|
ÜNYE TARIMININ |
|
Bildiri :
Prof. Dr. Osman ECEVİT
(O.M.Ü. Ünye İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi Dekanı)
ÜNYE TARIMININ
PROBLEMLERİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
(Ünye III. Kurultayı 22/23.07.2004-
OMÜ ÜİİBF Yayın No. 1, sh. 80 - 95'de yayımlandı.)
Ünye III. Kurultayı
- 22/23.07.2004
1.1 FINDIK
Anadolu ticarî olarak fındık yetiştiriciliğinin ilk başladığı alan olarak göze çarpmaktadır. Anadolu'da da fındık yetiştiriciliği açısından en verimli alan Karadeniz Bölgesi'dir. Karadeniz Bölgesi'nde Dünya'nın en kaliteli fındığı yetiştirilmektedir. Fındık 1960 yılından bu yana Türkiye ekonomisinde gerek katma değer olarak gerekse istihdam yaratma alanı olarak önemli fonksiyonlara sahiptir.
Ama fındık üretiminin plânlanması, ekim alanlarına yönelik sınırlama çalışmaları ve modern anlamda pazarlama tekniği gibi konularda Türkiye'nin fındık üretim politikası yapılan yasal düzenlemelere rağmen tam olarak oturmamış olup bu konu halen üzerinde çalışılması gereken bir alan olarak hem sade çiftçimizin hem de politika yapıcıların önünde acil bir sorun olarak durmaktadır.
Genel Olarak Türkiye
Ekonomisinde Fındık
Yıllar İtibari ile Fındık Alanları ve Üretim Miktarları
YILLAR | ÜRETİM
ALANI (Dekar) |
ÜRETİM
MİKTARI (Kg) |
1997 |
289.000 |
25.650.000 |
2001 yılı itibariyle Türkiye'de fındık üretim alanları 548 bin hektarı bulmuştur. Üretim alanlarının yüzde 30'u Akçakoca, yüzde 41'i Ordu, yüzde 18'i Giresun, yüzde 10'u Trabzon bölgesinde bulunmaktadır. Üretim alanlarındaki son 25 yıllık artışı Türkiye genelinde yüzde 50 dolayındadır. Akçakoca en fazla alan artışının olduğu bölgedir. Gerek taban arazilerde, gerekse yüksek koldaki ormanlık alanlara yapılan dikimler sürmekte olup, artış miktarı yüzde 87'dir.
1993 - 99 dönemi ortalamasına göre yaklaşık 676 bin ton olan Dîinya fındık üretiminin yüzde 72'sini karşılayan Türkiye, en önemli üretici ülke konumundadır. Türkiye'yi sırasıyla İtalya, ABD ve İspanya izlemektedir. Aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi Dünya fındık üretiminin yüzde yetmişini sağlayan ülke olarak, dış pazarlarda yeterince etkinliğimizi sağlayacak; hükûmet strateji ve politikaları belirlenerek, kararlılıkla uygulamaya konulmalıdır.
ÜLKE | Üretilen Kabuklu Fındık Miktarı (Ton) | Toplam Üretimde Payı Yüzde (%) |
TÜRKİYE | 500.000 - 550.000 | % 65,6 |
İTALYA | 100.000 - 150.000 | % 15,6 |
ABD | 30.000 - 40.000 | % 4,4 |
İSPANYA | 20.000 - 30.000 | % 3,1 |
GÜRCİSTAN - AZERBAYCAN | 30.000 | % 3,8 |
DİĞER | % 7,5 | |
TOPLAM |
800.000 |
Dünya Fındık Üretimi
İtalya, Türkiye'ye nazaran teknolojik olarak daha düşük kalitede ürün yetiştirmesine rağmen, üretimi ile orantılı olarak daha fazla ürün ihraç edebilmektedir. Daha kaliteli fındığı yetiştirmek arzu edilir. Ama bu bir zorlama ile yani destekleme alımları ile teşvik edilemez. Yani destekleme alımları kaliteli fındığın üretimini arttırıp kalitesizin üretimini azaltıcı sonuç vermez. Bunun sonucu olarak da, teknolojik olarak iyi olmayan fındığın, iyi fındığı piyasadan kovması beklenecektir. Kalitesiz fındığın fiyatı düşeceği için bütün ihracat kalitesiz fındıklara kayacak ama uzun vadede Uluslararası Standartlar sonucu yine dışlanan ülke konumuna gelinecektir.
Ülkemiz fındık ihracatı alıcı isteğine bağlı olarak aşağıda belirtilen ambalajlarda gerçekleştirilmektedir :
Kalitesiz fındığın şikayet edilen iki yönü vardır : Birincisi tabiatı sonucu yağlı olduğu için sıcakta ve stoklamada, depolamada acılaşma daha çabuk olur. Yüksek kalitede olmasına rağmen bazı Avrupalı alıcılar, tüketiciler Türk fındığını almak istemezler; özellikle İsviçre bu tavrı göstermektedir. Ama fındık iyi kurutulursa bu mahzuru ortadan kaldırılabilir. İkincisi de ihracatı arttırma konusunda istikrarsızlık, spekülâsyon ve haksız rekabeti ortadan kaldırmak için fındık üreticileri özellikle ihracatçıların özellikle Küreselleşen Dünya'da daha çok örgütlenmeye ihtiyaçları vardır.
Dünya fındık üretiminde lider konumdaki Türkiye, 2001 yılında 258 bin ton fındık ihraç ederek ihracat rekoru kırdı. Dünya fındık üretim ve ihracatının büyük bölümünü elinde bulunduran ve yaklaşık 80 ülkeye fındık satan Türkiye, 2001 yılında dış satımda rekora ulaştı. Bunun karşılığında ise yaklaşık 7 yüz milyon dolar döviz girdisi sağlandı. Artık, önemli olan Dünya pazarını tamamen ele geçirmek ve fındığa bağımlı hale getirebilmektir. Olması gereken hedef ise 300 bin ton iç fındık İhraç edebilmektir. Bu rakama ulaşıldığı takdirde, fındık istikrarlı bir gelir kaynağı haline gelebilecektir. Devlet geçmişte fındığa yüksek sübvanse uyguluyordu. Sübvansiyonlar bazı yıllar 300 - 400 milyon dolara kadar çıkmıştı. Oysa geçen yıl 100 milyon dolara bile ulaşmadı. Bu da devletin kasasından fazla para çıkmadan, bu işin ekonominin kuralları içinde başarılabileceğini ortaya koymuştur. Fındığın tanıtımına ağırlık verilmesi, özelliklede Çinli'ye fındık yedirebilmek için çaba sarf edilmesi için daha etkili reklâm kampanyalarına yönelinmesi gerekmektedir.
Dünya fındık üretim ve ihracatının büyük bölümünü elinde bulunduran Türkiye , son 10 yılda ihracattan toplam 6 milyar 686 milyon 154 bin 383 dolar elde etti.
Türkiye'nin fındık ihraç ettiği 100 ülke arasına geçen sezon Hindistan, Panama, Kuzey Yemen ve Katar da katılmıştır. 2001 - 2002 fındık ihraç sezonunda 100 ülkeye yapılan 255 bin 133 ton fındık ihracatından, 635 milyon 276 bin dolar gelir sağlanmıştır. 2001 - 2002 fındık ihraç sezonunda en fazla fındık Almanya'ya ihraç edilmiştir; 199 milyon 355 bin dolar tutarında 82 bin 413 ton fındık ihraç edildi. Almanya'yı 74 milyon 380 bin dolar tutarında 32 bin 835 ton fındık ihraç edilen İtalya, İtalya'yı ise 58 milyon 747 bin dolar tutarında 23 bin 986 ton fındık ihraç edilen Fransa izledi. Türkiye, Dünya fındık üretimi ile tüketiminin yüzde 73'ünü sağlamaktadır.
Türk fındığını Uzakdoğu ülkelerine tanıtma ve yeni pazarlar bulma çalışmalarında büyük başarı sağlamış olup, ilk kez tatmış oldukları fındığı çok seven Çinliler, fındığa enerji veren kutsal yemiş anlamına gelen Weizhengu adını vermişlerdir. 2000 yılında başlatılan Türk fındığını Japonya ve Çin başta olmak üzere Uzakdoğu ülkelerine tanıtma ve fındığa yeni pazarlar bulma çalışmaları 2001 yılında aktif hale gelerek, bu ülkelere yapılan fındık ihracatında % 400 artış sağlanmıştır. Çin'de yoğunlaşan promosyon çalışmalarıyla nüfusu 1 milyarı geçen bu ülkede Türk fındığı tanıtılarak fındığın, Çin pazarına sürülmesiyle, - bir vitamin deposu olan fındık, sağlığına düşkün olan Çinliler'in bir hayli dikkatini çekti. Fındığın, bir çok hastalığa ve cilde iyi geldiği konusunda kendileri bilgilendirildiğinde, fındıkla çok daha fazla ilgilendiler. Çinliler'e, reklâm panoları, VCD, tanıtım kataloglarıyla fındığın tanıtımını ve kuruyemiş piyasasındaki imajı anlatılmaya çalışıldı. Çin'de ismi bile olmayan fındığı tanıtabilmek için isim bulma yarışması yapıldı. İki bine yakın isim arasında enerji veren kutsal yemiş anlamına gelen Weizhengu seçildi. Şu an fındık Çin'de Weizhengu ismi ile anılmaya başlandı.
Türkiye, 2001 yılı içerisinde Çin'e 522 ton fındık ihracatı yaparak, 1 milyon 706 bin dolar, Japonya'ya ise 607 ton ihracat gerçekleştirerek, 2 milyon 100 bin dolar gelir elde etmiştir.
1. 2 Ünye'nin Fındık ve Mamulleri İhracatında Alternatif Pazarların Geliştirilmesi
Piyasada bilginin hızlıca aktığı ve ekonomik olanın daha çabuk keşfedilip esnek üretim yöntemlerinin benimsendiği günümüzde Amerika gibi bir büyük ülke, fındık ihracatı açısından bizim ülkemiz için hayatî önemdedir. Ancak Amerika Şokella, Sarelle, Mütela tipi ürünlerde fındık yerine badem ezmesi kullanmaya başlamıştır. Bu damak zevkini reklâmlarla da olsa hem değiştirirken aslında olan en kalitesiz fındık konusunda tüketicilerin ve örgütlü üreticilerin tepkisidir. Ve fındık ihracatı konusunda bizim gibi ülkeleri fazlasıyla etkilemektedir. Bu durumda genel olarak "fındık ihracatımızı geliştirmek doğrultusunda neler yapılabilir?" asıl soru olarak karşımıza çıkmaktadır.
Durak Fındık A.Ş. Fotoğraf Arşivi
Türkiye ekonomisinin en önemli problemlerinden birisi, ihracatın istikrarsız ve potansiyelin çok gerisinde olmasıdır. Her yıl meydana gelen dış açıklar ekonomik gelişmemizi büyük ölçüde engellemektedir. İhracatımızın istikrarsız ve potansiyelin çok gerisinde olmasının nedeni, ihraç edilecek ürünlerimizin olmaması veya doğal kaynaklarımızın yetersizliği değildir. Aksine Dünya çapında büyük önem taşıyan birçok ürün ülkemizde bolca üretilebilmektedir. Asıl neden, bu ürünlerden gereği gibi yararlanılamamasıdır. Bu ürünlerden birisi de, en önemli geleneksel ihraç ürünlerimizden olan fındıktır.
Sert kabuklu kuru meyveler grubuna giren fındık, bütün Dünyada çok geniş bir tüketim alanına sahiptir. Çerez olarak tüketilebildiği gibi çeşitli işlemlere tâbi tutularak mamul (fındık ezmesi, fındık püresi, fındık krokanı vs.) hale getirilip, bu şekilde de tüketilebilir. Çerez olarak sadece nihaî tüketiciler tarafından tüketilen fındık, mamul şeklinde hem tüketiciler, hem de çeşitli sanayi dalları tarafından yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bu sanayi dalları arasında çikolatacılık başta olmak üzere; bisküvi, pasta, tatlı, şekerleme, dondurma gibi pek çok sanayi dalı vardır.
1997 yılı verilerine göre (653 bin ton kabuklu olan) Dünya fındık üretiminin yaklaşık % 75'i ülkemizde yapılmaktadır. Bunun % 20'si iç pazarda tüketilirken, geri kalan kısmı ihraç edilmeye çalışılmaktadır. 482 bin ton kabuklu olan 1997 yılı Dünya fındık ihracatının % 84'ü ülkemizden yapılmıştır. Dünya fındık üretim ve ihracatında Türkiye'nin bu kadar büyük bir payı olmasına rağmen, bu üründen gereği gibi yararlanıldığını söylemek mümkün değildir. Bunun iki temel nedeni vardır. Birincisi, fındık mamulleri (işlenmiş fındık ürünleri) üretim ve ihracatının çok düşük olmasıdır. İkincisi ise, geleneksel pazarımız olan AB pazarı dışına çok az çıkılmasıdır. Bu değerli ürünümüzün kaderi yıllardır birkaç Avrupa ülkesinin iki dudağı arasından çıkacak sözlere bağlı kalmaktadır. Zira fındık ve mamulleri ihracatımızın % 87'si bu ülkelere yapılmaktadır. Bu pazar yapısı nedeniyle, özellikle Dünya üretiminin tüketimden fazla olduğu yıllarda ya büyük stoklarla karşılaşılmakta ya da Avrupa ülkeleri fındığımızı istedikleri şartlardan satın alabilmektedirler. Böylece hem üreticilerimiz, hem de ihracatçılarımız zor durumlarda kalmakta, önemli gelir kayıplarına uğramaktadırlar.
Diğer taraftan ülkemizden sonra Dünya'nın en çok fındık üreten ülkeleri olan İtalya ve İspanya'nın Avrupa Birliği üyesi ülkeler olmaları pazar riskimizi daha da artırmaktadır. Çünkü bu ülkeler üyelik avantajlarını kullanarak üye ülkelere gümrüksüz satış yapmakta, dolayısıyla üretimin fazla olduğu yıllarda stok yükü tamamen Türkiye üzerinde kalmaktadır.
Ayrıca, bazı Avrupa ülkeleri bizden satın aldıkları fındıkla aynı zamanda önemli bir fındık mamulleri üretici - ihracatçısı oldukları için, ülkemizden yapılacak işlenmiş ürün ihracatına birlik bazında önemli sınırlamalar getirmektedirler. Nitekim yapılan GB anlaşmasında fındık ve mamulleri tamamen kapsam dışı tutulmuştur.
Ülkemizin Avrupa ülkeleri tarafından sırtından para kazanılan fason ülke konumundan kurtulabilmesi için fındık ihracatında "pazar ve mamul geliştirilmesi" konusuna özel bir önem verilmesi gerekir. Hazır ürünü hazır pazarlara satmak yerine, yeni pazarlar ve yeni mamuller geliştirmek için bir an önce harekete geçilmelidir. Bunun başarılması halinde, ülkemiz bu üründen çok daha büyük miktarlarda döviz kazanabilecektir. Ayrıca fındık mamulleri üretimine dayalı yatırımlarla işsizliğin çok yüksek olduğu ülkemizde önemli bir istihdam alanı oluşturulabilecektir. Arz fazlası fındık için özellikle kalitesiz fındık sahalarının daraltılması, kalitenin ve standart çeşitlerinin ortaya konulması sağlıklı ürün yetiştirilmesi, alfatoksin için önlemler alınması gereklidir.
1.3 Alternatif Ürün Zorunluluğu ve Bununla İlgili Çalışmalar
Ünye İlçesi'nin ekonomisi tarıma dayalı olup; tarım sektörü içerisinde başta bitkisel olmak üzere hayvancılık, arıcılık, balıkçılık önemli alt sektörlerdir. Bitkisel üretim içinde en önemli pay fındık ürününün olup,mısır, patates ve tahıllar gayri safî hasılaya katkı sağlayan ve ilçede üretilen diğer ürünlerden bazılarıdır. Ünye'de fındığın yıllardır alternatifsiz bir ürün olması nedeniyle ek gelir sağlamak ve üretim desenini zenginleştirmek için son yıllarda başlatılan çalışmalarla çiftçimizin kivi, ceviz, sebzecilik, arıcılık ve balıkçılık gibi faaliyet kollarında çalışmaları teşvik edilmektedir.
Dere Ağzı'nda Bir Fındık Bahçesi/Ünye
Fotoğraf : M. Ufuk Mistepe 04.08.2001
Tek Ürüne Bağımlılık Sorunu Var : Tek ürüne bağımlılık sorunu var: Fındık yetiştiren tarım işletmeleri genellikle çok küçük araziye sahip olup, işletme arazilerinin tamamına yakınını fındık bahçeleri oluşturmaktadır. Bu işletmelerde fındık dışında pazara yönelik olarak yetiştirilen üretim faaliyetleri de sınırlıdır. Fındık işletmelerinde arazinin yetersiz ve ürün çeşitliliğinin sağlanamamış olması, yeterli geliri elde etmelerini olumsuz yönde etkilemekle birlikte yıllara göre elde ettikleri gelirlerde de önemli dalgalanmalar yaratabilmektedir.
Fındık Tarımında İşsizlik ve Göç Yüksek : Fındık yetiştiren çiftçiler yoğun nüfus baskısı altında olup, işsiz nüfus oranı da çok yüksektir. Fındık yetiştiren işletmelerin arazi varlığı ve fındık bahçesi büyüklüğü, fındık verim düzeyi, işletmelerdeki nüfusun yalnız fındık yetiştiriciliği ya da tarımdan geçinebilmelerine olanak tanımamaktadır. Tarımdan elde edilen gelirin işletmelerdeki nüfusun geçinmesine olanak tanımaması, fazla nüfusun bir kısmını yakın ya da diğer bölgelerdeki sektörlere kaymaya, göçe zorlanmaktadır.
Dikim Alanları Sınırlandırılıyor : 1980'li yılların başında üretimin iç tüketim ve ihracat hacmini önemli oranda aşarak büyük miktarlarda stoklar yaratması, dikim alanlarının sınırlandırılmasını gündeme getirmiştir. 1983 yılında çıkarılan yasaya göre; rakımı 750 metreyi geçmeyen, eğimi en az yüzde 12 olan araziler ile Ordu. Giresun, Trabzon illeri, Akçakoca (Bolu), Ereğli ve Alaplı (Zonguldak) ilçelerinde rakım ve eğim koşulu aranmaksızın fındık yetiştiriciliğine izin verilmiştir. Bu yöreler dışında bahçe kurulması ve yenilenmesi yasaklanmasına karşın, yeni dikimler yoğun biçimde sürmüştür. Günümüzde fındık dikim alanlarının ancak yüzde 60'ı asıl üretim bölgesi olan Doğu Karadeniz'de bulunmaktadır.
2844 Sayılı Fındık Alanlarının Sınırlandırılması Kanunu'nun uygulanamaması nedeniyle "Fındık Üretiminin Plânlanması ve Dikim Alanlarının Belirlenmesi ile Fındık Yerine Alternatif Ürün Yetiştirmeyi Tercih Eden Üreticilerin Desteklenmesine Dair Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik" ile fındığın alternatifi ürünler tartışmaları başlamıştır.
1.4 Fındık Üreticisine 13 Alternatif Ürün
Karadeniz Bölgesi'ndeki 13 ilde alternatif ürün ekilebilir durumdadır. Fındık üretiminden vazgeçerek alternatif ürünü tercih eden üreticilere, bir yıllık gelir kaybı ödemesi yapılacaktır. Yönetmeliğe göre, fındık bahçeleri, ticarî amaç güden toplam alanı 500 metrekareden büyük ve dekarında en az 30 adet fındık ocağı veya 180 adet fındık dalı bulunan yerler olacaktır.
Yeni fındık bahçesi ve yenilenmesi yapılırken, fındık bahçeleri, rakımı en çok 750 metreye kadar olan yüksekliklerde, meyili en az yüzde 6'dan daha fazla eğimli üçüncü sınıf tarım arazilerinde ve arazi kullanma kabiliyeti dördüncü sınıf ve daha yukarı arazilerde belirlenecektir.
1.5 Kısa Dönemde Yapılması Gerekenler
*Klasik üretim bölgesindeki (Doğu Karadeniz) taban arazilerde bulunan fındık bahçeleri ile bu bölge dışındaki fındık üretim alanlarında (taban arazilerde kurulu olanlardan başlamak üzere) üreticilerin alternatif ürünlere yönelmelerinin teşvik edilmesi,
*Yurt içinde yüzde 10 seviyesinde (60 bin ton) olan tüketimin artırılması,
*Verim ve kaliteyi artırıcı, maliyeti düşürücü bilimsel/teknolojik çalışmalar yapılması,
* Refah düzeyinin yüksek olduğu - Danimarka, Norveç, Kanada, Japonya gibi - ülkelere ihraç olanaklarının araştırılması,
* Halen yüzde 26 seviyesinde olan işlenmiş fındık ihracatının arttırılması.
2) Alternatif Ürünlere Yakından Bakış
2.1 Seracılık ve Sebze Yetiştiriciliği
Ünye İlçesi'nde 1993 yılında başlayan seracılık çalışmaları çiftçiler tarafından yoğun ilgi görmüş ve tek ürün olan fındığın yanı sıra gelir getiren bir üretim alanı olmuştur. Yılın her mevsimi üretim yapılabilen örtüaltı yetiştiriciliği çiftçilerimize her zaman pazara taze sebze götürebilme imkânı sağlamış, aynı zamanda aile ekonomisine önemli ölçüde katkıda bulunmuştur.
Her yıl giderek artan bir grafik gösteren sera yapımı önümüzdeki yıllarda da katlanarak çoğalacaktır. Bu durum çiftçimizin artık geçimini sağlamak için sadece geleneksel ürün olan fındığa bağımlı kalmayacağını; bunun yanında ek bazı gelir kaynaklarına kavuşturulması gerektiğini ortaya koymaktadır. Seracılık da bu gelir kaynaklarından biri olup, son yıllarda giderek yaygınlaşmaktadır. Ünye İlçesi'nde 400'ü aşkın sera olmakla birlikte bir adet cam seramız bulunmaktadır. Mevcut potansiyeli değerlendirmek açısından Ünye'ye CAM SERA kurulmasının desteklenmesi gerekmektedir.Ünye'de örtü altı sebze yetiştiriciliğine 1991 yılında başlanmış olup, yürütülen çalışmalar neticesinde bugünkü ulaşılan sera sayısı 445 adettir.
Yıllar İtibarı ile Sera Sayısı :
YILLAR |
SERA SAYISI (Adet) |
1996 | 288 |
1997 | 325 |
1998 | 383 |
1999 | 400 |
2000 | 409 |
2001 | 415 |
2002 | 445 |
2.2 Meyvecilik
Ünye İlçesi'nde meyve üretimi daha çok fındık bahçelerinin içerisinde dağınık bir şekilde gerçekleştirilmektedir. İlçe genelindeki mevcut meyve popülasyonunun teknik tarım usullerine göre dikilmemiş olmaması sebebiyle budama, bakım, ziraî mücadele ve diğer tarımsal kültürlerin uygulanamayışından dolayı ekonomik ve teknik anlamda meyvecilik tarımının Ünye'ye yerleştirilemediği bir gerçektir. Ayrıca meyve üretimlerimiz içerisinde en büyük paya sahip fındıkla bazı yıllar meydana gelen üretim düşüklüğü ve fiyat istikrarsızlığı yeni meyve türlerinin Ünye'de yaygınlaştırılmasını gündeme getirmektedir.
Bu doğrultuda üzerinde durulabilecek ürünlerden ilk akla gelenler kivi ve elma olabilir. Kivi için çok uygun bir zemin olan Ünye'de aynı zamanda elma da diğer bölge üretimlerine göre daha çok olan lif sayısı ile de iyi bir alternatif ürün olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine aşağıdaki tablodan görüldüğü gibi Trabzon Hurması, Ayva, Elma, Erik, Ceviz gibi ürünler alternatif ürünler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yapılması gereken meyve ağacı varlığının ıslahı, yetiştiriciliğini yaygınlaştırmak ve ürün çeşitliliği kazandırmak amacıyla Ünye'de meyve fidanı üretim istasyonu ve üretilen ürünün elde kalmadan değerlendirilmesi açısından meyve suyu işleme tesisinin kurulup desteklenmesi gerekmektedir.
ÜNYE'DEKİ MEYVE AĞAÇ SAYILARI VE VERİMİ
MEYVE ADI |
DAĞINIK AĞAÇ SAYISI (ADET) |
Ağaç Başına Ortalama Verim |
ÜRETİM |
|
Meyve Veren Yaşta | Meyve Vermeyen Yaşta | |||
ARMUT |
25.000 |
1.661 |
20 | 533 |
AYVA | 7.500 | 500 | 7,5 | 56 |
ELMA | 43.000 | 689 | 30 | 1.310 |
TRABZON HURMASI |
10.000 | 115 | 210 | 2.100 |
ERİK | 10.500 | 500 | 5 | 52,5 |
KİRAZ | 14.000 | - | 13 | 182 |
CEVİZ | 12.000 | 592 | 10,4 | 125 |
KİVİ | 5.000 | 1.926 | 50 | 12,5 |
DUT | 10.000 | 564 | 21 | 210 |
İNCİR | 10.000 | 796 | 32 | 324 |
KESTANE | 10.000 | 1.000 | 5 | 50 |
FINDIK | 14.450.000 | - | 3 | 26.877 |
Alternatif Ürün Olarak KİVİ'ye Rakamlarla Bakış
YILLAR |
FİDAN
DAĞITIMI |
KİVİ |
1996 | 500 | 100 |
1997 | 800 | 500 |
1998 | 816 | 1.000 |
1999 | 947 | 2.000 |
2000 | 393 | 4.750 |
2001 | 1.770 | 9.750 |
2002 | 1.000 | 12.500 |
2.3 Hayvancılık
Hayvan başına et ve süt verimini arttırmak için bakım ve beslemenin iyileştirilmesi, yerli ırkların yüksek verimli kültür ırkları ile melezlenerek ıslah edilmesi ve seleksiyonla kültür ırkı hayvancılığın geliştirilmesi yönünde çalışmalar sürdürülmektedir. Bu amaçla ilçede ıslah hizmetlerine ağırlık verilmesi sayesinde kültür melezi hayvan sayısında önemli artışlar olmuştur. Ünye'de hayvancılık ve üretim pazara yönelik modern işletmelerden ziyade daha çok küçük aile işletmeciliği şeklinde yapılmaktadır.
Bu nedenle Ünye'de hayvancılığın geliştirilmesi açısından besi sığırcılığı ve süt sığırcılığının teşvik edilmesi gerekmektedir.
ÜNYE İLÇESİNİN HAYVAN VARLIĞI
BÜYÜKBAŞ HAYVAN SAYISI |
SIĞIR |
13.000 Adet |
a) Kültür Irkı | SIĞIR | 100 Adet |
b) Kültür Melezi | SIĞIR | 5.900 Adet |
e) Yerli | SIĞIR | 7.000 Adet |
BÜYÜKBAŞ HAYVAN SAYISI | MANDA | 50 Adet |
KÜÇÜKBAŞ HAYVAN SAYISI | KOYUN | 3.750 Adet |
TEK TIRNAKLILAR SAYISI | AT | 820 Adet |
TEK TIRNAKLILAR SAYISI | KATIR | 690 Adet |
TEK TIRNAKLILAR SAYISI | EŞEK | 940 Adet |
KÜMES HAYVANLARI SAYISI | TAVUK | 124.000 Adet |
ARI KOVANI SAYISI | 27.168 Adet |
Kümes Tavukçuluğu :
Yıllık nüfus artışının yüksek olduğu ülkemizde, gerek beslenme düzeyinin yükseltilmesi, dengeli beslenmenin sağlanması ve gerekse artan nüfusun ihtiyaç duyduğu ana maddelerin üretilmesinde tekniğin olanaklarından yararlanılması kaçınılmazdır.
Gelişmiş ülkelerde fert basma yılda 250 - 400 adet yumurta, 20 - 25 kg kadarı tavuk eti olmak üzere toplam 40 - 80 kg et tüketildiği halde; ülkemizde 120 adet yumurta ile 6 kg'ını tavuk eti oluşturmak üzere toplam 25 kg et tüketilmektedir.
Ünye İlçesi arazisinin topografik yapısı itibariyle az toprak gerektiren faaliyet kollarına ağırlık verilmesi gerekmektedir. Bu türdeki çalışmalarımız sonucunda kafeste yumurta tavukçuluğu da az toprak kullanılarak fazla gelir sağlayan bir üretim dalı olduğundan çiftçilerimizce benimsenmiş bir üretim koludur.
Ünye'de 81.400 yumurta kapasiteli 9 adet ve 5.000 adet kapasiteli 1 adet Brolier tavuk yetiştiriciliği yapılmaktadır. İşletmelerde, çiftçilerimizin yetiştirdiğiyle birlikte toplam 124.000 adete ulaşmaktadır.
Bu işletmelerin yarı âtıl olarak çalıştığı düşünülürse; görülen potansiyel ile birlikte Ünye'de tavuk işletmeleri sayısının artırılarak desteklenmesi gerekmektedir.
Karaosmanoğlu
Fındık İşleme Tesisi![]() |
Sami Soysal
Parkı Hayvanat Bahçesi/Çakırtepe![]() |
Arıcılık :
Ülkemizde ve Ünye'de aile işletmeciliği şeklinde yapılan, fazla sermaye ve işgücü gerektirmeyen tarımsal bir faaliyettir. Özellikle gelir durumu düşük, topraksız veya az topraklı çiftçilerin aile ekonomisine katkıda bulunan, kısa zamanda gelir getiren tarımsal bir işkolu olarak sosyo - ekonomik bir önem taşımaktadır.
Ülkemizde geniş flora sahalarına sahip olmakla birlikte; ilçemizin flora yapısı arıcılık için pek uygun değildir. Ancak arıcılarımız buna rağmen arıcılığın kârlı bir işkolu olduğunu görmüşler ve gezginci arıcılık sayesinde Ordu ilini Türkiye arıcılığı bakımından ilk sıraya yerleştirmiş olup, 2001 yılı itibari ile 34.7 trilyon TL gelir elde edilmiştir. Ordu'da arıcılığın GSMH içindeki payı % 6.8'dir.
Bu potansiyel içerisinde olan Ünye İlçesi'nde ihracata yönelik bir arıcılıkla ilgili ürünleri işleme ve değerlendirme tesisinin kurulup desteklenmesi gerekmektedir.
Ünye'de 697 çiftçide 27.168 adet arı kovanı mevcuttur.
Yıllar İtibarı ile Arı Kovanı Sayısı ve Bal Miktarı :
YILLAR |
KOVAN SAYISI |
BAL ÜRETİMİ |
1996 | 27.580 | 551.600 |
1997 | 23.000 | 367.500 |
1998 | 23.000 | 345.000 |
1999 | 23.500 | 352.500 |
2000 | 27.772 | 416.580 |
2001 | 27.500 | 412.500 |
2002 | 27.168 | 405.000 |
Koyunculuk :
Karadeniz Bölgesi'ndeki koyun varlığı ülkemizdeki koyun varlığının yaklaşık % 8'ini oluşturmaktadır. Bu miktarın % 50'sini ise Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki Karayaka ırkı oluşturmaktadır.
Karayaka koyun ırkı et kalitesi bakımından Türkiye'de Kıvırcık ırkından sonra ikinci sırada gelmektedir. Bölgede özellikle meraya dayalı olarak yapılan koyun yetiştiriciliği, diğer çiftlik hayvanlarıyla kıyaslandığında yediği yeme karşılık en fazla verim veren ve meraları en iyi şekilde değerlendirilebilen hayvanlar olarak dikkati çekmektedir. Büyükbaş hayvanlara kıyasla meradan daha fazla yararlanmakta ve yılın önemli bir bölümünde ek yemlemeye gerek kalmadan meradan ihtiyaçlarını karşılamaktadır.
Meralardan ve fındık altlarında yetişen otların değerlendirilmesi ve iyi bir gelir kaynağı elde edebilmek için Ünye'de Karayaka ırkı koyunculuğunun desteklenmesi gerekmektedir.
|
|
|
2.4 Su Ürünleri
Ünye'de su ürünleri çalışmalarında avcılık başta gelmektedir. Avlanan balık türleri arasında da ilk sırayı hamsi almaktadır. Hamsi avı sezonunda civar illerdeki büyük av tekneleri Ünye'ye gelerek hamsi avcılığı yapmaktadırlar. Avcılığı yapılan diğer su ürünleri ise istavrit, mezgit, palamut, kefal, kalkan, barbunya, tirsi, lüfer, zargana, izmarit ve kırlangıç balıklarıdır.
Ordu'da su ürünlerine dayalı sanayi olarak önceki yıllarda 8 adet su ürünleri işleme tesisi bulunmaktaydı. Ancak son yıllarda su ürünleri üretiminde görülen azalmanın bu tesislerin faaliyetlerinde de olumsuz yönde etkisi olmuştur. Bu tesislerde işlenmiş su ürünleri olarak balık unu, balık yağı, balık konservesi, balık filetosu, dondurulmuş ve tuzlanmış hamsi, deniz salyangozu eti gibi mamul madde üretimleri gerçekleştirilmekte ve önemli bir kısmı yurt dışına ihraç edilmektedir.
Ünye'de potansiyeli geniş olan su ürünlerinden yararlanabilmek için su ürünleri işleme tesisi acil bir zorunluluk olarak kendini dayatmaktadır.
3) Ünye'nin Tarım Sorunları Üzerinde Genel Değerlendirme
Karadeniz Bölgesi'nin genel coğrafî yapısı dağlık arazilerden oluşmaktadır. Ünye tipik bir Karadeniz ilçesi olarak arazisinin büyük bölümü dağlık arazidir. Bu durum tüm bölgede olduğu gibi Ünye'de de Organize Sanayi Bölgesi kurulması konusunu oldukça güçleştirmektedir. Düz arazi kıtlığı arazi maliyetlerini oldukça arttırmakta ve bu nedenle kurulması istenilen ve çalışmaları devam eden organize sanayi bölgesinin arazi maliyetlerini had safhaya ulaştırmaktadır. Bu olumsuzluklara yasalar ve bürokratik engeller de eklenince Organize Sanayi Bölgesi bu güne kadar kurulamadı.
Ünye Sanayi Sitesi
http://www.unyesanayi.8m.com/yol.html
Karadeniz Bölgesi "kalkınmada öncelikli bölgeler" kapsamına alınmıştır. Böylelikle oluşan avantajlar bile Karadeniz Bölgesi'ne sanayi alanında yeterli bir gelişme sağlayamamıştır. Ünye'de 1992 yılında kurulmuş bir liman olup Ünye Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından limanın ana rıhtımı 49 yıllığına kiralanmış bulunmaktadır. 6 metre derinliği olup, 4500 - 5000 ton arasında yük getirebilen gemiler limana girmektedir. Genelde Kringer - Curif kömür, kereste getirilmekte ve roro taşımacılığı yapılmaktadır. Ünye'den ayrılan gemilerden toz çimento, kil, az miktarda soğan, patates, makarna gibi ürünlerde yurt dışına ihracat yapılmaktadır. Ünye limanı kurulabilecek tüm işletmelerin ulaşım ihtiyaçlarını karşılayabilecek kapasitededir. Ünye bir sahil kenti olduğu için liman nakliye açısından çok önemlidir.
Ünye halkının fındık dışında ciddi anlamda bir geliri söz konusu değildir. Kaldı ki fındık da son yıllarda önemli bir gelir kaynağı olmaktan uzaklaşmıştır. Fındık haricinde yine Ünye'de yetiştirilen sebze, meyve, çeşitli bitkiler yine yöremizde tüketilmekte ve aileler için ek gelir kaynağı olamamaktadırlar.
Fındığın yanında fındığa paralel gelir getirecek diğer ürünlere de önem vererek fındığa bağımlılıktan bir parçada olsa kurtulmak gereklidir. Bu doğrultuda arıcılık daha çok yaygınlaştırılmalı ve teşvik edilmelidir, seracılık geliştirilmelidir. Süt ve süt ürünlerine özel önem verilmelidir. Kivi ve Ünye'de yetiştirilebilecek diğer meyvelerin yetiştirilmesi için çalışmalar yapılmalıdır.
Fındıkta hemen her yıl oluşan 100 - 150 bin ton fazlanın eritilebilmesi için dış satıma özel önem verilmeli, fındığı henüz tanımayan ülkelere fındık tanıtılmalıdır. Fındık ihracını artırmak için gerekirse takas dahil yoğun çabalar gösterilmelidir.
Yine fındığın tüketimini artırmak için 70 - 80 bin ton olan yıllık iç tüketimi daha yukarılara çıkarmak gereklidir. Bu doğrultuda içteki dengesiz ve yüksek perakende satış fiyatlarının bir standarda oturtulması sağlanmalıdır. Ayrıca yasası çıkmış olan % 6 eğimin altındaki taban arazilerinden fındığın sökülmesi sağlanmalıdır.
Günümüz itibarı ile önemli bir ihraç ürünümüz olan fındığın kaderi tamamen birkaç Avrupa ülkesinin inisiyatifine bırakılmıştır. Ülkemizin önemli bir bölgesinde halkın tek geçim kaynağı olan fındığa alternatif pazarlar bulunması yolunda, özet olarak şu hususların yerine getirilmesi önerilir :
Fındık ve mamullerimiz için alternatif pazarların geliştirilmesi çalışmaları öncelikle, pazarlama anlayışı çerçevesinde ve uzun dönemli bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Çünkü, ihracatta başarı ciddi ve uzun vadeli bir uğraşı gerektirir.
Fındık ve mamulleri ihracatçısı işletmeler, ihracatçı birlikleri çatısı altında bir araya gelerek, dış pazar fırsatları hakkında sürekli olarak bilgi toplayan bir bilgi sistemi oluşturmalıdırlar. Böylece tek başına pazar fırsatlarını sürekli olarak takip edemeyen işletmeler de, bu imkanı elde etmiş olurlar. Dış pazar fırsatlarının araştırmasında, AB dışındaki pazarlara özel bir önem verilmelidir. Kuzey Amerika, Lâtin Amerika, Asya ve Orta Doğu gibi bölgelerdeki gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler özellikle incelenmelidir.
|