ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 04 Haziran 2005 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ÜNYE'DE
TARİHÎ OLAYLAR

Makale : Yüksel ŞEN
(Emekli Bankacı - Gazeteci - Şâir ve Yazar)
(Hizmet Gazetesi'nin 28.01.2005 - 25.02.2005 tarih ve 360 - 384 sayılı 5 ayrı nüshasında yayımlandı.)
.


Manuel I Comnenus, The Empire of Trebizond,
No date, no mint, silver asper, 21 mm, 2.6 g, ME - 667.

            Değerli okuyucular :

            ÜNYE'nin tarihi, tarihin tarihi kadar eskidir. Bu tezimde kesin bir yargıya varmak isteyenler, lütfen sayın Osman DOĞAN'ın "TARİH BOYUNCA ÜNYE" isimli o şaheser yapıtını okumalıdırlar.

   

            Sayın DOĞAN, eserinde bana da geniş yer vermiş. Kendisine burada teşekkür ediyorum.

            Dünyanın oluşumundan, bugüne dek, tarihle içice olan bu kent, çok değişik olaylara tanık olmuştur. Kütüphanemdeki belgelere dayanarak, ilginç bulduğum olaylardan birkaçını bu yazımda sizlere sunmaya çalışacağım.

            AUGUSTE BAlLLY'in yazdığı ve Haluk ŞAMAN'ın Türkçe'ye çevirdiği TERCÜMAN GAZETESİ 1001 TEMEL ESER dizisinin 47'nci kitabı olan "BİZANS TARİHİ",  Cilt 2, Sayfa 348 - 349'dan aynen aldığım şu satırlar BİZANS'ın gözü pek, ünlü komutanlarından ANDRONİKOS'un, o zamanki adıyla OENAİON (ÜNYE)'ye sürgün edilişini ve burada geçirdiği günleri bakın nasıl anlatıyor.

            Böylece, 1155'den 1164'e kadar dokuz yıl süreyle Andronikos İstanbul'da sarayın mahzenlerinden birinde hapsolundu ve zincire vuruldu. 1158'de birinci kez kaçtı, yakalandı ve daha ciddi surette koruma altına alındı. Fakat 1164'de bu kez kesin olarak kaçmayı başardı. Rusya'ya sığındı ve hemen Barbarlar'ı Bizans'a karşı ayaklandırmaya girişti.


Andronicus I Comnenus (1183 - 1185)

            Kendisinin yönetmeyi kurduğu bir sefer amacı ile asker toplamaya  başladığından,  Manuil onu affetmeyi, yanına çağırmayı, mallarını ve unvanlarını geri vermeyi ihtiyatlı buldu. Fakat aynı zamanda onu uzun süre çevresinde tutmamak akıllılığını da gösterdi ve 1166'da Ermeniler'le savaşmak için Kilikya'ya yolladı. Andronikos orada daha çok sevdalarla uğraştı :

            Antakya'da, yirmi yaşı cihanı hayran bırakan bir güzellikle parıldayan, İmparatoriçe Mari'nin kızkardeşi Phillippa'yı baştan çıkardı. Kız kendini ona teslim eder etmez o kızdan usandı ve imparatorluk hazinesi hesabına topladığı vergilerin tümünü zimmetine geçirerek Kudüs'e gitti. Kudüs'te yirmi iki yaşında bir başka prensese, Manuil'in yeğeni Theodora'ya âşık oldu. Kız da ona karşı duramadı; aslında hiç bir kadın ona karşı duramıyordu.

            Fakat bu kez Basileus'un sabrı tükendi. Bir tutuklama emri gönderdi ve suçlunun gözlerinin çıkarılmasını buyurdu. Bu haber üzerine, birbirine şiddetle tutulmuş olan Andronikos ve Theodora birlikte kaçtılar ve gidip Bağdat'a sığındılar. O zaman iki âşık ve çocukları için (zira Andronikos'un bir oğlu vardı ve Theodora da ona ikinci bir oğul ile bir kız vermişti) gezginci ve daima debdebeli bir yaşantı başladı. Prenslikten prensliğe göçerek ve her yerde mevkilerinin gerektirdiği şan ve şerefle karşılanarak, sonunda Andronikos'a imparatorluğun tam sınırında yüksek ve pek büyük bir kale hediye eden bir Güney Mezopotamya Emiri'nin topraklarında yerleştiler.

            Andronikos müstahkem şatosundan, topladığı yağmacı çetelerinin başında aralıksız olarak İmparatorluk topraklarına saldırıyor, şehirleri ve köyleri talan ediyor, esirler  alarak, bunları Müslümanlar'a köle olarak satıyordu. İstanbul ise boşyere idam hükümleri ve aforozlar yağdırıyordu. Fakat Trabzon Dükası olan bir Paleologos, onun yokluğundan faydalanarak, sonunda Theodora'yı ve çocuklarını ele geçirmeyi ve esir ederek götürmeyi başardı. Bunun üzerine umutsuzluğa düşen Andronikos boyun eğdi ve affını diledi. Manuil bu affı bir kez daha ona bağışladı.

            Macerası, sadece Karadeniz kıyılandaki OENAİON'a (ÜNYE) sürgün edildi ve bundan sonra orada muhteşem bir sarayda karısı ve çocukları arasında sakin bir yaşantı sürdü. Kesin olarak deliliklerinden vazgeçmiş ve ihtiraslarını bırakmış görünüyordu Gerçekte ise ancak uygun şartları beklemekte idi. "İmparator Manuil'in öldüğünü, genç prensin yakışıksız davranışlarını ve vâsilerinin kötü niyetlerini haber aldığı zaman Andronikos, böylece Jüpiter'den ve yıldırımlardan uzakta yaşıyordu. Bu değişikliği kendisinin hükümdarlık iktidarını ele geçirmesini haklı gösterecek bir bahane sandı." (Nikitas -İmparator Aleksios Komninos'un Tarihi.)

            Bir başka olay da :

            ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ'nin yıkılmasından sonra, Moğol hâkimiyeti esnasındaki karışıklıklar nedeniyle, yer yer türeyen Derebeyi tarzındaki (Türkmen Beylikleri'nden birisi de Canik Emiri TACÜDDİN BEY VE OĞULLARI BEYLİĞİ olup, merkezi NİKSAR'dı. ÜNYE ve FATSA'ya kadar uzanan sahayı işgal ediyorlardı. (Ord. Prof. İsmail Hakkı UZUNÇARŞILI - ANADOLU BEYLİKLERİ CANİK'DE TACÜDDİN OĞULLARI, Sayfa : 153.)

            Ordu ve çevresindeki Türkmen Beyi HACI EMiR ve Oğlu SÜLEYMAN daima  TRABZON Rumları'yla mücadale halinde oldukları için TACÜDDİN'le fazla derecede alâkadar olamıyorlardı. Fakat meselenin, ciddi bir safhaya girdiğini anlayan SÜLEYMAN BEY, TACÜDDİN'e karşı daima uyanık harekette bulunmak için TACÜDDİN'in en küçük hareketleriyle yakından alâkadar oluyordu. Diğer taraftan TACÜDDİN askerlerini topladıktan sonra, âni bir surette ORDU ve ÜNYE taraflarına iki defa hücum ederek, yağmalarda bulundu.

Unieh, La Ville. Le Voyage du "Chehbal". Série 1 - Les Ports de l'Asie - Mineure.
Paşabahçe Surları İçerisinde Konaklar ve Kaşbaşı (Taşbaşı) Caddesi ile Câmii ve Yalıkahvesi.

Bu fotoğraf 28 Mart 1909 tarihli Şeh-Bâl Mecmuası - Sayı : 20, Sayfa : 393'te yayımlanmıştır.
Kaynak : Fotoğraflar ile Şeh-Bâl Dergisi - İrfan DAĞDELEN

            Gözü pek ve savaşçı bir adamdı. Bu hali TRABZON RUM İmparatorları'nın dikkatini çekiyor, bir gün kendilerine zararı dokunur diye düşünüyorlardı. Türklerle dost olabilmek ve tahtlarını korumak için, Trabzon Sarayı'na mensup ve bizzat İmparatorlar kızlarını Türkmen Emirleri'yle evlendiriyorlardı.

            ALEXSİOS saltanatının ikinci yılında bu fikre istinaden hemşiresi ANNA  COMDENA'yı AKKOYUNLU Aşireti Reisi KUTLU BEY'e zevce olarak verdi. Altı sene sonra, ikinci hemşiresi TEODORA'yı İmparatorluğa birçok hücumlarda bulunan KHALİBYa'nın hâkimi HACI EMİR'e verdi.

            Bunlardan başka Trabzon Saray Kronikleri'nde DESCHİATİNES veya DSCHİNATİNES, aynı zamanda BiZANS kaynaklarında ZATİNES diye anılan Türkmen Emiri TACEDDİN'e, ALEXSİOS III. kızı EUDOKİA'yı zevce olarak verdi.

            Bizzat Trabzon İmparatoru ALEXSİOS III. kızı EUDOKİA'yı bütün gelinlik eşyalarıyla birlikte KERASONT isimli bir yere bırakıyor. Aradan kısa bir müddet geçtikten sonra İmparator OENEON'a (ÜNYE'ye) gelerek bizzat TACEDDİN'le mülâki  oluyor, TACEDDİN İmparator'un kızını alarak 8 İKİNCİ TEŞRİN 1381'de kendi memleketine geliyor.

OENOE ats. CENA - Sanson, Guillaume; 1676

http://xena.lib.unimelb.edu.au/cgi/map_view.cgi#top

            ALEXSİOS III. kızını TACEDDİN'e kendi eliyle teslim edecek kadar ileri gitmişti.  (TACEDDİN OĞULLARI - Mevlûd OĞUZ 'Orta Zaman Tarihi, Doktora Öğrencisi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi, Cilt VI, Sayı 5, Kasım - Aralık 1948).

            Güzel Ordu'muzun yetiştirdiği değerli Bilim Adamı Prof. Dr. Sayın Bahaeddin YEDİYILDIZ da "ORDU TARİHİNDEN İZLER" isimli eserinin 39 - 40 ve 41'inci sayfalarında aynı konuya değinir ve şöyle der;

            "1365'te Kral'ın damadı Emir Kutluğ Bey, karısı KYRA MARİA (DESPİNA HATUN) ile birlikte Trabzon'a kayınpederini ziyarete gelir. Kral, kızı EUDOCİE'yi ÜNYE'ye götürerek, TACEDDİN ÇELEBİ ile evlendiriyor.

            ÇEPNİ BOYLARI 1297'de ÜNYE'yi fethetmiş, Doğu'ya doğru ilerleyerek, Trabzon'a akın düzenlemişlerdir. Fakat bir ÇEPNİ GRUBU, 1301'de GİRESUN'da  yenilgiye uğramıştır.

            HACI EMİROĞULLARI BEYLİĞİ'nin kurucusu olan BAYRAM BEY, 1313'de  TRABZON İmparatorluğu sınırları içindeki bir pazar yerini basmıştır.

            30 Ağustos 1332'de Hamsiköy yakınlarına kadar ilerlemiş, fakat geri  püskürtülmüştür."

            ÜNYE'nin yetiştirdiği değerli eğitimci, örnek kültür adamı, rahmetli  Ömer ÇAM  hocamız da Ağustos/1965'de, Sayın Behice PAKSOY tarafından çıkarılan «TÜRKİYE  TURİZM MECMUASI"nın 27 sayılı ORDU ÖZEL Nüshası'nda yayımlanan "ÜNYE VE  TURİZM" başlıklı makalesinde, Tarih Boyunca ÜNYE'nin taşıdığı önemi ne de güzel  anlatmış. Buraya o yazıdan bir pasaj alıyorum.

            "Gelip geçenler Ünye'nin otellerini, lokantalarını öğmüşler, Ünyeliler'i görgülü, kibar, yaşamasını bilen insanlar olarak taktir etmişlerdir.

            ÜNYE'nin halkı da, gençliği de ÜNYE'ye benzer. ÜNYE gibi şirin, ÜNYE gibi sevimli, ÜNYE gibi cana yakındır. İklim ve tabiat güzelliğinin insan kişiliğindeki tecellisi ÜNYE halkında ve gençliğinde bu kadar belirgin görülür. ÜNYE iklimi, açık kalpli, yumuşak huylu, tatlı insan yetiştirir. ÜNYE'ye yol uğratanlar, halktan ve gençlikten gördükleri ilgiyi, konuksever davranışları unutamazlar."

            ÜNYE büyük adamlar yetiştirmiştir. ÜNYE, büyük kadılar, paşalar,  hattatlar, profesörler yetiştirmiştir. Bugün de toplum yöneticileri arasında ÜNYEli devlet adamları vardır. Eski Dışişleri Bakanı Ferudun Cemal ERKİN ÜNYEli'dir. Cumhurbaşkanımız Sayın Cemal GÜRSEL'in çocukluk ve gençlik hayatının bir parçası ÜNYE'de geçmiştir. Ve Sayın GÜRSEL ÜNYE'nin Fahrî Hemşehri'sidir.

            ÜNYE'nin turistik bakımdan gelişmesi önem kazanmıştır. ÜNYE, turizm yönünden vatan çapında bir değerdir. Yalnız iç turizmde değil, dış turizm için de büyük değerdir.


Koytakkaya Mağarası'nda Bulunan
Bir İnsan Kafası (M.Ö. 5000)

            ÜNYE, Prehistorik devirlerden beri süre gelen uygarlık eserleriyle doludur. Çevrede iki yıldır yapılan kazılardan değerli bilgiler elde edilmiş ve ÜNYE'nin Taş Devri'nden beri insanlığa, medeniyete kucak açtığı öğrenilmiştir. Yeni Çağlar Tarihi'nde de ÜNYE'nin adı - sanı vardır.


Tozkoparan Mağaraları'nda Bulunan Âletler (M.Ö. 5000)

            Büyük FATİH ÜNYE'den geçmiş, ÜNYE'nin suyundan abdest alıp, içmiştir.

            Devlet baba turizm davasında ÜNYE'nin elinden tutmalı, ÜNYE'yi içerde ve dışarda tanıtmalıdır. ÜNYE'nin turistik kalkınmasına plânlamada öncelik tanınmalıdır.

            Çok yakın zamanda ÜNYE'de olagelen bir hâdise tarihe geçmiş, gerek Dünya Basını ve gerekse Ulusal Basın, sözlü, yazılı ve görsel haberlerle bu olayı herkese duyurmuştur. Sayın Ahmet KAHRAMAN  "ÜÇ ASILMIŞLARIN HİKÂYESİ" isimli yapıtının 306 - 510. sayfalarında bu konuya değinerek diyor ki :

            "ÜNYE'deki NATO üssünde görevli, biri KANADALI, ikisi İNGİLİZ üç asker, 27 Mart 1972 gecesi ÜNYE'de kalmakta oldukları Kılıç Otel'den, Mahir ÇAYAN - Cihan ALPTEKİN - Ömer AYNA ve arkadaşları tarafından kaçırılarak Kızıldere'ye götürülmüş ve Muhtar Emrullah ASLAN'ın evine yerleşmişlerdir.

Saray Câmîi ve Arkada Kılıç Otel

            Durumu istihbar eden Devlet Güvenlik Güçleri, rehineleri kurtarmak üzere 30 Mart l972 gecesi evi sarmış, yapılan uyarılara rağmen, Mahir ÇAYAN ve arkadaşları teslim olmadığı gibi rehineleri de teslim etmemişlerdir.

            Yapılan vuruşmada bir tek Ertuğrul KÜRKÇÜ sağ kalmış, diğerleri ve rehineler öldürülmüştü."

            Demokrat Parti'nin iktidar olduğu 14 Mayıs l950 tarihinden kısa bir zaman sonra ÜNYE'de Polis Teşkilâtı kuruldu. Belleğim beni yanıltmıyorsa 1951 veya 1952 yılında kentimize geldiği tespit edilen ve polisçe devamlı aranan KOPUK lâkaplı bir kanun kaçağı, bir Çarşamba günü, şehrin çok kalabalık olduğu bir saatte Orta Cadde'de sıkıştırılmış, yapılan tüm uyarılara rağmen, teslim olmayarak, polisle silâhlı müsademeye girmiş ve ÜNYE Karakolu'nda görevli Abdullah isimli memur tarafından vurularak öldürülmüştü.

            Ünye'de büyük küçük herkesi üzüntüye salan bir başka olay da şöyledir :

            1959 yılı içersinde idi. ÜNYE Adliyesi'nde görevli ZERRİN isimli bir Hâkime Hanım, baktığı davanın gereği olarak arazinin keşfine gidiyor. Taraflardan biri keşif mahallinde Hâkime Hanım'ı ve diğer tarafı kurşun yağmuruna tutarak öldürüyor.

            ÜNYE'de eşine rastlanmayan bu olay karşısında, kent halkı günlerce ağlamış, gözyaşı dökmüştü.

            Değerli okuyucular :

            Size, tarih boyunca ÜNYE'nin tanık olduğu olaylardan, derleyebildiğim kadarıyla bir buket sundum.

            Bir başka araştırmamda buluşmak üzere, şen ve esen kalınız...

                                                                                                           Yüksel ŞEN

            KAYNAK :
            Yüksel ŞEN'in ÜNYE BELGESELLERİ ARŞİVİ

           
Diğer kaynaklar, yazı metninde verilmiştir.

 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR