çok az ilgi gördüğünü söyleyen Fatma ODABAŞIOĞLU "Halkımızda okuma alışkanlığı çok az. Bu zevki aşılamak için çaba sarfediyoruz. Okuryazar ve kültürlü zümre içinde bile kütüphaneye uğrayan çok az kişi var" diyor.

ZİLELİ ŞÂİR KUL HİMMET
Derleyen : Ahmet DİVRİKLİOĞLU
(Şâir - Yazar - İLESAM Üyesi)

TMO Gen. Müd. - M. Ufuk MİSTEPE / Ahmet DİVRİKLİOĞLU

Fotoğraf : Bekir AKSOY / 2006 Ankara

ZİLELİ ŞÂİR
KUL HİMMET

(ÖZHABER Gazetesi/Zile - Yıl : 8, Sayı : 744, 09.05.2006'da yayımlandı.)

            Okumak güzel uğraş. Gezen mi? Okuyan mı? diye halk arasında konuşulunca gezen derlerse de okuyunca zaten gezme ihtiyacı duyarsın, hani yemeğin üzerine su içmek ihtiyacı duyulduğu gibi.

            İlçemiz Kütüphanesi'nden geçenlerde aldığım yazar Musa SEYİRCİ'ye ait "ABDAL MUSA SULTAN" isimli araştırma eserinde bir şâir hemşehrimize rastladım. Şâir "Kul HİMMET". Doğum ve ölüm tarihleri, Zile'nin hangi mahalle veya köyünden olduğu belli olmayan şâirin şiirinden Alevî - Bektaşî olduğu kanaatına vardım.

            Değerli hemşehrimiz araştırmacı - şâir Mehmet YARDIMCI'nın sonuncusunu 2004 yılında yayımladığı "16. Yüzyıldan Günümüze İz Bırakan Zileli Şâirler" isimli eserinde de "KUL HİMMET"e rastlamadım.

1955'te Zile - Mehmet YARDIMCI Arşivi

Zile Belediyesi Kültür Yayınları - Mayıs/2004, 320 Sh.

            Ben bu araştırma içerisinde iken 4 Mayıs 2006 günü kadim dost Mehmet YARDIMCI beni ziyârete gelmez mi? Kendisine bu konuyu ve fikrimi söylediğimde "Doğru, şiirin içeriğinden Zileli olduğu anlaşılıyor; benim bildiğim Sivaslı ve Almuslu KUL HİMMET'ler var idi ama bu Zileli KUL HİMMET'i hayret ben nasıl farketmemişim?" dedi.

            Zile'miz Evliyâ Çelebi'nin Seyahatname'sinde yazdığı üzere "Âlimler Konağı, Fâzıllar Yurdu ve Şâirler Yatağı'dır." İyi bir bilimsel araştırma yapılsa ismi duyulmamış nice KUL HİMMET'ler çıkacaktır. Bu görev de yine Belediyemize düşmektedir.

Zile Kiraz Festivali Etkinlikleri / 1968

Kameraman : Mehmet SEZEN - Zile Turizm ve Tanıtma Derneği

            Kiraz Festivali veya Sonbahar'daki Pekmez Festivali etkinlikleri içerisinde "Türk Tarih ve Kültüründe Zile" konulu bir sempozyum düzenler ve fazla bir maddî külfet getirmeyeceğine inandığı bu sempozyuma davet edilecek Tarihçi ve Edebiyatçılar'ın çalışmaları ve tebliğleri ile bünyesinden en fazla şâir çıkaran şehirlerden birisi olan Zile'miz bilimsel bir mercek altına alınarak tarih ve kültürümüz içerisinde var olan belirginliği daha da artacaktır kanaatındayım.

            Saygılarımla.

Göremedim Pîrimi Dertliyim Dertli

.
Mekân mı tuttun sen bu gurbet illeri
Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli
................ görsem sorayım sinleri
Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli
.

.
Turna gibi kanadı var, yolu var
Figanı var, firkati var, ünü var
Ölümün elinden çokça gamı var
Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli
.

.
  Hüseyin Ova'nın gen olur yazı
  Zaman tutuyor mu gelini kızı 
  Bir haber vereydin Hüseyin Gazi
  Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli

  Abdal Ata Tekkesi'ne varalım
  Elvan Çelebi'ye yüzler sürelim
  Koyun Baba'ya bir peyik salalım
  Göremedim Pîrimi, dertliyim
dertli

  Bu imiş kısmetim, bunda Mevlâ'dan
  Pîrime kimler kıydı, hey Yaradan?
  Bizi sevindirir bir gün ağladan
  Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli

  Mehmet Dede Sultan, erlerden okun
  Karpuzu Büyük'ten gülleri sokun
  Var imdi düşmanlar, kınalar yakın
  Göremedim Pîrimi, dertliyim
dertli

  Kızıl Deli imdadıma gelindi
  Şah-ı Haydar, ahvalimden bilindi
  Çoban Baba'ya garibi sorundu
  Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli

  Molla Hünkâr, Umur Sultan varıyom
  Depreşir yaraya melhem arıyom
  Baba Kaygusuz'u nerde soruyum
  Göremedim Pîrimi, dertliyim
dertli

  Sahap çıkmadım da verdi Mısır'ı
  Bilin, Mısırlı'nın çoktur kusuru
  İmam Ali imiş erin asılı
  Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli
.

.
  İmam Hasan sır içinde sır idi
  ...................................
  Erler, imdat eylen, gönül farıdı
  Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli

  İmam Hüseyin'in makamı kande
  Üstüne irahmet inmez mi günde
  Pîrim, kula himmet, imdat etsin de
  Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli

  Vardım idi de İbrahim Halil'e
  Erler niyaz kılın İmam Zeynel'e
  Soralım Veysel'e, Yemen iline
  Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli

  Gelindi varalım Acem Şahı'na
  Kimidi sır veren İmam Bakır'a
  Sordum, bulamadım İmam Cafer'e
  Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli

  Ebu Müslim teberini alıyor
  Himmet eylen, İsa gökten iniyor
  Elâlem Musa Kâzım da biliyor
  Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli

  Şit Peygamber evlâdına Hü, dedi
  Güruh Naci silsilesi bu, dedi
  Muhammet Taki, Naki'ye su, dedi
  Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli

  Hasan Askerî'den bulak Mirac'ı
  Bostan Kuluyu'nan Er Kara Hacı
  Teslim Abdal, Derviş Ali davacı
  Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli
.

.
  Abdal Musa kalemini çalınca
  Çok çağırdım, üşürmedi yalınca
  Hesabımız görek Mehdi gelince
  Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli

  Şeyh İbrahim, Şeyh Hasan'ın gülüdür
  Ali Baba, Hubuyar'ın yâridir
  Er Aslanoğlu'nu dersen Ali'dir
  Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli

  Gelindi varalım Hoca Bodu'na
  Ak Hoca yardımcı ikrar güdene
  Çeltek Baba yardım etmez lâ diyene
  Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli

  Şeyh Nusret Tekkesi'ni unuttuk
  Allah'ım şu Dünya'yı da kuruttuk
  Dikin kefenimi, suyum ılıttık
  Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli

  Denizli Baba'nın da açıktır çiçeği
  .................................
  Ya Seyyid Selhaddin, erin gerçeği
  Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli

  Uyan Balım Sultan, halim pek yaman
  Hacı Bektaş Veli göndersin iman
  Benim güttüğüm yol Sahib-i Zaman
  Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli

  Görelim, yiğidi buldu Kul Himmet
  Yerden, gökten evvel Ali, Muhammed
  Bendenin sorduğu bir zâtı sıfat
  Göremedim Pîrimi, dertliyim dertli
.

ZİLE'DEN MANİLER
Derleyen : Mehmet Güner DEMİRAY
(Sivas Folkloru - Aylık Folklor Dergisi, Sayı : 46, Kasım 1976, Sh. 16, 5 Lira)

I
Sap benden, keser benden
Gitmiyor eser benden
Düşmanlar kol kol olmuş
Yâri keserler benden.
 
II
     Evleri çukurmola
     Curfalık dokurmola
     Yârim düğün ediyor
     Beni de okurmola?
III
     Kuşburnu kurutmadım
     Yâr seni unutmadım
     Saydım gül hatırını
     Üstüne yâr tutmadım.
IV
     Bacalarda vaz olur
     Gül açılır yaz olur
     Ben yârime gül demem
     Gülün ömrü az olur.
 

Meryem Şule ERYILMAZ
Kirazın Zile'de Ruh Güzelliğine Yansıttığı Renkler

Fotoğraf : Necmettin ERYILMAZ

Mustafa BELDEK'in Kızı
Kiraz Festivalinin Meleği

Zile Belediyesi Tanıtım CD'si - 25/26.06.2005

V
     Maydanos dalıyınan
     Yâr sevdim yoluyunan
     Yârim atik değil ki
     Anlatam maniyinen.
VI
     Peşkir çektim cerekten
     Bir of ettim yürekten
     Buna cerrah ne desin?
     Doktor gelsin Frenk'ten.
VII
     Maniye maraz derler
     Güzele kiraz derler
     Her kime derdim yansam
     Yana yana gez derler.
 
VIII
     Mani dedim tuttun mu?
     Yâr beni unuttun mu?
     Gönderdiğim çiçeği
     Sinende kuruttun mu?
IX
     Dağlarda gezer oldum
     Okudum yazar oldum
     Yârim senin derdinden
     Kurudum gazel oldum.
X
     Mani benim ezberim
     Kan ağlıyor gözlerim
     Yârim senin yolunu
     Ölenece gözlerim.
 

Zile Mehteranı / Ankara

Omuz Halayı / 2006

PEHLİVAN SEFER KOÇ
(1915 - 1980)
Gönderen : Bekir AKSOY

            Pehlivan Sefer Koç, Zile'nin Üçköy Köyü'nde 1915 yılında dünyaya geldi. Köy düğünlerinde güreşti, daha sonra panayır, bölgesel şenlikler ve yurt içi yağlı güreşler yaptı. İbrahim Karabacak'ın arkadaşıdır. Babası bırakmadığı için onun gibi millî olamadı.

Pehlivan Sefer KOÇ'un Eşi Kibar Nine

Gönderen : Bekir AKSOY

            140 kilo yağlı güreşlerde (ağır sıklet) birçok birincilik aldı. 1980 yılında Zile'de vefat etti; mezarı Üçköy'dedir.

Pehlivan Sefer KOÇ Bir Güreşte

Gönderen : Bekir AKSOY

ÂŞIKLARIN DİLİYLE
TALİBÎ
Kürşat GÜLBEYAZ
İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı Lisans Öğrencisi
(Tokat Kültür Araştırma Dergisi - Yıl : 5, Sayı : 10, Ocak 1997, Sh. 42'de yayımlandı.)

         
Ressam : Kemal TÜRKER

TALİBÎ - Doğum : 1745 (Zile); Ölüm : 1813

   Kalktım gider oldum gurbet eline
   Gel sevdiğim tanışalım biz bize
   Ayrılık zahmına merhem edelim
   Derdi mende tesellidir söz söze.

   Elvedâ bir zaman yanar tüterim
   Badi sabah ile selâm ederim
   Sensiz gurbet elde ben de niderim?
   Hoşça kalın dostlar ile siz size.

   Siyah ebruların dışa serpinesin
   Düşmanların gül yüzüme bakmasın
   Ben gidiyorum hatırından çıkmasın
   Senin ile ülfetimiz diz dize.

   Talibî der ki kaldım tilleynen
   Yalınız gez tek konuşma elilen
   Seni işitmeyim yaman dilinen
   Sağ olup gelirsin bella yüz yüze.

   Ben de şu cihana geldim geleli
   Bir gün şâd olup güle mi bildim?
   Güzel sevdasından aşkın elinden
   Kan ağlar gözlerim sile mi bildim?

   Her kime yâr desem ahuzar oldum
   Güzelin elinden bi karar oldum
   Hoş imdi diyerek ihtiyar oldum
   Adüvden intikam ala mı bildim?

   Ben de şâd isterim yine gâm geldi
   Yaram yürektedir kimden ne gelir?
   Gelen günüm giden günden kem gelir
   Bir gün şâd olup da güle mi bildim?

   Talibî'yem, işim duaya kaldı
   Derunum ahdesi Mevlâ'ya kaldı
   Hızır'ı beride şekvaya kaldı
   İşimin hakkından gele mi bildim?

     
Sayfa Devamını İzlemek İçin Tıklayınız

 

YAZDIR

   Zile Makaleleri Sayfasına

  Dönmek İçin TIKLAYINIZ !