ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 31 Mayıs 2007 tarihinde güncellenmiştir.)

.

 

ÜNYELİ
RUM KIZI
RODİ

Anı : The Girl from Pontus - Simos KERASSİDES
Çeviren :
Mehmet İlhan KAVAKLIOĞLU
http://www.theopavlidis.com/AsiaMinor/SimosHistory.htm

milhan@voanevs.com



 

ÜNYELİ
RUM KIZI RODİ


İngilizce'den Çeviren : Mehmet İlhan KAVAKLIOĞLU

            Ünye'de 2 bin 500 yıllık Rum Kültürü’nden geriye eciş bücüş birkaç yapı enkazı kaldı. En kutsal yerlerini ya yıktık ya hamam yaptık (Eski hamamın XIII. yy’dan kalma şapel ‘küçük kilise’ olduğu söylenir) ya da 'düğün salonu'.

Mart 2007'de Tokatlı Hamam İşletmecisi Ali UÇAR Tarafından İşletmeye Açıldı
    
http://www.sirinunye.com/detay.asp?hid=1799

            Çocukluğumuzda, yani 50'li yıllarda biraz daha fazla idi geride kalanlar. Halâ birkaç Rum ve Ermeni aile vardı. Aklıma Mıgırdıç Murat amca geliyor. İlkokul arkadaşımız Mardiros'u, abisi Gazaros'u, terzi babası Leon amcayı kim unutur ki. Çoğu önce İstanbul'a sonra başka ülkelere gitmek zorunda kaldı. Rum ve Ermeni tüm Ünyeli hemşehrilerimizi kaçırdık. Şu anda 70 bin nüfuslu Ünye'de kala kala iki gayrimüslim kaldı. Tornacı Karakin Amca’nın oğulları. Onlar da çekip giderse hiç şaşmam!

Gülezyan Ailesi - Nice Komşulukların Muştusunda Gönül Parkımızda - Berç ve Bahar Gülezyan ve Ailesi ile Murat Usta Park Kumsalında
 
Ahmet KABAYEL - Ahmet VARİLCİ Fotoğraf Arşivi

            Ben hayatımda ne anam babamdan ne de eş dosttan Rum ve Ermeni komşularımız aleyhine tek bir lâf işitmedim. Neden apar topar ayrılmak zorunda kaldılar bilmiyorum. Çocuktuk. Belki farkında değildik sosyal sorunların. Belki İstanbul'daki olaylar korkuttu onları. Belki de baskıya maruz kalıyorlardı.

Yusuf GÜVEN, Terzi Gazaros BAYGIN, Çömlekçi Hüseyin MİSTEPE

Gönderen : Gazaros BAYGIN Temmuz 1989 Orta Mah. Keşaplı Sok. No. 22 (Eski 28)

            Geçenlerde, internet’te Ünye hakkında araştırma yaparken bir hikâye gözüme çarptı. Hem ilgimi çekti hem de üzdü beni. Düşünün dört çocuklu Ünyeli genç bir dul kadın, doğup büyüdüğü, memleketi bildiği kasabamızdan kaçmak zorunda kalıyor. Simos Kerassides adlı bir Rum tarafından yazılmış ve muhtemelen Rumca orijinalden İngilizce’ye çevrilmiş. Çünkü İngilizcesi’nde bazı hatalar var. Tabi bir de Türkçe'ye çevrilince biraz garip oldu ama yine de ilginç. Hikâyenin kahramanı Pontuslu Rodi Simos.. Simos’un babaannesi oluyor. Arzu edenler hikâyeyi İngilizce orijinal metninden.. http://www.theopavlidis.com/AsiaMinor/SimosHistory.htm adresinden okuyabilirler.

            Web sitesinin sahibinin yardımıyla Rodi'nin torunu Simos’u bulup kendisine bir not yazdım. Kendisinden ailesinin veya Ünye’nin fotoğrafları var ise göndermesini istedim. Simos mesaja cevap verince çok şaşırdım. Babaannesinin Ünye'den dört çocuğuyla birlikte alel acele ayrıldığını ve yanına hiçbir fotoğraf alamadığını yazıyordu. Ben de cevaben Ünye'nin 50'lerdeki durumuna değinip, hikâyesini web sitemize koyacağımızı yazdım. Ünye'yi ziyaret etmek isterse kendisine rehberlik yapmaktan zevk duyacağımı da belirttim. Bir de fotoğrafını istedim.

            Tekrar yazdı. Birkaç eski fotoğraf olduğunu, ancak bilgisayardan fazla anlamadığını, tarayıcısı da olmadığını bildirdi. Ona Ünye’nin bir Rum tarafından yakınlarda çekilmiş filmini göndermiştim (ayıptır söylemesi bir Pontus sitesinden.. http://www.pontos.gr/innet/files/oinoi.wmv adresinden almıştım.)

            Çok duygulanmış. Fotoğrafları almak için başka yollar gerekecek galiba?..

                                                                                         Mehmet İ. Kavaklıoğlu

Kavak Dibi'nde Ünye Belediyesi, Tarihî Çınar Ağacı ve Surlar

Gönderen : Arş., Tarihçi Süleyman İSKENDER

İşte Rodi’nin Hikâyesi
Hikâyenin alındığı site.
http://www.theopavlidis.com/AsiaMinor/SimosHistory.htm

Ünyeli Rum Kızı Rodi
“The Girl from Pontus”

            Adı gül anlamına gelen Rodi etnik Rum kızlarından biriydi. Karadeniz’de sahil kenti Ünye’de doğmuştu. Pontus Rumları’nın çok köklü bir tarihi vardı ve konuştukları şive de Helence’nin en eski şivelerinden biriydi. Küçük Asya’nın batısındaki Rumlar ülkeyi terketmişti ama İç Anadolu ve Karadeniz’dekiler 1924’e.. Lozan Antlaşması’ndan bir yıl sonraki mübadeleye kadar yerlerinde kaldılar.

            Rodi Theodorides boylu poslu, hoş yüzlü, sevimli bir kızdı. Zayıf ve narin olmasına rağmen cesurdu ve çelik gibi iradesi vardı. Zengin bir aileden idi ve Hristos Kerassides adlı zengin bir terziyle evlendi. Evlendikten sonra Ünye’de sahilde, Rodi’nin üç katlı evine yerleştiler. Cilar Köyü’nde tarlaları da vardı. Rodi birbirinden güzel yemekler pişiren çok iyi bir ev kadını oldu.

Yalıkahvesi ÜNYE'de YALILAR - 1880 Yılında Ünye Orta Yılmazlar Mahallesi
II. Abdülhamit Han Fotoğraf Albümü - Yıldız Kütüphanesi İ. Ü. Nadir Eserler Bölümü Fotoğraf Albümü

Günümüze Aktaran : Tarihçi Osman DOĞAN - (İlk Kez 06.05.2005 Tarihli Hizmet Gazetesi'nde Yayımlandı.)

            Hristos selvi gibi, elleri ve bacakları uzun bir adamdı. Terzi olduğundan hep güzel giyinirdi. İyi niyetli yardımsever bir insandı. Sık sık Türkiye’nin iç bölgelerine gider, hem Rumlar’la hem Türkler’le iş yapardı. Kürtler’e, çok ucuza ve çoğu zaman parasını alamayacağını bilmesine rağmen mal sattığı için çok sevilirdi. Ayrıca sattığı keten ya da pamuklu bezler yoksul Kürtler’in işine yaramadığı için, kadın ve çocuklara elbise götürür, önceden ceplerine koyduğu paraları bulduklarında sevinç çığlıklarını onlarla paylaşırdı. Hristos, yılda birkaç kez iş için Rusya’ya da giderdi. Hristos, Türk - Rum Savaşı sırasında diğer tüm Hıristiyanlar gibi Amele Taburu’na gönderildi. 1925 yılında kendisinden halâ haber alınamamıştı ve muhtemelen diğer birçok kişi gibi o da ölüp gitti.


Karadeniz vapuru İstanbul rıhtımında

            Anadolu'da sağ kalan Ünyeli Rumlar 1925 yılında bir komite kurup İstanbul’daki Yunan Büyükelçiliği’nden kendilerini Yunanistan’a götürecek bir gemi istediler. Euxine Pontus (Karadeniz) adlı bir gemi bir gün Ünye’ye demir attı.

Atatürk Karadeniz Vapuru'nda

Bandırma'ya Geliş - 01 Haziran 1926

            Alel acele gemiye taşınan Rumlar arasında Rodi ile 13 yaşındaki oğlu Chryso, 10 yaşındaki kızı Despo, 7 yaşındaki oğlu Simon ve üç aylık kızı Giorgitsa da vardı. Rodi en gerekli gördüğü birkaç parça eşyayı da yanına almıştı. Çatal, kaşık, havan, buhurdan ve üç kanatlı Meryem Ana resmi. Bu Meryem Ana ikonu en az dört kuşaktır ailesinde bulunduğundan onun için çok önemliydi. Bunların yanı sıra yanında daha sonra ilk ihtiyaçlarını karşılayabilmek için Yunan drahmisine çevirdiği Türk kâğıt parası da vardı.

  
Mehmed-Reşad-5-Kuruş-[1331] (Solda) ve Osmanlı Banknotları

            Gemi, Rodi ile çocuklarını Selanik’e bıraktı. Kalamaria adlı mülteci kampındaki ahşap barakalara yerleştiler. Babasız aile birkaç ay sonra Charilaou adlı başka bir mülteci kampında, saçtan yapılma bir kulübeye taşındı. 1929 yılında ise hükûmet, Toumpa’da mülteciler için inşa edilen sosyal konutlardan birinin tapusunu onlara verdi.

            Geçinebilmek için tüm aile fertleri çalışmaya başladı. Rodi hergün temizliğe giderken, Chryso, Toumpa sokaklarında simit satmaya, Despo ise bir dokuma fabrikasında çalışmaya başladı. Küçük Giorgitsa’yı ise komşu bir kadına bırakıyorlardı.

            Babasız büyümek Rodi’nin çocukları için çok zor oldu ama bundan en çok küçük Simos etkilendi. Yaşıtlarının çok etkisi altında kalan başıboş Simos’a kısa bir süre içinde solcu militanlar sahip çıktı ve garip ideolojilerini ona da aşıladılar. Simos değil kardeşleri zavallı annesinin bile haberi olmadan Komünist Partisi’ne katıldı. Kendinden beş yaş büyük ve dolayısıyla daha olgun olan ağabeyi Chyrso ise bu tür yanlış yollara düşmedi.

Orta Mahalle Keşaplı Sokak'tan Kapı Komşumuz Terzi Leon ve Paylon Baygın'ların
Oğlu Mimar Mardiros Baygın, Fatsa Et ve Balık Kombinası'nın da Mimar Mühendisiydi.

La première pelletée de terre du nouvel édifice de la Fraternité fut un grand moment pour
plusieurs membres de la Fraternité. Étaient présents, de gauche à droite, les confrères
Serge Dupuis et Yves Ouellet, Luis Miranda, président de l'arrondissement Anjou, les
confr
ères Yves Mercure et Laurian Carrière, Daniel Maisonneuve, président de l'entreprise
chargé du projet, le groupe Arcotech et notre architecte, Mardiros BAYGIN (Sağ Başta).

            1936 yılının Mayıs ayında Selanik’te iktidardaki sağcı partiye karşı büyük bir gösteri yapıldı. 6 bin tütün işçisi, daha sonra kendilerine katılan amelelerle birlikte kent merkezinde yürüyüş yaptı. Sloganlar atan ve yumruklarını sallayarak haklarını isteyen ateşli göstericilerden biri Simos idi. Fakat atlı polisler yürüyüşe müdahale edince göstericilerin her biri bir tarafa kaçtı.

            Ama Metaxas’ın diktatörlüğü sırasında (1936 ile öldüğü 1942 yılına kadar Başbakanlık yapan Rum General. M. K.) işçilerin hiçbir talebi karşılanmadı. Halbuki ücretlerinin artırılmasını, sosyal sigorta yapılmasını, özetle yaşam koşullarının iyileştirilmesini istiyorlardı. Bir grup devrimciyle birlikte tutuklanıp hapse atılan Simos uzun bir süre işkence ve kötü muameleye mâruz kaldıktan sonra Ege Denizi’ndeki St. Eustratios Adası’na (Bozcaada’nın 100 km güneybatısında. M. K.) sürgün edildi. Ailesi Simos’un başına gelenleri ancak o zaman öğrendi. Dokuz ay sürgünde sefil bir hayat yaşayan Simos yaşının çok küçük olması nedeniyle İlkbahar’da serbest bırakıldı. Chryso, 1937 yılında, komşusunun güzel kızı Evanthia ile evlendi ve 1938 yılında bir oğlu oldu. Bebeğe Penas adını taktılar.

            İkinci Dünya savaşı sırasında Almanlar Yunanistan’ı işgal edince Rodi’nin üç çocuğu da direniş kuvvetlerine katıldı. Sadece büyük kızı Despo, tehlikeli işlerle uğraşmak yerine evde kalıp annesine bakmayı tercih etti. Rodi, bodrum merdiveninden yukarıya içi kilit ve anahtar dolu ağır bir çuval taşırken belini incitmişti. Chryso’nun karısı Evanthia da direnişe katıldığından küçük Panos babaannesiyle birlikteydi.

            Trajedi çok çabuk geldi. Evanthia bir operasyon için komşu Kilkis Kasabası’na gittiğinde Almanlar tarafından yakalandı ve oracıkta kurşuna dizildi. Simos ise, 1943 yılında, ELAS kuryesi olarak (Yunan Halk Kurtuluş Cephesi) gizli bir mesaj taşırken Pindos Dağları’nda pusuya düşüp, işbirlikçi Rumlar tarafından öldürüldü.

ARİS ve An ELAS Guerilla
  
ELAS'ın Efsanevî Komutanı ve Bir Gerillası

            Rodi’nin büyük oğlu Chyrso, birgün, Selanikte’ki askeri bir depoda Almanlar’a ait birkaç askeri kamyonu havaya uçurdu. Ancak bir arkadaşının yakınının ihbarı üzerine dağa kaçtı. Başına ödül koyan Almanlar, oğlu Pantos’u da rehin alıp bir yetimhaneye yerleştirdiler.

            Bu arada Litharenia'nın kızı Anna, Makedonya’daki Arnisse kentinde bir okula ev ekonomi öğretmeni olarak atandı. Anna, kestane saçlı kahverengi gözlü, 18 yaşında çok hoş bir kızdı. 11 yıldır yaşadığı yetimhaneden bıktığı için yeni özgürlüğüne dört elle sarılmıştı. Dünyada tek başına olmasına rağmen Tanrı’nın kendini koruduğuna inanıyordu. Tüm Rumlar gibi o da işgal kuvvetlerinin baskısını hissediyor ancak elinden bir şey gelmiyordu. Arnissalılar içinde direnişçiler kadar tarafsızlar ve işbirlikçiler de olduğunu biliyor, dolayısıyla ilişkilerinde çok dikkatli davranıyordu. Halk da aynı gerekçelerle yabancılardan uzak durduğundan, Anna ile aralarına mesafe koydu. Fakat Anna karılarına, kızlarına biçki dikiş dersleri verince ve yepyeni yemekler yapmasını öğretince onu sevmeye başladılar. Anna ise devlet memuru olduğundan, siyasî görüşlerine ters düşmesine rağmen zamanın Başbakanı tarafından kurulan aşırı sağcı Pan - Hellenic Gençlik Örgütü’nün etkinliklerine aktif olarak katılmak zorunda kaldı.


Greek Evzone painting from the Italian Invasion from
the book Lest We Forget, published in 1943

            Anna’nın kaldığı evde, İrene adlı, aynı ilçenin Xanthoya Köyü’nden bir Anaokulu Öğretmeni daha kalıyordu. 1943 yılında bir gün İrene Anna’yı köyüne götürmek için çok ısrar etti. Anna’yı köyde direniş kuvvetlerine katılmış yakışıklı kuzeniyle tanıştırmak istiyordu. Kuzeni bir arkadaşıyla birlikte gizlice dağdan köye inecek Anna ile tanışacaktı. Ancak Anna, biraz da Pan - Hellenic örgütü üyesi olduğu için direnişçilerle bir araya gelmekten korkuyor, köye gitmekte tereddüt ediyordu. Sonunda İrene’nin ısrarlarına dayanamadı ve iki arkadaş hediye olarak birkaç paket sigara alarak yola çıktı.

            İrene’nin kuzeniyle birlikte gelen kişi eski bir Grek Tanrısı gibiydi. Atletik bir vücudu vardı. Kahverengi saçlı, kızıl sakallı, yeşil gözlü, aslan gibi bir delikanlıydı. Sert gözükmesine rağmen yumuşak mizaçlıydı. Anna bir roman kahramanı gibi gönlünü orada ona kaptırdı. Adı Chryso Kerassides idi ve Selanikli bir muhacirdi.

Kurtuluş Vapuru

The Greek War Relief Association in the USA
sends funds and in October of 1941 a Turkish ship
the SS Kurtulus makes five voyages, bringing food to Athens
where it is distributed by the International Red Cross.

            Çift, dağda yapılan bir törenle gizlice evlendi. Nikâhlarını direniş kuvvetlerinden bir papaz kıydı. Artık Anna’nın da bir erkeği, güvenecek bir kocası vardı. Fakat bu güvenlik duygusuna rağmen hayatı gittikçe zorlaşmaya başladı. Devlet, kadın memurların gizlice direnişçilerle evlendiğinden haberdardı. Önce işinden atıldı. Daha sonra ise kendini iç savaşın içinde buldu. Yeni hayatı yetimhane hayatından daha zordu. Sadece Almanlar değil onlarla işbirliği yapan milliyetçi Rumlar tarafından da aranıyorlardı.

            İkinci Dünya Savaşı bitip Almanlar Selanik’ten çekilince, serbest bırakılan küçük Panos yine babaannesinin Tumpa mülteci kampındaki evine gönderildi. Chryso ve Anna da bir süre Rodi’nin evinde kaldı. Ama ülkede iç savaş çıktığı için ailenin huzur içinde yaşaması yine mümkün olmadı.

            Anna, 1946 yılında bir erkek çocuk bebek doğurdu. Çocuğun daha kırkı çıkmadan babası Chyrso eski bir ELAS üyesi olduğundan tutuklandı. Baskın aileyi şok etti. Rodi mutfakta, gelini ise kayınvalidesinin yatağında hüngür hüngür ağlıyordu. Despo, bebeğin beşiğini sallarken Giorgitsa erkek kardeşini tutuklayan kişilere küfür ediyordu.

Gazaros BAYGIN, Süleyman Yücel Süman, Cemil Şen, Günsel Süman (Ak), Yüksel Şen

Yüksel ŞEN Fotoğraf Arşivi - 18-09-1943

            Chryso Girit Adası’nın güneyinde bir avuç insanın yaşadığı kıraç Gavdos Adası’na sürgüne gönderildi. Sürgünü altı ay sürecekti ama iki yıl kaldı adada. Her altı ayın sonunda yukardan gelen bir emirle sürgün bir altı ay daha uzatılıyordu. Bir gün adadan tahliye edildi. Ama Yunanistan’a dönerken öldürüleceği yolunda bir his vardı içinde. Onun için serbest bırakılacağı haberini bir dizi insan aracılığıyla gizlice ailesine bildirdi. Selanik’e ulaştığında, serbest bırakılacağına Milli İstihbarat Dairesi’ndeki hücreye atıldı. Çünkü bir muhbir vatandaş, Chryso’nun halâ yasadışı ELAS örgütüyle ilişkisi olduğunu iddia etmişti. Karısı ve kızkardeşi Despo, avukat tutarak ve gazetecilerin de yardımıyla Chryso’nun özgürlüğe kavuşmasını sağladı.

            Giorgitsa ise önce Sakız Adası’na, sonra da Yunanistan’da Trikeri adlı küçük bir kıyı kentine sürgün edildi, ama en sonunda sağ salim evine dönmeyi başardı.

            Rodi’nin Ünye’den ayrılırken 7 yaşında olan oğlu Simon, 1943’de (25 yaşında) Almanlar’la işbirliği yapan Rumlar tarafından öldürüldü. 10 yaşında olan kızı Despo, 1952’de (27 yaşında ) göğüs kanserinden, Anne Rodi 1963’de (60 yaşında) kalp krizinden, 13 yaşında olan oğlu Chryso, (hikâyeyi yazan Simos Kerassides’in babası) 1989’da (77 yaşında) kalp krizinden, 3 aylık kızı Giorgitsa ise 2003 yılında (78 yaşında) doğal nedenlerden vefat etti.

            Simos Kerassides’in annesi Anna ise halâ sağ. Hani dağda Chryso ile gizlice evlenen kız..

                                                                                                      Mehmet Kavaklıoğlu
                                                                                                        Washington - UBD

                                                                                                      milhan@voanevs.com

 Mesajlar.. Eskiden yeniye..

            Dear Simos

            The Girl From Pontus is a beautiful story. Sad too. I grew up in Ünye in 1960's and there were still few Greek families left. I wonder whether your family has any old pictures. Rodi with her children? Of Ünye and its people. Both Christians and Muslims..

            Best wishes.
                                                                                                
Mehmet ILHAN

     

            Dear Mehmet,

            Thank you very much for your message. Unfortunately my grandmother Rodi left for Greece with her four children in a hurry and was unable to take with her any pictures of her family and house in Unye.

            Thank you very much for your concern.

            Regards.
                                                                                                       
Simos

           

            Dear Simos,

            I translated part of your story into Turkish and sent to my friends. They were fascinated by it. After all your grandmother is from Ünye and we feel that one way or other we are all connected. Even with you. May be it is the sea.

            As soon as I fihish translating  the Greek part of the story we will  put it into our web site. When I was growing up (in early  50's) we still had few Greek and Armenian families. Now I think there are only two Armenians left and I know them personally. Their father was very close friend of my father. They both passed away years ago.. By the way my father, like your grandfather,  was a tailor too.

            If you ever plan to visit your ancestral home, please let me know. I would love to be your guide.There is a short movie of Ünye in this web site. http://www.pontos.gr/innet/files/oinoi.wmv

            Thank you again.
                                                                                                         
Mehmet

        

            Ps. Would you  be kind enogh to send us your picture. Or your family?

            Dear Mehmet,

            I am deeply touched by the film of Unye you've just emailed. It is as if I visited my grandparents' (on my father's side) birthplace. Thank you very much for it. Unfortunately I am not familiarized with advanced computer technique (I am not equipped with a scanner) so I cannot e-mail a photo of mine or of my family. Perhaps I can buy one some time in the near future. Anyaway, I thank you again for your kind offering.

            Tell me more about yourself and your family.

            Regards.
                                                                                                         
Simon


 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR