ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 12 Aralık 2009 tarihinde güncellenmiştir.)

.

 

A'DAN Z'YE
ÜNYE'NİN TARİHÎ, MİMARÎ,
DOĞAL, KÜLTÜREL VE
BİLİMSEL BULGULARI - 6

Derleme : M. Ufuk MİSTEPE
(Araştırmacı - Orman Endüstri Yüksek Mühendisi)


M. Ufuk MİSTEPE / Bolu Dağı ORÜS Ormanı Ağaç Dikme Töreni 1999

MÜTEFERRİK BİLGİ KIRINTILARI - VI

Bu Makale Serisi'nde,
Ünye hakkında münferiden bir makale oluşturmayan
araştırma bulguları, ileride müstakil bir makaleye
dönüştürülmek amacıyla yayınlanacaktır.

PROF. DR. SAİT KAPICIOĞLU
http://www.unyekent.com/koseyazi/608/tesekkurler-ortacarsi-tesekkurler
18 Ekim 2009 Pazar

Teşekkürler Ortaçarşı! Teşekkürler!

            Ünye’ye soruyorum : Ortaçarşı sanat ve kültür şenlikleri festival kadar anlamlı olmadı mı?

            Kültür Ağası Bilgin sizleri popçulardan daha çok güldürmedi mi? Arı sütü saflığında, kendi doğasından çıkan sevecanlığı ve esnaf kardeşliği ile Ünyeliler coştu bu şenlikte! Herkes bir işin ucundan tutarak takım birlikteliğinde, yüksek sesle, toplumsal mesajlar verdiler! Hiç kimse eteket, kartvizit peşinde olmadı. Herkes dayanışma örneği gösterdi. Tek sloganla :

            Herşey Ortaçarşı için;
           
Ortaçarşı Ünye için!

            Bu birliktelikten bir Ünyelü olarak gurur duydum! Teşekkürler Ortaçarşı, teşekkürler! Ünye Gazetesi'nden şenlik haberlerini okurken tanınmış yazarımız Hıfzı Topuz ile birlikteydim; benim sevincime O da eşlik etti. Hıfzı Bey bana sordu :

            - Bu Ünye Ortaçarşı’nın neresindedir?

            Bir roman yazarı Hıfzı Bey'in bu sorusu Çarşı’nın büyüklüğünü yansıtıyordu. Çarşı Ünye demektir. Çünkü Ortaçarşı’da Ünye'nin özü olan sevda, vefa, erdemlilik, bilgelik ve hümanistlik  vardır. Ortaçarşı'nın yeri bellidir ama sınırları yoktur. Ortaçarşı felsefesinde olan herkes, Ortaçarşılı'dır.

            Ortaçarşı'nın meşhur Suluhan yangınında ben henüz 10 yaşımdaydım. O günü Asya Gribi geçiriyordum; başım ağrıdan çatlıyor, dizlerim kırılıyordu. Bir gripin olsa düzelecektim. Ben yangını, Fatsa itfaiyesinin çaresiz çalışmalarını seyrettim.

Meçhulasker İlkokulu Arsası İçerisindeki Metruk Sarnıç Çeşmesi Kalıntısı

Fotoğraf : Ressam Üzeyir KOYUN

            Şayet esnaf ve belediyenin izni olur ise Ortaçarşı'ya bir çeşme yaptırmak istiyorum; çeşmenin adı MEÇHULASKER ÇEŞMESİ olacak. Bu çeşme Meydan'da huzur ile yatarken, çöp arabaları ile kemikleri  çöplüğe atılan  Anafartalar şehitleri ile atalarımızın adını verdikleri Meçhulasker İlkokulu'nun anısını yaşatacak! Bu eserin bir tek “olmaz ise olmazı” vardır :  Ömrü vefa etmeyen, tabiata yenik düşerek yıkılan ve bir daha ismi, cismi anılmayan  Meçhulasker İlkokulu'nda, harabelikte boynu bükük duran sarnıç taşının yeni çeşmenin ayna taşı olmasıdır. Çeşme taşına, Ortaçarşı’da iz bırakan esnafların adları kazılacaktır. Bu eser Ortaçarşı’ya helal olsun!

            Vekil olsaydım daha nicelerini yaptırırdım. Zira Vekil maaşı, asıl olan Profesör maaşından en az beş misli fazla. Diğer avantaları hariç! Ayrıca kıyak emeklilikleri de cabası. Çarşı eleştirir. Eleştirmek bilgelik ister. Bu yüzden şu sloganı herkes bilmeli :

            "ÇARŞI ÇARŞIYA KARŞI,
              ÇARŞI HERŞEYE KARŞI!
              YAŞASIN KRİZ MASASI!

Nil Yayın Grubu
http://www.nil.com.tr/haber.php?hava_id=16&goster=eski

Mustafa Râkım Efendinin
Eserleri Çürüyor

Celî sülüs yazı ve tuğraya getirdiği yeniliklerle Türk hat sanatında çığır açan Râkım Efendi’nin eserlerinin bir kısmı ‘varaklama’ yöntemiyle korunmaya alındı; ancak pek çok çeşme, türbe ve mezarlık kitabesi dış etkenlerin acımasızlığına terk edilmiş durumda. Çeşmeler, türbeler, mektepler ve mezar taşları üzerindeki kitabeleri okuyabiliyor olsaydık, yağmurun, karın değil; ama kirli havanın silikleştirdiği yazıların altındaki zarif imzaları da fark edebilirdik... Ve elbette, yazı sanatı ve tuğrada yaptığı devrimle ‘Râkım öncesi–Râkım sonrası’ diye iki devir oluşturan Hattat Mustafa Râkım Efendi’nin ismi bize oldukça âşina gelirdi. Râkım Efendi’nin Üsküdar’daki İhsaniye Çeşmesi üzerinde bulunan celi sülüs yazısını okuyup da; ‘Hayatı olan her şeyi sudan yaptık.” anlamındaki ayet–i kerimenin karşısında kendimizden geçmeyi isterdik elbette; fakat kabul etmeliyiz ki şimdi, ‘anlamasak da koruyalım’ çağındayız. Sanatında yeniliklere açık oluşu ve cesurluğuyla tanınan Hattat Mustafa Râkım Efendi’nin hayatı ve eserleriyle ilgili oldukça kapsamlı bir kitap hazırlayan Dr. Süleyman Berk, Osmanlı’da binlerce hattat varken Râkım Efendi üzerine bir çalışma yapma gerekçesini şöyle açıklıyor: “Râkım Efendi celî sülüs yazının estetiğinde ve istifinde başarı sağlamış ve padişah tuğralarındaki hat ve şekil bozukluklarını gidererek güzelliğe kavuşturmuştur. Her yazısında yenilik deneyen Râkım Efendi’nin harfleri adeta birbirini kucaklar. O, kalem kalınlığı ile harfin büyüklüğü arasındaki ölçüyü bulan kişidir.” Mustafa Râkım Efendi için söylenen; “... Sinan Türk mimarlığında, Michelange heykeltıraşlıkta ne yapmışsa, daha ziyadesini Râkım yazıda yapmıştır” ifadesi de onun Türk hat sanatındaki yerini anlamamızı kolaylaştırabilir.

İstanbul dışında henüz bir eserine ulaşılamayan Râkım Efendi’nin eserleri, Cihangir Camii, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Topkapı Sarayı Müzesi, Vakıflar, Türk Hat Sanatları Müzesi, Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesi, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi ve Eyüp Sultan Türbesi’nde, özel müzelerde ve koleksiyonlarda bulunuyor. Râkım Efendi’nin birçok eseri de ‘açık hava müzesi’ olarak görülen İstanbul’un değişik semtlerinde, önünden geçip gittiğimiz eski okulların, camilerin duvarlarında, suyu kuruyan çeşmelerde, mezarlıklarda kendisine değecek gözleri bekliyor. Râkım Efendi’nin çektiği tuğralarla Topkapı Sarayı’na mühür vurduğunu söylemek ise abartı olmaz; Topkapı Sarayı’nda, Hırka–ı Saadet Dairesi, Bâb–ı Hümâyun, Bâb–ı Selam, Akağalar Koğuşu’nda bulunan tuğralardaki yeniliği benimsemeyen diğer hattatların bu alanda varlık gösteremediği biliniyor. Süleyman Berk, Mustafa Râkım Efendi’nin kitabelerini varaklama yoluyla korumaya çalışıyor. Yağmur, kar, çamur gibi dış etkenlere maruz kaldığı halde yüzyıllardır ayakta kalan mermer kitabeler hava kirliliğine boyun eğmiş durumda. Kendisi de bir hattat olan ve Kültür Bakanlığı 2001 yılı Devlet Hüsn–i Hat ödülünü alan Berk’e göre kitabeler yalnızca altın varakla korunabilir; çünkü Osmanlı yeşili ya da ördekbaşı yeşili olarak bilinen yağlıboyayla boyandıktan sonra varaklanan eserler bu şekilde en az 150 yıl daha yaşayabiliyor. “Biz korunması gereken eserleri tespit ediyoruz, hayırseverler gerekli bütçeyi ayırıyorlar, devletin korumaya aldığı kimi eserler de oldu; ancak  koruma çalışmalarının sistemli bir şekilde yürütülmesi gerekiyor.” diyen Süleyman Berk, Karacaahmet’teki Miskinler Çeşmesi kitabesinin acilen varaklanması gerektiğini söylüyor. 18’inci yüzyılda Ordu’nun Ünye ilçesinde dünyaya gelen Mustafa Râkım Efendi’ye Ünyeliler de sahip çıkıyor. Süleyman Berk’in hazırladığı ‘Hattat Mustafa Râkım Efendi’ kitabından yüz adet alarak ilgili insanlara dağıtan Ünye Belediyesi, bir parka da hattatın ismini vermiş.
Ülkü Özel Akagündüz
Zaman Gazetesi
10 Ağustos 2003

 


Râkım'ın Cihangir Câmîi'nde Bulunan celî sülüs zerendûd levhası
"Şüphesiz namaz, inananlara belirli vakitlerde farz kılınmıştır." (Nisâ 4/103)

 

TANIDIĞIM ÜNYE
Prof. Dr. Mücteba İLGÜREL
(Karadeniz'de Bir Boğaziçi Ünye - Osman DOĞAN, sh. 50 - 51)


Devam Edecek

BAŞKA ÜNYE VAR MI?
http://hizmettv.com.tr/detail.php?id=46

     
Sayfa Devamını İzlemek İçin Tıklayınız

 

YAZDIR

   Ünye Makaleleri Sayfasına

  Dönmek İçin TIKLAYINIZ !