ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 17 Mart 2008 tarihinde güncellenmiştir.)

.

 

SON
ZANAATKÂRLAR

Röportaj : Esma GÜREL
(Hizmet Yayın Grubu Web Sorumlusu)

SON
ZANAATKÂRLAR - 2
(Hizmet Gazetesi - 17.03.2008 tarih, Yıl : 3, Sayı : 115, Sh. 2'de Yayımlandı.)


Fotoğraf : Yunus ZOR

Süpürgecilik Mesleği Süpürülüyor

            Teknolojinin gelişmesi ile yok olmaya yüz tutan zanaatların arasında süpürgecilik mesleği de yer alıyor. Uzun yıllar süpürgecilik yapan Mehmet Kaçmaz; “Yaptığımız süpürgelerle mesleğimiz süpürülüyor” diyerek mesleğinin can çekiştiğini anlatıyor.

            Süpürgecilik mesleğinin geldiği noktayı öğrenmek için Sahilköy’de 30 yıldır süpürgecilik ustası 48 yaşındaki Mehmet Kaçmaz’ı ziyaret ediyoruz. Mehmet Ağabeyi ziyaret ettiğimiz gün, yanında birkaç kişiyle süpürge yapma telaşı içinde olduklarını görüyoruz. “Bugün imece günümüz, iyi denk geldiniz” diyor Mehmet Ağabey ve başlıyoruz sohbete.

 
Fotoğraflar : Yunus ZOR

Tutmayı Bile Bilmiyoruz

            Mehmet Ağabey, ilkokula giderken boş vakitlerinde babasının yanında çalışarak başlamış mesleğe. “Sahilköy’de eskiden 200 kişi süpürgecilik yapıyordu, şimdi sayılı kişi kaldık. Elektrikli süpürgeler çıktı, süpürgecilik mesleği de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya geldi.” diyerek anlatıyor zanaatının geldiği noktayı. “Sizden sonra mesleğinizi devam ettirecek kimse var mı?” diye sorduğumuzda ise Mehmet Ağabey, “Maalesef mesleği devam ettirecek kimse yok. İki çocuğum var, ikisi de süpürge yapmayı bilmez.” diyor ve gülerek ekliyor; “Gerçi şimdiki gençler, süpürge tutmasını bile bilmiyor.

            Mehmet Ağabey, eskiden haftanın yedi günü imece usulü ile süpürge yaptıklarını, şimdi ise haftada bir gün imece usulü ile çalışabildiklerini de anlatarak; “Bir kişi haftada 100 süpürge yapabiliyor. Eskiden her gün imece usulü ile çalışır, hem sohbet eder hem de fazlasıyla süpürge yapardık.” dedikten sonra kafasını sallayarak “Eski tadı kalmadı bu işin.” diyor.. sanki mesleği bitme noktasına geldiğini anlatmak istercesine…



Fotoğraf : Yunus ZOR

            Mehmet Kaçmaz, Trakya’dan aldıkları malzemelerle yaptıkları süpürgeleri, Ünye ve Fatsa’da sattıklarını söylüyor. Süpürgelerin fiyatlarını sorduğumuzda ise Mehmet Ağabeye; küçüğü 3, büyüğü 5 YTL’ye sattıkları süpürgelerle devam ettirmeye çalıştıklarını söylüyor mesleklerini. Yara olan ellerini göstererek de, “İşin parasında değiliz, yaptığımız işi en iyi şekilde yapmanın peşindeyiz.” diyerek, sözlerini desteklercesine duvara astığı, “Amacımız zengin olmak değil, rezil olmamak.” yazısını gösteriyor bizlere.

            Sohbetimize 25 yıldır süpürgecilikle uğraşan 45 yaşındaki Hüseyin Kaçmaz’la devam ediyoruz. Hüseyin Kaçmaz, ağabeyi Mehmet Kaçmaz’la birlikte çalıyor. Hüseyin Ağabeye; “Geçiminizi süpürgecilikle mi sağlıyorsunuz?” diye sorduğumuzda kendi ifadesiyle; “Yok, çiftçilik de yapıyoruz. Süpürgeciliğe kaldıysak, hapı yutmuştuk.” cevabını alıyoruz.


Fotoğraf : Yunus ZOR

            48 yaşındaki Emine Ustaoğlu ile 43 yaşındaki Emine Kaçmaz Teyzeler de, “Çok eskiyi bilmiyoruz ama, günümüze bakarsak süpürgecilik mesleğini birkaç yıl sonra yapan kalmayacak.” diyerek 15 yıldır süpürgecilik mesleğini yaptıklarını söylüyorlar.

            Süpürgeciliğine yıllarını vermiş zanaatkârlar; mesleğe sahip çıkılması gerektiğini hatırlatarak, yapılan süpürgeler gibi mesleğin süpürülüp yok olmaması gerektiği mesajını vererek sohbeti sonlandırıyorlar.

Esma GÜREL, Ofisinde Röportaj Metnini Redakte Ederken

Fotoğraf : Yunus ZOR

İplik Sektörüne Naylon Darbesi

            Ünye’de 71 yıldır iplik üretimi yapan Süleyman Kösecioğlu (80), iplik üretiminin naylona yenik düştüğünü anlatarak, mesleğinin yavaş yavaş yok olduğunu söylüyor.

            Ünye’deki ipçilik mesleği hakkında 80 yaşındaki Süleyman Dede'den bilgi almak için iplik imalâthanesine gidiyoruz. Dede mesleğini yaşatmaya çalıştığını söyleyen Süleyman Dede, mesleğinin geldiği noktayı anlatıyor bizlere.


Fotoğraf : Yunus ZOR

            “İplik sektörünün naylona dönmesi nedeniyle mesleğimiz bitme noktasına geldi. Naylon çıkmadan önce kendirden hayvanlara koşu ipi, çarık ipi, çamaşır ipi, urgan, yular yapıyorduk. Şimdi Denizli’den hazır ip geliyor, bizde kesip yular yapıyoruz.” diyen Süleyman Dede, “Eskiden talep nasıldı?” diye sorduğumuzda ise “Ahhh, Ahh!” diyerek başlıyor anlatmaya; “Eskiden biz talepleri karşılamak için gece gündüz çalışırdık. Üç çocuğum var, üçünü de bu meslekten kazandığım para ile okuttum, evlendirdim. Şimdi ise dostlarımızla yemek yeme parasını, çay parasını ancak çıkartıyoruz.” diyerek anlatıyor şimdiki koşulları.

Ünye Uluslararası Festivali Orta Çarşı Etkinlikleri - 30.07.2007

            Süleyman Dede “Yiğidi öldür, hakkını ver!” diyerek de devam ediyor anlatmaya. “Şimdi çok kazanamıyorum, ama bir zamanlar hem ben hem de bu işle uğraşan patronlarımız çok para kazandı.” O dönemde ipçilik mesleğinden para kazanıp elinde avucunda bir şey kalmayan kişileri ise, “Bu meslekten çok ekmek yiyen oldu. Saltanat sürdüler, ama yiyip - içip kazandıkları paraları kaybettiler. Oğlan yedi oyuna gitti, çoban yedi koyuna gitti misali.” diyerek anlatıyor Süleyman Dede.

 
Fotoğraflar : Yunus ZOR

            Süleyman Dede sohbetimiz sırasında ip tezgâhının başına geçerek ip dokumayı gösterecek bizlere… Ancak, ip dokumada kullanılan çıkrığı çevirmek gerekiyor. Bize bakıyor ve “Gelin bakalım genç insana durmak yakışmaz.” diyerek çıkrığı bize çevirttiriyor.

            “Burada çalışmak sizi yormuyor mu?” diye soruyoruz, “Ben çalışmadığım zaman yoruluyorum. Sıhhatimi çalışmaya borçluyum.” diyerek gençlere de şu mesajı veriyor; “Çalışmaktan kimseye zarar gelmez.


Fotoğraf : Yunus ZOR

            İp tezgâhının üstünde küçük bir radyosu olan ve müzik eşliğinde çalışan Süleyman Dede'ye, “Tek başınıza çalışıyorsunuz. Radyonuz size arkadaş mı oluyor?” diye soruyoruz. “Yalnızlık zor. Hayat arkadaşımı 4 yıl önce kaybettim. Çocuklarım da Ünye dışında. Tek başına yaşıyorum. Radyom yalnızlığıma ortak, derdime sırdaş oluyor. O nedenle müziksiz çalışmam.” diye yanıtlıyor sorumuzu.

Ünye'de İpçilik Zanaatinin Son Ustaları İp İmal Ederken

            Vaktini değerlendirmek, mesleğini yaşatmak için ipçilik mesleğini devam ettirdiğini anlatan Süleyman Dede'ye son olarak iplik imalâthanesinin ne zaman yapıldığını soruyoruz. “Tarihi sizden büyük.” diyerek, imalâthanenin 1953 yılında yapıldığını söyleyen Süleyman Dede, Ünye’de 71 yıldır ürettiği ipliklerin naylona yenik düştüğünü ve bu işi yapanların yok olmaya başladığını söylüyor.

 
Fotoğraflar : Yunus ZOR

Röportajın Devamını İzlemek İçin Tıklayınız!
http://unyezile.net/zanaat2.htm

 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR