|
ÜNYE |
|
Makale : Yüksel Şen
(Emekli Bankacı - Gazeteci - Şâir ve Yazar)
Karadeniz Gemi İnşa Sanayii A.Ş.
Ünye Tersanesi'nde İnşa Edilen Bir Gemi Denize İndirilirken
Tarih boyunca Ünye'de denizcilik mesleğinin ne büyük boyutlara ulaştığı hepimizin malûmudur.
"Eskiden Karadeniz'in bir nevi Hamburg'u olarak kabul edilen bu limandan, açık denizlere büyük gemiler hareket eder, aylarca uzak uzak diyarlarda dolaşıp, iş gördükten sonra ana limana dönerlerdi.
Eski gemi kaptanlarının kurduğu mahalle halâ şehirde mevcuttur.
Ünye'nin denizci ananesi kuvvetli olduğu için İskenderiye gibi uzak yerlere giden gemiler geri geldiği zaman, fener alayları tertip edilir, helvalar yapılır, toplar atılır, Derya Hamamı diye meşhur olan hamam hazırlanırdı.
Denizciler gelince bu hamamda yıkanarak, uzun bir seferden sonra temizliğe kavuşulur, öylece evlerine giderlerdi.
Ağalar Mahallesi diye tanınan bir mahallede de gemici aileleri yaşardı.
ULAŞILMAZLIĞIN LİMANI
Martı beyazlığının |
İkame
Ünye Feneri |
DENİZE HASRET
Gözümde bir damla su
deniz olup taşıyor,
|
Bir asırdır buharlı gemilerin, yelkenlileri yavaş yavaş ortadan kaldırması üzerine, Ünye'nin denizcilik hüviyeti azaldığı gibi, sahil yolunun açılması üzerine, deniz hareketinin büyük bir kısmı daha karaya geçmiştir.
(Kaynakça
: 20.08.1952 tarihli Vatan Gazetesi - Ordu İlâvesi, Sayfa : 4)
Yukarıdaki bilgiler Ünye denizciliğinin, zamanında ne denli yüce olduğunu apaçık ortaya koyuyor. Bu mesleğe gönül vermiş değerli hemşehrilerimiz gemilerini Bartın tersanelerinde ve zaman zaman da Ünye sahillerinde kurulan tersanelerde yaptırırlarmış.
Kaynak : İhlâs Haber Ajansı
Kanije Kalesi kahramanı, hemşehrimiz rahmetli Tiryaki Hasan Paşa, ömrünün son yıllarında Ünye'ye gelip yerleşmiş ve Osmanlı Donanması'nın ihtiyaç duyduğu ip, halat, çıma gibi pek çok malzemeyi buradan temin etmiştir.
(Kaynakça : Hasan Tahsin KADIOĞLU -
"Tiryaki Hasan Paşa Ünyeli'dir" başlıklı makale.)
Tiryaki Hasan Paşa'nın Ünye'deki Kabri Zannedilen Metruk Bir Mezar (Eski ve Yeni Mimarîsi)
Kentin geçmişine şöyle bir nazar ediyorum da; sahil yolu geçmeden önce, şimdiki Tacülbatbey Pasajı ile Tabakhane Deresi arasında çok geniş bir kumsal vardı. Bu kumsalda kurulan tezgâhlarda, zamanın ustaları mavna, çapar, çatana, sandal gibi deniz taşıtları yapıyorlardı.
Kızağa konulan deniz vasıtalarının omurgalarında ve diğer kısımlarının tahta döşemelerinde, Ünye ve Akkuş (Eski adıyla Karakuş) ormanlarından temin edilen keresteler kullanılırdı.
Ankara'da bulunan ve temas halinde olduğum yaşlı Ünyeliler'le bu konuda yaptığım söyleşilerde, gemi yapımında ihtiyaç duyulan kerestelerin bazen motorlarla Bartın'dan getirildiği de olurmuş.
Hattâ Ünye'den Bartın'a gidip yerleşen ve soyadı "ÜNYELİ" olan ve kerestecilikle iştigal eden bir aile bu konudaki talepleri muntazam bir şekilde yerine getirirmiş. Bu ailenin ahvadı halen Bartın'da ikamet ediyor.
Tekne yapan ustalar, tomrukları şekillendirmek üzere balta, keser ve çeşitli el âletleri kullanırlardı. Keza, tahta elde etmek için eşek tâbir edilen, 2m yüksekliğinde ağaç çatallar kurulur; tomruk bu çatalın üzerine yerleştirilir; bir işçi yukarıda, bir işçi aşağıda, ellerinde çekmeli hızar, keresteleri daha önce işaretlenen yerlerden biçerlerdi.
Deniz adamları, kullanım sonucu tamir edilmesi gereken teknelerinin bakımlarını yapmak üzere, burada karaya çeker, kalafatlarını yeniler, bozulan kısımları boyar, çeşitli donanımlarını tamamlardı.
Kumsal, baştan başa gerekli ekipman ve malzemelerle doluydu.
Çocukluğumuzda, Dayım'ın Köprübaşı'nda bulunan Tabakhane'sine gidip geldikçe bu durumu yakından gözlerdik.
THK Ünye Şubesi Etkinliğinde Paraşüt Ekibince Çekilen
Fotoğraf
THK Ünye Şubesi Fotoğraf Arşivi
Ünlü tarihçimiz Şemseddin SAMİ de "Kamus ül Âlâm" isimli eserinde XIX'uncu yüzyıl Ünye'sinden söz ederken şöyle der :
"Trabzon Vilâyeti'nin Canik Sancağı'na bağlı kaza merkezi bir kasabadır. 6700 kişilik nüfusu vardır. Limandaki tezgâhlarda gemi yapılır. Ticareti oldukça canlıdır. Kırım ve İstanbul'la ticaret ilişkisi süreklidir."
(Kaynakça : Yurt Ansiklopedisi, Ordu Bölümü, Cilt : 9,
Sayfa : 6273)
XVIII'inci yüzyılın sonlarında doğup, 1854 yılında ölen Erzurumlu Şair Emrah ömrünün son yıllarında şehrimizi ziyaret etmiş ve yazdığı bir destanla kentimizin özelliklerini dile getirmiştir. Bu destanın, Ünye tersanelerini ve kaptanlarımızı anlatan iki kıt'asını buraya alıyorum.
|
.....................
Mekânı müreffah bâlâ zemine, Bir yanın zaptetmiş deryayı ûmman, ..................... |
Ünye'de denizcilik mesleğinin ileri düzeyde olması, kaptanlarla birlikte, gemi yapan sayılı ustaların ve de teknik adamların yetişmesine vesile olmuştur.
İşte bir örnek :
"Osmanlılar'ın İlk Deniz İnşaiye Mühendisi diye
kabul edilen HACI EMİN EFENDİ Ünyeli'dir.
Kendisi mükemmel İngilizce bilen bir fen adamı imiş. 140 sene evvel Amerika'ya
gitmiş; Amerikalılar, Türk deyince yatağanlı, şalvarlı bir insan aramışlar. Fes
hariç olmak üzere, kendileri gibi giyinen, dillerini bilen bir fen adamı ile
karşılaşınca hayret etmişler."
(Kaynakça : 20.08.1952 tarihli Vatan Gazetesi - Ordu İlâvesi, Sayfa : 4)
Şimdilerde Ünye'de gemi yapmak şöyle dursun; belki sandal yapan usta bile yok.
Değerli okuyucular :
Bu güzel kenti araştırıp, bulgularımızı sizlere sunmak, bize onur veriyor.
İnanıyoruz ki; tarihin tarihi kadar eski bu Cennet şehrin geçmişini öğrendikçe, onu daha çok seveceksiniz.
Ünye Limanı Tesisleri Girişi
Karaışık Fotoğraf Arşivi
Esenlik dileklerimle efendim...
Yüksel ŞEN