ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 22 Ocak 2005 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ÜNYE ŞİİRLERİ
ANTOLOJİSİ

 

Şiirler : Yüksel Şen
(Emekli Bankacı - Gazeteci - Şâir ve Yazar)

 

Araştırmacı Yüksel ŞEN Piyasaya Çıkarması Beklenilen Kitabıyla.

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 15.10.2007 TMO Gen. Müd. Ankara

 

ÜNYE ŞİİRLERİ ANTOLOJİSİ

Şâirimiz, Antoloji'sinde Ünye hakkında
şiir yazan birçok şâire yer vermiş olup; biz bu sayfada
sadece Yüksel ŞEN'in yazmış olduğu dizeleri yayınlamayı uygun bulduk.

Diğer Ünye şiirlerine aşağıdaki düğmeye tıklayarak ulaşabilirsiniz.

ÜNYE MARŞI

Ey güzellik diyârı söyle, mümkün mü doymak,

Sağlık veren suyuna, yemyeşil kırlarına?

Sinendeki her şeye, sevip de gönül koymak,

İnan, huzur veriyor, her yaştan insanına.

 

Aşkımız, gururumuz, biricik ONEY'imiz,

Tapıyoruz âdeta, taşına toprağına.

 

Sana Cennet diyemem, Cennet'ten de farksızsın,

Her günün seherinde, yüze gülen yıldızsın.

Ne şarapsın, ne rakı, bizce sen bir kımızsın,

Kaptırdık gönlümüzü, kaptırdık vakarına.

 

Aşkımız, gururumuz, biricik ONEY'imiz,

Tapıyoruz âdeta, taşına toprağına.

 

Ta doruğa çıkmışsın, ozanların dilinde,

Bilmem ki, bu zerafet var mı yaban gülünde?

Sevenlerin coşuyor, festival günlerinde,

Meftunuz şirin Ünye'm, meftunuz baharına...

 

Aşkımız, gururumuz, biricik ONEY'imiz,

Tapıyoruz âdeta, taşına toprağına.

 

                                                       Yüksel ŞEN
                                                                      22.10.1997/Ankara

.

      BİZİM ÜNYE - 2

Gene ele aldık gönül sazını,
Mızrabı tellere vuralım gayrı.
Şimdi görmek gerek, senin yazını.
Bu Cennet beldede, duralım gayrı.

Boy vermiş fidanlar, almış yürümüş.
Etrafı menekşe, sümbül bürümüş.
Bizim Ünye gibi, nerede görülmüş?
Dostlar meclisini kuralım gayrı.

Gülistana benzer, dört bir köşesi,
Palamut doludur, dağda meşesi,
İncir, üzüm toplar, bağda Ayşe'si,
Bu şehri tarihe, soralım gayrı.

Fındıklar cevizle, kaynaşır durur.
Kestane mangalla, oynaşır durur.
Kuzular kırlarda, meleşir durur.
O güzel sırrına, erelim gayrı.

Not :  16.04.2003 tarih, 106 sayılı Hizmet Gazetesi'nde -
         Geçmişten Günümüze Ünye Fotoğraf
         Albümü'nde ve
Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin
         Yıl : 11, Sayı : 459, 15.05.1987 tarihli
         
nüshasında yayımlandı.

           Yıldızlar rakseder, semalarında,
           Balıklar gezinir, deryalarında,
           Âşıklar söyleşir, harmanlarında,
           Sevgiden bir buket, derelim gayrı.

           Şu, Canik Dağları, yüce mi yüce.
           Bülbüller ötüşür, orda her gece.
           Çevreyi dolanıp, hep beraberce,
           Gereken önemi, verelim gayrı.
           Bu kenti gönülden, sevelim gayrı...

GÜZEL ÜNYE'MİZ
(Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin Yıl : 16, Sayı : 662, 22.06.1992 tarihli nüshasında yayımlandı.)
 

Tanrı'ya hamd ü sena, sende yazılmış künyem.
Gene yâdıma düştün, şehirler şahı ÜNYE'm.

Nasıl anlatsam seni, hangi yönden başlasam.
Bir kusurun bulup da, biraz olsun taşlasam.

Ama ne mümkün gayrı, övgü sözcüğü varken,
Seyretmeli çehreni, bir sabah gün doğarken.

Bilmeyen yok sanırım, tarihteki ününü,
Görenler gıpta duyar, eminim her yönünü.

Kadıların nam salmış, yedi iklim dört bucak,
Anıları ulaşmış, bizlere kucak kucak.

Hele hattatlarının, emsali yoktur arzda.
Nerde? besmele yazan, Râkım Efendi tarzda.

İsmail Zühdî'nin de kan damlar divitinden.
Şaheserler yaratmış, Celi Sülüs türünden.

Yeşil Ünye'm kaptanlar, ulemâlar beldesi,
Gök kubbede çınlıyor, hâfızların gür sesi.

Ya o ozanlarının, şöhreti pek yücedir.
Bir Mazhar Efendi'ye, hasretiz biz nicedir.

Çağına damga vurmuş, Ziya Behlül Efendi.
"Adalet" şiirini, her okuyan beğendi.

Tarih boyunca burdan, kimler gelip de geçmiş.
Fatih Sultan Mehmet Han, acısu'yundan içmiş.

Ünlü gezgin Strabon, yöreye hayran kalmış.
Bu şehir kâinata, ONE diye nam salmış.

Vital Cuinet de doyamamış tadına,
Koca bir kitap yazmış, o müstesna adına.

Kentin kadîm tarihi, belgelerle yaşıyor.
Şu bizim şirin Ünye, ne değerler taşıyor.

Yeşilin her tonuyla, bezelidir dağları,
En güzel meyveleri, yetiştirir bağları.

Pırıl pırıl evleri, sanki inci gerdanlık.
Sevgi, saygı hep burda, burda bütün insanlık.

Hayat burda çok tatlı, her şey bir başka biçim.
Sahilde dolanırken, kıvanç duyuyor içim.

Bir grubu olur ki, coşturur ressamları,
Şahane bir tablodur, mehtabı akşamları.

Güneş sanki ufukta, renkten renge boyanır.
Muhteşem görüntüye, hangi şair dayanır.

Mısra mısra işliyor, seni bütün ozanlar.
Az değildir üstüne, serbest yazı yazanlar.

Çık da şöyle bir dolan, meşhur Çakırtepe'yi,
Cıvıl cıvıl kuş sesi, doldurur gök kubbeyi.

Renk renk çiçekleriyle, ne güzeldir tabiat,
İşte nefis bir diyâr, işte özlenen hayat.

Böylesi cennet belde, görmemiştir bu dehir.
Yunus Emre diyârı, güzel ÜNYE'm can şehir...

23.04.1951
Cumhuriyet Meydanı/23 Nisan Çocuk Bayramı

İbrahim Öztürk'ün
"Yaklaşmayın Yakarım" Şiirini Okurken
12.12.1958
Iğdır/Şehit Mehmet Çavuş Meydanı

III. Ordu Kmt. Rahmetli Org. Ragıp Gümüşpala'nın
huzurunda kendi yazdığı ARAS şiirini okurken

ÜNYE'YE HASRET
(Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin Yıl : 11, Sayı : 451, 20.03.1987 tarihli nüshasında yayımlandı.)

Ey benim Cennet yurdum, ey güzellik beldesi,
Hayalimde canlanır, denizinin gür sesi.

Ne güzel serpilmişsin, suların kucağına,
Benziyor tepelerin, bir sihir ocağına.

Yemyeşil kırlarında, binbir hâtıra yaşar.
Seyrettikçe çehreni, insanın gönlü coşar.

Tabiat sanki seni, özenerek yaratmış.
Güzel denizde sana, binbir mûcize katmış.

Hele Çamlık mevkiin, huzur verir kalplere,
Elem dolu gönüller, bir anda gelir dile.

Bir yalancı Cennet'tir elma, fındık bahçesi
Her birinin dalından, yükselir bülbül sesi.

İşte bütün zevkler de bu tatlı sesle başlar,
Dîdeden katre katre, dökülür ılık yaşlar.

İnsan yaşar bir anda, ömrünün baharını,
Bilmem nasıl anlatsam, Ünye'nin vakârını.

Bir gizli tılsım vardır toprağında, taşında,
Şöhret O'nun her lâhza, dolanıyor başında.

Nasıl anmam ben onu, her akşam ah çekerek!
Resmine dalar gider, gözlerim yaş dökerek.

Sende benim her şeyim, anam, kardeşim, bacım.
Bütün hâtıralarım ve biricik baş tâcım.

İstemem senden başka ne bir belde ne diyâr.
Ey güzel memleketim, neş'e saçan nazlı yâr...

ŞÂİR DİLİNDE ÜNYE
(Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin Yıl : 11, Sayı : 454, 10.04.1987 tarihli nüshasında yayımlandı.)

Sensin şiirlerime bütün ilhamı veren
Sensin güzellik denen, ebedî sırra eren.

Şu tabiat elinde, şekilden şekle girmiş.
Tanrı bile kıskanıp, sana gönlünü vermiş.

Eminim ki bulunmaz, arzda bir eşin daha,
Itır saç, neşe dağıt, güzellik denen deha.

Eller hayran ben hayran, şirin olan hüsnüne,
Ne şiirler yazılmış, Ünye'm senin üstüne.

Sen, Hüseyin Özdil'in anlattığı memleket,
Taşınla, toprağınla, bizim için bir nimet.

Sen şair Gökbelen'in, meftun olduğu yersin,
"Denize Hasret" ile, haşre kadar gidersin.

Sen ki şair Tıflı'nın, çok sevdiği diyârsın.
Benim için hem ana, hem baba, hem de yârsın.

Âşık Emrah, üstüne, bilsen neler söylemiş.
Dolaşmış adım adım, sende gönül eylemiş.

Hoca Öztürk de gene, ilhamı senden almış.
Eski gemicilerin, yâdı onunla kalmış.

Yoktur arzda bir eşin, gönüller meftun sana,
Ruhlara âşinasın, yakınsın Ünye'm cana.

Nasıl ithaf etmesin, sana Akkaş bir şiir?
O müstesna varlığın, değerken binbir şiir.


(Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin Yıl : 17,
Sayı : 718, 13.09.1993 tarihli nüshasında yayımlandı.)
 

BASKIN
(Ünye Merkez Ortaokulu)

Gün Çarşamba
Saat beş,
İkindi sırası,
Kimi sohbete dalmış,
Kiminin elinde sigarası

Kulüp odası kapladı duman
Fikri Bey, dayandı kapıya,
Vermiyor aman!

Suç üstü yakalandı,
Öğrencinin yedisi,
Atılan tokatlarla yüzüldü,
Her birinin derisi.

Bitti, yanak üstünde yanak,
Kulun kölen olayım Hocam.
Halime bakta,
Ne olur, beni bırak...

BİZİM ÜNYE - 1
(Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin Yıl : 11, Sayı : 458, 08.05.1987 tarihli nüshasında yayımlandı.)
Dünyada bulunmaz bir eşi daha,
Şehirler güzeli, bizim Ünye'nin.
Eminim biçilmez, üstüne paha,
Şehirler güzeli, bizim Ünye'nin.

Bir yanında umman, bir yanda dağlar.
Bir yanında bahçe, bir yanda bağlar.
Kevser misalidir, suları çağlar,
Şehirler güzeli, bizim Ünye'nin.

Fındığa, cevize paha biçilmez.
Kirazlar dal basar, yoldan geçilmez.
Kızılcık şuruptur, tassız içilmez.
Eriği, armudu bizim Ünye'nin.

Şeftalisi baldır, elması şeker.
Çiftçiler her çeşit meyveyi diker.
Zamanı gelince, hububat eker.
Şehirler güzeli, bizim Ünye'nin.

Yabana atmayın, bu kenti sakın.
Halkı konuk sever, çok cana yakın.
Bir yol uğrayıp da, zevkine bakın.
Şehirler güzeli, bizim Ünye'nin.

Sahili plâjdır, hep baştan başa.
Turizm yönünde, kalkmış yarışa,
Halkı gönül vermiş, sulha barışa,
Şehirler güzeli, bizim Ünye'nin.

Gurubu nefistir, mehtabı tatlı,
Dilberi işveli, melek sıfatlı,
Hem gönül alıcı, hem iltifatlı.
Şehirler güzeli, bizim Ünye'nin.

İnsanı büyüleyen, hazanı vardır.
Doğa harikası, düzeni vardır.
Ozanı, çizeni, yazanı vardır.
Şehirler güzeli, bizim Ünye'nin.

Methini ettikçe, coşuyor kalem.
Güzele, yeniye, koşuyor kalem.
Her türlü engeli, aşıyor kalem.
Şöhreti sezadır, bizim Ünye'nin.

Ulular, meşhurlar, diyârı şehir.
İhtiyar Dünya'nın, miyarı şehir.
Sevecen gönlümün, uyarı şehir.
Doyulmaz tadına, bizim Ünye'nin...

BİR KITA İLE

Çimenler dile geldi, su yürüdü dallara,
Pan'ın şekli değişti, cıvıl cıvıl hep kuşlar.
Bu halini görenler, düştü şimdi yollara.
Ey Ünye'm, sende güzel, sende dinç bütün başlar...
 

ÜNYE - 2
(Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin, Yıl : 16,
Sayı : 655, 27.04.1992 tarihli nüshasında yayımlandı.)

          Çıkıp da şöyle bir bakmak istedim.
          Şu bizim Ünye'ye Çakırtepe'den.
          Boynuna bir kolye takmak istedim.
          Çiçekler derleyip, Çataltepe'den.

Burada Güneş'in batışı güzel.
Sevecen kalplerin, atışı güzel.
Doğanın cana can katışı güzel.
Onur kaynağıdır, girsen nereden.

Kırkevler, Gölevi, beldeler şahı,
Yunus Emre Parkı, hiç sevmez ahı,
Gezip dolaştıkça, dört bir cenahı,
Takdirler yükselir, hançerelerden.

               

Cevizderesi'nde gel ver molayı.
Kurulur dört yanda düğün alayı,
Gençler halka olmuş, çeker halayı,
Gözler nazar eyler, pencerelerden

O yeşil kırların gülü, nergizi.
Asarkaya'nın da hiç bitmez gizi.
Cüri Deresi'nde, seyreyle bizi.
Turnalar uçuşur üzerimizden.

          Şirin Ünye bizim, gönül bağımız.
          Buralarda geçti, gençlik çağımız.
          Kandilde bitse de, şimdi yağımız.
          Hiç ödün vermeyiz, benliğimizden.

Not : Bu şiirimi, Ünye'yi sevenlere armağan ediyorum.

ÜNYE - 1
(Ünye Ticaret ve Sanayi Gazetesi, Yıl : 3, Sayı : 34, Sh. 2, Kasım/1997'de ve
Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin Yıl : 11, Sayı : 457, 01.05.1987 tarihli
nüshasında yayımlandı.)

Bir memleket bilirim, kol uzatmış denize.
Bir memleket bilirim, sanki evler diz dize.

Bir memleket bilirim, meftun eder insanı,
Bir memleket bilirim, tarih dolu her yanı.

Nasıl anlatsam size, bu güzel memleketi?
Nasıl ölçülür onun bir şiirle kıymeti?

Bu memleket armağan, Yüce Tanrı'dan bize.
Hayalimde canlanır, başlayınca her söze.

Tabiat mucizesi, ey güzellik diyârı,
Sensin, vallahi sensin, bütün ömrümün varı.

Yıldızı sende güzel, masmavi gökyüzünün.
Kederi sende güzel, bir gönül öksüzünün.

Nasıl meftun olmayam, taşına toprağına?
Kuş misali akıyor, gönlüm senin ağına.

Bir memleket bilirim, billûr gibi kızları,
Bir memleket bilirim, rakseder yıldızları.

Bir memleket bilirim, doyum olmaz tadına.
Bir memleket bilirim, cihan âşık adına.

Bir memleket bilirim, vallahi yârdan güzel.
Bir memleket bilirim, bembeyaz kardan güzel.

    ÜNYE'YE ÖZLEM

Özledim ben, gözbebeğim Ünye'mi.
Güzelim caddelerini, kordon boyunu,
Birer hâtıra yığını, fındık diplerini,
Çamlık Aile Bahçesi,
Yunus Emre Parkı'nı.

Nerde? o yaz günleri,
Nerde? Uzunkum, Fokfok, Gölevi.
Nerde? kumlarla haşır neşir insanlar.
Yüzüne hasret kaldığım deniz.
Nerde?
Nerde?
Gönlüme neş'e veren.
Fakirhanemiz...

YUNUS'CA
(Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin Yıl : 18, Sayı : 762, 08.08.1994 tarihli nüshasında yayımlandı.)

                                                                      Şu Ünye'nin bağlarına,
                                                                      Selâm olsun, selâm olsun.
                                                                      Kekik kokan dağlarına,
                                                                      Selâm olsun, selâm olsun.

O DANİŞMENT ellerine,
YAĞIBASAN bellerine,
TÜRKMEN dolu köylerine
Selâm olsun, selâm olsun.

Elma, Erik, Ayva'sına,
Çeşit çeşit meyvasına,
Hele POHMUL helvasına,
Selâm olsun, selâm olsun.

Ceviz içli Burma'sına,
Kelem, pancar sarmasına,
Bir de Mumbar Dolması'na,
Selâm olsun, selâm olsun.

Kefal'ine, Hamsi'sine,
Kalkan'ına, Tirsi'sine,
Baharatlı köftesine,
Selâm olsun, selâm olsun.

Çeşnisi bol yemeklere,
Kaygana'ya, böreklere,
Un çalmacı, çöreklere,
Selâm olsun, selâm olsun.

Kendir, Soya, Çavdar'ına,
Mısır, Çeltik, Buğday'ına,
Altın gibi toprağına,
Selâm olsun, selâm olsun.

CANİK'lerin doruğuna,
Fındıkların goruğuna,
Gelip geçen konuğuna,
Selâm olsun, selâm olsun.

Tabiatın nakışına,
ACISU'yun akışına,
Uşaklı'dan bakışına,
Selâm olsun, selâm olsun.

ŞEYH YUNUS'un türbesine,
ÇALEOĞLU KALESİ'ne,
Bir de ÇATALTEPE'sine,
Selâm olsun, selâm olsun.

TOZKOPARAN MAĞRASI'na,
ASARKAYA, TOPYANI'na,
KOYTAKKAYA, İN-ÖNÜ'ne,
Selâm olsun, selâm olsun.

Sana hizmet edenlere,
Bir menzile varmak için,
Doludizgin gidenlere,
Selâm olsun, selâm olsun.

Ne güzeldir şu ÜNYE'miz.
İşte kırlar, işte deniz.
Çok mutluyuz onunla biz,
Selâm olsun, selâm olsun.

VER ELİNİ ÜNYE

Gözümde tütüyorsun
Benliğinle ey Ünye!
Arıyorum her yanda,
Yosun kokusunu.
Martıların süzülüşünü havada,
Bu kasırgadır diyen Poyraz yelini,
Daldıkça güzelliğine,
Ver diyorum ver.
Ey Ünye
Artık elini...

Gözümde tütüyorsun
Benliğinle ey Ünye!
Arıyorum her yanda
Yeşilliğince hür fındık bahçelerini,
Alaca rengiyle mesut,
Elma ağaçlarını.
Ve onları toplarken neş'e duyan,
Köylü kızlarını.
Dalıyorum bir lâhza,
Ah memleket diye!
Bir ses geliyor uzaktan,
Dööön geriye.
 

Gözümde tütüyorsun
Benliğinle ey Ünye!
Arıyorum her yanda,
Vefakâr, sâdık insanlarını.
Akşama dek ekmek peşinde koşan,
Çalışıp yıpranan,
Deniz, derya,
Tarla tapan,
Aşkıyla yanan.
Bundadır kısmetim diye,
Olta sallayan,
Çapa vuran,
Memleket çocuklarını.

Ah çekiyorum, yine derinden,
Ver diyorum ver.
Ey Ünye!
Artık elini.
Seyredeyim penceremden.
Güzelliğini...

ÜNYE'DE AHVAL

Çeşitli insanların yaşadığı bu belde,

Anlatayım sizlere, bakın görün ne halde.

 

Kimisi siyasetin içinde kaynaşıyor,

Kimi derebey gibi, hüküm sürüp yaşıyor.

 

Kimisi ara sıra destanlar karalıyor.

Derme çatma sözlerle menfaât aranıyor.

 

Kimisi daha çocuk denilecek bir yaşta,

Fakat Dünya işleri cirit oynar o başta.

 

Kimisi haram helâl, aklından geçirmiyor,

Bulunca fırsatını, tamamıyla hep yiyor.

 

Her taraf doldu taştı, ensesi kalınlarla,

Bize pek güç geliyor, bir yürümek onlarla.

 

Kimi karaborsacı, fırsat bulup kapıyor.

Biz bir dam kuramadık, adam villa yapıyor.

 

Ticaret ahlâkını, arama sağda solda,

Yıllar var ki masala karışmıştır o burda.

 

Kimisi kaptığını fırsat telâkki eder,

Bu düzen böyle gelmiş, böylece sürüp gider.

 

Tınmaz bile kimsenin, tatlı birkaç sözünü,

Milyarder olma hırsı, bürümüştür gözünü.

 

Kimisi büyük küçük saygısını unutmuş,

Kimi çeşitli yönden, bir geçim yolu tutmuş.

 

Akıl sır erdiremez insan öz kardeşine,

Herkes ayrı cepheden, sarılmıştır işine.

 

Kimisi mevki diye çırpınır titrer durur,

Geçince bir masaya, kesesini doldurur.

 

Kimisi beyim diye, kuyruk sallar herkese,

Yegâne düşüncesi, koparmak birkaç kese.

 

Kimi kumarbaz, sarhoş, yuvarlanıp gidiyor.

Uğursuz bir masada, gününü gün ediyor.

 

Kimisi bir kahvenin köşesinde uyuklar,

Aç kalmış tavuk gibi, düşte rızgın sayıklar.

 

İşsiz güçsüz geçler de, gezinir sağda solda,

En büyük emelleri, kur yapmak bütün yolda.

 

İnsanoğlu bu kentte, ayrı bir dem yaşıyor.

Hepsinin gönlünde de, menfaât çarpışıyor.

 

Allah için çırpınan, eminim az bulunur.

Malûm "Doğru söyleyen, dokuz köyden kovulur"...

 

                                                       Yüksel ŞEN
.

Genç Demokratlar Ünye - Yıl : 1, Sayı : 2, Fiyatı 10 Kuruş / 24.03.1954 Çrş.

29.10.1953 - Cumhuriyet Meydanı

Arif Nihat ASYA'nın "Bayrak" Adlı Şiirini Okurken
 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR