|
ZİLE ÂYANI |
|
Araştırma
:
Assis. Prof. Dr.
Mehmet
BEŞİRLİ
Gaziosmanpaşa
Üniversitesi/Tokat
Fen - Edebiyat Fakültesi/Tarih Bölümü Öğretim Üyesi
Kitap Adı :
Zile Âyanı İlbaşıoğlu
Küçük Ahmed Ağa
Fen - Edebiyat Fakültesi
Yay., No. : 14, Araştırma Serisi, No. : 05, Tokat/Ocak - 2004, 197 sh.
ZİLE ÂYANI
İLBAŞIOĞLU
KÜÇÜK AHMED AĞA - II
(Bu araştırma makalesi "XIX.
Yüzyılın Başlarında Bir Âyanın Yaşamından
Kesitler - Zile Âyanı
İlbaşıoğlu Küçük Ahmed Ağa" adlı kitaptan özet
halinde alınmıştır.)
Elbaşoğlu Câmîi
Fotoğraf : Dr. Orhan YILMAZ
Ahmed Ağa'nın kanunlara aykırı olarak halktan fazla vergi, istek vb. şeyler talep etmesi ve hukuk tanımaz uygulamaları bir müddet sonra Cabbar-zâde Süleyman Bey'i de rahatsız etmeye başlamıştır. Nitekim 05 Rebiyülâhır 1222/12 Haziran 1807 tarihli bir buyruldu ile Süleyman Bey, İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'yı Tokad Voyvodalığı'ndan azlettiğini ve yerine Harem Kethüdası Hacı Ahmed Ağa'yı atadığını, Tokad kadısı, müftüsü, vilâyet âyanı, vücûh-ı memleket, zabitler, iş erleri, söz sahipleri ve diğer ilgili olanlara bildirmiştir127.
Ahmed Ağa'nın Tokad Voyvodalığı'ndan azledilmesinden yaklaşık bir buçuk ay sonra, 19 Cemaziyülevvel 1222/25 Temmuz 1807 tarihinde yazılan bir fermana göre, Tokad Voyvodalığı mukataası Süleyman Bey'den de alınarak, Mehmed Metin'e iltizam edilmiştir.
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa Câmîi
Giriş Kapısı ve Kitabesinin Görüntüsü ile Restorasyon Halindeki Câmide
Çalışmalar
Sağdaki Fotoğraf : Necmettin ERYILMAZ - 11.12.2007 Zile
Fermandan anlaşılan husus; Süleyman Bey'in yönetiminde olan Tokad Voyvodalığı iltizamı, voyvoda olarak atadığı İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın kanun ve uygulamalara aykırı hareketlerinden ötürü feshedilmiş ve aynı yıla mahsuben Mehmed Metin'e ihale edilmiştir. Ancak devir - teslim aşamasında Süleyman Bey, Tokad Voyvodalığı mukataası malından akçe talep etmemeyi kabul etmesine rağmen, buna uymamış ve "... mîr-i mûmâ-ileyh sene-i mezkûreye mahsuben ba'zı mahallere ubûdiyet ve avâ'id nâmıyla virdiği akçeyi halefi voyvoda-i mûmâ-ileyhden mütâlebe ve tazyik ..." etmiştir. Bu akçe talebinin yapılan anlaşmaya aykırı olduğunun, Beyhan Sultan'ın kethüdası Ahmed Azmi Efendi tarafından da bildirilmesi üzerine, Süleyman Bey'in mukataaya olan müdahalesinin önlenmesi emredilmiş ve Tokad Voyvodalığı'nın 1222/1807 senesinde Mehmed Metin'in uhdesine emr-i şerifle verilmiş olduğu hatırlatılmıştır131.
Restorasyonda Bulunan ve 50 Yıl Kadar Önce Üzeri Macunla
Kapatılan Tezyinâtın Kazıma Sonrası Görünümü
Fotoğraf : Necmettin ERYILMAZ - 11.12.2007 Zile
Süleyman Bey ve adamları zaman zaman Tokad ve çevresinden kanunlara aykırı olarak taleplerde bulunmuşlardır. Ancak devlet, onun ya da voyvodası İlbaşıoğlu Ahmed Ağa gibi adamlarının kanunsuz yollara tevessül etmelerini önlemek için, gerekli tedbirleri almaktan geri kalmamıştır. Nitekim voyvoda İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın bölgedeki gasp ve zulme dayanan uygulamaları ve sınırsız servet elde etmesinin İstanbul'a duyurulması sonrasında mukataa, asıl sahibi Süleyman Bey'den de alınmıştır. Burada devlet, Süleyman Bey'i de suçlu bulmuş olmalıdır ki, Tokad mukataası iltizamını kendisinden alarak cezalandırmıştır.
Süleyman Bey ve Ahmed Ağa'nın voyvodalığı zamanında Tokad'tan talep ettikleri meblâğların büyüklüğü ortadadır. Halkın ise, bunları verecek gücü dönemin şartlarına göre yoktur. Bu sebepten ( Tokad ve nahiyelerindeki halk sıkıntıya düşmüş, bir kısım nahiye ya da köy boşalmış132; yani talepleri karşılayamayan halk, toprak, çift ve çubuğunu terk ederek kaçmıştır.
Elbaşoğlu Câmîi
Fotoğraf : Dr. Orhan YILMAZ - 24.09.2004
Ahmed Ağa'nın kanunsuz yollardan gasp ile elde ettiği malları ileride ele alacağımız belgelerden kısmen tespit edebilmekteyiz. Ancak vesikalara kaydedilmeyen istekleri, kesin olarak belirlemek zordur. Ancak kanunsuz mal, eşya ve akçe taleplerinin halka oldukça fazla yük getirdiği de bir vakıadır. Ağa'nın katledilmesi sonrasında, muhallefatının müsaderesi ile zulüm ile el koyduğu serveti ortaya çıkmıştır. Bu konular ileride teferruatıyla muhallefat ve vakıf sorunları kısımlarında ele alınacaktır. Burada İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın tevzî' defterlerine kendi hesabına koyduğu akçe ve meblâğlardan bir örnek vererek, bir fikir elde etmeğe çalışacağız.
21 Rebiyülevvel 1221/08 Haziran 1806 tarihli bir belgede, "... binikiyüzyigirmi bir senesi mâh-ı Rebî'ü 'l-âhirinin yigirmi birinci gününden yedi ay zarfında vâki' olan mesârifât-ı belde ..." den "... voyvoda ağanın ahâli-i belde zimmetlerinde bâ-temessük alacağı 29.077,5 guruş ... voyvoda ağanın tahsildâriyyesinden faziletin efendi hazretlerine ikrâmiyye 2.000 guruş ... voyvoda ağanın kâtibi Derviş Efendi'ye 200 guruş ... " kayıtlıdır. Burada İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın tevzî' defterinde temessük ile sabit olarak, belde halkından alacağının yaklaşık 30 bin kuruşa tekabül etmesi, görevi icabı hukukî olarak hakettiği bir meblağ mıdır yoksa şişirilmiş bir yekun müdür bilmek zordur.
Restorasyonda Bulunan ve 50 Yıl Kadar Önce Üzeri Macunla
Kapatılan Tezyinâtın Kazıma Sonrası Görünümü
Fotoğraf : Necmettin ERYILMAZ - 11.12.2007 Zile
Tokad
Voyvodalığı Dönemindeki
Görev ve Faaliyetleri Üzerine Bazı Bilgiler
Yukarıda da ifade edildiği gibi Bozok Mutasarrıfı Cabbar-zâde Süleyman Bey, Tokad mukataasını iltizamına aldığı zaman, buraya İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'yı voyvoda atamıştır. Yani Ağa, Tokad'ta Süleyman Bey'in çıkarlarının temsilcisi idi. Aynı zamanda bir voyvoda olarak da kendisine verilen askerî, mülkî, malî vb. emirleri yerine getiriyordu.
Ahmed Ağa, naip efendi ile birlikte Tokad'taki sorunların çözümünde birinci derecede sorumlu idi. Örneğin, 14 Şevval 1219/16 Ocak 1805 tarihinde Tokad naibi, Ahmed Ağa'ya bir mürasele yazarak, bir alacak - verecek davasının sonuçlandığını bildirmiş ve Kayalıoğlu Seyyid Hacı Ömer bin Osman Ağa'nın bahçe icarından alacağı olan 65 kuruşun, Mehmed bin Mehmed'ten alınarak alacaklıya teslim edilmesini istemiştir133. Yani mahkemenin verdiği kararı yerine getirmede Ahmed Ağa görev yapmaktaydı.
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa, voyvoda olduğu dönemlerde aynı zamanda kazanın asayişinden de sorumlu idi. Herhangi bir idarî - cezâî sorun ortaya çıktığında voyvoda ağa, mahkeme sonucu suçu sabit olan mahkûmu kale kapısına kadar sevk etme ve ilgili zabite ya da kale dizdarına teslim etme görevini de yerine getiriyordu. Örneğin, 23 Zilhicce 1220/14 Mart 1806 tarihli mahkemeden yazılan bir müraseleye göre, Tokad'ta oturan Mustafa Alemdarınoğlu Seyyid Mehmed, bazı kimselere şiddetli küfürler ile sövmüştür. Mahkemece cezası kesilen adı geçen kişinin kale - bend edilmek üzere kale kapısına kadar bir zabit ile birlikte sevk edilmesi görevine nezaret de, yine voyvoda İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın görevleri arasındaydı135.
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa Câmîi Avlusunda Arap Dede Kabri
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa, Sivas Eyaleti'nin ve dolayısıyla devletin askerî konularda da bölgedeki temsilcisi durumunda idi. Örneğin, 15 Şevval 1220/06 Ocak 1806 tarihli Sivas Eyaleti'nden gönderilen bir buyruldu ile, Tokad kadısı, müftüsü ve voyvoda İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'ya Üsküdar Ocağı için Tokad'ın hissesine düşen 300 nefer asker talep edilmekte ve şöyle denilmektedir : "Üsküdar Ocağı içün bâ-(fermân-ı âlî Tokad ma'a nevâhîsünden matlûb-ı hazret-i cihândâri, buyrılan üçyüz nefer asâkiri hisse-i şâhâne tahrîr ü tanzim ve hâzır u tertîb-birle ... ta'lîm u ta'allüm itdirilmesi emr u irâde buyrılmağla imdi neferât ... ihtiyar ve çocuk makûlesi olmayup ... genç ve tüv'ânâ ve bahâdır gençlerden olmak üzere ma'rifet-i şer' ve ta'yîn olınan mübâşir ma'rifeti ve cümle ma'rifet ve ittifâklarıyla bu günlerde tahrîr u tanzîm ve tekmîlen ahd-i karîbîde hâzır u âmâde idüp..."141
Zile Voyvodası Olduğu Dönemdeki
Faaliyetleri ve Hakkındaki Şikâyetler
Belgelerden tespit edebildiğimize göre, İlbaşıoğlu Ahmed Ağa, 1811 ilâ 1814 tarihleri arasında Zile voyvodası olarak görev ifa etmiştir146. Bu zaman aralığı dışında voyvodalık yapıp yapmadığını tespit etmek mümkün olmadı. Ancak 1811'den daha önce uzun yıllar Zile âyanı olarak görev yapmıştır. Zile âyanlığı yaptığı dönemde 26 - 27 yıl gibi uzun bir süre zulüm yaptığı belgelerde147 geçmektedir ki, bu da basit bir hesapla Ağa'nın, 1787 - 1788 yıllarından önce Zile'de âyan olarak görev yaptığını göstermektedir. Bu bilgilerden yola çıkarak, Ahmed Ağa'nın, XVIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren XIX, yüzyılın ilk on beş yılına kadar Zile çevresinde nüfuz sahibi olduğu anlaşılabilir.
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın Zile voyvodası olduğu dönemdeki askerî faaliyetleri ile ilgili olarak Şanizâde Tarihi'nde 1227/1812 tarihli bir kayda rastlanılmaktadır. Şanizâde'ye göre, 1812 yılının İlkbahar'ında orduda bulunmak üzere Amasya Sancağı'na bağlı kazalar ile Erbaa, Niksar ve Tokad kazalarından asker istenmiş, bu askerlerin sürücülüğüne de, Zülfıkar Bey tayin olunmuştur. Ordu-yı Hümâyun'a katılmak üzere istenen bu askerlerden, 2.000 tanesini âyanlar maiyetinde olmak üzere Cabbar-zâde Süleyman Bey'in, 500 tanesini de, Zile voyvodası İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın karşılaması emredilmiştir148.
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa Câmîi Mihrap ve Minberinden Bir Görüntü
Belgeler bize İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın, Tokad Voyvodalığı'nda olduğu gibi, Zile Voyvodalığı ve âyanlığı döneminde de iyi bir yönetici olmadığını, haksız yere ve baskıyla birçok servet yığdığını göstermektedir. İleriki bölümlerde Zile ve Turhal'dan merkeze gönderilen arzuhal ve mahzarlarda görüleceği üzere, köylülerden şehirlilere ve dinî şahsiyetlere kadar birçok ahali ve devlet görevlisi kendisinden memnun değildir. Voyvodanın Zile'de halka yaptığı zulümler o kadar ileri gitmiştir ki, insanlar artık son çare olarak İstanbul'a şikâyetlerini bildirerek, bu mütegallibeyi başlarından uzaklaştırmanın yolunu aramaya başlamışlardır149.
07 Şaban 1226/27 Ağustos 1811 tarihli bir telhise göre, Zile voyvodası İlbaşıoğlu Ahmed Ağa, Zile civarında bulunan çiftliğine muhkem bir kale inşasına başlamıştır150. Kendi çiftliği dahilinde yaptırdığı bu kalenin yarısını da tamamlamıştır. Yukarıda da belirtildiği gibi bu dönemde, Sivas, Tokad, Zile, Turhal ve civarlarında Bozok Mutasarrıfı Cabbar-zâde Süleyman Bey'in nüfuzu söz konusu olduğundan, İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın yapmış olduğu olumsuz davranış ve faaliyetlerden de, ilk plânda o sorumlu tutulmuştur. Süleyman Bey, kendisine yazılan ferman gereği, Ağa'nın çiftliğine yaptırmaya başladığı kale başta olmak üzere, yapmış olduğu bir dizi olumsuzluklardan vazgeçmesi hususlarında kendisine nasihatlerde bulunmuştur. Ancak İlbaşıoğlu Ahmed Ağa, bu nasihatlere aldırış etmemiş ve bağımsız hareket etmeye devam etmiştir151.
Vesika : 3 BOA Hatt-ı
Hümâyun, 24981 - F
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın Kale Binasında Halkı Meccanen
Çalıştırdığı ve Köylülerin Topraklarını Zapt Ettiğine Dair Arzuhâl
Bunun üzerine Süleyman Bey, İstanbul'da bulunan kapı kethüdasına bir şukka yazarak, durumu Babıâli'ye iletmiş ve Ağa'ya bir defa daha tavsiyelerde bulunulsa bile yine dinlemeyeceğini, bu sebepten idamı için ferman yazılmasını istemiştir. Sadrazam da, Ahmed Ağa'nın durumunu ve kapı kethüdasının ilettiği bilgileri bir telhisi ile II. Mahmud'a aktararak, İlbaşıoğlu Ahmed Ağa sorununun halledilme usûlünün nasıl olması gereğini arz etmiştir. Ona göre, Zile voyvodası idam mı edilecek, yoksa yaptırdığı kale yıktırılarak başka bir metotla mı yola getirilecektir?
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın Çiftliğine
Yaptırmaya Başladığı Kalenin Duvarlarından Görüntü
Sorunun çözümü, Sadrazam tarafından Sultan II. Mahmud'in onayına havale edilmiştir152. Sultan II. Mahmud da, yazdığı bir hatt-ı hümâyunla sorunun hallini Cabbar-zâde Süleyman Bey'e bırakmıştır. Bu dönemde Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki savaş devam etmektedir. Sultan, hatt-ı hümâyununda bu kadar karışık bir ortamda bu gaile için adam telef edecek zaman olmadığını, Cabbar-zâde Süleyman'ın devletin başına gaile açanları ve fermanlar hilafına hareket edenleri terbiye edebileceğini belirtmektedir153. II. Mahmud, aslında İlbaşıoğlu Ahmed Ağa gibi mahallî güçleri bir fırsatını bulup halletme yolunu gözlemektedir. Ancak burada olduğu gibi, içinde bulunulan hassas durumdan dolayı, sorunun mahallinde bir yolunun bulunarak hallini tavsiye etmekte ve yeni krizlerin doğmasını engellemek istemektedir.
1226/1811 yılından 1229/1814 yılına giden süreçte Zile âyanı ve voyvodası İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın halk ve yönetilenler üzerindeki zulüm ve baskılarının devam ettiği anlaşılmaktadır. Örneğin, yine 1229/1814 senesine ait 23 imza ve/veya mühürlü bir mahzara göre, voyvoda, Zile Kazası ahalileri tarafından istenmeyen adam ilân edilmekte ve "şâki" olarak nitelendirilmektedir. Kaza ahalisinden olanlar, "... bundan akdem kazamız a'yânı olan İlbaşı-zâde Ahmed Ağa nâm şakinin yigirmi altı ve yigirmi yedi seneden berü katl u kıtal ve hilâf-ı şer'-i şerîf zulm u te'addîsi ..."ni ileri sürerek başladıkları sözlerini, "... şaki-i mezbûrı bundan böyle bir dürlü fukarâ ve zu'afâ sabî vü sıbyân ve nisvân cümleten islemeyüz" diyerek sürdürmekte ve "Allah ve Resûlullâh aşkına rahmen li'l-fukarâ du'âlarımızı kabul buyurup müceddeden inâyet-gânî ve merhamet mu'âdîlince efendimüze dahi bu kimesne fukarâ kullarının üzerlerimizden ref u defi bâbında tahrîr ve ifâde buyurmaları niyazı arz-ı hâl-i fukarâya cesâret olundı"154 diyerek isteklerini bitirmektedirler. Görüldüğü üzere, 23 imzalı mahzarın sahipleri Zile ahalisi, âyanları İlbaşıoğlu'nun eşkıyalıkları ve zulümlerinden bıktıklarını, bu kişinin Allah ve Peygamber aşkına bir an önce başlarından atılması gerektiğini belirtmektedirler.
Yine 1229/1814 tarihli, 21 imzalı Zile Kazası'na bağlı köy ahali ve ihtiyarlarının mahzarına göre, Zile voyvodası İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın zulümlerinin öyküsü şöyledir : Ağa, uzun zamandan beri Zile voyvodası olarak görev yapmaktadır. Kendisi yaşlı olup, zulümlerini günden güne artırarak devam ettirmektedir. Şer'i ve Örfî Kanunlar'a aykırı tutumu ve hareketleri artık dayanılmaz olmuş, zulümlerine halkın dayanma gücü kalmamıştır. Köy ahali ve ihtiyarları dilekçelerine devam ederek İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın kendilerini "... gerek sekban ve süvari ve tahsîldâriyye ve kaftan-bahâ nâmıyla ve nâm-ı sâ'ire ile ..." ve eyaletleri dışında "Halebü'ş-Şehbâya iki defa asâkir tertibiyle hilâf-ı inha mesârifât-ı kesîre ve düyûn-ı külliyeye giriftar ve müstagrık ..." ettiğini ve "... dürlü dürlü zulm u ta'addî ile tohum zerkine ve kuvve-i yevmiyyeye muhtaç ..." ve bu sebeple perişan olduklarını anlatmaktadırlar. Voyvoda İlbaşıoğlu Ahmed Ağa o kadar fazla zarar ve hasara sebep olmaktadır ki, köy ahalileri bunu şöyle ifade etmektedirler : Bunun "... bu mertebe-i haşarat ve mesârifâtımızun binde biri teklîf-i pâdişâhî ve eyâletimüzden vüzerâ efendilerimüz hazretlerinün teklifi ..." olmamıştır155.
Elbaşoğlu Câmii İç Tezyinatı
Fot. : Necmettin ERYILMAZ - 11.12.2007 Zile
Zile'de bulunan alim, salih, imam, hatip, seyyid, sipahi, yeniçeri, fukara ve zayıflar da 1229/1814 tarihli mahzarını, Zile naibinin ilâmı ile merkeze göndermişlerdir. Bunlar da, uzun zamandan beri beldeleri voyvodası İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın eşkıyalık ve zulmünün sonsuz olduğunu ifade ederek başladıkları arzuhallerine, "... şer'-i şerife muhalif harekete tâb u takatimiz kalmayup kendü ve kavm ü kabilesinden hoşnûd ve razı olmadığımuz ..." şeklinde devam etmektedirler. Arzuhallerini "voyvodalık umûrını ahar kullarına ihalebirle ve cümle fen fukarayı mesrur ve da'vât-ı hayriyye medâr-ı isticlâb buyrılmak meyânıyla ...'' bitirmektedirler. Yani İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'dan memnun olmayanlar, yeni bir voyvodanın Zile'de görevlendirilmesini istemekte ve eğer bu gerçekleşirse sevineceklerim ve rahatlayacaklarını ifade etmektedirler156.
Yine 05 Rebiyülâhır 1229/27 Mart 1814 tarihli İlbaşıoğlu Ahmed'in yaptıklarından şikayet eden esnaf ve halkın müracaatı üzere, Zile naibi Hayreddin Efendi İstanbul'a bir ilâm yazmıştır. Buna göre, halk ve esnaf üzerlerine düşen vergileri ödemede kusurları olmadığı halde, İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın zulüm ve baskısı ile karşılaşmışlardır. Kendilerine sekban, süvari, tahsildariye, kaftan-baha ve başka adlarla masraflar çıkartıldığı, bu sebepten güç ve kuvvetlerinin kalmadığı ve hatta ekip-biçmek için tohuma bile muhtaç kaldıklarını açıkça beyan eden halk ve esnaf, İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın tasallutunun üzerlerinden kaldırılmasını istemişlerdir. İstek sahipleri, voyvodalarının yerine kazalarının yine beldenin eski hanedanından Seyyid Mehmed Emin Ağa'ya ihale edilmesini de niyaz etmekte ve mahkemede şöyle demektedirler157 :
"İlbaşı-zâde kulları mütegallibeden olup zulm u ta'addîsi bî-pâyân olup hilâf-ı şer'-i şerif harekete tâb u takatimiz olmayup ... dürlü dürlü zülm u ta'addî ile tohum-ı zira'ata ve kuvvet-i yevmiyyeye muhtaç idüp hâlimiz bu vechle perîşân ve dîger-gûn olmağla ba'de'l - yevm mezbûrın dest-i tasallut ve şurû'-ı mazarratını üzerlerimüzden men' u def ve kazamızın ihtiyarlık umûrını beldemizin hânedân-ı kadîminden olup istikâmet ve insâf ile ma'ruf ve mücerrebü'l-etvâr es-Seyyid Mehemmed Emîn Ağa kullarına ihale vü sipariş buyrılup, yedine bir kıta buyruldı-i sâmîleri i'tâ vü inayet buyrılmağla cümleten vedî'atullâh olan fukarâ kulları mesrur ve da'vât-ı hayriyyemizi isticlâb buyrılmak niyazında aldığımızı devletlü merhametin efendimüz hazretlerine i'lâm idiver deyü iltimas itmeleriyle vâki'ü'l-hâl hasbeten li'llâhi'l-müte'âl pîş-gâh-ı ma'delet-i düstûrânelerine i'lâm olunur. Bakî emr u re'y devletlü inâyetlü efendim sultânım hazretlerinindür".
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa Câmîi İçinden (Mahfilinden) Bir Görünüş
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'dan memnuniyetsizlik ve şikâyetler, Turhal'daki Halvetiyye Tekkesi Şeyhi ve dervişinden de gelmektedir. Örneğin, yine 1229/1814 tarihli bir dua-nameye göre, "Turhal kasabasında Câmi'-i Kebîr'de post-nîşîn ... tarîk-i Halvetiyye 'den ..." olan şeyh efendi, vakıflarının mütevellisi Zile voyvodası İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın, vazifesini vermediğinden yakınmaktadır. ''Vakfımızın mütevellisi Zile voyvodası Ahmed Ağa olup iki yıllık vazife yigirmi kile hınta ve yedi akçe yevmiyye iki yıllık kırkiki guruş akçemizi virmeyüp yedimizde olan berâtımız mucibince hakkımızı ..." gasp etmektedir diyen Şeyh efendi, 20 kile hınta vazifesinin bahasının tahsil edilip, kendisine verilmesini talep etmektedir158.
Yine 1229/1814 tarihli, Turhal kasabasında Büyük Câmi'de Halvetiyye Tekkesi Şeyhi'nin imzası ile yazılan bir başka arzuhalde, yine İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'dan yakınılmaktadır. Şöyle ki, Zile voyvodası İlbaşıoğlu Ahmed Ağa iki kazaya bir hakim atayarak, üç beş seneden beri Turhal Kazası'nı da hakimiyeti altında bulundurmaktadır. Buradaki sorumlusu, Tatar Odabaşısı Ağa'dır. Yine İlbaşıoğlu Ahmed Ağa iki senedir taş, kireç ile meşgul olmakta ve bir dizi binalar inşa etmektedir. 1229/1814 senesinde Zile tarafındaki akarsu altında kasaba fukaralarının tarlalarını zapt etmiştir. Zapt ettiği tarlalara ekmek için de, halktan zorla tohumluk buğday ve arpa almaktadır.
Bundan başka öküz ve hizmetkar talep etmekte ve bunların bilumum yiyecek - içecek ve ücretlerini de fukaraların üzerine yüklemektedir. Çiftlik, davar ağılı ve değirmen bina ettirmektedir. Altı ay bir süre fukaraları çalıştırıp, hiç para vermemiştir. Dahası Sivas vali ve askerlerinin ihtiyaçları için bölgeden verilen buğdayın, İlbaşıoğlu Ahmed Ağa tarafından fukaralara salyane edilmesi, bunların günden güne dağılma ve perişanlığına sebep olmuştur. Hatıra gelmedik zulümlere, halkın artık tahammülleri kalmamıştır. Zile halkının ve fukaralarının korunması ve himaye edilmesi için onun voyvodalıktan uzaklaştırılması arzu edilmektedir159.
Sonuç olarak özetlersek, Zile ve Turhal'dan halk, esnaf ve bilumum ileri gelenler Zile âyanı ve voyvodası İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'dan şikayetçidirler. Kendisinin zulüm ve baskılarından bıkmışlardır. Bu sebepten halkın birçoğu toprağını ve yerini terk edip, oraya buraya dağılıp perişan olmuşlardır. Bir an önce voyvodadan kurtulmaya çalışmakta, bunun için de Sivas Vâlisi ve Zile naibi vasıtasıyla İstanbul'dan yardım istemektedirler.
İdamına Ferman Çıkarılması ve Ortadan Kaldırılması
Yukarıda da belirtildiği üzere, İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın yaptığı zulümler daha önceden beri biliniyordu. Ancak devletin içinde bulunduğu karışıklık ve Rusya ile savaş, bu sorunun 1229/1814 yılına kadar ertelenmesine sebep olmuştur. Kendisinin idamı için 1226/1811 tarihinde ferman çıkmasına rağmen yerine getirilmemiş, gailenin çözümü geçici olarak Bozok Mutasarrıfı Cabbar-zâde Süleyman Bey'e havale edilmiştir. Sultan II. Mahmud, mutasarrıfın devletin zararına bir hareketin ve tertibin içinde bulunmayacağını ve bu zararlı gailenin onun tarafından yola getirileceğini ummaktadır. Nitekim Cabbar-zâde Süleyman Bey, Ahmed Ağa'yı Tokad Voyvodalığı'ndan azletmiş olmasına rağmen, Ağa, zulümlerini Tokad, Zile, Turhal ve çevresinde artırarak devam ettirmiştir. Hattâ İlbaşıoğlu Ahmed Ağa, Cabbar-zâde Süleyman Bey'in bile kontrolünden çıkmıştır. Çünkü onun nasihatlerine rağmen, Zile'deki serkeşliklerine devam etmiştir.
1229/1814 senesi İlbaşıoğlu Ahmed Ağa için sonun başlangıcıdır. Kendisi ve adamlarının zulüm ve eşkıyalıklarından bıkan yöre halkının şikayetleri, peşi sıra merkezdeki idarî mekanizmalara iletilmeye başlar. Şikayetlerin dozu gittikçe artmış ve idamına ferman çıkarılmıştır. İdam fermanına istinaden Sivas Vâlisi Pehlivan İbrahim Paşa tarafından yakalanarak öldürülmüştür.
19 Rebiyülâhır 1229/10 Nisan 1814 tarihli Sivas Vâlisi Pehlivan İbrahim Paşa'dan kapı kethüdasına iletilen bir şukkadan anlaşıldığına göre, İlbaşıoğlu Ahmed Ağa öldürüleceğini anladığından Zile ve çevresinden kaçmıştır. Adamlarıyla birlikte Elbistan üzerinden Behisni havalisini aşıp Arabistan taraflarına firar etme eğilimindedir.
Ancak bunu başaramamıştır. İbrahim Paşa'ya göre, Ahmed Ağa'yı halkın ahı ve bedduası tutmuştur160. İlbaşıoğlu Ahmed Ağa, Rum Kal'a161 civarında askerî operasyonlarda bulunan Sivas Vâlisi Pehlivan İbrahim Paşa'nın askerleri tarafından yakalanarak, Paşa'nın huzuruna getirilmiştir. Yapılan mahkeme sonucunda, "... mûdde'îleriyle huzûr-ı şer'-i şerîfde terâfu' ve üzerine nice katl-i menkûs şeref-yâfte olarak virilen fetevâ-yı şerîfe ve mürâsele-i şer'iyye mûciblerince merkûm katl u i'dam" olunmuş ve "ser-i maktû'ı ..." İstanbul'a gönderilmiştir. Öte yandan İlbaşıoğlu Ahmed Ağa ile birlikte birçok eşkıya da ele geçirilerek idam edilmişlerdir. İbrahim Paşa, kapı kethüdasına Musa Bey ve hevadarı Süleyman'ın eşkıyaların boy beylerinden olduğundan, önemlerine binaen sadece ikisinin kellelerinin gönderildiğini Babıâli'ye bildirilmesini de istemiştir162.
Sonuç olarak İlbaşıoğlu Ahmed Ağa, yıllarca devam eden zulümlerinin bedelini canıyla ödemiştir. Öldürüleceğini anlayınca kaçmaya başlamış, ancak firarı ortadan kaldırılmasını önleyememiştir. Sivas Vâlisi Pehlivan İbrahim Paşa'nın bu gailenin ortadan kaldırılmasındaki rolü tartışmasız büyük olmuştur. Böylece Tokad, Zile, Turhal ve yörelerinde kendi hakimiyetini kuran ve zulümleriyle inanılmaz servetler biriktiren İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'dan bölge halkı kurtulmuştur.
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa Câmîi Tavanından Bir Detay
Ahmed Ağa'nın Vakfettiği Emlâk ve Gelirler
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa, Zile'de kendi adını verdiği bir câmi inşa etmiştir. Bu câminin sürekli olarak varlığını sürdürmesi, yani görevlilerine maaş ödenmesi, diğer genel bütün masraflarının karşılanması için de, Tokad, Zile vb. yerlerdeki taşınır ve taşınmaz mallarının hemen hemen tamamını vakfetmiştir.
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa, vakfiyesini hazırlattığı zaman Tokad voyvodası olarak görev yapmaktaydı. Tokad Mahkemesi'ne gelip, kendisinin hasbî (fahri) mütevelli atadığı Seyyid Hacı Veliyüddin Efendi de yanında olarak, kendi tasarrufunda olan servetini vakfettiğini açıklamıştır. Vakfın kurulup, Anadolu muhasebesine kaydedildiği tarih, 20 Rebiyülâhır 1220/18 Temmuz 1805'dir. Ancak İstanbul Mahmud Paşa Mahkemesi'ndeki onay tarihi ise, 02 Recep 1221/15 Eylül 1806'dır165.
Zile Kasabasında Vakfettiği Emlâk ve Gelirler
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın Zile'de olan mallarının büyük bir kısmı han, dükkân evden oluşmaktaydı. Kırsal kesimde çiftlikler, bağ, bahçe, değirmen, boyacı kârhânesi ve diğer arazi ve gelirlerini vakfetmiştir. Bunların sayı, cins ve sınırları şöyledir :
- Bir taraftan Hacı Efendi-zâde hemşiresi ve üç taraftan yol ile çevrili bina ve arsası mülk bir pamukçu dükkânı,
- Bir taraftan Kasım Ağa evi, iki taraftan Hazinedaroğlu Süleyman Ağa'nın vakfettiği dükkânına ve bir taraftan yol ile sınır bina ve arsası mülk bir nalbant dükkânı,
- Bir taraftan Abdülkadiroğlu dükkânı, bir taraftan Sarı-zâde Hanı'na ve iki taraftan yola sınır bir kahve dükkânı,
- Bir taraftan Bedestan Câmîi ve iki taraftan yola sınır bir terzi dükkânı,
- İki taraftan Kebrilioğlu vakfının dükkânlarına ve bir taraftan Sarı-zâde Hanı'na ve bir taraftan yola sınır bir ayakkabı dükkânı,
- Bir taraftan Alacagöz evine, iki taraftan Cabbar-zâde Süleyman Beyefendi dükkânına ve bir taraftan yola sınır bir abacı dükkânı,
- Bir taraftan Çilingir Hüseyin bir taraftan Dülger Recepoğlu ve iki taraftan yola sınır dahiliye ve hariciyeli bir ev,
- Osman Obası ve Kâfir Virânı köylerinde bulunan Oluğu Uzun denen yerde iki göz değirmen,
- İkiköy arazisinde bulunan Çekele denen iki göz bir değirmen.
Çay Mahallesi'nde :
- Çay Mahallesi'nde câmi bitişiğinde hudutları belli on iki adet dükkân.
27 Rebiyülâhır 1250/28 Ağustos 1834 belgeye göre, İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın Zile'de vakfettiği han ve dükkânların dökümü175:
Tablo II
. |
. |
Kethüda Mahallesi'nde nalbant dükkânı |
1 |
Yine adı geçen mahalde bezzaz (bez, kumaş) dükkânı |
1 |
Adı geçen mahalde berber dükkânı |
1 |
Adı geçen mahalde kahve dükkânı |
1 |
Adı geçen mahalde yamacı dükkânı |
1 |
Bakkal dükkânı |
1 |
Zile'de Muslu yakınında Çenker? dükkânı icarı 150 kuruş |
1 |
Adı geçen mahalde berber dükkânı |
1 |
Bezzâzistan (bedesten, esnaf çarşısı) yakınında terzi dükkânı |
1 |
Bezzâzistan yakınında haffâf (ayakkabı) dükkânı |
1 |
Hazinedâroğlu Hanı yakınında nalband dükkânı |
1 |
Çırçır Yamari? adlı mahallinde pamuk dükkânı |
i |
Adı geçen mahalde leblebici dükkânı |
1 |
Sarıoğlu Hanı yakınında kahve dükkânı |
1 |
Adı geçen mahalde dühancı (tütün) dükkânı |
1 |
İlbaşıoğlu Ahmed Câmîi ve Görevlilerine Vazife Tahsisi
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın kendi adına yaptırdığı câmisi, Zile'nin Doğu kısmında, eski yerleşim yeri olan Çaypınarı Deresi'nin hemen yanında, Turhal yolunun Zile çıkışında Aşağı Zincirli Mahallesi'ndedir. Kitabesinden binanın 1215/1800-1801'de yapıldığı anlaşılmaktadır176.
Kesme ve moloz taşla inşa edilen câminin üstü kiremit kaplı kırma çatı ile örtülüdür. Kuzey tarafında küçük bir avlusu Kuzey-batı köşesinde tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.
Avlunun Kuzey ve Batı tarafları çarpık olup, girişi Kuzey duvarı ortasına yakın bir yerdedir. Kesme taştan örülen ve yüksek tutulan bu cephe dikdörtgen bir çerçeve içine alınmıştır. Avlunun Batı duvarında bir su tesisatı vardır. Altta dikdörtgen, üstte yuvarlak kemerli pencerelerle ışık alan câminin Güney duvarındaki taşlarla işlenmiş rölyefler cepheye bir hareketlilik kazandırmıştır. Câminin özellikle mahfil ve tavanında zengin bir ahşap işçiliği gözlenir. Kuzeyde daha geniş bir mekâna oturan mahfil, yanlarda Güney duvarına kadar uzanarak içeriyi üç yönden kuşatmaktadır. Korulardaki ahşap oyma işçiliği kalitelidir177.
Câminin kitabesinin Lâtin harflerine çevrilmiş okunuşu şöyledir178:
"Küşâd
oldukça her rûz bâb-ı âlâsı di Bismillah
Binâ-yı
câmi' gülşen-ârayı mübarek eylesün Allah
Ağa-yı 'izz-i
âsaf İlbaşı-zâde Ahmed râ
İtdi inşâsına himmet tamam oldu bi-avnillah
Bu
kez pâkize câmi'in didi târihini Es'ad
Cema'atle
namaz kılar didi bunda ibâdullah
1215 (1800 - 1801)"
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa Câmîi Minare Kapısı Kitabesi
Câminin sülüs hatla yazılmış minare kapısı kitabesinin okunuşu şöyledir179:
"Hak
müyesser eyledi itmamına rûz-ı sa'îd
Banisini
eylesün dâ'im kedûrâtdân ba'îd
Sâhibü'l-hayrât İlbaşı-zâde Ahmed-râ
İtdi bünyâda
muvaffak anı ol Rabb-ı Mecîd
Bu minare
vasfına târih dinildi bu kelâm
"Nâzır-ı dîn
lafzının oldı hisâbı müstefîd"
Anlamı : Allah bu eserin tamamlanmasını bize müyesser eyledi; bu mutlu bir gündür. Yaptıranı daima bütün sıkıntılardan uzak eylesin. Mecîd olan Allah, bu hayrın sahibi İlbaşıoğlu Ahmed'i dünyada (bu minareyi inşaya) muvaffak eyledi. Bu minareyi tarif eden bu şiir ile tarih düşülmüştür. "Dinin gözetleyicisi sözünün hesabı faydalı oldu"
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa Câmîi Mahfil Yanlarından Bir Detay
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa Câmîi'nin inşası ile alâkalı olarak vakfiyyesi dışında çok fazla bilgi yoktur. Ancak Ağa'nın câmi yaptırma düşüncesiyle ilgili olarak, bugün Zile'de yaşayan torunlarından İbrahim Elbaş (1932 doğumlu), görüşmemiz esnasında câmiin yapım aşaması ile ilgili olarak bazı bilgiler aktarmıştır.
İbrahim Elbaş'ın anlattığına göre, dedesi İlbaşıoğlu Ahmed bir câmi yaptırmak ister. Bu amaçla dönemin Zile Müftüsü'ne giderek durumu açıklar. Müftü Efendi "sen câmi yaptıramazsın, çünkü senin malının içinde binbir milletin hakkı var" diyerek inşaat konusunda onay vermez. İlbaşıoğlu Ahmed Ağa, eve gidip derin düşüncelere dalar. Bu durumu Kürtbeyi'nin kızı lâkaplı gelini görür. Kaynanasına bey babasının neden düşündüğünü sorar. Durumu öğrenince câminin yapılması için bütün cihazını kayın babasının önüne koyar. Gelininin kendi malı olan bağışlarını alan îlbaşıoğlu Ahmed Ağa, tekrar Müftü efendiye gider ve olayı anlatır. Bu defa Müftü efendi, câmi inşaatına onay verir.
İbrahim Elbaş'ın kayınbiraderi Tevfik Kuyucu (1944 doğumlu) da, câminin inşasıyla ilgili benzer bilgileri aktarır : O da Müftü efendinin "Senin yaptırdığın câmide namaz kılınmaz. Herkesin hakkı var" dediğini aktarmaktadır180.
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın vakfiyesine göre, câminin görevlilerine vazife ve ihtiyaçlarına harcanacak gider kalemlerini aşağıdaki gibi tespit etmek mümkündür181:
- Gündüz görev yapacak imama yevmiye 30 akçe,
- Gece imamına yevmiye 30 akçe,
- Hatip olanlara yevmiye 20 akçe,
- İki adet devir-hândan her birine yevmiye 10'ar akçe,
- İki adet müezzinlere yevmiye 20'şer akçe,
- İki nefer ferraşlardan her birine yevmiye 10'ar akçe,
- Vaiz olanlara yevmiye 10'ar akçe,
- Şaban-ı Şerif ayında Berat gecesinde 15 kıyyeden olmak üzere 30 kıyye iki adet, yine 10'ar kıyyeden olmak üzere 20 kıyye iki adet olmak üzere toplam dört bal mumu dört adet şamdanda yakılması,
- Ramazan-ı Şerifte ve mübarek gecelerde minare kandillerine revgan-ı bezîr (bezir yağı) ve câminin içinde olan kandillere zeytinyağı toplam 20 kıyye satın alınarak yakılacaktır.
23 Şaban 1250/25 Aralık 1834 tarihli Sivas, Rakka ve Diyarbakır Vâlisi Mehmed Reşid Paşa tarafından Tokad, Zile, Kazâbâd ve Turhal kazalarının kadı ve naiplerine hitaben yazılan bir fermanda, İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'mn bazı emlâk gelirleri ve câmiinin masrafları ile ilgili rakamlar verilmektedir. Şöyle ki; Ağa'nın câmiye vakfettiği dükkân, han ve haneler satılsa mu'acceleleri 100.000 kuruşluk bir meblâğ etmektedir. Başmuhasebe kalemi hulefâsından Mehmed Sadık, câminin yıllık 1.000 kuruşluk vazife ve masrafları olduğunu, buna halel gelmemek üzere adı geçen emlâklerin satılabileceğini İstanbul'a yazmış ve sunduğu defterde adı geçen gelirlerden 4 han ve 21 dükkânın yıllık 7.768 kuruş mukabilinde kiralandığını belirtmiştir. Yine Mehmed Sadık, İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın emlâklerinden geri kalan 13 dükkân, 8 büyük ev ve dört gözlü üç adet diğer bir hanın kiracısı olmadığını ve 5 büyük konakların da talibi olmadığından boş olduğunu, bunun için satılması gerektiğini belirtmişse de, bunların vakıf malı olduğundan satılmasının mümkün olmadığı ve halî üzere bırakılmasına karar verilmiştir182.
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın Çiftliğine
Yaptırmaya Başladığı Kalenin Duvarlarından Görüntü
Emirören Köyü (Eski Adı - Kâfir Virânı)
Eş ve Çocuklarına Terkedilen Malların Dökümü
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın "... kâffe-i muhallefât ve emlâk ve zimemâtının cânîb-i mîrîçün zabt bâ-emr-i âlî mübaşiri ma'rifeü ve ma'rifet-i şer'le tahrîr ve memhûr ve mümzâ defteri der-i Aliyye'ye tesyîr ve irsal olunmış ...", zevce ve cariyelerinin eşyaları ise, kendilerine terk edilmiş, diğer eşya ve emlâkleri müzayede ile satılmıştır. 27 Cemaziyülevvel 1230/07 Mayıs 1815 tarihli muhallefât defterine göre, Ahmed Ağa'nın zevce ve cariyelerine terk edilen mallar ile müzayedede satılanların toplamı 49.389,5 kuruş olarak tespit edilmiştir211.
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın Zile Kasabası'nda inşa ettiği câmisine "... icâre-i vahide ..."212 ile vakfetmiş olduğu dükkân, han ve haneler, "... tescîl-i şer' ve teslîm-i mütevelli olmuş aldığından ..." olduğu gibi bırakılması, bu defa Sivas Vâlisi olan Osman Paşa'dan istenmektedir. Ayrıca İlbaşıoğlu Ahmed'in oğulları Osman, Abdullah, Mehmed ve Mustafa'ya ise; beş çiftlik, bir konak, bir değirmen intikal etmiş, geri kalan yedi çiftliğinden dördü kızlarına, üçü de kendi idareleri için yedi hanımına terk edilmiştir. Yine durumlarına uygun olarak oturmaları için, kendilerine konak tahsis edilmiştir. Bundan başka iki büyük konak, birkaç bağ ve bahçenin bedellerinin Hazine'ye ödenmek suretiyle varisleri tarafından satın alınması hususunda ferman yazılmıştır213.
Fermana göre, İlbaşıoğlu Ahmed'in hanım ve cariyelerine oturmaları için birer münasip ev gereklidir. Ancak vakfından olan beş evden başka evleri olmadığından bunlar hanım ve cariyeler arasında bölüştürülmüştür. Hanımlarından biri İlbaşıoğlu Ahmed Ağa hayatta iken vefat etmiştir. Bu durumda beş ev, hanım ve cariyeleri arasında pay edilmiştir. Evlerden biri büyük olduğundan burası "... cârîye-i ferrâşı Şetaret Kadın ve zevce-i menkûhası Aişe ..." Hatun'a, diğer dört ev de üç hanım (zevce-i menkûha) ile bir cariyeye tahsis edilmiştir. Öte yandan Ahmed Ağa'nın oğulları, kızları ve altı hanım ve cariyelerine kendilerini idare için çiftliklerin de tahsis edilmesi emredilmiştir. Tahtevâ ve Kal'a çiftlikleri214 ile Lütfullah Bey Konağı da İlbaşıoğlu Ahmed'in oğlu Osman'a verilmiştir215.
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın Çiftliğine
Yaptırmaya Başladığı Kalenin Duvarlarından Görüntü
Emirören Köyü (Eski Adı - Kâfir Virânı)
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın hanımı Ayşe Hatun ve cariyesi Şetaret Kadın'a intikal eden ev konusunda daha sonra sorunlar ortaya çıkmıştır. 17 Rebiyülâhır 1257/07 Haziran 1841 tarihli Sadaret'ten Tokad muhassılı, naip, meclis memurları, efendi ve ağalara yazılan bir mektuba göre, İlbaşıoğlu'nun Tokad'ta Ka'be Mescidi Mahallesi'nde vakıf evlerinden olan Mazuoğlu konağı, hanımı Ayşe Hatun ve cariyesi Şetaret Kadın'a (yarı yarıya) miras yoluyla intikal etmiştir. Ancak bir müddet sonra "Tokad vücûhından Hüseyin nâm kimesne evvel-vakitden berü konak-ı mezkûn cebren zabt ..." etmiştir. Hüseyin'in ölümünden sonra, bu defa oğulları Osman ve Latif; konağın kendilerine babalarından irsen intikal ettiğini belirtmişlerdir.
Ancak Ayşe Hatun, Dîvân-ı Hümâyun'a bir arzuhal yazarak, bu konağın miras yoluyla Ahmed Ağa'dan kendilerine intikal ettiğini, ancak bir müddet sonra Hüseyin'in zorla el koyduğunu, bu sebepten kendisine iadesi için ferman verilmesini talep etmiştir. Konu, Haziran 1841'de Maliye Nazırı'na intikal etmiş, kayıtlarda yapılan incelemede konağın Ayşe'ye miras yoluyla 1231/1815-1816'da Ahmed Ağa'dan intikal ettiği, ancak "... konak-ı mezkûn târıh-i mezbûrdan berü merkum Hüseyin ne vechle zabt eylemişdür" ve ölümünden sonra, oğullarının iddialarının bir dayanağı olup olmadığının Tokad'ta mecliste araştırılması ve sonucun İstanbul'a bildirilmesi emredilmiştir216. Bu davanın ne şekilde sonuçlandığına dair daha sonra bir belgeye rastlayamadık.
SONUÇ
Bu çalışmada Zile âyanı olan ve bazı zamanlar Tokad ve Zile voyvodalıklarında da bulunan İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın bölgedeki faaliyetleri, genellikle belgelerin diliyle ele alınıp, incelenmiştir. Metin içinde birçok yerde ferman, buyruldu, ilâm, mahzar, arzuhal vb. belgelerden alıntı yapılmıştır. Bundaki amaç, sorunların ve çözüm önerilerinin Sivas Eyaleti valileri ve problemlerin kaynağı olan Tokad ve Zile'den İstanbul'a ulaştırılmasında ne tür bir dil kullanıldığını ortaya koymak olmuştur. Metin arasına sıkıştırılan bu alıntılar dikkatlice incelendiğinde, taşranın herhangi bir bölgesinde ortaya çıkan idarî - askerî ve malî sorunlarda bölgesel faktörlerin ne denli etkili olduğu görülecektir.
Bu faktörlerin tespitinde taşrada yönetenler ile yönetilenler nasıl rol oynamışlardır sorusuna çoğu yerde belgelerin diliyle cevap verilmeye çalışılmıştır. Daha doğrusu konuların ortaya konulmasında ve sorunların hallinde belgeler konuşturulmuştur. Özellikle Zile'den İstanbul'a iletilen ve şikâyetleri ihtiva eden arzuhal ve mahzarlar, halkın istekleri ve sorunların çözümlerindeki öneriler, bölgesel tarih açısından oldukça önemli bilgileri içermektedir. Bu arzuhal ve mahzarlarda göze çarpan önemli unsurlardan birisi de, halkın devlet görevlilerine ve Osmanlı Devleti'ne bakış açısını tespiti etmektir.
Çalışmada Ahmed Ağa'nın hayat hikâyesini kronolojik olarak ele almadık. Yaşamından kesitler sunduk. Dolayısıyla çalışma biyografik bir hayat hikâyesi değildir. Hem âyan hem de voyvoda olarak Ahmed Ağa'nın yaşam çizgisinden kesitler sunarken, halk ve bağlı olduğu devlet görevlileri ile ilişkilerini vermeye çalıştık.
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa Câmîi Doğu Kısmından Bir Görünüş
XIX. yüzyılın başlarında İlbaşıoğlu Ahmed Ağa gibi Osmanlı Anadolu ve Rumelisi'nde daha birçok mütegallibe yönetici profili hiç şüphesiz ki karşımıza çıkmaktadır. Bunların yerel bölgelerde ne denli etkili olduğu ve halkı kendi çıkarları doğrultusunda nasıl kullandığı, incelemeler arttıkça daha iyi ortaya çıkacaktır. Mütegallibe ağa kökenli yöneticilerin Tokad ve Zile gibi önemli Osmanlı üretim merkezlerinde çok etkili olmalarının bir sebebi de, ilgili bölge ve yakınlarındaki verimli mukataaları iltizama almaları ve malî nüfuzu da ele geçirmeleri olmuştur. Bölgenin herhangi bir mukataasını yönetimine alan Cabbar-zâdeler gibi etkili aile ve hanedanlar, doğal olarak buraya kendi işlerini yürütecek ve örgütleyecek bir idarî - malî görevli olan ve genellikle ilgili bölgedeki etkili birini voyvoda atıyorlardı. Bunların çoğu mukataaa sahibinin haklarını koruyup gözetmekle birlikte, İlbaşıoğlu Ahmed Ağa gibi kendi şahsi menfaatlerine çalışan, bu yolla inanılmaz zulümler yapan ve servetler yığan kişiler de hiç mi hiç eksik olmuyordu.
Ahmed Ağa, özellikle Zile'de kendi nam ve hesabına muhkem bir kale dahi yaptırmaya teşebbüs edebilmiştir. Bu tür davranışı, yaptıkları zulümlerin farkında olduğundan muhtemeldir ki, savunma mekanizmasını kurma amacına yönelik olmalıdır.
Ağa'nın vakfiyesi incelendiğinde servetinin durumu en açık bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Hayır kurumu olarak Zile'de kendi adına (İlbaşıoğlu Ahmed Ağa Câmîi) yaptırdığı sadece bir câmisi vardır. Servetinin geri kalan kısmının tasarrufunu vakıf yoluyla da olsa mirasçılarına bırakmıştır. Kendisinin mütegallibeden olduğunu yaptıklarından anlamak mümkündür. Sonuçta zaten isyan ve zulümlerine istinaden yakalanarak idam edilmiş, yaptıklarını hayatıyla ödemiştir.
7. EKLER
7.1. İlbaşıoğlu Ahmed Ağa ile İlgili Bazı Belgelerin Transkripsiyonu
Belge : l
Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Hatt-ı Hümâyun, No. 16575 (Bundan sonraki belgelerde BOA, Hatt-ı Hümâyun, No. 16575 şeklinde gösterilecektir).
Özet : Zile voyvodası İlbaşıoğlu Ahmed Ağa Zile civarında çiftliğinde yarısını yapmış oldığı metin kaleyi Cabbar-zâde Süleyman Bey'in tembihlerine rağmen yıktırmadığı cihetle kendisinin idamı yahud kalenin başka surette yıktırılması isteğine dair telhis ve hatt-ı hümâyun.
Tarih : 07 Şaban 1226
Şevketlü kerâmetlü mehâbetlü kudretlü veliyyü'n-ni'âm efendim Pâdişâhım,
Zile voyvodası İlbaşı-zâde Ahmed Ağa Zile civarında vâki' çiftliğinde metîn bir kal'a binasına mübaşeret ve nısf-ı mürettebesini * tekmil itmiş olmağla voyvoda-i merkum Cabbâr-zâde Süleyman Beg kullarına müte'allik oldığından terkiçün mûmâ-ileyh tarafından kendüye nush u pend olmış ise de kabul itmediğini kapu kethüdası mukaddema Bâb-ı Âlî'ye ifade itmekle kal'anın hedm olunması ve hedm itmez ise hakkında mu'âmele-i âharî icra olınacağı ve i'dâmı derciyle bir kıt'a emr-i âlî ısdar ve tisyâr olunmışidi. Mîr-i mûmâ-ileyh cevâb suretinde kapu kethüdasına vârid olan bir kıt'a şukkâsında mukaddema eylediği nesâyihâta havâleten sem'-i i'tibâr itmemiş oldığına nazaran işbu emr-i âlî me'âli ifâde olunsa yine te'addî ideceği ve sonra kendüsi dahi hakkında olan menviyyâtdan agâh olarak külliyen vahşet eyleyeceği tafsîliyle i'dâmı suretini kaleme almış olmağın kapu kethüdası ol şukkayı dahi mahfıyyen Bâb-ı Alî'lerine takdîm itmekden nâşî mukaddema virdiği takriri ve kal'anın hedmi babında ısdar olman emr-i şerifin sureti ve cevâb olarak mu'ahhar kapu kethüdasına gelen memhûr şukka cümleten merfû'-ı atebe-i iyâlleri kılınmağla merkümın kal'a binasından garazı makasid-ı fâsidesi icrasına mukaddem olmağla i'dâmı ve yâhûd ahar bir sûret ile kal'anın hedmi şekillerinden kangısına irâde-i seniyyeleri müte'allik olur ise emr ü ferman şevketlü kerâmetlü mehâbetlü kudretlü veliyyü'n-ni'am efendim Pâdişâhım hazretlerinindür.
II. Mahmûd'un Hatt-ı Hümâyunu
Muzır gâ'ilesi arasında bu makûle mevâdd içün âdem telef idecek zaman degildür. Cabbâr-zâde Süleyman Beg Devlet-i Aliyye'me muzırr mevâddı tecviz itmeyeceği meczûmumdur. Bu makûle hilâf-ı inha harekete mütecasir olanları te'dîb idebilür. Verilen ferman istirdâd olundı. Terkin ola.
Belge: 7
BOA, Hatt-ı Hümâyun, Nr. 24981 - F
Özet : İlbaşıoğlu Ahmed Ağa kale binasında halkı meccânen çalıştırdığı ve köylünün tarlalarını zapt ettiği gibi fuzûlî değirmenler inşa ettiğinden şikayete dair arzuhal.
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa Câmîi Minare Kitabesi
Tarih : H.1229/M.1813-14
Bi'smi'ilâhi'r-rahmâni 'r-rahîm hasbüna'ilâhi ve ni'me 'l-vekîl
El-hamdüli'ilâhi Rabbi'l-'âlemin ve's-salâtu ve's-selâmu âlâ resûlinâ Muhammedin ve âlâ âlihî ve eshâbihî ecma'în. Amma ba'd vefekake'llâhu li-mâ-yuhibbuhû ve yerzâhu ahun fı'llâh paşaya âlî-kadr hazretleri ba'de't-tahiyyeti'l-vâfıye ve's-seniyyeti'l-kâfiye ve'd-du'â ve'l-fâtiha senâ-kâr-ı gâ'ibâneleridür ki,
Turhal Kazası fukaraları şöyle tazallüm-i hâl iderler ki Zile voyvodası Ahmed Ağa kazamıza dâhil olalı berü kal'a bina idüp taş kireç ile uğraşup fukara zu'afâları kendi mesâlihini gerdirmediğinden başka bu sene-i mübârekede Zile Çayı'ndan tarafda mâ'-ı carî altında kasaba fukaralarının tarlalarını zabt idüp hınta şa'îr tohum sâlyânesinden başka öküz çift ve andan sonra memleketden hizmetkâr ücretlerini memleket virmek şartıyla çiftlik ve ağıl ve degirmân bina idüp bir pare kîsesinden çıkmayup kaza fukaralarına yapdırdığundan başka mezbûr Ahmed Ağa tarafından derûn-ı kasabada oturan Mahmûd bölük başısı kasaba civarında bir konak bina eyledi. Altı mâh fukaraları çalışdırup bir pare ücret kimesneye virmediginden başka ağasının teklîfi kadar bir dahi bu zamm eyleyüp devlet asâkirine matlûb buyrılan hınta fukaradan ahz eylediğinden başka mürur [u] ubûrı Bâğdâd Caddesi olmak hasebiyle bu sene-i mübârekede dört dâne vüzerâ-yı izam efendilerimüz gelmağla tahammüllerine göre bir gice yahud iki gice mihmân olduklarında fukara vü zu'afâlar hizmetlerinde eda eyledüklerinden vüzerâ-yi izam mesârifı diyerek vâfır meblâğ tahammüllerinden ziyâde "e'ûzü bi'ilâhi lâ-yükellifu'llâhu nefsen illâ vüs'ahâ" mâ-sadakına mazhar olup fukara vü zu'afâlar sergerdân ve perişan u mağdur hizmet-i şahane ve teklîf-i pâdişâhiye üryan ve sergerdân olarak itâ'atda oldukları nümâyân olmağla bundan akdem kazamız fukaraları ke'l-evvel içimizden bir serdâr zâbitiyle ve ihtiyarlarımızla vâlî-i Sivas ita'atlarımız mesmû'umuz oldukda li'llâhi ve li-resûlihî aşkına ve mübarek ser-i devletlerimüz başı içün bu misillü âdemleri fukara vü zu'afâ üzerlerine zabit ta'yîn olunmamak içün ser-dîvâna arz-ı hâl olundı ve bu misillü âdemleri men' u def eylemekden her ne kadar sevâb hâsıl olur ise cümle ahâlî vü fukaralar efendimüze bahş eyledük mevlâ-yı müte'âl hazretleri murâdât-ı maksûdelerinüze nâ'il-i meram idüp dâreynde sa'îd eyleye âmîn. "Yâ mu'în ve mâ aleynâ ille'l-belâğ mine 's-senâ-kâri'l-adîm ".
El-Hâc Beşir Şeyh-zâde Câmi'-i Kebîr post-nîşîn-i Kasaba-i Turhal hâlâ.
Elbaşoğlu Câmîi
Fotoğraf : Dr. Orhan YILMAZ - 24.09.2004
KAYNAKÇA :
127
Ahmed Ağa'nın Tokad Voyvodalı'ğından
azlini belirten Cabbar-zâde Süleyman Bey'in buyruldusu. "Voyvodanız olan İlbaşı-zâde
Ahmed Ağa hasbe'l - iktizâ azl olınup, yerine voyvoda nasbı lâ-büdd ve müktezî
oldığına mebnî mücerrebü'l - etvâr ahâlî-perver sâbık harem kethüdâmız... el-Hâc
Ahmed Ağa voyvoda nasb u ta'yîn ve irsâl olunmağla...",
TŞS, 10, 117/1.
131
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın yaptığı zulümlere istinaden Tokad Voyvodalığı
mukataası, iltizamın asıl sahibi Cabbar-zâde Süleyman Bey'den de alınmıştır. Süleyman Bey, yapılan anlaşmaya göre hiçbir şey talep
etmeyecekti. Ancak durumun öyle
olmadığı ve mukataaya müdahale ettiği aşağıdaki fermandan
anlaşılmaktadır. Tokad naibi ve voyvodası Mehmed Metin'e hitaben yazılan ferman durumu aşağıdaki şekilde izah etmektedir: "Sen ki nâ'ib-i mûmâ-ileyhsün ber-vech-i
muharrer mîr-i mûmâ-ileyhin vâki' olan müdâhale ve te'addîsinin men'u def'i hususına dikkat ve hilâf-ı emr-i âlî-şânıma vaz'u hareketden tehâşi ve mücânebet eyleyesün sen ki
voyvoda-i mûmâ-ileyhsin tarafından o makûle avâ'id nâmı
ve nâm-ı ahar ile mîr-i mûmâ-ileyh canibine nesne virilmesi iktizâ
itmemekle o makûle te'addîsine havale sem'-i i'tibâr olınmayup hemen mûcib-i
ta'ahhüdün üzre mâl-ı mîrî ve kalemiyye ve ashâb-ı malikânenin fa'izlerini eda ve himâyet-i fukara husûsına dikkat ve imtina eylemek babında
fermân-ı âlî-şânım sâdır
olmuşdır".
TŞS, 11,90/2.
132
T. Gökbilgin,
İA, 12/1, s. 409.
133
TŞS, 09, 177/1.
135
TŞS, 10, 2/1.
141
TŞS, 09, 129/3.
146 BOA, HH, 16575; BOA, HH, 24981-A; BOA, HH, 24981-G.
147 BOA,HH,249Sl-A.
148 Şanizâde Tarihi, C. 2, s. 88.
149 İlbaşıoğlu Ahmed Ağa, Tokad voyvodalığı döneminde de benzer
zulümleri sürdürdüğü zaman sadece kendisi voyvodalıktan azledilmekle kalmamış, voyvodalık mukataası da asıl sahibi Cabbar-zâde Süleyman
Bey'in elinden alınmıştır.
150 Bu kalenin yıkıntıları, bugün
Zile ile Turhal arasındaki Emirören Köyü (bu çalışmada eski adı Kâfir
Virânı)'nda bulunmaktadır. Köy,
Zile'ye bağlıdır.
Kalenin duvar kalıntıları mevcuttur. Kalenin kalıntıları ile ilgili fotoğraflar
için bk. ekler kısmı. Ahmed
Ağa'nın kalesi kalıntılarından görüntüler.
151 Süleyman Bey'in kapı kethüdasının ilettiği bilgileri, Sadrazam
II. Mahmud'a
telhisi ile bildirerek, "tarafından kendüye nush u
pend olmış ise de kabul itmediğini kapu kethüdası mukaddema Bâb-ı Âli'ye ifâde itmekle
kal'anın hedm olınması ve hedm itmez ise hakkında mu'âmele-i aharı icra olunacağı ve i'damı derciyle bir kıt'a emr-i âlî ısdar u tisyâr ..." olunması
gereğini ifade etmiştir.
BOA, HH, 16575.
152
Zile voyvodası İlbaşıoğlu Ahmed Ağa,
Zile civarında çiftliğinde yarısını
yapmış olduğu metin kaleyi Cabbar-zâde Süleyman Bey'in
nasihatlerine rağmen yıktırmadığı
cihetle, kendisinin idamı yahud kalenin başka suretle yıktırılması istizanına
dair telhis. BOA, HH, 16575.
153 Sultan II. Mahmud'un konu ile ilgili hatt-ı Hümâyununda
şunlar kayıtlıdır :
"Muzır gâ'ilesi arasında bu makûle mevâdd içün âdem telef idecek zaman degildür. Cabbar-zâde Süleyman Beg Devlet-i
Aliyye'me muzır mevâddı tecviz itmeyeceği
meczûmımdur. Bu makûle hilâf-ı inha harekete mütecasir olanları te'dib
idebilür. Verilen ferman istirdâd olundı. Terkin ola".
BOA, HH, 16575. Buradan anlaşılan Ahmed Ağa'nın idamı için
daha önce 1911 yılında bir fermanın
yazıldığıdır. Ancak devletin içinde bulunduğu durum sebebiyle bundan vazgeçilmiş ve Ahmed Ağa'nın yola
getirilmesi Cabbar-zâde Süleyman Bey'e havale edilmiştir.
154 BOA, HH, 24981 - A.
155Zile
köyleri ahali ve ihtiyarlan, bir kabus
hâlini alan Ahmed Ağa'nın zulümlerinden kurtulmak için adeta yalvarmaktadırlar. Arzuhal
şöyle sonuçlanır : "Allah
aşkına ve Habîbullâh aşkına azız ve şerif ser~i devletin içtin bu güne zulm u
ta 'addı ve giriftar aldıklarımız hasâraîdan
fukara kullarını himâyeî u siyânet ve ved'ı'atu 'ilâh olan fukara ve zu'afâ
kullarını mesrur buyurmanız babında medîne-i
mezkûr hâkimi efendi da'ilerinin bir kıt'a i'lâmiyla cümle fukara kullarının
arz-ı hâl-i perîşânîmize cesaret ve merkûmın mazarratını üzerlerimizden men' u
def buyırmak babında arz-ı hâle cesaret kılındı. Ol-bâbda emr u ferman latîf-i
kerem ü ihsan devletlü inayetlü ve merhametlü efendim Sultânım
hazretlerinindür".
BCM, HH, 24981 - B.
156
Zile naibi Hayreddin Efendi imza ve miihrüyle, 64 imza ve/veya mühürlü Zile ileri gelenlerinin mahzarı.
BOA, HH, 24981 - C.
157 Zile naibi Hayreddin Efendi'nin ilâmına sebep
olan halk ve esnafın isimleri vesikada şu şekilde kayıtlıdır: "Medîne-i
Zile kazasına tâbi' kurâlardan olup Meşhed karyesinden Kâbiloğlu Velî kethüda ve
Kenanoğlu Veli ve Arslanoğlu İbrahim ve
Özükavâğı'ndan ehl-i İmânoğlu es-Seyyid Musa ve Temürcüoğlu Mustafa ve Kâsin
karyesinden Ömer kethüda ve Hin ve Arablar karyesinden Köseoğlu Mustafa ve Imâmınoğlu Seyyid
Mustafa ve Oyuk karyesinden Kadıoğlu es-Seyyid Osman kethüda ve Pehlivânoğlu es-Seyyid
İbrahim ve Kızılca karyesinden Uzun
Alîoğlu İbrahim ve Yeni Müselmân karyesinden Küçükoğlu ve Kürd Mehemmedoğlu ve Deli Ömeroğlu ve
Arınbari karyesinden Esberoğlu ve Cenk karyesinden es-Seyyid Alî ve Beylerkaya
karyesinden Mehemmed kethüda ve
Esberoğlu Ahmed ve Hacîb karyesinden Demürcüoğlu ve Gözlü Dere karyesinden iş ve sâ'ir ahâlileri meclîs-i
şer'e gelüb şöyle tazallüm-i hâl ve niyâz-ı istirham iderler ki".
BOA, HH, 24981 - D.
158
BOA, HH, 24981 - E.
159 BOA, HH, 24981 -G.
160
BOA, HH, 25008.
161 Osmanlı döneminde Haleb Vilayeti'nin Urfa Sancağı'na
bağlı ve merkezi Fırat'ın sol tarafında ve 5 km kadar aşağıda Halfeti Kasabası'nda
bulunan kazaya, Rum Kal'a (Rum Kale) ismi verilmekteydi. Bugün kalenin
kalıntıları, Gaziantep ili sınırları içinde Yavuzeli ilçesine 25, il merkezine
62 km mesafe uzaklıkta bulunmaktadır.
E. Honigmann, "Rum Kale (Rum Kal'a)", İA, C. 9, s. 777.
162
BOA, HH, 25008. Zile voyvodası İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın idamına ve
kesilen başının
gönderildiğine dair Pehlivan İbrahim Paşa'dan kapı kethüdasına mektup.
Mektubun yanında Sultan II. Mahmud'un "mamurum olmışdur" şeklinde hatt-ı Hümâyunu vardır.
165
TŞS, 20, 177/178.
175
Han ve dükkânların defter-i müfredâtı.
TŞS, 40, 97/1.
176
H. T. Cinlioğlu, aynı eser, 3. Kısım, s. 198;
Ersal Yavi, Tokad,
İstanbul 1986, s. 168 ve
Semra Meral, Yusuf
Meral, Zile'de Camiler, Türbeler, Veliler ve Efsaneler, İstanbul 1991, s. 23'de İlbaşıoğlu Ahmed
Câmîi'nin 1796 tarihinde yapıldığı yazılmaktadır. Ancak kaynak verilmemektedir.
Buna mukabil metinde de belirtildiği gibi, câmiin kitabesinde bu tarih
Hicri 1215'dir ki, bu da Milâdi 1800 - 1801 yıllarına tekabül emektedir.
177
Yaşar Erdemir, "Tokad Yöresindeki Ahşap Camilerin Kültürümüzdeki Yeri", Türk Tarihinde ve
Kültüründe Tokad Sempozyumu, 02 - 06 Temmuz 1986, Ankara 1987, 5.302-304.
178
Câminin kitabe görüntüsü için bk. ekler kısmı. Fotoğraf : 5 - 6.
179 Câmiin minare kitabesi görüntüsü için bk. ekler kısmı. 4.
180 Bize bu bilgileri evinde anlatan ve misafirperverlik gösteren
sayın İbrahim Elbaş ile kayınbiraderi Tevfik Kuyucu'ya çok teşekkür ederim. Ayrıca
anlatılan bu kısacık veriler bile, İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın mütegallibeden olduğunu, döneminde birçok zulümler yaptığını, kul hakkına tecavüz etlini
göstermesi bakımından önem arzetmektedir.
181
TŞS, 10, 71.
182
TŞS, 40, 94/1.
211
TŞS, 20, 156. Bu müfredat defterinin ayrıntılı dökümü için bk. ekler kısmı.
Belge :
24.
212 İcare-i vahide; Vakıf olan müsakkafatın (ev, han, dükkân) ay ve
sene gibi kısa müddetle kiraya verilmesi. Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, 3. Baskı, Ankara
1978, s. 485.
213
TŞS, 21,
162/2.
214
Kal'a çiftliği ile ilgi fotoğraflar için bk. ekler kısmı. Ahmed Ağa'nın Kalesi Kalıntılarından Görüntüler.
215
TŞS, 21,162/2.
216
TŞS, 54, 99/2.