ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 13 Aralık 2004 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ALTMIŞLI
YILLARDA
ZİLE - 1

Makale : Bekir ALTINDAL
Araştırmacı, Yazar, Başmüfettiş

Hüseyin Gazi Tepesi - Fotoğraf : Dick Osseman

http://www.pbase.com/dosseman/turhal_and_zile&page=all

BEKİR ALTINDAL ve "ALTMIŞLI YILLARDA ZİLE"

Altmışlı yıllarda çocuklukla delikanlılık arasında Zile'nin içinde, havasında, toprağında,
onu özümseyerek yetişmiş, halen Ankara'da Tapu ve Kadastro Genel Mü
dürlüğünde
Başmüfettiş olarak çalışan çok değerli bir hemş
ehrimiz Bekir ALTINDAL.
"Altmışlı yıllarda Zile" adı altında sokağından insanlarına, düğünlerinden bağlarına
her yönüyle Zile'mizi anlattığı bir inceleme, bir tespit, bir anı, bir fotoğraf
çalışması yapmış. Bir kitapçık olacak bu yazı denemesi henüz bitmiş değil.
Bu
dönemi yaşayanlar için gerçekten mükemmel. Defalarca okuduğunuz müt
hiş
bir tadı var. Bekir Altındal'ı
n pek çok özel isim ve mekânlarla da süslediği, herkesi o yıllara
türecek bu hoş yazısının genel yapısını bozmamaya gayret ederek bazı satır başlarından
alıntılar yaptık, hem de iznini bile almadan.
Özellikle o kuşağa yetişmiş olanların
bu yazının tamamını bekleyeceklerini, arayacaklarını
ve büyük keyif alacaklarını umuyoruz.

ZİLELİLER YARDIMLAŞMA DERNEĞİ - BOLU'DA DOĞA GEZİSİ

            Baharda, baharın yaza erdiği aylarda Şeyh Ahmet Çamlığı'ndan, Hüseyin Gazi Tepesi'nden  Zile'yi, yemyeşil Zile ovasını seyretmek, altmışlı yılların başında çocukluğumun en güzel anlarıydı. Lise sonrası öğrencilik yıllarımda Zile'ye dönüşte, Karayün  Beleni'nden Zile'nin görünüşü, bu çocukluk duygularımı yaşatırdı.

            Aradan yıllar geçti, Zile, Mecelle'de hüküm bulan "Zamanın ve ahkâmın değişmesi" kuralına uygun olarak kendi seyrinde, kendi yağıyla kavrularak değişti. Zile eski Zile değilse de, altmışlı yıllar ve ötesinden  pek az özelliğini taşıdı günümüze. Yıllara, tekniğe, gelişmelere direnemeyen pek çok güzellik anılarda, kitaplarda, fotoğraflarda kaldı. Yıllarla birlikte eski Zile ve Zile âdetleri, yapısı  birer birer  kayboldu aramızdan ama, farkına bile varılamadı. Direnemedi âdetlerimiz  düğünlerimiz, seyirlerimiz. Ancak her şeye  rağmen bazı örf, âdet ve kültürümüz geldi günümüze kadar.

     

            Altmışlı yılların başından sonuna kadar  yaşayabildiğim, tespit edebildiğim, örf ve âdetleri, olayları çocukluk ve delikanlılık çağının gözlem ve duygularıyla aşağıda vermeye çalışacağım. Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer  sözünün doğruluğunu ne derece vereceğiz bilemiyorum ama, bu  satırları okuyanların, o yılları yaşayanları çocukluk, gençlik veya yetişkinlik dönemlerine götürmek bir tebessümünü, o günleri tekrar hatırlamalarını, yüzlerindeki hüzün ve sevinci görür gibi olmak en büyük  dileğimizdir.

            Altmışlı  yıllarda bağ, bahçe, tarla olan pek çok yer bugün birer  mahalle oldu. Patırdağın Böngüldeğin suyu kesildi. Hıdırlık, Kiliseönü, Kargapınarı çevresi, Ağbaba, Dabana, Büyükbayır, Lığda Çukuru'nun bir kısmı, Reji binası çevresi, Boyuntarla, Çöplükbaşı, Celeppınarı civarı yerleşim yeri  oldu. Dereboğazına, Ulukavağa doğru olan güzelim bağ ve bahçeler yerini  evlere bıraktı.

Dere Boğazı

Zile - Amasya Yolu

            Burada söz açılmışken Zile'nin bazı mevki isimlerini sayalım. Padırdak, Böngüldek, Kışla, Azarya, Karadini, Çoraklık, Meydanlık, Çakırkaya, Fenadere, Çiftegöller Bağları,  Esvapçayı,  Çaypınar,  Celeppınarı, Kepirpınar, Arzupınar (Askerdüzü), Çukurpınar,  Kargapınarı, Dereboğazı, Gâvurlar Sinnesi, Ağbaba, İsmaildede, Gezir, Tekkavak, Ağyazı, Fırtımançalı,  Sivriçal, Bülbülyuvası  Keklik Bayırı Ferhatoğlu Kayası, Arılık, Dabana, Büyükbayır, Balçıkhisar, Duayeri, Porsukçukuru, Oğlanderesi, Saraççayı, Merdivenlikaya, Boduçoğlunun Kavağındibi, Lığdaçukuru, Kınalıçal, Kovukkaya, Kiremitçi, İğdeligöller, Çırçır, Hıdırlık, Kiliseönü, Güneyçalı, Bağlıca, Kuyucak, Ayşede. Yine Zile’nin bilinen bazı yer isimlerini de vermeden geçmeyelim. Boğazkesen, Sıraköprüler, Çaymahalle, Kıyımahalle, Kışlamahalle, Çöplükbaşı, Davunlu Dede, Kayacık, Gobuldeliği, İmambahçesi, Yüksek Kaldırım, Arasta, Uzunçarşı, Hapan, Daşan, Boyuntarla, Körhüseyin  Çeşmesi, Kalebayırı, Reji..

 Fotoğraf : Dick Osseman  - Uzun Çarşı

http://www.pbase.com/dosseman/turhal_and_zile&page=all

            Altmışlı yılların başında, Hükûmet Binası'nın karşısında ahşap, kerpiç geçmeli  tek  ve iki katlı kiremitli binalar ve bu yerlerdeki işyerleri, Zonguroğlu Ahmet'in  kahvesi, İş Bankası, şimdiki Mehtap Lokantası, Lokantacı  İbrahim'in havuzlu lokantası, Suphiye Gerçek Eczanesi, yukarı köşede CHP ilçe binası, altköşe tarafında Mavi Köşe Bakkaliyesi şimdiki İş Bankası'nın yerinde Şule Kahvehanesi, arka  sokakta postane, onun yanında köşede Kara Ziya'nın evi, eski  dispanser ve daha sonra 59 - 60 yıllarında kullanılan Kültür Derneği, Belediye Sarayı'nın yerinde eski cumbalı, balkonlu Zile evleri. Bugün bunlar yok. Belediye Sarayı yapımı için yıkıldılar. Fotoğraflarda kaldılar.

Şehir Meydanı ve Ulu Cami

            Boğazkesen girişinde iki katlı  bahçeli Kız Sanat Okulu bizi karşılardı. Şimdi yerinde park olup, bir ağaç kaldı sadece. Kaleye çıkarken Necmi Muammer İlkokulu'nun binası yıllarca önce Ortaokul ve daha  sonra İlkokul olarak Zile'ye hizmet vermiş önemli bir tarihî eser iken korunamadı. Bir gecede yanarak kül oldu. Yerine okul yapıldı. Bu okul binasının yanında yol kenarındaki düzlükte Zile'nin ilk buharlı elektrik  santralinin  temelleri halâ durmakta.

Kale Ortaokulu (Eski Askerlik Şubesi)

 
Necmi Muammer İlkokulu

 

            Karşıda eski kışla binalarında Erkek Sanat Okulu ve yolun solunda atölyeler vardı. Bu Sanat Okulu binasında 1966 yılında Kale Ortaokulu açıldı. İlerde saat kulesi ve kale duvarları. 1962'de ihtilâl sonrası Kaymakam ve Belediye Başkanlığı yapan Hüsmen Erdoğan'ın gayretleri ile bu surlar oldukça tamir gördü ve bugünlere ulaştı. Yoksa bu günlere kadar ayakta kalması mümkün değildi.

1962 - 1965

Hüseyin Erdoğan

            Surlardan Zile'nin dört tarafını  seyrettiğinizde tek tük beton bina görülürdü. Kaymakamlık, eski ve yeni Belediye binaları, İstasyon  Caddesi'nde eski Ziraat Bankası, Lise, Hapishane altmışlı yılların ikinci yarısında yapılan Erkek Sanat Okulu, (Endüstri Meslek Lisesi) İmam Hatip Okulu ve diğer İlkokullar ile şehir merkezindeki  bazı binalar sayılabilir.

Necmi Muammer İlkokulu

23 Nisan 1962

            Hastane yeni yapılmıştı. Altınevler'in yeri önceleri Hıdırlık ve Muharrem Dede diye anılan mezarlık iken altmışlı yıllarda kaldırılarak Altınevler yapıldı. Çekerek Caddesi'nde Saraç Çayı üstündeki  köprüden geçtikten sonra sağ tarafta top sahası, solda iki benzinlik, birkaç ev ve caddenin devamında ilerde sağda, hapishane ve solda Lise binası vardı. Büyük bayırdaki mezarlık da kaldırıldı bu yılların  başında. İstasyona giderken sağda Pancar Kooperatifi Bölge Binası vardı. Amasya Caddesi'nde bağların başladığı  yerde solda Mumcuların Mal Müdürleri'nin Hafız Ağa'nın Reji binaları ile şimdiki Bağkur İş Hanı'nın yanındaki Taşhan Zile’nin önemli eski binalarıydı. Yetmişli yıllarda yıkıldı zannedersem.

Eski Sümerbank ve Arkasında Çıkrıkçılar'ın Evi

Ankara Caddesi

            Hapan şimdiki Bağkur İş Hanı'nın yerinde iken Salı, Cuma günleri geçilmez olurdu. Bedesten Câmîi'ne bitişik Müftülük ve Kütüphane hizmet verirdi  Zile'lilere. Yıkıldı, park yapıldı bu yerler.

Zile Belediyesi ve arkada Bedesten Câmîi

Sonra Kütüphane oldu ve daha sonra anıların buruk izlerinde kaldı.

            Hapanın  üst tarafında Daşan’da seyyar sebze ve karpuz sergileri  kurulurdu, alışverişlerde alınan yiyecek, sebze ve meyve kese kâğıtları ve filelerle taşınırdı. Şimdiki  Postane'nin yeri Şehitlik idi. Bu yıllarda yerine postane yapılmıştı.


Orta Karadeniz Bölgesi'nin En Büyük ve Yeni Yapılan Buğday Pazarı

            Kaleden bakıldığında sık aralıklarla minareler görünürdü. O yıllarda 32 adet câmi olduğu kayıtlardan anlaşılmakta. İlk hoparlör sistemi Ulu Câmi'ye takılarak, ezan hoparlörlerle okunmaya başlanmış ve bunu  Dabakhane, zaman içinde diğer câmiler takip etmişti. Önce Ulu Câmi'den ve daha sonra da Dabakhane Câmîi'nden merkezî sistemle diğer câmilere vaazlar başlamıştı bu yılların başında.

             1960 yılında İhsan Sarısoy, 1960 - 1963 arası Kaymakam Hüsmen Erdoğan ve 1963 tarihinden 1972 yılına  kadar Osman ÇETİN Belediye Başkanlığı yapmıştı. Yine 1960 - 1970 arası Kaymakamlar ise tespit   edebildiğimiz kadarıyla İbrahim Kaynak, M. Nedim Kalıpçıoğlu, M. Cezmi Terzioğlu,  M. Sabri Yorulmaz, Dursun Toprak ve Süreyya Şehitoğlu  idi.

1957 - 1960

İhsan Sarısoy
1960 - 1962

Mehmet Güçlü
1965 - 1972

Osman Çetin

            Elli'li yılların sonlarından itibaren Zile'nin yağlı algun tâbir edilen yeraltı kanalları, kanalizasyon olarak yeniden yapıldı. İçme suyu şebekesi döşendi. Bütün sokakların peyderpey kaldırımları yapılarak şehir çamurdan kurtarıldı. Elektrik direkleri ve lâmbalarla donatıldı sokaklar. İlçenin imar faaliyetlerine başlanmıştı bu yıllarda.

            Birinci sınıf olarak Belediye Oteli ile ikinci sınıf Yıldız, Güneş, İstasyon Oteli hizmet vermekteydi. Üç park, iki çocuk bahçesi bulunmaktaydı. İyi vasıflı lokantalar ise, Şehir, Buluş ve Kime Ne Lokantası idi. Merkez nüfusun büyük bir bölümü el sanatları, ticaret, tarım ve bağcılıkla geçinirdi. Zile ulaşımın yaygınlaşması, nüfusun artması sebebiyle 60'lı yılların başından itibaren yurtiçinde başta İstanbul olmak üzere Ankara, Kırıkkale, Kayseri, İzmir, İzmit ve Bursa gibi illere göç vermeye başlamış  olup, halen bu göç devam etmektedir. Temennimiz odur ki Zile'de ve Zile dışında yaşayan Zileliler'in  yatırım yapmaları ile bu göç dursun. Yine Zile o yıllarda nispeten de olsa yurt dışına (başta Almanya) göç vermişti.

            Altmışlı yılların başlarında Fikret TARHAN, Kemal TARHAN, Osman UĞUREL, Mehmet SEZEN,  Remzi SEZGİ, Fuat  SEZGİ, Suphiye GERÇEK, Mustafa KUNDAK, Muhittin KILIÇ, İlyas TEKKÖKOĞLU, Mahmut SAYINALP, Tekin ve Hulusi  SEREZLİ  isimli fedakâr ve Zile sevdalısı  büyüklerimizin kurduğu Zile Kültür Derneği ve bu Derneğin çıkardığı Çağıltı isimli dergi ile Zile'ye hizmet vermiş iseler de dönem ortalarından  itibaren  yayımına  son vermiştir. İlk sayısı Hüseyin HOŞCAN Bey'in matbaasında basılan Çağıltı  Dergisi, yetmişli  yıllarda ikinci dönemde Asım Turgut YEŞİLTAN, Hulusi Serezli, Mehmet  Yardımcı, Mehmet Ali ERDİN ve diğer büyüklerimizce tekrar çıkarılmış, ancak yayım hayatına devam edememiştir.

            Yine 1963 yılında Kaymakam Hüsmen ERDOĞAN Başkanlığında, Mithat ÇAMSOY, Fikret TARHAN , Yılmaz NADİR, Hulusi SEREZLİ, Bekir TELKENAROĞLU, Osman UĞUREL, Feyzullah KOCATÜRK, Dursun TEKE, Fethi ALACALI, Ferit İSKİT, Mahmut ŞENGÖR, Mustafa ŞENGİZ, Bahri AYTER  isimli büyüklerimiz  Turizm Derneği'ni kurmuşlar ve yıllarca Zile kültürüne hizmet vermişlerdir. Fedakârlık isteyen böyle  bir kültür hizmetine Zile'nin ihtiyacı olduğu da bir gerçektir.

            Şu anda Zile'nin yetiştirdiği aydın gençler ve öğretmenlerinin öyle bir derdi ve sorumluluğu yok herhalde Zileliler'e  karşı. Daha sonra yukarıda isimleri geçenlerce kurulan Zile Turizm Derneği ve  Mehmet SEZEN' in gayretleri ile 1964 - 1968 yılları Zile Kiraz Bayramları önce 8 mm'lik, sonra ise 16 mm'lik kameralarla çekilmiş ve 40 dakikalık Zile tanıtım filmi hazırlanarak, önemli bir hizmet verilmiştir. Yine bu filmler doksanlı yıllarda Mehmet SEZEN ve eski Belediye Başkanı  Şükrü SERİMER'in gayretleri ile video bantlara aktarılarak çoğaltılmıştır. Zile TV'de zaman zaman heyecanlanarak, gururla seyrettiğimiz bu eski Kiraz Bayramları'nı bizlere ulaştıran gerçek, fedakâr Zile sevdalıları büyüklerimize  şükran duymamak elde değil.

1974 Yılında Tertiplenen
"Altın Kiraz Festivali"nde Derece Alan Kiraz Güzelleri Halk Arasında Görülüyor.

Fotoğraf : Foto GAMZE

            Kültür Derneği o yıllarda Türk Sanat Müziği, Orta Oyunu, Tiyatro, Halk Müziği dallarında çalışmalar yapmıştı. Ayrıca akordiyon, bateri ve marakastan  meydana gelen küçük bir caz  takımı  kurulmuş, bateride Fikret Tarhan, akordiyonda Mehmet Sezen, marakasta Bahri Ayter eşliğinde bir çok balolar verilmişti o günlerde. Hayati ERYİĞİT ile Mahmut ATAGENÇ yapışık  ikizler olarak anılırdı. Ali KOÇÇOBAN, Mehmet SEZEN, Fuat BAŞDOĞAN, Kemal TARHAN, Sezai ERCANLI, Ferit OKTAR, Şeref ATAGENÇ, Mehmet Ali ERDİN, İsmail ÖZUS (Bestekâr, Solist), Nebioğlu ŞAHİN, Öğretmen Gündüz BÖKE o yıllarda bu dallarda hizmet veren büyüklerimizdi. Yine o dönemin aydınları tarafından kurulan dernekler aracılığıyla, sık sık tiyatro oyunları getirilerek sahnelenmesi sağlanır, dönemin ünlü sanatçıları getirilerek, Zileli hemşehrilerimizin seyretmesi sağlanırdı.

            Ulaşımın kolaylaşması, radyonun yaygınlaşması ile Zile kültür faaliyetleri altın yıllarını yaşamıştı o yıllarda aydınlarıyla. Aykut Sineması'nın sahibi Mahmut  AYKUT dernek ve kültür   çalışmalarına sinemasının kapılarını açarak büyük destek vermişti. Şehir Kulübü Zile’nin ileri gelen eşrafının, hâkimlerin, doktorların, avukatların, öğretmenlerin, üst düzey görevlilerin uğrak yeriydi.

            1960 öncesi pek çok gazete çıkarılmış ise de yayınına devam edememiştir. Zile Postası Gazetesi 1960 yılında Sayın Hüseyin Hoşcan tarafından çıkarılmaya başlamış ve günümüze  kadar Zile ve Zileliler'e unutulmaz hizmet vermiştir. İlçede gazeteler Kültür Mustafa namıyla bilinen kitapçıda satılırdı. Bütün kitapçı ve kırtasiyeci Zileli için kültür olarak bilinirdi. Bütün  otobüslerin Zileli  için  Azimkâr olduğu gibi. Bir de İstasyon Caddesi'nde Pekuz Kitabevi vardı.

Zile Basınından Mâziye Bir Nostaljik Esinti

            Okuma yazma bilmeyenler bir zarf bir kağıt alıp, okuma yazma bilen komşunun çocuğuna getirir, askerdeki oğluna, yeğenine, torununa mektup yazmasını isterdi. Mektup yazacak çocuk genelde ne yazacağını bilmez, yazdıran bir şeyler söyler, bunun üzerine mektuba; "Sevgili .....,  Mektubuma başlamadan önce üzerime farz olan Allah selâmını sunar, kara gözlerinden hasretle öperim. Buralarda hava iyi, oralarda nasıl?" diye başlanır, esas yazdırılacaklar yazdırılırdı. Askerden gelen mektupta; "Sevgili ....., Mektubuma başlamadan önce üzerime farz olan Tanrı selâmını sunar, gülden nazik, pamuktan yumuşak ellerinden hasretle öperim. Beni soracak olursanız hamdolsun iyiyim." diye başlanır, ailedeki herkesin ismi sayılarak teker teker ellerinden veya gözlerinden öpülür, mekbubun sonuna 'kestane kebap, acele cevap' diye yazılıp, bir de ağzında mektup olan kuş resmi çizilir, postaya verilirdi.

            Mahallemizin postacısı  başında gri şapkası, sırtında çantası, elinde mektupları ve klâsikleşmiş gri elbisesi ile Amasya Caddesi'nin köşesinden dönüp Partal Sokağa doğru yöneldi mi merakla kimin kapısını çalacağı beklenirdi. Muhittin YANAR, Sadık UĞURTAY, Mustafa KURT, Sadık BOYRAZ, Mehmet, Mustafa KUZU bizlere ve sizlere kimbilir ne sevinçli mektup ve kartlar getirmiştir kimbilir? Atlı Postacılar ise Ömer ALTINSOY, Faruk AKSOY, M. Turgut TOPBAŞ idi.

            Bazı halk âşıklarının o günlerin acı olaylarına yazdıkları tek sayfa olan destan denilen şiirleri, boynunda asılı teybe belli bir makamda okunmuş olarak destancılar tarafından çarşıda, mahalle aralarında 25 - 50 kuruşa satılırdı. Doç. Dr. Özkul Çobanoğlu’nun  ‘Âşık Tarzı Kültür Geleneği’ isimli kitabında, Zile’nin Hatippınar Köyü'nden Âşık Emin DÜŞTÜ, 1948 - 1952 yılları arasında yazdığı destanları 20X30 cm ebadındaki kâğıtlara Zile’de bir kuruşa bastırıp, beş kuruştan çarşıda, pazarlarda sattığından bahsetmektedir.

            Yine o yıllarda Hükûmet Binası'nın yanında ve eski Belediye'nin önünde şipşakçı fotoğrafçılar  sandalyeye fotoğraf çekilecek kişiyi  oturtturur, arkasına siyah bezden bir fon çeker, üç ayak üzerindeki  makinanın arkasına geçip, örtünün altına girip fotoğraf çekerler, suda arabı (negatif poz) bekletip, kuruttuktan sonra siyah beyaz olarak çoğaltırlardı.

1937 - Sami KOÇ

            Aile fotoğrafları çekilip  aileden askarda olana gönderilirdi. O dönemin  fotoğrafçıları Foto Nevzat Eken, Muzaffer Ak (Foto Ak), Kemalettin  Aydın, (Foto Yıldız), Selim LOREL, Mustafa ve Hamdi Uzel ve Sami KOÇ idi. Kemalettin  Şendoğdu ise amatör fotoğrafçılık yapardı.

29 Ekim 2003 - Şekerci - Fotoğrafçı
Kemalettin ŞENDOĞDU

Fotoğraf : Zeynep Orhon TARGAÇ

            Asker  fotoğraflarında sol el çenede ve saat görünecek şekilde pozlar verilirdi. Hislon, Zenit, Nacar marka saatler yaygındı. Orta yaş üzeri ise Demiryol ve başka marka gümüş köstekli kapaklı saatleri yeleklerine çapraz olarak takarlardı. Fotoğrafçı Kemalettin Aydın'ın  fotoğraf  stüdyosunun vitrinindeki  fotoğraflar şimdi bizleri o yıllara götüren birer anı olarak durmakta.

            Zile'de Fethi ALACALI, Şükrü Onur, Şevket Baştürk, Macit GÜRSOY,Nihat  ve Mithat ÇAMSOYLAR, Osman ÇETİN, Ruhi KOCA, Muammer ALPAYDIN, Osman UĞUREL ve Kemal ERSOY o yılların avukatlarıydı.

Yeni Adliye Binası

            O yıllarda İlçe merkezinde dahi kasket giyenler çoğunlukta idi. Erkekler sahu (ceket) içine yelek  darlama (köylerde dallama denirdi) ve işlik giyerdi. Ceket yakaları geniş iken 60'lı yılların sonuna doğru üç düğme ceketler moda olmuştu.

Anfitiyatro - 1977/Bekir ALTINDAL

Moda : Yakalar Dışarda, Paçalar İspanyol.

            Yine bunun yanında 70'li yıllara girilirken İspanyol paça pantalonlar gençler ile genç kızlar arasında yaygınlaşmaya başlamıştı. Kadınlarda dar ve pileli etekler ve boydan bütün elbiseler gözde idi.

    

            Ayakkabıcı esnafının yaptığı potinler, kıyılanmış kavelye, fabrikasyon olarak imal edilen soğuk kuyu ve kara vagun olarak tâbir edilen lâstik ayakkabılar, kışları Zile'de yapılan mes ve mes lâstikleri, naylon ayakkabılar, cizlavatlar giyilirdi. Zile Arslan ve Tepe Lastik Ayakkabı Fabrikaları lâstik ayakkabı imal ederdi. Çocuklar için naylon ayakkabı ve çedikler birer sevinç hediyesiydi. Köylülerde tektük çarık  giyenlere rastlanırdı altmışlı yılların başlarında.

            Özellikle köylerden  bazı insanlar bugün otantik olarak bilinen  mahalli  kıyafetleri  ile  gelirlerdi Zile'ye. Uzun çarşıda Çardak Kahve'nin altında lokantacılık yapan Karabacağın Mustafa Emmi'nin burma bıyıkları ile paçaları dar ve düğmeli cepleri el genişliğinde pantolonu, körüklü siyah çizmesi, ceket ve yeleği, yeleğinde çapraz takılı köstekli saati ile hoş ilginç bir giyinişi vardı. Kadınlar yazlık siyah boy bürük, kışın yarım şal bürükle çıkarlardı dışarı. Bürüklerle yemeniler ağız hizasına kadar örtülürdü. Şeşon denen naylon çoraplar kadınlarca pek tutulmuştu.

Halk Ozanımız Kadir AKALAN

Kaynarî (Gaynarî)

            Hastahane yeni yapılmıştı. Ortaokul, Lise yapımı için dernek kuran Zileli doğumevi için de dernek kurmuş Zile'ye bu eserleri kazandırmıştır.. Bahçesindeki Muharrem Dede isimli evliya korumaya alınmıştı. Op. Dr. Süleyman KİHTİR, Op. Dr. Nazmi AHISKALI, Orhan YALMAN, Orhan KÖKSALAN, Sırrı ONUR, Ali Bey, Haydar ÇAĞLAR, Diş Dr. Şehabettin  ŞENLER, hatırladığım  doktorlardı. Kocatürk ve  Suphiye GERÇEK ve Erdin (Bahattin ERDİN) Eczaneleri  hizmet verir ve pek çok ilâç da bu eczanelerde yapılırdı. Bu yılların sonlarına doğru Eken Eczanesi açılmıştı. Pire ve bite karşı en etkili ilaç DDT olup, sulandırılarak el  pompalarına konup odalara, giyeceklere, yatak ve yorganlara sıkılırdı. DDT'ci  Mehmet Emmi eski şadırvanın yanında DDT satardı.

Devlet Hastanesi

 
Muharrem Efendi'nin Kabri - Hicrî 910 - 1000 (M. 1505 - 1591)

Fotoğraf : Necmettin ERYILMAZ

            Ortopedi doktoru olmadığından kırık çıkıklarda sınıkçılara gidilirdi. Bildişli Kâzım, İğdirli Tahtalı Mehmet Usta, Fırtımanlı Bektaş KOÇAK o yılların bildiğim sınıkçıları idi. Sadık BİLDİŞ, Ahmet PARLAKTAŞ  (TAŞÇIOĞLU), Kocatürk Eczanesi'nde çalışan Abdüsselam BAYRAMOĞLU, Sıhhıye  Mustafa,  Selahattin  ÖZGÜR, Osman GÜR, Sıhhiye Kadir yine o yılların tanınmış  sıhhiyeleri idi. Zonguroğlu Kemal ayakta diş çekerdi. Yine Berber Hamdi de dişçilik yapardı.

            Zile'nin o zamanki mahallelerinde evler genelde iki ve üç katlı ahşap, kerpiç geçmeli binalardı. Duvar örmek için büyük kerpiç kalıpları ve dolma geçmek için küçük kerpiç kalıplarına samanla karılmış, meydan toprağından yapılma çamur dökülür, boş arsalarda kurutulurdu. Meydan toprağı Turhal yolundaki Tekağaç civarından at arabaları ile getirilirdi. Yeni yapılan evlerin  çatısına tavan  (kiremit)  yerleştirildiğinde bayrak dikmek ve helva yapmak âdettendi. Pek çoğu iki katlı, bir, iki veya üç mağlı ( bir mağ bir oda genişliğinde, yaklaşık 3 - 4  metre yola bakan cephe uzunluğu olup, evin iki odası genişliğinde yola bakıyorsa 2 mağ, bir oda genişliğinde  bakıyorsa  bir mağ ) olarak  yapılırdı. Kuyusu, şınevatı, (üzüm sıkacağı) ocaklığı, kileri, bölmesi, ahırı, samanlığı olan  evlerdi.

Hacı Mehmet Mah. Odabaş Sok. No. 11 Necibe - Hilmi Odabaşoğlu Evi

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE 20.08.2004 Cuma 14:56

            Eski evlerde genelde taşlık, kışlık bölme, makat (sedir) ve cağ bulunurdu. Evlerin kapılarında  tokmak veya şakşaklar takılırdı. Tokmak veya şakşak çalınca ev sahibi aşağı inmeden kapıya bağladığı ipi yukarıdan çekerek açardı. Kapılara anahtardan başka çıt yaptırılır, anahtarla kilitlenmeyen durumlarda kapı çıt ile açılırdı. Özellikle köylerde kapı üstlerine üzerlik, boncuk ve yumurta asılırdı âdet olarak. Bazı evlerin yanında bağ damı veya ocaklık vardı. Bunlar eve bitişik damlı yerlerdi. Damlara Dereboğazı'ndan  çorak getirilir, loğ ile düzlenirdi. Bu yıllardan önce yapılan ve özellikle Amasya Caddesi'nin üst tarafında Kislik Mahallesi'nde bulunan evlerin altından KEHRÜZ denen sistemle evlerin suyu sağlanır, su kanalının geçtiği her evin bir yerinde kare şeklinde kapaklı bir yer bulunur, evin su ihtiyacı buradan tas tas alınırmış.  Kehrüze düşen tas, alt taraftaki evlerden çıkarmış. Bu sisteme yetişemedim  ama büyükler anlatırdı.

            Ağbaba yolunda, Hastanenin  altında elektrik santralinde elektrik üretilirdi. Bu santralden önceleri akşamları ve öğle ajanslarında elektrik verilirken, Belediye Başkanı İhsan SARISOY döneminde  gündüzleri başlangıç olarak bir ay devamlı elektrik verilmeye başlanmıştı. Daha sonraları enerji  tüketiminin hızla artması  sonucu  ikinci ve üçüncü  makinaların da  devreye girmesiyle sanayi kesimine de elektrik verilmeye  başlanmıştır. 1964 yılından itibaren demir direkler dikilerek şehir elektrik şebekesi ile donatılmıştı. Altmışlı yıllarda Almus Barajı'nın üretime geçmesiyle Zile enterkonnekte elektrik sistemine bağlandı.

            Mahmut  Aykut Bey elektrik üzerine pek çok eleman yetiştirmiştir o yıllarda. Pek çok evde henüz elektrik yoktu. Evler beş, yedi, on dört numara camlı gaz lâmbalarıyla, lükslerle,  aydınlatılırdı. Ahırlarda ise genelde idare kullanılırdı. Mutfaklarda şömine denen ocaklarda veya gaz ocaklarında yemek yapılırdı. Gaz ocağının başlığının altındaki ispirto haznesine ispirto konur, kibritle tutuşturulur, ocağın başlığı ısınınca   deposundaki gazyağı pompalanarak yakılırdı. Daha sonraları  mutfaklara Milangazlar (likit gaz ocakları) girdi lüks olarak.

            Pek az evde manyetolu telefon vardı. Telefonun kolu birkaç defa çevrilir, karşıdan postane görevlisi  çıkar, ona istediğiniz kişiyi veya numarayı söyler, görevlinin bağlaması üzerine ile konuşulurdu. Tektük olan gramofonlar, taş plâklar yerini  pikap ve plâklara bırakmıştı. Evlerde, bağ ve bahçelerde pilli, ceryanlı radyolar çalınırdı. Ajanslar (haberler), arkası yarınlar, radyo tiyatroları, yurttan sesler, fasıllar, maç yayınları en fazla rağbet gören radyo programları idi. 70'li yıllara girilirken Ankara ve İstanbul'a gidip televizyon  yayınını seyredenlerin Zile'ye gelmelerinde anlatmaları merakla dinlenirdi.

            Buzdolapları henüz yaygınlaşmadığı için yiyecekler kilerlerde, tel dolaplarda, çamdılara (tavana) asılan bez torbalarda, ayrıca kuyulara sarkıtılan sepetlerde, küplerde saklanırdı. Yazın akşamları Kör Hüseyin suyu taşırdı çocuklar yorgun babalara. Kör Hüseyin çeşmelerinden birisi Kışla Mahallesi'nde Şekerci Salim ŞENDOĞDU'nun evinin önünde, birisi Amasya Caddesi'nden Kışla Mahalle'ye ayrılan sokak köşesinde beş altı merdivenle inilen çeşme ile Işık Hamam'dan aşağıda Nazilin Memet'in dükkânının önünde, bir diğeri de Amasya Caddesi’nde şimdiki Belediye araç garajının olduğu yerdeki Ulaş Sineması'nın  arkasında odun pazarı çatında idi.. Sonraları kayboldu suyu.

Işık Hamamı Soğukluğundan Görünüş

Tokat Tarihî Su Yapıları (Hamamlar) Kitabı.

            Genelde eski evlerde kuyu bulunurdu. Yine pek çok evde, köşe başında soku taşı ile evlerde ekseriya esvap taşı vardı. Soda ve küllü su ile çamaşır yıkanır, esvap taşlarında tokuçlanırdı. Tokuçlar ağaçtan saplı ve oval bir şekilde boy boy büyüklükte yapılır ve satılırdı. Büyük kazanlarda bulgur kaynatılır, cıvlara (kenevirin saplarının iple birbirine bağlanması ile yapılan ev gereci) tarhana serilir, sokularda konu komşu kızlı erkekli tokmakla yarma, bulgur dövülürdü. Fazla miktardaki  bulgur  setenlerde dövülmeye götürülürdü.

Seten Taşı

            Bazı mahallelerde bulunan setenlere tek at koşulur, belli bir ücretle dövdürüldükten sonra getirilip, kurutulurdu. Evlerde konu komşu belli zamanlarda imece ile bir araya gelip değirmen taşlarında bulgur, yarma çekerdi. Genelde iki üç veya dört kişi ile bulgur çekmede birisi arada avuç avuç bulguru değirmen taşının ortasındaki delikten gerimşeğin üzerine dökerken maniler, türküler söylenirdi.

ALTINDAL Ailesi Kepez Köyü'nde Seten Taşı Önünde

            Turhal yolu yeni asfaltlanmıştı o yıllarda, Çekerek yolu henüz asfalt değildi. Asfalt olmayan yollara şose denirdi. Şehir içinde faytonlar çalışırdı. Şimdiki onbir katlı binanın köşesinde ve Turhal Caddesi'nde Şehir Hamamı'nın yanında fayton durakları bulunurdu.

Şehir Hamamı ve Hasan Ağa Camii

Yağlıboya Tablo 70X100 cm İlhan TRAK

            Kim bilir Mehmet Ali KARABOĞA, Bekir Usta, Faytoncu Necmi, Abdullah Usta, H. İbrahim GÜMÜŞDİŞ, Gani MENTEŞ, Hasan BAŞBEKLEYEN veya Dursun KOKULUBEY’in faytonuna binip evinize, misafirliğe veya bağa gidip gelmiş olabilirsiniz o günlerde.

Bedesten Câmîi ve Faytonlar
       

            Şehir dışı çalışan Chevrolet, Ford, Opel, Wolkswagen marka araba, pikap ve minibüsler vardı.  Avukat Mithat Çamsoy'un Chevrole'si, Doktor Orhan Bey'in Opeli ve Müdürümüz Asım Ozan’ın lâcivert Wolkswagen'i kalmış hafızamda. Hele Çavdaroğlu Kemal'in 62 model Skoda Station'u vardı ki taksi yokluğunda Zile'deki bütün gelinleri o çıkarırdı. Çekerek yolunun ve köylerin en iyi ulaşım aracı Land - Rower jiplerdi. Eski tip  minibüsler çalışırdı Turhal'a. Önden iki lâstiği bitişik Oliver, Massey Harris, Major Fordson, Fiat, Magirus 35'lik, 45'lik Hanomag, 35'lik, 65'lik Massey Ferguson marka traktörler çalışırdı tarlalarda.

            Ankara'ya İstanbul'a Azimkâr'ın seferleri başlamadan önce Turhal'daki otobüs servisleriyle Ankara'ya gidilirdi. Sonraları şimdiki Adliye Sarayı'nın yerinde bulunan garajdan şahıs otobüsleri Ankara'ya sefer yapmaya başladılar. Daha sonraları ise müteşebbis otobüsçüler birleşerek Azimkâr Otobüs Şirketi'ni  kurdular. Bussing, Man, Havalı Apollo (Magirus) marka otobüslerle hizmet verirlerdi. Havalı Apollolar yeni çıktığında, ne geçti, magirus geçti sözü meşhur olmuştu. Şehirlerarası otobüslerde bagajlar üste yüklenirdi. Tahtadan yapılma renkli süslemeli, kilitli bavullar yüklenirdi otobüslere.

Azimkâr Otobüsleri İşletmesi Yazıhanesi

 

            Küreği büyüğün fordu kaldı hafızalarda. Rahmetli Ejderin Elmadağ’da kazada hayatını kaybettiğini hüzünle hatırlıyorum Bir Kiraz Bayramı öncesi Karayün Beleni'nde freni patlayan Azimkâr’dan atlayan  Öğretmen Mustafa Vural’ın tıp öğrencisi oğlu ölmüş ve otobüs sağ salim Zile’ye ulaşmıştı. Bu acı olay bütün Zileliler'i derin üzüntüye boğmuştu o günlerde. Altmışlı yılların sonuna doğru  Mercedes Benz'ler çıktı piyasaya.

Âşıkoğlu Necati AKYUNAK ve Ailesi

Altınevler Mah. Artova Cad. No. 6/A - Yıl : 1970

            Şehir içinde sepetli Planet marka Rus motorlarına rağbet fazlaydı. Ahmet ODABAŞOĞLU'nun ithal ettiği bu motorsikletler rahmetli Âşıkoğlu Necati AKYUNAK'ın Altınevler Mahallesi'ndeki evinin arka bahçesinde onlarca, dizi dizi satılmayı beklerdi. Stadion  marka küçük  motosikletler yeni yeni çıkmıştı. Öğretmenler Mithat Beki, Suphi Kılıç ve Bekir Demirsal’ın bu Stadion marka motosikletlerinin sesi duyulurdu caddelerde. Sivas - Samsun yolculukları  genelde  buharlı  trenlerle  yapılırdı. Askere  gidenler istasyonda  uğurlanırdı.  Zile istasyon arası tozlu yolda eski Ford otobüsler  sonraları minibüsler yolcu taşırdı. İstasyonda  buharlı trenleri seyretmek, trenlerin uzaktan duyulan ve gurbeti, sılayı  çağrıştıran o tiz düdük sesleri ürperti ve bir başka heyecan verirdi. Bugün o düdük sesine hasretiz artık.

Âşıkoğlu Necati AKYUNAK

03.03.1956 - Kars'ta Askerdeyken...


ZİLE YOLLARI

.

Bir beyaz mendilin sallanışını,

Unutmam o gece ayrılışını.

Silemem gözümün coşkun yaşını,

Uzayıp giden o Zile yolları.
16.03.1956/Kars
Âşıkoğlu Necati AKYUNAK

             Altmışlı yıllardan önce sık sık Zile’ye gelen deve kervanları, altmışlı yıllarda seyrek gelirdi. Amasya Caddesi'nin bitimindeki Ören'de eğlenirdi develer. Bazen de akşam üstleri "Develer geldi" diye bağırırlardı Tekke Hamam Sokağı'ndaki çocuklar. 1964 yılında mahallenin çocuklarıyla beraber Ahmet Ergin AKYUNAK'ın ellerini tutan Fatma Saliha AKYUNAK koşarak giderlerdi izlemeye develeri. Nadiren gelen develere açıkta hayran hayran bakarlardı. Ağabeyinin elini tutuşundaki güvenle hayvanları görmenin mutluluğunu duyumsarlardı minicik yüreklerinde. Develer şimdiki Postahane'nin cıvarındaki handa konaklamaya gelen tüccarlarla birlikte eğlenir ve dinlenirdi.

            Erkek Sanat Okulu, (şimdiki Endüstri Meslek Lisesi) çevre ilçelerin en iyi okuluydu.  Zile Ortaokulu da altmışlı yılların ortalarında Zile Lisesi oldu. O yıllarda liseler ilçelerde açılamıyordu Lise Yaptırma Derneği Başkanı rahmetli Arif Hoca, Mahmut AYKUT, Coşkun ERTEPINAR, Fikret TARHAN ve Sayman Hüseyin ÖZVER, Haydar ÇAĞLAR, Şehabettin NADİR, Bekir Telkenaroğlu, Halit  ÖZÜTÜRK, Lütfi KAYRAN,  Osman UĞUREL, Mehmet ŞENGİZ, Osman BAŞTOPÇU, Osman ÇETİN, Macit GÜRSOY ve şu anda isimlerini tam tespit edemediğim dernek üyelerinin üstün gayretleri ile Lise açılabildi.

Endüstri Meslek Lisesi (Erkek Sanat Okulu)

Arkada Hüseyin Gazi Tepesi - 26.12.2003

            Zile’nin aydınları Lise için 10 yıl emek vermişlerdi. Lise’den mezun olanlar ve halen okuyanlarla okuyacak olanların bu Zileli büyüklerine şükran duyguları olmalıdır. Bu yılların sonlarına doğru Lise  Mahallî Radyosu Lise Müdürü Cemal ÖZDEMİR ve Mehmet SEZEN' in gayretleri ile kurulmuştu. Kısa dalga 42 metreden birkaç saat amatörce çevreye yayın yapardı. Kız Sanat Okulu ve İmam Hatip  Okulu'ndan başka, İstiklâl, Sakarya, Necmi Muammer, Hüseyin Gazi, Altınyurt ve İstasyon İlkokulları öğrenim verirken, Cumhuriyet ve Atatürk İlkokulu açılmıştı dönem başlarında. 1967 kayıtlarına göre, 116 köyden 86'sında ilkokul bulunmakta ve Zile merkezde ise, 8 ilkokulda 79 öğretmen ve 3.462 öğrenci ve köylerde ise, 172 öğretmen, 7.480 öğrenci öğrenim görmekteydi. Orta öğretimde ise, 63 öğretmen ve 2.145 öğrenci ile öğrenim yapılmakta idi. Kız Sanat Okulu bu yılların başlarında açılmıştı.

Zile Lisesi Bando Ekibi / Majör : Engin AKYUNAK - 1978

Kameraman : Mehmet SEZEN - Zile Turizm ve Tanıtma Derneği

            Altmışlı yılların sonlarına doğru şimdiki Fevzi Çakmak Ortaokulu İkinci, Alparslan Ortaokulu da Birinci Ortaokul olarak eğitime başlamıştı. Okullar bayramlara yavrukurt kıyafetiyle katılırdı. Ortaokul, Lise, Sanat okulu, Kız Sanat Okulunun kız ve erkek  öğrencileri  kartal armalı  şapka giyerlerdi.

1968 Kiraz Festivali'nde Zile Lisesi ve Sanat Okulu Bandosu

Kameraman : Mehmet SEZEN - Zile Turizm ve Tanıtma Derneği

            İlk olarak Erkek Sanat Okulu yeşil beyazlı bando takımını, daha sonra Zile Lisesi kırmızı beyazlı bando takımını kurmuştu.

Bekir ALTINDAL

Zile Lisesi Bando Takımı - 1972
M. Ufuk, Nilgün ve Gülây MİSTEPE

19 Mayıs 1970 - Zile

            Bando takımlarının trampet derileri arkadaşım Halit Ayata’nın Dedesi, mahalleli ve sokağımızın çocuklarının çok sevdiği komşumuz Dabak Eşref Usta ve diğer dabaklara yaptırılırdı.

Fevzi Çakmak Ortaokulu Bando Takımı Öğretmenleriyle

.
23 Nisan Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramı

İlkokul Mehter Takımı Gösteri Sırasında

            İlk okullardan ise ilk  bando takımını İstiklal İlkokulu'nun kurduğunu hatırlıyorum. Bu yılların ortalarında İlyas Hoca'mız Hüseyin Gazi İlkokulu'nda karma bir mehter takımı kurmuştu.

Zile İmam Hatip Okulu Mehter Takımı - 1975 (?)

            O zamanlar millî bayramlar Hükûmet Konağı'nın önünde yapılırdı.

            Cumhuriyet Bayramları'nda demirci, bakırcı, mazman, marangoz, kalaycı, manav, saraç gibi esnaf at arabalarını veya traktör vagonlarını bayraklarla donatıp, resmi geçide katılırlardı.

29 Ekim 1969 Cumhuriyet Bayramı'nda Berberler Derneği Tören Geçitinde

            70'li yıllara  doğru arkadaşımız ve Zile Gençlik Spor’un kalecisi Ahmet YAPRAKDAL'ın judo   gösterileri  özellikle gençleri ve çocukları heyecanlandırırdı. Yine Mehmet KARAKALKAN'ın İkinci Ortaokul'daki (Fevzi Çakmak) basket ve voleybol teşvik ve çalışmaları, diğer okullarda sevilmeye  ve  önem verilmeye başlanmıştı.

Alparslan Ortaokulu Yıldız Kız Kros Takımı
Mehmet KARAKALKAN Direktörlüğünde

1976 Eskişehir Türkiye Üçüncülüğü

            Kışla Mahallesi'nden Gazi İsmail (Özgür) Emmi ile ismini bilemediğim bazı gaziler gazi kıyafetleri ile her bayrama katılırdı. Altınyurt İlkokulu yıkılıp yerine şimdiki Özel İdare Binası yapıldı daha sonraları.

            Sert disiplinli okul müdürleri ve öğretmenler uzaktan görününce çocuklar yollarını değiştirip sokakta ve çarşıda görünmemeye çalışırlardı. Bazı Müdürler, geceleri sinema önlerine, kahvehanelere gelerek talebe kontrolleri yapardı. Cemal ÖZDEMİR, Kemal GÖZCÜ, Lütfi  IŞIK, Asım OZAN, Fehmi  FELEK, Bekir TELKENAROĞLU, Muhittin GÖKALP, Osman BAŞTOPÇU, Fikret TARHAN, Rıfat BAŞDOĞAN, Ömer AÇIKEL, Tahsin GÜLTEKİN, Osman BAŞDEMİR, Veli ULUEKMEKCİ, Seyit SANVER, Yakup Lütfi SEREZLİ ve Muhsin DEMİRCİ, hatırlayabildiğim kadarıyla o dönemin okul müdürleri ve öğretmenleriydi. Benim ilkokul öğretmenim ise Saadet KARTARI idi. Köy öğretmenleri o günün zor şartlarında ayda bir maaş almak için jiple, yaya, atla ilçe merkezine gelirlerdi.

Fevzi Çakmak Ortaokulu Bayan Öğretmen ve Kız Öğrencileri

19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik Spor Bayramı Geçit Resmi

            Lise, Erkek Sanat Okulu ile Kız Sanat Okulu’nun değerli idealist öğretmenlerinin öncülüğünde bizzat kendilerinin öğrencilerle birlikte oynadıkları piyesler, temsiller sahnelenir, büyük bir başarıyla Zileli hemşehrilerimize sunulurdu. Sadece radyo, sinema ve pikabın olduğu bu dönemlerde yapılan bu çalışmalar  birer kültür hizmetiydi. Ne zamanki televizyon yayınları Zile’de başladı; bu kültür faaliyetleri de yetmişli yılların ikinci yarısından sonra kaybolmaya başladı.

            Yıl 1970; Zile II. Ortaokulu (Şimdiki Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu) Erkek Sanat Okulu'nda Molière'in L'Avare (CİMRİ) piyesini 3 gün üst üste büyük bir tezahürat altında oynamış; başrol Harpagon rolünde o zaman Ortaokul III/A sınıfında okuyan M. Ufuk MİSTEPE Zile halkıyla ilk sosyal iletisini sağlıklı bir frekansta kurabilmiş ve heyecanlı ve hızlı konuşmasına rağmen tüm ekiple birlikte sevgi dolu alkışları kotarmıştı Zile'nin kültürlü insanlarından ve Zile Postası Gazetesi bunu haber başlığı yapmıştı o günlerde.

Osman Akdurucak, M. Ufuk Mistepe, Banu Akbay, Mehmet Elbaş ve Diğer Zileli Oyuncular.
         
Zile Erkek Sanat Okulu - 1970 (Molière’in ‘CİMRİ’ piyesi)

            1968 ve sonrası yıllarda solist ve solo gitarda ATA, ritm gitarda M. Engin AKYUNAK (Şimdiki Turhal 2. Noteri) ve bateride Abdurrahman KARANFİL kurdukları orkestra ile müstesna etkinliklerde Zile halkına unutulmaz nostaljik esintiler yaşatırlardı.

            Yine Lise - Sanat Okulu arasındaki tatlı rekabette bilgi yarışmaları, münazaralar yapılır, bu yarışmalara günlerce hazırlanılır, heyecanla beklenirdi. Futbol, basketbol maçları, münazara ve bilgi yarışması, törenlerdeki bando takımı gösterisi, 19 Mayıs Bayramı'nda yapılan kasa minder hareketleri, yanan çemberden atlama gösterileri, koşular iki güzide okulumuzun rekabet ettiği alanlardı.

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı

Öğrencilerin Bir Gösteri Tablosu

     
Makalenin Devamını İzlemek İçin Tıklayınız

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR