ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 03 Aralık 2008 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ÜNYE HABER POSTASI
ÜNYE TEMALI YAZILAR
MAKALE VE KÖŞE YAZILARIM - I

Makale ve Köşe Yazıları : M. Ufuk MİSTEPE
(Araştırmacı - Orman Endüstri Yüksek Mühendisi)

M. Ufuk MİSTEPE'ye Zile'ye yaptığı hizmetlerin unutulmaması anısına
Ebru Sanatçıları Gülten ve Haydar ÇUHADAR ile Ressam Mehmet SEZEN'in hediye ettiği tablolar.

Fotoğraf : F. Saliha MİSTEPE - 23.10.2008 TMO Güvercinlik Lojmanları Ankara

ÜNYE HABER POSTASI
ÜNYE TEMALI YAZILAR
MAKALE VE KÖŞE YAZILARIM - I


Ünye Haber Postası - Aylık Gazete, Yıl : 1, Sayı : 1, Ağustos 2008, 2 YTL.

İLK ECZACI
AHMET RASİM BEY

            Henüz ilkokula daa başlamamıştım. 1960’lı yıllardı. Burunucu’nda anaannemlere giderdük ailecek. Piknik yapmak üzere de bazen Topyanı’na bazen Aynigola’ya bazen de Çamlaa giderdük.

Burunucu ve Camcı Mahallesi Sakinleri Çamlık'ta (1963).

M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi

            Bir hafta sonu, şindiki Metooroloci binasının deniz tarafında piknik yapiiduk. U zaman Metooroloci binası da gurulmamışdı. Arazisi anaanemlerindi. Radar da Çamluk da unnarın tapusuz mülküydü. Feneraltı’na giden yolun kenarında bir dut ağacı bir de guyu vardı. İşte u guyunun dibinde annemler, teyzemler, cümbürcemaat eyleniiduk.


http://www.unyehaberpostasi.com/makaleler.html

            Deniz kenarında ya gelgelek toplarduk ya böörtlen ya da melevcen. Ben hiç rahat durmaz.. tayyare böcükleriynen kelebekleri govalar, cânelernen gırbavraların peşine dakulurdum. Golibisaları da daşlamayı unutmazdım tabi! Bazen de misinayı sallardım Topyanı’na.. en çok da urda Gorsilik balıı oliidu. İspari ise müdavimiydi zaten sahilimizin.

Ünye'nin Sualtı Zenginliklerinden Gırbavra Yengeci ve İğneli Balığı (Teke = Karides)

Fotoğraflar : Ali Rıza GÜLTEKİN - Fokfok Kayalıkları, Ağustos 2008 Ünye.

            Piknik yerinin tam garşusunda çimenlik rampada bembeyaz mermer daşdan bi mezar buluniidu. Bakımlıydı.. etrafında nar aacı vardı. İki dene mezar vardı. Birinde Ahmet Rasim yaziidu.. bir edebiyatçının adıynan olduğundan unu hiç unutmamıştım.

Eczacı Cinoğlu
Ahmet Rasim Bey Burada Yatıyor.

Fotoğraf : Ressam Üzeyir KOYUN

            Yıllar sonra Ressam Üzeyir KOYUN’un bir fotırafında mezarını görünce mezar daşındaki yazılarını okuma şansı buldum. Üzerinde şööle yaziidu : ECZACI CİNOĞLU AHMET RASİM BEY BURADA YATIYOR. 1858 – 1934. Ben dovmadan 22 sene önce vefat etmiş raametli.

            İrfan IŞIK Hocamız ve Yüksel ŞEN Abimiz Suat Bey demişdi adını ama bu farklılık nereden geliidu, bilemiidum. Araşdurdum, bubamnan anneme sordum.. Suat oğlunun adıydı dediler, lâkabı unun da eczacuymuş! Mezarın etrafını sütunlara bavlantulu zincirnen çevürmüşlerdi. Anıt mezar gibiydi ve bembeyazdı. Etrafında nar aaçları vardı.

            U mıntıkada esgiden bi de MEDRESE varmış. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde buna dayir belgelere de rastlandı. Ruslar vaktiynen denizden bombalamış urayı. Yeri de Devlet Hasdanesi’nin önündeki eczanelerin bulunduu yermiş. Bi kişi bombalama sonucu hayatını yitürmüş urda.

            Aşşasında Topyanu gayalıkları bulunii. Gine esgiden Yusuf Abi dalguçluk yaparkene dinamitnen kefal yakaliimuş hem de gosgoccaman kefaller. Bi gün derin dalmış ve vurgun yemiş ne yazık ki.. Allah raamet eylesin.

Çamlık Motel yapılmadan önce Ünyeli buradan gezi amaçlı motorlara binerdi; şimdi sadece uzaktan bakıyor!

Topyanı ve Çamlık Kayalıkları - Soldaki Fotoğraf : M. Ufuk Mistepe 04.08.2001

            Dalışlarunda Ünyelü gençlernen bi yıvın top güllesi çıkariilarmış denizden. Bi denesi de bizim Keşaplı Sokak’taki evimizin ahırındaydı. 20 santim guturunda vardı, paslanmışdı. Gülleyi saklamaduk nedense.. una galana gadarın daa ööle biçok şeyler saklamaduk ki şindi aklıma geldükçe içim cızz edii. Örneen; babam Çömlekçi Başustası Daşçı İsiyn’in yapduu çömlekler.. insan bi dene olsun saklar de mi? Sadece fotırafları galdı! Hepsi birer müzelik değerde folklorik ürünlerdi aslında.

Çömlekçi Başustası Daşcı İsiyn'in Özel İmalâtlarından Desenli Dört Köşe Saksı ve Yağ Kabı
 
Fotoğraflar (Soldan 1 ve 3) : M. Ufuk MİSTEPE - 08.06.2008 İzmir / Egekent

            Annatduklarımın bi gısmını gördüm bi gısmını da duydum. Yazuya dökdüm ki unutulmasın.. gelecee galsın. Geçmişden gopmamak lâzım diye düşüniym! Ya siz?


http://www.unyehaberpostasi.com/index.html

KENTLEŞME SÜRECİ VE ÜNYE
(Ünye Haber Postası Gazetesi - Yıl : 1, Sayı : 3, Ekim 2008, Misafir Kalem Köşesi'nde Yayımlandı.)


http://www.unyehaberpostasi.com/index.html

            Ülkemiz, ekonomik koşullar gereği köyden kente bir göç olgusu ve kentleşme süreci yaşıyor. Bu süreç orta vadede devam edeceğe benzer. Farklı nedenlerle yerleşik ailelerin kent dışında metropoliten şehirlere yerleşme akımı, akabinde köy, belde ve kasaba menşeli çevre kültür insanlarının yerlerini terk etme eğilimini tetiklemiştir.

            Bu göç hareketlerinde mimarî yapı Zile modelinde bozulmadan yerini köy merkezli yerleşke göçerlerine bırakmış ve yeni yerleşim alanları banliyöye kaydırılmış iken, Ünye modelinde ise mimarî yapı tamamen yok edilerek, yerine mimarî estetikten yoksun betonarme binaların sözde artıları tercih edilmiştir.


http://www.istanbulunyehaber.com/haberdetay.asp?ID=166

            “Kentleşemeyen Köylü” ve “Ego Tatminsiz Şehirli” karşıtlığı, oluşum sürecine hazırlıklı olmayan kitleleri karşı karşıya getirmiş ve çıkar kavgaları zamanla yeni güç dengelerini ortaya çıkarmıştır.

            Bir yanda oturduğu apartmanda tavuk, inek, köpek ve bahçe kültürünü yaşatmakta direnen köylü kültürü öte yanda saçaklarından suları cadde ve sokaklara akan evleriyle, lâğım sularının deniz ve sahille kucaklaştığı kumsallarıyla, sokağa yansıması gereken ışığı yok eden çok katlı ve ucube balkonlu çarpık kent mimarîsiyle ve evinde beslediği köpek ve kuşlarıyla özdeşleşen şehirli kültürü!

Kentleşme sürecinde çarpık yapılaşma ile harika mimarîsi ve doğası yok olan Ünye'nin içler acısı hali.

            Doğasıyla ün yapan Yeşil Cenneti Ünye’nin sahil ve tepeleri orta yaşlı kentli için anılarıyla bütünleşmiş olup, her kayasında her koyunda her ağaç dibinde ve taşında - toprağında Ünye’si yaşatılır, yaşatmak ister. Değerlerini korumaya çalışırken de hem arkasından gelen yeni nesil hem de kentleşme sürecine katılan köy odaklı kitlelerle çatışma içerisine girer.

            TÜİK’in Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2007 Sayımı Sonuçları’na göre Ünye’de toplam nüfus 112 bin 298, şehir merkezi 72 bin 867, köy nüfusu 39 bin 431’dir. Ordu İli’nin yerleşim yerlerine göre verdiği toplam göç 100 bin 757’dir. Bunun 28.115’i köyden şehre olan göçtür. Yani Ünye İlçesi göç almakta ve şehir merkezi nüfusu artma eğilimi göstermektedir. Buna karşın yerleşik Ünye halkı ise şehirden göç etme eğilimindedir. Ordu İli’nin genelinde şehirden şehre ve şehirden köye verdiği toplam göç 63.428’dir.

            Ünye, görüldüğü üzere diğer birçok yerleşim yerinde yaşandığı gibi kan değişimi sürecine girmiştir. Demografik hareketlilikten kuvvetler dengesi bozulmuş, şehir içerisinde ego tatminsiz, çıkar ilişkilerinde birbirleriyle bir araya gelme ve çıkarlarını koruma eğilimi gösteremeyen “Lider Olma ve Ben Merkez” karakterli yarı aydın entelektüel sınıfla, göçer konumdaki ve organize olma temayülünde başarılı olduğunu sosyalitesiyle kanıtlayan köy, belde, kasaba kökenli köylüler aynı yerleşke sosyal yapısında karşı karşıya gelmişlerdir. Bu olgu sadece Ünye’ye has bir sorun değil.. Dünya’mızın sosyal değişiminin bir gerçeğidir.

            Bu geçiş sürecinde Ünye’ye hizmet verebilmek ve Ünyeli’nin toplam sinerjisini ortaya çıkarabilmek olgusu zaman ve özveri isteyen bir düşünce yapısının ortaya konulmasını gerektirir. Yani konu üzerinde kafa yormak, beyin jimnastiği yapmak bir zorunluluktur. Anlık fikirlerle soruna çözüm getirilemez!

            Bu nedenledir ki çıkar ilişkilerinde kitleleri karşı karşıya getiren bu süreçte Ünyeli olma şuuru bilinçlendirilmeli ve Ünyeliler ortak paydada geniş katılımlı ve siyasî otorite baskısından uzak bir Sivil Toplum Örgütü çatısı altında toplanmalı ve kurumsallaşmalıdırlar.

            Fikri özümseyebilmek; karakterimizi şekilleyen kıskançlık, haset ve kin duygularının dizginlenmesini, BEN yerine BİZ olgusuyla hareket edebilen insanların Bireysel Kimlik’ten sıyrılıp Grup Kimliği içerisine bürünebilmesini gerektirir ki bu zaman alıcı ve sabırlı bir eğitim süreci ister. Ünye, düşünsel altyapı olarak henüz bu olgunluğa erişememiştir.

            Eğer, kökenimizin köye dayalı olduğu gerçeğini unutmazsak detant politikasının oluşturulmasında daha ılımlı bir yaklaşım sergilenmesinin mümkün olabileceğini ve daha müsamahakâr bir karakter sergileyebileceğimizi Ünyeliler olarak yakın bir gelecekte görebileceğiz!

            “Küpe girmeden, turşu olunmaz!” ifadesini iyi anlamamız gerek!

OZAN KÜLTÜRÜ VE ÜNYE
(Ünye Haber Postası Gazetesi - Yıl : 1, Sayı : 5, Aralık 2008, Misafir Kalem Köşesi'nde Yayımlandı.)


http://www.istanbulunyehaber.com/default.asp

            Ülkemizin 200’e yakın âşığıyla isim yapan Âşıklar Diyârı Zile’sini yakinen tanıyan biri olarak bu kültürün Ünye hinterlandında büyüteç altına alınmasını aslında geç kalınmış bir kültürel sorgulama olarak düşünüyorum. Bu vesileyle Ünye’nin Halk Âşığı ve Ozanlarını Hizmet Gazetesi tarafından yakında çıkarılacak olan 192 sahifelik “ÜNYE ŞARKI VE TÜRKÜLERİ” adlı kitabımda özet olarak okuyucularıma tanıtmaya çalıştım.

Hamdi TANSES'in Enstrüman Koleksiyonundan Bazıları.
  
Hamdi TANSES Fotoğraf Arşivi

            Aslında Halk Şâiri, Saz Şâiri, Halk Âşığı, Halk Ozanı ve THM Mahallî Sanatçısı terimleri arasında bir kavram anarşisi var!.. Türk Halk Müziği Mahallî Sanatçısı; kendi yöresine ait halk türkülerini yerel ağızla yani yöresel tavırla ses ve saz ile icra eden kişileri tanımlar ki Arif DERYAL, Ebe Ayşe, Ahmet SANLI, Hamdi OCAKDAN, Özcan AVANOĞLU, Ahmet ORAL, Dursun TAŞAN, Ferda EREREN, Mahir’in Ahmet, Bağlamacı Sami Usta, İsmail SOYSAL, Kalyoncuoğlu Recep (Töreli Hafız) ve Mustafa GÜMÜŞ bu uğurda Ünye yöresinde iz bırakanlardır.

M. Ufuk MİSTEPE "Zile Türküleri" Adlı Kitabıyla Turizm Haftası'nda.

M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - 13.04.2008 Ankara

            Halk Şâiri; geleneksel olarak ve klâsik anlamda (saz çalmamaları nedeniyle) âşık - ozan tanımı içine girmeyen halk şâirlerini ifade ediyorsa da Kültür ve Turizm Bakanlığı Halk Âşıkları (Ozanları) tanımıyla; 1) Halk Âşığı – Ozanı, 2) Halk Şâiri, 3) Gelenek Aktarıcısı üçlemesini birlikte mütalâa etmiştir. Kulfani mahlâsıyla devleşen Mustafa Uğur ALAN ve Âşık Ummanî mahlâsıyla ünlenen Fahrullah YILDIRAK günümüz Halk Âşığı ya da Halk Ozanı olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı Halk Kültürü Arşivi’ne Kayıtlı Halk Ozanları Listesi’nde yer almayı başarabilmişlerdir.

Ünye'mizin Ozanı Mustafa Uğur ALAN (KULFANİ)

Yüreği Ünye Sevdası Dolu Ozanımızı Ü-STP Unutmadı.

            Âşıklık geleneklerini; Mahlâs alma, Rüyâ sonrası âşık olma (Bâde içme), Usta – Çırak, Atışma – Karşılaşma, Leb – Değmez (Dudak Değmez), Askı (Muamma), Dedim – Dedi tarzı söyleyiş, Tarih bildirme, Nazire söyleme ve Saz çalma olarak özetleyebiliriz.

Halk Ozanımız Hamdi TANSES ve Zengin THM Enstrüman Koleksiyonu.

            Türk Halk Müziği Mahallî Sanatçıları ve Halk Âşıkları (Ozanları) Değerlendirme Yönergesi’nde Doğu Karadeniz orijinli âşık - ozanları için : 1) Başlayış nedeni (rüyâ, bâde, aşk, kâbus, hastalık, çevre etkisi vb.), 2) Ustası olup olmadığı, 3) Çırağı olup olmadığı, 4) Usta malı bilip bilmediği, 5) Hikâye bilip bilmediği, 6) Profesyonel olup olmadığı, 7) Doğaçlama söyleyip söylemediği, 8) Yöreye özgü tür ve şekilleri bilip bilmediği (askı, muamma, dudak değmez, tecnis, divanî, nazire, atışma, satranç vb.), 9) Şiir ile ilgili terimler bilip bilmediği (ayak, kafiye, redif, kulak kafiyesi vb.), 10) Makam bilip bilmediği hususları dikkate alınır.

Ünyeli Ozan Kulfani (Mustafa Uğur ALAN) ve Şiir Kitapları.
   

            Saz şâirleri içerisinde geleneğe bağlı olanların çoğu âşık meclislerinde hikâye anlatırlar. Halk şiirinde âşıkların şiirlerini dörtlük düzenine göre söylemesi de gelenektendir. Yine dörtlük düzeninde hece ölçüsünü ve bu ölçünün yedili, sekizli, on birli olanlarını kullanmaları geleneğin belirgin örneklerinden olup, Halk Ozanı Hamdi TANSES’le Ünye’miz bu geleneği doyasıya taçlandırabilmiştir.


Aylık Ünye Haber Postası Gazetesi - Aralık 2008, 2. sayfada yayımlandı.

            Köyden kente geçişin sancılarında olgunlaşan ozanımız yaktığı türküler, yazdığı eserler, farklı aktiviteler ve yetiştirdikleriyle gururumuz olmuştur. Başarısının kaynağında yetiştiği ocağın, ustasının ve Anadolu Âşık Kültürü’yle bağlantısının etkisini yadsımamak gerekir. Aynı güzergâhta Fethi GENÇALİOĞLU, Dursun Ali AKINET, Osman Çavuş unutulmaması gereken değerlerimizdendir.

               

            Yaşamını halkla birlikte idame ettiren ozan, sazıyla sözüyle halkın sesidir. Toplumdaki olumlu ya da olumsuz gelişmeler, ozanın sazına, sözüne ve sesine konu olur. Ozanlarımız toplumun sorunlarını dile getirmek, olup biteni daha erken görme ve gelecek nesillere mesaj verme özellikleriyle de tanınmıştır. Böylece halka mal olmuşlardır.

Hamdi TANSES, Eşi Hacer (Yıldız), Babası Osman Çavuş, Annesi Şahinder ve Oğlu.

Hamdi TANSES Fotoğraf Arşivi

            Türk kültür hayatı üzerinde önce İslâm medeniyetinin sonra Batı medeniyetinin büyük tesirleri olmuştur. Bu kültür değişmeleri esnasında “millî” olan ile medeniyete ait olan unsurlar karşı karşıya gelmiş ve her kültür değişme hâdisesinde aydınlarımız halk edebiyatı ile yeni medeniyetin unsurlarını kaynaştırmak istemişlerdir. Bu itibarla Festivaller, ozanlarımızın boy göstermesi gereken arenalar olarak kabul görmüştür. Uluslararası üne sahip Halk Ozanı Hamdi TANSES’in festivallerimize bugüne dek çağrılmaması Ünye’miz için aslında bir bahtsızlıktır diye düşünüyorum!

     

            Kültürümüz adına Ünye’de bir ‘Âşıklar Kahvesi’ açıp, burada ozan kültürü için gençlerimize eğitim verilmesi dilek ve temennisiyle sizleri türkü türkü selâmlıyorum sevgili hemşehrilerim.


http://www.istanbulunyehaber.com/haberdetay.asp?ID=175

                                                                                                    M. Ufuk MİSTEPE
                                                                            Araştırmacı – Orman Endüstri Yüksek Mühendisi
                                                                                          19 Kasım 2008 14:20 / Ankara

     
Sayfa Devamını İzlemek ve Başa Dönmek İçin Tıklayınız

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR