ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 23 Aralık 2007 tarihinde güncellenmiştir.)

.

 

 

ÜNYE'NİN
SAĞLIK SORUNLARI
VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

 

Tebliği Sunan : Opr. Dr. Fahrettin ÖZKAN
(Gebze Belediye Hst. Başhekimi ve Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı)

 

ÜNYE'NİN
SAĞLIK SORUNLARI VE
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

I. Ünye Kurultayı - 15 Kasım 1998
ÜNDER - Ünyeliler Derneği


ÜNDER - Ünyeliler Derneği Yayınları No. : 1, 176 sayfa, 53 - 63. sh.'de yayımlandı.
I. Baskı, Kasım 1999, Yapım : ÜNDER

           

Yönetici:

Gebze Belediye Hastanesi Başhekimi Göğüs Cerrahi Hekimi Fahretttin Özkan Ünye'nin sağlık hizmetleri konusu ve geliştirilmesi hakkında bir bildiri okuyacak. An­cak bunun seminer biçiminde değil, sohbet biçiminde geçmesini istiyorum.

Op. Dr. Fahrettin ÖZKAN :

Sizlerin katkılarıyla ben Ünye'nin sağlık sorunlarını ortaya koyacağım. Ünye'nin şu andaki konumu nedir, sağlık konusunda neyimiz var, neyimiz yok, neyimiz eksik? En azından Türkiye ortalamasında veya çevremize göre hangi dallarda ne kadar hizmet verebiliyoruz? Bunu bir ortaya koyalım istiyorum.

Şimdi bizim hekimlik biraz farklı bir konu tabiki. Her ne kadar Hilmi Bey'in bahsettiği bir yatırım olarak düşünülüyorsa da doktorluk mesleğimizin kendine özgü bazı hasletleri de var. Bunu açıklamak gerekir. Örneğin bir uzman doktorun kadro meselesi vardır. Şimdi ben kalp-damar cerrahıyım. Beni buraya Ankara'daki bakan tayin ederse gelmek zorundayım. Ama üç gün sonrada bura­dan kaçmak zorundayım, yolunu bulduğum zaman. Sebebi nedir? Bunu yaşadık biz. Bundan önceki hükümet zamanında hastaneye bir psikiyatri uzmanı başhe­kim bulmak için cep telefonları faturası 40-50 milyondan aşağı gelmedi. Sırf bu­raya bir uzman arkadaş bulayım diye. Bunun için çok uğraştık. Daha doğrusu benden yardım istediler, ben de uğraşmak zorunda kaldım. Ama olmuyor. Niye? Çünkü bir uzman doktorun gittiği yerde devletin verdği 200 milyon parayla ida­re etmesi mümkün değil. Ne yapacak? Muayenehane açacak. Psikiyatri uzman­larının Ünye SSK'ya atanıpta muayenehanede para kazanması mümkün değil. Haliyle bu adam fırsatını bulunca kaçacaktır. Bu normal bir şey. Bunu özel dok­torların bir ilgisi olarak size sunmak istedim. Baştan buna göre düşünmek gere­kiyor bu işi.

Şimdi Ünyemizin durumu nedir? Ünyemizde şu anda bir devlet hastane­miz var. SSK'ya ait psikiyatri hastanemiz var ki şu anda dispanser olarak işlev gö­rüyor, iki tane sağlık ocağı, bir tane verem savaş dispanseri, gene küçük polikli­nik ve muayenehaneler var. Ünye'nin sağlık hizmetlerini bu birimler yürütüyor. Aslında 50 000 nüfuslu bir kaza için Ünye'nin sağlık hizmetleri küçümseneme­yecek kadar iyi, bunu da kenara atmamak lazım.

Çevremize göre bizim eksiğimiz yok denebilir. Ne var eksiğimiz? Bir be­yin cerrahı, iM kalp-damar cerrahı. Şimdi bu ikisi yok. Bu çok fazla bir eksiklik


 

 

 

 


 

138

.ÜNYE KURULTAYI

değil Ünyemız için. Diğer branşlarda hemen hemen her dalda uzmanımız var doğrusunu söylemek gerekirse. Bundan önceki hükümet döneminde devlet ba­kam olan bir arkadaşım vardı. Genel cerrahtı Bafra'da. Milletvekili oldu, Ahmet Demircan. Muş'un Malazgirt ilçesinde belediye başkan adayı söz veriyor ben si­ze uzman doktor getireceğim diye ve gidiyor Ankara'ya. Süleyman Hat personel müdürü o zaman, onun da arkadaşlığını kullanarak bize mutlaka uzman doktor. Kim olsun, kim olacak derken en çok uzmanlık hangi daîda var? Genel cerrahi­de var. O da bizim Ahmet Bey'e düşüyor piyango ve Ahmet gidiyor Muş'un Ma­lazgirt ilçesine. Hatıra olsun diye anlatıyorum. Bir de size ışık tutacak. Gidiyor Malazgirt'e. Allah Allah garip bir yer. 3-5 evden oluşuyor. Hastane nerede bura­da diyor. Ne hastanesi diyorlar. Yahu burada hastane yok mu? Genel cerrahım ben ameliyat yapacağım. Yok diyorlar, hastane yok. Peki ne var? Hiç bir şey yok. Sağlık ocağı vardı onun da yanında PTT şantiyesi varmış, PTT binası, girilmez yazıyor sağlık ocağının kapısında. Oranın hemşiresi de lojmanda oturuyor, ora­da hizmet veriyor. Oraya atamışlar genel cerrahı. Şimdi Allah Allah ne yapayım diyor, gidiyor kaymakamlığa. Kaymakama durumu izah ediyor. O sıralarda da belediye başkanı orada, haa diyor, ben seçim zamanı böyle bir şey için söz ver­miştim. Ankara'ya gidincede baskı yapmıştım filancalara, seni onun için atamış­lardır demiş,

Şimdi memleketimiz garip. Bizim yatırımımızda buna benzer bir yatırım. Her ne kadar Ünyemize böyle bir yatırım yapıldığı için memnun olsak bile. SSK Samsun'da psikiyatri servisi olan, Trabzon'da olmayan SSK'mn yeri burası olma­malıydı doğrusunu söylemek gerekirse, hastane olmalıydı. Ama psikiyatri hasta­nesinin olmayacağım, çalışmayacağını her gören gezse bilirdi. Bunu bir doktora danışsalardı böyle bir yatırım yapılmazdı. Çünkü yazık, günah, boş durunca in­san üzülüyor. Bunun yerine ne olabilir? Bunun yerme üniversite merkezi olabi­lir. Ama en güzeli bir tıp fakültesi olabilir. Bahsettiler hocalarımız, arkadaşları­mız. Burada bir kuruluşu açarken -Ünyemizde- bunun elemanlarını getirmeyi de düşünmeliyiz. Yatırım olarak bize ne kadar fayda sağlayacağını düşünmeliyiz. İkincisi de buraya öğretim üyesi gelebilir mi onu düşünmeliyiz. Tıp fakültesinin bu konuda bir avantajı var. Ünye'de en az 50 tane uzman var veya 20 tane diye­lim. Hocalarımız gibi bizim gibi Ünyelileri sıkıştırırsak, ki bir sürü varmış. Biz yeni yeni tanışıyoruz. Burada bir tıp fakültesi kurarız. Hiç kimseye ihtiyacamız olmaz, hizmet te veririz. Ama psikiyatrı hastanesi olarak değil tıp fakültesi ola­rak. Bu olur. Olmayacak şey değil.

Bir de ne var? Hocam protösör olduğu için tıp fakültesi öğretim elemanla­rının muayene açma gibi bir sıkıntıları yok. Niye? Çünkü tıp fakültesi öğretim üyeleri döner sermayelerinden bir pay alırlar. O payla idare edebilir. Biraz da


 

ÜNYE'NİN SAĞLİK SORUNLARI     139

memleket severlik içimize oturur ve biz buraya geliriz. Onun dışında ben Ün-ye'liyim, benim tayinimi buraya atasalar, on defada atasalar tayinimi aldırırım. Çünkü geçmemem burada. Ama ben hocamın yardımcısı olarak buraya gelsem, ben de döner sermayeden biraz pay alırım, idare edebilirim ve göz yumarım, gö­ğüs görerim bu işe. Ama ben SSK psikiyatri hastanesine atansam burada görev yapamam; çünkü geçinemem. Yani buraya ben bir kaç tane psikiyatri uzmanı buldum. Telefonla konuşuyoruz. Arkadaşım sen doktorsun dedi. Sen olsan gider misin? Vallahi hiç bir şey diyemedim adama. İsrar ediyorum, seni psikiyatri has­tanesine başhekim yapacağız. Ama kardeşim Türkiye'de bulduğum tüm insanlar yüz çevirdi bu işten. Hastanenin sahibi yapsan gene gelmem diyor. Sen doktor­sun, inanıyormusun diyor bana. inanmıyorum, doğru. Pratisyen arkadaşlarımız­la mecburen idare etmek zorundayız. Dispanser gibi, poliklinik gibi idare ediyo­ruz, ama bu böyle yürümez.

Ben eski hükümet döneminde bunu beceremeyince bu sefer buranın SKK hastanesi genel bir hastane konumuna getirmek için çaba başlattım. Bunun için bir şey sunduk Hasan Bey'le birlikte ve kabul edilmiş durumda idi hastaneye çevrilmesi konusu ama son durum ne bilemiyorum, hükümet değişti o ara. Ama buranın genel bir hastaneye çevrilmesi gerektiğini söylemişler. Artık siyasetçiler takip etsinler. Bir de psikiyatri hastanesi olmaz dememizin bir sebebi de, hoca­mız Ömer Çam bahsetti. Ünyede deli çok mu? Ve Ünye-Samsun-Trabzon hattın­da iki tane psikiyatri merkezi var. Trabzon Devlet Hastanesi'nde, Samsun devlet ve SKK hastanelerinde var. Onun dışında tıp fakülteleri var. Trabzon'da tıp fakül­tesi psikiyatri bölümü var ama hastanesi yok. Devlet hastanesine bağlı bir pisiki-yatri hastanesi olsa bu kadar verimsiz olmaz. En azından devlet ve SKK hastane­lerinin psikiyatrı ve nöroloji birimleri bir yerde toplanıp psikiyatri hastanesi ha­line getirilebilir. Ama bu Ünye'de mümkün değil. Bunu kafamıza koymamız la-

zım.

Ünye'nin, Fatsa'nın sağlık konusunda bir karşılaştırılması yapılırsa Hilmi Bey'in bahsettiği puanlamaya göre Fatsa bir adım öndeydi. Ama millet biraz hay­ret etti buna. Genel gelişmişlik konusunda ve sağlık konusunda biz Fatsa'yı eve-lallah beşe katlarız. Örnek vereyim: Beş tane genel cerrahın olduğu yere bir tane kalp-damar cerrahı atanır, usulü odur. Uzmanlık dalları olarak biz Fatsa'dan bir adım öndeyiz. Bir hasta doktoru beğenmeyip buradan Fatsa'ya gidebilir. Ama burada şu uzmanlık dalı yok diye Fatsa'ya gidemez.

Hastanemizin güzelliği mi? Siyasileremiz güzelîeşürsinler. Biz Kocaeli'nde ne yaptık biliyor musunuz? Ben Kocaeli SSK'mn başhekimiydim. Sendikacıları ve bütün parti il başkanlarını aldım yanıma bütün şehirdeki zenginlerin teker te­ker sıralamalarım yaptık. Hastaneye gittiğimizde bir tek lamba yanmıyordu. Bah-


 

 

 

 


 

740

.ÜNYE  KURULTAYI

çesi çukur çukurdu. Necati Çelik Bey'e baskı yaptırdım. 36 dönümün hepsini as­falt yaptırdım. Kısaca SSK'mn heryerini granit yaptırdık- Kesinlikle sağlık hiz­metleri yönünden biz yeterliyiz. Ama sağlık hizmetlerinin alt yapısı bizim yapa­cağımız, doktorların yapacağı bir iş değil. Bunlar siyasetçiler, parti il başkanları, ilçe zenginleriyle beraber başhekimliğin koordmeli çalışmasıyla olacak bir şeydir.

Ama bunun yanında Tıp Fakültesi; eğer Ünye'de Nedim Beylerin İktisat Fatültesi ilk sırayı almışsa, tıp fakültesi de ikinci sıraya adaydır. Bu konuda hiç bir eksikliğimiz yoktur. Sadece bürokratik eksiklikler vardır. Buyursunlar her dalda aday bulmaya razıyım. Onun dışında neler olabilir; Spesifik birimler ola­bilir. Mesela kalp hastanesi gibi. Ama yine uzman bulmakta zorlanırsanız, ele­man bulamazsanız özel poliklinikler kurabilirsiniz. Yatırımcılar Hilmi Bey'le ko­nuşsunlar, ne kadar para kazandırır öğrensinler. Hizmet olarak bir numaradır ama para kazandırır mı listeye baksınlar. Benim bu konuşmalarımın ardından is­terdim ki bütün Ünye'nin milletvekilleri, parti başkanları bu sorunlarla beraber­ce ilgilensinler. Şu an burada bulunanlar bu söylediklerimi not alsınlar ve Anka­ra'da bunları gerçekleştirmek için girişimlerde bulunsunlar. İnşaallah not alanlar olmuştur.

Yönetici:

Doğrusu I. Ünye Kurultayı bir başlangıçtı, ama ardından gelecek kurul­taylar Ünye için bir şeyler düşleyen Ünye'liler açısından çok önemli. Üniversite düşluyoruz, üniversitenin temeli fakültelerdir. Fakültelerde sadece Ünye değil tüm yurda, ülkeye dönük hizmetlerdir, iktisadı ve İdari Bilimlerin yanında sayın Özkan tıp fakültesi önerdi. Tabii bu olabilir. Benim arzumda Fen - Edebiyat Fa­tültesi açılması. Meslek Yüksek Okulu açılması için üniversite senatosu karar ve-rebiliryor. Ama fakülte için YÖK izni gereklıymiş. Ama önemli olan kaliteli öğ­retim elemanlarının olması gerekir.

Ünyemızm il olmasını istiyoruz. 11 nasıl olur? kaliteli bir üniversitemiz, ka­liteli öğretim elemanlarımız olursa il olabiliriz. Bizim hır sonunumuz olursa Samsun'a, Ankara'ya, istanbul'a Cerrahpaşa'ya gidiyoruz. Demek ki insanlar, so­runları nerede kaliteli çözülüyorsa oraya gitme arzusundalar. Ünye-Terme için, Çarşamba-Fatsa için veya genişlemesine derinliğine arkadaki il ve ilçelerle bağ­lantılı olursa, onların da sağlık sorunlarına cevap verebilecek bir tıp fakültesi olursa o işte döner sermayesini kaliteli hale getirir, döner sermayesi nedeniyle öğretim üyelerinin orada kalma olasılığı artar ve böylece olabilir bir tıp fakülte­si. Bu genel bir değerlendirmedir, yanı istiyorsak öyle kuru kuru binalar değil, kaliteli sağlık hizmetleri verebilecek, kaliteli eğitim verebilecek fakültenin sahibi


 

ÜNYE'NİN SAĞLIK SORUNLARI     747

olmalıdır Ünye. Bunun için elbette daha sonraları daha detaylı bir görüşme ve sempozyum olabilir.

Şimdi ne var Ünye'nin elinde. Bugüne kadar hep değerlendirdik, hocala­rımız söylediler kestane konusunda özel bir üretim gayreti yok, kiraz konusun­da özel bir üretim gayreti yok, tamam bizim malımız bunlar, alıp çürütmek ve­ya toplayıp sepette çürütmek... Dalda izi olmamalı. Ünye'nin var olan imkanla­rını bu söylediğimiz hedeflere varmada nasıl değerlendirebiliriz, nasıl programı­nı yapabiliriz ve nasıl pazarlarız? Diye düşünürken ben, Ünye'nin var olan im­kanlarım görüyorum. Psikiyatrı hastanesinin varlığı Özkan Bey hocamızın o "De­lisi çok mudur ki buraya geldi?" bu anlamda değil tabii ki. Çünkü bu hastane yö­reye hizmet verecek diye düşünülmüş ama, orada hastanın derdine çare bulacak hekimler yoksa, hizmet veremez duruma gelir. Kullanılmayan organlar kendiği-linder küçülür, küçülür bir gun yok olurlar. Psikiyatri hastanesini getiren siyasi­lerimiz sağ olsun, bu güzel bir imkan, ama o imkanı nasıl değerlendiriz bu bir soru, biz bu soruyu açalım. Ünye'nin yetiştirdiği değerli Doç. Dr. Orhan Taşçı bey gelemedi ancak görüyorum birden tıp fakültesi açılamaz. Ya ne olmalı, bu­raya bazı menfaatler açısından bazı hekimlerin gelmesi. Bu da var ama mesela biz araştırma görevlisi alıyoruz ya da doktorada ihtisas yapmak üzere elemanlar alı­yoruz. Bu elemanlar kadroluda olabilir, kadrosuz da. Nitekim Çarşamba Tıp Fa-tültesi'nde şu anda kadro bulmak mümkün değil, bu delikanlılar, doktora, yük­sek lisans yapmak için çalışmayı kabul ediyorlar. Biz kadro bulmaya gayret edi­yoruz. Onların ücretsiz çalışmasına üzülüyoruz tamam devletin imkanları üni­versitenin şartları var; sağlık birimleri, enstütilerm ortaya koyduğu imkanlar de­ğerlendiriliyor, biz de elimizden geldiği kadar ekonomik sıkıntılarını çözme gay­retinde bulunuyoruz. Bu sıkıntılar olmasına rağmen onların hedefi doktora yap­maktır. Doktorasını yaptıktan sonra üniversitelerde öğretim elemanı olmaları için yasalar müsait ve kendilerine bir büyük kapı açılacak.

Şu halde hekimler için psikiyatri hastanesi uzmanlık verecek hastane ha­line getirilebilirse, -burada siyasilerin önemli katkıları olabilir- bir araştırma has­tanesi gibi düşünülürse bu konuda Orhan Taşçı Bey, "ben yurtdışındaki ilişkile­rim nedeniyle cihazlar getirebilir, donatabilirim" demişti. Bir araştırma hastane­si olması nedeniyle bu psikiyatri hastanesinin, bu adımı atarsak, işte düşlediği­miz hedeflere varmak. Pragmatik olarak bunun için gayret göstermeliyiz. Bu mil­letin ekonomik gücü çok mu ki bu imkanlar buraya gömüldü ve orada millete hizmet vermeden duruyor? Bu güzel bir şey değil bir açıdan, ikincisi de Ünye'ye hizmet verirse hem meselemizi halletmiş oluruz hem de Ünye Üniversitesi'nın kurulmasında bence zorlu bir iş halledilmiş olur. En önemlisi tıp fakültesinin halledilmesidir.


 

Gerçi çok pahalı oları yatırımdır bu tıp Fakültesi. Öğretim üyesi demin söylediğim gibi oraya uzmanlığı konusunda, doktora konusunda kaliteli öğretim üyeleri varsa gelecek, olan ekip tarafından hizmet verilir. İşte Samsun Tıp Fakül­tesi devlet hastanesinde başlamıştı, yani benim 1983'lerde 1984'lerde bir kong­re için geldiğimde Samsun içinde bir devlet hastanesinde Samsun 19 Mayıs Tıp Fakültesi başlamıştı. Oradaki ekibin çalışması işte Hacettepe'nin desteklemesi, yanı bir destekle oldu. Sadece Ünye'liler değil. 19 Mayıs Tıp Fakültesi var bura­da yakınımızda, onların bunda destek olacağını tahmin ediyorum. Oradan da öğretim üyeleri buraya gelir, bir saatlik yol. Ben İstanbul'da Maltepe'de oturuyo­rum. Cerrahpaşa'ya sabahleyin 1,5 saatte varıyorum. 40-45 km'lik bir yol . Yanı Samsun Tıp Fakültesi'nm de bir imkanın olduğunu düşünmeliyiz.

Orhan Bey çok güzel söyledi. Yani bazı problemleri müşterek olarak çö­zümlemenin yollarını araştıralım. Biz kendimiz için de bunu söylüyoruz. Yani Ünye'liler artık hangi siyası, hangi düşünce ve kanaattte olursa olsun, hangi ha­yat görüşünde olursa olsun -ki ben bu modeli kendi ülkem için de arzuluyorum-sorunlarmı çözmek için bir arada olmaktan rahatsız olmamalı, hoşgörü içerisin­de sorunlarını birlikte çözebılmeliler. Gerek sağlık konusunda, gerek dun ifade ettiğimiz gibi eğitim konusunda. Gerekse çevre konusunda ve şehircilik konu­sunda, gerçekten Çarşamba'da mükemmel havaalanı varsa biz Ünye'de havaala­nı düşünemeyiz ama Ünye'de mükemmel bir liman varsa da Fatsa da bunu dü­şünemez. Zaten bu bir hizmet yarışıdır.

Kim bayrağı taşıma cesaretini ve gücünü gösterirse o bayrağı taşıyacaktır ve o bayrak taşınacaktır. Yanı ister Ünye olsun ister yakınımızdaki bir ilçemiz ol­sun bu sağlık problemi veya eğitim sorunları mutlaka bu şekilde çözülecektir bunun başka yolu yok.

Biz önce davranalım gayret gözterelim. I. Ünye Kurultayı bu açıdan önem­li, efendim sağlık konusunda da Ünye'nin hizmetlerde kalitesini arttırması konu­sunda tebliğimizi böylece benim toparlayıcı sözlerimle bitirmiş olduk. Ben teş-şekür ediyorum Özkan Bey'e katkıda bulunacak olanların ve sorusu olacakların sorularını bekliyorum. Buyrun sayın hocam, bir mikrofon lütfen...

Ömer ÇAM:

Sayın Özkan Bey'in konuşmalarında doktorların önce parayı teftiş ettikle­rini söyleyen bir görüşü var. Bu gerçekçi bir görüş ancak öyle de doktorlar var-ki parayı bir yana itiyorlar, topluma hizmeti öne alıyorlar. Ben meslek lelsefesin-de şunu okumuştum. Meslekten maksat para değildir, topluma hizmettir. Buna uyan çok az doktor gördüm. Onların ismini anmakla bahtiyar olacağım. Refased-


 

ÜNYE'NIN SAĞLIK SORUNLARİ     143

din bemin çok sevdiğim bir arkadaşımdı. Allah rahmet eylesin . Parayı değil top­luma hizmeti öngörürdü. Şimdi halen Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi deka­nı olan Nurcan Hanımefendi var. Gastropologdur kendisi, nur gibi bir hanıme­fendi. Katiyyen parayı değil topluma hizmeti öngörür, ismine hürmetle yadede-rim. Beni de tedavi ettiler, çokta ilgi gösterdiler, hatta elimi öpmeye kalkıştılar, ben zorla onun elini öptüm. Nur gibi bir hanımefendidir. Sahi ya bir de benim talebem, iftihar ederim Said Kapıcıoğlu, parayı bir yana iter hizmeti öngörür. Be­nim burada söylemek istediğim bu. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Prof. Dr. Fethi BAYRAKLI:

Efendim ben ufak bir noktayı düzeltmek istiyorum. Sayın Özkan arkada­şımız sürç-ü lisan ettiler. Burada fakülte dekanı var, iktisadı ve idari bilimler fakültesi var. Nedim Bey'in fakülteleri diye bir ifade biraz hoş kaçmadı ama ben bunu gençliklerine veriyorum ve bu konuyu düzeltmek istiyorum.

Ali Rıza GÖKÇE: (Ünye Ziraat Bankası Müdürü)

Ben Ömer Çam hocamın söylediği sözlere biraz daha katkıda bulunmak istiyo­rum. Şimdi sayın doktorumuzun bahsettiği gibi şeyler belki haklı olabilir ama devletin bize bahşettiği maaşlar o kadar. Ben buraya tayin olduğum uç aylık bir zamandır hiz­met vermeye çalışıyorum elimden geldiği kadar. Benim maaşım az, ben burada çalış­mam diye şikayette bulunamam, bulunmak zaten yetkisinde de değilim. Mümkün de­ğil bu, biz Ünye'ye geldik. Sayın doktorum bir Ünyeli olarak, "ben buraya gelirim de üç gün sonra giderim" diyorsa, ben I300 km'lik yolu niye geldim. Muğlalıyım benim ne yapmam lazım, onu sormak istedim,

Op. Dr. Fahrettin ÖZKAN:

Şimdi ona cevap vereyim müsadenizle. Türkiye'nin gerçeklerim söyledim. Şimdi burada memleketini herkes benim kadar sever. Biz de 1000 km'den sev­diğimiz için geldik, kimse de bize bu yol paramızı vermedi . Şu arkadaşlarımın hepsi ele aynı. Şimdi burada memleketseverliliğin bir ölçüsü yok. Allah'a şukur hepimiz seviyoruz ve biz de, hocamız da buraya geliriz dedik, bunu söyledim. Para için de demedik bunu. Ben Türkiye'nin gerçeklen olarak dile getirdim. Bu gün sız Ailah rızası için getirin o doktorlardan birini psikiyatri hastanesine ata­yın. Atayamazsmız. Netice nedir? O adamlar gelmiyor kardeşim. Şunu söyleye­yim; bizi Tıp Fatültesi'ne gönderen zihniyet para kazanacaksın, köşe döneceksin diye gönderiyor, Allah rızası için değil. Ben Allah'ın rızasına uygun yaşıyorsam bunu anamın, babamın ve çevremin yetiştirmesine bağlıyım. Benim gibi veyahut


 

744       I.ÜNYE KURULTAY]

hocam gibi olanlar görevden alındı. Niye tutmadılar dekanlıkta, hocam niye kal­madı? PKK örgütünü mu besledi. Yok ama alındı görevden, beni de aldılar baş­hekimlikten. Ne yaptım? Hiç. Türkiye'de Allah rızasını göztecek doktor yok de­ğil, dolu. Hocamın dediği gibi hocamın öğrencilerinden başka da çok var, ben size yüzlerce bulayım. Ama bunu mağdur etmenizin manası yok.

İkincisi bir tek benim gelmemle olmuyor, ben branşım itibariyle Ünye'ye uygun değilim dedim. Niye? Beş genel cerrahi açmadan, bir göğüs kalp damar cerrahi büro açıp da çalışamaz? Zaten yapacağım ameliyatları yapacağım sistem de olmaz devlet le onu vermez. Beş genel cerrahi açtığın zaman buraya göğüs da­mar kalp cerrahı aletlerini verir. O zaman ben buraya otomatik olarak gelmiş olurum, onu demek istedim. Yoksa para vermedikleri için değil. Memleketime ek tesis kurulsun söz veriyorum, istediğiniz zaman gelirim.

Prof. Dr. Şefik DURSUN:

Dr. Fahrettin Bey kendisiyle ilgili hususu dile getirdi burada söylemek istemi­yorum ama düzeltmek istiyorum- Ben Fakültede bilim dalı başkanlığından alındım. Halen öğretim üyesi olarak Cerrahpaşa Tıp Fatültesi Biyo-fizik Ana Bilim Dalı'nda öğ­rencilerime hizmet veriyorum. Alınma sebebim de elbette PKK değil, ben öğrencili­ğimden beri sadece Ünye değil, vatanım için her türlü fedakarlığı yapabilecek bir in­sanım. İnsanların kılık ve kıyafetleri ile ilgili bana bir kural, bir emir direkti! edilse, dayatılsa buna uymam çünkü bu Anayasanın 137. maddesine göre kanıtsız suç teşkil eden bir husustur. Türkiye'de halen YÖK'de üniversitelerde uygulanmak istenen kı-hk-kıyafet yasağına karşı belli bir protesto harekeli oluyor. Sınava girme hakkı olan öğrenciyi, listede bulunan öğrenciyi başörtülü olduğundan dolayı neden sınava aldı­nız diye benim hakkımda soruşturma açtılar ve kendilerinin iptal ettiği bu genelge ne­deniyle beni yönetim görevinden uzaklaştırdılar. Mesele budur ve teşekkür ediyorum.

Şimdi üniversitede yetiştirilen insanlarla ilgili sayın hocam dün eğitimle ilgili bir soru vardı. Burada Nedim Bey de kendine göre cevapladı. Türkiye'de bir kimlik sorunu var. Bu kimlik sorunu hem ekonomide, hem sağlıkta, hem de eğitimde, üni­versitelerde kendini gösteriyor. Yani biz nasıl bir insan arzuluyoruz. Ünyeli için iste­diğimiz şeyleri diğer ilçeler için de, diğer iller için de, diğer insanlarımız için de iste­meliyiz. Yani vatanını seven, milletini seven, vatanın bölünmez bütünlüğüne saygı gösteren, devletine yapılacak saldırılara karşı koyan ancak devletin kendisine verdiği imkanları kendi düşüncesine göre istirmar edip kullananlara karşı koymaya çalışan insanlar değil de, nasıl köşeyi dönerim diyen, insanlar tıp fakültesinde. Özkan Bey'in dediği doğrudur. Yani çocukların çoğu böyle doldurulmuş, böyle gelmişler. Ben me­zun olacağım, çok para kazanacağım ya da ben tıp fakültesinde öğretim üyesiysem bir kaç örnek. Elbette hepsini kapsamaz ama yatan bir hastasını dışarıdan ameliyat etmek için adeta fakülte hastanesinden kaçıran öğretim üyelerine de rastladık.


 

ÜNYE'NİN SAĞLIK SORUNLARI     745

Şimdi bir tıp fakültesinde öğretim yapılmıyor veya üniversitelerimizde sadece öğretim yapılmaz, eğitim de yapılır. Yani bizim davranışlarımızla onlara nasıl bir dok­tor olması gerektiğini göstermemiz gerekir. Hastanın parası yokken acile gelmiş, ölüm noktasında veya tedavi olmuş parasını ödeyememiş, rehin tutuyorsunuz veya hasta­neye kabul etmiyorsunuz. Bu milletin anlayışıyla, bu milletin kültürüyle, bu milletin inancıyla bağdaşmayan bir durumdur. Öyleyse bu genel bir problemdir... Yanı üniver­sitelerimiz milletin kurumlandı]-. Devlet bu millete hizmet etmek için vardır. Bu fakül­te Ünye'de hizmet etmek için ve milletine hizmet etmek için vardır ve öyle olacaktır.

Peki eksiklerimizi nasıl gidereceğiz? Bunlar problemdir, bunları düzeltmeye iyi insanlar daha fazla gayret gösterecekler, koşacaklar problemlerin üzerine, gidecekler, zaman verecekler, yani orada dün söylediğim gibi bizim için, bizim gibi Öğretim üye­lerinin beklediği sadece bir teşekkürdür, başka bir şey değil. Çok teşekkür ederim. Ay­han Bey benim de hocam. Benim de -Ömer Cam hocam ifade ettiler- akademik kari­yerimde, ilerlememde faydası olan bir insan. Hastalık döneminde elindeki bir yazlığı­nı ve bir binasını vergileri nedeniyle, masrafları nedeniyle satmış ve o pek bir şey bı­rakmamıştır. Ayhan Bey ve tabii ki onun yetiştirdiği insanların da, biraz önce tarifini yaptığım hekimlerin oluşmasında mutlaka katkısı olmuştur. Böyle insanlar sadece İs­tanbul'da değil, Cerrahpaşa'da değil, Ünye'ye de faydalı olacaktır, olmalıdır. Evet. ben bunu ifade ettim. Teşekkür ederim. Buyrun Ahmet Bey

Prof. Dr. Ahmet KORKMAZ:

Sayın değerli misafirler Ünye'deki üniversite konusundaki problemleri saygı değer hocamız izah ettiler. Fakat Ünye de olmamasına rağmen, -ben 1993'te geldim Ünye'ye- Çanakkale'li olmasına rağmen Ünye'de üniversitenin kurulması için çok

büyük efor sarfetmiş, çok güzel sözler söylemiş ve Ünye'den çok şey beklemiş bir insan olarak KTÜ rektörü sayın Prof. Dr. Türkan Güneş bana aynen şu ifadeleri kul­lanmıştır; "Ahmet, boş bina tut, içerisine masasını ve sandalyesini koy, benden Ünye'de hangi fakülteyi istiyorsan onu açacağım. Oğlum! iki fakülte, bir yük­sekokul üniversitedir." Ben huzurlarınızda bu insana teşekkür etmek istiyorum. Ünyeli olarak konuşuyorum. Fakültenize dekanlarını özellikle seçmiştir en iyisi ol­sun diye. Ünye'ye özellikle sevgisi vardır Türkan Güneş hocanın

Cumartesi-Pazar'a denden koymak kaydıyla burada derslerin % 90'ını profe­sörlerimiz vermiştir ve bu sene ilk mezunu verdik. 38 kişi ile başladık 27'ye indi. yatay geçişle gidenlerimiz oldu, 17 tane mezun verdik. Hocam bunu arzetmek du­rumundayım. Bakınız maliye bakanlığının sınavına girdi bu mezun olan öğrencile­rimiz 6'sı sınavı kazandı. Bakınız Ünye'de iktisadi ve idari ilimler fakültesini taşra bir fakülte olarak düşünmeyin bir Çanakkale'deki fakülte kadar önem vermişti bu­raya. Ama biz onun şahsi gayretleriyle yaptıklarını biz Ünyeli olarak yapamadık . Ben tekrar huzurlarınızda sayın KTU Rektörü Türkan Güneş'e Ünye'ye olan bu özel


 

146       I.ÜNYE KURULTAYI

girişiminden dolayı teşekkür etmek istiyorum ve hepinizin can-ı gönülden alkışla­masını istiyorum. Teşekkür ederim.

Yönetici:

Şimdi kurultay sonuç bildirisi hazırlanacak ama yukarıda bir öğlen yemeği ve­receğiz. Ancak bir istek var eğitim hizmetlilerinin müdavimi Ömer Çam hocamızdan. Taş adlı bir şiirin okunması isteği var. Lütfederler mi sayın hocam?

Ömer ÇAM:

Okuyacağım "Taş" şiiri Ayhan Hünalp'mdır. Dil ve Tarih mezunudur, eği­timcidir. Halen yaşamakta mıdır bilmiyorum? Benim de arkadaşımdır, yaşıyorsa uzun ömür, sıhhat ve selamet dilerim, öldüyse Cenab-ı Hak'tan rahmet niyazın-dayım. Güzel bir şiirdir, mistik bir değeri vardır.

TAŞ

Merhametsiz kalpleri sana benzettiler

Sana dilsiz, ruhsuz dediler

Halbuki senindir değirmendeki beste

Seninle biçim verir ruhuna heykeltraş

Sana sürülür yüz, sana vurulur baş

Milyonla insanın milyonca yıl taptığı taş

Mehtabı sensin süsleyen surlarla, sütunlarla Çeşmeler, kemerler senden yapılır Senden yapılır Allah'a giden merdivenler Namaz vakti müslümanlara senden haykırûır

Sevmediği kullan Allah taş edermiş

Görmedim ama inanırım

Hatta birgün gelecek gökten de yağacaksın sanırım

Taşlardır bakaa, taşlardır ebediyyet Taştan başka tarihe ne bırakır medeniyyet?

İnsanoğlu taş olur baş yarar

Taşı üstüste kor, yapar

Ve bir yandan durmadan yıkar

Ve birgün boylu boyunca yatırılır

Bir caminin musalla taşına

Ve sonra yine bir taş dikilir başına


 

ÜNYE'NİN SAĞLIK SORUNLARI     747

İşte bu taştır insanoğlundan baki

Üstünde bir tarih, bir Fatiha, bir Hüve'l-bakî

Bir de ölüm şiiri okuyayım. 1949 yılında Bebek sırtlarında yaşıyordu. Ba­na bir de Selbab-ı Ömrüm diye bir kitap hediye etmişti. Sekiz yıl bir verem has­talığına mübtela olmuş hanımı için yazıyor, kızı Selma'ya ithaf ediyor.

Selma sen de unut yavrum

Bir akşamdı, evimizde ecel kanat germişti.

Anneni bir cellat gibi vurup yere sermişti

Ölüm ile pençeleşen bir hayatın güneşi

Sekiz yıl sonra dinmiş nihayete ermişti

Adaların denizinde batan akşam güneşi

Sönük ölü ışığım çamlıklara serperdi

Babam 'Annem nerde" diye ürperdi

Hançer gibi ta ruhuma tüylerim battı yalnızlık

O gün bugün annem nerde? diye bana sorarsın.

Gülümserim, gözyaşlarını sakin sakin akarken

Uzaklarda bir şey arar ufuklara bakarken

Benim gözlerimde o uzun hayalim ararsın

O talihsiz biçareyi bak ben bile unuttum

Gönlümdeki üzüntüyü ninnilerle uyuttum

Unut kızım sende unut

Anma artık adını

Sorma bize o zavallı kadını

Sorma kızım, sorma yavrum ben de bilmem nerdedir?

Onu örten kara toprak bir karanlık perdedir.

O ağaçlar neresidir diye sorma güzelim

Gel seninle yapayalnız çamlıklarda gezelim

O ağaçlar bitip giden görenlerin gölgesi

O selviler hayal olan varlıkların ülkesi.

Bak bu yerde daha dilber kuşlar var, fidanlar var

Beyaz pembe çiçek açmış gelin gibi ağaçlar

Bak her yana hayal, hayat, nur saçılmış

Gözyaşlarının döküldüğü yerde güller açılmış

Duy ki benim kışlık gönlüm özensin o güzele

Sessiz dağda kahkahana cevap versin bezensin

Ölüm şeklindeki sırrın manasını düşünme

Gölge gibi bir varlığın ardından düşünme

Sabahı yok karanlıklar içinde

Bir kıvılcım gibi bir an beliririz süreriz

Varlık budur benim için hatta senin için de


 

745       I.ÜNYE KURULTAY!

Bir hakikat vardı derken bir hayale döneriz. Nice yüzler vardı gezdi, ben unuttum besbelli Her çehre bir hayaldir bu süreksiz rüyada Unut kızım sen de unut ölümü dünyada Her cefayı unutmaktır bizim için teselli Sonbaharın matemini gözlerimde oku.

Yönetici:

Sayın katılımcılar gerçekten duygusal bir son oldu ve böylece bitti I. Ünye Kurul-tayı.Ögleden sonra sonuç bildirgemizi okuyacağız Son olarak gerçekten bu toplantının bir fakültede yapılmasının getirdiği güzelliği hep birlikte yaşıyoruz- Sayın dekanımızın bu toplantıya kucak açıp destek vermesi son derece Önemli bir hale getirmiştir toplantıyı. Bu yüzden dekanımız Fethi Bayraklı Bey'i kapanış konuşması yapması için istirham ediyorum.


Devam Edecek

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR