.
|
BİR OKUL HÂTIRASI
(Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin
Yıl : 17, |
|
Makale : Yüksel Şen
(Araştırmacı - Emekli Bankacı - Gazeteci - Şâir)
Fotoğraf : Eren Tokgöz/Aynur Zeren Tan
Efendim.
Ünyeli olup da, Cemal UYSAL ismini duymayan ve O'nu tanımayan yoktur her halde?
Şehrimizin yetiştirdiği örnek insan, kibarlık ve nezaket sembolü, eski S.S.K. Genel Müdür Yardımcısı bu değerli bürokratımızı, sadece biz Ünyeliler değil, görevi icabı tüm Türkiye tanıyor.
Fırsat buldukça, ziyaret etmekten büyük mutluluk duyduğum arkadaşımızın işleri oldukça yoğun. Fakat bu değerli hemşehrimiz, kelimelerle ifade edilemeyecek derecede belirgin vazife aşkı, üstün çalışma hasleti ile kendisine mevdu her işi yasalar muvacehesinde, mutlaka sonuca ulaştırmayı ilke edinmiş.
Cemal UYSAL
Cemal UYSAL 1940 yılında
Ünye’ de doğdu. Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi
Sosyal Sigortalar Kurumu
Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Müdür Vekili, |
Gözlemlerime göre, iş sahipleri bu davranıştan nasıl mutluluk duyuyor bilseniz. Ziyaretlerim sırasında, buna çok yakından tanık oldum.
Büyük bir ÜNYE hayranı olan Cemal UYSAL Bey'in çalışma odası, kentimizin değişik kartpostalları ile dolu.
Üstün meziyetleri tartışılmaz olan arkadaşımız, fevkalâde bir hâfızaya sahip. Geçmişteki olayları bugünkü gibi anımsıyor. 1952 - 1953 yıllarında idi. Ünye Merkez Ortaokulu'nda okuyorduk. Bazı öğrenciler, Cumartesi - Pazar tatillerinde, Dönerçeşme Meydanı'nda bulunan ve halen Refah Partisi Ünye İlçe Başkanlığı Lokali olarak istihdam edilen, Hüseyin - Yusuf - Kadir DİKTEPE kardeşlere ait binanın ikinci katında o zaman faaliyet gösteren ÜNYE GENÇLİK SPOR KULÜBÜ Salonu'na gider, oturup söyleşi yapar, arada bir sigara içerlerdi.
Dönerçeşme Meydanı - Anneler Çeşmesi (Annelerimize - Bismillâhirrahmanirrahim) ![]() Fotoğraf : Eren Tokgöz/Aynur Zeren Tan |
1930 Öncesi Döner Çeşme Meydanı![]() |
Okul İdaresi, öğrencilerin sigara içmesini, kulüp ve kahvehanelere gidip oturmalarını yasaklamıştı. Bu işin takibine de, o zaman Müdür Yardımcımız olan, Fransızca Öğretmenimiz Sayın Fikri ELÇİ Bey memur edilmişti.
Fikri Bey, öğrencilerin gittiği yerleri sık sık denetler, onların okul dışı davranışlarını gözlemde bulunur, kötü alışkanlıklar edinmelerine engel olurdu. Böyle bir denetleme sonucu, birçok öğrencinin sigara içtiğini tespit eden Fikri Bey, hafta başında bu öğrencileri Okul İdaresi'ne çağırıp, onlara hem nasihat çekmiş ve hem de iyice okşamıştı.
Ben de bu olaya karışan arkadaşlarımızı o zaman şu dizelerle hicvetmiştim.
BASKIN |
|
Gün Çarşamba Saat beş, İkindi sırası, Kimi sohbete dalmış, Kiminin elinde sigarası
Kulüp odası kapladı duman |
Suç üstü yakalandı, Öğrencinin yedisi, Atılan tokatlarla yüzüldü, Herbirinin derisi. Bitti,
yanak üstünde yanak, |
Evet, değerli ÇAĞRI okuyucuları :
Aradan tam 40 yıl geçtiği halde, Sayın Cemal Uysal Bey kardeşimiz ziyaret için makamında bulunduğum bir sırada, salondaki diğer seçkin konuklarına beni; değerli hemşehrim, Emekli Bankacı, Şâir ve Edebiyatçı Yüksel ŞEN Ağabeyimiz diye tanıtmış ve yukarıdaki mısraları anımsayarak, hikâyesiyle birlikte okumuştu.
Şahsına sonsuz sevgi beslediğim, güzel ÜNYE'mizin yetiştirdiği ve daha nice yüksek mevkilere lâyık olan, gönlü hemşehrilerine ve tüm Türkiye'mize hizmet etmek aşkıyla dolu, sevecenlik timsali, örnek insan Sayın Cemal UYSAL kardeşimize, çoktan unuttuğum bu hâtırayı bana anımsattığı için teşekkür ediyorum.
Şimdi her biri, mümtaz mevkiler işgal eden okul arkadaşlarıma ve tüm hemşehrilerime selâm ve saygılar sunuyorum.
Esenlik dileklerimle efendim...
|
ÜNYELİ HAYDAR
(Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin Yıl : 18, |
|
Haber : Haftalık ÇAĞRI Gazetesi
Hocaların Hocası Sayın Ömer ÇAM
MARMARA
ÜNİVERSİTESİ
TIP FAKÜLTESİ BİRİNCİSİ
ÜNYELİ HAYDAR KÂMİL ÇAM
İlâhiyat Fakültesi Emekli Öğretim Görevlisi Ömer ÇAM Hoca'mızın oğlu Haydar Kâmil ÇAM, İngilizce öğrenim gördüğü yedi yıllık Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden birincilikle mezun oldu.
27 Haziran 1994 Pazartesi günü Fakülte'nin Merasim Salonu'nda yapılan mezuniyet töreninde Dr. Haydar Kâmil ÇAM dönem birincisi olarak öğrenciler adına ilginç bir konuşma yaptı.
Rektörlerin, Dekanların, Öğretim Üyeleri'nin ve seçkin konukların takdir ve tebriklerine mazhar olan bu konuşmayı hemşehrimiz, kardeşimiz Dr. haydar Kâmil ÇAM'ın üstün başarısını kutlayarak yayımlıyoruz :
"Sayın Rektörlerim, Sayın Dekanım, değerli hocalarım, saygıdeğer konuklar ve sevgili arkadaşlarım;
Su misali akıp giden hayatımızın 7 yılını geçirdik fakültemizde. Tıp öğrenimi gördük; topluma hizmet için, ulusumuza hizmet için... Sağlık konusu; insan yaşamında etki ve itibarı her çağda önem kazanmış kutsal bir ihtiyaç, şerefli bir uğraştır.
Bir ülkede; toplumun ve ülke halkının sağlık sorunlarını çözümlemek mutluluğun öncelik kazanmış şartı ve sosyal hizmetlerin de en değerlisidir. Her işin başı sağlık, hayatın akışı da sağlıktır.
Devlet en büyük arzu, en yüce nimettir :
"Halk içinde mûteber bir nesne yok devlet gibi;
Olmaya devlet, cihanda bir nefes sıhhat gibi..."
Böyle dedi! «Kanunî Sultan Süleyman Han..» Evet! Bir nefes sıhhat... İşte, hayatın değeri ve kutsallığı. Sıhhati korumak; topluma, ulusumuza ve bütün insanlığa hizmet eden bir hekim olmaktır amacımız.
Ünye Devlet Hastanesi![]() Eylül/2002 |
Ünye![]() Devlet Hastanesi |
Hastane Ek Bina İnşaatı![]() Ekim 2002 |
Özellikle belirtmek isterim ki; hekimlik Tıp Fakültesi'nde başlayan ve Tıp Fakültesi'nde biten bir öğrenim değil, vazife ve meslek hayatı boyunca gelişen bir süreç; yaşantımızı dolduran bir başarı, şerefli ve kutsal bir uğraştır.
Bu inançla, gerçek amacımız insanlığın mutluluğunu sağlamaktır. Bu amacı, hiçbir çıkarla değişmeyiz ve hiçbir politikanın aracı haline getirmeyiz. Ancak; korkarım ki, sağlık hizmetlerini politikaya âlet edenler, Tıp Fakülteleri'ni kaliteli hekim yetiştirme amacını düşünmeden çoğaltanlar, öğrenci kontenjanlarını kapasitenin üstüne taşıyanlar kısa sürede yetersiz - işsiz doktorlar yığını karşısında kalacaklardır.
Diğer taraftan; pratisyen hekimliğe gereken öenmi vermeyerek fakülteleri uzmanlık sınavına (TUS'a) aday hazırlayan bir dershane yapısına çevirenlere ve bu da yetmezmiş gibi sınırlı uzmanlık kadrolarını yatay geçişlerle TUS sınavını delerek tıkayanlara, göz yumanlara sorumluluklarını hatırlatmak isteriz.
Ayrıca son zamanlarda, Tıp Fakültesi'ni bitirenler için bir Yeterlilik Sınavı'ndan da söz edilmektedir. Böyle bir önerinin başımız üstünde yeri vardır. Biz; Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunları olarak, Fakülte'mizde gördüğümüz öğrenimin kalitesinden ve kifayetinden gurur duyarız.
Yeterlilik Sınavı'ndan da tedirgin olmayız. Ancak, bu gibi önerileri üretenleri meslek onurumuza saygılı olmaya dâvet ederiz. Zira, Yeterlilik Sınavı toplumda doktorlara karşı olan güveni sarsacaktır...
Sözlerimi bitirirken, 7 yıldan beri bizi yetiştirmek için emek harcayan, uğraş veren hocalarımıza sonsuz minnet ve şükranlarımı arz ederim. Toplantımıza şeref veren konuklarımızı saygılarla selâmlarım.
Anılarını hayat boyu özleyeceğim arkadaşlarımın tümüne başarılar, esenlikler ve mutluluklar dilerken; son olarak onlara şöyle seslenmek istiyorum :
«Uğraş, didin, düşün, ara, bul, koş, atıl, bağır;
Durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır.»
«Yüksel ki! Yerin bu değildir;
Dünya'ya geliş hüner değildir..»
Dr. Haydar Kâmil ÇAM
|
HOCAMIZ AHMET NABİ
TOKATLIOĞLU'NUN
(Haftalık
Aktüel Kültürel Siyasî |
|
Makale : Cemal UYSAL
Hocamız A. Nabi Tokatlıoğlu'nu da kaybettik. Kardeşi Hulki Tokatlıoğlu da iki ay kadar önce hayata gözlerini yummuştu. 02.07.1991 günü Ankara Kocatepe Câmîi'nde kılınan Öğle Namazı'nı müteakip hocamızı ebedî istirahatgâhına tevdi ettik.
Ölüm haberini Harun Kuyumcu ağabeyimiz telefonla bildirdi. Hocamız garip kalmasın dedi. Tabi bunu söylerken, Ünyeliler'in de cenazede bulunmasını arzu ediyordu; ama cenazede hiçbir Ünyeli yoktu. Daha çok Ankara Konservatuarı'ndan arkadaşları, eski talebeleri olan tiyatro, saz ve bale san'atçıları vardı.
Kaledere İlkokulu![]() Okul Personeli (Müdür Osman Öztuncer) |
Anafarta İlkokulu![]() (Eski Feyziye İlkmektebi) |
Yeni nesil bilmez ama; A. Nabi Hoca'mız Ünyeli'dir ve Ünye'de uzun süre öğretmenlik yapmıştır. Biz 1947 yılında Anafarta Okulu'nda öğrenime başladık ve dördüncü sınıfa kadar bu okulda okuduktan sonra sınıf halinde, o sıralarda yeni açılan ve son sınıfı olmayan Kaledere İlkokulu'na gönderildik ve oranın ikinci mezunlarıyız.
İşte A. Nabi Bey bizi Kaledere'de okuttu. Disiplinli bir insandı; keman çalardı. Müzik dersinde; kemandan çıkardığı muhtelif seslerin hangi nota olduğunu sorarak imtihan ederdi. Ellerini bastığı teli de göstermemek için, kemanı arkasını dönerek çalardı. Sesten notayı anlamamızı isterdi.
Anafarta (Eski Feyziye İlkmektebi) İlkokulu
Feyziye İlkmektebi : Başmuallim Vehbi Bey,
Muallim Rahmiye H.,
Muallim Fahriye H., Muallim Müzeyyen H., Muallim Vasıf B., Muallim Aliye H.,
Muallim Yahya B.
Anafarta Okulu'ndaki Müdürümüz Nazif Bey de Cumartesi günleri bize keman eşliğinde İstiklâl Marşı okuturdu. Şimdi ilkokullarda böyle şeyler var mıdır bilmem?
Daha sonra, zannediyorum 1950'li yılların ikinci yarısında Ahmet Nabi Hoca'mız Ankara'ya yerleşti ve uzun süre Konservatuar'da Keman Hocalığı yaptı. Emekli olduktan sonra Ankara'da Bale Eğitim Merkezi kurdu ve bir süre faaliyetine devam etti.
Biz de Ankara'da olduğumuz sürece arada sırada da olsa kendisi ile görüşürdük. Artık o yok, fakat biz onu unutmayacağız.
Rahmeti bol olsun.
Cemal UYSAL