.
|
ÜNYE... ÜNYE... |
|
Makale :
Yüksel Şen
(Emekli Bankacı - Gazeteci - Şâir ve Yazar)
ÜNYE... ÜNYE...
(Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin
Yıl : 11,
Sayı :
454 - 456, 10/24.04.1987 tarihli nüshalarında yayımlandı.)
Bugün gene güzel şehrimiz ÜNYE üzerine bir yazı ile çıkmak istedim karşınıza. Şöyle bir düşünüyorum da, bu ilâhî belde için bizler ne yazsak ne söylesek yetinemeyiz. O'nun müstesna kıymetini kelimelerle anlatmak mümkün değil.
Bu şehir, değil Karadeniz'in, çok yakın gelecekte yurdun ve hattâ Dünya'nın medarı iftiharı olmaya namzet. Her geçen gün bir kat daha artan şöhreti ona büyük imkânlar sağlamakta; yerli, yabancı tüm gezginler âdeta koşarcasına bu güzel şehre gelmektedirler.
Altın kumlu plâjlarla bezeli denizi, ruhlara gençlik saçan ve gönüllere ferahlık veren çay bahçelerini, insan oğlunun zevkine en ihtişamlı şekilde hitap eden piknikleri, emsali ancak büyük kentlere nasip olan şahane cadde ve tretuvarları, en güzel eğlence yerlerini ancak ve ancak ÜNYE'de bulmak mümkündür.
Yüzüncü Yıl Parkı -
05.07.2002
Ünye bugün tam anlamıyla turist şehridir. Kentin şöyle 15 - 20 yıl evvelki halini gözlerimde canlandırıyorum, bir de bugünkü haline bakıyorum; gördüğüm aşamayı sizlere yansıtmaya dağarcığımda tantanalı kelimeler bulamıyorum. Ve bu aşama kelimeler hacmine sığacak bir durum da hâsıl etmiyor. Böyle revnaklı kelimelerin ifadelerinin dışına taşmış bütün hizmetler.
Yüce Tanrı bu güzel kenti âdeta özenerek yaratmış. Mahallî idareciler de hizmetlerin en iyisini vermekten geri kalmamışlar. Bugün Karadeniz'in incisi olan şehrimiz, yarın yurdun incisi olacaktır. Buna bütün kalbimizle güveniyor, inanıyor ve şahadet ediyoruz.
Biliyoruz ki Ünyeliler misafirperver insanlardır. Tarihî Türk terbiyesinin bütün niteliklerine en güzel şekilde sâdık kalan insanlardır. Bu terbiye ve asaletin, geçmiş yıllarda bile hayranı olan Erzurumlu halk ozanı Âşık Emrah, Ünye'mizi ziyaretlerinde yazdığı meşhur destanı ile bu duyguyu dile getirmiş ve geçmiş yılların hâtırası bakımından bizleri ziyâdesiyle müstefit kılmıştır.
HEP BU DİYÂR Âşık Emrah (Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin Yıl : 10, Sayı : 447, 20.02.1987 tarihli nüshasında yayımlandı.) |
|
Kaldırım döşeli mahalle, pazar, Ol kadri kuyum eylesin nazar, Yapıları köşkü cenane benzer, Mayi kevser hoş binası Ünye'nin. |
Güzeli ins değil, emsali melek, Eğnine giyinir, incili yelek, Altın saat ile som sırma köstek, Âdap ter edalıdır dilrübası Ünye'nin |
Bugün Ünyeliler sosyal yaşamayı ve dayanışmayı en iyi icra etmenin mutluluğu içerisindedir. Halk mûnis, güler yüzlü ve sempatiktir. Cemiyet nizamlarını ihlâl edecek her türlü kötü itiyatlardan arınmış ve muhite örnek olmayı her türlü gelenek ve görenekleriyle şiar edinmiş kimselerdir.
Bugün 7'den 70'e her Ünyeli çok iyi bilir ki ÜNYE ismi onun kişiliğinde vücut bulmaktadır. Ben Ünyeli'yim diyen her fert şehrinin nâmütenahi şöhretine zarar verecek her türlü kötü davranışlardan sakınır. Hal ve harekâtıyla Ünye ismine düşüreceği gölgenin ileride memlekete nelere mal olabileceğini o şimdiden anlamış ve muhasebesini yapmış durumdadır.
Bugün, büyük küçük her Ünyeli'nin parolası yabancıya hürmet ve saygıdır. Bir memleket turizmi ve dolayısıyla iktisadî gelişme ancak bu koşullara sâdık kalmak ve uyum sağlamakla olur. Buna tamamen inanmış ve işin bilincine çoktan ermiş olan Ünyeliler, şirin beldelerinin istikbalini düşünerek, inançlarını ihlâle bugün olduğu gibi yarın da katiyen tevessül etmeyeceklerdir.
Ey, yurdun dört bir bucağından ve hattâ yabancı ülkelerden bu güzel şehre koşup gelen arkadaş. Neş'eli anlar geçireceğin ve tatilini tam manâsıyla değerlendireceğin bu şirin şehrin bütün kapıları size ardına kadar açıktır. Bu şehrin çok asil ve çok muhterem halkı ihtiyaçlarını talep halinde, en iyi ve en bilinçli şekilde karşılamaya amâdedir.
Biz hemşehrilerinin yıllardan beri taşrada özlemini çektiği bu Cennet şehirde, baba evindeki huzur ve rahatlığı duyacağından hiç şüphe olmasın. Tabiat güzelliklerinin en orijinal dekorlarını mı seyretmek istiyorsun? İşte Çakırtepe. Denizin nefasetine mi doyacaksın? İşte Uzunkum. Çam kokusunu mu teneffüs etmek istiyorsun? İşte Belediye Çamlık Aile Gazinosu.
Çeşitli kâğıt oyunları, tavla, bezik mi oynamak istiyorsun? İşte çeşitli kulüp ve lokaller. Tertemiz bardaklardan şehrin o nefis acısuyu ile demlenen bir bardak çay veya soğuk meşrubat mı içmek istiyorsun? İşte şehrin parkı ve sahil çay bahçeleri. Kent gürültüsünden uzakta gezinti mi yapmak istiyorsun? İşte Niksar ve Fatsa Caddeleri.
Kalamış veya Bebek Koyu'nu mu hatırladın? Hemen Terme Caddesi'ne koş. Şayet bu gezi bir de mehtaplı gecede ise bu harikûlâde manzarayı tasvire değil bizlerin, en kudretli şairlerin dahi kalemi nâçar kalır. Bu demi yaşarken belki de kendini yeryüzünün Cennet'inde sanırsın.
Doğa ile baş başa kalmak mı istiyorsun? İşte Asarkaya. Tarihî bilgini mi genişletmek istiyorsun? İşte Kale, işte Tozkoparan Mağaraları. Şayet bunlarla da yetinmezsen, değerli hemşehrimiz rahmetli Prof. İ. Kılıç Kökten'in çok değerli çalışmalarıyla vücut bulan Roma Devri'ne ait Arkeoloji Müzesi'ni gezmeye koş. Güzel Ünye'mizin iki bin yıllık tarihî geçmişine ışık tutan bu eserleri gördükçe bu şirin beldeyi daha çok seveceğinizi ümit ederim.
Okuyup dinlenmek veya eğlenmek mi istiyorsun? İşte Halk Kütüphanesi, işte Musikî Derneği, işte Karadeniz'de bir eşi daha bulunmayan ve günün en ilgi çekici filmlerini sunan sinemalarımız.
Konak Sineması ve Kadılar Yokuşu
Bu güzel şehrin çok muhterem misafirleri : Medenî ihtiyaçlarınızın her türlü gereksinimlerini burada en mükemmel şekilde temin edebileceğinizden hiç şüpheniz olmasın. Her türlü konfora haiz lüks otelleri, tertemiz lokantaları ve çeşitli salonları ve görkemli mağazaları ile modern yaşamın tüm vecibelerine sâdık kalan ve gereken hizmeti en güzel şekilde ifaya çalışan bu şehir halkı, turizm anlayışını yurt ve memleket dâvası addederek, uhdesine düşeni noksansız yapmaktadır.
Ünye... Ünye... Canım Ünye. Ben ki sana gönlünü vermiş ve her an seninle olmayı arzulayan ve bu arzusunu nazariyattan, fiiliyata intikal ettirmek çabası içerisinde çırpınan bir kimseyim. Aynen kafese konan ve ormanı arzulayan bir bülbül misali.
Memleket hasreti hiçbir şeye benzemiyor. Çeşitli yönlerden çekilmiş albümlerimi ve evimin duvarlarını süsleyen ve her yönünü en güzel şekilde yansıtan renk renk fotoğraflarınla gideriyorum bu özlemini. Sadece ben miyim sana hasret duyan? Hayır Ünye hayır! O ki sende doğmuş, sende büyümüş ve hayata atılarak maişetini yurdun diğer kentlerinde kazanmak üzere taşraya çıkmış her evlâdın aynı hisleri yaşıyor.
Ankara'da bunun çok belirgin örneklerini gördüm. Bir aile toplantısında bu şirin beldenin bağrından kopan varlıklar, duygu ve düşüncelerini anlata anlata bitiremiyorlardı. Hep bir olduk; söyleştik, söyleştik.
Ünye... Ünye... Güzel Ünye. Şirin Ünye. Bu hemşehrilerin, hemşehrili duygusuyla sana bağlanıp özleminde teessür duyan kimseler. Bense her kalemi eline alışta üzerine yeni bir yazı yazmak ve değişik güzelliklerini halka yansıtmak ve okutmak çabası içerisinde çırpınan bir evlâdın. Seni nasıl unuturum ben ve bütün taşradaki Ünyeliler?
Çocukluk günlerimizin en ilginç hâtıralarına senin kırların âşinadır. Acı, tatlı günlerimizin biricik şahidi, senin bağrında kurulu sıcacık aile ocaklarımızdır. Nasıl unuturuz seni bizler, nasıl?
Selâm Sana Güzel Ünye
(Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin
Yıl : 11,
Sayı :
457, 01.05.1987 tarihli nüshasında yayımlandı.)
Değerli hemşehrilerim ve muhterem okuyucular. Çok uzun bir ayrılıktan sonra Çağrı Gazetesi'nin bu sütunlarında tekrar sizlerle buluşmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum.
Malûm olduğu üzere, rızk mücadelesi bazen insanoğlunu en çok sevdiği ve hattâ meftunu olduğu kişilerden ayırıyor. Ama benim bu ayrılışım bir sevgiliden, anadan, babadan, kardeşten veya bacıdan değil, taşını toprağını çok çok sevdiğim memleketimdendir.
Çağrı Gazetesi'nin çok değerli okuyucuları, aziz hemşehrilerim. Güzel Ünye'miz hepimizin medarı iftiharı olmalıdır. O Cennet beldenin hususiyetlerini, yurdumuzun herhangi bir köşesinde bulamayacağınıza emin olmalısınız.
Nerede o caddelerin güzelliği, nerede? Kordon Boyu nerede? Bütün ihtişamıyla Çakırtepe nerede? Dallarının altında bir sofra kurup denizin bütün güzelliğini ve halkı tabiatla haşır neşir seyrettiğimiz Çamlık. Nerede? Kırk evler nerede? Gönülleri bir ananın henüz beşikteki yavrusuna söylediği ninniler misali avutan dalga sesleri, nerede?
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE
Gökyüzünü bütün hendesesiyle denizde, gölgelikleri altında seyrettiğimiz Belediye Parkı, nerede? O cana yakın, görmüş geçirmiş asil memleket çocukları ah nerede? Nerede bütün ihtişamıyla aziz memleketim?
Aziz hemşehrilerim; bu satırları yazarken, o Cennet şehrin sinesinden ayrı kalmanın hüznü içerisindeyim. Ben ki o memleketin gelmişini geçmişini enine boyuna araştıran ve üzerine sayfalarca yazılar yazan bir memleket çocuğuyum.
Şu okuduğunuz satırları da bir otel odasında kaleme alıyorum. Kaldığım otelin önünden ihtişamıyla Kızılırmak akmakta, onun bulanık, âsi sularına gönlümü kaptırarak, bazen kederlerimi avutuyorum. Denize yollanan sularına kucak kucak selâm savuruyorum.
Değerli hemşehrilerim, Anadolu'nun çok yerlerini gezmiş görmüş bir kimse olarak söylüyorum. Güzel Ünye'miz bizler için paha biçilmez kaftandır. O'nu lâyık olduğu yere yüceltmeliyiz ve bilhassa aksayan konularda ilgililerin yardımını talep etmeliyiz.
Selâm sana güzel Ünye, selâm size değerli okuyucular.
Esen kalın...
|
RÜYÂLAR |
|
Makale :
Yüksel Şen
(Emekli Bankacı - Gazeteci - Şâir ve Yazar)
RÜYÂLAR
ŞEHRİ ÜNYE
(Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin
Yıl : 15,
Sayı : 639, 25.11.1991 tarihli nüshasında yayımlandı.)
Ünye, Karadeniz kıyısında, Ordu iline bağlı, 50 Bin'e yaklaşan nüfusu ve 784,5 Km2 yüzölçümü ile hususiyetleri olan güzel bir şehirdir. Kentin kuruluşu tarihin çok eski devirlerine rastlar.
Yapılan araştırmalar sonunda elde edilen bulgular bunu kanıtlamıştır. Amasyalı Tarihçi STRABON'a göre ilk sakinlerinden biri demirci bir kavim olan KALİPLER'dir.
Şehir bir ara Kral Sarukin zamanında Asuriler'in eline geçmiş, ayrıca Fenikeliler'e de müstemleke olmuştur. Miletoslular Ünye'ye geldiklerinde, gelişmiş bir kasaba ve liman ile modern bir topluluk bulmuşlardır.
Bu tarihî şehir zamanla daha da gelişmiş ve bugün her görenin hayranlıkla seyrettiği bir belde halini almıştır.
ÜNYE, Güzel ÜNYE, Şirin ÜNYE. Doğduğum diyâr benim, nasıl unuturum seni ben? Hayatımın ilk yirmi senesi, senin murat rengi kırlarında dolaşmakla geçti. Benim gibi niceleri var şimdi aynı hâtıralara sâdık kalan ve bu hâtıraların tertemiz mâzisini hayalinde sönmez bir meş'ale gibi yakan.
Nasıl unutur seni bu insanlar? Sen denizinle, liman kahvelerinle, o temiz caddelerinle, parkınla, Çamlığınla, Fokfok'unla, Asarkaya'nla, İn-Önü Mağaraları ve tarihî kalelerinle onların rüyâlarını süslemektesin.
Kolay değil Ünye; sende her şey bir başka güzel, her yönün ayrı bir zevke hitap etmekte. Karadeniz'in bazen bir melek kadar uysal ve şefkatli, bazen de en hırçın insanlar kadar ihtiraslı sularının hemen eteğinde yükselen, en şöhretli ressamların en güzel tablolarını galebe çalacak kadar haşmetli Çakırtepe'nin o tatlı görünüşünü nasıl unutur senin sinende büyüyen evlâtların?
Bizde bir atasözü vardır; "Bülbülü altın kafese koymuşlar, Ah orman demiş." Biz insanlar da aynen bu bülbül gibiyizdir. Zümrütten yapılmış bir sarayda yaşasak, Dünya'da hiçbir zevkten mahrum kalmayacak bir hava teneffüs etsek ve bu ortam yabancı bir belde de olsa, bütün bu ihtişama karşın gene de doğup büyüdüğümüz yerlerin özlemini çekeriz.
Bir İstanbullu'nun, bir Ankaralı'nın Anadolu'da birkaç yıl kaldıktan sonra, kentlerine özlem duyuşu, doğup büyüdükleri o yerlerde bıraktıkları hâtıralar nedeniyledir.
Bizim Ünye de, bizlere her fırsatta bu havayı teneffüs ettirir. Rüyâlarımıza girer, söyletir bizi. Şayet serde şâirlik de varsa aldırır kalemi ele, şiirler yazdırır üzerine. İşte bir misal sizlere. Mehmet Çetin TEZCAN isimli bir hemşehrimiz rüyâsına giren bu şehri bakın ne güzel mısralaştırmış.
Bu mısralarla sizleri baş başa bırakır, taşrada bu şehrin özlemiyle yaşayan daha nicelerinin en güzel düşlerine sahne olan bu güzel yurt köşesinde hepinize sağlık ve afiyetler dilerim.
ÜNYELİ'NİN RÜYÂSI |
|
Liman kahvelerinin birinde, Gece sabaha yakın Rüyâ görür, Ünyeli Mehmet. Ünye, Anası, Babası, Komşu kızı Ayşe. Kınalı elleriyle dikilir karşısına. Elini uzatır yakalayamaz, Şimdi bir kayık içindedir. Ünye açıklarında. Rüzgâr vurur bağrına, Deniz vurur. |
Balıklar dökülür ellerinden pul pul. Siyah iri ellerinden. Akşam olmaya başlar. Bir tuhaf hisseder kendini Mehmet. Bilir ki Ayşe merak içindedir. Yapışır türkülere çekmeye başlar. Sabah olur, Güneş dökülür üstünden. Liman sisler içindedir. Ünyeli Mehmet halâ rüyâ görür. Halâ, Ünye açıklarında kürek çekmektedir. Mehmet Çetin TEZCAN |
Şen ve esen kalınız.