ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 11 Ekim 2005 tarihinde güncellenmiştir.)

.

 

A'DAN Z'YE
ZİLE'NİN TARİHÎ, MİMARÎ,
DOĞAL, KÜLTÜREL VE
BİLİMSEL BULGULARI - 2

Derleme : M. Ufuk MİSTEPE
Araştırmacı - Orman Endüstri Yüksek Mühendisi


TMO Genel Müdürlüğü APK Uzmanı / 2003 - Ankara

Bu Makale Serisi'nde,
Zile hakkında münferiden ele alınmış özet konular yayınlanacaktır.

ZİLELİ BABA CEYHUNÎ
Arif H. TURGUT
(Yeni Tokat Dergisi - Sayı : 25, Yıl : 2, 30.08 1934, 10. sayfada yayımlandı; 7,5 kuruş.)

Şıhali Mahallesi
Solda Sıraköprü Cad., Sağda Şâir Ceyhunî Caddesi

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE 17.08.2004 Salı 18:40

            Zileli'dir. Adı Ömer, babasının adı Ahmet'tir. Çördük oğulları namile maruftur. Doğduğu tarihi eyi öğrenemedim, seyahatı esnasında 328'de Alaca'da öldüğü söylenmektedir. Vefat ettiği zaman altmış beş yaşlarında imiş.

            Ailesi efradından kimse kalmamıştır, yalnız boşamış olduğu Şakire adındaki karısı vardır. Hayatı seyahatle geçmiştir, Anadolu'nun birçok yerlerini gezmiştir, İstanbul'da da kaldığı söyleniyor.

            Ceyhunî şahsan yakışıklı, uzun boylu, temiz giyer, temiz yer, hayatı temiz geçmiş bir Baba'dır. On iki telli bir çöğür çalar, «âşık» olarak yaşar, maişetini bu şekilde temin ederdi.

            Ceyhunî'nin Ustası Emrah, şakirdi Tokatlı Nuri'dir. Kendisinin çırakları şark vilâyetleri muhacirlerinden Cemalî (Asaf oğlu namile Tokat'ta eskicidir.) Merhum Arap Hicrî, Mevcî namile maruf olan Zileli Tahta Bacak Mehmet, Zileli Nâgâmî Ali Baba, Yozgatlı Seyhunî, Yozgatlı Mesudî, Sivaslı Pesendî, Zileli Ermeni Şermî, Zile köylüklerinden İlhamî'dir.

            Bunların bazılarının sağ olduklarını zannederim. Erzurum'un meşhur halk şâirlerinden Serdarî ile müşaareleri söylenmektedir. Ceyhunî bu âşık tarzı imtihanında galip olmuş ve Serdarî'nin hürmetini kazanmıştır.

            313 tarihlerinde Emrah torunu Pünhanî ile birlikte tekrar Zile'ye gelmişler, Ceyhunî Baba'ya hürmette bulunmuşlardır. Erzurum şâirlerinden Erbabî'nin kardeşi Şehvarî ile de âşık tarzında müşaareleri meşhur imiş.

            Şiirlerini irticalen söylediği anlaşılan Ceyhunî Baba Tokat'ta metfun Nakşibendi şeyhlerinden Balak Baba'ya iltisap ettiğine nazaran son yazıları tasavvufun esrarlı ve ilâhî tesirinden âzade kalmıştır. Onun için birçok şiirlerinde Bektaşi nefeslerinden Tekye Edebiyatı'ndan koku sezilir. Mamafih millî vezinde kıymetli yazıları da vardır. Şiirlerinden bazı parçaları naklediyoruz.

Sefinei gönlüm açtı yelkeni
Yine bahrı gama daldı Ceyhunî
Kalmadı kırıldı çarhın dümeni
Girdabı mihnete daldı Ceyhunî

Bir felektir koymuşlar adın
Kim buldu lezzetin kim aldı tadın
Geceler ağlarım gündüzler şadım
Yine derler murat aldı Ceyhunî
Ne gül goncam kaldı ne de göllerim
Anı sular iken can çeşmelerim
Ne pederim kaldı ne de maderim
Küşei mihnete kaldı Ceyhunî

 

Sahpayı ne müşkül sundun ey felek
Ben ecel camını içtikten geru
Mikrası hicrile o zalim felek
Bana gam hırkasın biçtikten geru
Tehammül eylerken adu taşına
Kan karıştı gözlerimin yaşına
Felek himmetini çalsın başına
Ceyhunî dünyadan göçtükten geru

            Bu son iki  parçanın uzun bir destandan olduğu söylenmektedir. Maatteessüf destanı elde edemedim.
                                                                                              
Arif H. Turgut

UZUN DOĞU GEZİSİ
VE ZİLE

Ressam Mehmet SEZEN

Fotoğraf : Mustafa BELDEK / Mart 2006

Hikmet DİZDAROĞLU
Tandoğan, Turgut Reis Cad. Arzu Apt. No. 3/3 Maltepe/Ankara


Ressam Mehmet SEZEN

Sayın Mehmet SEZEN
DİZDAROĞLU ELEKTRİK - ZİLE/TOKAT - 19.07.1977

            Uzun Doğu gezisini  tamamlayarak, bir hafta önce Ankara'ya döndük. Hayli yorucu, ama o ölçüde de yararlı oldu. Tokat ve çevresi görmediğim yerler arasında idi. Hele doğduğum yeri, Zile'yi görmemek büyük bir eksiklikti. Her yıl bir engel çıkar, düşlediğim geziyi gerçekleştiremezdim. Bu yıl nasipmiş..


Ressam - Karikatürist : Mehmet SEZEN / Mart 2005

            Çok mutluyum.. o güzel yurt köşelerini, doğduğum yeri, sizleri gördüğüm için. Fırsat buldukça yine geleceğim, yine dolaşacağım oraları. Ne denli yakından tanıyorsa, o denli seviyor insan. Masa başı edebiyatıyla tanınmıyor yurt köşeleri.. gezmek ve görmek gerek. Ama biz de son yıllarda moda Batı'ya, yurt dışına akmak... Bu yurt bizimdir; Doğu'su Batı'sı, Kuzey'i Güney'i ile bizimdir.


Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi

            Sizi tanımış olmaktan büyük mutluluk duyduk.. inanın buna. Ankara'ya yolunuz düşecek muhakkak, bekleyeceğiz. Bir hemşehrimi, evet, Zileli bir hemşehrimi evimde ağırlamak, zevkten de öte bir şey... Sağlık ve esenlikler dileriz.

Yeşille Nikâhlı İlçe
ZİLE
Mehmet DEMİRTOLA
(Yesevî Halkla İlişkiler Müdürü)
(Yesevî Dergisi - Temmuz 1997, Yıl : 4, Sayı : 43, Sh. 9'da yayımlandı.)
Gönderen : Nurhan Buhan GİRGEÇ

Yesevî Dostları Yesevî Dergisi'ni Etüd Ederken - 1997

(Niyazi Haznedar, Mehmet Sezen, İbrahim Aksoy,
Rıfat Fenercioğlu, Ali İşçi ve Mehmet Demirtola.)

Bağın yeşil, dağın yeşil bu ne bereket!
Yeşile mi kıyıldı nikâhın gözünü sevdiğim memleket..
                                                 Hüseyin GÖRÜR

            Bağları, bahçeleri ve üzümden elde edilen pekmezi, ""köme"si, "tarhana"sı, "hayvalı"sı ve üzüm turşusu başta olmak üzere pek çok bağ ürünleri ile meşhur olan tarihî Zile ilçemizde, Haziran'ın son haftasında Kiraz Bayramı yapıldı.

Asife Buhan - Lâley Kiraz Güzeli 17.06.1968

Kameraman : Mehmet SEZEN - Zile Turizm ve Tanıtma Derneği
Serpil Fenerci - Kiraz Kraliçesi 17.06.1968

Kameraman : Mehmet SEZEN - Zile Turizm ve Tanıtma Derneği

            Bayram münasebetiyle başta İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerimizde bulunan bütün Zileliler, ilçelerine akın etmişlerdi. Bu arada hayırlı bir teşebbüs olan Zile Tekstil'in de temelleri atıldı. Tekstil sahasında faaliyet gösterecek fabrikanın müteşebbislerini bir araya getiren Bekir Özaçık, büyük takdir topladı.

            Hükûmet Meydanı'nda Zileli Heykeltraş Cahit Koççoban tarafından, Selçuklu Dönemi motiflerinden esinlenerek yapılıp, açılan çeşmeye, o günlerde yitirdiğimiz Zileli Şâir Cahit Külebi'nin adı verildi. Çeşme motifinde bir ana, avuçlarından akan serin sularla, sanki şehre bereket sunuyordu.

Cahit KOÇÇOBAN

Zile'de Bir Çeşme Kompozisyonu

            28 Haziran Cumartesi gecesi Zile'nin önde gelen isimlerinden Eczacı Ali Eken Bey ve zarif eşi Utku Hanım; özellikle dışarıdan gelen Zileliler için Meydanlık mevkiindeki bağlarında unutulmaz bir ziyâfet verdiler. Bütün Zile oradaydı. Zile'nin yetiştirdiği büyük sanatçı Tuğrul MUMCU geceye renkten de öte bir şeyler kattı. Mumcu'nun sunduğu Türk Sanat Musikîsi gecenin tâcı oldu.

            Şâir, yazar, sunucu Mehmet Âli ERDİN dostumuzun kapanış konuşması, mahallî ağzın seçkin örneklerini taşıyor, dinleyenleri kırıp geçiriyordu.

            Taşlıhöyük Köyü'ndeki Fikri Kurban'ın fırın ve tandır toy'u, Ali İşçi'nin kuzu çevirmesi Kiraz Bayramı'nda Zile'de geçirdiğimiz unutulmaz güzelliklerden bir demetti.

Kiraz Festivali'nde Kara Dini Bağları'nda Zileliler 17.06.1973
  
Kameraman : Mehmet SEZEN - Zile Turizm ve Tanıtma Derneği

            Meclisimizdeki Yesevî dostları tarafından Zile Kültür Derneği kurucusu ve Başkanı Ressam Fikret TARHAN ile çok genç yaşta yitirdiğimiz Bestekâr İsmail ÖZUS rahmetle anıldı. "Her ikisi de, Zileli olmaktan çok; Zile sevdalısı olarak bilinirdi." dedi Mehmet SEZEN. Sonra Zile'nin yetiştirdiği büyük Yazar Mustafa Necati SEPETÇİOĞLU'na uzun ömürler dilendi.

Tokat'ın Antik Coğrafyası
Zile (Zéla) Kasabası

(Tokat Kültür Araştırma Dergisi - Yıl : 11, Sayı : 18, Aralık 2003, Sh. 52 - 54'te yayımlandı.)

.
Büyük Saray

(Ersal Yavi)

            XIX. Yüzyıl'da Anadolu'da bir gezgin arkeolog olan ünlü Fransız Gezginci Charles Texier ilki 1833, ikincisi 1843 yılında başladığı Anadolu'da yıllarca süren seyahat ve incelemeleri sonucunda yurdumuzun büyük bir kısmını dolaşmış, kazılar yapmış ve aşağıda okuyacağınız bölümleri de içeren "Küçük Asya" isimli eserini 1862, 1882 yılında yayımlamıştır.

            Bu eser yayımlandığında Anadolu'yu ilgilendirmesi açısından Türk aydınlarının dikkatini çekmiş ve millî mücadele sürerken Ali Suat Bey (1869 - 1932) tarafından Türkçe'ye çevrilmiş ve T.B.M.M. Hükûmeti Maarif Vekâleti'nin 2 numaralı neşriyâtı olarak yayımlanmıştır.

Ekrem ANAÇ
Tokat Müze Araştırmacısı

            Zile (Zéla) Kasabası, Turhal'ın yirmi dört kilometre Batı tarafındadır.

            Yeşilırmak (İris) bir tahta köprü ile geçilir ve Zile Ovası'nda yüksek olmayan bir boğaz ile ayrılan Daximonitis Ovası aşılır. Şimdiki Zile, koni şeklinde bir tepenin eteğindedir. İki bin hane Türk ve yüz elli hane kadar Ermeni nüfusa sahiptir.

            Binalar Tokat'ınki gibi kiremitle örtülmüştür. Önündeki geniş ovalarda halkı pamuk ekerler. Yerli bez dokuyan tezgâhları da vardır. Yılda bir defa, çok büyük bir panayırı vardır. Ainsworth'un rivayetine göre, buraya her yıl kırk - elli bin kişi gelirmiş. Bu panayır, Anaitis tapınaklarının çevresinde yapılan dinî panayırları hatırlatır.

ANAİTİS - ANAHİTA

http://abcdioses.noneto.com/persa/diosesPe/anaitis.htm

            Şehrin merkezinde kalenin süslediği ve çevre vâdilere hâkim olan dağ yükselir. Duvarları modern tarzdadır. Sadece birkaç sütun başlığı ve korniş kalıntısı göze çarpar; fakat görünürde çok eski çağların damgasını taşıyan hiçbir şey yoktur. Kasabanın ortasında tepesinde kalesi olan bir dağ vardır. Yine ortada, suları büyük bir havuza dökülen bir çeşme vardır.

            Bunun kaynağının nerede olduğunu, yerliler de bilmezler. Kalenin içinde, bir yeraltı kısmı olduğunu ve su kaynağına kadar devam ettiğini söylerler. Hamilton onun şehrin yakınlarında akan ve kumlu bir alanda süzülmüş suları tepenin ayağında yüzeye çıkan bir dere tarafından beslendiğini düşünür.

            Eski adı Zéla olan bu Zile Kasabası, zamanında Tanrı Anaitis dininin en ünlü merkeziydi. Strabon'un rivayetine göre bu kasaba, Sémiramis tarafından yükseltilen bir toprak üzerine kurulmuştur.

 

KÂMİL PAŞAY

 

ARKEOLOG

Zela sikkelerinde cephesi dört sütunlu bir tapınak görülmektedir. Kalede cephesi altı sütunlu ikinci bir tapınak daha vardı. Bugün bundan da hiçbir kalıntı yoktur.
http://members.lycos.co.uk/zile/altiagac.htm

            Strabon'dan çok zaman önce bu Zéla'dan söz etmiş olan Hirtius, bu görüşte değildir. Zéla, Romalılar'ın yenildikleri ve yendikleri iki savaş ile meşhurdur. Birincisi Mithridate ile Eupator ve Lucullus'un kumandanı Triarius arasında olmuştur; ikincisi  Pharnace fâtihi ve şu sözlerin sahibi Sezar'ın savaşıdır : "Geldim, gördüm, yendim."

            Hirtius'un o denli iyi tasvir ettiği bu anılardan silinmeyen olayın geçtiği savaş alanı, Zile'nin sekiz kilometre Kuzeybatı'sında küçük bir vâdide bulunur. İstanbul Boğazı (Bosphore) kralının kamp kurduğu tepe kolaylıkla tanınır; bin beş yüz metrelik bir vâdi ile ayrılan daha yüksek tepe Sezar'ın kampını kurduğu tepedir. Pharnace'ın ordusu, Sezar'a saldırmak isterken, bulunduğu tümsekten, vâdiyi aşmaya ve Sezar'ın birliklerinin siperlerini kazmakla meşgul oldukları tepeye tırmanmaya mecbur oldu. Sadece yörenin denetimi bile Romalı birliklerin konumunun tüm elverişliliğini açığa vurur.

Zile Acropolis in the Roman Era

(Oil Painting 65x85 by Ersal Yavi)

            Bu olay şehir dışında geçtiği için, tarihçiye ünlü anıtlar üzerine birkaç ayrıntıya girme fırsatını hiç vermedi. Bugün Anaitis tapınağının nerede olduğunu bilmiyoruz; her halde aynı türdeki bütün yapıların ortak kaderini paylaştı. Hıristiyanlar tarafından tamamen yağmalandı. Bu tapınağın yönetimi Comana'nınkinden farklı değildi. Başpiskopos'un sonsuz bir gücü vardı ve Zile krallara bağımlı bir şehir gibi değil, İran tanrılarına adanmış ve piskopos tarafından bizzat yönetilen bir tapınak gibi kabul ediliyordu.

            Zile şehri, Zélitide sahasının yönetim merkeziydi. Pompée buraya şehir unvanını vermiş ve birtakım kasabayı da eklemiştir. Buraları, daha sonra kraliçe Pythodoris'in özel arazisi olmuştur.

EKTİĞİM NOHUT

Derleme : Dr. Ali Adil GÜNEREN
(İstanbul Sağlık Müdürlüğü - Kriz Merkezi - 22.02.2006)
aadilguneren@yahoo.com

     

            Efendiiim zemanın behrinde koylü dayımız şeere gelmiş, o vakitler kuş gribi felan bilinmezmiş....Henüz koylerdeki culuh - tavuh cenderme zoruynan toplanıp imha edilmiyor, vatandaş  inaanden sağduğu sütü,  çiğleme/yoğurt /sereyağ felan yapıp hapanda, zayire bazarının yanında yol boyu açduğu sergülerde satabiliyor, evine tuz/gaz ne lazımısa, gaşuk düşmanı ne ısmarlamışısa, tedarik ediyor, gunner birbirini govalıyor, geçinip gidiyor(lar)ımış.

            Neyse uzatmayalım, bizim koylü dayımız da güççük mersin sepetinde samanlar arasında biriktirdüğü lezzetli yumurtaları, galaylı sitilde mayalanmış iki parmak gaymaklı kar gibi kömüş yoordunu vesair ne getirdi ise ucuz pahalı satmış, alacaklarını da almış eksuğunü temam etmiş, bakmış vesaitin gakmasına daha zaman var, şöyle bedestenden yukarı hökümat gonağının arkasına doğru biraz gezelemiş.

            Derken leblebicilerin olduğu arastaya kadar çıkmış. Esnaf  Salı gününe hörmeten olsa gerek, leblebileri gavurmuş, böyük eleklerde karuşdurup duruyor.Taze gavrulmuş altın sarısı leblebiyi kimin canı çekmez?

            Dayımız da havaslanmış, artık leblebici Aamet Emmi'nin gayri başına geçemediği asırlık tezgağa mı, gonşu dükkannardan birine mi ,onu bilemem.. yanaşmış bir tezgaa, fiyet sormuş. Elini cebine atmış bir de parasını yoklamış. Vesayit parasından başka meteliğinin galmadığını gormüş. Omuzları düşmüş.. şöyle iki adım geri gelmiş ve ağzından şunnar
dokulmüş;

Ektiğim nohut,
Biçtiğim nohut,
Dibine oturup s..tığım nohut,
Şimdi garşıma geçmiş şiberiyon deelmi?

MENEKŞEYE DİKEN SARMIŞ!..
(Zileliler Yardımlaşma Derneği Haber - Kültür - Sanat - İletişim Bülteni)
Yıl : 2, Sayı : 2, Nisan 2004, 2. sh.'de yayımlandı.

Şiir Kitabı Tanıtım ve Düzenleme : Mehmet Âli ERDİN

            Zile'nin tanınmış Manifaturacı - Tuhafiyeci esnafından merhum Rahmi Özdemir'in şiirleri "Menekşeye Diken Sarmış" adı altında bir kitapta yayımlandı.

            Teknik ve bilimsel düzenlemesi Mehmet Âli ERDİN tarafından yapılan kitapta şiirler; Hayatım/Hocayı Anmak (Müftü Arif Kılıç'a), Din/Ahlâk/Tasavvuf, Muhammed/Câmi/Namaz, Ramazan/İftar/Bayram, Kerbelâ/On Muharrem, Yûsuf-i Ken'ân/Nesîmî Sultan, Ölüm, Sevgili/Ayrılık/Hasret/Sitem, Hayvan Sevgisi, Irmak/Dağ/Yayla/Tabiat (Doğa)/Yağmur - Yağış, Mevsimler/Bağlar/Hastalık, Köy/Köylü, Arkadaş/Dost/Komşu/Kaynana, Pazar/Çarşı/Hamam/Sanayi, Çorba/Pancar/Kete/Bulgur/Pilav, Memleket/Şehir/Gurbet, Çaresizlik/Yaşlılık, Hicivler, Taşlamalar, Ailem/Yuvam gibi gruplar içeriğinde sıralanmış.

            Şiirlerde geçen deyim, terim ve kavramlar zengin dip notlarla açıklanmış, ayrıca; kitabın sonuna açıklamalı sözlük eklenmiştir. Başlangıç sayfalarında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Coğrafya Bölümü Başkanı değerli hemşehrimiz Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR'ın "Rahmi Özdemir"le ilgili anılarını özetleyen yazısı, kitaba ayrıca özel bir duygu katmıştır.

            Oğlu Şükrü Özdemir tarafından Türk Edebiyatı'na ve Zile Kültür Yayınları'na eklenen bu kitap, şâirimiz Rahmi Özdemir'in akraba, dost ve sevenlerinin kitaplığında yerini almaya başlamıştır. Hemşehrimiz Şükrü Özdemir'i kutlar, şâirimiz Rahmi Özdemir'e yüce Allah'tan rahmetler dileriz.

            Menekşeye Diken Sarmış - Şiirler - Rahmi Özdemir

            Edinme Adresleri :
            - Şükrü Özdemir; Manifaturacılar Cad. No. 11 Zile/Tokat. Tlf : 0 356 317 14 18
            -
Zileliler Yardımlaşma Derneği : Meşrutiyet Caddesi, 52/3 Yenişehir/Ankara. Tlf : 0 312 432 40 04

Tarihî Kentler Birliği Toplantısı
http://www.zile.bel.tr/tbmm.asp

Tarihî Kentler Birliği Toplantısı/Ihlamur Kasrı

Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi

            İstanbul'da yapılan Tarihî Kentler Birliği Toplantısı'nda Zile heyeti ile karşılaşan TBMM Başkanı Bülent ARINÇ Zile'ye övgüler yağdırdı.

            İstanbul'da Ihlamur Kasrı'nda yapılan toplantıya katılan TBMM Başkanı Bülent ARINÇ, Protokol Heyeti ile birlikte konu Zile'den açılınca “Ben Zile'yi çok severim; tarihî bir kent. Orada bir çok arkadaşım var. Pekmeziniz hepsinden güzel. Ama tanıtımını iyi yapmıyorsunuz. Kadışehri'ne gitmiştim, orada bile bana Zile Pekmezi ikram ettiler. Aslında bu elit topluluğa Zile Pekmezi ikram edilmesi lâzım." dedi.

 

            Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail ÜNAL da "Biz dün Zile Pekmezi aradık bulamadık. Zile'nin televizyonu da burada; Zile İstanbul'a çıkartma yapmış. Bizim pekmezimiz de güzel ama Zile'ninki çok farklı. Ben Zile TV'den Zileliler'e seslendim. Bizim çocukluğumuz Zile Pekmezi yiyerek geçti.” dedi.

 

TBMM Başkanı Bülent ARINÇ, Necmettin ERYILMAZ'la

Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi

 

            Çekül Vakfı ve Tarihî Kentler Birliği Onursal Başkanı Prof. Metin SÖZEN  de "Zile gündemi belirliyor. Orası çok önemli bir tarihî merkez. Zile'de iyi şeyler olacak. Tarihî değerlerinize, evlerinize sahip çıkın. Bakın bugün TBMM Başkanı bile Zile'yi konuşuyor. Bu avantajlardan faydalanın." dedi.

 

            TBMM Başkanı Bülent ARINÇ'la sohbet eden Belediye Başkanı'mız Murat AYVALIOĞLU Başkan ARINÇ'a “Sayın Başkanım, sizi makamınızda ziyaret etmek isteriz.  İnşaallah pekmezi o zaman getireceğim. Sizi de şehrimize bekliyoruz. Gelirseniz şeref verirsiniz." dedi. Bülent ARINÇ eski Tokat Milletvekilleri'nden Ahmet Fevzi İNCEÖZ'ün arkadaşı olduğunu ve TBMM Destek Hizmetler Dairesi Başkanı Hüseyin GÜLSÜM'ün de Zileli olduğunu söyleyerek, "Zileli dostlarımıza selâm söyleyin." dedi.

SENARYO KİMLİĞİ
M. Emin ULU (Senaryo Yazarı)
http://www.visionajans.com


Zile Kalesi - M. Emin ULU ve Postacı Ömer Amca 08.07.2004

"HEY ONBEŞLİ ONBEŞLİ"
DİZİ FİLMİ SPONSORUNU ARIYOR!..

            - Senaryoda, "Türk İstiklâl Savaşı'nın" TOKAT ayağı bütün detaylarıyla ve TBMM, Türk Tarih Kurumu, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve yerel tarihçilerin yazdığı kitaplardaki pek çok belgeyle ele alınmış; Cumhuriyet'imizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Kurtuluş Meşalesi" taşıdığı Tokat'ta kaldığı günler de ibretle ve heyecanla yansıtılmıştır.

            - Yemen dramının sadece bir türküden ibaret olmadığı, nice acıları, sancıları ve aşkları içinde sakladığı kaybolan bir imparatorluğun evlâtlarının ne büyük acılar içinde ülkeye döndüklerinin destanımsı bir şekilde sinema dilinde yansımasıdır.

            - Hey Onbeşli Onbeşli : yalnız bir şehrin değil, bir ülkenin yeniden varoluşunu; ebediyete kadar var olacağını anlatan eşsiz bir destandır.

İLİMİZDE AZ BİLİNEN
KÜLTÜR VARLIKLARINDAN ÖRNEKLER
Araştırmacı : H. Mehmet AYKUN
(Tokat Kültür Araştırma Dergisi - Yıl 10, Sayı 17, Sh. 21 - 22'de yayımlandı.)

ZİLE İLÇESİ'NDEN İKİ ÖRNEK

Ethem Çelebi Türbesi Mekke Manzarası

            İlimizde az tanınan, görsel değere sahip iki yapıdan söz etmek gerekiyor. Bunlar Zile ilçe merkezindeki Ethem Çelebi ve Yeşilce Köyü'ndeki Şeyh Eyük Türbeleri. Bu türbelerin mimarî yapılarını bir kenara bırakarak iç duvar yüzeylerini süsleyen kalem işi bezemelerini ön plâna çıkarmak yerinde olacaktır.

            Batılılaşma dönemi Türk resim sanatı içerisinde değerlendirilebilecek olan bu bezemeler döneminin sanat seviyesini yansıtan güzel örnekleri sergilemektedir. Osmanlılarda sınırlı olan resim sanatı uzun yıllar minyatür tarzında kitap ve levha süslemesi olarak uygulama alanı bulmuştur. Batılı anlamda resim sanatı 19. yy ikinci yarısında ağırlık kazanmıştır.


Zile, Ethem Çelebi Türbesi

            İçerisindeki sandukaların – sonradan yapılmış – ahşap kaplamaları baş taraflarına yazılmış olan kitabelerine göre Anadolu Selçuklu Dönemi’ne ait aile mezarlığı durumundaki Ethem Çelebi Türbesi’nin kalem işi süslemesi 19. yy ikinci yarısında yapılmıştır. Kalem işi süsleme sıva üzerine renkli boyalarla fırça kullanılarak yapılan resimdir. Bu türbedeki resimlerin konusu bitkisel ağırlıklı olup, hat sanatı örneklerinin de birlikte sergilenmesine alan olmuştur. Meyve ağaçları, çiçek buketleri ve manzara ana temaları oluşturmaktadır. Manzara minyatür sanatında çokça görüldüğü gibi “Mekke tasviri” ile ağaç ve evlerden oluşan küçük grup süslemelerinden ibarettir.


Zile, Ethem Çelebi Türbesi

            Kalem işi diğer önemli örnekler Yeşilce Köyü’ndeki Şeyh Eyük Türbesi’ndedir. Kare plânlı, dışardan iddiasız bir görünüm arzeden yapının içindeki kalem işleri ile onarımda yapıldığı sanılan ahşap bindirme tekniğindeki kubbesi yapıyı önemli kılmaktadır. Güney duvarı dışında diğer duvarlar bütünüyle bezemeye alan olmuştur. Burada da bitkisel ağırlıklı motifler kullanılmış olmakla beraber dört sütunlu yapı, sancak, nifir, başlık, teber gibi desenler dikkat çekmektedir. Üzerinde olgun meyveleri bulunan limon ağacı tasviri ilginç görüntü oluşturmaktadır.


Zile, Yeşilce Köyü Şeyh Eyük Türbesi

            Geleneksel Türk Resim Sanatı Minyatür ile Avrupa Barok Sanatı’nın sentezi yapılarak birlikte uygulandığı bu örneklerin ustasının kim olduğu bilinmiyor. Ancak bu resimlerdeki üslûp özelliklerini sanatında uygulayan ve Zileli Emin olarak bilinen bir kalem işi ustası, “nakkaş” vardır. Adını yazdığı Merzifon Kara Mustafa Paşa Câmîi şadırvanı süslemeleri ile yine onun yaptığı bilinen Amasya Gümüşlü Câmîi’ndeki tekniği – tarzı göz önüne alınırsa memleketi Zile’deki bezemeleri de O’nun yapmış olması çok doğal görünmektedir. Çünkü aynı üslûp özelliklerini taşımaktadır.

            Prof. Dr. Rüçhan ARIK'ın “Batılılaşma Dönemi Anadolu Tasvir Sanatı” adlı kitabında Zileli Emin için “Bunların arasında Zileli Emin üslûbu, alelâde bir boyacı ustasının yetenekleri ile açıklanmayacak kadar yüksek kaliteli ve gelenekçi görünüyor. Bu yüzden ona  Millî Sanatçı diyebiliriz. Fakat bu özelliğin yine de bir devamlılık içinde yer almadığı, belli bir tutum, bir okul ya da bir atölyeden çok, bu kimsenin kendine özgü bir davranışı sonucunda ortaya çıktığını sanıyoruz.” sözleri O’nun sanat anlayışını ve (minyatür) ve çağdaş Avrupa sanat akımı konusunda eğitim aldığının bir gerçeğidir.

Yeşilce Köyü Şeyh Eyük Türbesi

            Her iki yapıda da üst örtünün zamana bağlı olarak tahribi sonucu yağmur – kar suları almasıyla sıvalarda kabarma ve yarılmalar meydana gelmiştir. Acilen onarıma alınması gerekmektedir.

ABDURRAHMAN HİLMİ EFENDİ
(ZİLELİ)
(Son Devir Osmanlı Ulemâsı - İlmiye Ricalinin Teracim-i Ahvali)
(Sadık ALBAYRAK - Cild 1/İst., sh. 44 - 45'de yayımlandı.)

            Uzunbekirzâde Hacı Osman Ağa'nın oğlu olup 02 Ağustos 1264 (1848) tarihinde Zile'de doğmuştur. Zile Sıbyan Mektebi ile Medresesi'nde bir müddet tahsil gördükten sonra İstanbul'a gelmiştir.

Abdurrahman Hilmi Efendi

Gönderen : Bekir AKSOY

            İbrahimpaşa ve Hamidiye Medreseleri'nde tahsilini ikmal ederek icâzet almıştır. Akabinde Dârü'l - Muallimîn rüştiye kısmına devam ederek son sınıfına kadar okumuşsa da tahsilini terk etmiştir.

            37 yaşında iken 17 Mart 1300 (1884)'te fahrî olarak Kadırga Rüştiyesi İkinci Muallimliği'ne tayin edilmiştir. Bir yıl sonra maaşa nâil olmuştur. Daha evvel 1298 H. (1880)'de Müderrislik imtihanına girmiş ve şehadetname almıştır. 07 Rebiulaher 1303 (1885)'de Medrese-i Cedîde-i İsmetiye İbtidaî Hariç İstanbul Müderrisliği Ruûsu'na nail olmuştur.

            Abdurrahman Efendi, 01 Mayıs 1309 (1893)'da Unkapanı Rüştiyesi İkinci Muallimliği'ne nakledilmiş ve 01 Ağustos 1311 (1895) tarihinde Ayasofya Rüştiyesi İkinci Muallimliği ile becayişte bulunmuştur. 01 Teşrinisani 1315 (1899) tarihinde Havran Sancağı'na bağlı Süveyde Kazası ile Kerk Sancağı'nın Tefile Kazaları Vâizliği'ne tayin edildiğinden bir müddet oralarda kalmıştır. 20 Temmuz 1320 (1904)'de bu vâizliklerden istifa etmiştir.

Abdurrahman Hilmi Efendi'nin Yeğeni
Uzun Bekirzâde Lütfi Efendi

Gönderen : Bekir AKSOY

            Sonradan 07 Kânunievvel 1321 (1905)'de Pâdişah'ın kararnamesi ile Meclis-i Maarif Âzalığı'na tayin edilmiştir. 08 Ağustos 1324 (1909)'de kadro daraltılması sebebiyle âzalıktan açıkta kalmıştır.

            07 Mayıs 1325 (1909)'de dârü'l - Muallimat (Kız Öğretmen Okulu) Ulûm-i Diniyye Muallimliği'ne tayin edilmiştir. Nihayet 01 Eylül 1325 (14 Eylül 1909) tarihinde yapılan umumî tensikatla tazminat alarak hükûmetle alâkasını kesmiştir. (c. 4, sh. 218)

            Not : Yukarıdaki belge ve fotoğraflar Bekir AKSOY tarafından şahsıma iletilmiştir.

     
Sayfa Devamını İzlemek İçin Tıklayınız

 

YAZDIR

   Zile Makaleleri Sayfasına

  Dönmek İçin TIKLAYINIZ !