ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 07 Kasım 2004 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ZİLE'DE SÖYLENEN
MAHALLÎ
SÖZ VE DEYİMLER

Araştırma : Yrd. Doç. Dr. Mehmet YARDIMCI
(İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türkçe Bölümü Öğretim Üyesi)


(mehmet.yardimci@deu.edu.tr)

ZİLE'DE SÖYLENEN
MAHALLÎ SÖZ VE DEYİMLER

            Milâttan Önce 5000 yıllarında Ninova Hakimesi Semiramis tarafından kurulan Zile, Halk Kültürü açısından Anadolu'da çok önemli görülen birkaç merkezden biridir. İçinde doğup büyüdüğüm bu kentte uzun yıllar Edebiyat Öğretmeni olarak görev yapışım; Yalınyazı (Maşat), Akcakeçili, Karşıyaka, Çiftlik, Alıçözü, Kağızman köyleri ile Turhal, Artova ilçe merkezlerinde yaptığım araştırmalar mahallî söyleyişte birliğin önemli ölçüde varlığını delillerle göstermiştir.

    Zile’de söylenip Zileliler'in rahatlıkla anlayabildiği "Amedenden hoğmaden, culuh hopladı culfalığa gumbüden" gibi bir söyleyiş yöredeki mahallî söz ve deyişlerin ilginç örneklerindendir.

    Sayın hocam Prof. Dr. Osman Nedim Tuna için hazırlanan Armağan'da dile yönelik bir çalışmanın yer almasını daha uygun bulduğumdan Zile'de söylenen mahallî söz ve deyimleri bir araya getirdim.

SÖZ VE DEYİMLERİN GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİNDEKİ KARŞILIĞI

 SÖZ VE DEYİMLER

ABDESTLÎK
ACAR

ağa

AĞLEŞ

ağleşmek

AĞARTI

AHA
ALAF
ALIŞMAK
ALUÇ
AMEDENDEN
ANA
ANNAÇ
ANGUT
ANADUT
ARŞUNALIK
ARSINMAK
AŞURMA
AŞHANE
AVARA
AYA
AYRIK
AYAHCAH
AZE
AZITMAK

AZIK
AVUZ


BADAL
BADI
BADEM PARMAK
BAYAHDAN
BALDIRGAN
BAT

BAZLAMA
BESLEK

BECİT
BEK
BELEMEK

BEŞİK KERTME

BIDIK
BILDIR
BİÇALA
BİYO
BİSOKUM
BOZ
BÖCÜK
BÖRK
BU ESİRDE
BUYMUŞ
BÜRÜK

CAĞ

CEBELLEŞMEK
CEREK
CIBIR
CILGA
CIRIT
CIV
CİBBİK
CİCİK
CİMCİK
CULUK
CULA
CULFALIK
CÜCÜK

ÇALKALAMA
ÇALGI
ÇAMDI
ÇAYLIK
ÇALUNTU
ÇAPAK
ÇEDİK
ÇEKÜ
ÇEMÜT
ÇEMÜŞ
ÇEMÇÜK
ÇEREZ
ÇETEN
ÇENE
ÇIKI
ÇIT
ÇİR
ÇİĞİT
ÇİĞ
ÇİSE
ÇİTİLEMEK
ÇİMMEK
ÇORLU
ÇOŞTAR
ÇÖĞDÜRMEK
ÇÖKEK
ÇÖÇELENMEK
ÇUL
ÇÜŞ

DAŞDAR
DALLANMA
DAKANAK
DAKLAŞMA

DALAK
DALAMAK
DANGADAK
DEBELLENMEK
DEĞİRMİ
DENE
DEPMÜK
Depmez deşürmez
olmak
DEYYUS
DINGILDAMAK
DIGA
DIHMAK
DİĞİRDİĞİR
DİNELMEK
DİKELMEK
DİRGEN

DOMBALAK
DOMALMAK
DOLUKMAK
DÖNGEL
DÖRT DOMBALAK
DÖŞÜRMEK
DÖŞ
DÖŞEK
DULDA
DUTAK

düğülcek

DÜRÜM

DÜVE

EBE KULAĞI
ECÜCÜK
EKE
ELLİK
ELLEŞMEK
ELLEAM
ELLEHAM
EL KAPISI
ENTERİ
ENÜK
ENEK
ENGÜR
ERSÜN
ERİŞTE
ESBAP
ESSAHTAN
ESERCELİ
EŞGİ
EŞELEK

EVCÜMAN

eyüğü

FAK
FENİKMEK
Fermanı Kesilmek

FIRDOLAYI
FIŞKI

GABALAK

GAHIRDAK
GADDEM
GADİNGE

GALUK
GATIK
GAMGA
GATMER
GAYDE
GAYPAK
GEBRE
GIYMIK
GIÇ
GIBAL
GIDIK
GIRMAŞMAK
GİLAVADAR
GİLİK
GÖLÜK
GÖDEK
GÖĞ
GURK
GUBARMAK
GUŞLUK
GÜMELE
GÜMBÜDEN
GÜBÜR

HAYAT
HABİRE
HARAR
HAŞAT
HEYİKLEMEK
HELKİ
HELLE
HEDİK
HERİ
HEĞ
HİM
HOĞLAMAK
HOĞME
HOPLAMAK
HÖKELEK

IRGAT

İLAĞANÇE
İÇERLEMEK
İLENGER
İLİSDİR
İLİK
İSGEMBİ
İŞGEFE

İŞLİK
İŞMAR
İŞGİLLİ

KOĞUCU

KELEM
KEŞİK
KELİK
KEKEÇ
KEPENEK
KESMÜK
KIRİK
KİRTİK
KİP
KİRPİKLİ
KOCABAŞ
KÖMÜŞ
KÖME
KURNAMAK
KÜT

LALİN

loğ

MAKAT
MAHDUM
MALAMAT

MANGAS

mağ

MAYIS
MEKiR
MIHLAMA
MISMIL
MIH
MİTİL
MODUL
MUSANDERE
MUHANET
MULLAMAK
MUZU

NACAK
NATIR
NELBEKİ

OCAKLIK

ONCACIK

öğür

ÖLE
ÖLLÜK

ÖVENDERE
ÖZELEME

PARSI

PELVER
PETNİ
PIRTI
PIRTICI
PİN
PİSİK
POŞUŞ
PÖŞGÜR
PÖĞREK
PÜRPÜRÜM
PÜRÇEKLİ

SAKU
SEYİP
SEĞİRTMEK

SIYIRGI
SIVIŞMAK
SİTİL
SİNDİK
SOHRANMAK
SORUTMAK
SOKU
SOFA
SONAK
SOKUM
SULUH
SÜMSÜK

ŞAPLAK

ŞARGADA
ŞİBERMEK
ŞİKİRSİZ
ŞİP
ŞİPELEK
ŞİNAVAT
ŞİŞMEK

TAVAR
TERPOŞLU
TEYİN
TENTENE
TELEK
TEBELLEŞ

TİRKİ
TİLLE
TOLA
TOSBAĞA
TOYGA

 

 GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİNDEKİ KARŞILIĞI

Banyo.
Yeni, hiç kullanılmamış.
Baba.
Dur, bekle.
Alay etmek.
Süt ve sütten yapılan yoğurt, ayran, peynir gibi
maddelerin tümü.
İşte.
Alev, ateş.
Yanıcı maddelerin alev alması, tutuşması.
Sarı renkli bir çeşit dağ meyvesi.
Aniden, birden bire.
Yaşlı, dede soyundan kadın.
Karşı.
Anlayışı kıt, bön bön bakan, saf.
Harman yerinde kullanılan üç çatallı bir âlet.
Gölgelik, çardak.
Utanmak.
Kulplu kazan.
Mutfak.
İşsiz, güçsüz, boş gezen.
Avuç içi.
Yabani ot.
Merdiven.
Vücut.
İstenmeyen kedi, köpek yavrularım evden uzak ve
gelemeyeceği yerlere götürüp bırakmak.
Yiyecek.
İnek, manda ve davarların ilk sağımından elde edilen oldukça koyu kıvamlı süt.

