|
YUNUS EMRE'NİN |
|
Makale :
Yüksel Şen
(Emekli Bankacı -
Gazeteci - Şâir ve Yazar)
Yunus Emre Türbesi/Ünye - Yunus Emre Heykeli/Erzurum
Türk Tasavvuf Edebiyatı'ndan söz edilince akla gelen ilk isim Yunus Emre'dir. Bu ünlü halk ozanımızın çok sade Türkçe ile söylediği emsalsiz şiirleri 7 asra yaklaşan bir zaman süreci içerisinde dillerde dolaşmakta, nesilden nesile aktarılarak, gerek dost meclislerinde ve gerekse dinî törenlerde zevkle okunmaktadır.
Şâirimizin her şiirinde bir hikmet-i ilâhi vardır. O güzelim mısralar baştan sona kadar felsefe doludur. Bu özelliğinden dolayı da UNESCO 1971 - 1972 yılını bütün Dünya'da 'Yunus Emre Yılı' ilân etmiştir.
Güzel Anadolu'muzun 9 kentinde mezarı, 15 yerinde makamı olan bu yüce ozanımız hakkında, rahmetli Prof. M. Fuad Köprülü büyük çalışmalar yapmış; şâirimizin pek çok şiiri Batı dillerine tercüme edilmiştir.
Şiirdeki ustalığı, söyleyiş biçimi O'nu cihanın seçkinleri Mevlâna, Hâfız Goethe, Danthe, Puşkin, İmreülkays, Bayron, Bodelaire gibi isimler arasına katmıştır.
Şeyh Taptuk Emre dergâhına çok uzun yıl odun çeken ve orada çile dolduran Yunus Emre doğruluk sembolüdür. Bu yönünü Şeyh'ine karşı davranışları ve dergâha hiç eğri odun sokmamakla kanıtlamıştır.
Aldığı her icazetle daha iyiye daha güzele yönelmiş ve kâmil bir erenler vasfı kazanmıştır. Bir başka deyimle pişmiştir. Şu mısralarında vurguladığı gibi :
"Taptuk'un tapusunda, kul olduk kapusunda,
Yunus miskin çiğ idik pişdük, elhamdülillah"
Şehnuz'un (Şeyh Yunus) Kabri
Tanrı aşkı iliklerine kadar işleyen Yunus Emre, insanları ve doğayı sevmekte büyük maharet göstermiştir.
Eldeki verilere göre, 1280 - 1330 yılları arasında yaşadığı tahmin olunmaktadır. Eskişehir'in Mihalıçcık ilçesine bağlı Sarıköylü'dür. Taptuk Emre Dergâhı'nda çile dönemini doldurduktan sonra gurbete çıkmış; Konya'ya, Şam'a, Azerbaycan'a gitmiş, tüm Rum diyârını dolaşmıştır.
Nerede öldüğü ve nereye gömüldüğü halâ tartışma konusudur.
Ancak; Yunus Emre üzerine çalışmalar yapan ve Türk edebiyat âlemine "Dertli Dolap, Yunus Emre'nin Hayat Hikâyesi" isimli eseri kazandıran büyük araştırmacı, değerli gazeteci, yazar, Sayın Nezihe Araz işbu kitabının 324'üncü sahifesinde, Yunus'un çevresindekilerle şöyle bir konuşma yaptığını yazmaktadır.
"Bir gün her kul gibi beni de Sarıköy mezarlığına götüreceksiniz. Buna kendinizi hazırlamalısınız. Oradan ayrıldıktan sonra beni içinizden duyar, sesimi can kulağıyla dinlerseniz mesele yok. Bağlantıyı koparmayalım; öyle değil mi?"
Bu söyleyişe göre Yunus, madde âleminden manâ âlemine göçtüğünde Sarıköy'e defnedilmiştir. Ama sayın yazar eserinin 325'inci sahifesinde "Dokuz Yolcu, Bir Hancı" başlıklı yazısında 9 ayrı kişiye konuşturuyor ve her kişi Yunus Emre'nin kendi memleketlerinde medfun bulunduğunu söylüyor.
Birisi Larende'de birisi "Karahisar'ın Sandıklı Bucağı'nda", birisi "Sivas yolu üzerinde", birisi "Konya Aksaray'ında", birisi "Isparta'nın Keçiborlu'sunda", birisi Bursa'da, birisi Salihli'nin Emre Köyü'nde, birisi Erzurum'da Palandöken Dağı'nın eteğinde, bir diğeri de Yunus bizim ama, essah mezar Sarıköy'de diye söylüyordu. Diğer yolcular da Yunus bizim, Yunus bizim diye bağırıyor.
Şehnuz (Şeyh Yunus) Türbesi
Kapı eşiğinde beliren bir başka yolcu da "Yoldaşlarım, döğüşüp çekişmeyin. Bu işin sonunu bulamazsınız. Onun her gönülde bir türbesi vardır. O ebedî yolcu her gittiği yerde bir çerağ uyandırmakla görevlidir. Ta "ebetten ezele varınca" ... "Dokuz kollu bir şamdan gibi onun ışığını dokuz türbeye bağlamak reva mı?" diyor.
Sayın Sebahattin Eyüpoğlu da "Yunus Emre adlı kitabının 10'uncu sahifesinde "Yunus'un Kimliği" başlıklı yazısında şöyle söylüyor. "Evet, ama kim bu Yunus Emre? Nereli? Kimin nesi? Nerede doğmuş, nerede ölmüş, nasıl yaşamış? Ne gören, var ne bilen. Yunus Emre'yi görenler, bilenler ne söylerler, ne bir haber verirler.
Bir şâir düşünün ki, varlığını bilmeyen, kimliğini bilen yok. Yüzlerce mezarı var, üstlerinde adı var, içlerinde kendi yok. Binlerce kitabı var, içlerinde adı var, kendinin kitabı yok. Bütün bir halkın gözdesi, sözcüsü olmuş, nice canları yüzyıllarca şiir kervanları gibi ardına takmış, kendi sır olup gitmiş; soluğu Anadolu'yu sarmış, kendi köyündeyse izinin tozu bile kalmamış, sözü alınmış satılmış divanlara katılmış; kendisi, ya kendisi, O güzel insan, O cömert pınar bugün milletçe öğüncümüz, kimbilir hangi gurbet köşesinde dağarcığındaki şiirleriyle birlikte ölmüş, belki ölümü üç günden sonra bile duyulmamış, ölüsü soğuk suyla yuyulmamıştır. Yunus işte böylesi bir şâirdir.
Değerli gazeteci ve yazar Sayın Ahmet Kabaklı da "Yunus Emre" isimli eserinin 48'inci sahifesinde; "Yunus Emre'nin ömrü boyunca evlenip evlenmediğine, çoluk çocuğu olup olmadığına dair sağlam belgeler ve şiirlerinde işaretler yoktur. Bir söylentiye göre iki defa evlenmiştir. Karaman'a ait bir tapu defterinde "İsmail İbn-i Yunus Emre" diye adı geçen İsmail adlı bir oğlu olduğu da düşünülmektedir..."
Kirişçibaba Câmîi/Karaman
Yunus Emre Parkı ve Mezarı
"Yunus Emre, bütün Anadolu'nun baş üstünde tuttuğu bir manâ sultanı olduğu için, her şehir ve kasabamız onun kendisinde yatmasını dilemiştir." Yurdumuzun ondört yerinde Yunus'a ait olduğu söylenen türbe ve mezarlar vardır. (Ondan başka Sarı Saltuk, Beyazid-i Bestami, Tebrizli Şems ve başka Türk İslâm evliyâları için de birçok mezarlar gösterilmektedir.)
Yunus Emre Türbesi
Eskişehir/Sarıköy
"Yunus'un olduğu farz edilen mezarların
başlıcaları :"
1.
Eskişehir'in Mihalıçcık İlçesi'ne bağlı Sarıköy'de, |
6. Isparta'nın Keçiborlu Kasabası yakınında, |
2. Karaman'da, Şeyhi Taptuk'la beraber Yunus Emre Câmîi avlusunda, |
7. Konya Aksaray'ında, |
3. Bursa'da, | 8. Sandıklı'da, |
4. Kula ile Salihli arasında Emre Sultan Köyü'nde, |
9. ÜNYE'de, |
5. Erzurum, Düzlüce Köyü'nde, | 10. Sivas yakınında bir yol üzerinde. |
"Bu kadar çok yerde mezar ve ziyaretgâhlar bulunması, yukarıda bir kısmı belirlenen bazı sebeplere yorulabilir. Halk Yunus'u çok sevdiğinden ona bir makam ve nazargâh yapmış olabilir. Asıl Yunus'tan sonra yaşamış başka Yunus Emre'ler de oralara gömülmüş olabilir. Kerametine inanılan kimseler, Yunus'un orada yatmakta olduğunu rüyada görmüş ve adına türbe kurdurmuş olabilirler..."
"Bugün için en kuvvetli tahminler ve bazı belgeler, Yunus Emre'nin asıl mezarının Karaman veya Sarıköy'de olduğu üstünde toplanır. Bu yolda her iki şehrin iddiaları vardır, fakat tamamiyle kesin değildir."
Yunus
Emre Türbesi/Sandıklı
"12 yıl önce Sarıköy'deki mezarın Yunus'a ait olduğuna muhakkak gözüyle bakılarak, tren yolu üstündeki bu köye Yunus Emre adı verilmiş ve orada bir bahçe içinde güzel bir anıt yapılmıştır. Birkaç yıldan beri ve Karaman'da 1350'de yapılmış olan Yunus Emre Câmîi yanındaki mezarın, O'nun gerçek medfeni olduğu iddia edilmektedir.
"Yunus Emre'nin mezarının Karaman'da olduğunu gösteren belgeler için bakınız : (Tarih Konuşuyor - Sayı : 17, 18, 19 Haziran, Temmuz, Ağustos 1965; Yunus Emre'nin Mezarı Nerede? : İbrahim Hakkı Konyalı.)
Yunus Emre'nin mezarının Eskişehir (Sarıköy)'de olduğunu gösteren belgeler için bakınız : Özgür Dergisi - Yunus Emre, Sayı : Ağustos 1963, Eskişehir).
Mezar, hayat ve ölüm... Bu yüce ve ermiş şâir için önemli değildir. O bütün Anadolu'nun evlâdı ve büyüğüdür. Mevlâna'nın kendisi için söylediği gibi Yunus'un da : "Mezarını toprak üzerinde aramayıp, onu sevenlerin ve inananların gönlünde yatıyor" bilmek Yunus Emre'ye daha çok yaraşacaktır.
Değerli bilim adamımız, rahmetli Abdülbaki Gölpınarlı da bu konuda aynı görüşe sahiptir. Hal böyle iken : Kocaeli'nin şirin ilçelerinden Karamürsel'de yayımlanmakta olan ve yerel haberlerin dışında Anadolu'ya yönelik haberlerle de ün yapan "Karamürsel Ekspres Gazetesi"nin 28.04.1986 tarih ve 7657 sayılı nüshasında şöyle bir yazı çıktı : Bu yazıyı aynen aşağıya alıyorum.
"Yunus Emre'nin Mezarı Ordu'nun Ünye İlçesi'nde Araştırılacak"
ORDU - Ünlü şâir ve düşünür Yunus Emre'nin mezarının Ordu'nun Ünye İlçesi'nde olduğu ileri sürüldü. Araştırma çalışmalarının ise Nisan'da başlatılacağı bildirildi.
Alınan bilgiye göre, Ordu Vâlisi Necati Çetinkaya Yunus Emre'nin mezarının Ünye İlçesi'ndeki "Şeyh Yunus Tepesi" olarak adlandırılan bölgede olabileceği söylentileri üzerine, üniversite rektörlükleri ile Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'na bir yazı göndererek, konunun araştırılmasını istedi.
İl Kültür ve Turizm Müdürü Servet Yerli "Şeyh Yunus Tepesi"nde üniversiteler ile Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından Nisan ayı içerisinde bilimsel bir çalışma başlatılacağını açıkladı."
Şehnuz'un (Yunus Emre) Kabri
Kulfani mahlâsıyla şiirler yazan ozanımız Mustafa Uğur Alan da Ünye'nin güzelliklerini anlattığı "Valla Bir Başka" isimli şiirinin bir kıt'asında :
"Yunus Emre Şeyh'in burda yatması,
Elması, armudu, üzüm asması,
Burda yaşayıp da kalbin atması,
Bir başkadır dostum, Valla bir başka."
"KULFANİ"
diyerek, Yunus Emre'nin Ünye'de medfun bulunduğunu vurguluyor.
Hakikaten söz konusu edilen tepede bir yatır vardır. Ve bu yatır Ünyeliler arasında Şehnuz olarak bilinir; bu sözcüğün beki de Şeyh Yunus'tan gelmiş olması muhtemeldir. Kent sakinleri bu yatırı sık sık ziyaret ederler ve çeşitli konularda ondan şefaat umarlardı.
Ziyaretçilerin dilek ve temennilerinin yerine gelmesi halinde de dost, akraba ve davetlilerden oluşan bir toplulukla buraya gelinir, adaklar kesilir, ateş yakılır koca koca kazanlarda, yemekler pişirilir, helvalar kavrulur ve orada bulunanlara ikram edilirdi.
Şehnuz'un (Şeyh Yunus) Kabri
Ayrıca, hâfızlar tarafından Kur'ân okunur ve orda medfun bulunan ulunun aziz ruhu şâdedilirdi. Sanırım, günümüzde de bu ziyaretler devam edegelmektedir.
Yemyeşil çimlerin enfes bir görünüm arz ettiği, renk renk kır çiçeklerinin mis gibi koktuğu, çeşitli ağaçların gökyüzüne tırmandığı, cıvıl cıvıl kuş seslerinin efsaneleştirdiği ve daha nice emsalsiz güzellikleri ile bir doğa cenneti olan bu tepedeki mezarın, yukarıdaki tüm verilere karşın ileride, ünlü şâir ve derviş Yunus Emre'ye ait olduğu kanıtlanırsa, çeşitli tarihî özellikleri ve emsalsiz doğa güzellikleri ile ve çok çalışkan Belediye Başkanı'mız sayın İsmail Cerrahoğlu'nun örnek hizmetleriyle şimdilerde yurdumuzun sayılı turizm kentlerinden biri haline gelen güzel Ünye'mizin, istikbalde Dünya turizminde bile söz sahibi olabileceğinden hiç şüphemiz olmasın.
Esenlik dileklerimle efendim.
Yüksel Şen
---ooOoo---
|
ZÜMRÜT DİYÂR
ÜNYE'DE |
|
Makale :
ÇAĞRI Gazetesi
(Anonim)
Şehnuz (Şeyh Yunus) Türbesi
Yunus'u anlatmak zor. Çünkü bir ruh gibi Yunus. Bazen ufkumuzda beliriyor; elimizi uzatıyoruz, fakat kaçıyor, tam yakalayacağımız sırada. Yaklaşık bir asırdır bilim adamlarımız, edebiyat tarihçilerimiz, arkeologlarımız Yunus'la saklambaç oynuyorlar.
Anadolu Yunus doludur. Yunus asırlardır Anadolu'da insan dokuyor. Hak ve halk âşıklarının, erenlerin, velîlerin her devirdeki pîridir Yunus. Bugüne kadar koca Yunus için nice sözler söylendi, nice kitaplar yazıldı. Ne var ki, Yunus hakkıyla bilinemedi. Çünkü O'nun hayatına ait kat'i bir bilgi elimizde yoktur. Söylenenler, yazılanlar efsane çapında şeylerdir. Karşımızda efsaneleşmiş, destanlaşmış bir Yunus vardır.
Yunus, Müslüman Türk Milleti'nin yetiştirdiği, "Yunusum" diye bağrına bastığı ve bu zümrüt diyâr Ünye'de de O'na türbe tahsis ettiği manâ sultanıdır. Yunus Emre, milletinin inancını şiir inceliği içinde engin bir ifadeye bürümüştür.
On üçüncü asır halk Türkçe'sinin bütün güzelliği ile Allah aşkının erişilmez heyecanlarını duyurmaya muvaffak olan ilk büyük Türk şâiri Yunus Emre'dir. O insanına en dermansız ânında sahip çıkmıştır. İnsanını dağılmaya yüz tutmuş bir dönemde yeni bir dinamizme kavuşturmuştur. İşte her zaman ihtiyacını duyduğumuz böyle bir Yunus bugün Ünye'nin bağrında yatmaktadır.
Ünyeliler Şehnuz olarak adlandırdıkları türbenin Yunus Emre'ye ait olduğuna kesinlikle inanmışlardır. Bu kabir Şeyh Yunus Emre'ye aittir. Bu bilinir, bu söylenir. Türbenin adı, zaman geçtikçe Şeyhnus, en son Şehnuz olarak adlandırılmıştır.
Gezerim Urumu Şamı |
İndik Rumu kışladık |
Yunus Emre'nin yaşadığı dönemde Selçuklular'ın sahip olduğu topraklar tarihçiler tarafından; Yunus'un son yılları ve son şiirleri edebiyat araştırmacıları ve tarihçileri; Şeyh Yunus Türbesi'nde bulunan baş ve ayak taşları ile civarda bulunan diğer mezarlar, etrafındaki taşlar teknik adamlar tarafından incelenmeli; bu incelemeler de birleştirilmelidir.
Ve böylece Ünyeliler'in iddiasının gerçek olduğu ortaya çıkarılmalıdır. Yunus hepimizindir. Bu ünlü düşünür ve Hak şâiri bütün insanlığındır. Kabri ise Ünye'dedir.
Yunus her şeyi ile Allah'a teslim olmuş bir mü'mindir. Gayesi O'nun varlığını teslim etmedikçe ve O'na teslim olmadıkça manâsızdır, değersizdir. Yunus buna inanır, bunu söyler.
Şehnuz'un (Yunus
Emre) Kabri
İlim ilim bilmekdür |
Gurur, kibir, makam hırsından ruhunu arındıran Yunus örnektir, seçkindir. Kısaca, ebedî hakikate kuldur. Kısaca Yunus'tur. İşte Ünye böyle bir Yunus'u bağrında barındırmaktadır. Hep birlikte Yunus'un hakikatine, doğrusu insanın hakikatine yürüyelim. Ve yunus'u dinleyelim.
Yunus Emre
Türbesi/Kırşehir
Sensin ismi bâki olan |
Sen yarattın cim ü canı |
- ÇAĞRI -