ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 14 Ocak 2004 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

YALIKAHVESİ


Makale : Yüksel Şen
(Emekli Bankacı - Gazeteci - Şâir ve Yazar)

            Değerli okuyucular;

            Bugün de sizlere, kentimizin belleklerimizde iz bırakan, tarihî eğlence semti YALIKAHVESİ'nden söz edeceğim.

            Ortayılmazlar Mahallesi'nin Terme Caddesi üzerinde, Vidinli Apartmanı ile mübadil Salih Efendi'nin bakkal dükkânı arasında uzanan sahil kesimine YALIKAHVESİ denirdi.

1960'lı Yıllar Öncesi Yalıkahvesi -Sinema - Sahilde En Önde Görülen Beyaz Bina.

Soldan Sağa : Askerlik Şubesi, Solda Abdullah Akpınar'ın evi, Karşısı Yeni Sinema, Yılmaz Özdemir'in Amcasının Evi,
Ayakkabıcı Hüseyin'in Evi, Solda Nalbant Ömer Efendi'nin Evi, Yanında Muhacir Camcı Hüsnü'nün Evi, Karşısı Safiye Hoca'nın
Evi, Şahinbaş Haydar'ın Evi, Hallac Süleyman ve Turgut'ların Evi, Kadınlar Plâjı, Aga İsmail Kısacıkoğlu'nun Evi.

            Caddenin yaklaşık 400 ilâ 500 metre uzunluğundaki bölümü üzerinde semt sakinlerinden Yaşar TARAKCI ve Abdullah BORAN ekmek fırını işletirlerdi.

            Ayrıca, rahmetli Hasan AYLA'nın evinin altında pastacı dükkânı vardı. Bu dükkânın müsteciri nefasetine doyum olmayan çok çeşitli pastalar yapar, semt sakinleri ve o tarihte çevrede faaliyet gösteren Meçhulasker İlkokulu'nun öğrencileri bu pastaları adeta kapışırlardı.

            Halk Ekmek Fırını'nın hemen yakınında da muhacir Hüsnü Efendi bakkal dükkânı işletirdi. Bu dükkânın arka bitişiğinde, şehrin sağlık sorunlarını yürüten Dispanser binası vardı. Bu bina bir yangın sonucu tamamen yok oldu.

           

            Keza, cadde üzerinde rahmetli öğretmen Özden SARIKAYA'ların evinin altında, KAZ ALİ ismi ile ünlü bir usta, marangoz dükkânı işletirdi.

            Caddede, bir kalaycı bir de Küçük SÜLEYMAN isimli bir ustanın sandalet ve terlik yapan dükkânı, faaliyet halinde idi.

            Türbe Caddesi'nin başlangıcında Kemal ve Abdullah AKPINAR kardeşlere ait evin Terme Caddesi'ne bakan bölümünde, mahalle komşumuz Hükelâ MUSTAFA diye şöhret yapan ve köpek ısırması sonucu Kuduz Hastalığı'ndan vefat eden rahmetli MUSTAFA EFENDİ'nin bakkal dükkânı vardı.

            Bu bakkal dükkânının hemen karşısında, denize doğru uzanan, yarısı suda yarısı karada kalan binayı, çok eski yıllarda şehrimizde yerleşik Rum aileleri eğlencelerini icra ettikleri mekân olarak kullanırlarmış.

            Şimdiki gibi her mahallede ve sokak aralarında bakkal dükkânı olmadığı için, çevre halkı pek çok ihtiyacını o zamanlar Yalıkahvesi'ndeki ticarethanelerden karşılarmış.

            Hattâ halk, bahçelerinde ürettikleri taze sebzeleri, çeşitli meyveleri akşama doğru Yalıkahvesi'nde sergi açmak suretiyle kent halkına, üretim yapamayanlara pazarlar, aile bütçelerine katkıda bulunurdu.

