ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 29 Haziran 2008 tarihinde güncellenmiştir.)

.

 

SON
ZANAATKÂRLAR

Röportaj : Esma GÜREL
(Hizmet Yayın Grubu Web Sorumlusu)


Fotoğraf : Yunus ZOR

SON
ZANAATKÂRLAR - 5


Fotoğraf : Yunus ZOR

Beşikçilik
(Hizmet Gazetesi - 19.05.2008 tarih, Yıl : 3, Sayı : 122'de yayımlandı.)

Beşikçilik, tıngır mıngır ayakta!

            Bebeklere ninnilerin söylendiği, anne kucağı sıcaklığını hissettiren beşiklerimiz… "Beşikten mezara" diyen büyüklerimiz, hayatın beşikte başladığını anlatmaz mı sözleriyle? İşte biz de ana kucağından sonra buluştuğumuz beşiğin dünü ve bugününü şirin bir atölyede babadan oğla mesleğini devam ettiren Çamyar Ailesi'nden dinledik.

            Sokakta gezerken, bebekleri sıcacık ve şefkatli kucağında uyutacak olan rengarenk bir beşik çıktı karşımıza. Hemen beşiği gördüğümüz dükkândan içeriye girdik. Sorduk dükkân sahibine "Kim yapar bu beşikleri?" diye. Öğrendik ki, Çaybaşı İlçesi'ne bağlı İlküvez Beldesi'nde yapılırmış bu beşikler. Teşekkür edip çıktıktan sonra dükkândan, fotoğraf makinemizi ve kameramızı alıp İlküvez'e doğru yola koyulduk. Sorduk soruşturduk, "Civarın en güzel beşik yapan ustası kim?" diye. Merkeze yaklaşık 3 km uzaklıkta bulunan Koztepe Mahallesi'nden Ahmet Çamyar'ın (47) ismi çıktı karşımıza.

Beşikçilik yapan Ahmet ÇAMYAR Usta tornasının başında çalışırken.

Fotoğraf : Yunus ZOR

            İlküvez Beldesi'nden hemen Koztepe Mahallesi'ne yöneldik ve Ahmet Ağabey'i bulduk. Sanki bizi bekliyormuş gibi atölyesinin önünde karşıladı bizi. Selâmlaşıp anlattık sebebi ziyaretimizi ve anlatmaya başladı beşikçiliğin hikâyesini.

            Ahmet Ağabey, dede mesleğini 20 yıl önce babasından devralarak devam ettirdiğini söyledi. Ahmet Ağabey'e, beşikleri yapmak için hangi malzemeleri kullandığını sorduğumuzda; "Beşikleri kavak, kızılağaç, fındık ve gürgen ağacından yapıyoruz." yanıtını verdi. Malzemeleri kendi bahçesinden temin ettiğini anlatan Ahmet Ağabey, beşiğin eğimlerini fındık ağacından, kasnakları kızılağaçtan, ayak kısmını ise gürgenden yaptığını ve ağaçların dayanıklı olmasına dikkat ettiğini belirterek; "Ne de olsa beşiğe, canımızdan bir parça yatırıyoruz." diyerek mesleğine verdiği öneme dikkat çekiyor.

            Bizimle sohbet ederken bir taraftan da tezgâhının başında ağaca şekil veren Ahmet Ağabey, beşikçilik mesleğinin yok olmayla karşı karşıya kaldığını anlatarak; "Eskiden hiç durmadan beşik yapardık. Şimdi ise ayda yılda bir sipariş gelecek, biz de beşik yapacağız. Yılda en fazla 50 beşik yapıyoruz. Zahmetli bir iş. İyi bir meslek, ancak üretim az!" diyor.

Hasan ÇAMYAR Usta ve yetiştirdiği beşikçi ustası oğlu Ahmet ÇAMYAR Usta.
 
Fotoğraflar : Yunus ZOR

            Beşiklerin ön tarafında bulunan halkaların, kendi anlatımıyla çıngırakların ne amaçlı yapıldığını sorduğumuzda ise Ahmet Ağabey, "Çıngıraklar, ninni görevi görüyor. Çıkardığı seslerle çocukların erken uyumasını sağlıyor." dedi.

            Ahmet Ağabey, tıpkı babasının ona yaptığı gibi, çocuklarını da kendi yaptığı beşiklerle büyütmüş. Eskiden birçok insanın beşikle geçimini sağladığını, şimdi ise Koztepe Mahallesi'nde üç kişinin bu işi devam ettirdiğini söyleyen Ahmet Ağabey, "Çocuklarım, kazancı az olduğundan bu işle uğraşmak istemiyor. Eskiden yapım çok zordu, şimdi her türlü imkân var ama yine de yapan kişi sayılı. Ben de dede mesleğini devam ettirmek için çalışıyorum." diyerek mesleğinin geldiği noktayı anlatıyor ve onca emekle hazırlanan beşiklerin 100 YTL'den satıldığını ekliyor sözlerine. Ahmet ağabeye atölyede bulunan sarı lâcivertli beşiği sorduğumuzda ise; "Ben Trabzonsporlu'yum. Beşikleri isteğe göre boyalıyorum." cevabını veriyor.

Boyanmaya hazır masif halde müşteri tercihini bekleyen bir beşik.

Fotoğraf : Yunus ZOR

            Beşiklerin eskisi kadar rağbet görmemesini ise bakın Ahmet Ağabey nasıl anlatıyor :  "Aileler eskisi gibi çok çocuk yapmıyor. Eskiden bir evde en az 7 - 8 arasında çocuk olurdu. Şimdi ise doğum kontrolü ile çocuk sayısı 2 - 3 arasında ancak oluyor. 2 - 3 çocuğu olan bir ailenin de ihtiyacını bir beşik karşılıyor."

            Sohbetimiz esnasında boş beşiği sallarken aklımıza "Boş beşik sallanırsa bebeklerin karnı ağrır!" sözü geliyor. Ahmet Çamyar'ın eşi Emine Çamyar'a (44) bu sözü hatırlatarak “Sizi de büyükleriniz uyarır mıydı?" diye sorduğumuzda "Uyarırlardı tabi. Ama, biz de dikkat ederdik." cevabını veriyor bizlere.

Ahmet ÇAMYAR'ın eşi Emine ÇAMYAR atölyelerinde.

Fotoğraf : Yunus ZOR

            Emine Abla, 5 çocuğunu, eşi ve kayınpederinin yaptığı beşiklerde büyüttüğünü söylüyor. Çocuklarını söylediği ninnilerle beşikte uyuttuğunu söyleyen Emine Abla, "Dandini dandini dastana / Danalar girmiş bostana / Kov bostancı danayı / Yemesin lâhanayı. / Uyusun da büyüsün ninni / Tıpış tıpış yürüsün ninni" sözleriyle hepimizin büyüdüğü ve bir kez dahi olsa dinlediği ninnileri mırıldanıyor bizlere.

            Sohbetimize devam ederken, atölyeye Ahmet Ağabey'in babası Hasan Çamyar (70) geliyor. Hasan Amca'nın ilerleyen yaşına bakmayın siz. Zanaatiyle nam salmış olan Hasan Amca, yıllarca hem ustaca beşikler yapmış hem de bu mesleği İlküvez’de devam ettiren üç beşikçi ustasını yetiştirmiş. Hasan Amca'ya “Beşik yapmaya devam ediyor musunuz?” diye soruyoruz. 50 yıl yaptığı ve babasından öğrendiği zanaatını oğluna öğrettiğini söyleyerek; "Artık kimse beni sormuyor. Beşik yapımı için oğlumu arıyorlar. Çırak, ustayı geçti." diyerek evlâdına zanaat öğretmenin gururuyla cevap veriyor sorumuza.

Hasan ÇAMYAR Usta Esma GÜREL ile söyleşi ânında.
 
Fotoğraflar : Yunus ZOR

            Bir zamanlar çocukların uyutulmasında gözde olan ağaç beşiklerin eskisi kadar rağbet görmediğini de anlatan Hasan Amca, "Teknolojinin ilerlemesi ile artık daha modern çocuk karyolaları tercih ediliyor. Ancak el yapımı beşiklerin yerini hiçbir şey tutmaz!" diyerek anlatıyor ağaç beşiklerin gerekliliğini.

            Umutla geldiğimiz İlküvez Beldesi'nden, hüzünle ayrılırken düşünüyoruz : "Artık kaç usta bu baba mesleğini çocuğuna öğretmeyi düşünür ki ya da kaç çocuk bu işi öğrenmeye heves eder; kaç anne mobilya beşikler yerine bu geleneksel beşikleri alır bebesi için, kaç ninni söylenir ve kaç bebe uyur annesinin sıcak ninnilerine karışan rengarenk halkaların çıkardığı masalımsı sesleri dinleyerek...?

            "Kızı kız iken değil, gelin iken gör; gelini gelin iken değil, beşik başında gör." atasözü ve "Beşiğini sallamak." deyimiyle noktalıyoruz söyleşimizi.

Bir Önceki Röportaja Dönmek İçin Tıklayınız!
http://unyezile.net/zanaat3.htm

 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR