|
ÖNDER
BORA |
|
Söyleşilen :
Önder BORA
(Ressam - Fen Bilgisi Öğretmeni)
Röportaj : M. Ufuk MİSTEPE
Önder BORA Fotoğraf Arşivi
ÖNDER BORA
TUVALE YANSIYAN DÜŞSEL BOYUT
MİSTEPE - Sevgili Bora, her başlangıç için bir tetikleyicinin vesile olması düşüncesinden hareketle, çalışmalarım içerisinde bu röportaja sizin de onayınızla şunun için öncelik tanıdım : Bir tarihçi yazarımız eserinde; “Ünyeli olarak meşhur olmuş bir ressama rastlamak mümkün değildir. Ancak bugünlerde (2003) yeni ressamlar yetişmektedir.” söylemiyle iddialı bir tespit yapmıştı. Ve cevaben.. Ünye Vizyon Dergisi'nde yayımlanmak üzere "Ünyeli Ressamlar" konu başlıklı makalemi hazırlayıp dün Vizyon Gazetesi'ne bu çalışmamı gönderdim. Okuyucularımız her halde bu röportajın ardından, Ünye'mizin yetiştirdiği ressamların yabana atılmaz birer değer oldukları düşüncesinde hem fikir olacaklardır kanaatini taşımaktayım. O halde sizi tanıyalım.. ne dersiniz?
Önder BORA Resim Arşivi
BORA - Sayın MİSTEPE, sanatçıya bir değer olarak yaklaşımınız ve hassasiyetinizden ötürü sizi kutlarım. Bizler sanat icra edenler olarak ancak ortaya koyduklarımızı anlayabilen yazarlarımızın, gördükleri karşısında reaksiyonlarını kalıcı kılabilen yazılarının ve yapıcı eleştirilerinin okuyucuya ulaşması ile ve sergilerimizle kendimizi tanıtma şansı bulabiliyoruz. Siz de eserlerimi yakînen gören biri olarak tespitlerinizi hemşehrilerinizle paylaşmak istiyorsunuz ki bu çok doğal ve yerinde bir çaba bence de... Meşhur olmak olgusu kişiye göre değişen izafî bir duygu ve inanıyorum ki Ünyeli ressamlar meşhur olmak için değil, sanatlarını lâyık-ı veçhile sergilemek açısından gayret gösterme çabasıyla fıtraten gelen kabiliyetleri ve iç dünyalarının dürtüleriyle resimlerini ortaya çıkarıyorlar.
Ünye Millî Eğitim Eski Müdürü
Emekli Öğretmen
Orhan BORA'nın
oğlu Önder BORA, 1957 yılında Ünye Burunucu Mahallesi'nde dünyaya
gelmiş; ilk, orta ve liseyi Ünye'de okumuş, 1980 yılında İstanbul
Atatürk Eğitim Enstitüsü'nden mezun olmuştur. Sivas, Balıkesir ve
İzmir'de Fen Bilgisi Öğretmeni olarak görev yapan Bora, lise
yıllarında resim öğretmeninin ve babasının etkisiyle resimle
ilgilenmeye başlamıştır. Eşi resim öğretmeni olan Önder BORA, resimlerini akrilik tekniği ile yapmakta, yaşamı, insanı, emeği, kadını işlemektedir. Resimlerinde, her yaştan insanın renk ve çizgilerde kendilerini bulabileceğini söyleyen sanatçı, çalışmalarını İzmir'deki "Gizli Atölyem" dediği evinde sürdürmektedir. Karadeniz Haber Postası - 18 Şubat 2008 |
MİSTEPE - Güzel bir yaklaşım sergilediniz. Böylesine mütevazi bir hemşehrinin özgeçmişini kim yakalamak istemez? Her ne kadar sizi aynı mahallede büyüyen yaşıtınız olarak tanıyor isem de medyadan öğrenebileceğimiz dışında hemşehrilerinize aktaracaklarınız mutlaka olacaktır...
BORA - Elbette.. farklı yönlerimi açma gayretinizi yanıtsız bırakmayacağım. Önder BORA, 1957 yılında Ordu’nun Ünye İlçesi'nde doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Ünye’de tamamladı. 1980 yılında İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Fen ve Tabiat Bilgisi Bölümü'nden mezun oldu. Okuduğu gazetelerden başlıklar ve resimler keserek, kolaj ve düzenleme çalışmalarıyla uğraşmıştır. Resimdeki düzeni, estetiği, espriyi bu şekilde uygulamaya başlamıştır.
Önder BORA, Hocası Mehmet ASLAN'ın Sergisinde Eşiyle.
Önder BORA Fotoğraf Arşivi
MİSTEPE - Resimdeki heyecanı ve ivedi resme açılma çabanızı anlıyorum. Ancak, resme hemen geçmeden önce tahsil hayatınızı detaylandırmanızı istirham edeceğim. Hangi okullarda okudunuz; öğreniminiz boyunca resim sizi nasıl etkiledi? Çevrenizde sizi resme güdüleyecek ortam var mıydı? Fen Bilgisi alanı ile resmi kurgularsak bizlere ikisi arasında nasıl bir yaklaşım sergilersiniz?
BORA - Resmi bana tekniğiyle öğreten Lise Resim Öğretmenim Şemsettin ÖZGÖREN Bey oldu. Tahsil hayatım ilkokulu Burunucu Mahallesi'ndeki Atatürk İlkokulu'nda, ortaokulu Ünye Ortaokulu'nda, lise II. sınıfı İstanbul Ümraniye Lisesi'nde okudum, ancak Ünye Lisesi'nde VI Edb. B sınıfından mezun oldum. Ne gariptir ki Fen Bilgisi Öğretmeni oldum. Çelişkiler yumağı buradan başlıyor zaten.
Samsun Eğitim Enstitüsü'nde okudum, 1980'de İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü'nden mezun oldum. 1982 yılında Sivas'ta göreve başladım. Yıldızeli İlçesi'ne atandım. Beş yıl kaldıktan sonra, 1986 yılında Balıkesir'e atandım. Burada tam anlamıyla 15,5 yıl gibi bir zaman geçti (Balıkesir Kocaavşar İlköğretim Okulu). 2001 yılında İzmir'e atandım. 2007'de emekli oldum. (2007 - 2008) Özel Ata Koleji'nde bir yıl Fen Bilgisi Öğretmeni olarak çalıştım. Şu an bir etüt merkezinde ve resim atölyemizde (ZEN Art) resim çalışmalarımı sürdürüyorum.
Önder BORA'nın Eskizleri
ve Mücevherat Konseptini Yansıtan Bir Çalışması
Önder BORA Resim Arşivi
2001 yılında “Düşünce Gücü ve Derlemeler” isimli sergiyle, resim adına her şey çok olumlu olarak değişti. İzmir ve İstanbul’da resim sergileri açmaya başladım. Sürekli üretiyordum. Nasıl ve hangi kanallardan beslendiğimi araştırırken, birçok eskizin beyinde şekillendiğini anladım. Gözlemler, etkilenmeler, dışavurumla birlikte konular su gibi akıyor, ben de resimlemeye başlıyordum. Ancak yıllar sonra sergilerden izlediğim olaylarda artık ben bir tarz yakalamıştım. İzleyenler.. senin tablolarını nerede olsa tanırız demeye başlamışlardı. Benim de her geçen gün özgüvenim artmaya başlamış, daha da ilginç ve düzenli resimler oluşuyordu. Daha sonraki yıllar resim sergileri ve buluşmalar sosyal yaşamımın bir parçası haline geldi. Resim ve ben artık ayrılmaz bir ikiliydik. Resim benim yaşam tarzım oldu.
Resim, insanı disipline etme açısından, orijinallik açısından, estetik açıdan eğitiyor hem de geliştiriyordu. Öyle de oldu. Resim bir matematik işi, aynı zamanda fenle ilgili, zaten iç içeler. Fen’i resmin içine sokuyorum. Sonra da resmi fenle kaplıyorum. Hepsi bu.. resimde yeter ki ne yapman gerektiğini bil, içinden gelen sesi dinle, kararı verdikten sonra tablo tamamdır!
Önder BORA Resim Arşivi
MİSTEPE - Resme yönelmenizde ailenizin etkisini yabana atmamak gerek! BORA Ailesi, Ünye'nin eğitime odaklı sayılı ailelerindendir. Kısmet olursa ebeveynlerinizi de büyüteç altına almak istiyorum. Ailenizin desteğiyle eğitimci anne ve babanız hakkında bilmek istediklerimizi yeni neslin de öğrenmeye hakkı var. Ve bu konuda ne yazık ki çok az yazı kaleme alındı. Ne dersiniz.. ayrı bir makale de onlar için düzenleyelim mi?
Öğretmen Meliha BORA (Sağdaki) ve Oğlu Önder BORA (1978)
Önder BORA Fotoğraf Arşivi
BORA - Haklısınız! Ebeveynlerimi yeni nesil ne yazık ki tanımaktan çok uzaktalar. Aile bireylerimizin de desteğiyle onların yaşam ve eğitim süreçlerini sizlerin yayın imkânlarıyla kalıcı hale sokmak bence de uygun.. neden olmasın!? En kısa zamanda görsel ve yazılı materyali sizlere ulaştıracağım...
MİSTEPE - İşte buna teşekkür etmemek mümkün değil. Sabırsızlıkla sizlerden gelecek doneleri bekleyeceğim. Birden nostalji hâlet-i rûhîyesine giriverdim.. görüyor musun? Çocukluğumuzdaki anıları es geçmeden sokaklarımızın, okullarımızın coşkusunu da paylaşıverin haydi!... Kido Art yapmanın bir ritüeli olsun bu da...
Meliha BORA ve Çocukları (Fatih, Atilla, Hasan Ali, Önder, Mehmet) /
1961
Önder BORA Fotoğraf ve Resim Arşivi
BORA - Pekalâ.. bir anımı paylaşayım öyleyse! İlkokul birinci sınıfa gittiğim sıralarda en ilgimi çeken ve severek izlediğimiz, okulumuz Mehter Takımı idi. Başında Fatih ağabeyimin, arkadaki leventlerin arasında da benden iki yaş büyük olan kardeşim Hasan Ali Bora'nın olması benim mehter takımına olan ilgimi bir kat daha arttırmıştı. Yürüyüşler çok heyecanlı oluyordu. Yıllar sonra mehter takımlarının, bazı kesimlerin tekelindeymiş gibi görüntü vermesi benim için çok büyük heyecan ve zevk duyduğum mehter takımına olan ilgimin ve sevgimin bitmesine neden oldu. Birçoklarının da benim gibi düşündüklerini biliyorum. Umarım eski ruhuna geri döner.
Mehter takımının davulcuları, yürüyüş başlamadan önce davullarının derilerini ateş yakarak ısıtıyorlar ve gerilmesini sağlıyorlardı. Bazıları da daha iyi ses çıkmasını sağlamak için var olan gayretlerini göstermeye çalışıyorlardı. "Has dur, haydi Ya Allah" sesiyle gösteri yürüyüşü başlıyordu. Atatürk İlkokulu'na mehter takımının kurulmasına ve öğretilmesine halamın kızının eşi Kuaför Hasan Enişte idi. Şimdi rahmetli oldu. Eşiyle de (Nurten Abla) okulda tanışmış daha sonra da evlenmişler.
Keşap / Giresun - Necla Abla, Suna Yenge, Meliha BORA,
Düriye Teyze, Anneanne, Önder BORA, Nilgün, Rengin ve Hatice (Kuzenler)
Önder BORA Fotoğraf ve Resim Arşivi
İlkokul dördüncü sınıfta öğretmenimiz Hasan Tahran'dı. Yıllar sonra öğretmenimi gördüğümde belinde kireçlenmeden dolayı bir duruş bozukluğu oluşmuştu. Hafta sonları bize, okulda mandolin çalıştırırdı. Bendeki mandolin Tülin Amca'mındı. Dayı oğlu Ali mandolini iyi çalıyordu. Ben üzerine gitmedim. Resim yapmak beni daha çok mutlu ediyordu. Ali Ulvi (şimdi Cerrahpaşa Tıp Fak. Bevliye Uzmanı) lise çağlarında İspanyol gitar almıştı. O'nu zevkle dinliyorduk.
Beşinci sınıfta müsamere çalışmasına katıldım. Görevim düşman askeri idi. Ünye'deki hava radar komutanlığından askerî elbiseler alınarak üzerimize uydurdular. Komşumuz Nurettin'lerden de 36 numara av tüfeğini alarak tam bir sevimli düşman askeri olmuştum. Sıra bana gelmeden önce arkamdaki arkadaşım Mehmet Demirci (şimdi Ünye'de oto tamirciliği yapıyor. En iyi arkadaşlarımdan birisi olmuştu. Uzun yıllar görüşemiyoruz.) ikide bir, ben ne söyleyecektim, deyip duruyordu. Tekrar söylediğinde "Kaçalım Türkler Geliyor !" diyeceksin, dedikten sonra, sıra bana gelmişti. Terleme asıl şimdi başlıyordu.. çünkü Mehmet'in yüzünden ben de ne diyeceğimi unutmuştum!
BORA Ailesi'nin Burunucu Mahallesi'ndeki Evleri - Amcasının
Hanımı, Çocukları ve Boralar
Önder BORA Fotoğraf ve Resim Arşivi
Futbol oynamaya çok meraklı ve istekliydim. Atatürk İlkokulu'nun bahçesinde aramızda ya da sınıflar arası maçlar, bazen de mahalle maçları yapardık. Çelik - çomak oynamak, pıtık (bilye) oynamak, çember çevirmek, çamurdan yaptığımız çeşitli malzemelerin başında da ya tabanca ya da heykel gelirdi. Fındık çubuklarından ok - yay, kılıç yapar oynardık. Kılıç oynarken elimiz acımasın diye tenekelerin plâstik kapaklarından koruyucu yapardık.
MİSTEPE - Eline, yüreğine sağlık. Hey gidi günler! Anlatacak daha çok şey olmalı.. koskoca elli üç yıl geride kaldı.. kolay mı? Neyse.. resme dönelim biz gene, yoksa anıların buğusunda gözlerim bir tuhaf oluverdi! Resimlerinizde ana unsur sizce nedir? Ve Sevgili BORA, resimlerinde neyi sorgulamaktadır?
BORA - Çalışmalarımda insan.. ana unsuru oluşturmaktadır. Resimlerimde insanı, emeği ve yaşamı sorgulamaya çalışmaktayım.
Önder BORA Resim Arşivi
MİSTEPE - Bizler duygu ve düşüncelerimizi sözle ve yazıyla aktarmaya çalışırken sanatçılar daha farklı bir yol izlemekte! Kimi.. enstrümanının tınılarında armoniyi yakalamaya çalışıyor kimi çekiciyle yontarak duygularını iç âlemlerde kazıyor kimi de sizler gibi eskiz defterine duygularını aktarıyor. Bu defteri açar mısınız?
BORA - Defter sayfaları aralandıkça, çalışmalarında soyut yaratıcılık (abstraksiyon) konularına ağırlık vermiş olduğu ve sürrealizm (gerçeküstü)çalışmalarıyla da kendinden söz ettirmeye başladığını söyleyebilirim. Kido Art dediği çocuksu resimlere de yönelen Bora, mücevherat konsepti konulu resimlerle de ilgilenmektedir. Resimlerinde her yaştan insanın renk, çizgi ve (?) konularda kendilerinden kesinlikle bir parça bulabileceklerdir.Her yerde her zaman zihninde resim çalışmalarıyla ilgilenmekte ve eskiz defterine duygu ve düşüncelerini aktarmaya çalışmaktadır.
Önder BORA Resim Arşivi
MİSTEPE - Akrilik Tekniği, resim sanatıyla ilgilenmeyenlerin bilemedikleri ve anlamadıkları bir husus. Bu tekniği bizlere özetlemek açısından birkaç cümle ile aktarır mısınız?
BORA - Bora, akrilik tekniğiyle yaptığı çalışmalarını İzmir Karşıyaka’da “ZEN ART” ismindeki atölyesinde sürdürmektedir. Akrilik boya, kuruduğunda çok dayanıklı bir katmana dönüşen sentetik reçine ve pigmentlerden (renk maddesi) oluşan bir bileşim. Suyla yapılan bir boya yani. Nemli olduğu sürece suyla inceltilebilir. Saydam olarak da çalışılabilir. Bu yüzden su, jel veya medium (çözücü madde) eklenir. Ya da opak olarak, yani inceltmeden ya da beyaz boya, alçı, macun, hamur, ponza taşı gibi ürünler ekleyerek çalışılır. Çalışma şekline göre sulu boya, guaj ya da yağlı boya gibi görülebilir. Çabuk kuruyan boya olduğundan içine jel tipi çözücüler koyulabilir. Aynı zamanda bu boyayı inceltir. Akrilik boya birkaç dakikada kuruyan boyadır. Kokusuz, su bazlı boyadır. Bazı akrilik boyalar tüpte, bazıları ise cam şişede satılır. Kapaklarını kullandıktan sonra kapamayı unutmamak gerekir. Aksi halde boya, tüpün ya da şişenin içinde kurumaya başlar. Boyalar karıştırılırken yalnızca su kullanılmalı ve fırçalar da suda yıkanmalıdır.
Önder BORA Resim Arşivi
Naylon fırçalar sürekli suda tutulabilir. Fırça su dolu kaptan çıkarıldıktan sonra kurulamadan kullanmamak gerekir. Akrilik boyaların kendi kıvamları yeterli olacağından, fırçanın nemli olması yeterlidir. Boya palet ya da cam, plâstik gibi bir yüzeye sıkılabilir. Çalışırken paletteki boyalar kurumaya başlar. Bu yüzden her seferinde palete sadece kullanılacak kadar boya sıkmakta fayda vardır.
Akrilik boyalar diğer malzemelerden daha kullanışlıdır. Bu boyalar sert, sararmayan ve esnek tabakalar oluştururlar. Akrilik boyalarla yapılmış resimler su ve sabunla silinip temizlenebilir. Akrilik boyalar çağımızın modern, çok amaçlı ve dayanıklı malzemesidir.
Önder BORA Resim Arşivi
MİSTEPE - Bu anlatımdan sonra artık akrilik konusu da anlaşılır hale geldi sanırım. Resimlerdeki gizemli dehlizleri, girdapları, medüzlerin vantuzlarını görünce bazen çocuklukta yaşadığım korkuları anımsıyorum. Sahi! Çocukluk yaşamında sende unutulmayan iz bırakan bir anın yok muydu?
BORA - Konservatuar sınavında yaşadıklarımı anımsadım birden. Anlatayım o zaman! Belli ki oyun oynamayı çok seviyorum. Düğün, nişan, sünnet, yaş günleri, çeşitli eğlencelerde aranan kişiyim. Çalan müziklere karşı güzel ritm duygusu yakalayıp oynuyorum. Omuz titretme de cabası... Bazen babam turistleri eve davet ediyor, onlara Türk çiftetellisi figürlerinden bir derleme sunuyorum. Gün geçtikçe oyun oynamada deneyimler kazandığımı anlıyor, sonraki eğlenceler için de kendimce oyunlar uydurmaya çalışıyorum. Müzikle oyun arasındaki uyuma çok dikkat ediyorum.
Bir gün babam "Önder'i Ankara'ya konservatuara sınava götüreceğim", dediğinde hiçbir şey anlamamış, konservatuarın ismini ilk defa o zaman duymuştum. Babam hazırlıkları yaptırdı. Birlikte "Öndersev" ismindeki fotoğraf stüdyosuna doğru yola koyulduk. Bana beyaz bir uzun kollu gömlek ve sarı simli bir kravat taktılar; babamla birlikte stüdyoda resim çektirdik. Ne yaptığımızı, ne yapacağımızı halâ anlamış değilim.
Bora Kardeşler / Mehmet, Önder, Hasan Ali, Atilla, Fatih BORA
Önder BORA Fotoğraf ve Resim Arşivi
Ankara'da Cebeci semtinde miydi bilmiyorum. Konservatuara gelmiştik. Beni babamın tanıdığı müdür yardımcısının odasına getirdiler. Konuşmalardan birkaç saat sonra sınav olacağını sezmiştim. Ancak bu sınav uygulamalıymış. Ben henüz ne yapacağımı bilmiyordum. Müdür yardımcısının odasına.. okuyan öğrencilerden bir erkek öğrenci çağırdılar. Bana sınav hakkında uygulamalı oyunlar, gösteriler yapıyordu. "Senin ismini anons edecekler, sen de salona girecek, müzik eşliğinde oyunlar oynayacaksın" deyip, olduğu yerde tek ayak üzerinde dönerek gösterisini sürdürdü.
Okulun spor salonunun önünde sınava girecek öğrenciler toplanmış, ismi okunan salona mayosuyla giriyordu. Herkese baktığımda.. pırıl pırıl mayolar giymiş öğrenciler görüyordum. Ben ise evdekilerin diktiği siyah önlük kumaşından, yan tarafında beyaz şeritleri olan denizde yüzerken giydiğim şortumla ismimi bekliyor ve bilmediğim bir korkuyla yanımdakileri süzüyordum. Yaşamımda ilk defa böyle bir etkinliğe karışıyordum.
Bora ailesi : Hasan Ali - Önder - Mehmet - Meliha BORA /
Ünye'de Bayram - 1969 (Sağda).
Orhan BORA, Önder'in elinden tutuyor. Hasan Ali BORA ile Ünye'de bir bayramda -
1960 (Solda).
Önder BORA Fotoğraf Arşivi
Önder Bora ismi hoparlörden anons edilince korkumdan ağlamaya başladım. "Ben salona girmeyeceğim", diyerek kapıdan uzaklaşmaya başladım, ne yazık ki babam tarafından kurbanlık koçlar gibi salona yöneltilip, içeri sokuldum. Üzüldüğümü ve korktuğumu belli etmemeye çalışıyor gibi yapmaya gayret gösterdim. Salonu göz ucuyla süzdükten hemen sonra piyanonun başında birkaç öğretmenin oturduğunu gördüm. Yabancı öğretmenlerden biri Almanca bana bir şeyler söyledi. Türk öğretmenlerden biri de "öğretmenin müzik çalacak sen de burada ki âletleri de kullanarak müziğe göre oynamaya çalışacaksın", dedi. Salonda müzik sesiyle birlikte oynamaya çalışıyordum. Oynamak hoşuma gidiyordu ama benim bildiğim tarzda oyun havası müziği çalmıyordu. Ne yapmalıyım, nasıl yapmalıyım diyene kadar sınav bitti. Şöyle düşünür müsünüz, gireceğiniz sınav hakkında hiçbir bilgiye sahip değilsiniz, hazırlığınız yok, en azından ruhsal yönden hazır olmadığımı yıllar sonra anlayacaktım. Sınıf arkadaşım İbrahim Akkuş sınavı kazanmıştı. Bir yıl okuduktan sonra okulu bıraktı. Şimdi Türkçe Öğretmeni. Sonradan hukuk fakültesine girerek avukat oldu. Korku dolu zamanlar geçip, Ünye'ye evimize ve arkadaşlarıma kavuşmuştum. Bu olayı öğrenmeyen kalmadı!
MİSTEPE - Sizi gerçeküstücülüğe yaklaştıran ve sürrealist ressamlar arasına sokan duygu nedir?
BORA - Kâbus bile olsalar ki hep öyle.. düş kurmak, Bora'nın en sevdiği şey! Hiçbir şekilde açıklanamayan bu düş kurma tutkusu Bora’yı gerçeküstücülüğe yaklaştıran köklü duygulardan biri olmuştur.
Önder BORA Resim Arşivi
MİSTEPE - Resmin dışındaki ilgi alanlarınız da hayli ilginç! Facebook'tan edindiğim bilgiler çerçevesinde şiir ve roman yazmak, senaryo yazmak, fen testleri hazırlamak gibi düşleri zorlayan ve yetenek isteyen alanlar seçmişsiniz. Bu konularda bizlere söylemek istedikleriniz var mı?
Önder BORA'nın Özgün, VI. Sınıf Fen Bilgisi Deneme Sınavı
Soruları.
BORA - Resmin dışında şiirler yazıyorum ama çok fazla değil, bir ara yoğunlaşmıştım. O zaman bayağı şiir çıktı. Aslında ben okumayı çok seviyorum. Okullarda bayram ve kutlamalarda hep şiir okurdum. Roman yazmaya şiirden önce karar verdim. Halâ yazıyorum. Biyografik bir eser ama çocukluğumun, gençliğimin, öğretmenliğimin anılarını kapsaması açısından her bölüm bir sinerji oluşturuyor.
Senaryo yazmak, yıllarca düşündüğüm, hattâ eğitim enstitüsündeyken bile düşündüğüm bir olaydı. Konusunu o zaman düşünmüştüm ama kurgusunu yapamadım. Ondan vazgeçmiştim. Ama şimdi hazırladığım senaryoyu kurgulamaya başladım. Sahne sahne yazıyorum.
Fen testleri diğer testlerden biraz daha farklı. Bunu alan öğrenciler ellerinden bırakmıyorlar. Bunun elbet bir nedeni olmalı. Öğrenciler testlerden yılmışlar, bıkmışlar ama bu testlerin özelliğini, incelemeden anlatmak olmaz, diye düşünüyorum.
Önder BORA Fotoğraf Arşivi
MİSTEPE - Biliyor musun.. Fatih Eğitim Enstitüsü / Trabzon FKB Bölümü II. Sınıf'tan üniversiteye 1974'te geçiş yapmıştım. Selma Ablam Fen Bilgisi, Gülay Ablam da Matematik Öğretmeniydiler. Maaşlarıyla geçinemiyorlardı.. vakit varken çok sevdiğim halde bu mesleği geçim zorluğu gerekçesiyle bırakmak zorunda kaldım! Öğretmenlik nasıl bir duygu? Mesleğini seviyor musun?
BORA - Öğretmenlik yapacağım hiç aklıma gelmezdi. Çünkü ilkokul 1. sınıfta okul fobim vardı. Ne zaman bitecek bu okuma işi diyene kadar, 43 yıl geçti. Öğretmen.. bir psikolog, bir baba, anne, abi gibi.. her şey öğrenciler için. Bir daha dünyaya gelsem diye bir fantezi yaptığımda yine de öğretmenliği seçerim. Öğrencinin ruhundan çok iyi anlamak gerek, sevgi saygı çerçevesinde samimi olmak, öğrencinin size güvenmesi hepsinden çok daha önemli. Fakat nedense, hiçbir hükûmet öğretmenini onöre edecek hiçbir iş yapamadı. Bu da onların ayıbı. Günlerde söylemeye bayılanlar, uygulamaya gelince kem kümle kalıyor. Bir dokun bin ah işit öğretmenlik!
Önder BORA - 2009 Fen Bilgisi Kursu Öğrencileriyle /
İzmir
Önder BORA Fotoğraf ve Resim Arşivi
MİSTEPE - Sevdiğiniz müzik dalları arasında Halk Müziği, Pop Müzik ve Klâsik Müzik görülüyor. Türk Sanat Müziği olmaması sanatçı kişiliğinizle çelişki yaratmaz mı? Yoksa bunun sizce makûl bir nedeni mi var? Ünye'ye vaktiyle birçok konser gelirdi. Konak Sineması bu açıdan araştırmaya değer anılar saklıyor biliyorsunuz. Müziğe yaklaşımınızı bizlere açar mısınız?
BORA - Aslında müzik ayrımı yapmam ama Türk Sanat Müziği benim ruhumu fazla etkilemiyor, yavaş kalıyor. Klâsik müziği daha çok tercih ederim. Ya da bizlere zamanında sevdiremediler. Fakat müziksiz asla resim bile yapamam.
Önder BORA Resim Arşivi
KİŞİSEL ve KARMA RESİM SERGİLERİ :
1. Balıkesir
... 2000. “Düşünce Gücü I ve Derlemeler” |
|
MİSTEPE - Sergilerinizin mekânlarını gördüğümde aklıma Ünyeli Ozan Hamdi TANSES geliverdi. İkinizin arasında ortak bir ilişki tespit ediverdim. Merak ettiniz biliyorum! Dikkat ettiyseniz sergi açtığınız yerler arasında ÜNYE adına rastlayamıyoruz. Ozanımız da uluslararası konser organizasyonlarında aranılan bir isim iken her ne hikmetse ÜNYE'de gerçekleştirdiği bir konseri ne yazık ki bulunmuyor! Festivaller yerli sanatçıları ve eserlerini teşhir amaçlı birer aktivite olması lâzım gelir diye düşünüyorum. Tamer KARAN hemşehrimiz genç yaşta olmasına rağmen bu konuda hayli şanslı. Bu hususu Ünye Belediye Başkanlığı'na iletmeyi düşünüyorum. Sergi mahallerine bakarak, sizi bir yabancı sanatsever İzmir Ressamı diye nitelendirebilir. Bu konuda bize söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?
BORA - Ünye'den uzak kalmamız, orada sergi açabilmemi biraz olsun etkilemiştir. Ama çıraklık dönemi geçtiği için artık olgunluk döneminde Ünye'ye hizmet etmek daha da güzel olacak, umarım. Ayrıca sanat ilgi ister, o ilgiyi göremeyince Ünye'de sergi açma düşüncesi Karadeniz'in içersine gömülüverdi. Umarım böyle bir ortak etkinlik yapıldığında Ünye ve Ünyeli kazanacak. Türkiye kazanacak. İNSANLIK KAZANACAK!
Önder BORA, 2009 Temmuz'unda Ünye Fokfok Kayalıkları'nda ve Bora'nın
Denizaltında Sürrealist Bir Çalışması
Önder BORA Fotoğraf ve Resim Arşivi
Önder Bora
http://www.artmajeur.com/abstrackt/
Born in Ordu, 1957, Önder Bora finished his education in Ünye. He graduated from İstanbul Atatürk Teacher Training College – Science Section in 1980. He worked as the science teacher in Sivas, Balıkesir and İzmir. Under the influence of his art teacher and his own father, he started to become interested in art much more. Since then, art become his way of living. His drawings attracted his art teacher’s attention.
His wife – who is also an art teacher – supported his work. While doing this, she criticised him objectively. This helped him to have an objective way of evaluating his own art. In his abstract works, he shows his creativity. He uses acrilics while painting still life, people, labour and irregularity theme-based works.
Explaining his works as “everyone of all ages can find something in my works”, he works at home what he calls “my secret workshop”. He is, now, working as a science teacher at Özel İzmir Ata İlköğretim Okulu. He believes that dreaming is the best thing he does even if they are nightmares. His passion about dreaming – that cannot be explained in anyway – makes him come closer to surrealism.
|
Contact : Önder Bora
GSM : 0 (505) 767 53 28
Tel Ev : 0
(232) 367 14 90
onderbora57@hotmail.com
MİSTEPE - Şiirle olan yakın alâkanız çerçevesinde resimle olan içiçeliğinizi nazımsal anlatımla sizden dinlemek isterdim. Düşler dünyasını, nesir bağlamında ifade etmek yeterince sürrealist olmuyor sanki!
BORA - Saklanmışlığın gizemi, artık doğayla, insanla bütünleşmeli diyorum. Sanatçı olabilmek için daha fazla sanatsever olabilmenin verdiği hazzı, sevinci ikiye katlamak, görebilmek, dokunabilmek hayalindeki tuvale, konuşabilmek onlarla… Yaşanmışlığın özeti, kesiti gibi ama her şey de bu demek değil! Renk, estetik, form, denge, yediden yetmiş yediye herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği, onlara bir şeyler katabilecekleri, hayallerinde değiştirebilecekleri resimleri yapmaya gayret ediyorum. Resim yapmaya başladığımda renklerle aramda güzel bir sinerji yakalamaya çalışıyorum. Renk renk, her şey renk; biraz şiirsel anlatıyorum galiba duygularımı.. ne dersiniz?
Önder BORA Resim Arşivi
MİSTEPE - Fevkalâdenin de fevkinde derim. Neden düşler dünyasının renksi çocuğu olduğunuz anlaşılıyor. Konu hazır şiire dönmüşken.. aklıma Halikarnas Balıkçısı'nın 'Mavi Sürgün' romanı geldi. Tanıdıklarıma tavsiye ettiğim harika bir roman... Yazdığınız Mavi Sürgün adlı şiirle bu romanın bir bağlantısı var mı?
|
MAVİ SÜRGÜN
Nasıl sarmışsa
ipek böceği kozasını, öyle sarmış kendini,
Renklerin içinde bilmeyecek mavinin bolluğunu, |
BORA - Yazdığım 'Mavi Sürgün' şiiri yalnızca isim benzerliği taşıyor. Ancak maviliklerde benzeşmeler var. Benim için 'mavi' huzur, yükseliş, gönül zenginliği, başarı, mutluluk ama nedense 'mavi'nin içinde bunlar bir an 'sürgün'e dönüşüyor.! İşte özü bu.
EXIBITIONS :
1. 2000 - “The Power of
Thought and Anthology” Individual Exhibition -
BALIKESİR
2.
2001 - Mixed Art Exhibition
- İZMİR
3.
2002 - Mixed Art Exhibition
- İZMİR
4.
2003 - Individual Art
Exhibition - İZMİR
5.
2003 - Mixed Art Exhibition
for the
Benefit of the Children Who Have Leukemia -
İZMİR
6.
2003 - Individual Art
Exhibition - İZMİR
7.
2003 - “Living Artists
Exposing Society To Art” Mixed Art Exhibition -
İZMİR
8.
2004 - Mixed Art Exhibition
- İZMİR
9.
2005 - Individual Art
Exhibition - İZMİR
10.
2006 - Individual Art Exhibition -
İSTANBUL
11.
2007 - Mixed Art Exhibition -
İZMİR / DİKİLİ
12.
2007 - Individual Art Exhibition -
İZMİR
13.
2007 - Aegean Art Guide – Mixed Art Exhibition
- İZMİR / ÇEŞME
14.
2007 - Aegean Art Guide – Mixed Art Exhibition
- İZMİR / ÇEŞME ALAÇATI
15.
2007 - Aegean Art Guide – Mixed Art Exhibition
- İZMİR / AYVALIK
16.
2008 - İstanbul / Kadıköy Belediyesi Sergi Salonu
-
İSTANBUL / KADIKÖY
Ünlü Ressam Leyla Gediz ile İzmir Karşıyaka Öğretmenevi'nde.
2005 / İstanbul - Bahçeşehir Resim Sergisi'nde Mustafa Altıoklar, Önder BORA ve
Fatih BORA
Önder BORA Fotoğraf Arşivi
MİSTEPE - Çok keyif aldığımı söyleyebilirim. Renk renk, dolu dolu bir röportaj oldu. Her şey için teşekkür etmeme müsaade ediniz lütfe...
BORA - Söyleşiden aldığınız hazzı ben de paylaşmak isterim. Bu karşılıklı sıcak etkileşimi hemşehrilerime ulaştıracak olmanızdaki hassasiyeti yürekten kutluyor, bir başka etkinlikte buluşma ümidiyle huzur dolu günler diliyorum.
UFUKTA SEN
Ne güzel başlamıştı,
yazın ateşi,
Martıların coştuğu,
denizin poyrazla boğuştuğu,
Önder BORA |
|