            Sanırım, 1948 - 1950'li yıllarda idi. Rahmetli Ahmet AKBULUT (nam-ı diğer Fatalis Ahmet) yukarıda söz konusu ettiğim deniz içindeki binada gerekli tadilâtları yaparak, yeni bir SİNEMA faaliyete geçirmişti.

Sağ Uçta Kalebozuğu'nda Rum Evleri

Sinema - Sahilde En Önde Görülen Beyaz Bina.

            O zamanlar kentte iki sinema vardı. Hükûmet Caddesi üzerinde, şimdiki AKBANK'ın bulunduğu yerde faaliyet gösteren sinemaya TAN SİNEMASI, diğerine de YENİ SİNEMA denirdi.

            TAN Sineması kapanınca, Yeni Sinema; Yalıkahvesi'nden buraya taşındı. Zaman içerisinde kentte iki de Yazlık Sinema oluştu. Bu sinemalardan biri, gene Ahmet AKBULUT tarafından, T.C. Ziraat Bankası Ünye Şubesi hizmet binası yapılmadan önce buradaki arsa üzerinde açılmış, diğeri de rahmetli Abdullah HAZNEDAR tarafından Saray Hamamı'nın hemen üst yanında Paşa Bahçesi'nde faaliyete geçirilmişti.

            Yaz aylarında çalışan bu sinemalar, Kış'ın faaliyetlerini tatil ederlerdi. Sonraki yıllarda, fırıncı Mahmut ARIN'ın evinin bahçesine KONAK SİNEMASI ismiyle yeni ve modern bir sinema binası daha yapıldı. Bu bina hem Yazlık hem de Kışlık olarak faaliyet gösteriyordu.

Kadılar Yokuşu'nda Konak Sineması

            Hepimizin malûmu olduğu üzere, Trabzon Rum İmparatorluğu'nun kuruluşunu müteakip, Pontuslu Rumlar, Karadeniz sahillerine gelip yerleşmişlerdir. Ünye'de de Ortayılmazlar, Burunucu ve Çömlekçi Mahalleleri bu halkın yoğun olduğu yerlermiş.

            El sanatlarının her dalında uğraş veren ve başarılı olan bu halk topluluğu, şehrin ekonomik yönden kalkınmasına ve yerli halktan mahir sanatkârların yetişmesine büyük katkıda bulunmuşlar.

            Para kazanmasını iyi bildikleri gibi, harcamasını da iyi bilen bu kesim eğlenceye de çok düşkünmüş. Çok eski tarihlerde Yalıkahvesi'nde Rumlar'a ait pek çok eğlence mekânları varmış. Bunlardan bir tanesi günümüze kadar gelmiş. Bu binayı son zamanlarda Belediye malzeme deposu olarak kullanmıştı. Bilâhare de sinemaya dönüştürüldü.

            Yalıkahvesi'ndeki eğlence mekânlarında Rum sanatçılar kantolar sergiler, keman, cümbüş, darbuka, tef başta olmak üzere çeşitli enstrümanlar çalar; rakkaseler ve ses sanatçıları hünerlerini sergilermiş.

            Ayrıca, gerek mahallî ve gerekse kente gelen Tiyatro Kumpanyaları buralarda gösteri yaparmış. Gündüzleri iş yerlerinde çalışmaktan yorulan Rum halkı geceleri aileleri ile birlikte bu mekânlarda çılgınca eğlenirlermiş.

            Neş'enin doruğuna ulaşınca da Ünye'nin uluslararası üne sahip meşhur Hırtarış Üzümü'nden yapılan ONEY Şarapları'nı su misali içerlermiş.

            Rahmetli anacığım anlatırdı.

            Orta Mahalle'de evimizin çevresinde pek çok Rum ve Ermeni aileleri bulunurmuş. Bu ailelerle büyüklerimiz iyi bir samimiyet tesis ettikleri için yaşam biçimlerini yakından bilirlermiş.

            1932 yılında Ünye'deki Rumlar'la, Yunanistan'da kalan Türkler mübadele edilmiş. Bu mübadeleden çok yıllar sonra, Ünye'den giden Rum ailelerinden birkaçının şehrimize gelişini ve mahallemizde oturdukları evleri ziyaret edişlerini ben çok iyi anımsıyorum. Evlerinin eşiğini öperken, gözlerinden akan yaşları görmenizi isterdim.

           1950 yılından sonra, Yalıkahvesi'nin denize bakan ve birinci sırayı oluşturan evleri, buradan geçirilecek sahil yolu nedeniyle tamamen yıkıldı. Rumlar'dan kalma en son eğlence mahalli olan bina da böylece tarihe karıştı.

            Şu anda, Yüzüncü Yıl Çay Bahçesi olan alan, evvelce Rum evleri ile dolu idi. Burada KALEBOZUĞU Sokak'ta rahmetli ARAP TALAT ile AGA İSMAİL'in evleri arasında kalan 50 - 60 m uzunluğundaki sahil kesiminin karaya bakan kısmında yaklaşık 1,5 - 2 m yüksekliğinde taş duvar vardı.

Kalebozuğu Sokak'ta (Kalabuzu) Rum Mimarîsini Yansıtan Evler

            Rum aileleri, gözlerden ırak bir şekilde buradan denize girerlermiş.

            Ayrıca, rahmetli Ahmet AYLA'nın evinin arkasında da DERYA HAMAMI diye ün yapan hamam faaliyet gösterirmiş. Zaman içerisinde bu hamam yıkılmış. Ben çocukluğumda bu hamamın kalıntılarını yakından görme fırsatı buldum. Şimdilerde, yıkıntılar temizlenip, oluşan arsaya ev yapılmış.

            Yalıkahvesi'nde, rahmetli Haydar ŞAHİNBAŞ'ın ve Turgut - Avni DİKMEN kardeşlerin evleri de bir zamanlar İlçe Jandarma Bölük Komutanlığı olarak kullanılmıştı.

            Yalıkahvesi ile Askerlik Şubesi arasında kalan Rıhtım Boyu, öteden beri kent halkının gezi mahalli olarak bilinir.

            Kış aylarında su yükselince deniz 30 - 40 cm kabarır ve sahil hoş bir görünüm alırdı.

            Sanırım 1944 - 1946 yılları arasında idi; o zamanki Belediye Başkanı'mız, sonradan CHP Ordu Milletvekili olarak Parlamento'ya katılan Sayın Hüsrev YÜRÜR Bey döneminde, Askerlik Şubesi binası önünden başlayarak, o zamanki Hükûmet Binası'nın bulunduğu (Şimdiki Belediye Hizmet Binası'nın bulunduğu yer) doğrultuda uzunca bir dalgakıran yaptırılmış ve Şehir Parkı'nın genişletilmesi için denizden yer kazanılmaya çalışılmıştı. Ama zaman içerisinde Karadeniz'in azgın dalgaları bu dalgakıranı parçaladığı için, amaç hâsıl olmadı.

            Ünye'yi her ziyaret edişimde;

            Dünkü YALI KAHVESİ ile bugünkü Yalıkahvesi sahillerine bakıyorum da; hayret ediyorum. Dün sularla dolu Rıhtım Boyu, bugün çok geniş bir Kumsal'a dönüşmüş.

Kumluk'ta Futbol Turnuvası

Bir Zamanlar Yalılar Hâkimdi Bu Kumsalda

            Şimdilerde, balıkçılar buraya sandallarını çekiyor. Gençler KUM TURNUVASI adı altında sportif faaliyetlerde bulunuyorlar.

            Hele hele Yalıkahvesi sahillerine konulan o banklarda oturup çevreyi temaşa etmenin doyumsuz zevki, insanı bir tatlı mecnun yapıyor.

            Değerli okuyucular;

            İşte kentin gözbebeği, tarihî Yalıkahvesi'nin geçmişten günümüze sarkan öyküsü.

                                                                                                           Yüksel ŞEN
 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR