|
ZİLE |
|
Makale : M.
Ufuk MİSTEPE
(Araştırmacı - Orman
Endüstri Yüksek Mühendisi)
(Bu sayfa en son 10
Kasım 2008 tarihinde güncellenmiştir.
M. Ufuk MİSTEPE / TMO Güvercinlik Lojmanları - Temmuz 2006
Z-STK
ZİLE SİVİL TOPLUM
KURULUŞU
TARİHÇE ALBÜMÜ
Bolu İzzet Baysal Caddesi - |
10 Mayıs 1991, ÜNYE
EVLERİ O gün Ü-STP ve Z-STK, Ve, |
Her insanın hayatında dönüm noktası olan ve kıvılcımı başlatan bir olay yatar. 10 Mayıs 1991 tarihi de M. Ufuk MİSTEPE'nin yaşamında bir dönüm noktası olmuştur. Ünyeli hemşehrisi İnşaat Mühendisi Eren TOKGÖZ'ün Bolu'da açmış olduğu "Ünye Evleri Karma Fotoğraf Sergisi" kıvılcımı başlatan aktivitedir.
Sergi, Bolu Kültür Müdürlüğü binasındaki Sanat Galerisi'nde açılmıştı. Bolu Kütüphanesi'nin arka cephesine bitişik bu bina 1999 Bolu Depremi ardından bakımsız kalmış ve metruk görüntüsünün izlerini taşıyor şimdiki halini kızımın deklanşöründen aşağıdaki gibi kare içerisine almıştım.
12 Kasım 1999 Depremi Ardından Tahribat Gören Bolu
Kütüphanesi ve Kültür Müdürlüğü Binası
Fotoğraflar : Elif Nihan GÖKAY (Mistepe) - 08 Temmuz 2007
Eren Ağabey'i sergide bulamamıştım ama salonu dikkatlice gezmiş, incelemiş ve sergilenen Ünye Evleri'ne hayran kalmıştım. Böylesi bir çalışmanın sadece çerçevelerde asılı kalmasına gönlüm razı olmamış ve fotoğrafların bir albüm içerisinde basılması temennisi ile Ziyâretçi Defteri'ne aşağıdaki notları düşmüştüm.
Eren TOKGÖZ'ün
Sergi Ziyâretçi Defteri |
Ve, Ziyâretçi Defteri'ne yazdığım sol yandaki anı hâtıratdan sonra Sayın Eren TOKGÖZ Ağabey aşağıdaki fotoğrafta görülen ORÜS Bolu Müessese Müdürlüğü'ndeki çalışma odama beni iade-i ziyârete geldi. Ünye ve sanatla dopdolu birkaç saatin ardından farklı duyumların bende bıraktığı derin izlerle ağabeyimi işyerine yolcu ettim ve düşünceler yumağında böylece ilk kıvılcımı tevafuken almış oldum. Düşlerimde yatan memleketim Ünye ile hayran olduğum ve Anadolu özlemini doyasıya tattığım Zile, neden şahsımın ortaya sereceği aktivitelerle benzer tanıtımlara sahne olmasındı? Ama bu düşleri gerçekleştirmek çok zordu, uzun vade istiyordu, sabır gerektiriyordu, bilgi birikimine ve insanların eğitilmesine, iletişim imkânlarına, desteğe, deneyime ve insan kaynaklarına ihtiyacı vardı. Altyapıyı ortaya çıkarmak ve Kültür Havuzu oluşturmak kolay olmadı! |
Yavaş yavaş zihnimde "Yaşanabilir Bir Zile ve Ünye" Projesi şekillenmeye başlıyordu. En büyük engel iletişim sorunuydu. Ünye ve Zileli hemşehrilerimle irtibat kurabilmem ve Kültür Havuzu oluşturabilmem için iletişim süreci bilgisayar denilen ve henüz kullanımı ülkemizde yaygınlaşmamış bir medeniyet aracından faydalanmamı zorunlu kılıyordu.
İnşaat Mühendisi Eren TOKGÖZ'ün ORÜS Bolu Müessese
Müdürlüğü'nde MİSTEPE ile Buluşma Mekânı
Fotoğraf : Elif Nihan GÖKAY - 08 Temmuz 2007
10 Mayıs 1991 tarihinden sonra adım adım gerçekleşmesine yüreğimi koyduğum proje desteğinde güzel ÜNYE ve ZİLE'me odaklandım ve 17 yıl içerisindeki gelişmeleri sizlere fotoğraflarla özet bir biçimde aktarmak istiyorum.
Altı aşamalı bu projenin gelişimi ve olgunlaşması yıllar aldı. Her bir aşamanın sindirilmeden bir diğerine geçiş süreci sancılı olabilecekti. Bu itibarla projenin tümüyle kamuoyuna anlatılmadan önce adım adım yaşanmasını plânladım ve zaman içerisinde diğer aşamaları açıklamaya karar verdim.
1991 yılında, ORÜS Bolu / Karacasu Müessese Müdürlüğü'nde Linux sistemle çalışan kompütürlerde Ünye ve Zile'ye ilişkin dokümanları bilgisayarıma yüklemeye başladım. Henüz Windows İşletim Sistemi bilinmiyor ve PC denilen kişisel bilgisayarlar çalıştığım kurumda kullanılmıyordu.
ORÜS Genel Müdürlüğü / Bolu (E-5 Karayolu'na Bakan Odam) -
TMO Genel Müdürlüğü'nde İkinci Çalışma Yılım.
M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - 1995 ORÜS Genel Müd. Bolu (Solda) / 2001
TMO Genel Müd. Ankara (Sağda)
Kültür Havuzu oluşturmak için bir on yıl düşünmüştüm, ama daha fazlası gerekecekti. Bir yandan bilgileri bilgisayarda toplarken öte yandan bilgisayar eğitimi almak için Bolu Halk Eğitim Merkezi'nde kursa gittim ve PC Operatörlük Sertifikası aldım. İnternette mesajlaşmalar, sohbet ortamı, internet siteleri ve gruplar yaygın olmadığı gibi bilinmemekteydi.
Oysa hemşehrilerimle bilgi iletişim ve paylaşımını gerçekleştirmem kaçınılmazdı. Proje, bilgi paylaşımsız gelişme gösteremezdi. Yıllar içerisinde Ünyeli ve Zileli araştırmacılarla tanışma ortamı bulup, onların birikimlerinden istifade ederken kütüphaneleri de kendime mesken kılmıştım.
Bu süreçte önemli bir karar vermem gerekiyordu. Yirmi yıl gibi sonuçlarını görmem için insan hayatında önemli bir periyot gerektiren bir proje çalışmasını başarabilmem için makam, mevki gibi saplantılardan uzak durmam ve Ünye / Zile'ye konsantre olmam gerektiğini biliyordum. Azmimde kararlılık gösterip, 17 yıl bir makam talebinde bulunmadım ve kendi köşemde araştırma ve derleme çalışmalarımı sessizce sürdürdüm. Bu önemli bir fedakârlıktı.. değeri anlaşılır mı bilemem ama çok az kişinin okey diyebileceği bir tercihti!
Ünye ve Zileli hemşehrilerimle iletişimi kurmak için başlangıçta Ünye ve Zile Belediyeleri'nin internet sitelerindeki Ziyâretçi Defterleri'ni kullanma yolunu tercih ettim. Yazışmalar yaptıkça insanların ufkunu açmak, onların birikimlerinden faydalanmak ve paylaşımın artılarında birikimlerimi kamuoyuyla paylaşmak için internet sitesi açmamın gerekliliğini fark ettim. Bu konuda deneyimli insan çok azdı ve lüks bir kuramdı. Kısa yoldan bu gerekliliği kullanıma açmak için kendi imkânlarımla FrontPage Programı'nı kullanmayı öğrenip, ücretsiz web site alanı ve adı almak suretiyle yıllar içerisinde birkaç firmadan web hosting hizmeti aldım. Amatörce birikimlerimi bu siteye aktarırken bir yandan da hemşehrilerimle fikir teatisinde bulunuyor, onlarla tanışıyor ve onlara üzerinde yaşadıkları zengin altyapı ve kültürün detaylarını aktarmaya çalışıyordum.
Ünye Belediyesi Web Sitesi Halen Ziyâretçi
Defteri'nden Yoksun!
http://www.unye.bel.tr/
Araştırmalar bölük pörçük ve insanlarımız da okuma kültüründen hayli uzak olduğu için onları bu konuda aydınlatmak, eksiklerini kapatmak bana düşüyordu. Bilgi sahibi olan insanlar vardı ama teknolojiden uzak oldukları için birikimleri kamuoyu nezdinde bir anlam ifade etmiyordu. Kitap bastırma şansı olanların haricindekiler piyasada kaybolmaya mahkûmdu. Bu insanları tetiklemek gerekiyor, eli kalem tutabilecek insanları ortaya çıkarmak gerekiyor ve onları paylaşıma ve araştırmaya özendirmek gerekiyordu. Birçoğu kendi değerinin, birikiminin farkında olmadığı gibi memleketlerindeki değerlerin de farkında değildi.
Toplumda çok farklı yapıda insanlar olduğu için mesajlaşma etiği de henüz oturmadığından insanlar birbirlerine ithamda bulunmaya, hakaret etmeye ve Belediye Başkanları'nı suçlamaya başladılar. Bir yandan okul gibi Misafir Defterleri'nde bilgi paylaşımı yapılırken öte yandan insanlarla mutabakata varma mücadelesi sürdürülmekteydi. Henüz proje kamuoyuna lânse edilip, açıklanmamıştı. Bunun önemli bir sebebi vardı.
"Yaşanabilir Bir Ünye ve Zile" Projesi'nin altı aşamalı sürecinin kamuoyuna açıklanmamasının farklı sebepleri vardı. En önemli nedeni toplumu yönlerinden güçlerin tepkisine mazhar olmamaktı. Diğer bir neden, çıkar çevrelerinin tavuğuna bu gelişme sürecinde 'kışt' dememekti.. en sonuncu ve göz ardı edilemez diğer bir neden de insan karakterindeki çekememezlik, hasetlik duygularını kabartıp ego tatminsiz toplumda itibar gören yarı aydınların egosunu kamçılamamaktı! O yüzden projenin ikinci aşaması.. iki yıl süre biçtiğim "Ego Tatminsizliği - Ben Merkezlilik" üzerine biçimlendirilmişti.
Henüz, internette gruplaşma kültürü yaygınlaşmadığından Belediyelerin Ziyâretçi Defterleri ile sürdürülen yazışma trafiği uzun sürmedi. Belediye Başkanları kendilerinin kritik edilmesinden ve hakaretâmiz sözlere muhatap olmaktan rahatsız olup, Ziyâretçi Defterleri'ni kapatmak zorunda kaldılar. Proje önemli bir çıkmaza girmiş ve iletişim kapıları kapanmıştı. Kısa vadede bir şeyler yapılması gerekiyordu.
Zile Belediyesi Web Sitesi Halen Ziyâretçi
Defteri'nden Yoksun!
http://www.zile.bel.tr/
Ve Google imdadıma yetişti! Bu sitenin henüz vermeye başlamış olduğu GRUP hizmetinden istifade ederek ÜNZİLE GRUBU'nu kurdum. Ünye ve Zileli hemşehrilerimi kısaca ÜNZİLE adı altında bir çatıda buluşturup iki yıl kadar mesaj trafiğinde soluklanma imkânı buldum. Bu duruma daha fazla devam edemezdim; çünkü her iki yerleşim birimi kendi içerisinde farklı kültüre sahip insanlardan oluşuyordu. Şahsıma saygıdan olsa gerek pek sert çıkışlı tepkiler gelmiyordu ama bazı sitemli mesajlardan artık grubun Ünye ve Zile ayağından bölünmesi gerektiğini hissedebiliyordum.
Şirin Ünye Gazetesi -
25.04.2007
Bu süreç devam ederken aktivitelerimi gören hemen hemen tüm Zileli ve Ünyeli hemşehrilerim birikimlerini benimle paylaşmaya başladılar. Onların çalışmalarını ve günümüze taşıdıklarını ben de web sitesinde onların adıyla aktarıyor ve makaleler hızla Kültür Havuzu'nun dolmasına vesile oluyorlardı. Hedefim 300'er makaleye ulaşmaktı ve 15 yıl sonra bu hedefe ulaşmak nasip oldu. 17 yılın sonunda http://unyezile.net sitesi Kültür Havuzu 352 Ünye ve 400 Zile makalesi ile toplam 752 makale ve 8.600 fotoğrafla kültürel bazda bir Türkiye Rekoru kırmıştı ki bu hemşehrilerimin kesin bir başarısıydı ve rakibi de yoktu! Hergün kendi rekorunu egale ediyordu...
Hiç boş durmuyor.. bir yandan kütüphaneleri didik didik tararken öte yandan araştırmacıları geziyor ve onların birikimlerini de siteye aktarıyordum. Kimleri ziyâret etmedim ki? Bu yüzlerce mümtaz insanların adını burada eksiksiz saymam mümkün olamadığından affınıza sığınıyor ve yazamıyorum. Sadece bir isim üzerinde durmamın gerekliliğine inanıyorum.
Kızım 23 Aralık 2006 tarihinde Zile'den evlilik yapınca dünürüm olan Ahmet GÖKAY'ın Ocak 2007 tarihinde işyerine yaptığım ziyârette tevafuken Hulusi SEREZLİ ile tanıştım. Benim internette yapmış olduğum etkinlikleri takip ediyor olsa gerek benimle ilgilendi ve Zile hakkındaki birikimlerini benimle paylaştı. Muhabirlik dönemindeki haber kupürlerini, gazetelerdeki Zile ile ilgili sakladığı konuları ve birkaç fotoğraf ile birkaç makaleyi kopyasını almak üzere bana teslim etti. Ona yapmak istediklerimi kısmen anlatıp, geçmişimi özetledim.
Hulusi
SEREZLİ 20 Ekim 2006 Saat 12:25 TMO Ankara
Foto : Mehmet Özgöçmen - M. Ufuk MİSTEPE Fot. Arşivi
Bana verdiklerinin tümünü kendi adıyla sitede yayınlayıp çalışmalarını kamuoyuna tanıttım. O güne kadar, yani ben bu işe gönül verdikten 15 yıl sonrasına kadar Zile'de iz bırakacak aktivitesi olmamış ve uzun zaman Zile'de sosyal etkinlikten uzak kalmıştı. Belgeler bunu gösteriyordu. Kendisini onöre ederek "Sönmüş bir volkanı indifaya geçiriyorum." her halde diye de espri yapıvermiştim. Bana sıkça "mütevazi bir insan olduğunu ve ön plânda görünmekten, isminin anılmasından nefret ettiğini" söylüyordu. Önyargılı olmadığım için inanmıştım ben de...
20 Ekim 2006 tarihinde iade-i ziyâret yaparak Ankara'daki TMO Genel Müdürlüğü'nde bulunan çalışma ofisime geldi ve ona gene çalışmalarımdan bir miktar daha bahsettim ama projemin tamamını anlatmadım. Çünkü toplum buna hazır değildi.. zamana göre açıklama yapıyordum.
Ankara'dan Zile'ye döndüğünde sürpriz bir şekilde Zileliler Plâtformu'nun kurulduğunu gördüm ve kendini Başkanlığa getirip, beni de fahrî üye yapmış. Entrikalarına kaldığım yerden projemi haksız sahiplenerek devam edeceğini anlamıştım. Beni dışlayıcı, umursamaz tavır sergilemesi devamlılıkta kararlılığını açıkça gösteriyordu. 15 yıllık emeğimin sahiplenilmesine içerlemiştim. Grup kurulduktan kısa bir müddet sonra Plâtform Yönetim Kurulu adına bir üye beni telefonla arayarak "Haftada bir mesaj yazmamı ve sadece Zile konusunda yazı göndermemi" lisan-ı hal ile ifade etti. Yani, kibarca "Sesini Kes! Buraya Kadar!" denilmek isteniliyordu. Ve mesajlarıma sansür koydular, mesajlarımı yayınlamadılar. Bir müddet bu arkadan vurulmuşluğa sessiz kaldım ve mesaj yazmadım.. internet sitesinden hemşehrilerimle irtibatı devam ettirdim ve Web Sitem'deki Ziyâretçi Defterim yüzlerce mesajla çalışmalarıma desteğin esirgenmediğini ortaya koyarak bana teselli verdi.
Zile Sevdalıları Hulûsi SEREZLİ ve Necmettin
ERYILMAZ Refakatinde Safranbolu Tetkik Gezisinde
Hulûsi SEREZLİ Fotoğraf Arşivi - 10.12.2006 / Safranbolu
Mütevazi ve ön plânda görünmekten nefret eden şahıs birden sofrada baş köşeye kurulmuştu.. ben de uzaktan seyrediyordum olan biteni. Ve bu arada Zile Grubu'nun ÜNZİLE Grubu'ndan ayrılmasının doğru olacağını düşünerek Zilelilerin ÜNZİLE Grubu'ndan ayrılmasını ve bu yeni oluşumda yer almalarını salık verdim. ÜNYELİLER GRUBU olarak ayrılmanın ilk buruk hüznünü yaşadık 2006 yılında...
http://www.sirinunye.com/detay.asp?hid=2145
Ünyeliler, ÜNYELİLER GRUBU'nda.. Zileliler de Zile Plâtformu'nda mesajlaşma trafiğini sürdürmeye başlamışlardı. Projenin iki ayağı tamamen ayrılmıştı. Zaten de böyle olmalıydı. Ve ikinci sürpriz bomba arkadan patlayıverdi. Zile Toplumsal Dayanışma Plâtformu kurumsallaşıyordu. Ortada vahim bir durum vardı. Proje aşamaları sekteye uğramış ve meyve olgunlaşmadan aceleyle devşirilme telâşesi başlamıştı!!!
Oysa amacım; altı merhaleli bir hedefi kapsamaktaydı.
1. Ünye ve Zile Kültürü'ne ait bugüne değin elimize ulaşmış tüm belgeleri bir KÜLTÜR HAVUZU içerisinde toplamak.
2. Ünye ve Zileli hemşehrilerimi bir çatı altında toplayarak ortak kültürde kaynaşma zemini hazırlamak için Grup Disiplini içerisinde birlikteliği yakalamak.
3. Ünye ve Zile halkına ÜNYELİ ve ZİLELİ OLMA ŞUURU, ÜNYELİLİK ve ZİLELİLİK BİLİNCİ'ni pekiştirme olgusunu zihinlere yerleştirmek.
4. Ortak şuur ve bilincin yerleşmesi ardından farklı düşünce yapısına sahip insanlarla ortak paydada buluşmanın zirvesi olan ÜNYE ve ZİLE PLÂTFORMLARI'nın oluşumuna zemin hazırlamak.
5. Ü-STP'nin sinerjisini kullanarak uzun vadede "Yaşanabilir Bir Ünye ve Zile" hedefleyerek Ünye ve Zile'yi nihaî hedef olarak Eğitim, Kültür ve Turizm Kenti'ne dönüştürmek.
6. Ünye ve Zile arasında İpekyolu Festivali'ni gerçekleştirip, Ünye ve Zile'yi ortak hedefte kardeş kent ilân etmek.
Yıllardır Ortada
Görünmeyip, M. Ufuk MİSTEPE'nin Sitesinde Görüldükten Sonra Birdenbire
Ünlenen
Ama Ön Plânda Görünmek İstemeyen, (!) Mütevazi (!) ve Adının Duyulmasından
Rahatsız Olan (!) Zileli Hulusi SEREZLİ.
Hulûsi SEREZLİ; Bşk. Murat AYVALIOĞLU, Necmettin ERYILMAZ
ve Zileliler'le Ön Plânda Görünmeden Sosyal Aktivitelerinde!
Altı aşamalı projemin 2. ve 3. aşamaları atlanılarak 4. aşamaya bodoslama girilmişti. Bu daha başlamadan bitişin habercisiydi. Çünkü Zile halkı henüz Grup Kimliği'nin ne olduğunu bilmediği gibi Zilelilik Şuuru ve Bilinci daha pekiştirilmemişti. İnsanların kaos ve belirsizlik ortamında birbirlerini kırmaları işten bile değildi! BEN şuuru aşılamamış ve BİZ olgusu henüz pişirilememişti!
Ü-STP Grubu'nun Kapanmadan Az Önceki Son Ekran Görüntüsü - 29 Ağustos 2007 /
Saat 14:20 Ankara
Grup, Kapanışla İlgili En Son 5278. Mesajı da Yayınlayarak, 430 Üye ile Sanal Âleme
Veda Etti.
Ve korktuğum başıma geldi. Grubu şahsî emelleri doğrultusunda demokratik olmayan bir tarzda yönetmeye kalkmasına Zileliler rıza göstermediler ve Yönetim Kurulu'nda değişiklik yaparak Başkanlık'tan istifasını zorunlu hale getirdiler.. istifa etmek zorunda kaldı. Bu kez grubun kullanıcı adı ve şifresini vermeyip, bu benim kişisel grubum diyerek Zile halkı arasında proje sürecinde ilk ikilik çıkaran kişi unvanını kazandı.
Yeni yönetim acilen aynı üyelerden oluşan Zileliler Plâtformu'nu grup haline getirdi ve Başkanlığa da Avukat Zeynep Nihan Barın ŞENGÖR Hanımefendiyi getirerek bir müddet suların durulmasına zemin hazırladı. Ben, söz verdiğim üzere yönetimde yer almadım ve böyle bir talepte de hiç bulunmadım ve Proje Danışmanı olarak bir nefer gibi çalışmalarıma devam ettim.
Zileliler Plâtformu 2. Yön. Kur. Bşk. Zeynep Nihan BARIN
ŞENGÖR
Zeynep Nihan Barın ŞENGÖR Fotoğraf Arşivi - 2007 Zile
Zile için beklentisiz bunca yıl hizmet veren, Zilelilere üzerinde yaşadıkları kültürü tanıtan ve onları bilinçlendirme gayretlerinde durmaksızın efor sarf eden birine Zileli olarak müteşekkir olduğunu bildirmek yerine, bu şahıs benim Ünyelilerle olan yazışmalarımı takibe almış ve açığımı yakalama telâşesine girmişti.
1.000 kişilik ve benim de siyasî yazışmalar yaptıkları gerekçesiyle üyelikten istifa ettiğim ve cevap verme hakkım olmayan (zaten sansür uygulanan) gruba edep ve izan duygularını tahrik eder aşağıdaki mesajı egosunu tatmin etmek için hiç yüzü kızarmadan gönderebilmiştir. İbret vesikası olmak üzere kamuoyuna yorumsuz arz ediyorum.
Olanları kendi söylüyor, eski üyeler de biliyor zaten. Ayni sorunları memleketinde hemşerileri ile de yaşadı. Tıpkı Zilede yaptığı gibi İnsanlara hakaret etti. Onları birbirine düşürdü. Selin rumuzu ile kadın gibi aralarına girip hizip çıkardı. Kargaşa yarattı. Fark edilince dışlandı. İstediği olmayınca yönünü eşinin memleketine çevirdi. Sorunlu karakteri burada da nüksetti. Ayni olaylar burada da yaşanmaya başlandı. Yakında daha çok şeyler göreceğiz. Zile de yaşamayanlar maalesef bir şeyler yaptıklarını zannederek aslında kötülük ettiklerini göremiyor, Zileye hizmet edebilmenin Zileliyi tanımaktan geçtiğini bilemiyorlar. Oysaki Zileli olmak öyle kolay değildir. Hele sonradan hiç olunmuyor. Hulusi SEREZLİ - 21.10.2008
17 yıldır bu işe gönül verdiğimi görmezlikten gelip, sanki yeni bir olaymış da Zile'yle yeni tanış oluyormuş gibi Zile'ye yöneldiğimi beyan eden.. projemin havasına ve cazibesine kendini kontrol edilemez biçimde kaptıran bu meczubu Cenab-ı Hak'ka.. ıslah olması dilek ve temennisiyle havale ederken, kimin Zileli olup olmadığının takdirini de Zileli hemşehrilerime bırakıyorum!
Sayın Bedri ÖZDEMİR'in Özveriyle Hazırladığı Toplumsal
Diyalog Plâtformu Web Sitesi
Zile Plâtformu sitesini ücretsiz ve fedakârane emeğiyle hazırlayan Sayın Bedri ÖZDEMİR'i de emir komuta zincirinde kukla gibi kullanamadığından iftira mesabesindeki hakaretlerini savurduğunda onun haksızlığını mesajlarla belgelediğim için de iyice köpürmüş ve telefonda şahsıma densizce aşağıdaki sözleri sarf etmiştir!
"Sen git Ünyen ile ilgilen, bizim iç işlerimize karışma!" ve gerçek yüzünün itirafını kendi ağzından duyduktan sonra "Senin gerçek amacını anladım artık!" diyerek yüzüne telefonu kapatıvermiştim!
Bu arada Ünye ayağı için için kaynıyordu. Proje adımları zaman içerisinde açıklanmaya başladıkça güç odakları bundan huzursuzluk duymaya başladılar. Çünkü grup daha şimdiden SİNERJİ oluşturmaya başlamış ve kararlı bir güç olduğunu ortaya koymuştu. Eğer böyle devam edecek olursa güç dengeleri değişecekti. Ne yapıp edip KURUMSALLAŞMA engellenmeliydi.
Bunun da tek çaresi üyelerin Ünye'ye odaklanmasını önlemekten geçiyordu ve de plânlandığı üzere aynen öyle yapıldı. İnsanlar proje ve Ünye'ye odaklanmak yerine M. Ufuk MİSTEPE'nin kişiliğine sataşmaya başladılar. Haset ve kıskançlık türlü şekillerde tezahür ediyor ve mesajlaşma etiği hiçe sayılarak hakaretler, aşağılamalar, kaale almamalar ayyuka çıkıyordu. Sessiz büyük bir kitle de seyretmekle yetiniyordu. Onca emeğin zâyi olması işten bile değildi.. ama ego tatminsiz birçoğunun işine geliyordu bu aktivitenin sona erdirilmesi. İtirazlar aşağıdaki şekilde yoğunlaşmaya devam ediyor ve bir türlü Ünye'ye odaklanmak mümkün olamıyordu.
Ü-STP Üyelerinin Ünye Ayağı Kurumsallaşma
Öncesi Ön Toplantıda.
M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - 100. Yıl Parkı Ünye / 2007
Mistepe lider saplantılı, bizi projesine kullanacak malzeme mi zannediyor, bizler kaz mıyız, düşüncesi inanca dönüşmüş, psikolojik olarak sorunlu, dışlanmışlık psikozunda, kendini beğenmiş, sen neyin başısın, biz lider mider aramıyoruz.. vizyon - misyon istemiyoruz, her Ünyeli bir liderdir vs. söylemleri gündemin ana maddelerinden bir türlü düşemedi.. çünkü mesajlaşmada sansür uygulanmıyordu.
Âkil adamlar da olayı sakinleştirmek yerine çöküşü hızlandırmak için Yalugaavesi'nde yavlu yemeye gittiler ya da Anneannelerinin Simli Bohçaları'yla uğraştılar. 'Gaymaam, Ufukcuğum' diyenler yarı aydın muhalif 9 kişinin baskısı karşısında süt dökmüş kediye dönerek seslerini çıkaramadılar ve şerre âlet oldular. Neticede projenin Ünye ayağı onca mücadele vermeme rağmen nankörlükle karşılık buldu, destek görmedi ve KURUMSALLAŞMA da GERÇEKLEŞEMEDİ!
M. Ufuk MİSTEPE'nin "Yaşanabilir Bir Zile" Projesi'ni Konferans Bildirisi
Olark Sunumunda Bazı Slayt Görünümleri.
Ellerindeki nimetin farkında olmadığı kanaatine vardığım için grubu belki daha temkinli düşünürler diye kısa bir süre kapatma kararı aldım. Böylece mesajlaşma hürriyetinin ve paylaşımın kıymetini anlarlar da tekrar açıldığında sükûnet hâsıl olur diye umarken.. âkil adamlar desteğinde yeni bir grubun hazırda bekleyip hemen kurulduğunu gördüm. Bunu tahmin edememiştim. Grup prematüre doğum yapmıştı ve sinerjisini menfi yönde kullanması an meselesiydi. Buna ben sebep olmuştum. Ünye'nin başına belâ olabilirlerdi, çünkü kontrolsüz, lidersiz ve hedefsiz bir kitleydi. Bir müddet de olsa onları takip etmek için (tasvip etmesem de) bir bayan niki ile gruba dahil oldum ve mantıklı yazdığım birkaç mesaja haksız tepkiler alınca yaptırım uygulanması için moderatörlerinden talepte bulundum, ama onlar için hakaret karakterlerinin ayrılmaz bir parçasıydı ve netice alamayınca da kimliğimi açıklayıp, gruptan ayrılmak zorunda kaldım. Yapabileceğim bir şey kalmamıştı! Lidersiz, hedefsiz bir grupta yer almakla hemşehrilerim kendi tercihlerini kullanmışlardı. Onlardan tek bir şey istedim. Şahsımı grup içerisinde gündeme almayın ve cevap veremeyeceğim bir ortamda bana sataşmayın! Bu etik talebime saygı göstermeyip şahsıma hakarete devam ettiler ve özel mail adreslerinde anlayacakları lisan ile cevaplarını da aldılar!
Projenin yürütülmesinde şu hataları yapmıştım :
* Her çalan davula kalkıp oynadım ve yoruldum.
* Bir gemiye binmiştik ve projeye destek verir ümidiyle her geleni gemiye doldurdum. Kapasitesini aştığı gördüğüm halde gemiyi batırmaya niyetlileri de almıştım ne yazık ki! Geminin su almasına neden oldum!
* Grubun selâmeti açısından mesajlara sansür koymalıydım.. her ağzı olan konuştukça üzüm yemek niyetinde olmayanların baskısı zamanla galebe çaldı ve bağcıyı dövmeye başladılar.
Her nimetin bir külfet karşılığı olduğunu bilen MİSTEPE de hemşehrilerinin bu emeği hak etmediklerine kanaat getirerek, önce 12 Mart 2008'de Proje'yi askıya aldığını ilân etti ve "Aydınlık Ufuklar Sitesi"nin Ünye farlarını da söndürerek, 07 Kasım 2008'de Ünye Defteri'ni kesin olarak kapattı!
Zile'nin bugüne dek elde ettiği başarılarını özetlemeden önce Ünye ayağında tüm bu aktiviteler sonucunda nelerin gerçekleştiğini anlatmakta kısaca da olsa yarar görüyorum.
* Ünyeliler grup kültürü içerisinde ilk kez bir araya geldiler. Arkadaş kitlesi içerisinde eski dostlarıyla hasbıhal etme keyfini yaşadılar.
* Paylaşımın güzelliğini fark ettiler. Her meslek grubundan insanların bir araya getirdiklerinden ortaya çıkan değerlerin daha bir anlam ifade edeceğini gördüler.
* Bireysel Kimlik'ten sıyrılarak Grup Kimliği içerisinde hareket edilirse SİNERJİ oluştuğunu anladılar ve bu devâsa gücün hem hayra hem şerre hizmet edebileceğini Çamlık Modeli'nde başarıyla yaşama geçirdiler.
* İnsanlar yazışma âdabında kendilerinde cesaret bulup, kabiliyetlerini ortaya çıkardılar ve birçok kalem erbabı ve araştırmacı yetişmesine vesile olundu.
* Birlikteliğin gücüyle Türkiye'nin yöresel bazda en büyük Kültür Sitesi ve Havuzu ortaya çıktı.
* Ünyeliler kendi mahallî lisanlarıyla konuşmaya alıştılar ve dil bilinci ve hazinesi gelişti.
* Web sitesi kültürünün kişisel gelişmelere olumlu katkısı görülerek insanlar kendi sitelerini oluşturmaya başladı.
* Yazılan mesajları ve makaleleri bihakkın okuyanların kültür düzeyi yadsınamayacak ölçüde aşama kaydetti ve memleketleri konusunda çoğu insan uzmanlaştı.
Ünyeliler Grubu'nun İstanbul'daki İlk Toplantısı - 09
Haziran 2007
Beyoğlu Dilek Pera Restaurant / İstanbul - Sponsor Av. Kadir ÖZDEMİR
Evet sevgili hemşehrilerim;
Projenin Ünye ayağı başarısızlıkla neticelendi, ama bir Ünyeli olarak inatla ve sabırla elimden geleni yaptığımı söyleyebilirim. Kimse fikirleri despotça kabullenmek zorunda değildir. Kendi inisiyatifleriyle beğeni bulmaları gerekirdi.. tasvip görmedi.. saygı duydum ve sitenin açılma gerekçesi ortadan kalktığı için de kapanmasına imkân sağladım.
Şimdi gelelim Zile ayağında neler gerçekleşti ve Zile halkı neleri başardı neleri kazandı (tabi Ünyeliler neleri kaybetti)! Öncelikle şunu söylemek gerekir ki yukarıda sıraladığım olumlu gelişmeler Zile için de aynen geçerlidir. Dünkü Zile ile bugünkü Zile aynı Zile değildir.
Dün, "kerpiç binalarda, çamurlu sokaklarda ne görüyorsunuz Allah aşkına?" diyenler ve Zile'nin harikulâde mimarîsini yıkıp yeni yerleşime açma zihniyetinde olanlar bugün Zile'nin taşına el dokundurtmayıp artık korumak gerektiği bilincinde hem fikirdirler ve bu Zile adına sevindirici bir gelişmedir.
PROJE SÜRECİNDE
ZİLE'DE YAŞANAN GELİŞMELER
Artık yeni bir dönem
başlıyordu.
BEN Egosunun dizginlenip, projenin Zile'ye mal edildiği,
BİZ olgusunda kenetlenen Zileli kültür insanlarının
Ana Hedef'e doğru küçük amaçlarla ilerledikleri
Zile'yi "Eğitim, Turizm ve Kültür Kenti" yapma süreci...
Makale Başına Dönmek ya da Devamını İzlemek İçin Tıklayınız