ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 08 Ocak 2011 tarihinde güncellenmiştir.)

.

 

HOCALARIN HOCASI
ÖMER ÇAM'IN
VEFATI

Makale : Ahmet F. GÜN
http://ibogurkan.sitemynet.com
milli@milligazete.com.tr
18 Aralık 2002 Çarşamba

O yaşayan bir kütüphaneydi, canlı ve ayaklı bir şiir külliyatıydı;
Âkif'in yanı sıra Mevlânâ'dan, Yunus'dan binlerce beyti taşırdı hafızasında.
Bahis şiirden açılınca yüzünde güller açardı, işte o zaman onu tutabilene aşk olsundu.
Tek başına bir şiir evreni olan Çam Hoca, hayatının her döneminde
durmadan didindi, koştu ve binlerce öğrenci yetiştirdi.


Yazan : Hamza AKTAŞ - ÜNDER Yayınları / 2010, İst., 144 sayfa.

HOCALARIN HOCASI
ÖMER ÇAM'IN VEFATI
(1923 - 14 Aralık 2002)

            Muhterem Ömer Çam Hocaefendi'yi en son ne zaman, nerede gördüğümü hatırlamıyorum, öğretmenler Vakfı ile ilgili bir toplantıda mıydı, Prof. O. Öztürk'le birlikte miydi, inanın bilmiyorum. 1990'lı yılların başıydı yanılmıyorsam, daha önceden hocalığını ve eserlerini bildiğim için çok dikkatle dinlemiş ve notlar almıştım Ömer Hocaefendi'yi.

            Alabildiğine mütevaziydi, eğitim üzerine verdiği söylevi şiirlerle, özdeyişlerle bezeliydi. Çok akıcı, akıcı olduğu kadar da cezbedici bir üslûba sahipti. Kendi bağlamında ciddi bir mücadele adamıydı. Zorlu bir yolculuk yapmıştı eğitim alanında. Bir noktada Âkif'in çilesine de fazlasıyla ortak olmuştu. Çünkü Âkif'in meşhur eseri Safahat'ı baştan sona ezberlemişti. Söz bir kez Âkif'ten açılmaya görsün, mısralar sanki Âkif'in ağzından çıkar gibi Ömer Hoca'nın ağzından etkisini ve anlamını bularak çıkardı.

            O yaşayan bir kütüphaneydi, canlı ve ayaklı bir şiir külliyatıydı; Âkif'in yanı sıra Mevlânâ'dan, Yunus'dan binlerce beyti taşırdı hafızasında. Bahis şiirden açılınca yüzünde güller açardı, işte o zaman onu tutabilene aşk olsundu. Tek başına bir şiir evreni olan Çam Hoca, hayatının her döneminde durmadan didindi, koştu ve binlerce öğrenci yetiştirdi.

            Nihayetinde hayatını ilme, eğitime vakfeden bu mümtaz ilim ve edebiyat adamının kalbi durdu ve İstanbul İlâhiyat Fakültesi Vakfı Camii'nde kılınan cenaze namazından sonra istirahatgâhına defnedildi.

            Buraya kadar her şey olağan. Fakat bir tevaffuk beni bir hayli düşündürdü. Geçtiğimiz hafta yurtdışında neşredilen bir derginin talepleri sonucunda eğitim üzerine bir makale kaleme almak için çeşitli kaynakları tarıyor, fişliyordum. İncelediğim kaynaklardan biri de "Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi"nin 3. sayısıydı.

            Geçtiğimiz Salı günü Cağaloğlu'nda Çorlulu Ali Paşa Medresesi'nde dostlarla buluşmaya giderken yolda incelerim diye zikri geçen dergiyi de yanıma almıştım. Yolda bazı makaleleri inceledim. Bunlardan biri de rahmetli Ömer Çam Hoca'nın "Ahlâk Eğitimi" başlıklı makalesiydi. Buraya kadar yukarıda da belirttiğim üzere her şey olağandı. Üsküdar vapurunda yorulmuş olmalıyım ki, dergiyi kapatıp Boğaz'ın iki yakasını seyrederken derginin arka kapağındaki şiir dikkatimi çekti. Şiir Ömer Çam Hoca tarafından kaleme alınmış ölüm içerikli bir şiirdi.

            Söz konusu şiiri okudum. Hatta daha sonra dostlarla birlikte okuduk. Merhum hocanın "Şöyle Bir Düşünsem" başlıklı üç kıtadan oluşan şiirinde Sanki Ömer Hoca altı yıl önce ötelere gidişini haber veriyordu. Dünyadan ayrılmanın kurgu tasarımlarıyla dolup taşıyordu şiiri.

            Şöyle ki :

        ŞÖYLE BİR DÜŞÜNSEM

    Çekilir mi derdi fânî dünyânın,
    Hayatın encâmı hiçlik olunca.
    Zevkinden ne çıkar geçen zamanın,
    Bahçemizde bir gün güller solunca?

    Biz öldükten geri ne gelir elden?..
    Ukbâya hazırlık gerek tezelden.
    Istırap yüklüdür herkes ezelden;
    Üzülür dururum yıllar boyunca...

    Ekinimi bugün eker giderim,
    Arabamı yarın çeker giderim,
    Malı da, mülkü de bilmem niderim,
    Gözlerim benim toprak olunca...

Ömer Çam (Kürsüde) - Osman Öztuncer (Solda)

http://ibogurkan.sitemynet.com/index/id2.htm

            Bu şiiri okuduktan birkaç gün sonra Ömer Hoca'nın vefat ettiğini duyunca acı acı gülümsemeden kendimi alamadım. Ama bir gerçek vardı, fani dünyanın derdinden bıkıp usanan Ömer Çam hoca, ukbaya bütün hazırlıklarını yapmış bir dava eri olarak ötelere gitti. Kendi ifadesiyle "ekinini ekmiş, arabasına binerek" çekip gitmişti. Bize düşen hocaların hocası olan Üstad Ömer Çam'a Allah'tan rahmet dilemekti.

            Evet, ilim bahçesinden bir gül daha soldu, hem de berrak ve aydınlık bir gül... Hayata karşı bir yürek daha sustu, bir yürek daha küstü. Bu yürek on binlerce mısrayı taşıyan gülle, şiirle bezenmiş bir yürekti.

            Son olarak bu şiirli yüreğe mekânın cennet olsun diyor, onun iki mısraını bir kez daha terennüm ediyoruz:

"Ekinimi bugün eker giderim
     Arabamı yarın çeker giderim."

            O ötelere giderken meyveye durmuş yürekler nice ekinler ekmeğe çalışıyor...

            Ne garip değil mi?.. Hayat bu; ölüm bu işte...

YENİ ŞAFAK GAZETESİ - 16 ARALIK 2002

Erdoğan, önceki gün hayatını kaybeden Marmara Üniversitesi
İlâhiyat Fakültesi emekli öğretim üyesi ve İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü
eski Müdürü Ömer Çam'ın (79) M.Ü. İlâhiyat Fak. Camii'ndeki cenaze törenine katıldı. Burada Çam'ın yakınlarına başsağlığı dileyen Erdoğan, cenaze namazının
ardından da Ömer Çam'ın tabutunu bir süre taşıdı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,
Ömer Çam'ın Oğlu ve Zekeriya BEYAZ
Ömer ÇAM Hocamızın Tabutu Önünde Namazda
                
HOCALARIN HOCASI ÖMER ÇAM'IN VEFATI

MİLLİ GAZETE - 16/12/2002

İSTANBUL - AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün
hayatını kaybeden Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi emekli öğretim üyesi ve
İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü eski Müdürü Ömer Çam'ın (79) cenaze törenine katıldı.
İlâhiyat Fakültesi Camii'nde Çam'ın yakınlarına başsağlığı dileyen Erdoğan,
cenaze namazının ardından da Ömer Çam'ın tabutunu bir süre taşıdı.
Eğitimci pedagog ve şair Çam'ın cenazesi Gülsuyu Mezarlığı'na hareket edinceye kadar
cenaze aracının başında bekleyen Recep Tayyip Erdoğan, daha sonra evinin bulunduğu
Üsküdar Emniyet Mahallesi, Gürgen Sokak'a geri döndü.

Huriye - Afife - Ali Haydar Gürkan
(Ortada Ömer Çam'ın Eşi Afife Hanım)

http://ibogurkan.sitemynet.com/index/id2.htm

Rahmetli Orhan Bora ve Ömer Çam

Ünye İskelesi ve Kalebozuğu

MİLLÎ GAZETE 15 ARALIK 2002
İLÂHİYAT CAMİASI BİR DUAYENİNİ DAHA KAYBETTİ
Ömer Çam Hoca vefat etti

            Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Emekli Öğretim Üyelerinden Eğitimci, Pedagog ve Şair Ömer Çam Hoca vefat etti. Marmara Üniversitesi Hastanesi'nde yoğun bakım ünitesinde vefat eden Ömer Çam Hoca, bugün Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Vakfı Camii'nde kılınacak cenaze namazından sonra Gülsuyu Mezarlığı'nda toprağa verilecek.

            İlâhiyat Mensupları'nın duayenlerinden olan Ömer Çam Hoca, Eğitim Bilimleri ve Edebiyat alanlarında çeşitli eserler, makaleler ve bildiriler yayımladı. Bilim ve siyaset alanında isim yapmış çok sayıda talebe yetiştirdi. İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü'nde müdürlük ve Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi'nde öğretim üyeliği yaptı.

            Aynı fakülteden emekli oldu. Ömer Çam Hoca, ayrıca gazetemizde de uzun süre yazarlık yapmıştı. Mehmet Akif Ersoy'un Safahat'ı yanında, eski ve çağdaş Türk şiirlerinden ciltler dolusu örneği hafızasında yaşatmasıyla bilinen Ömer Çam hoca, evli ve üç çocuk babasıydı.

 

HOCALARIN HOCASI
ÖMER ÇAM
ANILDI

Haber : Mustafa ÇALIK
Ünyeliler Derneği Genel Sekreteri / İstanbul
(Şirin ÜNYE Gazetesi - Yıl : 44, Sayı : 2901, 18.12.2003'te yayımlandı.)
(Bu sayfa en son 28 Mart 2005 tarihinde güncellenmiştir.)

            Ünyeli hemşehrimiz, Yüksek İslâm Enstitüsü eski Müdürleri'nden, Ünye Lisesi kurucusu, Şair ve Edip Ömer ÇAM, ÜNDER ve Marmara Üniversitesi İlâhiyat Vakfı tarafından İstanbul'da düzenlenen bir panelle anıldı.

            Prof. Dr. Hüsrev SUBAŞI, Prof. Dr. Mahmut ÇAMDİBİ, Doç. Dr. Kâmil ÇAM, Doç. Dr. İzzet ALTUN, Doç. Dr. Ahmet TOBAY, Ak Parti İstanbul Milletvekili İdris Naim ŞAHİN ve birçok seçkin davetlinin katıldığı program İstanbul'daki Ünyeliler'in yoğun ilgisine sahne oldu.

            Anma Günü merhumun ölüm yıldönümünde, 14 Aralık Pazar günü sabah saat 10:30'da İstanbul Gümüşsuyu'ndaki mezarı başında Kur'ân okunmasıyla başladı. Daha sonra Marmara İlâhiyat Fakültesi Câmîi'nde kılınan öğle namazını müteakip yapılan hatim duasıyla devam etti.

Ömer ÇAM Hoca ve Arkadaşları

http://ibogurkan.sitemynet.com/yeni/id2.htm

            Hatim duasından sonra ise vakfın yemekhanesinde yenilen yemeğin ardından Vakıf Konferans Salonu'ndaki konferans başladı. Panelin açılış konuşmasını Ünyeliler Derneği Genel Sekreteri Mustafa ÇALIK yaptı.

            ÇALIK, konuşmasına merhumun ölümünden kısa bir süre önce yazdığı "Sona Doğru" şiirini okuyarak başladı.

 

 

              SONA DOĞRU

    Bir gelen var, bir gelen var uzaktan;
    Bir giden var, bir giden var uzağa
    Kader böyle çözüldü ayaktan
    Gönül düştü tuzağa.

    Boşa savurduk aklımızı,
    Geldi günler, gitti günler.
    Başımda ağrı, içimde sızı;
    Bitti günler, bitti günler...

    Ve çektiğim bunca kahır,
    Ölmek korkusu neden artık?
    Gün batmada ağır ağır,
   
Ruha yüktür benden artık!

    Gidiyorum dönmem daha,
    Geceler gebe sabaha.
    Gidiyorum, gidiyorum ALLAH'a;
    Eve enne ile Rabbike bir - münteha.

            Ömer ÇAM kekik kokulu bir köy evinde doğdu. Yer Ordu'nun Ünye İlçesi'ydi. Takvimler 1923 yılını gösteriyordu. Artık ekinler kaldırılırken mi, yaprak dökümü mü, yoksa fındık mevsimi miydi bilinmez.

            Ama ben onun doğduğu mevsim için bahardır diyorum. Hani kuru, hani o öldüğü sandığımız ağaçlara suların yürüdüğü, zümrüt yeşili yaprakların, kar beyazı çiçeklerin al al, pembe pembe çiçeklerin açtığı o dönemlerde doğmuştur olsa olsa.

            O ömrü boyunca yaşlılığında bile bir bahar tazeliği, bir bahar coşkusu yaşadı. Hep üretti, hep çalıştı ve güzellikler muhafaza etti. İlk fırsatta bu güzellikleri dağarcığından dışarı çıkarıp, bilhassa ona öğrenci olma şerefini elde edenlere ulaştırdı. 80 yıllık ömrüne çok şeyler sığdırdı.

            Ömer ÇAM asla köyünü, Ünye'sini unutmadı. Ünye'ye olan hizmetleri hayatının son demlerine kadar sürdü. Ünye Lisesi'ni üstün gayret ve fedakârlıkla kurdu. Ünye'ye şiirler yazdı.

            Ünyeliler'in yanında oldu. Hattâ işi - evi tamamen İstanbul'a geldikten sonra bile Ünye'den hiçbir zaman kopmadı. Artık iyice yaşlandığında ise canı sıkıldığında Ünye'ye gitti. Ünye'yi özledi.

Ömer ÇAM Hoca Öğrencisi Prof.
Dr.
Şefik DURSUN'dan plâket alırken.

http://ibogurkan.sitemynet.com/yeni/id2.htm

            Onun hayatının merkezinde hep öğrencileri vardı. Daha ilkokul öğretmenliğinden itibaren öğrencilerine kalem aldı, defter, silgi aldı. Birçok kez evine sırtında ceketi ve paltosu olmadan geldi. Çocukları bile onun ceketini okulda unuttuğunu sanıyordu. Oysa SAFAHAT'ı ve yüzlerce şiiri ezbere bilen Ömer ÇAM Hoca'nın unutmayacağını herkes bilirdi.

            Peki unutmuyordu da ne oluyordu o ceketler, paltolara? Öğrencilerine veriyordu elbette. Ceketi eskimiş, paltosu olmayan öğrenciler Ömer ÇAM Hoca'nın dikkatli gözlerinden kaçmazdı. Şayet başka bir imkân yoksa kendi ceketini düşünmeden verirdi. Bunu aile fertleri bile çok sonraları bizzat Ömer ÇAM Hoca'nın ceketleriyle okumuş Müftüler, Profesörler, bürokratlardan öğrendiler.

            ÇALIK'ın konuşmasının  ardından panele geçildi ve Oturum Başkanı Prof. Dr. Hüsrev SUBAŞI paneli başlattı. İlk sözü Ömer ÇAM Hoca'nın köylüsü Doç. Dr. Ahmet TOBAY alarak, Hoca'nın eğitim anlayışı ve öğrencilerine olan sevgisini anlattı.

            Sırasıyla söz alan Prof. Dr. Dodurgalı, Doç. Dr. Kâmil ÇAM, Ak Parti İstanbul Milletvekili ve hemşehrimiz İdris Naim ŞAHİN ve Prof. Dr. Mahmut ÇAMDİBİ salonu dolduran yaklaşık 300 kişiye Hoca'nın eserleri ve fikirleri konusundaki bilgileri ve anılarını aktardılar.

            Şahin; Ünyeliler Derneği adına gelecek yıllarda Hoca'yı daha büyük ve kapsamlı şekilde anma sözü verdi. Konuşmacılar özellikle onun engin hâfızası ve şiir okumaktaki ustalığına dikkat çekerken, eğitim ve öğrencilerine verdiği önem üzerinde durdular.

            Panelistlerin konuşmalarının ardından Ömer ÇAM'ın öğrencisi birçok kişi söz alarak onunla ilgili anılarını anlattılar. Panelin sürpriz konuklarından biri de Diyarbakır Milletvekili Cavit TOROK idi.

            Ömer ÇAM Hoca'nın Yüksek İslâm Enstitüsü Müdürü olduğu zaman kendi başından geçen ve gazetelere konu olan bir olayı anlatan TOROK, "Hoca'nın hakkını ödeyemeyeceğini belirtti."

ÖMER ÇAM HOCA KİMDİR?

            1923 yılında Akkuş'un Akpınar (Kuzköy) Kasabası'nda doğdu. İlköğrenimini Ünye'de tamamladıktan sonra Sivas Muallim Mektebi'ni ve Sivas Lisesi'ni bitirerek çok sevdiği öğretmenlik mesleğine başladı.

            Türk Millî Eğitim Sistemi'nin her kademesinde görev yaptı. Bu arada Gazi Pedagoji ve Edebiyat Bölümleri'nden başarıyla mezun oldu. İlkokul Öğretmenliği'nden, Ortaokul ve Lise Öğretmenliği'ne kadar her aşamada özveriyle çalıştı.

            Perşembe Muallim Mektebi, Samsun Kız Eğitim Enstitüsü, İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü ve Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi olmak üzere yüksek öğrenimde de yıllarca çalıştı.

            Sayısız makale ve şiirleri mevcut olan Ömer ÇAM Hoca Millî Eğitim Müdürlüğü, Lise Müdürlüğü ve İslâm Enstitüsü Müdürlüğü gibi idarî vazifelerde bulundu. Ünye'de kurduğu Özel Lise'nin bir yıl sonra resmî lise hüviyetini alması Ünye ve yöresi için önemli bir hizmet olarak unutulmayacak.

            Edebiyata merakı, hitabetteki ustalığı ve hâfızasındaki binlerce şiir ile tüm hayatı boyunca son âna kadar büyük hayranlık ve takdir kazandı. Heyecanı, inancı, özverisi, vefası ve öğretmenlik sevgisi binlerce, onbinlerce öğrencisini ona unutulmaz bir sevgi ve saygı ile bağlamıştır.

            Onlarca, binlerce öğrencisi arasında profesörler, vâliler, milletvekilleri, bakanlar yer alıyor. Tüm öğrencilerinin hepsi istisnasız Ömer ÇAM Hoca'yı her zaman yüreklerinde ve zihinlerinde yaşatmışlar ve O'na unvanların en büyüğünü "HOCALARIN HOCASI"nı lâyık görmüşlerdir.

            Panel sırasında oğlu Doç. Dr. Kâmil ÇAM sık sık duygulanarak gözyaşlarına hâkim olamazken, panel Albümdeki Ömer ÇAM konulu bir dia gösterisiyle son buldu.

Ruhu Şâdolsun!

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR