|
ZİLE'DE |
|
Makale :
Bekir AKSOY
(Araştırmacı - Udî -
Emekli Müzik Öğretmeni)
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 25.02.2997 14:46 / Batıkent - Ankara
ZİLE’DE
SİNEMACILIĞIN TARİHÇESİ
F. Saliha MİSTEPE (Akyunak) "İyi Kötü
ve Çirkin" Film Afişi Önünde
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 17.03.2007 12:42 TMO/Güvercinlik - Ank.
Her ülkenin bir Sinema Tarihi vardır. Bu, elbette belgelerle saptanır. O yıllardaki adıyla sinematograf, yani sinemanın dünya üzerindeki resmî tarihi belgelere göre 22 Aralık 1895 olarak bilinir. İki Fransız genci Louis ve Auguste Lumièr kardeşlerin Paris'te Capucines Bulvarı'ndaki Grand Café'de düzenledikleri bir gösteriyle Dünya Sineması'nın resmî tarihi doğar.
Sinemanın Türkiye'ye girişi ise çeşitli kaynaklara göre Yıldız Sarayı'nda ve halka açık gösterilerle başlar. Örneğin, Romanya uyruklu bir Polonyalı Sigmund Weinberg'in Galatasaray dönemindeki Sponeck adlı birahanenin salonunda düzenlediği halka açık film gösterisi, bu konuda en sağlam kaynaklardan biridir. Ve bu film gösterisinin tarihi de 1897'dir.
Turizm Haftası Etkinlikleri
Konferansı'nda Belediye Saray Sineması.
M. Ufuk MİSTEPE, "Yaşanabilir Bir Zile" Projesi Çerçevesinde E-Sunum'unda.
Fotoğrafı Gönderen : Öğr. Gör. Mehmet KOCAMAN - 16.04.2008
Zile
1908 yıllarından başlayarak çeşitli kentlerde halka açılan sinema salonları, gösterilerini yabancı uyruklu ve Türkiye'deki azınlıkların egemenliğinde sürdürürken devreye Cevat Boyer'le Murat Bey'ler girer. Ve Şehzadebaşı'nda Millî Sinema adı verilen "İlk Türk Sineması" açılır (19 Mart). Ardından, İstanbul Sultanisi'nde film gösterileri düzenleyen Şakir Seden'le Fuat Uzkınay, Sirkeci'de lokantacılık yapan Ali Efendi'yi (Öztuna) ikna ederek ikinci Türk sinemasının açılmasını sağlarlar (06 Temmuz) ve sinemaya Ali Efendi adı verilir. Çünkü Ali Efendi, bu kuruluşun asıl büyük hissedarları olup, Şakir ve Kemal Seden kardeşlerin de amcalarıdır.
Aykut Yazlık Sineması Girişi ve Arkada
Beyaz Perde Duvarı
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 13.05.2007 15:49
I. Dünya Savaşı'nın başladığı günlerde yedek subaylığını yapan Fuat Uzkınay, Türk sinema tarihinin ilk filmini çeker. Ayastefanos'taki Rus Abidesi'nin Yıkılışı adını taşıyan ve tarihî anısı olan bu film, 150 metre uzunluğunda bir belgeseldir. Ve işte 14 Kasım 1914'te Türk Sineması'nın gerçek doğum tarihi gerçekleşir.
Gazozcu Hacı Ar - Mahmut
Aykut ve Babası ve Sinema Çalışanları
1960'lı Yıllar
Bir yıl sonra (1915) Harbiye Nâzırı Enver Paşa'nın emriyle Merkez Ordu Sinema Dairesi Kurulu'nca, Türkiye'de sinemayı tanıtma konusunda büyük katkıları olan Sigmund Weinberg de bu kurumun başına getirilir. Yardımcısı da Fuat Uzkınay'dır. Weinberg, savaşla ilgili ve Türkiye'yi ziyârete gelen imparatorların gezi belgesellerini çekerken, bu ara Enver Paşa'yı ikna edip öykülü uzun film denemesine de girişecektir.
Dönemin en çok tutulan tiyatro oyunu Leblebici Horhor'u çekmeye başladıktan bir süre sonra, oyuncularından birinin ölmesiyle film yarım kaldı. İkinci öykülü film olan Himmet Ağa'nın İzdivacı'nın ise oyuncuları Çanakkale Savaşı nedeniyle askere alınınca, bu denemesi de ilkinin akıbetine uğradı. Ancak, Ordu Sinema Dairesi Başkanlığı'na getirilen Fuat Uzkınay, yarım kalan Himmet Ağa'nın İzdivacı'nı savaştan sonra (1918) tamamladı.
110 VOLT RUS MALI SESLİ 16 mm MOTORLARI ÇALIŞAN, LÂMBALARI VE
OBJEKTİFİ EKSİK SİNEMA MAKİNASI.
http://urun.gittigidiyor.com/16-mm-SINEMA-MAKINASI_W0QQidZZ3615144#aciklama
Zile'nin Sinema Tarihi ise aslında 1923'lü yıllara rastlar. Babamın anlattığı bilgileri hatırlıyorum da Zile Yangını'ndan 2 veya 3 sene sonra Zile'deki eski bedestene yakın (Bedesten Zile Yangını'nda yanmış) bir kahvehaneye içine asetilen lâmbası yakılarak ve elle çevrilerek sessiz hareketler yapan ve pek net olmayan bir makina getirirlermiş. O yıllarda bir cismin hareketini perdede seyretmek büyük bir buluş olsa gerek her halde? Yılda bir kere veya birkaç kere gelip sinematograf makinasıyla gezici film gösterileri yaparlarmış. Zile'nin o yıllardaki nüfusunu göz önüne alırsak hemen hemen çevre illerle boy ölçüşen nüfusuna göre Zile'ye bu tür faaliyetlerin getirilmesi hiç de tesadüf değildir.
Zile Ayaklanması'nda Âsilerin
Yaktığı Bu Kısım Bugün Yeni Baştan Yapılmıştır.
Eğer bu isyan olmasaydı Zile belki de Türkiye'nin en avantajlı Başkent adayı
olacaktı.
Fotoğraf Ankara Anıtkabir'deki Kütüphane'den M. Ufuk
MİSTEPE tarafından alınmıştır.
Ulusal Savaşta Tokat - Halis ASARKAYA, Tokat
Basımevi/1936, 159 sh.
Sinema Salonu yapılması işi ise 1930 yılı sonudur. Malûm sinema makinası elektrikle çalışır. Zile'ye ilk trenin geliş tarihi 23 ağustos 1928'dir. Zile'ye tren geldikten sonra 1929 yılında kaleye buharla çalışan bir elektrik santralı yapılır ve bu santralın kömürü de trenle gelir ve at arabalarıyla İstasyon'dan taşıması yapılır.
Republique Turque
Chemins de Fer & Ports de L'État
- Ligne Samsoun - Sivas
Souvenir de la Remise á l'Exploitation de la Station Zilé
- Août 1928
- Imp. Ahmed İhsan (stanboul).
Samsun - Sivas Demiryolunun Açılmasıyla İlgili Olarak
Hazırlanan Hâtıra Albüm
Öyle ufak güçte bir santral için fazla kömüre ihtiyaç olmasa gerek. Yapıldığı yıllarda sadece Zile'deki bazı abonelere akşamları elektrik verilebiliyor.. Zile'nin zenginleri elektrik kullanabiliyordu. Abone sayısı az olduğundan fazla bir güce de gerek yoktu.
Koruyamadığımız Tarihî ve Mimarî Değerlerimiz - Saat Kulesi / Elektrik
Santralı
Bekir AKSOY Fotoğraf Arşivi
O yıllarda elektrik sadece aydınlatmada kullanılıyor. Santral için suya da ihtiyaç olduğundan Bedesten Câmii'nin arkasındaki şimdi park olan yerdeki Belediye Binası'nın önünden kaleye rüzgâr gücüyle yeterli miktarda su basılabiliyor. Yani o yıllarda gerekli olan şartlar hazır duruma geldiğinden Zile'nin eşrafı bu güzel yenilikleri Zile'ye getirmekte hiç tereddüt etmiyorlar. Zile'nin güzel bir özelliği burada da yine karşımıza çıkıyor.. yeniliklere açık olması. Zileli her zaman yeniliğe açık olduğunu burada da gösteriyor. İlk elektrik santralı teknisyeni olarak Hüseyin Turan görev yapmıştır.. aynı zamanda montajında da görev almıştır. Bu kişi Kenan Turan'ın amcasıdır. Zile'de DEDE lakâbıyla tanınan Hüseyin Turan o yıllarda Karadeniz bölgesinden gelerek Zile'ye yerleşir, evleri Alacamescit Mahallesi'nde olan Şaziye isimli bir hanımla evlenir.
Kaleye Su İsale (Akıtmak) İçin ve
Amerika'dan Celbedilen Su Makinası Zile – 1909
http://www.zile.gen.tr - The AER Motor Chicago
Zile yangınında birçok evler yanmıştır. Şimdiki Ulu Câmi'ye yakın olan Belediye Araç Parkı'nın bulunduğu yerde Zile'nin zenginlerinden biri olan Kazanasmazlar'ın evi vardır. Yangında yanan bu evin yeri diğer yerler gibi uzun süre boş kalır ve 1930 yılında Zile'nin İlk Sineması olan Ulus Sineması yapılır. O yıllarda sinemayı dışardan gelen kişiler çalıştırır. 1947 yılından sonra da Lütfi Bey sinemayı çalıştırmaya başlar.
Şehir Meydanı ve Ulu Câmi
Lütfi Rahmi Kayran 1948 - 1950 yılları arasında Belediye Başkanlığı'nı yapmış büyüklerimizden biridir. Daha sonra 1960'lı yıllardan itibaren Mehmet Alacalı sinemayı çalıştırmaya başlar. Mehmet Alacalı'nın anne tarafı Kazanasmaz sülâlesinden olduğu için sinemayı devralır. Daha önce şimdiki Belediye Sarayı'nın olduğu yerin Saray Sineması tarafında Mehmet Alacalı'nın Tuhafiye Dükkânı vardı. İşyeri yıkılıp Belediye Sarayı yapılınca iş olarak sinemacılığı tercih etti.
O yıllarda sinema çalıştırmak çok güzel bir işti. Ulus Sineması'nın maalesef elimizde herhangi bir fotoğrafı olmadığı için sadece tarif etmekle yetineceğim. Haznedar Sokağı tarafından girişi olan sinemanın girişte geniş bir antresi ve bilet satma gişesi vardı. Ön tarafta bulunan geniş camlı bölmeye oynamakta olan filmler ve sol tarafta bulunan dükkân gibi yere de yakında oynayacak filmlerin afişleri asılırdı. Sağ ve sol arsalarda herhangi bir tehlike anında çıkış kapıları vardı.
Ulus Sineması Yerinde
Şimdi Ücretli Oto Park Bulunuyor.
Sol Arkada Ağaçlı Arsada Ulaş Yazlık
Sineması Vardı Bir Zamanlar
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 14.05.2007 12:35
Giriş antresinin sol tarafından üst balkona çıkılırdı. Üst balkon 1960'larda sinema tamir geçirmeden önce arkaya doğru yükselen ve iki yana doğru kavisli bir uzantıyla uzanan yapıya sahipti. Orta kısım içeriye doğru yuvarlak bir kavis çiziyordu. O zamanın malzemesi olan kontrplâkla ön taraflar kaplanmıştı. Ayrıca sahnenin iki tarafı da yuvarlak bir kavis verilerek dekore edilmişti. Ayrıca ters tavanı da kontrplâkla kapatılmış ve havalandırma delikleri vardı. Babamın anlattıklarına göre o zamanın bölgede en güzel sineması imiş.
Ulus Sineması'nda sinemanın makinistlik görevlerini ilk önceleri Hüseyin Turan (Dede), daha sonra yeğeni Kenan Turan ve en sonra da Ahmet Tamtürk yapmıştır. Sinemanın işletmeciliği Mehmet Alacalı'ya geçince ismi Ulaş Sineması olarak değişmiştir. O zamanın film makinaları 32 mm'lik makinalardı. Yeterli ışık iki kömür arasında meydana gelen ark vasıtasıyla sağlanıyordu. Çıkan yüksek ısı da soba borusu vasıtasıyla dışarı veriliyordu. Bazen film sarma delikleri arasındaki hatalardan dolayı duraklama olunca film erir ve görüntü kesilirdi. Makinist kopan yeri asetonla yapıştırır ve filmin devam etmesini sağlardı. Bu işlem bazen uzun sürünce seyirci kızar ve ıslıklar yeri göğü kaplardı. Ayrıca sandalyeleri sahneye atan gençler de olurdu.
Belediye Saray Sineması
Makinist Odası
Fotoğraf : Mustafa BELDEK
- Makiniiiist, uyuma! sözleri ıslıklara karışırdı. O yıllarda şimdiki gibi rahat sinema koltukları yoktu.. alttan ayakları uzun bir ağaçla birbirine tutturulmuş sandalye grupları hizmet verirdi. Ancak aile bölümünde üzerinin bir bölümü muşamba kaplı koltuklar bulunurdu. Ulus Sineması ilk yapıldığında üzerleri kaplı koltuklar varmış, ancak zaman içerisinde tahta sandalyeye dönülmüştür.
Fotoğrafı Gönderen : Ahmet KÂĞIZMAN
Kalede benim çocukluk yıllarımda Necmimuammer İlkokulu yukarıdaki eski askerî lojmanın bulunduğu yerin üst tarafında, eski ve çok sağlam bir binada hizmet vermekte idi. Şimdi ne lojman ne de okul yerinde kaldı. İkisi de yıkıldı. O okulun altında bir sinema salonu vardı. O salon 1940 yıllarında sinema haline getirilmiş. Sadece okulların eğitim filmleri izlemeleri için normal sinema makinası olan bir salondu. Çarşamba günleri okullar sırayla o salona getirilir ve eğitim filmleri izlenirdi. Bizim okulun makinistlik görevini Başöğretmenimiz (Müdürümüz) Fehmi FELEK yapardı. Bazan da rahmetli Fuat Başdoğan yapardı.
Saray Sineması'nda Sinema
Makinası
Fotoğraflar : Mustafa BELDEK
O salonda ayrıca okulların müsamereleri yapılırdı. Kadifeden, iki tarafa açılan perdeleri ve arkada geniş bir kulisi vardı. Çocukluğumun anıları arasında bu sinema salonundan da söz etmeden geçemeyeceğim.
İlk Yazlık Sinema 1955 yılında Sulu Sokak'ta hizmete girmiş ve birkaç yıl hizmet vermiştir. Daha sonra şimdiki Ziraat Bankası'nın olduğu yerde 1958 yılında Ulaş Yazlık Sineması kurularak, dört sene kadar hizmet vermiştir. Zile geliştikçe bu caddeye işyerleri yapılması neticesinde yazlık sinema bir müddet Sakiler Mahallesi'nde bulunan Nuri Alacalı'nın bahçesine taşınmıştır.
Ulaş Yazlık Sineması Bir
Zamanlar Bu Boş Arsadaydı.
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 14.05.2007 12:39
Bu bahçe şu anda yine büyük bir alan olarak boş durmakta ve şimdiki Belediye Araç Parkı'nın yan tarafındadır. Bu bahçe bizim çocukluğumuzun oyun bahçesi idi. Aynı zamanda mahallenin bulgurları orada kurutulur, bayanlar yünlerini döğer ve çamaşırlarını kuruturlardı.
Mehmet Alacalı daha sonra 1962 yılında Kışlık Sinema'nın yanında bulunan hızarhanenin Zile Sanayi Bölgesi'ne taşınması neticesinde tekrar Yazlık Sinema'yı Kışlık Sinema'nın yanında açarak gündüzleri kışlık ve geceleri de yazlık sinemayı çalıştırarak hizmete devam etmiştir.
Yazlık Aykut Sineması da 1965 yılında şimdiki yerinde kurulmuş ve çok güzel bir şekilde yanları çiçeklik ve sahne önüne de fıskiyeli bir havuz yapılarak, hizmete sunulmuştur. Sahibi Mahmut AYKUT Bey idi. Kızı Meral Hanım ile Mustafa KANSU bilet keserlerdi. Makinistleri ise Turan ERGÜL ve Haydar Bey idi.
Yazlık Aykut Sineması Beyaz Perde Duvarı
ve Günümüzdeki Görünümü
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 13.05.2007 15:36
Bu sinemada yıllarca Zile'ye birçok yönden hizmet vermiştir. Aynı zamanda ilk sinemaskop film Kışlık Aykut Sineması'nda gösterime girmiştir. Zile'de gösterilen ilk kısmen renkli film Belgin Doruk ve Göksel Arsoy'un başrollerini paylaştığı 1961 yapımı, Yönetmenliğini Nejat SAYDAM'ın yaptığı, Muazzez Tahsin Berkant'ın romanından uyarlanan Bülbül Yuvası adlı filmdir. Renkli olan bölüm film içinde sadece beş dakika idi. Aynı senaryoyu 1970 yılında Türkân ŞORAY yeni çekiminde Tanju GÜRSU ve Murat SOYDAN'la oynadı.
Yazlık Ulaş Sineması kışlık sinemanın yanında kurulunca en çok sevinenler bizler ve komşularımız oldu. Sinemanın güneyinde ve yanında perdeyi görebilen komşular için, o zamanın en güzel eğlencesi istifadelerine sunulmuş oluyordu. Yaz geceleri artık zamanımız sinema seyretmekle geçiyordu. Bazen Mehmet Alacalı ağabey babama kaç bilet keseyim bu gece diye takılırdı. Yeni Belediye Sarayı yapılınca Zile'nin tarihî Ulus (Ulaş) ve Yazlık Ulaş Sinemaları da Belediye tarafından yerleri istimlâk edilerek Belediye Araç Parkı haline getirildi.
Mehmet Alacalı Belediye Sarayı'nın müştemilâtı olan Saray Sineması'nda Zile'ye hizmete devam etti. Taa ki televizyonun tamamen hayatımıza girerek sinemayı yaşantımızdan silmesine kadar. Büyük şehirlerde, zamana uyan görüntü kalitesi ve ses sistemleri mükemmel sinemalar halâ görevlerini sürdürmektedir.
Saray Sineması Localarında
Öğrenciler Bir Piyes Seyrederlerken
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 15.05.2007 13:16
Bu arada Zile'ye ilk TV yayını getirilme çalışmalarından da söz etmek istiyorum. 1968 yılından itibaren Ankara'ya ve 1970 yılında da Elmadağ vericisinin yapılmasıyla iç bölgelere TV yayını yapılmasından sonra Ömer Gökçek ağabeyimiz Zile'nin batısındaki Karayün Beleni üzerine akülü bir TV alıcı ve vericisi yapmak suretiyle televizyon yayınını Zile'ye aktarmayı başarmıştır. İlk defa Cumhuriyet Caddesi'ndeki dükkânının vitrinine koyduğu 13 ekran siyah beyaz televizyondan Zafer Cilasun'un verdiği akşam haberlerini ben de izleme fırsatı yakalamıştım.
Kışlık Aykut Sineması'nda Zile Kültür
Derneği Gecesi - 1963
Solist İsmail ÖZUS, Tambur Mehmet SEZEN, Ud Sezai ERCANLI, Keman Ali
KOÇÇOBAN, Kanun Fuat BAŞDOĞAN, Ud Şeref ATAGENÇ, Darbuka Ferit OKTAR.
Bekir AKSOY Fotoğraf Arşivi
O gün Zile için önemli bir gündü bana göre. Ankara'dan sonra ilk defa televizyonu izleyen bir ilçe olmak büyük bir şanstı. Daha sonra Amasya'ya verici kurulunca Zile televizyon yayınlarına tamamen kavuştu. Bu olay zaman içerisinde sinema kültürümüzün de sonunu hazırladı. Kışlık Aykut Sineması'nın Zile'de ilk gösterime girmesi 1959 yılının Nisan ayıdır. İlk gösterilen film ise başrollerini Lale Oraloğlu, Vahi ÖZ, Hayri ESEN ve Deniz Tanyeli'nin oynadıkları MEÇHUL KADIN isimli filmdir. Konusu : Barlara kadar düşüp ve sonunda cinayet işlemek zorunda kalan bahtsız bir anayla, mahkemede avukatlığını yapan kızı Aynur'un dramatik öyküsü.
Şimdiki Buğday Pazarı'nın bulunduğu yere bir cambaz kafilesi gelmişti. O yıllarda orası Mal Pazarı idi. Pazarın kurulmadığı günlerde yılda birkaç kere bu gösterilere sahne olurdu mal pazarımız. Aynı zamanda Zile'nin futbol sahası idi. Çağıltı Dergisi'nden belki hafızalarında kalanlar bilir, meşhur bir karikatürümüz vardı "maç yapan gençlerin arasına dalan bir inek ve sporcuların tepkisi.. ULAN İNEK ÇIK DIŞARI BUGÜN SALI DEĞİL" (Salı günü Mal Pazarı kurulurdu).
Karikatürist - Ressam : Mehmet SEZEN
Çağıltı Dergisi - Cilt 1, Sayı 1, Nisan 1961, sh. 31
İşte o cambaz gösterilerinin yapıldığı 1959 yılının Nisan ayında bir gün Aykut Sineması'nın ilk filminin afişi tahtaya yapıştırılmış bir şekilde reklâmı yapıldı. O yıllarda sinema çığırtkanları vardı.. elinde bir teneke megafon, tahtaya itina ile yerleştirilmiş afişler sırtta taşınır ve her köşe başına geldiğinde afiş tahtasını yere bırakır, sol eliyle tahtayı tutarken ağzına teneke megafonu yerleştirir ve bağırmaya başlarlardı.
- Alo alo! Dikkat dikkat! Bu akşam Kışlık Ulaş Sineması'nda iki film birden. Yılın en güzel avantür (adventure = macera) filmleri.. başrollerde Eşref Kolçak, Ayhan Işık...
Yazlık Aykut Sineması'nın Localar ve
Balkonu (Solda) ile Beyaz Perde Duvarı ve Sandalye İskeletleri
Fotoğraflar : M. Ufuk MİSTEPE - 13.05.2007 / Zile
... diye devam ederdi. Eğer kadınlar matinasına çığırtkanlık yapıyorlarsa, filmleri acıklı gösterir ve "gözyaşlarınızı tutamıyacaksınız!" diye bitirirlerdi. Ulaş Sineması'nın çığırtkanlığını Ethem diye bildiğimiz bir kişi uzun yıllar yaptı. Her halde o işten emekli olmuştur? Aykut Sineması'nın çığırtkanlığını ise ilk zamanlar Arif isimli bir şahıs yapmıştır. O sinemanın çığırtkanları sık sık değiştiği için aklımızda pek kalmadı. Önemli olan bu işin nasıl yapıldığıdır bana göre. Ulaş Sineması'nda görev yapan Halil de (Kör Halil.. tek gözü sakattı) Ulaş Sineması'nın kapısında biletleri kontrol eder, diğer zamanlarda sinemanın temizliğini yapardı. Aynı zamanda sinemanın fedaisi idi. İçeri kaçak girmeye çalışanları engellerdi.
70'li yıllara girerken sinema filmleri reklâmlarını yapmak için Zile faytonları da devreye girdi. Pilli hoparlörlerle çığırtkanlık yapılırken, film afişleri insanların görmesi için faytonların yan ve arka cephelerine asılırdı. Atların yeknesak nal sesleri arasında "Duyduk Duymadık Demeyinnn! Bugün Bayanlar Matinesinde Renkli Sinemaskop Üç Film Birden.. Başrollerde Ahmet Tarık Tekçe, Necdet Tosun, Nubar Terziyan, Nurhan Nur.." sesleri gittikçe yavaşlayan bir frekansta sokaklarda derin izler bırakarak kaybolurdu.
Saray Sineması Balkonu ve
Parteri'nden Öğrencilerin Sahnelenen Bir Piyesi Seyretme Ânı
Fotoğraflar : M. Ufuk MİSTEPE - 15.05.2007 / Zile Saray Sineması
Gündüzden sinemanın arka sıralarından yer alınır veya yer ayırtılırdı.Arkalardan seyretmek biraz pahalı idi.. ön biletler ucuzdu. Çünkü önlerden perde yakın olduğu için film pek net seyredilmezdi. Hafta içi akşamları halk suaresi idi, ayrıca eşler de sadece aileye mahsus yerlerde sinema seyrederlerdi. Öğrenciler hafta içi sinemaya gidemezdi. Gece neredeyse dışarı çıkmak yasaktı. Öğretmenlerimiz sinemaları ve çarşıları kontrol altında tutarlar, ertesi gün okulda hesap sorarlardı. Gece neden çıktın.. ver bakalım bu sorunun cevabını? Ancak hafta sonu Pazar günü sinemaya gidebilirdik.
Genelde sinema saat 10'da başlardı. O saate kadar sinemanın lâmbalı amfisine bağlı havalı hoparlörüne takılı, ses kalitesi pek olmayan, önceleri taş plâk daha sonraları plâstik katkılı plâklar çalan pikap, bir saat dışarıya müzik yayını yapardı. Sinema başlayana kadar sinemanın önü ana - baba günü olurdu.
Belediye Saray Sineması
Makinist Odası
Fotoğraf : Mustafa BELDEK
Bir kısım çocuklar okudukları Tommiks, Teksas, Zagor, Kinova, Tenten, Zıp Zıp, Tex, 1001 Roman, Ceylan, Sipru, Tombrax, Zembla, Batman, Red Kit, Karaoğlan, Tarzan, Superman vb. resimli romanlarını bir köşeye yayar, satar veya okumadıkları ile değiştirirlerdi. Bir kısım çocuklar da tekin denen kibrit kutusu büyüklüğünde kâğıtlara basılı sakızlardan çıkan hayvan resimlerini satar veya değiştirirlerdi. Tekinlerle enek oynarlardı. Diğerinin eneğini atıp vuran bir tane tekin alırdı. Bu iş sırayla olurdu bu oyunun da kuralları vardı. Oyun kuralına uymayan çocuklar oynayacak arkadaş bulamadıkları için genelde uyarlardı. Enek (bilye) camdan veya metalden küçük yuvarlak oyuncaklardı. Bununla birçok oyun oynanabilirdi.
Bazı çocuklar da maymun (topaç) çevirirlerdi. Şevki Amca (Kambur Şevki) birkaç saat öncesinden gelerek kestane sobasını yakar, hazırlıklarını yapar ve sinema başlama saatine kadar kışın kestane, yazın ise ıslatılmış nohut kavurması satardı. Ayrıca akşam suarelerinden önce de sinemanın kapı girişinin sol tarafında yerini alırdı. O öldükten sonra Kör Halil'in kardeşi bu görevi üstlendi. Sinema başladıktan sonra oyunlar ve dergi satışları sona ererdi.
Bazen filmin sesini dışarı verirlerdi. Sinemaya gidemeyen çocuklar sesini dinlemekle yetinirlerdi. Ayrıca sinemalar hayr işlerinde salon görevlerini de yaparlardı. Pazar sabahları erkenden evlilik merasimlerinden ilki olan söz kesme ve şerbet içme merasimleri yapılır ve Perşembe günleri de gündüzleri kadınlar sinema salonunda düğün yaparlardı. Bu işin çalgı görevlerini roman hemşehrilerimizden Cemile Abla ve kızı Leyla veya onun yakınları tef veya cümbüş çalarak yerine getirirlerdi. Yani o yıllarda sinema Zile için kültürel, sosyal ve değişik amaçlı toplantıların yerine getirildiği bir mekândı.
On Emir / Ben - Hur / Spartaküs Filmleri Bir Dönem Sinemasının
Klâsikleri Oldular.
Ayrıca Zileye gelen çeşitli topluluklar ve konser programları da sinema salonlarında yapılırdı. Zile Araştırmacısı M. Ufuk MİSTEPE bir anısında şöyle demektedir : "Henüz nişanlıydım.. nişanlım F. Saliha AKYUNAK ile 1977 yılı bir hafta sonu Saray Sineması'nda Selçuk ve Rana ALAGÖZ'lerin konserine gitmiştik. Konser tezahürat içerisinde devam ederken, seyirciler ısrarla Çırpınırdın Karadeniz türküsünü Selçuk ALAGÖZ'den söylemesini istiyorlardı. Repertuarında bu parça bulunmadığından söyleyemeyeceğini anons ettiğinde seyirciler sanatçıyı dakikalarca yuhalamışlardı. Şahsen çok utanmıştım kendi adıma! Rana ALAGÖZ sahneye girerek mülâyim sözcüklerle durumu kotarmış ve konserin devamını sağlamıştı." Araştırmacımızın eşi, annesi ve dayısının kızının Ocak 1971'de Kışlık Aykut Sineması'nın Bekleme Salonu'nda film afişleri altında Foto YILDIZ Kemalettin AYDIN'a çektirdikleri fotoğrafı aşağıda tetkiklerinize sunuyorum.
Kışlık Aykut Sineması Bekleme Salonu /
Ocak 1971
F. Saliha AKYUNAK (Mistepe), Türkân AKYUNAK (Odabaşoğlu) ve Hatun KARASOY (Odabaşoğlu)
F. Saliha MİSTEPE (Akyunak) Fotoğraf Arşivi
Sinema başlamadan önce yayınlanan şarkılardan aklımda kalanlar şunlardı. O yıllarda Zeki Müren ve Abdullah Yüce pek revaçtaydı. Bir Tatlı Tebessüm, Bir Muhabbet Kuşu da Ben Olurum, Üsküdar'a Gider İken, Yanıyor mu Yeşil Köşkün Lâmbası, Ham Meyvayı Kopardılar Dalından, Her Zahmı Ciğer Suzede Kâr Aranılmaz, Bakmıyor Çeşmi Siyah, Makber, Pencereden Kar Geliyor, Hiç mi Gülmeyecek Benim de Yüzüm, Yollar Niçin Bitmiyor, Yaşamak Mümkün mü Acaba Sensiz, Uzayıp Giden Bu Tren Yolları gibi bir sürü eserler okunurdu. Ayrıca bizim de müzik okulumuz olmaya devam etti. Ben çocukluğumda bu sayede birçok şarkı sözlerini sinemanın bu yayınlarından öğrendim ve musikî benim hayatımın bir parçası haline geldi.
Bayanlar matinesi Çarşamba ve Cumartesi günleri genelde saat 13:00'te başlardı. Bu matinelere 7 yaşına kadar olan erkek çocukların dışında erkek alınmazdı. Dağılma zamanı esas şenlik başlardı. Zile'nin delikanlıları ve sadece haftada birkaç dakikalığına sevdiği kızı görmeye gelen gençleri sinemanın karşı kaldırımını doldururlardı. O bakışların altında sinema dağılır ve en son kadın seyirci de sinemadan çıkana kadar topluluk dağılmazdı. Yalnız hiçbir şekilde lâf veya söz atma olayı olmazdı. Ondan sonra erkek topluluğu sessiz bir şekilde dağılırdı.
Loca'dan Çekilen Bir Film Öncesi Belediye
Saray Sineması'nın Görünümü
Fotoğraf : Mustafa BELDEK
Aklıma gelen filmlerden ve artistlerden de söz etmek istiyorum. 1945 yılından itibaren Sadri Alışık, Ferdi Tayfur (Senede Bir Gün), Sami Ayanoğlu, Nevin Aypar, Cahide Sonku, Sezer Sezin (Vurun Kahpeye), Muzaffer Tema (Çığlık), Cahit Irgat, Avni Dilligil, Hüseyin Peyda, Neriman Köksal (Fosforlu Cevriye) isimli artistleri beyaz perdede görmeye başlıyoruz. Bu yıllardan itibaren Mısır ve Hindistan kökenli filmler de boy göstermeye başlamıştır.
1951 yılından itibaren Ayhan Işık (Kanun Namına), Muharrem Gürses (Köy Filmleri), Belgin Doruk, Göksel Arsoy, Feridun Karakaya (Cilalı İbo Serisi, Aynı zamanda Zile kökenlidir), Zeki Müren (Şarkılı Filmler), Lale Oraloğlu, Aliye Rona, Abdurrahman Palay, Muhterem Nur, Mualla Kaynak, Agah Hün, Turan Seyfioğlu, Ekrem Bora, Ahmet Mekin, Çolpan İlhan, Fikret Hakan, Salih Tozan (Dokuzdağın Efesi), Zeynep Değirmencioğlu (Ayşecik), Parla Şenol ve Suphi Kaner'i beyaz perdede seyretmeye başlıyoruz. Memduh ÜN'ün yapımları da (Kırık Çanaklar ve Ateşten Dünya gibi) bu dönemde devreye giriyor.
1965 - 1972 yılları Kovboy (Western Macaroni) filmlerinin at koşturduğu yıllar olmuştur. Sinemada film çıkışında çocukların "Dıgıjın dıgıjın!" ünlemelerindeki silâh sesleri sokak aralarında çınlardı. İyi - Kötü ve Çirkin filminin film müziği gençler arasında "Digit - Diget" (The Good, The Bad and The Ugly) diye ıslıkla çığrılırdı. Kovboy filmleri çocuklar arasında Kovboyculuk Oyunu'nun kalıcı olmasında da baş etmen olmuştu.
F. Saliha MİSTEPE (Akyunak)
"İyi Kötü
ve Çirkin" Film Afişi Önünde
Fot. : M. Ufuk MİSTEPE - 17.03.2007 TMO/Güvercinlik
Kovboy filmlerinin unutulmaz isimleri arasında John Wayne, Client Eastwood, Lee
Van Cleef, Eli Wallach, Gary Cooper'ı sayabiliriz. Bu furyaya Yeşilçam kovboy ve
ringoları da Yılmaz Güney, Kadir İnanır, Kartal Tibet, Yılmaz Gündüz ve İzzet Günay'la katılmıştı.
1961 yılından sonra Orhan Günşiray (Yerli Mayk Hammer ve Polisiye Filmleri), Eşref Kolçak (Namus Uğruna), Kadir Savun, Filiz Akın, Tanju Gürsu, Ajda Pekkan, Tamer Yiğit, Öztürk Serengil (Adanalı Tayfur), Türkan Şoray, Ekrem Bora, Hülya Koçyiğit, Erol Taş, Nilüfer Aydan, Leyla Sayar, Cüneyt Arkın, Türker İnanoğlu (Yumurcak), Fatma Girik, Hayati Hamzaoğlu gibi oyuncuları ve Yarın Bizimdir, Ağaçlar Ayakta Ölür, Fıstık Gibi Maaşallah, Turist Ömer, Çalıkuşu, Ezo Gelin, Vesikalı Yârim, Dağlar Kızı Reyhan gibi filmleri seyrediyoruz.
007 James Bond, Masis, Samson, Herkül, Killing, Fantoma, Tarkan film serileri ardından Karate Filmleri gençlerin vazgeçilmezi olmuştu 70 ve 80'li yıllarda. Wang Yu, Bruce Lee ve 90'lı yıllarda Jackie Chan gençlerin hayal kahramanları oldular.
1971 yılından sonra da Arzu Okay, Tarık Akan, Murat Soydan, Emel Sayın (Makber, Feride, Hicran), Orhan Gencebay (Bir Teselli Ver), Rüştü Asyalı (Keloğlan), Behçet Nacar, Fatma Karanfil, Süleyman Turan, Münir Özkul (Sev Kardeşim), Tarık Akan, Semra Sar, Gülşen Bubikoğlu, Kemal Sunal, Perihan Savaş, Hakan Balamir, Yıldız Kenter, Orçun Sonat, Adile Naşit, Efkan Efekan, Şener Şen, İlhan Daner, Mete İnselel, Ali Poyrazoğlu, Kartal Tibet ve Müjde Ar gibi oyuncuları beyazperdede seyretmeye devam ediyoruz.
Belediye Saray
Sineması'nda Halk Bir Filmi İzlerken
Fotoğraf : Mustafa BELDEK
Bir Millet Uyanıyor, İngiliz Kemal, Vurun Kahpeye ve Yılanların Öcü gibi filmler de 70'li yılların başında vizyona girmiştir. Daha sonraki yıllarda yüzlerce film çekilmiştir. Ben sadece önemli olan ve bizim kuşağın tanıyabileceği isimleri yazmakla yetindim. Hâtıraları yaşatmak için derleyip toparlamaya çalıştım. Maksadım o yılların anılarını gelecek kuşaklara ezgisel güzelliğinde aktarmaktı.
80'li yıllar Türk Sineması için kâbus dolu yıllar oldu. Porno film furyasının yaygınlaşması akabinde aileler sinemadan koptular ve ardından ciddî sinema seyircisi de yavaş yavaş salonları terk etmeye başladı ve Televizyon Yayınları da Zile'de alınmaya başladıktan itibaren artık sinema 2000 yılına kadar kabuğuna çekilmek zorunda kaldı. Son yıllarda senaryolardaki ciddiyet, ses ve görüntü kalitesi yüksek cep sinemalarının yaygınlaşması ve gerçek sanatçıların rol almaları neticesinde sinema sektöründe gene bir kıpırdanış görülmektedir.
Kışlık Aykut Sineması Bekleme Salonu /
1971
F. Saliha MİSTEPE (Akyunak) Fotoğraf Arşivi
Zile'de senaryo kalitesi yüksek filmler oynatılmaya devam ettiği sürece bilinçli bir sinema seyircisi kitlesinin oluşması da kaçınılmazdır. Seyircinin sinemadan kopuş ve komşu il ve ilçe sinemalarını tercih sebebi de araştırılması gereken bir konudur.
Beyaz Perde'nin karbeyaz güzelliğinde Zile Senaryosu'nun değerli figüranları hemşehrilerimi perdeleri kapanmamak üzere kutluyorum...
Yazlık Aykut Sineması Sandalye ve Sıralarının Sahneye Yığılmış İskeletleri
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 13.05.2007 15:38