|
|
ZİLELİ
ÇAĞDAŞ |
|
Araştırma
: Mehmet Âli ERDİN
(Araştırmacı,
Yazar, Kültür Danışmanı)
(Zile Kültür
Derneği Haber - Kültür - Sanat - İletişim Bülteni.)
(Yıl : 3, Sayı : 3, Mayıs 2005, Sahife :
37 - 41'de yayımlandı.)
Mehmet Âli ERDİN

ZİLELİ
ÇAĞDAŞ
ŞÂİRLERİMİZ / YAZARLARIMIZ..
RESİM -
FOTOĞRAF SANATÇILARIMIZ..

DURSUN OVAT
1 Şubat 1938'de Zile'de (Zincirliülya Mahallesi'nde) doğdu. Zile'nin "Tarakçılar" adı ile anılan ailelerinden Ömer usta ile Emine hanımın oğludur. Zile'de Sakarya İlkokulu ve Zile Ortaokulu'nu bitirdi. 1959 yılında Eskişehir Hava Astsubay Okulu'ndan mezun oldu. İzmir Güzelyalı'da Hava Harp Okulu, Lisan Okulu, Ankara'da "Hava Kuvvetleri Komutanlığı"nda ve Merzifon'da Yüz Yataklı Hava Hastahanesi'nde müstakil bölük komutanlığı yaptı. İstanbul Harp Akademileri Komutanlığı'nda ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın birçok kademelerinde otuz beş hizmet yılını tamamlayarak 1993 yılında emekliye ayrıldı.
Eşi Necla hanım da öğretmenlik mesleğinden emekliye ayrıldı, hobileriyle ilgili çalışmalarını sürdürmektedir.
Dursun Ovat, İstanbul Ataköy'de Atrium İş Merkezi'nde ayakkabı imalâtı ve tamiratı firmasını kurdu, on yıl çalıştırdı. Ticareti bıraktıktan sonra, şiir - resim gibi hobilerinde daha yoğun çalışmalara yöneldi. Oğulları Avukat Ömer Gökhan Ovat ve Zile'li gelini Şule Ovat (Tolon)'dan bir erkek (Berke) ve bir kız (Berrak) torunları var. Hava Personel Kıdemli Başçavuş rütbesi ile Genel Kurmay Genel Sekreteri Emir Astsubayı iken yazdığı ve Hava Kuvvetleri Dergisi'nde de yayımlanmış Atatürk şiiri ünlüdür.
|
ATATÜRK'ÜM - Dursun Ovat - |
|
|
Küme küme bulutlar
üzerinde dimdik başın, Gülüyor nurlu yüzün açılıyor çatık kaşın Büyüyor kalbimizde perçinleşiyor özlemin Kulaklarımızda çınlıyor onurlu sözlerin
O sözler ki yüce milleti
ayakta tutuyor
Kocatepe, Dumlupmar,
Çanakkale, Sakarya...
İlk hedefiniz
Akdeniz'dir! diye haykırdığın |
Türk mîlleti gösterdiğin
aydın yolda yürüyor İlkelerinle karanlık düşünceler eriyor Senden aldığımız güçle bu vatan şenleniyor Türk gencinin kalbindesin her an seni görüyor
Çok işler yapmıştık,
daha da neler yapacağız
Türk çocuğunun ilk
öğrendiği ismin oluyor
Sen ölmeyeceksin, her
düşmanın senden sakınsın |
Hüseyin Gazi
Tepesi ve Yatırı

Fotoğraf : Mustafa BELDEK - 01.05.2005
| - Dursun Ovat - | |
|
ULU TEPE
Hüseyin Gazi Türbesi ulu tepede
Destanlar yazılmış nesillerce
Ilık ılık eser rüzgârlar bile o tepede |
KÜHEYLAN
Benim
atım süpürge sapıydı
Koşardım mahalleyi bir
baştan bir başa
Hem koşar, hem
arkaya bakardım |
|
ÇOCUKLUĞUMA |
|
|
Diyarların ötesinden Gözlerimi kapıyorum Hayallere dalıyorum Çocukluğuma gidiyorum
Çığdan uçurtma yaptığım
Çaputtan top diktiğim
Örenlerde taşlı yolda |

Zile Mehteran Web Sitesi -
http://mehteran.atspace.com/
|
SEVGİ ve UMUT* - Dursun Ovat -
Gezindiğim yoldaki taşta |
|
|
Karanlıklar serpilirken Yalnızlıkla yuğrulurken Gözümden yaş dökülürken Hep sen varsın aklımda Hep sen varsın yanımda |
Esen serin rüzgârlarda Yağmur dolu bulutlarda Sevgi ve umutlarda Hep sen varsın aklımda Hep sen varsın yanımda |
__________________
Cığ : İçi boş
kamış.
Çaput :
Eskimiş bez parçası.
Ören :
Boş alan, arsa.
Enek :
Misket, cam bilye.
Tekin : Lüks
şeker üstüne sarılmış resimli kâğıt.
Gavelle [kalevle -
kavalye] :
Yemenici (kavaf)
tarafından
astarsız, üstü meşinden, tabanı köseleden yapılan ucuz ayakkabı.
*Sevgi ve Umut :
19
Aralık 1988; oğlumun askerliğe ilk adım attığı gün.
TALİHA TARHAN
İlk Kadın Fotoğrafçımız
-
Şâirimiz

31.12.1934'de Zile'de doğdu. Babası Binbaşızâde Rifat Efendi, annesi Amasya'lı Hat Yazan Cemil Hoca'nın kızı Hatice Hanım'dır. Baba tarafı Binbaşı Mehmet Bey olarak anılır. Babaannesi Sivas'lı Hacı Fazlı Oğulları'ndan İbikli Mustafa Paşa'nın torunudur, babası Binbaşı Halil Bey'dir.
Taliha Tarhan'ın Babası Binbaşızâde Rifat Bey, Rüştiye mezunudur. Erbaa'da İnhisarlar memuru iken eşi Hatice hanım vefat edince, istifa edip çiftlik yöneticiliği yapmıştır. Rifat Bey, ikinci evliliğini yapmamış, beş yaşında öksüz kalan oğlu Fikret Tarhan'la iki yaşındaki kızı Taliha Tarhan'ı kız kardeşleri ile büyütmüşlerdir. Taliha Tarhan yaşamının bu tarafını şöyle anlatıyor :
"Adım nüfus kayıtlarında Taliye yazılı. Aslında Talia olacak. Zile'de hep Taliha dediler, öyle kaldı. Ağabeyimle beni halalarım büyüttü. Onları anne bildik. Fikret - Taliha diye nazlandıra nazlandıra bizi büyüttüler. Nur içinde yatsınlar.. Babam, ağabeyim beni kimselere kıyamadılar. Birbirimize çok düşkündük. Babamın vefatından sonra Foto Eken "Nadir Obut"la evlendik. On altı yıl mutlu yaşadık, çocukları yetiştirdik. Ağabeyim Fikret Tarhan Bey, Zile'de kendisi gibi resim öğretmeni Nurten Tarhan'la evlendi. İki oğlumuz oldu. Yiğit ve Bora.. Hep onlarla avunduk, onlarla haşır neşir olduk. 1973 yılında eşim Nadir Obut'a yardım etmek amacıyla fotoğrafçılığa başladım. Bayanların fotoğraflarını ben çekiyordum. O zamanlar renkli fotoğraf çekme imkânı olmadığı için, büyüttüğümüz fotoğrafları pastel boya ile renklendiriyordum.
| Nevzat EKEN, sağda Amasya'da çekilmiş. Rıfat TARHAN. ![]() Fotoğraf : Sami KOÇ |
Rıfat TARHAN. Solda, Talia Tarhan OBUT, Fikret TARHAN ![]() Fotoğraf : Sami KOÇ |
Ailemin hemen her ferdi sanatçı idi. Babaannem, babam, Osmanlıca'yı, eski ve yeni Türkçe'yi yazıp okuyorlardı. Halalarım da öyle idi. Tahsilim ortaokul olmasına rağmen ben de eski ve yeni Türkçe'yi okur yazarım. Babaannem altmış iki vilâyet gezmiş, Osmanlı Hanımefendisi idi. Ondan feyz aldık. Bize şarkılar, şiirler, maniler, dualar söyler, öğrenmemiz için çabalardı. Bilgili kadındı. Biz böyle kişilerin torunlarıyız
Babaannem, Babam, halalarım, eniştelerim, sonra da eşim ardı ardına vefat ettiler. Hepsi de nur içinde yatsın. Babaanneme herkes "Teyfik Bey'in hanımı Seher hanım" diye saygıyla yaklaşırlardı. Çok güzel sesi vardı, şarkıları iyi okurdu. En çok severek söylediği şarkılar şunlardı :
- Dil yârasini andıracak yâre bulunmaz (Hicaz), - Olmaz ilâç sîne-i sad-pâreme (Segâh), - Son hâtıra aşkımdan kalan bir sarı saçdı / Kalbimde o eller ne derin yâreler açtı/ Öksüz bırakıp beni yâdellere kaçtı. (Hüzzam). Babaannemin en çok okuduğu şarkılardan bir tanesi de "Sabah oldu tan yerleri atıyor" şarkısı idi. Kimin bestesi olduğunu bilmiyorum ama, sözlerini eksiksiz biliyorum :
|
Sabah
oldu tan yerleri atıyor Garip bülbül gül dalında ötüyor İki hasret birbirine sarılmış da yatıyor Uyanmaz uykudan ceylan uyanmaz Ölüyorum desem zalim inanmaz |
Sabah oldu tanyerleri
ışıdı Garip bülbül gül dalında üşüdü Kahbe felek bu ne şekil iş idi Uyanmaz uykudan ceylan uyanmaz Ölüyorum desem zalim inanmaz |
Babaannem, hemen her sohbetinde sözünde atasözlerinden, manilerden ve şiirlerden örnek vermeden ana fikrini söylemezdi. Bunlardan hatırımda kalanları ben de zaman zaman kullanırım. Atasözlerinin bazılarını o günlerde Zile'de Edebiyat Öğretmeni olan Kadri Özyalçın'dan öğrenmiştik. Kadri Bey, akrabamızdır. İyi edebiyat öğretmeni, yazardı. Nota bilir, keman çalardı. Kardeşi Şaziye Hanımın büyük oğlu Uğur Mumcu da dayıya çekmiş olmalı ki edebiyat öğretmeni oldu. Kardeşi Tuğrul Mumcu da herkes biliyor ki, ses sanatçısı.
Sizlere biraz sonra babaannemden öğrendiklerimden ve şiirlerimden örnekler de vereceğim. Ankara'dan İstanbul'dan benimle röportaj yapmaya, yüksek lisans tezi hazırlarken bana danışmaya gelenler var. İstanbul'dan Zeynep Orhon Targaç isminde bir hanımefendi geldi. Zile'nin ilk kadın fotoğrafçısı olduğum için Fotoğraf Dergisi'ne röportaj yapmak istediğini söyledi. Benden sonra Şekerci Kemal'e de (Kemalettin Şendoğdu'ya) gitmesini söyledim. Onunla da görüştü. Zeynep Orhon Targaç, eşimden, benden, Ağabeyimden, görümcemin kocası Foto Eken (Nevzat Eken)'den örnek fotoğraflarla ailemizle ilgili birkaç fotoğraf aldı gitti. İstanbul'da yayımlanan Fotoğraf Dergisi Haziran - Temmuz 2004 Sayısında (sayfa 68'den 75'e kadar) bu röportajı fotoğraflarla yayımladı. Çok da güzel oldu. Hiç değilse Zile'nin adını duyurmaya katkım oldu.
29 Ekim 2003 - Talia Hanım'ın Evinde

Fotoğraf : Zeynep Orhon TARGAÇ
İşte böyle, yıllar çabuk geçiyor, anılarımızla moral bulup yaşamın bünyemiz ve aklımızla çelişen yanlarının üstesinden gelmeye çaba harcıyor, günlük uğraşlarla, biraz da hobilerle vaktimizi iyi geçirmeye çalışıyoruz. Temizliğe son derece önem veririm. Ev dekoru, el işleri, el sanatları ve çiçekleri çok severim. Canlı çiçek çok yetiştirdim. Şimdi de evimin her tarafında yapay çiçekler var.
Okumayı, yazmayı severim. Müzik dinler, şiir yazarım. Evde günlük işler yapar, Allah'a şükreder, Kur'ân'ımı okur, namazımı kılarım. Zile'de doğdum, Zile'de büyüdüm. Etrafım çok. Beni hiç yalnız bırakmıyorlar. Allah hepsinden razı olsun. Benim akrabam, canım oğlum Mehmet Âli Erdin'i kucağımda gezdirdim. Beni unutmadığı için Allah uzun ömürler versin. Ona teşekkür eder, işlerinde ve bilhassa "Zile Kültür Derneği" çalışmalarında başarılar dilerim. Çünkü ilk defa "Zile Kültür Derneği"ni Zile'de ağabeyim Fikret Tarhan kurdu. Onun da ruhu şâd olacaktır.
Babaannemden Öğrendiğim Atasözleri :
Dolaştım şâm-ı şerîfi
bulamadım başıma bir taç
Eğride görmedim tok,
doğru da aç!..
|
Eve gelince gülmeyen
avrat |
Eve gelince gülen avrat |
Babaannemden Öğrendiğim Bulmacalar :
İçeriden içeriye
tâbidir, tâbi
Yıkılmaz Mevlâ'nın yaptığı yapı
On iki bahçede kırk
sekiz kapı
Arasında iki gül bitmiş
Birbirinden güzel
Bilin bakalım bu nedir?
(Cevap : Yıl
12 ay, 48 hafta : İki gül; birisi Ramazan, diğeri Kurban
Bayramı.)
|
Bir acayip kubbe gördüm |
Ol hanım geldi, şol hanım
geldi |
|
Talia Obut'un Eşi |
Talia Tarhan OBUT |
Babaannemden Öğrendiğim Maniler :
|
Bağlarında kirazı var |
Karanfil evlek evlek |
TALİHA TARHAN'DAN ŞİİRLER
|
Baharla Gelen
Aralık, Ocak derken
Kuşlar döner yuvaya
Yeşil kırlarda ağırşaklar |
Bora'ya
Gittin
gideli
Geçit
vermiyor dağlar
Neredesin bir tanem |
|
Sevgililer Günü
Martılar uçar |
Bağlarda kiraz olmuş |
|
Fikret TARHAN |
Zile'de Kış |
IŞIK SÖNERSE
İster sabah, ister akşam,
ister gün
Yalnızlığı kafes kafes örmüşüm
Dünyanın yükü vurulmuşçasına
omuzlarıma
Çökmüşüm..
Aşsam da bir, aşmasam da
zamanı
Işığı
söndürmüşüm..
- Taliha Tarhan -
(Zİle, 1997)
|
Sevgili Su'ya
Baharımda yazımdasın
Kalbimin nazlı kızı |
Hele Bakın..
Hele bakın şu Zile'nin kışına
Gelmeyen
kalmadı |
Makale Başı ya da Sayfa Başına Dönmek İçin Tıklayınız

*
Zile Kültür Derneği Haber - Kültür - Sanat - İletişim Bülteni'nde yer alan
fotoğraf ve metinlerin
her hakkı saklıdır ve Mehmet Âli ERDİN'e aittir. İzinsiz çoğaltılamaz, alıntı
yapılamaz, kopyalanamaz.
Aksine hareket edenler; Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'nın tüm hükümlerine göre
sorumlu olur.*