ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 26 Haziran 2005 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

MAŞAT HÖYÜK II
SİTADEL KAZILARI

Araştırma : Tahsin ÖZGÜÇ
(Maşat Höyük Kazıları ve Çevresindeki Araştırmalar)
(Excavations at Maşat Höyük and Investigations in its Vicinity)

Maşat - Höyük'te Açığa Çıkartılan Toprak Kerpiçten Yapılı Ev Duvarları

Fotoğraf : Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR 1981 - 1982

MAŞAT HÖYÜK II
A HITTITE CENTER
NORTHEAST OF BOĞAZKÖY

Hitit Çivi Yazılı Tablet

Maşathöyük

I

SİTADEL KAZILARI

            1973-1977 yıllarında Maşat Höyük - eski Tapigga (Lev. I - II; A) kazılarında açığa çıkartılmış olan mimarlık eserlerini, özellikle, Hitit Sarayı'nı yayımlamıştık.1 Bu ciltte, sekiz mevsimde bulunmuş olan küçük eserlerin hepsi ve 1978 - 1979 - 1980 yıllarında sitadelde, tepenin batı sırtında ve aşağı şehirleri temsil eden üç terasın ilkinde, yani sitadele en yakın olanında yapılan kazıların sonuçları yayımlanmaktadır.

            Saray Birinci Zaman'm mermerleşmiş bir kalker bloku üzerine oturmuş ve mimar plânını anakayanın ve onun üzerine yapılan sun'i ve tabii terasların şekline göre hazırlamıştır. Bunu kuzeye bakan B-1 karelerindeki odalarda, açık bir şekilde, görmek mümkündür (Plân. l -4; Lev. 86). Düz bir hat üzerinde, aynı hizada olmayan bu odalardan bir kısmı geride, bir kısmı ileride, zigzag şeklinde inşa edilmiş olması, Boğazköy'deki anıtsal Hitit yapılarının karakterine tam uygunluk göstermektedir2. Bu özelliği sarayın yalnız kuzey kesiminde değil, doğu yönünde de aynı şekilde görüyoruz. Saray, Hitit İmparatorluk çağının Büyükkale'deki, Hattuş'un yukarı şehrindeki anıtsal yapılarının bütün özelliklerine sahiptir. Şimdiden belirtmek isterim ki, Maşat Höyük Sarayı, Boğazköy'ün bu anıtsal yapılarından, önemli ölçüde, daha eskidir. Bu ortak özelliklerin en önemlisinin esasını, K. Bittel'in açık bir şekilde ifade ettiği gibi3, Hititler'in kaya taban ve kaya kitlesi hakkındaki düşünce ve inançları teşkil eder.

Plân 1 - Maşat - Höyük II. ve III. Hitit Katlarının Plânı

Plân der II und III. Hethitischen Schichten von
Maşat-Höyük (T. Özgüç, Maşat Höyük II, Plân 1)

            Maşat Höyük'ün kuzey kesiminde anakayanın ileri - geri, çıkıntılı - girintili olduğu anlaşılmaktadır. Bunu göz önünde tutan Hitit ustaları anakayanın çukur yerlerini taş ve toprakla doldurmuşlar; inşaat alanını genişletmek ve düzleştirmek için de Höyük'ün kuzeyinde büyük bir teras inşa etmişlerdir. Terasın önce taşla döşendiği, sonra üstünün kalın bir toprak tabakasıyla doldurularak geniş bir inşaat alanı elde edildiği E-F /l -2 karelerindeki 34 sayılı kesimde açıklığı ile görüldü (Lev. 6,2). Sitadelin bu kesimi, saray yıkıldıktan sonra yeniden iskân edilmemiş ve saray kalıntıları üstüne herhangi bir bina inşa edilmemiştir (Lev. 86). Onun için saray, bu yönde Maşat Höyük'ün en son yapı katını temsil etmektedir.

            Kuzey kesiminde sarayın kerpiç duvarlarının Höyük sathına yakın oluşu erozyonun tahribatını kolaylaştırmıştır. Köylüler de önce kerpiç duvarların büyük bir bölümünü sökmüşler, sonra kendi evlerinin temellerinde kullanmak üzere, işlerine yarayan taşların en iyilerini, özellikle dış yüzleri, kenarları iyi işlenmiş, dört köşeli, poligonal taşları seçmişlerdir. Yıllar boyu devam eden bu sökme sırasında, sarayın girişini teşkil eden H-G /8 karedeki iyi işlenmiş, düz satıhlı, dört köşeli taşların da hepsi sökülmüş ve köye taşınmıştır. Ağır oldukları için götürülemeyenler de Höyük sathında bırakılmıştır. Bugün köyde, sarayın bu taşlarını görmek ve sökülenlerin yerlerinde bırakılanlardan daha iyileri, seçkinleri olduğunu tespit etmek mümkündür. Bu tahribat sırasında enkazla birlikte Höyük sathına atılan bir Hitit tableti, 1945 yılında bulunmuştur4.

            Bütünü ile açığa çıkartılan 41 - 45 sayılı odaların temel taşlan iri ve iyi işlenmiştir (Plân. l -3; Lev. 3;4,1). Köşelere, daima daha irileri ve dört köşelileri yerleştirilmiştir (Lev. 3;4,3). Şek. l'de B /2,C /2 ve E /l karelerinde temel köşelerinin örgü detayları gösterilmiştir (Lev. 3,1 -2; 5,2 ). Temelin iki yüzüne örülen iri ve daha düzenli taşların arası moloz taşları ve toprakla doldurulmuştur (Lev. 3-4). Fotoğraflar sökülen taşların yerlerini ve yerinde kalan molozlarla tahribatın şeklini göstermektedir. Bu yönde temel taşlarının, anakayaya bastığı (Lev. 3;4,1) ve kayanın daha derin olduğu yerlerde sun'i terasın sert dolgu toprağı üstüne konulduğu görülmektedir. Bu beş odadan ikisi (44 - 45) çok küçüktür (43:3.5x3; 44:3x1; 45:4x1.40; 42:3.80x3.50; 41:6 x 2.40 m.).

            Kaniş Karum'unun II. kat evlerinin (M.Ö. 1920 - 1840) bu tür küçük odalarında kıymetli eşyanın depo edildiği anlaşılmaktadır. Odaların tabanları sert, çakıllı toprak yığıntısına veya anakayaya basmaktadır. Kerpiç duvarlar taş temellerden 30 cm daha dardır. Odaları ayıran iç duvarlar da dış duvarlardan daha dardır (Plân. l - 3). Duvarlarda çok sık, çoğu çok kalın ağaç dikmeler kullanılmıştır. Bu, odaların çok şiddetli yanmasına ve duvarların bir kısmının yeşilimsi bir cüruf haline gelmesine sebep olmuştur. Sarayın kuzeybatı kanadının güneye ve batıya doğru devam etmediği anlaşıldı. Onun için B-C /3-4 karelerinde, Il. Hitit katına ait büyük binanın altında kalan ve içi kum ve ufak çakıl taşları ile doldurulmuş ve çevre duvarları tahrip edilmiş olan 46 sayılı mekân hakkında bilgi sahibi değiliz. Bu, H-I /2-3 karelerinde, önü doğuya açık, içi aynı şekilde kum ve çakılla doldurulmuş 19 sayılı mekânın paraleledir. Kanımca, 46 sayılı mekân da batıya açık olmalıdır. H /4'deki 12 sayılı mekânın da içi kum ve çakılla dolu olup önü doğuya açıktır.

            Bu mekânların ne işe yaradığını, tabanlarına ve hattâ daha yukarıya kadar kumla doldurulduklarının nedenini aydınlatmış değiliz. Yalnız, doğuya açık 19 sayılı mekânın tabanı altında toplânan suları akıtan küçük bir kanalı meydana çıkardık (Lev. 10,2). Tabanı toprak, iki yanı ufak taşlarla örülü, üstü tek yassı taşla kapatılmış olan bu kanal, bu mekânların üstlerinin de açık olabileceği ihtimalini kuvvetlendirmektedir. 12 ve 19 sayılı mekânların kerpiç duvarlarının iç yüzleri, duvarlar yüksekliğince, 40 cm kalınlığında taşla kaplânmıştır (Lev. 7,1 -3; 9,1; B) ve ayrıca kalın bir çamur tabakası ile sıvanmıştır. Kerpiç duvarları rutubetten koruyan, onu izole eden bu uygulama da, bu mekânların üstlerinin açık olduğuna işarettir. Bunların başka türlü açıklanmasına imkân yoktur. Sarayın kuzeybatı kanadını oluşturan ve birbirine dik ve yatay olarak inşa edilen bu beş oda Hitit ustalarının statik'e verdiği önemi göstermektedir. Sarayın beş odadan oluşan bu anlamlı kuzeybatı kanadının plânı 2 - 3 katlı tipik bir Hitit evinin plânıdır.

            Aynı şey diğer kesimlerdeki oda grupları için de, örneğin : I-H/1-2 karelerdeki 21 - 25 sayılı odaların oluşturduğu ve kuzeybatı kanadının paraleli olan kuzeydoğu kanadı için de geçerlidir (Lev. 7,2; 9,2; B). Bu mimarlık uygulamasını, bu Anadolu gerçeğini göz önünde tutan K. Bittel, anıtsal Hitit yapılarının en önemli özelliğini, münferit görünen yapı birimleri arasındaki bağı sağlayan, bunları bir bütünde toplayan merkezî avluların, üstleri açık mahallerin, revakların varlığında aranması gerektiğini şu şekilde açıklamaktadır: Der Schritt zum Monumentalbau vollzog sich freilich nicht durch die einfache Addition solcher Wohnhaus-formen zu einer grossen Komplex, sondern durch die Schaffung von zentralen Höfen und Plaetzen, die das Verbindugsglied zwischen den einzelnen Bauteilen herstellten und sie zur Einheit zusammenschlossen5. Maşat Höyük'te bu problem M. Ö. 15. yüzyılda çözülmüştür. Çünkü, saray II Tudhaliya zamanında yakılmıştır6. Ne zaman inşa edildiğini kesinlikle söyleyecek durumda olmamakla beraber, daha eski değilse, en geç 15. yüzyılın ikinci yarısında yapımı tamamlanmış olmalıdır. Yangından önce boşaltıldıkları için kuzeybatı kanattaki odaların tabanlarında eşyaya rastlanmadı.

Tokat Sikkeleri

Tokat Kültür Araştırma Dergisi

            Sarayın büyük depolarını temsil eden C-D-E/1-2-3 karelerdeki dört odanın (37-40) tamamı açığa çıkartıldı (Lev. 4,2-3; 5,İ -2). Uzunlukları 17, genişlikleri 3 m'dir. Kuzey dış duvarının temel kalınlığı 2.30 m; ara duvarlarınki 1.60 m'dir. Dış duvarların temelleri taban altından 2.25 m daha derine inmektedir (Lev. 5,2-3). Ara duvarların temelleri ise aksine, daha yüksekte kalmakta derine inmemektedir. 39-40 sayılı depo odalarının tabanındaki çatıyı tutan ağaç direklerin sayısı altı olmalıdır; bunların ancak dördünün taş kaidesi korunmuştur7. Dış duvarlarında daha sık, ara duvarlarında daha seyrek ağaç dikmeler kullanılmıştır. Bütün duvarlarda kerpiç örgü taş temelin iki yanına konulan uzun horizontal kirişlere basmaktadır. Taş temel taban seviyesine kadar yükseltilmiştir. Odaların içi yanmış, kömürleşmiş ağaç ve kerpiç enkazı ile dolu idi. Bunların da tabanları üstünde eşyaya rastlanmadı. Dört uzun odaya horizontal olarak inşa edilen iki uzun odanın (35-36) batı dar duvarı üstüne inşa edilen II. Hitit katı binası kaldırılmadığı için, nasıl kapandıklarını bilemiyoruz (Plân. 1). Bununla beraber, 40 sayılı odanın batı dış duvarının güneye doğru uzaması ile kapanacaklarını kabul etmek lâzımdır.

            Bu grubun doğusunda, E - F /1 - 2 karelerinde 16 m genişliğinde, önü kuzeye açık geniş bir alan (34) vardır. Burası sert, çakılla karışık tazyik edilmiş toprakla doldurulmuştur. Bu sert dolgunun l .5 m altında irili ufaklı taşlarla döşenmiş ve destek duvarı ile takviye edilmiş bir taş döşeme vardır (Lev. 5,2-3;6,l-2). Burada, üstüne sarayın kurulduğu sun'i terasın sağlam bir kalıntısı açıkça görülmektedir. Bu kısmı, güneydeki 28 - 29, 32 - 33 sayılı odalardan ayıran uzun duvarın kuzey kısmındaki kalın sıvalı tabanı, yukarıdan düştükleri anlaşılan, yanmış kalın kalaslarla dolu idi8. Biz, bu kalıntılara dayanarak, bu alanın hiç olmazsa güney yarısının kuzeye açık olarak kapatılmış olabileceğini düşünüyoruz.

            Sarayın, G-H-I /I -2 karelerindeki kuzeydoğu kanadı tamamiyle kazılmış ve altı oda daha meydana çıkartılmıştır (21-26). I/1'deki köşede anakaya daha derindedir. Odaların taban seviyesine kadar yükseltilen temel taşları, kuzeybatı kanadına bakınca daha iyi korunmuştur (Plân. l-4;Lev. 7-9). Teras toprağına basan dış temeller anakayaya basanlardan daha geniştir. Bütün duvarlar birbirine dik açılarla bağlanmıştır. Kuzeydoğu kanadındaki bu beş küçük odanın (10.30x9.50) statik anlamı, kuzeybatı kanadının (12x9.50) statik anlamından farksızdır. Maşat Höyük sitadelinin anıtsal yapıları, kendi ölçüleri içinde, Boğazköy ve Gâvurkale'de yaratılan, zemini kaya dağ şehirlerinin Hititler'e özgü bütün özelliklerini temsil etmektedir. 26 sayılı oda (Lev. 7,1 -3; B) bu yöndeki odaların en büyüğüdür (6.80 x 5 m).

            Odaların kerpiç duvarları korunmamıştır. Bir kısmı 1945 yılında açığa çıkarılmış olan 28 sayılı odanın H/2 karedeki güneybatı duvarının üstüne bir Frig evinin düzensiz taş temelleri ve kerpiç duvarları inşa edilmiştir (Lev. 8,2). Burada iki ayrı çağın örgü teknikleri arasındaki fark görülmektedir. 20 ve 29 sayılı odaların dört yanı da duvarlarla çevrilmiş olmalarına rağmen, 19 ve 12 sayılı odalarda görüldüğü şekilde, hem içleri kumla doldurulmuş, hem de kerpiç duvarlarının iç yüzleri, duvarlar yüksekliğince, 40 cm kalınlığında dikkatle, sağlam olarak taşla kaplanmış ve çamurla sıvanmıştır. Kerpiçleri örten bu kalın sıvalı taş örgü de yanmıştır. Bu iki oda birbirinin karşısındadır. Kanımca, bunlar üzerleri açık birer ışık menfezleri olmalıdır. Bu teknik kerpici rutubetten korumak, izolasyonu sağlamak için uygulanmış olmalıdır. Bu görüşümüz doğrulanırsa, Hitit mimarlığının önemli bir özelliği daha ortaya çıkmış olur. Bu odalar içinde seramik parçasına, kemiğe rastlanmaz; yalnız dolgu - çorak toprak vardır. Dr. Peter Neve bana bu sistemin Boğazköy'de de varlığını bildirdi.

            Höyük'ün / sitadelin kuzey kesimini sınırlandıran kaya kitlesinin sarp bir sırt şeklinde olması, bu yöne bakan öndeki bütün odaların zemin katına ait olmasını sağlamıştır. Diğer bir deyişle, sarayın kuzeybatı, kuzeydoğu yönündeki iki paralel kanadın (34-38,23 -25 sayılı odaların) bodrumları yoktur. Kanımca, saray bu cephede, zemin katın üstünde iki kata daha sahip olmalıdır. Bunu taş temellerin sağlamlığı (Lev. 7-9), ağaç kalasların bolluğu doğrulamaktadır. Boğazköy'den - Çekerek üstünden gelen biri, sarp kayalığın kuzey yönünden yükselen üç katlı anıtsal yapıya baktığında bütün ovaya, yollara hâkim geniş manzaralı sarayı hayretle izlemiş olmalıdır (Lev. A; 86).

Tokat Sikkeleri

Tokat Kültür Araştırma Dergisi

            Sarayın Doğu Yönü ve A Grubu Binalar :

            Sarayın H-I-J/3-8 karelerindeki çalışmalarımız iki problemin aydınlanmasını sağladı : l - Doğuya bakan odaların karakteri ve şekillenmeleri, daha geç Hitit yapılarına olan münasebeti aydınlığa kavuştu. 2 - Saray yakıldıktan sonra, bu kesimdeki enkazı üstünde, M. Ö. 14. yüzyılın başlarından 1200 yıllarına kadar üç Hitit yapı katının teşekkül ettiği görüldü (Plân. 3-6).

            l  - 18 sayılı depo odasındaki iki kerpiç ambarın yanına bırakılan uzun boyunlu iri testiler 15 sayılı büyük odada bulunanların aynıdır (Lev. 12,2). Saray depolarında, en çok, bu tip iri testiler bulunmuştur. Sarayın bodrumunda, ambar anlamındaki bu tip kompartmanlara üç oda da rastlanmıştır (13,18,36).

            15 sayılı büyük depo odasının doğu dış temeli, bitişiğindeki 13 sayılı depo odasının taş temelinden 20 cm daha dar, yani, içeri girintili olarak inşa edilmiştir (Lev. 11,1;C). Sarayın doğuya bakan dış duvarlarının temelleri, Höyük'ün meyline uyarak, kuzeyden güneye doğru yükselerek devam etmektedir (Lev. 10, 2 - 3). Örneğin, temel, I/1 de 12.30 m derinlikte iken, 1/2 de 9.85,1/3 de 7.52 m'dir. Bu, binanın doğu cephesinin monumentalliğini ve dış görünümünün güzelliğini arttırmaktadır (Lev. 10,1; 86 ve izometrik Plân. 1).

Maşathöyük Buluntuları

            15 sayılı depoda in - situ durumda bulunan altı iri küpten beşi restore edildi; bir tanesi şiddetli yangında kerpiçlerle birlikte kaynadığından, duvarı korumak maksadı ile, restore edilemedi (Lev. 11,1-3;12,1;C). Dördü aynı tipe girmektedir (Şek. 2 - 3). İkisinin omuzunda ve karnı üstünde geniş takviye şeritleri vardır. Dört tanesinin omuzları üstünde, üçgen şeklinde, tutulabilecek kalınlıkta kabartma şerit kulplar vardır. Birinin omuzunda, tutulabilecek kalınlıktaki iki yuvarlak kulpu korunmuştur. Dördünün ağız kenarları üstünde, ikisinde tek, ikisinde çift gruplar halinde çizilerek yapılmış işaretler vardır (Şek. 3,1-4). Bu işaret sistemi, Boğazköy büyük mabedinin küplerindeki işaretlerin aynıdır9. İşaretler kulplara yakın yerlere çizilmektedir. Boğazköy küplerinde işaretler, çoğunlukla, omuz üstünde olup, sol başlarında birer testi işareti vardır. Bununla beraber, Boğazköy küplerinde de ağız kenarları üstüne yapılmış işaretlerin yanında testi işareti yoktur. Bu iri kaplardan birinin yanındaki mermer blok, küpün ağzına erişebilmek için konulmuş bir basamak taşıdır. Çünkü, bu küp diğerlerinin aksine, tabana gümülmemiş, taban üstüne yerleştirilmiştir (Lev. 11,1; 12,1). Kırmızı ve soluk kırmızı astarlı küpler sarayla birlikte yanmış ve işlenmişlerdir. 13 sayılı depodaki iri küplerden biri kırılmış, sağlam kalan geniş aşağı kısmı içine daha küçük bir küp konulmuştur (Lev. 11,3).

            Yan yana inşa edilmiş olan arşiv odalarının (8 - 11) kerpiç ara duvarlarının taş temeli yoktur. Bunlar, odaların revaka bağlı batı duvarına, taş temel içinde hazırlanan boşluğa girmek suretiyle10 bağlanmıştır (Lev. 20).

            2 - Saraya ait olmamakla beraber, onun tahribine sebep olan daha sonraki Hitit yapılarının bu bölümde incelenmesinin, sarayın iyi anlaşılması bakımından faydası vardır. Biz bu yapı kalıntılarına A grubu binaları adını verdik (Plân. 4,5-6). H-I/7 karelerinde 1-12 sayılı odaların önünde inşaata uygun bir alan vardır. Buna rağmen, bu alanda saraya ait odaları bulamadık. Saray yakıldıktan sonra, bu kesim M.Ö. 1200 yılma kadar, kesif bir şekilde iskân edilmiş ve üst üste üç yapı katı oluşmuştur (Plân. 5-6 ; Lev. 13-16). Burada, sonuncu Hitit katını zayıf taş temelli, ince kerpiç duvarlı, düzensiz üç odalı küçük bir ev temsil etmektedir (Plân. 7; Lev. 36,1-2). Duvarları birbirine dik açı ile bağlanmayan büyük oda 6.20x3.80 m boyutundadır. Diğerleri 4.50 x 3.30; 4.20 x 3.60 m'dir. İki küçük odadan birinin güney, diğerinin kuzey duvarı ortak olmayıp, birbirine bitişik iki duvar halindedir. Biri tek odalı bir evi de temsil edebilir. M. Ö. 13. yüzyılın sonuna ait olan bu mütevazı evde bol miktarda hiyeroglifli bulla, seramek ve özellikle güneyden, Kıbrıs - Suriye'den ithal edilmiş eserler bulundu. M.Ö. 1200 yıllarında yanan evin sahipleri, tencerelerini, o esnada yanmakta olan ocağın üstünde bırakarak kaçmışlardır. Bu evin batısında I. katın ikinci evinin tabanından küçük bir bölüm korunmuştur; bu da yerinde kırılmış çanak - çömlekle dolu idi (Lev. 36,1). Bunun altındaki II. Hitit yapı katı yangın geçirmemiştir.

Maşat - Höyük Büyük Saray

(Ressam : Ersal Yavi)

            Yüksek kerpiç duvarlı kalın taş temelli bu yapı altındaki saray duvarlarını tahrip etmiştir (Lev. 14-16; D). Kalın temelleri 1.80, inceleri 1.30 m'dir (Lev. 15- 16). 1/6 karedeki kesik taş temeller de bu yapıya aittir. Doğuya, güneye uzayan duvarlarını erozyon ve köylüler tahrip etmiştir. Sitadelin bu kesiminin batıdan doğuya doğru meyli fazladır. Örneğin dış duvarın batıkuzey köşesi (H/4 de) 5.08 m derinlikte iken, güney duvarı j/5 de 6.84 m'dir. Onun için temelleri doğudan batıya doğru basamaklar şeklinde yükselerek inşa edilmiştir (Lev. 15-16;D). Arazinin meyline ustaca uydurulan bu büyük yapının, en azından 30 x 20 m'lik bir alanı kapladığı anlaşılmaktadır (Plân. 5-6). Ara kerpiç duvarlarından birinin taş temeli yoktu (Lev. 14,2); kerpiç toprağa basmıştı. Dikdörtgen plânlı büyük odanın uzunluğu 10 m, genişliği 4.5 m'dir. Çatıyı taşıyan iki direğin yassı taş kaideleri yerinde kalmıştı. II. katın aynı üslûptaki büyük yapılarının, saray yangınından sonra, şehri yeniden imar eden I. Suppiluliuma zamanında inşa edildiği anlaşılmaktadır. 14. yüzyılın ilk yansına ait olan ve çoğu tahribata uğramış olan bu büyük yapılar, Büyükkale'nin M.Ö. 13. yüzyıla ait büyük binalarına öncülük etmektedir. Bu binanın altında 1/4 de, saray yangınının karakterinde bir enkaz açığa çıkarıldı (Plân. 5). Bu önemli kalıntı, şiddetle yakılmış daha eski bir bina kalıntısının II a kat yapısı tarafından kaldırıldığını /süpürüldüğünü göstermektedir. Kanımca, bu enkaz saraya ait değildir (II b). Onun bu kesimdeki odalarını II a katı binası süpürmüştür.

            II a yapı katından daha eski kata ait olan bir yapının daha ince taş temelleri meydana çıkarıldı (Lev. 15-16). Bu binanın iyi korunmuş olan 13x6.50 m ölçüsündeki (I - J / 4 - 5) büyük odasının istikameti, batı ve kuzeydeki saray odalarının istikametinden farklıdır (Plân. 6). Binanın güney ve doğu kesimlerinin çok tahrip edildiğini bu yönlerdeki kesik taş temeller ispat etmektedir. İstikameti değişik olan bu temelleri de saraya bağlamak mümkün değildir. Bu, üstündeki geç katın (II a) daha eski bir safhasıdır (III a), I /5'de yerinde kalan pişmiş toprak ocak eski safhaya (III a) aittir (Lev. 19,2).

            Bu tahribata rağmen, sarayın bu alanda da odaları olduğu ihtimalini kuvvetlendiren bazı izler, kalıntılar mevcuttur :

            a - II. kat binasının batı, arşiv odalarının doğu duvarı arasında I /5 de, güney-kuzey yönünde uzayan, çok yanmış bir taş temel parçası vardır (Lev. 13). Kömürleşmiş horizontal kalaslar, sarayda olduğu gibi, halâ taş temel üstünde duruyordu. Bu temelin karşısındaki arşiv odalarına bağlandığını gösteren, fakat derine inmeyen zayıf taş temel parçaları da vardır (Lev. 13,1).

            b - Sarayın her kesimde dışa bakan taş temellerinin aksine, arşiv odalarını doğuya kapayan kerpiç duvarların bu temelleri ince-çok zayıftır (Plân. 1; Lev. 13). Böylesine sağlam, anıtsal bir binanın dış duvarları bu kadar zayıf olamaz. Bunların önünde, sarayın diğer kesimlerinde olduğu gibi, kuvvetli temellere sahip ön odaların bulunması gerekirdi.

            c - I /6'daki taş döşemelerin, tabanları taş döşeli 3-7 sayılı saray odalarının devamı olmaları ihtimali çok kuvvetledir (Lev. 13; Plân. 5). Çünkü döşemeler, her bakımdan, birbirinin aynıdır. Bu kalıntılar, bu alanda da bu şekildeki saray odalarının bulunabileceği ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Biz problemin çözümü için bu alandaki çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

Tokat Sikkeleri

Tokat Kültür Araştırma Dergisi

            I-H/6-7'de 1-3 sayılı odaların doğusunda Ilx2 m ölçüsündeki uzun oda/koridor meydana çıkarıldı (Lev. 14, l; 17; 18,1). Koridorun doğu duvarının güney ucu (I /7 de) küçük, düzenli bir (kulecik) çıkıntı şeklinde (1.90 x 0.50 m) son bulmaktadır (Plân. 1). Bu, sarayın bu kısımda son bulduğuna bir işaret ise de, saray odalarının istikametine uyan H / 8'deki iki duvarın manâsını anlamamıza yardımcı olmamaktadır. Saray girişinin ve iyi işlenmiş dört köşe taşların bu yönde oluşu, tahribatı çok arttırmıştır. Bunun için saraya girişi ve çevresini öğrenme imkânına sahip olamadık.

            Avlunun sularını boşaltan ve sarayın kullanıldığı sürece üç defa yer değiştiren kanallar da H/8'dedir (Plân. l; Lev. 17,2; 18,2; 19,l; Şek. 4). Burada tepenin ve avlunun güneydoğuya doğru meyli fazladır; sular hep bu yöne doğru akmaktadır. En son kullanılan kanal, daha eski olan küçük kanallardan daha büyük ve daha sağlam olarak inşa edilmiştir (Şek.4). Avlunun meyline göre dirsek yaparak aşağıya inmektedir. İri taşlarla örülen kanalların yan duvarları yukarıya doğru daralmakta ve böylece meydana gelen sahte kemer de iri, yassı bir taşla kapatılmaktadır. Tabanları sert topraktır. Maşat Höyük kanalları, ancak, bir saray avlusunun sularını akıtmaya yeterli boyutta küçük, fakat tipik birer Hitit kanallarıdır.

            Sarayın üstü açık avlusuna doğu ve kuzey yönlerden açılan revakların kazısı tamamlandı (Plân. l; Lev. 20 - 21; 22,1). Kuzey revakının kuzeybatı köşesindeki dört iç revak direğinin iyi işlenmiş taş ayakları ve taş temelleri, II. Hitit yapı katının Suppiluliuma zamanında inşa edilmiş olan "sunaklı bina" tarafından tahrip edilmiştir (Lev. 22,1). Avlunun güney ve batı yönünde revakın, odaların varlığını gösterebilecek ize rastlanmadı. Hitit sistemine göre de avlunun bu iki yönünde revak olmayabilir; fakat saray odalarının yokluğu; avlunun bu iki yönünün açık olduğu nasıl izah edilebilir? Tepenin batı yönünde anakaya sitadelin tabanını oluşturur; bu kesimde de sarayın izine rastlayamadık. İki cephenin bitirilmesine zaman kalmadan, Kaşkahların hücumu başladığından açık bırakılmış olabileceği ihtimalinin de tutarlı hiç bir yönü yoktur. Çünkü ben, her detayı düşünülmüş bir plâna göre inşa edilmiş olan bir sarayın iki yönünün, ne sebeple olursa olsun, bu şekilde açık bırakılmış olabileceğini düşünemem. Kanımca, bu iki kanat daha sonraki çağlarda süpürülmüştür. Sitadelin genel plânında da görüldüğü gibi (Plân. 4), sarayın tahribinden sonra inşa edilmiş olan Hitit binalarının hepsi, tepenin batı, doğu ve güney sırtlarındadır. Onların hiç biri tam tepeye, yani, saray avlusunun üstüne kurulmuş değildir. Avlu M.Ö. 1200 yılına kadar bu binaların da meydanlığı olmuştur. Kanımca, bu yerleşim şekli sarayın iki cephesindeki odaların tahribini kolaylaştırmıştır. Buna karşılık, bütün Frig Çağı boyunca avlunun her yönü yerleşim alanı halinde kalmıştır.

            Avlunun tabanı topraktır; hiç bir kesimi taşla kaplı değildir. Güneydoğuya, doğuya doğru meyilli olduğu için kanallar bu yöne göre kurulmuştur. Avlunun güneydoğu kesiminde tabanı takviye etmek için, taban altında 60 cm kalınlığında dere çakılından oluşan bir tabaka meydana getirilmiştir. Bütün avlunun tabanı altına, revakta da görüldüğü gibi (Lev. 21,2), önce küçük moloz taşlan ile döşenmiş bir blokaj yapılmış; onun üstüne toprak yığılmış; toprak tabakasının üstüne de çakıl taşlarından oluşan ayrı bir tabaka meydana getirilmiştir. Toprak ve çakıl taşı tabakasının kalınlığı 35 cm'yi bulmuştur. Avlunun batı yönü, sunaklı Hitit binasının da avlusu olarak kullanılabilmesi için, batıya doğru genişletilirken tahribe uğramıştır. Avlunun iyi korunmuş doğu yönünün genişliği 33 m, kuzey yönünün uzunluğu 40 m'dir. Bununla Maşat Höyük sarayının avlusu, Hitit İmparatorluk çağı avlularının en büyükleri arasındaki yerini almaktadır. Yalnız, bu avlunun bilinen Hitit avlularının en eskisi olduğunun da belirtilmesi gerekir (Lev. 86; plân. 1).

Maşat Höyük

Aşağı Şehir Temelleri

            Saray Avlusunun Güneyi ve B Grubu Binalar :

            Avlunun güney yönünde, D-G /8-10 karelerinde tahribat çok fazladır. Binaların yanmış olması da bu tahribatı arttırmıştır. Bu kesimde iki Hitit yapı katı vardır (Plân. I; Lev. 23). D-G /8- 10 karelerindeki kalın temelli büyük binanın yapı tekniği, sırta konumu, doğu kesiminde, H-J /4-6 karelerinde II a katını temsil eden binanın tam paralelidir (Plân. 5-6). Binanın güneye, doğuya bakan dış temellerini erozyon, Frigler ve yakın zamanlarda hazır taşa ihtiyaç duyanlar tahrip ettiğinden, bu iki yönde ne şekilde kapandıklarını bilmiyoruz. Buna rağmen, kazılar binanın bu iki yönünde başka odası olmadığı ihtimalini kuvvetlendirmiştir. Bina, kuzey-güney istikametinde inşa olunan dar, uzun, dikdörtgen plânlı iki odaya (1:13x2.50 m; 2:13 x 4 m) dik olarak bağlanan yedi odadan ibarettir. 7 x 8 m ölçüsündeki 3 sayılı odanın tabanı, üstleri kalın çamurla sıvanmış yassı taşlarla döşelidir. Diğer odaların tabanları tazyik edilmiş topraktır. Pek az kesimde (E/9) kerpiç duvar korunmuştur. 4-7 sayılı odalar küçük, 8 sayılı ve küçük odaların önünde koridoru andıran 9 sayılı odalar daha büyüktür (Plân. 1). 1 - 2 sayılı odaların temel genişliği 2.40 m, küçük odalarınki 1.70 m'dir. Binanın önce birinci kısmı inşa edilmiş, sonra 3 - 9 sayılı odalar ilâve edilerek güneybatıya doğru genişletilmiştir. Plâna dikkat edildiği zaman, Hitit İmparatorluk Çağı'nın her büyük binasında görüldüğü gibi, Maşat Höyük binalarının da esas plânını, dikdörtgen şeklindeki iki oda veya odalar teşkil etmiştir. Bina yakılmıştır.

            II. kat binası, altındaki daha eski bir Hitit yapısının temelleri üstüne kurulmuştur. Bu kesik temellerin kalınlığı 1.30 m'dir. Doğu-batı istikametindeki bir temelin 22 m uzunluğunu korumuş olması, burada da büyük bir yapının tahrip edildiğini göstermektedir. Birbirine paralel olan bu ince - uzun temeller E - G / 8 - l0 karelerinde, dikkatle, izlendi; bunların istikamet ve temel kalınlıkları bakımından, sarayın doğu kanadının güney bölümüne uygunluk gösterdiği anlaşıldı (Plân. 1;4). Fakat kalıntılar o kadar az ve parçalar halindedir ki, onlara bakarak, bu yapının sarayın güney yönünü teşkil ettiği kesinlikle söylenemez; fakat mümkün olduğunu da düşünüyoruz. Bu alandaki çalışmalarımız devam ediyor. Problem çözülünceye kadar, bu eski yapı katını saraydan ayrı ve doğu kanadına paralel olarak - şimdilik - III a katı binası olarak inceleyeceğiz. Burada yerleşim şekli ve binaların konumu bakımından önemli bir konunun açıklanması gerekir. Saray yakıldıktan sonra sitadele kurulan bütün büyük binalar, saray avlusundan istifade etmek maksadıyla, hepsi sitadelin yamaçlarına kurulmuşlar ve saray gibi, hangi yönde olurlarsa olsunlar büyük avluya göre istikametlenmişler, onu çevirmişlerdir. Bu, bir kaya tabana, bir kaya kitlesi üstüne kurulan bir Hitit şehri için güzel örnek olduğu kadar, Büyükkale'nin de paralelidir. Bu uygulamanın bazı kısımlarda istikamet birliğine sebep olabileceğini de düşünmek gerekir.

            Maşat Höyük'te keşfedilmiş olan Hitit binaları arasında en önemlilerinden birini aa-D/3-7 karelerinde geniş bir alanı kaplayan Sunaklı Bina temsil etmektedir.11

            Kuzey-güneydoğu istikametinde uzunluğu 35 m; batı-doğu istikametinde 26.50 m. Binanın bir bölümü (1-8 sayılı odalar) C-D/3-5 karelerinde sarayın iki depo odasının ve revakın enkazı üstüne inşa edilmiştir (Lev. 24; 25,2). Sarayın batı kanadının plânı bakımından çok önemli olması gereken bazı bölümleri bu sırada tahribe uğramıştır. Sunaklı binanın sitadelin meyilli sathına inşası sırasında B / 5 - 6 karelerinde saray avlusunun kuzeybatı kesimi batıya doğru genişletilmiş ve yeni binanın avlusu olarak kullanılmıştır. Temel taşları çok derine, Eski Tunç Çağı enkazı içine inmiş ve aa-A/6-7'de anakaya üstüne basmıştır (Plân. 8; Lev. 25,1; 27,2). Kayanın çukur, çatlak, zayıf kısımları taş ve toprakla doldurulmuş ve temel için sağlam bir taban sağlanmıştır (Lev. 25,1). Sarayın tahribinden hemen sonra Tudhaliya'nın oğlu I. Suppiluliuma zamanında inşa edilmiş olan bina hem tarihî belgelere sahip, hem de iyi korunmuştur. C-D /4-5'de sarayın yanmış depo odalarının enkazı, revak direklerinin bastığı taş temelleri ve sunaklı binanın yanık enkazı birbirine karışmıştır (Lev. 22,1). Ayrıca, 4 - 5 sayılı odaların Frigler tarafından yeniden kullanılmış olması karışıklığı arttırmıştır. Şimdi bu alandaki odaların tamamı açığa çıkarıldı. Kazıların başlangıcından D /4-5 ve C-D /5'de varlığı tahmin edilen IX, X, XI sayılı odaların mevcut olmadığı anlaşıldı. Ayrıca, XII sayılı odanın 3 /B'de kuzeye doğru devam ettiği; fakat sonradan temel taşlarının söküldüğü anlaşıldı.

            Sunaklı binanın kuzey-güney istikametinde uzayan batı kanadı, altındaki anakayanın şekline uyduğundan, B/4 de aa/6 ve A/6'daki taş temeller, hafifçe içeriye doğru dönmüş ve kayayı çevirmiş / kucaklamıştır (Plân. 8). Bu örgü, Hititlere has teknikle ustaca yapıldığı için, sarp sırta rağmen, temel taşları yüz yıllar boyu yerlerinde kalmıştır. Şiddetli bir yangınla tahrip edilmiş olan sunaklı binanın batı uzun kanadının kerpiç duvarlarından (korunan kuzey duvarlarının aksine) hiç bir iz kalmamıştır. Dış duvarların temel kalınlığı 1.50 m'dir. Buna karşılık A-B/4'de ve A/6'daki ara duvarların kalınlığı 2.00 m ve 1.75 m'dir. Bu kalınlığın sebebini tam bu noktada dış duvar temellerinin, kayalık sırtın şekline uyarak, içeriye doğru dönmeye başlamış olmasında aramalıdır. Bu odaların hepsi bodrum katına aittir; zemin katı odalarının taban seviyesi avlunun seviyesindedir. Temellere bakınca kerpiç duvarlar daha ince olduğundan zemin ve üst kat odalarının boyları daha büyüktür. Bütün odalar sarayın batıya doğru genişletilmiş avlusuna açılmış olmalıdırlar. B-C /4 de 2.50 m genişliğindeki açıklığın anlamı, henüz aydın değildir (Lev. 25.2). 1,2 ve 9 sayılı odalar, sarayın içi kum ve çakılla doldurulmuş olan önü ve üstü açık bir kesimi (39) üstüne kurulmuştur. Lev. 25,2'de bu kesimde temel taşlarının nasıl söküldüğü ve 39 sayılı mekânın kum dolgusu görülmektedir. Bina A - B / 3'de çok iri kalker bloklarla örülmüş bir destek duvarı ile desteklenmiştir (Lev. 26,1). Bina ile destek duvarı arasındaki kesim de sert toprakla doldurulmuş ve bir teras meydana getirilmiştir. A /4 - 5 de l .70 m kalınlığındaki kesik temelin de destek duvarı (Plân. 8) olması mümkündür. İki veya üç katlı sunaklı binanın, bir zamanlar, sitadelin dik sırtı üstünden yükselişinin, bereketli ovaya hâkimiyetinin - sarayı andıracak bir manzarada olduğu tasavvur edilebilir (Lev. A).

            Sunağın tabanı sıvalı kare şeklindeki (1.70 x 170 m) taş kaidesi l m uzunluğun­da; 1.30 m eninde çok kısa bir duvarla odanın kuzey duvarına bağlanmaktadır (Lev. 24,2). Bu duvarcık sunak kaidesinden daha yüksektir. Ben bu çağda bu sunağın paralelini tanımıyorum. Sunak kaidesi odanın ortasındadır. Sunaklı odanın tabanında : küçük tablet parçası, Tabarna mührü, Suppiluliuma mührünün baskısı (S. Alp, Belleten 173, s. 55 v.d.), taş mozayiklerin önemli bir bölümü ve uzun boyunlu iri testi parçaları bulundu. 3 sayılı bodrumda iki iri küp yan yana bulundu. Oda tabanları tazyik edilmiş topraktır. Seramik parçaları sarayda bulunanlardan farksızdır. Bina saray yangınından sonra çok acele olarak inşa edilmiştir. Özellikle kuzey kanadının küçük odalarının temelleri (3 - 8), saray enkazı kaldırılmadan, bu enkaz içine kazılan çukurlara, kör duvar tarzında örülmüştür. Hatta revak direklerinin iyi işlenmiş, profilli, zıvana delikli taş kaideleri sökülmüş, parçalanıp temelde kullanılmıştır (Lev. 22, 2). Saray, I. Suppiluliuma zamanında restore edilip, yeniden kullanılmamış; aksine bazı yönleri II. kat binaları yapılırken ciddi surette tahribata uğratılmıştır. Saray, Kaşkalılar tarafından yakılmış, yıkılmış; geriye kalan enkazı bir süre II. Hitit katını kuranlara, Frigler'e ve köylülere taş ocağı vazifesini görmüş olmasına rağmen, sağlamlığı kendisini ve arşivini yok olmaktan kurtarmıştır. Üç Frig yapı katına ait bütün binaların temel taşları, avlu ve bazı odaların tabanlarını döşeyen yassı taşlar tetkik edilince, hepsinin daha eski Hitit yapılarından söküldüğü ve çoğunun hiç kırılmadan alındığı gibi, kullanıldığı anlaşılmaktadır (Lev. 37,3; 38,1). Sarayın avlu revakından alınan dikdörtgen prizma şeklindeki taş kaidenin bir Frig evinde köşe taşı olarak kullanıldığı görülmektedir.

Tokat Sikkeleri

Tokat Kültür Araştırma Dergisi

            K.Bittel, 1976'da Maşat Höyük Sarayı yayımlanmadan önce, pek haklı olarak, avlulu, revaklı anıtsal Hitit yapılarının ilk defa ne zaman ve nerede meydana getirildiğinin henüz bilinmediğini yazmıştı. "Es ist noch unbekannt zu welcher Zeit und an welchem Ort das erste Bauwerk dieser typisch hethitischen Form geschaffen werden ist"12. Fakat, kısmen korunmuş olan bir Alacahöyük binasına göre bu tekâmüle daha M.Ö. 1500 yıllarında erişildiğini de sözlerine ilâve etmişti. Maşat Höyük Sarayı K. Bittel'i doğrulamıştır. M.Ö. 1410 - 1380 arasında yanan Maşat Höyük Sarayı son şekli ile, en geç, M.Ö. 15. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiştir. Bu çağda, Boğazköy sarayları veya anıtsal yapıları hakkında bilgimiz yoktur. Büyükkale'de küçük bir kısmı korumuş avlulu, revaklı saray kalıntısı M.Ö. 14. yüzyıldan eski değildir. Maşat Höyük sitadeline büyük binalar M.Ö. 15. yüzyılın ikinci ve 14. yüzyılın ilk yarısında (I. Suppiluliuma zamanında) inşa edilmiştir. Boğazköy'ün aksine, bundan sonra Maşat Höyük sitadeline anıtsal binalar inşa edilmemiştir.

            Assur Ticaret Kolonileri Çağı'nda Kaniş'de saraylar, mabetler, bazıları çok iyi işlenmiş iri andezit bloklarla inşa edilmiştir. Kaniş Karum'unda 1980 yılında bulunan bir I b katı binası tamamiyle çok iyi işlenmiş, dikdörtgen şeklindeki büyük andezit bloklarla meydana getirilmiştir. Fakat, bu taşların işleniş ve örgü tekniği Hitit İmparatorluk Çağı tekniğinden farklıdır. Yalnız,Hititler Anadolu'nun bu eski yerli geleneğinden faydalanmışlar, o tekniği tekâmül ettirmişlerdir.

            Maşat Höyük ve Boğazköy binalarında kullanılan taşların boyutlarında ve taş işçiliğinin detayında görülen farkların üç ana sebebi vardır.

            l - Boğazköy, Eski Mısır'ın, Eski Babil'in yanında üçüncü bir dünya devletinin merkezi; Maşat Höyük Büyük Kral'a bağlı bir sınır beyinin, vâli veya komutanın baş şehridir.

            2 - Boğazköy'ün anıtsal yapılarının çok önemli bir bölümü, Maşat Höyük'ün büyük yapılarından daha geçtir. Taşların boyutları, en fazla, 13. yüzyıl binalarında artmıştır.

            3 - Yerli özellikler, detaylarda farklılığa sebep olmuştur. Bu münasebetle çok önemli bir detay özelliğine işaret etmek isterim: Boğazköy'de ağaç veya kerpiç direklerin bastığı taş kaidelerde yuvarlak zıvana delikleri vardır. Halbuki Maşat Höyük'de revaktaki taş kaidelerin hepsinde (bir delik hariç) dikdörtgen şekilli zıvana delikleri görülür (Lev. 20; 21,1).

            Maşat Höyük'ün büyük binaları iki veya üç katlıdır. Biz sarayın üç katlı olduğunu düşünüyoruz (Lev. 86). Üst katların plânı, depo vazifesini gören bodrum ve zemin katın plânından farklı olmalıdır. Kalın temellerin üstünden üst katların ağacı bol kerpiç duvarları yükselmektedir. Bu malzemeye göre üst katlar zayıf bir yapı tarzını temsil etmektedir. Çatılar düz ve damlar toprak örtülüdür. Pencerelerin az olması gerekir. Kalıntılara göre sarayın içi ve dışı sıvalı ve badanalıdır.

Maşathöyük

http://www.tayproject.org/dosyakardo.html

            1 Tahsin Özgüç, Maşat Höyük Kazıları ve Çevresindeki Araştırmalar - Excavations at Maşat Höyük and Investigations  in Its Vicinity, Ankara 1978, s. 1 - 13 ve T. Özgüç, Excavations at the Hitite Site, Mashat Höyük :  Palace, Archives, Mycenaean pottery (AJA 84,1980, s. 305 v.d. Bundan sonra : Maşat Höyük I ve AJA 84).
            2 Kurt  Bittel, Die Hethiter, Universum  der  Kunst, München 1976, s. 116 (Bundan sonra : Die Hethiter),
            3 Die Hethiter, s. 105.
            4 Maşat Höyük I, s. 13; AJA 84, s. 106 v.d.
            5 Die Hethiter, s, 116.
           
6 Maşat Höyük I, s. 13.
           
7 Maşat Höyük I, s. 6; AJA 84, s. 106 v.d.

            8 Maşat Höyük I, Lev. 8,1 - 2.
           
9 Kurt Bittel, Boğazköy, Die Kleinfunde der Grabungen 1906-1912, Osnabrück, 1967, s.52 v.d. , Lev. 38;40,17-18 ve Peter Neve, Boğazköy IV, Fimde aus den Grabungen 1967 und 1968, s. 14, Beilage 5.
         
10 Maşat Höyük l, Lev. 26, 1-2.

          11 Maşat Höyük I, s. 13 v.d.
         
12 Die Hethiter, s. 117.

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR