ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 19 Ağustos 2005 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ZİLE'NİN
TARİHÇESİ

Bildiri : Prof. Dr. Münir ATALAR
(Tarih Boyunca Karadeniz Kongresi - 13 - 17 Ekim 1986 / Samsun)
(Bildiri Kitabı'nın 286 - 290. sayfalarında yayımlandı.)

G.O.P. Üniversitesi/Tokat - TARİH BÖLÜMÜ Başkanı

KURULUŞ TARİHİ : 1993

TEL NO. : (Santral) 0 356 252 15 82

 E - mail : matalar@gop.edu.tr
FAX NO. : 0 356 252 15 85
Alanı : Ortaçağ Tarihi

 

ZİLE'NİN TARİHÇESİ

M.E.B. Yabancı Diller Eğitim Merkezi / Ankara - 1985

1. Prof. Dr. Münir ATALAR, 2. M. Ufuk MİSTEPE
Fransızca B Kuru Okutman ve Öğrencileriyle Bir Arada.

            Zile tarihi, başlıca üç kısımda incelenebilir. Birinci kısım, Zile'nin kuruluşu ve İslâmiyet'ten önceki Zile. İkinci kısım, Osmanlılar'da Zile. Üçüncü kısım, Millî Mücadele yıllarında Zile tarihidir.

            Zile tarihinin kuruluş devrine ait eser bulmak güçtür. Yalnızca Strabon'un, Zile'nin kuruluşu hakkında verdiği bilgiden başka, bu devri inceleyen kaynak yoktur.

            Coğrafyanın pîri olan Amasyalı Strabon (M.Ö. 64 - öl. M.S. 20), eski ismi Zela olan bu şehrin, M.Ö. 50 tarihinde Asur Krallığı'nın başkenti Ninova'nın melikesi meşhure Semiramis tarafından kurulduğu ve ortasındaki tepenin ise suni olarak yapıldığı belirtilmektedir. Bu tarihî kayda göre Zile, 4000 senelik bir tarihi sinesinde saklamaktadır. Roma diktatörlerinden Pom Peyus (Pompe), burayı, bazı nahiyeler ilâvesiyle kaza merkezi haline getirmiştir.

Zelus - Sanson, Nicolas; 1642

http://xena.lib.unimelb.edu.au/cgi/map_view.cgi#top

            İslâmiyet devri Zile hakkında bilgi veren önemli kaynaklar vardır. Türk ırkından Turanîlerden, Tokayetiler, şimdiki Zile şehrini merkez yaparak buraya muhterem manâsına gelen Silay ismini vermişlerdir. Sonraları bu şehre Zela, Zile denmiştir. Kaynaklarda, Zile'nin diğer bir ismi, Kargariye olarak geçmektedir. Harkar Han'ın bu şehri yaptırmış olması ihtimalinden şehrin, bu ismi aldığını ileri süren kayıtlar da mevcuttur.

            Eski devirde Zile, Anaitis ilâhesine mensub addolunarak, bunun ibadetine mahsus büyük bir mabedi vardı. Kasım ayının ilk haftasında mabede ziyaretler yapılırdı Tapınağın papazı sonbahar mevsiminde büyük bir dinî törenle taç giyiyordu. Bu törenlere büyük bir kalabalık katılıyor ve dolaysıyla parlak bir ticarî hayat yaşanıyordu. İşte bu ziyaretler ve toplantılar neticesinde, halkın da deri (deir) diye isimlendirdiği Tarihî Zile Panayırı oluşmuştur. Toplantılar, mabedin civarında yapılırdı. Bu devreye ve mabede ait en önemli kalıntı, Bekimiş Taşı'dır. Anaitis Mezhebi, Hıristiyanlığın çıkışına kadar devam etmiş, Hıristiyan mezhebinin tesiri ile ortadan kalkmıştır.

Bekimiş Taşı

            Evliya Çelebi'ye göre (1643), Zile şehrinin adı, buradaki Halı ve Kilim dokumacılığının ileri gitmesinden dolayı, bu sanatla ilgili olarak Zeyli ismi verilmiştir. Çünkü bu sanata zeyli deniyordu. Bu isim zamanla Zile'ye çevrilmiştir, Yine Evliya Çelebi eserinde Zile kalesinin yalçın bir kaya üzerinde kurulduğunu ve yerinin çok sağlam olduğunu yazıyor. Anlattığına göre, kalenin batıya bakan demir kapısı, 26 burcu, 3000 hanesi bulunduğunu, bir câmi, cephanesi ve nöbetçi kulelerinin olduğunu, şehrin eşrafının kıymetli eşyasının ve evrakının burada saklandığını yazmaktadır.

            M.Ö. 420'de, İran Şahı Erdeşin, Zile ve dolaylarını ele geçirmiş ve bu mıntıkaya vâli olarak tayin ettikleri Aryo Marzani ailesi, uzun zaman buraları yönetmiştir. Bu arada Makedonya Hükümdarı Büyük İskender, İran Hükümdarı Dârâ'yı yenmesi üzerine Zile, Pontus Kralı III. Mitridat'ın hâkimiyetine geçmiştir.

            Mitridat'ın Romalılar'a yenilmesi ile Roma Generali ve devlet adamı Cneius Magnus Pompeius (M.Ö. 106 - Peluz M.Ö. 8). M.Ö. 64'de, Zile ve dolaylarını tamamen hâkimiyeti altına alarak, bu bölgeyi, bir Roma eyaleti olarak teşkilatlandırmıştır. Bu yenilgi üzerine Mitridat, kendisini kölesine öldürtmüştür Daha sonra Pontus Kralı Pharnakes (M.Ö. 97 - M.Ö. 47), M.Ö 170 tarihlerinde Zile ve dolaylarını Romalılardan geri alır.

Zile Acropolis in the Roman Era

(Oil Painting 65x85 by Ersal Yavi)

            Roma İmparatoru Sezar ile Pontus Kralı Pharnakes arasında yapılan ve beş saat süren tarihî savaşta, Pharnakes yenilmiş ve toprakları da Roma İmparatorluğu'na katılmıştır. Sezar, bu zaferi - Veni, Vidi, Vici - (Geldim, Gördüm, Yendim) sözlerini kapsayan o meşhur mektubunu, muharebeyi kazandıktan sonra yazmıştır. Bugün Zile Kalesi'nde, yuvarlak bir sütun üzerinde bozulmuş olarak bulunan bu yazı, muntazam olmayışı ve dış tesirler ile toprak altında uzun yıllar kalmasından dolayı, bozulan yerleri temizlenerek teşhir için, kalenin park girişinde bir kaideye oturtulmuştur.

            M.Ö. 1500 yıllarında yüksek düzeyde kültür ve sanat yaşanan Hitit kentlerinden biri yine Zile (Anzilia)'dir. Hititlerin Anzalia dediği Zile höyüğü, 5000 yıldan bu yana 14 uygarlık ve devletin izlerini üst üste taşıyan ve günümüzde de kısmen iskân edilen ender höyüklerden biridir.

             Zile'de önemli bir Hitit merkezi de Maşat Höyük'tür. Kalenin kuzey tarafında bulunan, halk tarafından Koca Kayser denilen mezarın Pontus Krallarından veya Kral Hanedanından birine ait olması muhtemeldir. Tarihçilere göre, Roma Kralı Sezar'ın, Mithridates ile yaptığı savaştan evvel, Mithridates'in çok genç ve güzel karısı, kocasının Sezar'a mağlubiyetini duyunca Sezar'ın eline geçmemek için kendini bu kayalardan aşağı atarak intihar etmiş olduğu söylenmektedir.

            Zile dolayları Romalılar'ın elinde kaldığı müddet içinde birçok İslâm ordularının hücumuna uğramış ve Araplar Zile'ye Gazele adını vermişlerdir. Roma İmparatorluğu ikiye bölündükten sonra Bizanslıların uzun müddet idaresinde kalan Zile, 1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra, Melik Ahmed Danişmend tarafından alınmış ve ismine de Karkariye denilmiştir. Bu suretle Zile ilk defa Selçuklular'ın eline geçmiştir.

            Melik Ahmed Danişmend'in, 1126 yılında ölümü üzerine, yerine geçen oğlu Mehmed Gazi, Bizans İmparatoru Manuel'in hücumlarına karşı koyarak Zile ve dolaylarını hükümranlığı altında tutmuştur. Mehmed Gazi'nin 1142 tarihinde ölümü üzerine yerine geçen kardeşi Nizamettin Yağıbasan, Selçuklu Sultanları'ndan II. Kılıçarslan ile çeşitli savaşlar yapmış ve neticede 1158 tarihinde, II. Kılıçarslan aleyhine Bizanslılar'la birleşmiştir. 1166 tarihinde Nizamettin Yağıbasan'ın ölümü üzerine, Zile ve civarı tekrar Bizans İmparatoru Manuel'in eline geçmiştir. Bundan sonra harpler de, Kılıçarslan ile Manuel arasında devam etmiş ve Manuel mağlup olarak tamamen çekilmiştir ve bölge Selçuklular'ın olmuştur.

Sezar
"Geldim - Gördüm - Yendim"

"Veni - Vidi - Vici"
Sezar'ın Savaş Haritası

Kâmil Yaşar Paşay Arşivi
Kale, Roma Kumandanı
SULLA tarafından yaptırıldı.

Zile Kale Kapısı

            II. Kılıçarslan, Danişmentler'in son beyini zehirletmek suretiyle öldürdükten sonra, bölgenin hâkimiyeti Selçuklular'la devam etmiş, Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan'ın ölümü üzerine bölge, çocukları arasında taksimi sonunda Nasrettin Bayrak Şah'a düşmüştür. Tokat Beyi Rükneddin, Selçukî Devleti'ni yeniden kurduğu zaman Zile bölgesi tekrar idare altında toplanmıştır. Bundan, 1205 tarihlerinde Selçuklu Pervane Bey'in emirliği altında olduğu görülmektedir.

            Bu arada Moğollar'ın hücumuna uğrayan Zile yakılıp yıkılmıştır. Zile ve dolayları 1256 tarihinde İlhanlılar'ın, 1365 tarihinde Eretna Oğulları'nın, 1381 tarihinde Kadı Burhaneddin'in eline geçmiş olduğu ve bunların idareleri zamanında dahili isyanların birbirini takip etmesi halkın huzursuz olmasına sebep olmuştur. Zile halkı, emirlerle birleşerek, Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid'a müracaat ederek, bağlılıklarını bildirmişlerdir. Yıldırım Bayezid'ın hâkimiyetine giren bölgede, isyanlar durmuş ve Zile, Tokat'la beraber Amasya'ya bağlanmıştır. Torumtay Oğlu Kaya Paşa, daha sonra Kutlu Paşa ve bilâhare Bicar oğlu Hamza Bey'in emir oldukları görülür.

            Uzun Hasan'ın 1470 tarihli yağmalamasında, Zile de bu yağmada yakılıp yıkılmıştır. Zamanın Tokat Beyi Hamza Bey, Zile'yi yağmadan kurtaramamıştır. İdarî bakımdan Tokat'a bağlı olan Zile'yi Sancak Beyleri idare etmiş, Sivas üzerine hücum eden Şah İsmail, birçok muharebelerden sonra Zile ve çevresini ele geçirmiştir. 1878 tarihinde Tokat'ın mutasarrıflık halinde idaresi üzerine Zile kaza olmuştur.

            Millî Mücadele yıllarında Zile'de isyan çıkmamış, fakat âsiler iki defa Zile'yi basmışlar ve yağma etmişlerdir. Bu bakımdan Zile bedbaht bir şehir olmuştur.

     

            Yozgat ve Yenihan taraflarında gelişerek, derlenip toplanarak Zile'yi hedef tutan âsilerin niçin Zile'yi tercih ettiklerinin sebepleri şunlardır; Zile bu civarın en zengin bir ticaret merkezidir, müdafaa bakımından zayıftır, askerî kuvvet yoktur. Ve Mustafa Kemal'in, Zile'ye gelerek halkı aydınlatmasına mâni olanlar, yüzlerce kişinin içerisinde, beş - on kişinin Zile grubunu görerek, isyana bunların sebep olduklarını ileri sürmüşlerdir.

            Tarihî hadiseler hakkında hüküm verirken sadece neticeler üzerinde durmak doğru değildir. Asıl mesele, bu neticeyi hazırlayan zaruretler, sebepler ve o zamanlardaki psikolojik durum üzerinde tahliller yapmak lâzımdır. Bu tahlil yapıldığı zaman ilçede isyan hareketine iştirak edenler arasında istekli Zileliler'in bulunmadığını, sonradan menfaatlerini icap ettiren bir grubun, isyancılara katıldığı görülür.

            Yenihan, Artova, Sulusaray, Kızılca taraflarından toplanan, büyüyen ve harekete geçen âsiler 6 - 7 Haziran H. 336 - 1920 tarihinde Zile'yi bastılar. Zile'yi müdafaa edecek miktarda asker olmadığından âsiler pek kısa bir zaman içerisinde bütün kasabayı işgal ettiler, yağma ettiler, işkence ettiler. Asker ve Kuvayı Milliye taraftarı aydın ve ileri görüşlü Zileliler, âsilere karşı koymak üzere kaleye çekildiler. Büyük Atatürk nutuklarında bu ciheti bilhassa tebarüz etmişlerdir. Kaleye çekilenler kendilerini müdafaa edecek insan ve cephaneye mâlik iseler de kalenin içecek suyu yoktu. Top, tüfek ateşiyle âsiler üç gün kaleyi sıkıştırdılar.

Zile Ayaklanması'nda Âsiler Zile'ye Bu Kısımdan Girdiler.

Ulusal Savaşta Tokat - Halis ASARKAYA, Tokat Basımevi/1936, 159 sh.

            Nihayet kaledekiler üç gün susuzlukla savaştılar, teslim olmak mecburiyetinde kaldılar. Cemil Cahit kumandasında on beşinci fırka, Zile'ye yetişerek Bayırköy sırtlarına yerleştiler. Bu sırtlar Zile'ye hâkim durumda bulunuyordu. Millî kuvvetler beyanname yayımlayarak âsilere teslim olmalarını teklif ettiler. Âsiler bu teklifi kabul etmeyince şehir üç saat bombardıman edildi, âsiler geldikleri gibi gittiler, böylece isyanın birinci aşaması kapanmış oldu.

 Orgeneral Cemil Cahit TOYDEMİR

            Yozgat İsyanı söndükten sonra oradan kaçan âsiler, Yenihan ve Artova taraflarında tekrar toplandılar ve bazı umutlara düştüler. Temmuz başlarında âsiler yeniden Zile'yi bastılar, askerlerle, halktan bir kısım topluluk kaleye çekildiler. Kolordu kumandanı Refet Bey Zile' ye gelerek şehri kurtardı. Âsiler geri çekilirken Zile'nin en güzel, en işlek mahallelerinin ve çarşısının yanmasına sebep oldular. Bu büyük yangında (1922) Zile'nin 1/2'si yandı. Böylece isyan hareketi bitmiş oldu. Zile'de ilk yangın ise, 1855'de olmuş ve 1000'e yakın işyeri ve dükkân yanmıştır.

Miralay İ. Refet BELE

 

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR