.
|
GEÇMİŞİN METROPOL'Ü |
|
Makale :
Yüksel ŞEN
(Emekli Bankacı - Gazeteci - Şâir ve Yazar)
(Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin
Yıl : 15, Sayı : 640, 09.12.1991 sayılı nüshasında ve
Aylık Ünye Ticaret ve Sanayi
Gazetesi'nin
Yıl : 2,
Sayı : 20, Ekim/1996 sayılı nüshasında
yayımlandı.)
Midrabolu, Ünye ile Fatsa arasında hudut çizen güzel bir sahil beldemizdir. Bu beldenin denize doğru uzanan çıkıntısına Midrabolu Burnu denir. Ve bu burun Ünye Limanı'nın Kuzeydoğu sınırını oluşturur.
Şehre yaklaşık 15 km mesafede bulunan bu yerleşim yeri yemyeşil fındık, mısır ve meyve bahçeleri ile çevrilidir. Sırtını turistik semtlerimizden Asarkaya Millî Parkı'na dayayan bu görkemli köyümüzün önünde bütün gizemi ile Karadeniz uzanır.
Trabzon - Samsun sahil yolu bu beldenin içinden geçer. Her bakımdan mükemmel bir dinlenme mahalli olan bu tarihî yerleşim yerinden, Karadeniz'in incisi, güzel yurdumuzun Cennet köşelerinden belki de Dünya'nın en nadide turizm beldesi medarı iftiharımız Ünye'nin bir akşam üzeri ve mehtaplı bir gecede, renk cümbüşü arasındaki görünümüne doyum olmaz.
Bu yörelerin ilk sakinleri ve Dünya'nın Savaşan Kadınları olarak bilinen AMAZONLAR, konaklama yerlerini seçerken çok isabetli karar vermişler. Ünlü yazarımız rahmetli Cevat Şakir KABAAĞAÇLI "Anadolu Efsaneleri" isimli yapıtında bu konuyu ne de güzel işlemiş. Sonra yüzyıllar boyunca değişik kavimler gelip geçmiş Ünye'den.
Tarihin sayfalarına şöyle bir nazar ettiğimizde karşımıza kimler çıkıyor bilseniz. Miletliler, Cenevizliler, Kalipler, İyonlular, Selçuklular, Pontuslar, Osmanlılar, Etiler ve daha niceleri.
Hindistan ve Çin'in çok kıymetli ticarî emtialarının Avrupa pazarlarına ulaşımı bakımından meşhur İpek Yolu'nun güzergâhı olması ve deniz taşımacılığının doruk noktaya varması nedeniyle, Karadeniz'in ve bilhassa Ünye'nin şöhreti o tarihlerde herkesçe biliniyordu.
Komşu ilçemiz Niksar - Tokat üzerinden Sivas'a ve oradan da Doğu ve Güneydoğu illerimiz tarikıyla Asya'ya uzanan bu ünlü yolun tacirleri, kıymetli emtialarını taşıyan kervanlarını Ünye'ye getirirler, mallarını burada gemilere yükleyerek, Avrupa'ya gönderirlermiş.
O tarihlerde şehrin adı ONE, ONEY, ÜNYÜS gibi isimlerle anılırmış. Rumlar, Ermeniler ve diğer topluluklar hep burada yaşamlarını sürdürmüşler. Şehrin ilk yerleşim yerinin de MİDRABOLU ve çevresi olduğunda hiç şüphe yok.
Zira bu köyün hemen yakınında bulunan Koytakkaya, Tozkoparan ve Tilki Mağaraları ile İN-ÖNÜ Mağaraları'nda ve Cevizderesi hinterlandında 1963 - 1964 - 1965 yılları arasında, Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Prehistorya (Diptarih) Kürsüsü Profesörü iken vefat eden değerli bilim adamı ve araştırmacı hemşehrimiz İsmail Kılıç KÖKTEN'in yaptığı kazılar sonunda elde edilen belgeler bunun açık kanıtları.
Midrabolu, şimdiki adıyla YÜCELER Köyü ve çevresi önemli yerleşim yeridir. O zamanın insanları bu güzel köyümüze ve onun yakınındaki köylere iskan olmuşlar ve büyük bir olasılıkla da ismini METROPOL koymuşlar.
Ansiklopedik bilgilere göre METROPOL "Bir devletin veya şehrin belli bir açıdan en önemli yeri, yerleşim birimi" olarak kabul edilmektedir. Ünye'nin bugün Midrabolu olarak bilinen en nezih, en güzel, en görkemli köyü (şimdiki adıyla Yüceler) ilk sakinlerinin koyduğu isimle ünlenen ve zaman içerisinde telâffuz değişikliğine uğrayan Metropol'den başkası değildir.
Unich - Onaion - Fatsa
Radefeld, Carl Christian Franz..Klein Asien.1848 World Atlas
Ünye'nin tarihine ilgi duyanlar, gerekli tetkiki yaptıklarında birçok köyümüzün o tarihlerden kalma isimleri taşıdığını göreceklerdir.
Ey güzel memleketim;
Sevgin,
özlemin her geçen gün biraz daha kabarıyor içimde.
Seni
araştırmaktan, senin üzerine yazı yazmaktan büyük kıvanç duyuyorum.
İsmin onur
veriyor sana ve bütün hemşehrilerine.
Rüyalarıma
giriyorsun her gece.
Tüm
güzelliklerin, hayal dünyamı süslüyor.
Mısra mısra
işliyorum seni.
Âdeta
efsaneleştiriyorum.
Ama buna
efsane de denmez.
İşte bütün
özellik ve güzelliklerin ayan beyan ortada.
Hele yeşeren
kırların bir başka âlem.
Bu ilhamla,
kaleme aldığım şu mısralar ne hoş anlatıyor seni.
Çimenler dile geldi, su yürüdü dallara,
Pan'ın şekli değişti, cıvıl cıvıl hep kuşlar,
Bu halini görenler, düştü şimdi yollara,
Ey Ünye'm, sende güzel, sende dinç bütün başlar.
Evet, cıvıl cıvıl kuş sesleri doldurmuş gökkubbeyi,
Bülbüller
şakıyor gül bahçelerinde,
Gökyüzü bütün
hendesesiyle denize yansımış,
Cadde,
sokaklar ışıl ışıl.
Gündüzün bir
başka güzel, gecen bir başka.
Ve bu müstesna dekor arasından, medarı iftiharın Yunus Emre'nin,
"Gelin tanış olalım
İşi kolay kılalım
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz."
mısralarıyla biten ve tüm Dünya'yı kardeşliğe, sevgiye, barışa çağıran ve uhrevî âlemden gelen sesi, Şeyh Yunus Tepesi'ndeki medfeninden çevreye yayılıyor.
Değerli okuyucular, aziz hemşehrilerim,
Şu bizim
Ünye, her yönüyle tarih.
Ne mutlu, bu güzel kentin ekmeğinden, suyundan nasibini alanlara.
Ne mutlu onun
eşsiz doğa güzelliklerini gözü gibi koruyup, kadrini bilenlere.
Esenlikler dilerim efendim...