ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 22 Kasım 2004 tarihinde güncellenmiştir.)

.

 

ABDAL
MUSA SULTAN
* EMİRÖREN MAKAMI *

Makale : Kutlu ÖZEN
http://www.alewiten.com/emiroren.htm

Abdal Musa Sultan’ın
Zile Emirören Köyü’ndeki Makamı

            Bilindiği gibi Abdal Musa, en tanınmış Anadolu erenlerindendir. Abdal Musa’nın doğum ve ölüm tarihleri bilinmemektedir. Onunla ilgili bilgi veren kaynaklarda da bir açıklık yoktur.

Abdal Musa Türbesi

Antalya/Elmalı - Tekke Köyü

            Âşıkpaşaoğlu Tarihi’nde söylendiğine göre, Abdal Musa, Bursa’nın alınmasında bulunmuş, başına bir ak börk giyerek yeniçerilerin arasına katılmıştır. Bursa 1326’da alındığına göre Abdal Musa, o dönemde savaşa girebilecek bir çağda demektir. Yine I. Murat (1362 - 1389) döneminde yaşayan ünlü erenler sayılırken Abdal Musa da erenler içinde zikredilir. Dervişlerde Abdal Murat, Abdal Musa, Mehmed-i Küşteri ve Baba Postunpuş vardı. Bunların hepsinin kerametleri zahir olmuştu. Duaları kabul olunur azizlerdi. ifadesi kullanılır.

     Bu alıntı, Abdal Musa’nın 14. yüzyıl ortalarına doğru yaşadığını, ünlü bir ermiş (aziz) olduğunu gösteriyor. (İsmet Zeki Eyüboğlu : Abdal Musa - İstanbul 1991: 35)

     Yine Âşıkpaşaoğlu Tarihi’nde Abdal Musa ile ilgili şu bilgiler vardır :

Hacı Bektaş, nesi varsa Hatun Ana’ya emanet etti. Kendi saf bir azizdi. Şeyhlik'ten, Müritlik'ten vazgeçmişti. Abdal Musa derler bir derviş vardı. Hatun Ana’nın dostu idi. O zamanda Şeyhlik, Müritlik asla ortaya çıkmış değildi. Silsileye dahi aldırmazlardı. Hatun Ana, Hacı Bektaş’ın üzerine mezar yaptı. Bu Abdal Musa, geldi bunun üzerinde nice gün kaldı. Orhan devrinde (1326 - 1362) gazalar etti. (...) Bektaşîler'in giydiği bu ak börk, Orhan Gazi zamanında Bilecik’te ortaya çıktı. Bektaşîler'in bir şeyhleri vardı, Abdal Musa derlerdi. O Abdal Musa, sebep olmuştu. Abdal Musa, Orhan zamanında gazaya geldi ve yeniçerilerin arasında nice zaman yoldaşlık edip yürüdü. Bir yeniçeriden aldığı börk vardı. “İşte ben de gaziler tacını giyip geldim diye haylice de övündü.

 

Abdal Musa Kültür Evi

Antalya/Elmalı - Tekke Köyü

            Âşıkpaşaoğlu’nun tarihindeki cümleleri özetlersek, Orhan Gazi zamanında savaşa katıldığını, yeniçerilere yoldaşlık ettiğini, Hacı Bektaş Veli’ye bağlı olduğunu görürüz. (Musa Seyirci : Abdal Musa Sultan - İstanbul 1992)

            Âşıkpaşaoğlu 1393 - 1481 yılları arasında yaşadığına göre, kendi doğumundan en az altmış yıl önceki olaylardan söz ediyor demektir. Bu durumda Abdal Musa ile ilgili bilgileri kesin olmasa bile büsbütün yanlış sayılmaz.

            Abdal Musa’nın Türbe ve Makamları :

            İ. Zeki Eyüboğlu, Abdal Musa’nın türbe ve makamları hakkında şu bilgiyi vermektedir :

“Abdal Musa’nın biri Bursa, diğeri Antalya’nın Elmalı İlçesi’ne bağlı Tekke Köyü’nde olmak üzere iki mezarı vardır. Bursa’dakinin mezar değil makam olduğu söylenir. Bektaşîler, genellikle Tekke Köyü’nü benimsemişlerdir.” (Eyüboğlu, age., s. 36)

 

 Abdal Musa (Birlik) Cemi düzenlendi.
(8 Ağustos Pazar - Joseph J. Piccininni Community Centre`da)

Kanada'da İlk Cem

            Musa Seyirci de bu konuda şu bilgileri vermektedir :

Bu güzel insanın yaşamı ile ilgili bilgiler kaynaklarda oldukça azdır. Kimi araştırmacılar, onun Elmalı’nın Tekke Köyü’nde, kimileri ise Bursa’da ve Manisa’da yattığından bahsederler. Bektaşî söylencelerine göre Abdal Musa, Ahmet Yesevî’nin halifelerindendir. Horasan erenlerindendir. Soyu Hz. Peygamber’e bağlanmaktadır. Babası Hasan Gazi’dir. Abdal Musa’nın dedesi, Haydar Ata ise Hacı Bektaş Veli’nin amcasıdır. Böylece Hacı Bektaş Veli’ye de akrabadır. Annesi Ana Sultan, kız kardeşi Hüsniye Bacı'dır. Anne ve kız kardeşinin mezarları Elmalı’nın Tekke Köyü’nde, Abdal Musa Tekkesi’ndedir. (Seyirci, age., s.21-22)

 

            Emirören Köyü’ndeki Makamı :

            Görüldüğü gibi Anadolu’da Abdal Musa’ya ait birden çok türbe ve makam bulunmaktadır. Bunlardan biri de şimdiye kadar kimsenin dikkatini çekmeyen Zile yakınlarındaki makamıdır. Sevgili dostum Musa Seyirci, “Abdal Musa Sultan” adlı eserini yazmadan önce benim de katkıda bulunmamı istedi. Ben de kendisine Abdal Musa’ya ait bir makamın, Zile yakınlarındaki Emirören Köyü’nde bulunduğunu söyledim. Sevgili Musa Seyirci, adı geçen eserinde şöyle demektedir :

Yine, Zile İlçesi’nin Emirveren Köyü’nde, üretken ve çalışkan dostumuz Kutlu Özen’in belirttiğine göre, Zile ile Turhal arasındaki yol üstünde, Zile’ye 10 km uzaklıktaki sapakta, Emirören Köyü’nün yakınında toplama taşlardan oluşan bir mezarı vardır. Bu mezar, Abdal Musa mezarı olarak anılmaktadır. Yakın köylüler, adak için buraya gelirler. Zile Kaymakamlığı’nın bana yazdığı yazıda Abdal Musa’nın mezarının olduğu köyün adı Emirveren, Kutlu Özen’in notlarında ise köyün adı Emirören olarak geçmektedir." (Seyirci, age., s.32).

 

            1988 yılında vermiş olduğum bilgilerin üzerinden 13 yıl geçti. Bu makalemi yazmadan önce Sivas Meslek Yüksek Okulu Halıcılık Desinatörlüğü Bölümü'nde okuyan öğrencim Tuğba Türkmen’i 29 Ekim 2001’de Emirören Köyü’ne gönderdim. Öğrencim, türbenin fotoğraflarını çekti ve yeni bilgilerle Sivas’a döndü. Tuğba Türkmen’in vermiş olduğu bilgiler, özetle şöyledir :

Türbe köy mezarlığı içindedir. Yakın yıllara kadar toplama taşlardan ibaret bir mezar olduğu halde 1990’lı yıllarda türbe haline getirilmiştir. Türbenin yanında misafirhane, yemek pişirme yeri ve Cemevi bulunmaktadır. Her yıl 26 Ağustos’ta Abdal Musa’yı anma törenleri yapılmaktadır. Tokat’tan ve çevre ilçelerden yüzlerce kişi gelmektedir. Adak kurbanları kesilmektedir. Semah gösterileri yapılmaktadır. Gelen misafirler, kurban etleriyle pişirilen yemeklerle ağırlanmaktadır. Bütün adak yerlerinde olduğu gibi türbenin karşısına düşen dilek taşına, dilek dileyerek taş yapılmaktadır. Mum yakılmaktadır; çalılara paçavra bağlanmaktadır. (Tuğba Türkmen, Cumhuriyet Üniversitesi, SMYO, Halıcılık Des. Böl. Öğrencisi, Emirören Köyü’ndeki 29 Ekim 2001 tarihli derleme.)

            Abdal Musa’ya Ait Diğer Adak Yerleri :

            Abdal Musa Koruluğu : Türk halkının çok sevdiği, bu ulu Alp-Eren’in Divriği ilçesinde de bir koruluğu bulunmaktadır. Bu koruluğa, Abdal Musa Koruluğu denilmektedir. Adak yeri, Bayırüstü (Timisi) Köyü’ndeki küçük bir koruluktur. Ağaçları kutsal sayılır; ancak Abdal Musa törenlerinde kurban etlerini pişirmek için koruluğun odunlarından faydalanılır. Abdal Musa törenlerinde korudaki kuru ağaçlar kullanılır. İnanışa göre yaş ağaç kesilirse, ağaçtan insan kanına benzeyen bir su çıkarmış. (Kutlu Özen: Sivas ve Divriği Yöresinde Eski Türk İnançlarına Bağlı Adak Yerleri - Sivas 1996: 100)

            Abdal Musa Düşeği : Divriği İlçesi köylerinde bu adı taşıyan üç adak yeri bulunmaktadır. Bunlardan ikisi Kekliktepe Köyü’ndedir. İlki Ali Baba Mezarlığı içindeki sembolik bir mezardır. Kutsal günlerde ve gecelerde mum yakılır. İkincisi Kekliktepe, Karakale yolu kenarındaki bir tarlanın içindedir. Küçük bir taş yığınıdır. Abdal Musa’ya ait diğer bir adak yeri de Eşke (Dikmeçay) Köyü’ndedir. Tebit Hızır ziyareti yakınındadır. Bu düşek / adak yeri 1950’li yıllara kadar ziyaret edilmekteydi. (Özen, age., s. 207)

            Dut Eren : Adak yeri Divriği ilçesine bağlı Sevir Köyü’ndeki ulu bir dut ağacıdır. Abdal Musa Curbing sırasında yemek pişirilirken kurumuş dallarından faydalanır. Burası köye gelen bir dede tarafından adak yeri olarak sunulmuştur. (Özen, age., s. 158)

            Abdal Musa’nın Askerleri : Divriği’ye bağlı Hargün Tuzlası’nda 80 tane dikilitaş vardır. O çevrede bu dikilitaşlara “Abdal Musa’nın Askerleri” derler. (Seyirci, age., s. 33)

            Sonuç :

            Bir kez daha vurgularsak, Abdal Musa’nın mezarı, Elmalı İlçesi’ndeki Tekke Köyü’ndedir. Ancak, ona duyulan büyük saygıdan dolayı Anadolu’nun çeşitli yerlerinde ve özellikle Divriği yöresinde Abdal Musa’ya ait makamlar, sembolik mezarlar bulunmaktadır.

            Cem, 36 (2002) 119: 15.

 

Abdal Musa Sultan ( .... - .... )
http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=2851
http://www.alevi.com/aabf/tr/oegreti/makaleler/abdal%20musa.html
http://www.turkuler.com/ozan/abdalmusa.asp

Horasan'dan Rum'a zuhur eyleyen
Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi?
Binip cansız duvarları yürüten
Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi?

            Anadolu'nun ünlü erenlerinden ve ermişlerinden olan Abdal Musa Sultan, aynı zamanda ünlü bir ozan ve düşünürdür. Aslen Horasanlı'dır. Azerbaycan'ın Hoy Kasabası'na gelmiş ve bir süre orada yaşamış olduğundan, "Hoylu'' olarak tanınmıştır. Hacı Bektaş Veli'nin amcası Haydar Ata'nın oğlu, Hasan Gazi'nin oğludur. Kaygusuz Abdal Menkıbesi'ne göre "Kösre Musa" adıyla da anılır.

            Abdal Musa Sultan, Horasan Erenleri'nden ve Hz. Peygamber soyundandır. 14. yy.'da yaşadığı ve Osmanlılar'ın Bursa'yı fethi yıllarında Orhan Bey'in askerleriyle savaşlara katıldığı ve büyük yararlıklar gösterdiği tarihî kaynaklarda yazılıdır. Hacı Bektaş Veli'nin önde gelen halifelerindendir. Payesi "Sultanlık", mertebesi "Abdallık", Pir evindeki hizmet postu ise, "Ayakçı Postu''dur. Bu post Bektaşi Tarikatı'ndaki on iki posttan on birincisi olup, diğer adı ''Abdal Musa Sultan Postu"dur. Ayakçılık, Abdallık mertebesidir.

            Elmalı, Tekke Köyü'ndeki dergâhı, ilk Bektaşiler'in dört büyük "Asitanei Bektaşiyan"ından biridir. Ancak, Anadolu'nun inanç coğrafyasında seçkin bir yeri, etkin bir gücü olan Abdal Musa Sultan adına daha bir çok yerde makam ve mezarlar yapılmıştır. Bir çok yazar ve araştırmacı, Abdal Musa Sultan'ı konu alan araştırmalar yapmışlardır. Bazılarına göre, Abdal Musa Sultan; Bursa'nın fethine katıldıktan sonra Manisa, Aydın ve Denizli yöresinde bulunmuş, daha sonra da Türkmen ve yörüklerin yoğun bulunduğu Elmalı yöresinde tekkesini kurmuştur. Ayrıca Denizli'de yatan "Büyük Yatağan Baba"dan esinlendiğini de belirtmişlerdir. Abdal Musa Sultan, Elmalı yôresinde kurduğu tekkesinde sayısız kişiler irşad etmiş (uyarmış) ve bunlar arasında büyük ozanlar yetişmiştir. Bunların en ünlüsü de, Alevi - Bektaşi edebiyatın abidelerinden sayılan Kaygusuz Abdal'dır.

            Onunla ilgili olarak Abdal Musa Sultan Velayetnamesi'nde konu edilen söylencesi şöyledir :

            ''Alâiye reyinin oğlu Gaybi, Abdal Musa'ya derviş olup, Kaygusuz adını alınca, babası oğlunu kurtarmak ister. Tekke Beyi'nin yardımını talep eder. Tekke Beyi de Kılağılı İsa adlı pehlivan yiğidini Abdal Musa'nın tekkesine yollar. İsa, dergâha varır ve kapıya gelince : "Çağırın bana Abdal Musa'yı" diye gürler. Ancak, atı ürker ve İsa'yı sırtından atar, sürükleyerek parçalar. Tekke beyi bu olaya çok sinirlenir ve ordusuyla harekete geçer. Abdal Musa Sultan'ı yakmak öbek öbek odunlar yığılır. Ateşler tutuşturulur. Abdal Musa Sultan da üç yüz kadar müridi ile semah ederek yola koyulur... Bu öyle bir geliş ki, onlarla birlikte dağlar, ağaçlar, kayalar da beraber yürür. Dervişler bir gülbank çekip ateşe girer. Ateş onları yakmaz, onlar ateşi söndürürler. Bu manzarayı gören Kaygusuz'un babası, duruma hayranlıkla bakar, Abdal Musa'nın ellerini öper ve geriye döner. Kaygusuz bu dergâhta kırk yıl hizmet eder...''

            Abdal Musa Sultan'ın kerametleri, kendi adı verilen Velayetname'de anlatılır. Abdal Musa Sultan Velayetnamesi, günümüz Türkçesi ile Ali Adil Atalay tarafından beşinci kez olarak yayınlanmıştır. Kerametlerinden biri de şöyle : "Abdal Musa Sultan, bir pamuk içinde kor halinde bir ateş parçasını müridlerinden biriyle, Geyikli Baba'ya gönderir. Geyikli baba da, ona bir bakraç içinde geyik sütü gönderir. Bu kerametin, yorumu da, "hayvanatı iradesine bağlamak, bitkilere hükmetmekten zordur'' şeklindedir.

            Şair, düşünür, Horasan ereni Abdal Musa Sultan'ın keramet ve erdemleri yedi yüzyıldan bu yana dillerde söylenir. Antalya, Elmalı ilçesine bağlı Tekke köyündeki türbesi, 14. yy.'da Selçuklu mimarîsi örneğinde yapılmıştır. Tekke hakkında en önemli bilgiyi 17 yy.'da burayı ziyaret eden ünlü gezgin Evliya Çelebi, Seyahatname'sinde vermiştir. Bu bilgilere göre tekkenin kubbesindeki altın âlem, beş saatlik yerden görülüyormuş. Abdal Musa Sultan sandukası baş ucunda seyyid olduğunu gösteren yeşil imamesi durur. Tekkenin etrafında bağ ve bahçeler uzanır, Misafirhaneler, kiler, mutfak meydanlar gibi bir çok ek binalar varmış. Mutfakta kırk derviş hizmet eder. Meydanın dışında ayrıca büyük bir misafirhane bulunur ki, üstü konak, altı ise iki yüz at alacak kadar büyük bir ahırdır. Misafir hiç eksik olmaz.

            Tekke yapıldığı günden beri mutfağında hiç ateş sönmemiştir. Tekkenin çok zengin vakıfları vardır. On binden fazla koyunu, bin camuzu, binlerce devesi ve katırı, yedi değirmeni ve daha birçok varlığı ile üç yüz elli yıl önceki Abdal Musa Sultan Tekkesi'nin çok büyük zenginliklere sahip bir kurum olduğunu belirtiyor Evliya Çelebi.

            Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından sonra dağıtılan tekkeler arasında Abdal Musa Sultan Tekkesi de nasibini almıştır. 1829'da hükûmetçe gönderilen memurlar tarafından, dergâhta mevcut bütün eşyalar ve binlerce canlı hayvan satılıp, defteri İstanbul'a gönderilmiştir. Bu hal tekkelerin 1925'de kapanmasına kadar yaşanmıştır. Değişik dönemlerde onarım gören Tekke, zaman içinde yıkılmış, günümüzde ise sadece Abdal Musa Sultan Türbesi kalmıştır. Türbede, Abdal Musa, annesi, babası, kız kardeşi ile Kaygusuz Abdal'ın kabirleri bulunmaktadır.

            Tekke'nin giriş kapısındaki kitabe yazısının bir beytini aşağıya alıyoruz :

Edeble kıl ziyaret bir makaam-ı alişandır bu,
Füyuz'u Hakk'a menba asitan-ı aşikaandır bu.

            Önce de belirtildiği gibi; Alevi - Bektaşi şiirine ''nefes''adı verilir. Alevi - Bektaşi şiiri de, genellikle Yunus Emre'nin şiirinden etkilenmiştir. Bu şiir, daha sonra Abdal Musa ile yönünü çizmiş ve Kaygusuz Abdal'la beslenerek doruğuna erişmiştir. Abdal Musa'nın günümüze kadar gelen şiirleri çok azdır. Ancak az da olsa, bu şiirler, Alevi - Bektaşi Edebiyatı'nın seçkin örnekleri sayılır. Bu şiirlerle Alevi - Bektaşi Edebiyatı kesin anlam kazanmıştır.

Nefesleri :


Kim ne bilür bizi nice soydanuz
Ne zerre ottan ne hod sudanuz

Bizim meftunumuz marifet söyler
Biz Horasan mülkündeki baydanuz

Yedi deniz bizim keşkülümüzde
Hacem umman ise biz de göldenüz

Hızır İlyas bizim yoldaşımızdır
Ne zerrece Günden ne de Aydanuz

Yedi tamu bize nevbehar oldu
Sekiz uçmak içindeki köydenüz

Bizim zahmımıza merhem bulunmaz
Biz kudret okuna gizli yaydanuz

Turda Musa durup münacat eyler
Neslimizi sorarsanız ''Hoy'' danuz

Ali geldi adım bahane
Güvercin donunda kondum cihana

Abdal Musa oldum geldim zemana
Arif anlar bizi nice sırdanuz.

Horasan'dan Rum'a zuhur eyleyen
Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi
Binip cansız duvarları yürüten
Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi?

Doksan altı bin Horasan Pirleri
Elli yedi bin de Rum erenleri
Cümlesinin servirazı serveri
Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi?

Balım Sultan arkadaşı, yoldaşı
Kızıldeli Sultan dürür hem eşi
Abdal Musa Sultan dersen ne kişi
Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi?

 

YAZDIR

   Zile Makaleleri Sayfasına

  Dönmek İçin TIKLAYINIZ !