ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 12 Şubat 2006 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ZİLELİ ÇAĞDAŞ
ŞÂİRLERİMİZ/YAZARLARIMIZ
RESİM - FOTOĞRAF SANATÇILARIMIZ..

Araştırma : Mehmet Âli ERDİN
(Araştırmacı, Yazar, Kültür Danışmanı)
(Zile Kültür Derneği Haber - Kültür - Sanat - İletişim Bülteni.)
(Yıl : 3, Sayı : 3, Mayıs 2005, Sahife : 37 - 41'de yayımlandı.)

Mehmet Âli ERDİN

ZİLELİ ÇAĞDAŞ
ŞÂİRLERİMİZ / YAZARLARIMIZ..
RESİM - FOTOĞRAF SANATÇILARIMIZ..

DURSUN OVAT

            1 Şubat 1938'de Zile'de (Zincirliülya Mahallesi'nde) doğdu. Zile'nin "Tarakçılar" adı ile anılan ailelerinden Ömer usta ile Emine hanımın oğludur. Zile'de Sakarya İlkokulu ve Zile Ortaokulu'nu bitirdi. 1959 yılında Eskişehir Hava Astsubay Okulu'ndan mezun oldu. İzmir Güzelyalı'da Hava Harp Okulu, Lisan Okulu, Ankara'da "Hava Kuvvetleri Komutanlığı"nda ve Merzifon'da Yüz Yataklı Hava Hastahanesi'nde müstakil bölük komutanlığı yaptı. İstanbul Harp Akademileri Komutanlığı'nda ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın birçok kademelerinde otuz beş hizmet yılını tamamlayarak 1993 yılında emekliye ayrıldı.

            Eşi Necla hanım da öğretmenlik mesleğinden emekliye ayrıldı, hobileriyle ilgili çalışmalarını sürdürmektedir.

            Dursun Ovat, İstanbul Ataköy'de Atrium İş Merkezi'nde ayakkabı imalâtı ve tamiratı firmasını kurdu, on yıl çalıştırdı. Ticareti bıraktıktan sonra, şiir - resim gibi hobilerinde daha yoğun çalışmalara yöneldi. Oğulları Avukat Ömer Gökhan Ovat ve Zile'li gelini Şule Ovat (Tolon)'dan bir erkek (Berke) ve bir kız (Berrak) torunları var. Hava Personel Kıdemli Başçavuş rütbesi ile Genel Kurmay Genel Sekreteri Emir Astsubayı iken yazdığı ve Hava Kuvvetleri Dergisi'nde de yayımlanmış Atatürk şiiri ünlüdür.

ATATÜRK'ÜM
- Dursun Ovat -
Küme küme bulutlar üzerinde dimdik başın,
Gülüyor nurlu yüzün açılıyor çatık kaşın
Büyüyor kalbimizde perçinleşiyor özlemin
Kulaklarımızda çınlıyor onurlu sözlerin

O sözler ki yüce milleti ayakta tutuyor
O sözler ki arşı, mahşere kadar titretiyor
O sözler ki büsbütün gücünü halktan alıyor
O sözler ki ilelebet tarihe mâl oluyor

Kocatepe, Dumlupmar, Çanakkale, Sakarya...
Büyük tarih var oldukça silinir mi bu sayfa
O sayfa ki tarihe altın harflerle yazıldı
Milyonlarca Türk'ün kalbine hançerle kazıldı

İlk hedefiniz Akdeniz'dir! diye haykırdığın
Devrimler için uykusuz geceler ayırdığın
O devrimlerin bizlere her an rehber olacak
Türk ulusu sonsuza kadar payidar kalacak

Türk mîlleti gösterdiğin aydın yolda yürüyor
İlkelerinle karanlık düşünceler eriyor
Senden aldığımız güçle bu
vatan şenleniyor
Türk gencinin kalbindesin her an seni görüyor

Çok işler yapmıştık, daha da neler yapacağız
Yurdumuzu özlenen düzeye çıkartacağız
Büyük Önder tutuyorsun sımsıkı elimizden
Atam düşmüyorsun, düşmeyeceksin dilimizden

Türk çocuğunun ilk öğrendiği ismin oluyor
Bu büyük millet huzurunda saygıyla duruyor
Dünyâ devirler geçirse de bu böyle kalacak
Şerefli milletin yine senden emir alacak

Sen ölmeyeceksin, her düşmanın senden sakınsın
Uzak değilsin bize sen, bizden yakınsın
Damarlarımızda dolaşan sımsıcak bir cansın
Süzülüp gökyüzünden kalbimize dolacaksın

Hüseyin Gazi Tepesi ve Yatırı

Fotoğraf : Mustafa BELDEK - 01.05.2005

- Dursun Ovat -
      ULU TEPE

Hüseyin Gazi Türbesi ulu tepede
Seyrediyor Zile'yi bütün ihtişamiyle
Ağaçlar kıbleye doğru eğilmiş
Elleriyle gökyüzünü tutacak gibi

Destanlar yazılmış nesillerce
Bir türbesi var ki, menekşeler içinde
Namazlar kılınır ağaçları üstünde
Rengârenk kır çiçekleri açmış göğsünde..

Ilık ılık eser rüzgârlar bile o tepede
Büyülenmeyen insan olmaz o yüce yerde
Etrafa bakınca her şey gözlerde ufalır
Yüreklerde titreşen serin bir duygu kalır

   KÜHEYLAN

Benim atım süpürge sapıydı
Bir yün çorap atımın başıydı
Bir nokta çamur göz ve kaşıydı
Binerdim küheylana koşardım

Koşardım mahalleyi bir baştan bir başa
İçimde ne düşünce, ne tasa
Atım sopadan, kamçım çubuk
İ
şte böyleydi benim çocukluk

Hem koşar, hem arkaya bakardım
Geride kalana bir ad takardım
At mı beni taşırdı, ben mi atı bilinmez
Deh, deh, sözlerim kulaklardan silinmez!..

 

ÇOCUKLUĞUMA
GİDİYORUM

  Diyarların ötesinden
  Gözlerimi kapıyorum
 
Hayallere dalıyorum
  Çocukluğuma gidiyorum

  Çığdan uçurtma yaptığım
  Göğsüne şapıldak taktığım
  Uçunca hayran hayran baktığım
  Çocukluğuma gidiyorum

  Çaputtan top diktiğim
  Mahalle maçına gittiğim
  Kaybedince kavga ettiğim
  Çocukluğuma gidiyorum

  Örenlerde taşlı yolda
  Eneklerle, tekinlerle
  Ayağımda gavelleyle
  Çocukluğuma gidiyorum


Zile Mehteran Web Sitesi - http://mehteran.atspace.com/

SEVGİ ve UMUT*
- Dursun Ovat -

Gezindiğim yoldaki taşta
Havadaki uçan kuşta
Geceleri gördüğüm düşde
Hep sen varsın aklımda
Hep sen varsın yanımda

Karanlıklar serpilirken
Yalnızlıkla yuğrulurken
Gözümden yaş dökülürken
Hep sen varsın aklımda
Hep sen varsın yanımda
Esen serin rüzgârlarda
Yağmur dolu bulutlarda
Sevgi ve umutlarda
Hep sen varsın aklımda
Hep sen varsın yanımda

            __________________
           
Cığ : İçi boş kamış.
           
Çaput : Eskimiş bez parçası.
            Ören : Boş alan, arsa.
            Enek : Misket, cam bilye.
            Tekin : Lüks şeker üstüne sarılmış resimli kâğıt.
           
Gavelle [kalevle - kavalye] : Yemenici (kavaf) tarafından astarsız, üstü meşinden, tabanı köseleden yapılan ucuz ayakkabı.
           
*Sevgi ve Umut : 19 Aralık 1988; oğlumun askerliğe ilk adım attığı gün.

TALİHA TARHAN
İlk Kadın Fotoğrafçımız - Şâirimiz

            31.12.1934'de Zile'de doğdu. Babası Binbaşızâde Rifat Efendi, annesi Amasya'lı Hat Yazan Cemil Hoca'nın kızı Hatice Hanım'dır. Baba tarafı Binbaşı Mehmet Bey olarak anılır. Babaannesi Sivas'lı Hacı Fazlı Oğulları'ndan İbikli Mustafa Paşa'nın torunudur, babası Binbaşı Halil Bey'dir.

            Taliha Tarhan'ın Babası Binbaşızâde Rifat Bey, Rüştiye mezunudur. Erbaa'da İnhisarlar memuru iken eşi Hatice hanım vefat edince, istifa edip çiftlik yöneticiliği yapmıştır. Rifat Bey, ikinci evliliğini yapmamış, beş yaşında öksüz kalan oğlu Fikret Tarhan'la iki yaşındaki kızı Taliha Tarhan'ı kız kardeşleri ile büyütmüşlerdir. Taliha Tarhan yaşamının bu tarafını şöyle anlatıyor :

            "Adım nüfus kayıtlarında Taliye yazılı. Aslında Talia olacak. Zile'de hep Taliha dediler, öyle kaldı. Ağabeyimle beni halalarım büyüttü. Onları anne bildik. Fikret - Taliha diye nazlandıra nazlandıra bizi büyüttüler. Nur içinde yatsınlar.. Babam, ağabeyim beni kimselere kıyamadılar. Birbirimize çok düşkündük. Babamın vefatından sonra Foto Eken "Nadir Obut"la evlendik. On altı yıl mutlu yaşadık, çocukları yetiştirdik. Ağabeyim Fikret Tarhan Bey, Zile'de kendisi gibi resim öğretmeni Nurten Tarhan'la evlendi. İki oğlumuz oldu. Yiğit ve Bora.. Hep onlarla avunduk, onlarla haşır neşir olduk. 1973 yılında eşim Nadir Obut'a yardım etmek amacıyla fotoğrafçılığa başladım. Bayanların fotoğraflarını ben çekiyordum. O zamanlar renkli fotoğraf çekme imkânı olmadığı için, büyüttüğümüz fotoğrafları pastel boya ile renklendiriyordum.

Nevzat EKEN,
sağda Amasya'da çekilmiş. Rıfat TARHAN.

Fotoğraf : Sami KOÇ
Rıfat TARHAN.
Solda, Talia Tarhan OBUT, Fikret TARHAN

Fotoğraf : Sami KOÇ

            Ailemin hemen her ferdi sanatçı idi. Babaannem, babam, Osmanlıca'yı, eski ve yeni Türkçe'yi yazıp okuyorlardı. Halalarım da öyle idi. Tahsilim ortaokul olmasına rağmen ben de eski ve yeni Türkçe'yi okur yazarım. Babaannem altmış iki vilâyet gezmiş, Osmanlı Hanımefendisi idi. Ondan feyz aldık. Bize şarkılar, şiirler, maniler, dualar söyler, öğrenmemiz için çabalardı. Bilgili kadındı. Biz böyle kişilerin torunlarıyız

            Babaannem, Babam, halalarım, eniştelerim, sonra da eşim ardı ardına vefat ettiler. Hepsi de nur içinde yatsın. Babaanneme herkes "Teyfik Bey'in hanımı Seher hanım" diye saygıyla yaklaşırlardı. Çok güzel sesi vardı, şarkıları iyi okurdu. En çok severek söylediği şarkılar şunlardı :

            - Dil yârasini andıracak yâre bulunmaz (Hicaz), - Olmaz ilâç sîne-i sad-pâreme (Segâh), - Son hâtıra aşkımdan kalan bir sarı saçdı / Kalbimde o eller ne derin yâreler açtı/ Öksüz bırakıp beni yâdellere kaçtı. (Hüzzam). Babaannemin en çok okuduğu şarkılardan bir tanesi de "Sabah oldu tan yerleri atıyor" şarkısı idi. Kimin bestesi olduğunu bilmiyorum ama, sözlerini eksiksiz biliyorum :

Sabah oldu tan yerleri atıyor
Garip bülbül gül dalında ötüyor
İki hasret birbirine sarılmış da yatıyor
Uyanmaz uykudan ceylan uyanmaz
Ölüyorum desem zalim inanmaz
Sabah oldu tanyerleri ışıdı
Garip bülbül gül dalında üşüdü
Kahbe felek bu ne şekil iş idi
Uyanmaz uykudan ceylan uyanmaz
Ölüyorum desem zalim inanmaz

            Babaannem, hemen her sohbetinde sözünde atasözlerinden, manilerden ve şiirlerden örnek vermeden ana fikrini söylemezdi. Bunlardan hatırımda kalanları ben de zaman zaman kullanırım. Atasözlerinin bazılarını o günlerde Zile'de Edebiyat Öğretmeni olan Kadri Özyalçın'dan öğrenmiştik. Kadri Bey, akrabamızdır. İyi edebiyat öğretmeni, yazardı. Nota bilir, keman çalardı. Kardeşi Şaziye Hanımın büyük oğlu Uğur Mumcu da dayıya çekmiş olmalı ki edebiyat öğretmeni oldu. Kardeşi Tuğrul Mumcu da herkes biliyor ki, ses sanatçısı.

            Sizlere biraz sonra babaannemden öğrendiklerimden ve şiirlerimden örnekler de vereceğim. Ankara'dan İstanbul'dan benimle röportaj yapmaya, yüksek lisans tezi hazırlarken bana danışmaya gelenler var. İstanbul'dan Zeynep Orhon Targaç isminde bir hanımefendi geldi. Zile'nin ilk kadın fotoğrafçısı olduğum için Fotoğraf Dergisi'ne röportaj yapmak istediğini söyledi. Benden sonra Şekerci Kemal'e de (Kemalettin Şendoğdu'ya) gitmesini söyledim. Onunla da görüştü. Zeynep Orhon Targaç, eşimden, benden, Ağabeyimden, görümcemin kocası Foto Eken (Nevzat Eken)'den örnek fotoğraflarla ailemizle ilgili birkaç fotoğraf aldı gitti. İstanbul'da yayımlanan Fotoğraf Dergisi Haziran - Temmuz 2004 Sayısında (sayfa 68'den 75'e kadar) bu röportajı fotoğraflarla yayımladı. Çok da güzel oldu. Hiç değilse Zile'nin adını duyurmaya katkım oldu.

29 Ekim 2003 - Talia Hanım'ın Evinde

Fotoğraf : Zeynep Orhon TARGAÇ

            İşte böyle, yıllar çabuk geçiyor, anılarımızla moral bulup yaşamın bünyemiz ve aklımızla çelişen yanlarının üstesinden gelmeye çaba harcıyor, günlük uğraşlarla, biraz da hobilerle vaktimizi iyi geçirmeye çalışıyoruz. Temizliğe son derece önem veririm. Ev dekoru, el işleri, el sanatları ve çiçekleri çok severim. Canlı çiçek çok yetiştirdim. Şimdi de evimin her tarafında yapay çiçekler var.

            Okumayı, yazmayı severim. Müzik dinler, şiir yazarım. Evde günlük işler yapar, Allah'a şükreder, Kur'ân'ımı okur, namazımı kılarım. Zile'de doğdum, Zile'de büyüdüm. Etrafım çok. Beni hiç yalnız bırakmıyorlar. Allah hepsinden razı olsun. Benim akrabam, canım oğlum Mehmet Âli Erdin'i kucağımda gezdirdim. Beni unutmadığı için Allah uzun ömürler versin. Ona teşekkür eder, işlerinde ve bilhassa "Zile Kültür Derneği" çalışmalarında başarılar dilerim. Çünkü ilk defa "Zile Kültür Derneği"ni Zile'de ağabeyim Fikret Tarhan kurdu. Onun da ruhu şâd olacaktır.

Babaannemden Öğrendiğim Atasözleri :

Dolaştım şâm-ı şerîfi bulamadım başıma bir taç
Eğride görmedim tok, doğru da aç!..

 

Eve gelince gülmeyen avrat
Höst deyince gitmeyen at
 
O eve gir ağla, çık ağla..

Eve gelince gülen avrat
Höst deyince giden at
O eve gir oyna çık oyna

Babaannemden Öğrendiğim Bulmacalar :

İçeriden içeriye tâbidir, tâbi
Yıkılmaz Mevlâ'nın yaptığı yapı
On iki bahçede kırk sekiz kapı
Arasında iki gül bitmiş
Birbirinden güzel
Bilin bakalım bu nedir?
(Cevap : Yıl 12 ay, 48 hafta : İki gül; birisi Ramazan, diğeri Kurban Bayramı.)

Bir acayip kubbe gördüm
Dayak versem fırlanır
İçi çim, dışı zar
Tepesi billurlanır
Şimdi böyle durur ama
Murat etsem canlanır?
Bilin bakalım bu nedir?
                     (Cevap : Yumurta)

Ol hanım geldi, şol hanım geldi
Balaban bakışlı, keklik sekişli
Ada kaymağı dere karpuzu
Güllük gülistanlık içinde
Bir hanım geldi?
Bilin bakalım bu nedir?
                        (Cevap : Kurbağa)

 

Talia Obut'un Eşi

Fotoğrafçı Nadir OBUT

Talia Tarhan OBUT

Kendi Renklendirdiği Fotoğraf

Babaannemden Öğrendiğim Maniler :

Bağlarında kirazı var
Siyah beyaz pekmezi var
Zile'de yetişen ince narin
Kızları var..

Karanfil evlek evlek
Dadandı kara beyler
Yazı Zile'de geçirdik
Kışın ayırdı felek

TALİHA TARHAN'DAN ŞİİRLER

      Baharla Gelen

Aralık, Ocak derken
Şubat geldi..
Hakk-teâlâ emretti
Leyleklere tel geldi
Düşünce cemreler havaya
Yağar yağmur, sel gelir..

Kuşlar döner yuvaya
Döner havada kırlangıçlar
Bahar gelir, coşar sular
Derelere sel gelir..

Yeşil kırlarda ağırşaklar
Öksüzceler, çiğdemler açar
Biçâre gönüllerden neler geçti,
Neler de geçer bilinmez
Açarsa güneş, yaz gelir..
            
- Taliha Tarhan - Şubat 2004

     Bora'ya

Gittin gideli
Bahar geldi, yaz geçti
Çiçek açtı bahçelerde, gül geçti..

Geçit vermiyor dağlar
Derelere sel geldi
Şu vadiler de bana dar geldi
Bekledikçe yolları
Sonunda kış geldi..

Neredesin bir tanem
Sana şimdi gurbet elleri
Hoş geldi..
Halanızın gözlerinden yaş geldi..
                                     - Taliha Tarhan-

 

Sevgililer Günü

Martılar uçar
Gemiler yol alır açık denizlerde
İnsanlar koşuşur caddelerde
Bilmiyorum sevdiklerim
İstanbul'un hangi köşesinde..
Ararsam bulamam onları
Kadıköy'de, Kanada'da
Karlı gecelerde..
       
- Taliha Tarhan -
14.02.2004

Bağlarda kiraz olmuş
Açan güllerim solmuş
Düşlerim hayâl olmuş
Kendime bakınca
Benzim sararmış solmuş
Maziyi düşündükçe
Hepsi geride kalmış
Gecem gündüze varmış
Kaderim böyle imiş
Beni yalnız bırakmış
       - Taliha Tarhan - (Zile, 2004)

 

Fikret TARHAN

 

Zile'de Kış

Fotoğraf : Fikret TARHAN

IŞIK SÖNERSE

İster sabah, ister akşam, ister gün
Yalnızlığı kafes kafes örmüşüm
Dünyanın yükü vurulmuşçasına omuzlarıma

Çökmüşüm..
Aşsam da bir,  aşmasam da zamanı
Işığı söndürmüşüm..
- Taliha Tarhan -  (Zİle, 1997)

  Sevgili Su'ya

  Baharımda yazımdasın
  Benim güzel manolyamsın
  Senden ayrı yaşadıkça
  Kalbim nasıl dayansın

  Kalbimin nazlı kızı
  Gecelerimin yıldızı
  Seni çok seviyorum
  Halanın güzel kızı
  Kutlu olsun on birinci yaşın
  Halasının nazlısı..
                        
- Taliha Tarhan -

   Hele Bakın..

 

  Hele bakın şu Zile'nin kışına
  Karlar yağmış kalemizin başına
  Beklemekten usandım
  Şu yolların başında

  Gelmeyen kalmadı
  Şu garibin başına
  Ben de bilmiyorum
  Bu feleğin işini
  Ne gelirse vay, birinin başına..
                         - Taliha Tarhan -

 

     
Makale Başı ya da Sayfa Başına Dönmek İçin Tıklayınız

* Zile Kültür Derneği Haber - Kültür - Sanat - İletişim Bülteni'nde yer alan fotoğraf ve metinlerin
her hakkı saklıdır ve Mehmet Âli ERDİN'e aittir. İzinsiz çoğaltılamaz, alıntı yapılamaz, kopyalanamaz.
Aksine hareket edenler; Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'nın tüm hükümlerine göre sorumlu olur.*

 

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR