|
MEVSİM |
|
Makale : Abbas KUL
(Eğitimci)
Eğitimci Abbas KUL |
MEVSİM
HÂTIRALARIM
Özhaber Gazetesi - 02 Kasım 2007, Yıl : 9, Sayı : 1201
Zile Postası Gazetesi Panayır İlâvesi 19 Ekim 1965 Salı
Bu mevsim gelince belleğime Zile'min geçmiş Panayırı (Deri'si) DEİR* gelir. Çocukluk hayâlimi bana hatırlatır ve tekrar yaşatır. Bugüne baktığım zaman geçmişteki eğlence kültürümüzün daha farklı, sade ve samimi olduğunu görürüm. O zamanki coşkuyu bugün yaşayamıyorum ne yazık ki!. Zile Panayırı’nın, "Zile Deri'sinin" gelişini beklemek bir yaşantı idi. Sosyal hayat takviminin başlangıç ve bitişi Zile Derisi’ne göre ayarlanırdı.
1964 Yılı Zile Panayırı
Afişi ile 1974 Yılı Altın Kiraz Festivali Davetiyesi
Hulusi SEREZLİ Fotoğraf Arşivi
Geçmişte ticarî hayata şekil veren olay Zile'mizde yaşanırdı. Orta Anadolu'nun ticareti ve eğlencesi Zile’de son şeklini alırdı. Zile zenaatkârı kendinden söz ettirirdi. İşinin ehli olan ustalarımızdan söz edilirdi.
Leblebici Sadık Usta ile
Çilingir Ustası Kadir MANAP
Fotoğraflar : Bekir AKSOY - M. Ufuk MİSTEPE
Nalbandından, çarıkçısına, sobacısına, leblebicisine, kalaycısına, demircisine, dericisine, urgancısına, yemenicisine, telkaricisine, terzisine kadar daha nice mesleği ifa eden ustalarımız vardı.
Muhittin Aksoy İmalâtı Telkari Usulü Gelin Kemeri
Bekir Aksoy Fotoğraf Arşivi
Bugün Anadolu'nun neresine gidersek gidelim, oralardaki yaşlı insanların Zile'mizde geçmişte yaşamış bir zenaatkârdan söz ettiklerine şahit oluruz. Bu olay bir Zileli olarak hepimizi gururlandırır. O devirde yaşamış zenaat ehli olanlarla, müşteri konumunda olan insanlar arasında acı tatlı hâtıralar yaşanmıştır. Bu hâtıraları geleceğimize taşımak bizlere düşüyor.
Mazman Mustafa ÖĞÜNÇ
Âşıkoğlu Eczanesi Önünde Hafta Günü Ürünlerini Pazarlarken.
Fotoğraflar : M. Ufuk MİSTEPE - 05.10.2007 - Zile
Gerek şiirsel gerek hikâye gerekse sahne eseri olarak bunları ortaya çıkarmalıyız. O devri yaşamış ve bugün hayatta olan insanlarımızı bulup onlardan geçmişi ile ilgili anılarını dinlemeli ve kayıt altına almalıyız. Burada hemen aklıma gelen Çakıcı Hoca Efendi'dir (toprağı bol olsun). Onun okuduğu ezanın hazzını bugün bile halen alamıyorum. Onunla ilgili meşhur hikâyeler vardı. ‘Zile'mizin velisi' de ‘delisi’ de meşhurdur. Belki sizlerin belleğinde daha niceleri vardır. Onları geleceğe taşımak bizlere düşer.
Pekmez
Yapılan Narince Üzümleri / 1968![]() Kameraman : Mehmet SEZEN - Zile Turizm ve Tanıtma Derneği |
Doğal Ev Pekmezinin
Hazırlanması![]() Zile Belediyesi Tanıtım CD'si |
Bu mevsimin Zileli için bir başka anlamı, bağ bozumu ve pekmez kaynatma zamanı olmasıdır. Bağ kesmeleri, zilli eşek arabaları ile üzüm taşınması. Üzümlerin hanü denilen çubuk sepetlere doldurulması.
Zile Bağ Yollarında Zilli
Eşek Arabalarında Yolculuk
Üzümlerin taşınması sırasında yaşanan o zaman için üzücü, bugün için gülünecek olaylar!. Bağları bekleyen bekçiler ve onlarla ilgili yaşanmış hikâyeler. Sevdiği kızı almayan, babasına kızıp evden kaçan, bekçiye sığınan gencin hikâyesini (Bu hikâyenin kahramanı vefat etmiş olup, ismi bizde saklıdır). Hikâyeyi Bekçi Şaban’dan (Şaban Döner) dinlemiştim. Olayı yaşayan bekçi hayattadır.
Pekmezin oluşumunda en etkin madde beyaz topraktır. Bu toprak da daha çok Kireçli Köyü Yaka Mevkii’nden çıkartılırdı. Öyle ki toprak çıkartılan yer oyula oyula küçük bir galeri halini alırdı. Bu galerilerde oyun oynardık. Beyaz pekmez toprağı pekmezin olmazsa olmazı idi. Bugün halâ aynı toprak kullanılmaktadır. Tarhanası, çalma pekmez, duru pekmezin kokuları etrafa yayılırdı.
Zile Hanımları Salça İmal
Ederlerken ve Zile'de Üretilen Yiyeceklerin Esnaf Tarafından Pazarlanması
Fotoğraflar : M. Ufuk MİSTEPE - 04.10.2007
Her evde zelve ile pekmez dövülürdü. Amaç en güzel çalma pekmezi elde etmekti. Sergenlik üzümler ayrılır ve tavan aralıklarına serilirdi. Vaz (üvez) hevengi yapılır, ayvalar koksun diye kilerlere asılırdı. Bu faaliyetler sürerken Zile Derisi de olanca hızı ile devam ederdi. Gündüzleri bu işler yapılırken akşamları Deri eğlencelerine gidilirdi... Ürünler, hayvanlar satılırdı. Deriye göre ayarlanmış olan alacak ve verecekler ödenirdi.
Zileli’nin senedi Zile Derisi’nin başlangıcı idi. İmza, kefil diye bir şey yoktu. Alan ile satan arasında itimat vardı.. İtimat her şeyin üzerinde idi. Çarşı fiyatları sabitti. Her kesime hitap eden ticaret ve eğlence vardı. Kesilecek olan etlikler alınırdı.
Zile Halkının Eko - Sosyal
Yaşantısından Önemli Kesitler
TGRT Keşif Programı : Yeliz PULAT - 11 Eylül 2001 Zile
Derinin sonuna doğru meraklılarını bir başka heyecan sarardı. Merak konusu güreşler ve at yarışları idi. Kırk Pınar’ın öyküsü bir ay kadar sürerken Zile Deri Güreşleri’nin yankısı bir yıl sürerdi. Pehlivanların güreşleri ballandıra, ballandıra anlatılırdı. Sapoğlu Ali Pehlivan, Mustafa Karabacak’tan daha nice kulüp pehlivanlarından, onları tanıtan cazgırlardan, güreşe iştirak edenlerden övgüyle bahsedilirdi. Bu anlatım bir dahaki Deri’ye kadar sürerdi. Güreşe heves eden gençler bunları örnek alırlardı. Türkiye'nin her bölgesinden gelen pehlivanlar için burası bir vitrin idi.
Panayır Şenliklerinde Karakucak ve Yağlıgüreş
Müsabakalarından Görüntüler
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi
Yarış için gelen atlar "Gelin Kız" edâsı ile süslenir ve yarış arenasına çıkartılırdı. Dün yarış seyrettiğim yerde bugün kat kat apartmanlar var. Yarış da yok oldu, yarış alanı da!.. Doğayı ve araziyi yok etme yarışı var şimdi!.
Zile Panayırı (Deir) At Yarışları
Birincisi / 1968 |
Zile Panayırı'nda At Yarışları - 1968 |
Nihayet Cumhuriyet Bayramı gelir ve kutlanır.. Zile Deri'si biter. O günü bitiş olarak kabul eden "Yıllıkçıların" bayramı da gelmiş olur. Hak ve ücretlerini alırlar. Böylece Zile’de bir çalışma yılı daha bitmiş olurdu. "Darısı bir dahaki yıla" temennisi ile Zile Deri'sinde sona gelinir.
Aynı olmasa da yıllardır bu faaliyetler süre gelmektedir. Belki aynı coşku bir daha yaşanamayacak, şekil olarak, içerik olarak eski arzu ve istekler olmayacak ama gene de devam ediyor bu aktiviteler.
Mehmet - Mustafa Kâğızman - İhsan Güller
İstasyon Caddesi'nde Kurulan Zile Panayırı'nda
Fotoğraf : Hulûsi SEREZLİ
Zaman içindeki değişimlere ayak uyduramadı.. belki şartlar böyle olmasını gerektiriyordu. Bugün Zile Panayırı’nda dünkü ‘Zile Deri'sinin’ coşkusunu aradım. Geçmişe doğru gittim. Geçmişi bugün bulamayacağımı bile bile!!!
Abbas KUL
İstimlâk Alanına ve Oradan Oraya Pazarlar Kurulur Panayırlarda...
Fotoğraf : Çağıltı Dergisi - Yıl : II, Sayı : 15, Aralık 1962
*Deri :
Zile’de Panayır’a verilen yöresel ad. Kelimenin aslı Zela Anaitis Tapınak
Devleti dönemine ait “Tapınak
ve Kilise” manâsına gelen
DEYR = DEİR’dir.