Merdiven basamağı.
Ördek.
İşaret parmağı (şehadet parmağı).
Biraz önce.
Patlıcan.
Yeşil mercimek, salça ve düğü ile yapılıp,
pişirilmeden yenen bir çeşit yemek.
Sac ekmeği.
İleride evlendirilmek üzere küçük yaşta alıp,
büyütülen kimsesiz ya da yoksul çocuk.
Acele.
Sert, sağlam.
Çocuğu kundağına sarıp yatırmak.

Kundaktaki kız ve erkek çocukların aileleri
tarafından ileride evlenmeleri için karar verilmesi.
Böbrek.
Geçen sene.
Kısa bir an.
Bir kere.
Bir lokma.
Bakımsız üzüm bağı ve sürülmemiş tarla.
Haşere.
Bere.
Bu zamanda.
Donmuş.
Çarşaf.

Banyo ihtiyacını gidermek için yapılmış yer.

Didişmek, tartışmak.
Uzun sırık.
Yoksul, fakir.
Keçi yolu, dar yol.
Hızlı yürümek.
Kamış.
Alkış.
Meme.
Çok az.
Hindi.
Karga.
Kilim dokuma tezgâhı.
Civciv.

Ayran.
Uzun saplı ahır ya da sokak süpürgesi.
Ters tavan.
Uzun kadın donu.
Felçli.
Göz iltihabı.
Çocuk ayakkabısı.
Yazma.
Dut kurusu.
Kuru üzüm.
Çirkin.
Leblebi.
Saman taşıma arabası.
Köşe başı.
Bohça.
Tel anahtar.
Zerdali kurusu.
Çekirdek.
Kırağı.
İnce yağmur.
İlmek, dikmek; kazak, çorap tamiri yapmak.
Banyo yapmak.
Hastalıklı.
Lâf getirip götüren, ortalığı karıştıran.
Ayakta işemek.
Çamurlu su birikmiş çukur yer.
Oyalamak, boşa vakit geçirmek.
Kilim.
Eşeklerin durması için eşeklere hitaben söylenen söz.

Sofra bezi.
Yelek.
Takıntı.
Sataşma.

Bal peteği.
Yün giysilerin vücutta kaşıntı yapması.
Aniden.
Yuvarlanmak.
Yuvarlak.
Buğday tanesi.
Tekme.
Çok zengin olmak.

Kötü adam.
Gevezelik etmek, boş konuşmak.
Çocuk.
Yemek.
Dış diş, sert.
Ayakta durmak.
Karşı koymak.
Harman yerinde kullanılan ağaçtan yapılmış iki
çatallı âlet.
Takla.
Eğilmek.
Üzüntüden ağlayacak hale gelmek.
Muşmula.
Takla atılarak oynanan çocuk oyunu.
Dilenmek.
Göğüs.
Yatak.
Gölgede saklanacak yer.
Tutak.
Dolu yağması.
Yufka arasına peynir, çökelek ya da kuru kıyma
konarak yenmesi.
Erkek dana.

Salyangoz.
Az.
Tecrübeli, olgunlaşmış kimse.
Eldiven.
Dolu çuvalı iki kişi birlikte tutup, kaldırmak.
Her halde.
Her halde.
Kızın evlendikten sonra gideceği yer, koca evi.
Kadın elbisesi.
Kedi ya da köpek yavrusu.
Bilye.
Üzüm tanesi.
Hamur keseceği.
Ev makarnası.
Çamaşır.
Sahiden.
Saralı.
Salça.
Elma, armut gibi meyvelerin yendikten sonra
kalan kısmı.
Evine bağlı erkek.
Kaburga kemiği.

Fare kapanı.
Başı dönmek.
Takatsız kalmak, kuvvetten düşmek.

Çepçevre.
Hayvan gübresi.

İri.

Koyun kuyruğunun kavrulmuşu.
Parça kadar.
Adı bilinmeyen yaşlı kadınlara teyze anlamında
söylenen söz.
Evde kalmış evlenmemiş kız.
Yağsız ayran.
Yontulmuş ağaç parçası.
Bir çeşit börek.
Name, türkü, şarkı.
Sözünde durmayan.
At tımarında kullanılan âlet.
Ağaçtan yontulmuş iğne kadar küçük parça.
Bacak.
Dış görünüş.
Keçi yavrusu.
Kımıldamak.
Üzüm asması.
Parça.
Merkep, eşek.
Kısa boylu.
Mavi.
Tavuğun kuluçkaya yatması.
Gururlanmak.
Sabahla öğle arası, öğleye doğru.
Çalı çırpıdan yapılmış bağ ya da tarla evi.
Birdenbire, aniden.
Süprüntü.

Avlu.
Sürekli.
Çok büyük çuval.
Bozulmuş, darmadağın olmuş.
Gözetlemek.
Kova.
Un çorbası.
Pişirilmiş buğday.
Sen de.
Küfe.
Temel.
Sürmek.
Gökyüzü.
Atlamak.
İriyarı.

Amele.

Leğen.
Alınıp üzülmek.
Büyük bakır sahan.
Kevgir.
Düğme.
Sandalye.
Yufka.

Gömlek.
Göz kırpma.
Alıngan, şüpheci.

Dedikoducu.

Lâhana.
Sıra.
Eski ayakkabı.
Kekeme, peltek.
Kelebek.
Harmanda iyi dövülmediğinden, iri kalan sap.
Eşek yavrusu.
Sert, dolgun.
Sağlam, sıkı, bek.
Kenarı kırtışlı ve kapaklı bakır kap.
Şeker pancarı.
Manda.
Cevizli sucuk.
Kedi, köpek gibi hayvanların doğum yapması.
Felçli.

Takunya.
Damlarda kullanılan silindir taşı.

Tahta sedir.
Erkek evlât.
Berbat.

Cımbız.
Ev bölümü.
Sığır pisliği.
Baş belası.
Yumurta ile yapılan bir çeşit yemek.
İşe yarar.
Çivi.
Yüzsüz yorgan.
Ucu çivili, uzun değnek.
Bir çeşit raf.
Faydasız kişi.
Kapmak.
Zararlı.

Bir çeşit kazma.
Hamamlardaki kadın hizmetçi.
Büyük bakır sahan.

Mutfak.

Çok az.

Yavrulayacak inek.
Hemi.
Bebeklerin kundaklarına ısıtılarak konan,
çok ince killi toprak.
Ucu çivili, uzun değnek.
Yoğurt çalkaması, ayran.

Baca başı.

Salça.
Ahırda hayvan yemliği.
Kumaş.
Manifaturacı.
Kümes.
Kedi.
Kiriş.
(Peşkir) peçete.
Kiremitten yapılmış boru.
Semizotu.
Havuç.

Ceket.
Başıboş.
Hızlı koşmak.

Tahta kürek.
Sessizce kaybolmak.
Küçük bakır kova.
Civa sülfür.
Bir işi gönülsüz ve homurdanarak yapmak.
Ayakta durmak.
Bulgur döğülen büyük ve içi oyuk taş.
Salon.
Mısır koçanı.
Lokma.
Hamam havlusu.
Pis boğaz.

Tokat.

Yaramaz çocuk.
Şımarmak.
Yakışıksız.
Çabuk.
Tez canlı.
Üzüm cenderesi.
Fazla gururlanmak.

Kiremitten yapılmış, geniş ağızlı su kabı.
Kapaklı bakır kap.
Sincap.
Dantel.
Kümes hayvanlarının kanat tüyleri.
Bir kimsenin diğer bir kimseyi kızdıracak
biçimde ilgilenmesi.
Ağaçtan oyulmuş tas.
İnce ağaçtan sopa.
Kuyu kovası.
Kaplumbağa.
Yoğurtlu çorba.

 

 


Devam Edecek

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR