|
NEBİ YILMAZ |
|
Yaşam
Öyküsü
:
Nebi YILMAZ
(Müzik Öğretmeni - Cam Dekorasyon San'atçısı)
NEBİ
YILMAZ
TÜRKÜLERİN CAMDA DANSI
1951’de Zile’de doğdum. Tokat Öğretmen Okulu’nu 1969’da, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü’nü 1972’de bitirdim. Bir yıl Erzincan’da, dört yıl Turhal’da, altı yıl İzmir’de olmak üzere aralıksız 11 yıldan fazla müzik öğretmeni olarak çalıştıktan sonra İzmir Atatürk Lisesi’nden 12 Aralık 1983 tarihinde istifa ederek, ailemle beraber Avustralya’ya göç ettim.
Müzik öğretmeni olan eşim Fadime Yılmaz ile birlikte öğretmenliğin dışında ülkemize ve kültürümüze olan sevdamızdan dolayı tamamen kendi olanaklarımızı zorlayarak, hiçbir maddî karşılık beklemeden traktör kasalarında, at, katır sırtında çok zor koşullarda seyahat ederek, özellikle Zile ve Uşak başta olmak üzere birçok yöreden 1.000 kadar türkü derledik. TRT’de Tokat ve Uşak mahallî sanatçısı olarak programlar yaptık. Derlediğimiz türkülerden 60 tanesini notaya alıp, 25 türküyü TRT Repertuar Kurulu’na, 10 türküyü Millî Folklor Araştırma Dairesi’ne gonderdik. Maalesef hepsi de “kayboldular”. Öğretmenliğin yanında çalışmalarımızı TRT’nin olanakları ile yürütmek istedik. Politik nedenlerle olmadı.
Aborijinlerle Türk Halk Müziği'nin İcrası
Yapılan haksızlıkları TRT Müzik Dairesi Başkan Yardımcısı Çinuçen Tanrıkorur’a şahsen ziyaret ederek ilettik. Derleme kayıt ve belgelerimizi gösterdik. Çalışmalarımızı büyük takdirle karşılayıp hemen İzmir Radyosu’nda göreve başlıyabileceğimizi belirtti. O gece 12 Eylül İhtilâli oldu ve atamalar durduruldu. Biz de Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde asistan olarak çalışmalarımızı yürütmek istedik; İngilizce’yi şart koştular. Almanya ve Avusturya’da bu alanda çalışmak istedik; Almanca’yı şart koştular. Tüm girişimlerimiz sonuçsuz kaldı. Bizden sonra çocuklarımız “yabanci dil sorunu” çekmesin diye küskün bir şekilde tüm derleme kayıtlarını, notalarını da alıp Avustralya’ya göç ettik.
Türkiye’nin bizden esirgediğini Avustralya hükûmeti TV, radio programları, kaset ve bir çok konser yaptırarak destekledi. Eşim ikinci bir üniversite bitirdi, yıllarca sosyal görevli olarak Türk toplumunun sorunları ile ilgilendi. Uzun yıllar Türk okullarında ve Türk derneklerinde, hafta sonlarında ve akşamları Türkçe öğretmenliği, halk oyunları ve halk müziği çalışmaları yaparak kültürümüzün kaybolmaması için emek verdik.
Nebi YILMAZ Türk Halk Müziğini İcra Ederken
18.10.1997
Aramızda Avustralya yerlileri (Aboricinler) ve İrlandalılar’ın da olduğu 40 kisilik grupla Viktorya Kültür ve Sanat Bakanlığı’nın desteği ile 37. Bursa Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali’nin davetlisi olarak Avustralya’yı temsilen Bursa, Kumla ve İstanbul Cemal Reşit Rey Salonu’nda harika konserler verdik. Bu konserlerimizde çoğunlukla Türkiye’de derleyip notaya aldığımız ama seslendirme fırsatı bulamadığımız türkülerimizi Avustralya’da çalışıp Türkiye’mizde ilk kez seslendirdik.
Aborijinlerle Türk Halk Müziği'nin İcrası
1986’da geçirdiğim bir trafik kazası sonucu uzun süre çalışamadım. 1990 yılında birçok iş araştırmasından sonra cam dekorasyon işini üç kuşaktır İngiltere’de yapan birinden devraldım. İlk zamanlarda günde 18 saat kararlılıkla çalışarak kısa sürede iyi bir cam sanatçısı oldum. Melbourne şehir merkezinde turistik bir yerde olan iş yerimiz kısa sürede herkesin tanıdığı, birçok insanın buluşma noktası oldu. Çok eski bir sanat olduğu için de eyalette bu işi yapan hemen hemen tek aileydik. Eşim ve iki çocuğuma da öğrettim.
Singapur, Hong Kong, Japonya ve Güney Afrika başta olmak üzere birçok ülkeden ciddi iş teklifleri aldım. Yıllar sonra üçüncü bir ülkede çalışmayı göze alamadığımız için halâ Avustralya’da yaşıyoruz.
Biz farklı, saygın bir işi başarmanın maddî ve manevî hazzını duyarken, toplum üyelerimiz de alışılmışın dışında işler yapılabileceğini, kendilerine güvenmeleri gerektiğini öğrendiler. Şimdi her alanda toplumumuzu başarıyla ve gururla temsil eden birçok arkadaşımız var.
Bu işten de en az öğretmenlik, müzisyenlik kadar zevk aldım. Avustralya’ya gelmeseydim böyle bir sanatın varlığını bile bilmeyebilirdim.
Bu sanatı öğrenmek isteyen pek çok insan olmasına rağmen benim amacım bunu gelecekte sadece ilgilenen Türk gençlerine öğretmek olacak. Türkiye’de bilinmeyen bir meslek. Belki bir gün orada da neden olmasın?
Böyle bir kitabın oluşmasında emeği geçen tüm dostları kutlar, başarılar ve sağlıklı günler dilerim. Sonsuz teşekkürlerimi ve sevgilerimi sunarım.
Seni çok seviyorum Türkiyem. Sana ve yüce atamız Mustafa Kemal’e olan yurttaşlık borcumu yaşadığım son güne kadar da ödemeye devam edeceğim.
Not : TRT repertuarını defalarca ayrıntılı inceledikten sonra derleme çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Sadık Doğanay gibi ozanların o yıllarda henüz TRT repertuarınca bilinmeyen bazı eserlerini de kasetlerinden dinleyip, notaya alarak kültürümüze kazandırmak istedik.