|
ÜNYELİLER DERNEĞİ |
|
Makale :
İbrahim OCAK
(Hizmet Gazetesi'nin
01.04.1995 tarih, Yıl : 5, Sayı : 51 ve 3. sayfasında yayımlandı.)
Yalıkahvesi Mevkii - Bakış Matbaası Arşivi
GURBETTEN
SILAYA
KURULAN
KÖPRÜ :
ÜNYELİLER DERNEĞİ
Ülkemizin en önemli sosyal problemlerinden biri göç olayı; en fazla göç alan şehir de İstanbul. Şartlar T.C. vatandaşlarının büyük bir bölümünü bulunduğu yerden bir başka yere ya sürekli ya da geçici olarak gitmek zorunda bırakıyor. Bir yerde kalmak için, orada doğmuş olmak yetmiyor, doymak gerekiyor.
Sıladan kopup, gurbete çıkmanın insanlara ne kadar zor geldiğini anlamak için Türküler'imize bakmak yeter. İşte son günlerin en fazla dinlenen liste başı parçalarından biri, "Neden geldim İstanbul'a?..."
Gidenin yüreği geride bıraktıklarının, geride kalanların ki ise gidenin hasreti ve özlemiyle kavrulur. Giden, gittiği yerde; kalan, kaldığı yerde gariptir. Terkedilen sıla ise bir başka gariptir. Bazen garipten de öte viran olur, şenlendirecek kimsesi kalmaz. Öz evlâdı, O'na hizmette kullanamadığı bilgi, beceri ve yeteneğini, başka yerler için kullanmaya, başka diyârları şenlendirmeye gitmiştir.
Fakat, dedik ya insanın doğduğu yer değil doyduğu yer diye! Eğer, çıkılan gurbet mevsimlik değilse, eski sılayı unutturur, yavaş yavaş yeni vatan olur. Yani, göç edenle, göç edilen arasındaki bağlar, zamanla zayıflar ve gün gelir tamamen kopar.
Şartların elverişsizliğinden dolayı yurdundan kopan ve ilk zamanlar durumu düzeltip geri dönme hayalleri kuranlar bile, ne olursa olsun bir daha geri dönemezler. Göç etmenin acısını yaşadığından, memleketinin ne gibi hizmetlere ihtiyacı olduğunu gören ve "Ah, bir imkânım olsa da yapsam!" diyenler, imkânlar ellerine geçtiğinde, geçmişi düşünüp bir nebze de olsa vefa borcu olduğunu hatırlamakta zorlanırlar.
Hattâ, bizde ağır bastığı söylenen hemşehrilik duygularına rağmen, aynı mahalleye aynı sokağa yerleşmiş iki dost ve akraba zamanla birbirine yabancılaşır. Kısaca, göç sonrası geçmişle olan köprüleri korumak, yeni köprüler kurmak hayli zordur.
İstanbul'daki hemşehrilerimizi kutluyorum. Çünkü, hem Ünye ile İstanbul'daki Ünyeliler arasında, hem de kendi aralarında (ileride Türkiye'nin her yerindeki Ünyeliler arasında) yakınlaşmayı, maddî ve manevî yardımlaşmayı sağlayacak böyle bir köprü kurdular. Bu köprünün adı, "ÜNYELİLER DERNEĞİ".
Sağda : Kalabuzu (Kalebozuğu Sokak) Evleri - Bir Mimarî Katliam Örneği
Şimdiki 100. Yıl Parkı'nın Yer Aldığı Alan
Göç veren yerler arasında Ünye'nin kaçıncı sırada olduğunu bilmiyorum. Ancak, Ünyeliler'in Ünye dışında en yoğun nüfusa sahip oldukları bir başka yer de her halde İstanbul olmalı. Bu ilde yaşayan Ünyeliler'in, bugüne kadar bir araya gelememiş olmaları, gereken köprüyü kuramamaları, kendileri açısından da Ünye ve Ünye'deki Ünyeliler açısından da bir büyük eksikti, ihtiyaçtı.
Geçtiğimiz Mart ayında İstanbul'daki Ünyeliler Derneği'ni kuran Emekli Öğretmen Mehmet YILMAZ öncülüğündeki bir grup saygıdeğer hemşehrimiz, bu eksiği ortadan kaldırıp, bütün Ünyeliler için büyük önem ve değer taşıdığına inandığım bir hizmeti gerçekleştirdiler.
ÜNYELİLER DERNEĞİ olarak, 15 Nisan 1995 akşamı da İstanbul Maksim Gazinosu'nda "ÜNYELİLER GECESİ"nde bir araya gelecekler.
Sözlü Tarih Programı - Aynur Zeren TAN / M. Ufuk MİSTEPE
Hizmet TV Fotoğraf ve Film Arşivi
Dernek Başkanı Mehmet YILMAZ Hocamız'ın ifadesinden anladığımız kadarıyla, "ÜNYELİLER DERNEĞİ" birçok alanda, ciddî çalışmalar yapmak üzere kurulmuş. Amaçlarına ulaşacaklarına yürekten inanıyor, 15 Nisan'daki gecelerini şimdiden kutluyorum.
Sıla ile köprüleri atmayan gurbetteki bütün Ünyeliler'e selâm...
Kaynak :
http://www.unye.tutkusu.com