|
ÜNYE'YE ÖZGÜ |
|
Makale :
Yüksel ŞEN
(Emekli Bankacı - Gazeteci - Şâir ve Yazar)
ÜNYE'YE ÖZGÜ
NEBATLAR
Aylık Ünye Ticaret ve Sanayi
Gazetesi'nin
Yıl : 3,
Sayı : 31, Sh. 2, Eylül/1997 ve Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin
Yıl : 16,
Sayı : 663, 29.06.1992 tarihli nüshalarında yayımlandı.
Değerli okuyucular :
Güzel Ünye'mizde, doğanın ne denli cömert olduğunu hiç düşündünüz mü? Eminim ki düşünmüşsünüzdür.
Gerek pastoral yönden ve gerekse kırlarında hüdayınabit yetişen, çeşnisi sayılamayacak kadar bol nebatat yönünden, emsali bulunmaz bir kentin sahibiyiz.
Baharın gelişiyle manav dükkânlarının tezgâhları, pazarcı esnafının sergileri, mevsimin turfanda sebze ve meyveleri ile dolup taştı.
![]() |
![]() |
![]() |
Fasulyesinden kabağına, patlıcanından salatalığına, baklasından bezelyesine, ıspanağından pazısına, pırasasından lâhanasına, armudundan elmasına, muzundan portakalına, yenidünyasından kirazına, eriğinden bademine, ayvasından çileğine kadar tüm Yaz ve Kış yiyeceklerini bir arada görmek mümkün.
Pancar (Karalâhana) Çiçeği![]() http://home.arcor.de/erenli/yemekler/yemek.htm |
Isırgan Otu Diplemesi -
Urtica diocia / urens![]() http://home.arcor.de/erenli/yemekler/yemek.htm |
Ekonomik potansiyeli yüksek olanlar için, Ankara'da yok yok. Her mevsim her çeşit sebze ve meyveyi bulmak mümkün.
Yukarıda sayageldiğim sebze ve meyvelerin dışında, bir de yabancı menşeli sebze ve meyveler var. Örneğin ; Avokado, Ananas, Brüksel Lâhanası, Kivi, Hindistan Cevizi gibi.
Pazaryeri/Çarşamba Haftası
Ünye Taze Köy Ürünleri
Bunların hepsi, Türkiye genelinde herkes tarafından bilinen, Yüce Allah'ın bizlere lûtfettiği doğa nimetleri.
Bilinmeyen bir şey var. O da Ünye'ye özgü nebatlar.
Nedir bunlar diyeceksiniz?
Sayayım; kazıyak, kardilik (galdirik), melevcen, mendek, sütlücen.
Kardilik (Galdirik)![]() http://home.arcor.de/erenli/yemekler/yemek.htm |
Sütlücen![]() http://home.arcor.de/erenli/yemekler/yemek.htm |
Geçenlerde bir yakınım Ünye'ye gitmişti.Tam mevsimi olması nedeniyle bu nebatatlardan alıp Ankara'ya getirmiş. Aman nasıl sevindik.
Şimdi bu yazımı okuyan ve yöremize özgü nebatatları bilmeyenler bu isimler karşısında meraka düşeceklerdir.
Efendim; şu günlerde yolunuz Ünye'ye uğrar ve şayet Çarşamba pazarına rastlarsanız, lütfen pazar yerimizi bir geziniz. Köylerimizden gelen satıcıların önünde öbek öbek ve renk renk, yukarıda sayageldiğim nebatatlara rastlayacaksınız.
Eminim ki bu nebatatları, yurdun hiçbir yerinde göremeyeceksiniz. Kazıyak turşusunun, Mendek çorbasının, Kardilik, Melevcen kavurmalarının inanın ki tadına doyum olmaz.
Dün akşam iftar soframızda, validemin özenle yaptığı Mendek çorbası vardı. Nefasetine doyum olmayan bu çorbayı iştahla içtik; ferdası günkü Kardilik kavurmasının ise tadı halâ damağımızda.
Melevcen (Dikenucu) -
Smilax officinalis (LİLİACEAE)![]() http://home.arcor.de/erenli/yemekler/yemek.htm |
Pancar (Karalâhana) Çorbası![]() http://home.arcor.de/erenli/yemekler/yemek.htm |
Ya o Sütlücen kızartması, Kazıyak turşusu, güzel Ünye'mizin emsalsiz taamlarından birkaç çeşni.
35 yıllık memuriyet hayatım boyunca, Doğu'dan Batı'ya, Kuzey'den Güney'e gezdiğim güzel Anadolu'muzun hiçbir kentinde bu kadar bol mahallî sebzeye rastlamadım.
Ebegümeci
Sütleğen Diğer İsimleri : Sütlücen, Sütlüceotu. |
Melevcen – Diken Otu Smilax officinalis (LİLİACEAE) Etki ve Kullanımı : Diş ağrısı,
erkeklik hormonunu arttırır, |
Ancak;
Çorum ve Amasya'da Madımak, Ege Bölgesi'nde de Acıot diye isimlendirilen bir nebatat tanıdım. Yöre halkı, bilinen sebzelerin dışında bunlara büyük değer veriyor ve iştahla yiyorlar.
Kara Hindiba
(Taraxacum officinale)
- Yabani Hindiba (Cichorium intybus L.)
Esenlik dileklerimle efendim...
Yüksel ŞEN
Isırgan Otu
(Urtica
diocia / urens)
http://www.bitkisel-tedavi.com/isirgan.htm
Araştırma : M. Ufuk MİSTEPE
Isırgan Otu
Bir keresinde, radyoda konuşma yapan bir doktor tarafından (Türkiye'de değil), sahip olduğumuz şifalı bitkilerin en etkililerinden birinin Isırgan Otu (Urtica diocia / urens) olduğu belirtilmişti. Eğer ne kadar şifalı olduğunu bilmiş olsaydı, insanlık âlemi ısırganotundan başka hiçbir şey yetiştirmezdi. Ama ne yazık ki, bu gerçek pek az kişi tarafından biliniyor. Isırganotu, kökünden başlamak üzere, kökü, yaprakları, tohumları bile şifalı olan bir bitkidir.
Eski çağlarda da büyük bir saygınlığa sahipti. Albrecht Dürer (1471 - 1528)
bir tablosunda, elinde ısırganotu olan bir meleğin Tanrı katına uçuşunu
canlandırmıştı. İsviçreli botanik bilimci Künzle, bir yazısında, yakıcı
özelliği sayesinde (Tüylerde bulunan
histamin
ve asetilkolin)
korunmamış olsaydı, bitkinin kökünün çoktan kurumuş olacağını belirtmişti.
Eğer kendini koruyamamış olsaydı, haşarat ve hayvanlar onu çoktan yok
etmişlerdi.
Büyük
ısırgan otu (Urtica diocia L.),
çok yıllık ve otsu bir bitkidir; boyu bazen 1 m'yi geçer. Yapraklar koyu yeşil
renkli, saplı, dişli kenarlı ve yakıcı tüylüdür. Küçük ısırgan otu (Urtica
urens L.),
bir yıllık ve otsu bir bitkidir. Boyu 60 cm kadar olabilir. Yapraklar açık
yeşil renkli, saplı, dişli kenarlı ve yakıcı tüylüdür. Duvar kenarları ve
harabeliklerde bol olarak görünür.Her iki türün de yaprakları 2 - 4 cm
uzunlukta, oval veya kalp
biçimindedir. Taze iken deri ile temas edince deride
kızartı ve yanma yapar. Dızlağan ve dikenli ısırgan isimleriyle
de bilinir. Ülkemizde (Türkiye) her iki tür de yetişir.
Isırganotu, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında, dalak hastalıklarında, solunum sistemi balgamlanmasında, mide kramplarında ve ülserlerinde, bağırsak ülserlerinde ve akciğer hastalıklarında öncelikle önerilir. Değerli etken maddeleri (Potasyum tuzları, organik asitler - formik asit, histamin, asetilkolin ve Vitamin C) alabilmek için, çay hazırlanırken, yapraklar yalnızca haşlanır (kaynatılmaz). Isırganotu, koruyucu olarak da günde bir bardak içilebilir. Mikroplu hastalıklarda ve mikrop salgılanan hallerde de bitki çok iyi bir yardımcıdır. Belirli bir yaştan sonra bedendeki demir miktarı azalmaya başlar. Bu nedenle, yorgunluk ve bitkinlik halleri görülür, kişi yaşlandığını düşünmeye başlar ve verimliliği giderek azalır. İşte bu durumlarda, demir içerikli taze ısırgan otu ile çok olumlu sonuçlar alınabilir.
Bir ısırgan otu küründen sonra, kişi kendini çok kısa bir süre içerisinde eskiye oranla çok daha rahat hisseder, enerji ve çalışma gücü geri gelir, dış görünüm olarak da belirgin bir düzelme başlar. Günün birinde, genç bir kadın safrakesesi rahatsızlığı ve kansızlık nedeniyle geldi. Sürekli olarak da başı ağrıyordu. Ona ısırganotu çayı içmesini önerdim. Bir süre sonra karşılaştığımızda, bitki çayının kendisine ne kadar çabuk yardım ettiğini büyük bir mutlulukla anlattı.
Ödemlerde, ısırganotu bedendeki fazla sıvıyı emerek büyük yararlar
sağlar. Kan yaptırıcı özelliği sayesinde, kansızlık solgunluklarında,
alyuvarlar eksikliğinde, anemi ve daha başka ağır kan hastalıklarında yardımcı
olur. Herhangi bir alerji rahatsızlığı çekenler (bahar nezlesi dahil)
uzun bir süre ısırganotu çayı içmelidirler. Bitki, soğuk algınlığına
yatkınlığı önler, romatizma ve gut hastalıklarında yardımcı olur. Tanıdığım
bir hanım, ağrılı bir siyatik nedeniyle üç yıldır doktor tedavisindeydi. Altı
ay içinde, 200 'er gramlık 6 tam ısırganotu
banyosu
aldıktan
sonra tüm ağrılarından kurtuldu.
Yedinci çocuğunu doğurduktan sonra sürekli olarak egzema ile uğraşmak zorunda kalmış olan bir kadına, ısırgan otu çayı içmesini önermiştim. Çok kısa sürede egzemalar iyileşti ve aynı zamanda çekmekte olduğu baş ağrıları da bir daha geri dönmemek üzere yok oldu. Isırgan otu, böbrek ve mesane taşı oluşumuna karşı da kullanılabilir. Böbrek hastalıkları ve zorlu baş ağrıları genellikle bir arada görülürler. Egzemalar genellikle dahili bir nedene dayandıklarından, onları içerden, kan temizleyici bitkilerle tedavi etmek gerekir.
Isırganotu, en başta gelen kan temizleyici ve aynı zamanda kan yaptırıcı bir bitkidir. Böylece, pankreas üzerinde de çok olumlu etkileri olduğu için, ısırganotu çayı ile kandaki şeker düzeyi düşürülebilir. İdrar yolları hastalıkları ve iltihapları, da bitki çayı ile tedavi edilebilir. Aynı zamanda da dışkılama kolaylıkları sağladığından, bir ilkbahar kürü için özellikle önerilir. Bitkinin nasıl bir iyileştirici güce sahip olduğunu öğrendiğimden beri, ilkbaharda ve sonbaharda filizlendiğinde, onunla 4 haftalık bir çay kürü yapmayı alışkanlık haline getirdim. Sabahları aç karnına, kahvaltıdan yarım saat önce bir bardak ve gün boyunca 1-2 bardak çayı yudumlayarak içiyorum. Bu tür çay kürlerinden sonra kendimi anlatılamayacak kadar iyi hissediyorum ve her seferinde, alışılmışın üç katı daha fazla çalışabileceğimi sanıyorum. Ayrıca bu çayın lezzeti hiç de kötü değildir. Ama duyarlı kişiler, ona biraz papatya veya nane ekleyerek, lezzetini ve kokusunu değiştirebilirler.