ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 14 Ağustos 2008 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ÜNYE
YALILARI

Makale : Yüksel Şen
(Emekli Bankacı - Gazeteci - Şâir ve Yazar)


Müfettiş Mehmet KUŞCU Fotoğraf Arşivi - Kalebozuğu (Kalabuzu) Sokak ve Ünye Yalıları (Renklendirilmiş)
Evlerde İkamet Edenler İçin : http://unyezile.net/unyekartp5.htm Adresine Tıklayınız!

ÜNYE YALILARI

1960'lı Yıllar Öncesi Yalıkahvesi

Fatalis'in Sineması - Sahilde En Önde Görülen Beyaz Bina.

            Değerli okuyucular;

            Bir zamanlar Ünye sahilleri, Akçay'dan Midrabolu'ya kadar, hep yalılarla doluydu.

            Sizlere bu yazımda; çok rağbet gören ve halkımızın beğenisini kazanan, ilginç isimleriyle ünlü bu yalılarımızdan söz etmek istiyorum.

Yalıkahvesi ÜNYE'de YALILAR - 1880 Yılında Ünye Orta Yılmazlar Mahallesi
II. Abdülhamit Han Fotoğraf Albümü - Yıldız Kütüphanesi İ. Ü. Nadir Eserler Bölümü Fotoğraf Albümü

Günümüze Aktaran : Tarihçi Osman DOĞAN - (İlk Kez 06.05.2005 Tarihli Hizmet Gazetesi'nde Yayımlandı.)

            Bundan 40 - 50 sene evvel, yani Sahil Yolu yapılmadan önce Burunucu, Çömlekçi ve Yılmazlar Mahalleleri'ndeki evlerin pek çoğu denize sıfır bir şekilde inşa edilmişti. Hatta pek çoğunun temel duvarları sahilden bir kaç metre içeride bulunduğundan, sanki denizle iç içe idiler.

            Örneğin; Yılmazlar Mahallesi'nde Kalebozuğu Sokağı'na yakın yerde, şu andaki 100. Yıl Çaybahçesi'nin bulunduğu mahalde, merhum Arap TALAT, Aga İSMAİL, Hallaç TURGUT, Haydar ŞAHİNBAŞ ve Safiye HOCA'nın evleri bu tür meskenlerdi.

Kalebozuğu Sokak (Kalabuzu) ve Yalıları

            İstanbul Boğaziçi'ndeki Yeniköy, Kanlıca, Çengelköy, Beylerbeyi yalılarının konumunda olan bu evlerin zevkine doyum olmazdı.

            Fırtınalı bir havada denizin dalgaları, bembeyaz köpükler saçarak bu evlerin duvarlarında patlardı.

            Çömlekçi Mahallesi'nin sahil kesimi de aynı özellikleri taşıyordu. Rahmetli Burhan HANHAN Hoca'nın, Vahap HELVACI'nın ve çevrede mevcudiyetini koruyan diğer evler bu durumun somut örnekleridir.

Dere Ağzından Çömlekçi Mahallesine Bakış

Hasan Özsoy

            Burunucu Mahallesi'nin sahil kesimi de aynı şekilde idi.

            Burada Bahri ÇİÇEK'lerin, Fahrettin ve Ahmet ERKOÇ'ların, keza Borçkalı Şükrü ve Hüseyin ELLİBEŞ'lerin, Telci KADİR'ler lâkabıyla ünlü Bekir ve Hamza Beyler'in evleri ve de Çömlek İmalâthaneleri, hep denizle kucak kucağa bulunuyordu.

Çömlek Fabrikası ve Fırını / Burunucu Mahallesi

Elden Ele Pişmemiş Çömleklerin Fırına Üstten Doldurulması
Fotoğraf : Ahmet Hüseyin (ŞEN)

            Topyanı'na kadar uzanan mahalde bulunan Terzi Adnan ADALI ve diğer sakinlerin de evleri denize sıfır bir şekilde inşa edilmişti.

            Sahildeki birçok evin yanı başında Kayıkhaneler ve de renk renk Gezi Sandalları bulunurdu.

            Halkımızın deniz banyosu yapmak için tercih ettiği o güzelim kıyılarımız çeşitçeşit isimlerle anılırdı.

            Meselâ; şimdiki Kırk Evler'in bulunduğu sahile Salih ÇAVUŞ'un Fındıklığı derlerdi.

            Pırıl pırıl, tertemiz, kristalize incecik kumları ve sığ suları ile çok ilgi gören bu kesim, tatil günlerinde dolup taşardı.

            Hemen aşağıda Tabakhane Deresi'nin şehir merkezi tarafında kalan ve halen Fiskobirlik Satış Mağazası olarak faaliyet gösteren yerde bir zamanlar Belediye Gazhanesi vardı. Bu Gazhane'den ötürü de binanın sahile bakan cephesindeki kumsala Gazhane Plâjı denirdi.

            Bu plâjın 100 - 150 metre aşağısında, şimdiki Belediye Sineması'nın bulunduğu yerde, eskiden Odun Pazarı kurulurdu. Ve bu pazarın sahil kesimine de Demirköprü Plâjı denirdi.

            Bu sahilin kumları da çok temizdi. Aslında sahiller birbirinin uzantısı olduğu için özellikleri de değişmiyordu.

            Çocukluğumda burada denize girmiş ve söz konusu ettiğim ve plâja ismini veren Demirköprü'nün suda kalan ve henüz sökülmemiş ayak kalıntılarına tanık olmuştum. Özellikle burada denize girenler çok paslı olan bu ayaklardan korunmaya çalışırlardı.

            1930'lu yıllarda yayımlanan "Resimli Ünye Rehberi"nde bu yalının resmi vardır ve resmin altında da "Ünye Demirköprü Banyo Mahalli" diye yazar.

Demirköprü ve Gazhane Plâjları Banyo Mahalli

Fotoğraf : Ahmet Hüseyin (Şen)

            Bir başka banyo mahallimiz de, şu anda sadece beton ayak direkleri su yüzünde kalan eski deniz iskelesi çevresiydi.

Eski İskele / 07.05.1938 - Foto Ahmet Hüseyin Şen

            Zamanında gençlerimiz burada denize girerler ve iskeleden suya atlayarak çeşitli gösteriler yaparlardı.

            1951 - 1952 yılları içerisinde yapılan halihazırdaki Deniz İskelesi de halkımızın rağbet ettiği banyo mahallerimizdendi.

            Yalıkahvesi öteden beri kent sakinlerinin eğlence mahalli olarak bilinir.

            Rumlar zamanında burada pek çok gösteri merkezleri varmış. Bu gazinolardan en sonuncusunu Belediye depo olarak kullanmıştı. Bu deponun yarısı karada diğer yarısı da deniz suyu içerisindeki ayaklar üzerine oturmuş halde idi.

            Ünye'nin tanınmış simalarından Fatalis'in AHMET, bu depoda gerekli düzenlemeleri yaparak, yıllarca sinema işletmeciliği yapmıştı.

            Burada sahil kesimindeki evlerin hepsi denize karşıydı. Fırtınalı havalarda dalgalar evlerin duvarlarını döverdi.

            Devlet yolunun yapılmasıyla bu evler istimlâk edilerek tamamen yıkıldı.

            Bu kesimin hemen ötesinde, yazımın başında değindiğim Kalebozuğu Sokak'ta, Arap TALAT'ın ve Aga İSMAİL'in evlerinin bulunduğu yalının kenarında Rumlar'dan kalma 1,5 - 2 m yüksekliğinde ve söz konusu iki ev arasında uzanan yaklaşık 40 - 50 metrelik beton bir duvar olması; hanımların gözlerden ırak bir şekilde burada denize girmelerini ve gönüllerince banyo yapmalarını sağlardı. Bilhassa çevredeki hanımlar gece burada denize girmeye özen gösterirdi.


   Bina Tespitleri : Fikri TERZİOĞLU, Yüksel ŞEN ve Ü-STP Grubu - Fotoğrafı Günümüze Taşıyan :
Eren TOKGÖZ (İnş. Müh.) / Ünye 1951 Öncesi - Evlerde İkamet Edenler İçin : http://unyezile.net/unyekartp4.htm Adresine Tıklayınız!

            Granit kayaların oluşturduğu bu sahil oldukça derindi. Derin olmasına karşın burada deniz banyosu yapmanın ayrı bir zevki vardı. İyi yüzme bilenler bu kesimi tercih ederdi. Çevre kayalıklarında iri midyeler vardı.

            Hiç unutmuyorum; 1944 yılında mahalle arkadaşlarıyla burada denize girmiş ve banyo yapıyorduk. Sudan çıkacağımız sırada midye toplamaya yöneldik. Az sonra çok güzel olan hava birden bozdu.

            Dalgalar kabardı. Sırtıma vuran dalganın şiddetiyle sol ayak bileğimin, iki kayanın arasına sıkışıp kaldığını gördüm. Tüm çabalarıma karşın, kurtulamadım. Ama biraz sonra, gene vücudumda patlayan bir başka dalga, beni bulunduğum yerden söküp attı.

            Sularla haşır neşir oldum. Gel gör ki, sol ayağımın kaval kemiği tuzla buz olmuş, üzerine basamadım. Rahmetli validemin yardımlarıyla, refakatte eve geldim.

            O gece şişen ve moraran ayağıma, mahalle komşumuz Fenerci Baba olarak isim yapan rahmetli Cerrah Ahmet AYDINER müdahale etti; şişen kısımları yardı. Yaralarımı temizledi. Tuzla buz olan ayağımdan, zaman içerisinde 250 parça kemik çıkardı; iyi olmamı sağladı.

            İşte eski Ünyeliler'in yakından bildiği ve halen üzerine ve çevresine "Yüzüncü Yıl Çay Bahçesi"nin kurulduğu meşhur Kalebozuğu yalısının bende kalan bir anısı.

            Bu yalıya bitişik bir başka banyo mahalline de "Giresunlu" denirdi. Kalaycı Ali ŞAFAK ve oğulları Kemal, Cemal, Mustafa ve amcazadeleri Harun ŞAFAK'ların ev ve bahçelerinin çevrelediği bu kesim çok temiz, kayalık ve de derindi.

            Gençlerimiz burada banyo yapmaya doyamazdı.

            Yüzücüler, sahilden açıldıkça, şehir içindeki nirengileri görüp; kulübe, şube, sinema, pastacı diye bağırırlar ve ne kadar engine gittiklerini, kayalar üzerine oturarak seyredenlere bildirirlerdi.

            Bu yalının bitişiğine "Dörtgöz" denirdi. Rahmetli Ali Hoca'nın ve baş tarakları satan Mevlüt Efendi'nin ve Aşçı Salih'lerin evlerinin çevrelediği bu yalının kenarı, denizin yıllardır dövdüğü irili ufaklı rengarenk taşlarla dolu idi.

            Burada denize girenler, çevredeki yassı taşları suda kaydırarak gösteri yapmaya doyamazlardı.

            Bu yalının bitişiğine "Çömlekçi veya Sobacı Yalısı" denirdi. Çevrede Adil ve Haydar DİLEK'lerin Çömlek İmalâthanesi vardı. Şehir dışına satılan çömlekler, kıyıya yaklaşan motorlara buradan yüklenirdi.

            Oldukça geniş bir methali bulunan bu yalıya, halkımız hem Çömlekçi hem de Ünye'de demircilik ve sobacılık mesleğini o günlerin koşullarında çok ileri bir düzeyde yapan ve Sobacı Mehmet Efendi ismiyle mâruf Mehmet YANAR, evlâtları Tahsin, Muhsin, Sami, Rahmi ve diğer kardeşlerin bu kesimde oturmaları nedeniyle "Sobacı Yalısı" da derdi.

            Buradan Burunucu Mahallesi'ne kadar uzanan kıyılar da hep yalılarla doluydu.

            Çakmakkaya, Topyanı, Fokfok, Fener Yanı, İncirlatı, Çamlık, Uzunkum, şimdilerde Derbent, Gölevi, Çınarsuyu, Midrabolu (Yüceler Köyü) sahilleri, Ünye'nin dillere destan plâj mahalleri olarak bilinir.

1920'li Yıllarda Ünye

Fotoğraf : Ahmet Hüseyin ŞEN

            Değerli okuyucular;

            Sizlere, güzel kentimizin belleklerimizde iz bırakan yalılarını ve banyo mahallerini sunmaya çalıştım.

            Devlet Sahil Yolu'nun yapılmasından sonra, bu yalıların pek çoğu tarihe karıştı. Ancak; şimdilerde, yaşları 60 - 79'e varanlar bu yalıların isimlerini ve yerlerini çağrışım yapabiliyorlar.

            Değerli okuyucular;

            Hayatta en büyük arzum; çok sevdiğim ve üzerine araştırmalar yapmaktan kıvanç duyduğum bu güzel kentimizi dünü ve bugünü ile gençlerimize ve ilgi duyanlara tanıtabilmektir.

            Uğraşlarımda başarılı olabilirsem, kendimi mutlu sayacağım.

            Esenlik dileklerimle efendim...

                                                Yüksel ŞEN
 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR