ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 11 Mart 2005 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

MEHMET YARDIMCI
ZİLE'NİN
KÜLTÜR DEVÂSASI

Derleme : M. Ufuk MİSTEPE
(Araştırmacı, Orman Endüstri Yüksek Mühendisi)

Yrd. Doç. Dr. Mehmet YARDIMCI
ZİLE'NİN KÜLTÜR DEVÂSASI
http://kisi.deu.edu.tr/mehmet.yardimci/ozgecmis.html

mehmet.yardimci@deu.edu.tr


Hocamız Kitaplığı Önünde Araştırma Yaparken.

            Öğrenimi :

            08 Ağustos 1945’te Zile’de doğan Mehmet Yardımcı, ilk ve orta öğrenimini Zile, Ankara ve Tokat’ta, yüksek öğrenimini Fatih Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü ve  İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü'nde tamamladı.

            İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Yüksek Lisans, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde de Türk Halk Edebiyatı alanında Doktora yaptı.

Nemlizade Konağı/Trabzon


Fatih Eğitim Enstitüsü

 

                     

            Bulunduğu Görevler :

            1970’te öğretmenliğe başlayıp Malatya, Zile, Artova ve Turhal’da  Türkçe, Edebiyat öğretmenlikleri ve müdürlüklerde bulundu.

            1983’te Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlük Okutmanı olarak atandı. Tokat Ziraat Fakültesi’nde Türk Dili Okutmanı olarak görev yaparken 1985’te Malatya, İnönü Üniversitesi Personel Dairesi Başkanlığı'na atandı.

            1988’den 1996’ya kadar İnönü Üniversitesi'nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı.

            1997’de Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümü’ne Yrd. Doç. Dr. olarak atandı. Halen bu bölümün başkanlığını yürütmektedir.

Hocamız Ruhunun Yeşil Doğasının Güzellikleriyle

            Aldığı Ödüller :

            1. Halkevi Hikâye Yazma Birincilik Ödülü (Tokat - l966).

            2. Millî Eğitim Bakanlığı "Öğretmen" Konulu Şiir Yarışması İkincilik Ödülü (Birincilik Ödülü kimseye verilmedi) (Ankara - l982).

            3. Tercüman Gazetesi Şiir Yarışması İkincilik Ödülü (İstanbul - l985).

            4. Türkülerin Hikâyesi Yazı Yarışması Üçüncülük Ödülü (Mersin - l985).

            5. Sabri Akay Şiir Yarışması İkincilik Ödülü (Zonguldak - l986).

            6. Yunus Emre Şiir Yarışması Birincilik Ödülü (Eskişehir - l988).

            7. İhsan Hınçer Türk Folkloruna Hizmet Ödülü (Ankara - l990).

            8. Hatay Folklor Araştırmaları Kurumu Şiir Yarışması Mansiyonu (l992).

            9.  “Anniversary Fest of Humanist International” Şiir Yarışması Jüri Özel Ödülü (İsveç - l993).

         10. İznik Şiir Yarışması Birincilik Ödülü  (l994).

         11. TRT Diyarbakır Radyosu Öğretmenler Günü Şiir Yarışması Birincilik Ödülü (Diyarbakır - l994).

         12. Türkiye Büyük Millet Meclisi 75. Yıl Ulusal Egemenlik Destanı Yarışması Üçüncülük Ödülü (Ankara - l995).

1955'te Zile - Mehmet YARDIMCI Arşivi

Zile Belediyesi Kültür Yayınları - Mayıs/2004, 320 Sh.

            Üyesi Olduğu Kurum ve Kuruluşlar :

            1. Türkiye İlim ve Edebiyat Eserleri Meslek Birliği  (İLESAM)

            2. Kıbrıs, Balkan ve Avrasya Edebiyatları Birliği (KIBATEK)

            3. Folklor Araştırmaları Kurumu (FAK)

            4. Türkiye Edebiyatçılar Derneği

            Kitapları :

 

            1. SEVGİ EYLEMİ (Şiir - Tokat, l974)

            2. GÖRÜNÜM (Şiir - Tokat, l975)

            3. KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI (Şiir - Ankara, l983)

            4. YÜZYILLAR BOYU ZİLELİ HALK OZANLARI (Araştırma - Derleme, Ank. l983)

            5. ZİLELİ FEDAİ (H. İvgin'le, Araştırma - Derleme, Ankara, l983)

            6. ZİLELİ ÂŞIK ZEFİL NECMİ (H. İvgin'le, Araştırma - Derleme, Ank. 1988)

            7. EFSANELERİMİZ (Prof. Dr. C. Kavcar'la, Malatya, l988, 2. Bas. l989)

            8 . ZİLELİ  ÂŞIK TÂLİBÎ (Araştırma - Derleme, İstanbul, l989)

            9. SEVDA ÇİÇEĞİ (Şiir - İstanbul, l989)

          10. Prof. Dr. O.  NEDİM TUNA ARMAĞANI (Komisyonla, Malatya, l989)

          11. MALATYA İLİ FOLKLOR BİBLİYOGRAFYASI (Malatya, 1990)

          12. HALKBİLİM ve EDEBİYAT YAZILARI (Malatya, l993)

          13. KEREM İÇİMDE YANDI (Şiir - Malatya, l993)

          14. HEKİMHAN FOLKLORU ve HEKİMHANLI HALK ŞAİRLERİ (Prof. Dr. O. Kazancı ile - Malatya, l993)

          15. TÜRKÇE'DE SESLERLE İLGİLİ KURALLAR VE NOKTALAMA İŞARETLERİ ( Ankara, 1996)

          16. YAŞAYAN MALATYA MASALLARI (İnönü Üniversitesi Yay. Malatya, 1996)

          17. ZİLELİ  ÂŞIK CEYHUNÎ VE DİĞER CEYHUNÎLER ( H. İvgin’le, Ank. 1996)

          18. TÜRK KÜLTÜRÜ ARAŞTIRMALARI (Mehmet Önder Armağanı), (Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, l997)

          19. YUNUSLAMA (Şiir - Ankara, 2002)

          20. DESTANLAR (Ankara, 2002)

          21. YAZILI ANLATIM İLKELERİ (Ankara, 2002)

          22. BAŞLANGICINDAN GÜNÜMÜZE TÜRK EDEBİYATI (Ankara, 2003)

          23. ÂŞIK EDEBİYATI ARAŞTIRMALARI (Ankara, 2003)

          24. TÜRK HALK EDEBİYATINDA NESİR (Ankara, 2004)

          25. BAŞLANGICINDAN GÜNÜMÜZE TÜRK HALK ŞİİRİ (Ankara, 2004)

          26. 16. YÜZYILDAN GÜNÜMÜZE İZ BIRAKAN ZİLELİ ŞAİRLER (İzm. 2004)

                  

            Hakkında Yazılan Yazılardan Bazıları :

            Hisar (Aylık Fikir ve Sanat Dergisi), Mehmet Yardımcı, Ekim - 1972.

            Dr. Muzaffer Hacıhasanoğlu, Mehmet Yardımcı ve Görünüm Üzerine, Zile Postası (Sanat Sayfası), 24 Kasım 1973.

            İsa Kayacan,  Tanıdığımız Ozanlar  -  Mehmet YARDIMCI,  Ferman Gazetesi Sanat Sayfası, 8 Ekim 1973.

            Yahya Akengin, Görünüm, Çağrı Fikir ve Sanat Dergisi, Yıl : 19, S. 212, Eylül 1975.

            Yusuf Meral, Her Yönüyle Zile, Ank.1986, Mehmet Yardımcı.

            Kerim Özbekler, Mehmet Yardımcı ve Kurtuluş Savaşı Destanı, Olay Haber, Mayıs 1986.

            Tahir Kutsi Makal, Mehmet Yardımcı Kimdir, Tarla Kültür Sanat Dergisi, Ekim 1987.

            Ahmet Tufan Şentürk, Mehmet Yardımcı’nın Şiirlerinden Küçük Bir Buket, Vakit Gazetesi Sanat Günlüğü Köşesi, 31 Mart 1994, Ankara.

            Ahmet Tufan Şentürk, Kerem İçimde Yandı Üstüne, Vakit Gazetesi - Sanat Günlüğü Köşesi,  10.2.1994, Ankara

            Özlem Fedai,  Yunuslama yahut Gecikmiş Bir Hatırlayış Turnalar, Uluslararası Türk Dili ve Çeviri Dergisi, KKTC, S. 6.

Eskişehir/Mihalıçcık - Yunus Emre Türbesi

Hakkında yazılmış bir yazının tam metni :

YUNUSLAMA
yahut
GECİKMİŞ BİR HATIRLAYIŞ
Arş. Gör. Özlem FEDAİ

Bir şiir çiçeğidir şair

Umut üstüne
Sevi üstüne
Gerçekler üstüne yeşerir

                                                 
M. Yardımcı

            Fıkrayı bilirsiniz... Temel, Amerika’dan Trabzon’a gelen bir konuğa çevreyi gezdirir. Amerikalı konuk çevreyle tanışırken bir yandan da Türkçe birkaç sözcük öğrenmeye çalışır. Bir ağacın yanından geçerken Amerikalı, Temel’e sorar :

            - Biz İngilizce’de buna “tree” deriz. Ya siz ne dersiniz?

            - Biz bir şey demeyiz, der Temel; yanından geçer gideriz...

            Mayıs 2002’de 40. Sanat Yılı'nı kutladı Mehmet Yardımcı... Tıpkı Temel fıkrasındaki gibi hiçbir şey demeden “yanından geçtik” şiirinin. Yanından geçtiğimiz, şöyle bir nazar atıp kıymetini bilmediğimiz onca değer gibi...

            Tanışma...

            Sanırım 97 yazıydı...

            “Malatya’dan biri geliyor” dediler, pek ilgilenmedimdi. “Neciymiş” diye sordum : “halkçı” dediler... Zamanla bu adamın “Halk edebiyatçısı” değil “halkçı” olduğunu; hem babacan tavırlarından, hem de şiirlerinden anlayacaktım. Beklenen zat geldi. Tanıştık, hoş beş ettik. Henüz şair olduğunu bilmiyordum, ne kadar azimli olduğundan da bihaberdim. Çok şey görüp geçirdiği belliydi halinden, adam samimiydi neme lâzım...

10 Mayıs 1993 KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Dentaş'ın Verdiği Yemekte

            Şiir yazıyormuş...

            Derken odasına gittim bir gün. Külebi’den, Dağlarca’dan bahsettik. Külebi deyince gözleri bir ayrı parlıyordu... Meğer hocasıymış. Hisarcılar diyordu, Varlık diyordu, hele Kıyı deyince daldı gitti. Sonra Tarla dedi, Türk Dili dedi, baktım yazmadığı dergi kalmamış. Dağlarca’yı seviyordu en az Külebi kadar, belki şiirlerindeki destanî ruh biraz da Dağlarca’nın nefesini solumasındandı.

            Elime devasâ bir kitap verdi. Kitaptan çok bir albüm... Öyle ağırdı ki kaldıramadım. Baktım ki, eserleriyle ilgili yazılar, ya da şiirlerinin yayımlandığı dergilerden kesilmiş kupürlerle dolu kocaman bir cilt. İnanamadım, hoş bir gün Necatigil’in İsimler Sözlüğü ile Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi’nde de görmüştüm adını ama şiirlerini hiç okumamıştım. Öğretmenlikten dişiyle tırnağıyla geldiğini, azmiyle Halk Edebiyatı sahasında yüksek lisans ve hele kırkından sonra da doktora yaptığını öğrenince bir “pes” çıktı ağzımdan.

            1962’de başlayan şiir serüveninde pek çok ödül almış Yardımcı. 1985’te İsveç Anniversary Fest of Humanist İnternational jüri özel ödülü aldığı Yunuslama şiirini okudum; ardından Bulgarca’ya bile çevrilen Kerem İçimde Yandı[1] şiir kitabını... Huyumdur kolay ısınamam bilmediğim şairlere, okurken tepeden bakarım ama kendimce soylu bir Anadolu duyarlılığı buldum kitapta. Yunus’a yakın bir ses, bilge bir ulu kişiye dönüyordu sayfalar arasında... Anadolu’yu veriyordu avuçlarıma, santim santim, avuç avuç...

            “İki şey” der Cemal Süreya   “İki şey : Aşk ve şiir;  mutsuzlukla beslenir biri, biri ona dönüşür”

            Yardımcı’nın şiirleri hem şiirin hem de aşkın mutlulukla beslendiği meyveler gibi, öyle yalın, öyle Anadolu kokan... Bazen buruk bir aşk masalını anlatır, arkada bırakılan uzak ve sevda dolu sokakları anımsar bazen :

  “(...)
  Yağmur dedim mi sen gelirsin
  Bulutlar gibi dolu doluverip
  Üstüme üstüme boşalan
  Memleket dedim mi o kent gelir usuma
  Sokaklarında aşkım kaybolan”

  (...)
  Aşk deyince burkulur yüreğim
  Odalar geçer
  Yağmurlar geçer gözlerimin önünden
  Dopdolu olurum
  Renkler yaş olup boşanır gözlerimden”

                                                                                                              (Anımsanan Öyküler, s. 41)

Eskişehir'de Bir Sempozyumda

            “Bir Sevi Öyküsü” yazar kimi zaman, başka bir kentteki, belki de artık imkânsız ve başkasının olan bir sevgiliyi anımsar :

Beklemeyi öğrenirsin sonraları
Ona güvenip
Gittiğin o uzak kentlerde
Mektup bile gelmeden beklemeyi
Döndüğünde
Evlendiğini öğrenirsin
Daha doğrusu
Beyaz gelinliğe özlem duya duya

Gelin olmadan gittiğini

                                                      
(Bir Sevi Öyküsü, s. 39)

            Yardımcı’nın şiirleri, uzun yıllar öğretmenlik yapmış şairin, içinden çıktığı Anadolu’nun gerçeklerini, saf ve yapmacıksız olarak anlatmasını bilen bir hava taşıyor. Ayrıca “giysileri sığır ve ter” kokan, “dünyanın çetin koşullarına karşın / güçlü  ve yaşamından umutlu”, “Ya ırgatlığa  giden, ya azap duran” Anadolu insanını gözleme imkânını bulmuş şairin, halk şiiri ile Çağdaş Türk Şiiri'nin imkânlarını birleştirmekteki maharetini gözler önüne seriyor. Böylece öğretim üyesi kimliği yanında “ozan” kimliğini de kazanmasını sağlıyor.

            “İlk bakışta bu çağın şiiri değil” gibi bakılabilir onun şiirine. Artık kafiyeli şiirler, dörtlükler ve destanlar yazılmaz olmuştur bu çağda. Şiir daha çok biçim ve biçem kaygıları taşır, duyumsatılmaya çalışılır, anlaşılmaz ama yine de antolojiler karıştırılırken müzikalitesi yüksek olan şiirler okunur ve belleklerde kalanlar da daha çok onlardır. Koşmaların modası geçse de ayrı bir yerleri hep olacaktır. Kafiyeyi kullanmaktaki maharet de hiç göz ardı edilemez.

Ekim 2002, İtalya'da Mikelanj Tepesi'nden Floransa'ya Bakış

            Sevgiliyi :

Açılsan hasretin denizlerine
Varamaz sevdiğim su dizlerine
Dökülmüş saçların omuzlarına

Bulutla örtülen aya dönmüşün
[2]

mısralarıyla anlatan şiirleri artık okumasa da bu nesil, hoşumuza gider “Kucakta çıkmıştın yola bir seher / Sılaya bir akşam yaya dönmüşün” dizelerindeki içtenlik... İşte Yardımcı’nın kafiyeyi oya gibi işleyen şiirleri de aynı hissi veriyor bize ve bu çağın şiirinden ayrı bir yere oturtuyoruz şiirlerini. Yâr, efkâr ve kar’ın seslerini “Deli Var” şiirinde yazıyor tırnaklarıyla şair, ama kafiye olsun diye değil :

Gözlerimi gönlüme çevirdim
Baktım yâr var
Ve kanımla damar damar dolaşan
Üç harf işledim gönlüme

Yâr diye

            Anadolu havasını, orada yaşamış olmaya bağlı bir rahatlıkla anlatması; ustaca söylemi, halk kültürü ve edebiyatı sahasındaki bilgileriyle yoğurması dikkatlerden kaçmıyor. Hasanbey Kayısısı, Kayısının Anlattığı, İlişi, Köşker Mustafa, Maviş’in Öyküsü, Âşığın Soyağacı, Türk Sanatı, Gerçek vs. şiirlerinde Anadolu’ya ve Anadolu insanına dair gözlem ve bilgilerini yansıtıyor :



 
Bir uzak kağnı gıcırtısı köylerden gelen
Umut yükü
Tütün yükü
Dert yükü
Bir çorak toprağın susuz sırtlarında
Keven kökü
Diken kökü
Ot kökü[3]

            Bazen bir kömür işçisini dillendiriyor, bazen bir köy kahvesinden geliyor sesi :

Yeri kazıyorum yer altında
Kömürleşmiş bir bedeni
Kömür diye kazma bahasına
Ellerim kara
Yüzlerim kara
Sekiz saat karalar kazıyorum gün be gün

Dünyaya aydınlık taşımaya.
[4]

            Bazen bir tarladan veya bağdan, kimi zaman yorgun bir köy gelininin topraktan ve soğuktan yarılmış ellerinden, bazen yazgısı yıllardır değişmeyen bir köy gerçeğinden dem vurur:

Bu yıl keven de yok tarlalarda
Koskoca kış gelip oturdu
Çekebilirsen çek
Bu yıl kütük de kıt  dağlarda
Soğuklarda durmak zor
Bahara dek
Ekmek yok, odun yok, tuz yok
İş verin doyurun karnımızı
Çoluk çocuk gelek.
[5]

            Kayısının ve yemişin en iyisini, toprağın en verimlisini de öğretir bize bu şiirler. Bir kayısının, küçük bir fidandan itibaren tüm macerasını, yetişme şartlarını, türlerini, en çok beğenilen çeşidini, geçmişten bugüne Malatya halkının hayatı üzerindeki etkisini, zamanla kazandığı değeri ve diğer meyveler içindeki yerini şiir yoluyla anlatır :


Ne pestil yaparlardı satmak için
Ne islime atarlardı
Ne güzel kutulara korlar
Ne hediye yollarlardı
Gün kurusuydu evlerde adım
Bir bez torbaya doldurup
Duvarlara asarlardı

Kış erzağı
diye dip odalarda

(...)
Başka aşılarla

Çöloğlu
oldu adım
Hacı Halil
oldu
Kaba aşı
oldu adım

Malatya Kayısısı
adıyla ün yaptım dünyada.
[6]
 

Eşi ve Çocuklarıyla - Zile, 1990

 

            Yardımcı, hani şu hem alaylı, hem de mektepli dediğimiz nesildendir. Hem akademisyendir; Halk Edebiyatı alanında doktorasını yapmıştır, hem de uzun yıllar Anadolu’da pişmiş, halkla haşır neşir olmuş; onlardan çok şey öğrenip kendini yetiştirmiş bir şairdir.

            Şiiriyle, öğrencilerine tahta başında ders veriyor gibidir. Mesela, “âşıklık geleneği”nin yüzyıllar önce Uzak Asya bozkırlarından, Anadolu’ya, Şamanlık'tan, İslâmiyet’in kabulünden sonraki yıllara kadar geçirdiği tüm macerayı, türlerini, saza takılan tellere göre aldığı isimleri “Âşığın Soyağacı”şiirinde çok rahat öğreniriz. Burada konuşturduğu hem saz, hem de zaman ve mekân değiştiren bir toplumun değişen şartlar içindeki kültür mirasıdır.

            Kurtuluş Savaşı’nı başlangıcından itibaren tüm macerasıyla ele alan “Kurtuluş Savaşı Destanı” ise, işgal altındaki Anadolu’nun dramından, Mustafa Kemal’in Anadolu’ya geçme çabalarına, halkın tekmil savaşın başlamasına ve kazanılan zaferlere kadar Türk tarihinin önemli bir parçasını destan şeklinde yorumlar. Başarılı tasvirle anlattığı bu uzun soluklu şiirlerden ikisi de “Destan Şehir” ve “Türk Sanatı”dır. Türk sanatını, çinisiyle, halısıyla, camisiyle, nakışıyla, ilmek ilmek kuşatırken, her sanatın özelliğini, yöresini de anlatır. Zile’de küçük bir çocukken büyüklerinin anlattıklarından başka, büyüyüp okumaya gidinceye kadar göremediği İstanbul’u tüm tarihi güzellikleriyle, semtleriyle okuyucuya adım adım gezdirdiği “Destan Şehir” ise yine uzun soluklu şiirler yazmaktaki maharetini sergiler.

Magosa'da Namık Kemal Zindanı'nda

            Anadolu insanının zor hayat koşulları, “Irgat”lığı, “Amele”liği, “ahır ve ter kokan giysileri”, ekmeksizliği, “Sabır”ı, "açlığı", kısacası “Gerçek”i, adı geçen şiirlere koyu vurgularla yansır. Anadolu’nun bağrından çıkan ve halka mal olmuş ozanları çağdaş yorumlarla anlatılır “Karacaoğlan” şiirinde.

            Yardımcı’nın şiirlerinde, çocukluğunun geçtiği yer olan memleketi Zile’nin, bölge insanının kültürünün de şüphesiz izleri görülür. “Memleket Öyküsü” şiirinde geçmiş günlerini anımsayarak, aklına gelenleri, “Yazma” şiirinde, memleketine ait bir yazmadan yola çıkarak, hem yazmanın macerasını anlatır, hem de ülkenin geçirdiği bunalımlı yılları, kültüre sahip çıkılması gerektiği üzerinde durarak, kızına öğütler verir.

            Zile Kalesi şiiri de tarihini iyi bildiği memleketinin kendisi üzerindeki tesirini yansıtan şiirlerden biri. Uzun yıllar memleketi Tokat’ta öğretmenlik yapması da bu etkinin yoğunluğuna sebep gösterilebilir. Anadolu coğrafyasında öğretmenlik yapması, köy öğretmenlerinin sorunlarına tanık olması da şüphesiz şiirlerin gerçeklik boyutunu pekiştiriyor.

            Şair, aile kavramına verdiği önemi, “Nikâh”, “Sen”, “Nasihat”, “Yazma”, sevgiye verdiği değeri, Yunus’un saf insan sevgisi ile birleştirmiş; “Sevgi Pınarı”, “Sevda Çiçeği”, “Sevda Miti”, “Şair”, “Kerem İçimde Yandı”, “Sevda Suçlusu”, “Sevda Yeniği”, “Sevgi Eylemi” vb. şiirlerinde görmek mümkündür.

            Söz konusu şiirler, Yunuslama kitabında, toplumsal şiirler kadar bireysel şiirlerin de zenginliğini ortaya koyar :


    Gönül dünyamın kitabı hey
    Sevdalım
    Çilem
    Senden gelir
    Sana gider yüreğimde
    Duygu adına ne öğrenmişsem

    Türkülerimin yanık sesi hey
    Sabrım
    Aydınlığım
    Yüreklere düşen cemresi dünyamın
    Doğruluğu yol bilen
    Can yoldaşım benim

    (...)
    Öyle bir sevda ki tarifsiz
    Gün gün ocağımda yeşeren
    Birlik
    Beraberlik
    Razılık lokması aşım hey

    Sevda çiçeğim
[7]
 


 


 

            Anadolu insanının yaşam gerçeği yanında, Türk milletinin verdiği büyük mücadeleler neticesinde ulaşılan “gerçek” de Yardımcı’nın şiirlerinde belirginleşir. “19 Mayıs”, “Kurtuluş Savaşı Destanı”, “Köy Öğretmeninin Anlatısı”, “Maviş’in Öyküsü”, “Irgat”, “Kömür İşçisi”, “Gerçek”, “Yaşam Gerçeği”, “Görünüm” gibi şiirlerde ise Türk milletinin gerçeği ifade edilir.

            Yardımcı’nın şiir anlayışının iki ayağını “gerçekler”ve “sevi” kabul edersek, sac ayağının üçüncü ayağını “umut” oluşturduğunu söyleyebiliriz. Özellikle, Nâzım’dan gelen: “Ben yanmasam, sen yanmasan / biz yanmasak / nasıl çıkar karanlıklar aydınlığadüşüncesi, onun şiirinde bir kez daha dile gelir ve genç nesle olan güvenini, umudunu “Nasıl Varılır Aydınlık Çağlara” isimli şiirinde ortaya koyar. Aynı umudu ve güveni “Öğret Bize Öğretmenim”, “Bilinç”, “Öğretmen”, “Kurtuluş Savaşı Destanı” gibi şiirlerinde de bulmak mümkündür. “Bir şiir çiçeğidir şair /Umut üstüne/ Sevi üstüne /Gerçekler üstüne yeşerir” tezini şiirleriyle kanıtlamış olur.

            Ahmet Arif’in, daha çok da Külebi’nin Anadolu’su, Yardımcı’nın pek çok şiirinde, sanatı ve sanatçılarıyla da anlatılır. Fakat o, tüm Anadolu’ya açılarak, kimi zaman bir “Öğretmen” gözüyle görür; kimi zaman bir köylü gözüyle. Bazense bir köy çocuğudur ve “Öğret Bize Öğretmenim” diye seslenir. Ahmet Arif, gelecek kuşaklara duyduğu güveni; “Gözlerinden, gözlerinden öperim/ bir umudum sende anlıyor musun? diye ifade eder; Yardımcı, pek çok şiirinde aynı güveni hissettirmiştir. Bu inanç Kurtuluş Savaşı Destanı’nı da ateşlemiş ve şiir; “Ulus özgür yaşamağa yürüyor Atam” mısrasıyla son bulmuştur.

            Şiirler içerik yönünden, Anadolu coğrafyasının bütününe yayılmasıyla Ahmet Arif’in lokal Anadoluculuğunu aşmış görünüyor. “Çoban” şiirinde; “Türküler bilirim radyonun çalmadığı/Bir kavala söylerim evlerden ırak” dizeleri, söyleyişi ve gerçekliği ile Yardımcı’nın şiirini yasladığı Anadolu coğrafyasının gücünün bilinenden çok daha fazla olduğunu çarpıcı bir dille anlatmaktadır. Söyleyişte ise, Enver Gökçe’nin kısa vurgularla güçlendirdiği sese yaklaşır. Fakat Yardımcı’nın şiirlerinin belki de en büyük eksikliği, şiir işçiliğini çok fazla yapmaması, duyduğu gibi yazmasından, şiirin üzerinde çok fazla oynamamasından kaynaklanır. Halbuki, beyit oluşturmaktaki ustalığı, pek çok şiirinde belirginleşmiştir. (Görünüm, İlişi, Çile, Geçer v.b.)

            Halk söyleyişlerinin lirizmi arttırdığı ve geniş imkânlar sunduğu bu şiirlerde, Faruk Nâfiz, Kemalettin Kamu vb.’den gelen Anadolu coğrafyasını gözleme ve güzel tabiatını anlatma geleneğini, Cahit Külebi’den gelen Kurtuluş Savaşı yıllarındaki Anadolu’nun imkânsızlıklarını, Türk insanının dramını ve Anadolu’nun tabiat güzelliklerini anlatma geleneğinin devamını, Nâzım’ın da dile getirdiği, kadınıyla erkeğiyle Türk köylüsünün yaratkan fakat yorulmuş halini bulmak mümkündür. Böylece Halk Şiiri ile Çağdaş Türk Şiiri arasında modern bir köprü kurmuş olur. Hocası aynı zamanda hemşehrisi Cahit Külebi’nin de, şiirlerinde hem tem ve söyleyiş olarak büyük etkisi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Magosa'da Tahir Kutsi Makal'la

            Bütün olarak baktığımızda Yardımcı’nın uzun soluklu, beyitler halinde yazılmış şiirlerde daha başarılı olduğunu görürüz. Fakat mısraların işlenerek; deyişi, dili, kültürü, sanatı ve dünyaya bakışıyla köylüyü yansıtmaktaki maharetinin dile geldiği “Çoban, İlişi, Sevda Suçlusu, Çile, Geçer, Övgü” şiirlerini de göz ardı etmek mümkün değildir. Kafiyeyi kullanmaktaki rahatlığı, söyleyişteki duruluk, geçmiş güzel günleri ve aydınlık geleceği bir arada yaşatır okuyucuya. Apansız bulunup bir anda yitiriliveren utangaç aşklar, açıklanamayan duygular, taşlı kasaba sokakları, penceresi gözlenen âşıklar, yıllar sonra geri dönülüp aranan ama eski tadı bulunamayan gençliğin geçtiği o heyecan dolu mekânlar, ilk heyecanın, kalp çarpıntılarının duyulduğu komşu kızları, bekleyen ve beklenen, bazen beklediğiyle değil sevmediğiyle evlendirilen sevdalıların şiirini de çok yazmıştır Yardımcı...  Sevda şiirlerinde ayrı bir sızı görüyorsunuz, bir kalabalık oluyor şairin yüreği :

Koskoca bir düğüm yüreğimde
İlmek ilmek büyüyen
Sevişmelerin en güzel yerinde
Horozların en çirkin ötmesi
En kirli akşamlardan
Sabaha ulaşması sevgilerin
Avuçlarda sımsıcak bakışlar
Duyarlığım alabildiğine delişmen
Berilerde
Seziyorum gelmesi en güzel günlerin
Gözlerin beni böyle deli eden
Biliyorum

Sımsıcak gözlerin
[8]

            Anadolu’nun hiç de azımsanamayacak insan dinamiğine güvendiğini hissettiriyor şair ve bu dinamiğe şiirlerini oturtuyor. Bu güven sayesindedir ki, büyük bir söyleyiş rahatlığı sergiliyor şiirleri. Onun şiiri, toprağını Anadolu coğrafyasından almış, Kurtuluş Savaşı’nda verdiği büyük mücadele yanında, kalkınmakta olan memleketin bütün ekonomik ve toplumsal sıkıntılarını, yoksulluğunu tüm varlığıyla hissetmiş Anadolu köylüsünün yaktığı ocakta fırınlanmış; öğretmenlik yıllarındaki gözlemleri ve Halk Edebiyatı konusundaki bilgileriyle cilâlanmış, Türk insanının potansiyel gücü, gençliğe duyulan güven, Atatürk’e derin bağlılık ve insan sevgisiyle süslenmiş bir seramik vazo gibidir. Üzerinde Kurtuluş Savaşı motifleri,  tarlasında çalışan, çocuklarına ekmek parası kazanmaya uğraşan, onurlu ve geleceğe umutla bakan insan motifleri yer alır.

            Halk kültürüne katkılarıyla yerli ve uluslararası birçok ödülün sahibi de olan Yardımcı’nın şiirlerinin, akademik alandaki kitapları kadar, bu kültüre hizmet edebileceği inancıyla, şiirle dolu uzun bir ömür geçirmesini diliyorum.

 

Şiirlerinden Örnekler

YAZMA

- Eren’e -

Bu yazma anamdan kalma kızım
Babam almış Tokat’tan
İlk aylarında evliliğinin
Seferberlik kopunca giyim kuşam kimin aklında
Basılı kalmış sandıkta kurtuluşa kadar

Sonra oyalar işlemiş kenarına

Yurdumun güzelliklerini iğnenin ucuna dökmüş
Alın terini koymuş babamın
Anılarını koymuş acı tatlı
Yedi çocuk
Yedi umut olmuş ipliklerin ucunda
Tarih olmuş allı yazma

Bu yazma seferberlikten kalma kızım

Bir ucu kara günlerinde gömülü kalmış yurdumun
Öte ucu aydınlık

Emin

Senin elinde daha güzel
Daha anlamlı
Bu güzel gününde Cumhuriyet’in

 

YUNUSLAMA

   .
   Sarıköy’de olduğuna bakmayın
mezarımın

   Gönül köyündeyim

   Karaman’da olduğuma bakmayın siz

   Türk Dili’nin en güzel söylendiği yerdeyim

   Kırşehir Ziyarettepe’de olduğuma bakmayın

   Aşk evindeyim

   Tire’de

   Kula’da

   Zile’de olduğumu söylerler

   Ben bütün yüreklerde

   Gül demindeyim[9]
   .

 K.K.T.C.'nde Bildiri Sunarken

 

SEVDA ÇİÇEĞİ

Gönül dünyamın kitabı hey
Sevdalım
Çilem
Senden gelir
Sana gider yüreğimde
Duygu adına ne öğrenmişsem
 

Türkülerimin yanık sesi hey
Sabrım
Aydınlığım
Yüreklere düşen cemresi dünyamın
Doğruluğu yol bilen
Can yoldaşım benim

 Prof. Dr. Saim Sakaoğlu ile Adana'da

 Karacaoğlan Sempozyumu'nda.

.
Gönül dergâhımda ışığım
Barışım
Asaletim
Sarı yamaç obasında bin bir çiçeğim
Ayağım
Elim
Tezenemin ucunda titreyen gönül telim
.

   Çocuklarıma verdiğim
   Sevginin kaynağı Yunusça
   Dirliğimin

   Düzenimin gözesi hey
   Dantel gibi işlenen gergeflerdeki sevgim

   Çığ misali büyüyen yüreğimde
   İri bir koza gibi oturup
   Örümcek ağı gibi örülen yıllardır
   Bir güzel halka ile düğümlenen birliğim

   Babamdan oğluma doğruluğun ışığı
   Anamdan kızıma töre zincirim
   Beşik ardında iki çocuğa ninni gibi
   Yozlaşmamış bir sevgide direğim

   Öyle bir sevda ki tarifsiz
   Gün gün ocağımda yeşeren
   Birlik
   Beraberlik
   Razılık lokması aşımda hey
   Sevda çiçeğim
[10]

KÖMÜR İŞÇİSİ

Yeri kazıyorum yer altında
Ellerim kara

Yüzlerim kara

Bir gözlerim

Bir dişlerim ışır dünyaya

Yeri kazıyorum yer altında

Babamın yaptığı işi yapıyorum

Şimdi kömür olan babamın

Grizu korkusu

Göçük korkusu
Görür gibi oluyorum bir kara ceset

Kazmayı her vuruşta

Yeri kazıyorum yer altında

Ekmek parası
Bir cana diyet
Evleri ısınıyor gibi duyuyorum
Kazmanın ucunda beliren

Her ağartıda
Yeri kazıyorum yer altında

Kömürleşmiş bir bedeni

Kömür diye kazma bahasına

Ellerim kara

Yüzlerim kara
Sekiz saat karalar kazıyorum gün be gün

Dünyaya aydınlık taşımaya
[11]

Pera Palas'ta Safiye Ayla ile

ANA

Büyütürken seni oğul sor hele
Bir kere uyudum mu

Yedim mi sen doymadan bir kez
Söyle hele aç açık oturttum mu

Uzak yollara ben gittim yayan yapıldak
O büyük okullardan geri koydum mu

Eski bir hikâye mi sence geçmişin
Yoksa bizi unuttun mu
[12]

ÇAĞRIŞIM

Gece mezarlıktan geçsem kaç kez
Her mermere bir öykü söylerim
Her mermerde bir yaşam yatar sessiz
Elleri toprak
Duaların egemen olduğu
Uzak kentler belirir usumda
Sonra kendi geleceğim alabildiğine büyür
Benim de öykümü diyeceklerini düşünürüm

Bir yürek susar olduğu yerde
Bilmediğim evler görünür
Bir şeylerin gittiğini duyarım usul usul
Canımdan
Kanımdan bir şeylerin gittiğini
Tüm renklerin yerini tatlı bir beyaz alır

Ap ak

Bir de evrenle olan tek bağı düşünürüm
Bilmem ne mezarlığında
Bir yığın toprak
.

ÖĞRETMEN

- Külebi’ye -

Elma çürüğü tadı içkilerin
Dolaştırıp duran düz yolda ayakları

Balıklardır yalnız özgürlüğe tok
Sevmezler ama bizler gibi toprağı

Kırsalar dalımızı en kötü huylarıyla
Severiz yine o haylaz çocukları

Bilerek adamışız kendimizi bu yola
Yoksa olur muydu uzak köy okulları

Prof. Dr. Taciser Onuk ve H. İvgin ile

Bildiriyle Katıldığı
Sempozyum, Seminer ve Kongrelerden  Bazıları :

            1. Bilinmeyen Şiirleri ile Zefil Necmi,  Uluslararası Türk Folklor ve Halk Edebiyatı Kongresi,  Konya, 26 - 28 Ekim l984.

            2. Tokatlı Gedai ve Gedai'de Telmih Sanatı,  II. Uluslararası Türk Halk Edebiyatı Semineri, Eskişehir, 7 - 9 Mayıs l985.

            3. Zileli Âşıklarda Dinî Motifler,  Türk Tarih ve Kültüründe Tokat Sempozyumu, Tokat, 2 - 6 Temmuz l986.

            4. Korku Simgesi Battal Gazi ve Adı Üzerine Bir  Düşünce, İnönü Üniversitesi I. Battal Gazi ve Malatya Çevresi Halk Kültürü Sempozyumu, Malatya, 22 - 24 Ekim l986.

            5. l8. Yüzyıldan Günümüze Zileli Âşıklar Zinciri,  VIII. Millî Türkoloji Kongresi, İstanbul, l4 - l8 Eylül l987.

            6. Malatyalı Âşık Sadık ile Zileli Âşık Sadık'ın Birbirine Karışan Şiirleri ve Âşık Sadık'ın Bilinmeyen Bir Deyişi, İnönü Üniversitesi II. Battal Gazi ve Malatya Çevresi Halk Kültürü  Sempozyumu, Malatya, l9 - 21 Ekim l987.

            7. Tarsuslu Sıtkı Pervane'nin Bilinmeyen Şiirleri, I. Mersin Millî Kültür ve Eğitim Sempozyumu, Mersin, 2 - 4 Aralık l987.

            8. Malatya'da Halk İnanmaları, Mistik Kaynaklı Halk Sağıltmacılığı ve Bazı Halk İlâçları, III. İnönü Üniversitesi III. Battal Gazi ve Malatya Çevresi Halk Kültürü Sempozyumu, Malatya, l9 - 21 Ekim l988.

            9. Çukurova'da Halk İnanmaları ve Geleneksel İyileştirme Yöntemleri ile İlgili Uygulamalar, II. Mersin Millî Kültür ve Eğitim Sempozyumu, Mersin, 2 - 4 Aralık l988.

            10. Malatya'da Battal Gazi'nin İzleri, Battal Gazi Semineri, Seyitgazi/Eskişehir,  1 - 3 Eylül l989.

            11. Âşık Ferrahî'nin Sanatı, Çukurova Üniversitesi, Âşık Ferrahî  Semineri,  Adana, 21 - 22 Nisan l988.

            12. Yayımlanmamış On Kayseri Masalı, Erciyes Yöresi Folklor Sempozyumu, Kayseri, l - 3 Mayıs l990.

            13. Yunus Emre'de Başkaldırı, Uluslararası Yunus Emre Kongresi, Eskişehir, 3 - 5 Mayıs l990.

            14. Ağıt Söyleme Geleneğimiz ve Kadirli - Kozan Yöresinde Söylenen Ağıtlar, I. Uluslararası Karacaoğlan ve Çukurova Halk Kültürü Sempozyumu, Adana, 22 - 23 Kasım l990.

            15.Yunus Emre'de Telmih Sanatı,  Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi, Uluslararası Yunus Emre Sempozyumu, Ankara, 7 - 10 Ekim l991.

            16. Çukurova'da Ölümle İlgili İnanışlar - Uygulamalar ve İskenderun Mezar Taşlarının Dili, İkinci Uluslararası Karacaoğlan Sempozyumu, Adana, 22 - 23 Kasım 1991.

Milano'da Santa Maria Kilisesi'nin Üst Katında Eşiyle Birlikte

            17. Zara'da Halk İnançları ve İnançlara Dayalı İyileştirme Yolları,  Erciyes Yöresi II. Folklor, Halk Edebiyatı  Sempozyumu, Kayseri, 3 - 5 Mayıs 1992.

            18. Malatya Masalları,  Malatya ve Çevresi Halk Kültürü Sempozyumu, Malatya, 18 - 21 Haziran 1991.

            19. Hekimhanlı Âşıklar ve Ahmet Yesevi Çizgisinin Usta Âşığı Esirî, VI. Uluslararası  Türk Halk Edebiyatı Semineri, Lefkoşe/Kıbrıs, 7 - 10 Mayıs l993.

            20. Anadolu ve Dış Türkler Edebiyatlarında Ortak Bilmeceler,  II. Tük  Dünyası Yazarlar Kurultayı,  Ankara,  8 - 11 Aralık l994.

            21. Manas Destanı'nda Geçen Halk Kültürü Değerlerinin Anadolu'daki İzleri, Uluslararası Halk Kültürü ve Manas Yılı Sempozyumu,  l5 - l7 Nisan l995, İznik.

            22. Ondokuzuncu Yüzyıl Âşıklarından Hekimhanlı Esiri’nin Sanatı ve Bilinmeyen Şiirleri, V. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi, 24 - 26 Haziran l996, Ankara.

            23. Halk Edebiyatı Ürünlerinde, Âşıkların Dilinde ve Köroğlu'nda Dağ Bolu'da Halk Kültürü ve Köroğlu Sempozyumu, Abant İzzet Baysal Üniversitesi 11 - 12 Ekim l997.

            24. Makedonya ve Diğer Türk Yurtlarında Söylenen Ortak Atasözleri ve Deyimler,  Uluslararası Rumeli Türk Kültürü Sempozyumu, Üsküp/Makedonyu, 23 - 25 Mart l998.

            25. Kul Himmet Üstadım'ın Kul Himmet'le Karıştırılan ve Bilinmeyen Şiirleri, I. Emlek Yöresi Halk Ozanları Sempozyumu, Ankara l6 - 17 Mayıs l998.

            26. Zile'de Yatır ve Ziyaret Yerleri ve Bunlarla İlgili Menkıbeler, Kül. Bak. Türk Dünyası Eren ve Evliyalar Kongresi, Ankara, 13 - 16 Ağustos l998.

            27. Kıbrıs, Anadolu ve Balkanlar'da Söylenen Ortak Maniler, Uluslararası  Kıbrıs ve Balkan Türk Edebiyatları Sempozyumu, İzmir, 27 - 29 Ekim l998.

            28. Kıbrıs ve Diğer Türk Ülkelerinde Ortak Ninni ve Tekerlemeler, II. Uluslararası Kıbrıs ve Balkan Türk Edebiyatları Araştırmaları Kongresi, Doğu Akdeniz Üniversitesi, Gazimağusa, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, 24 - 27 Kasım l998.

            29. Geleneksel Kültürümüzde ve Âşıkların Dilinde Sayılar,  Çukurova Halk Edebiyatı Sempozyumu, Çukurova Üniversitesi, Adana, 1 - 4 Aralık l998.

            30. Kıbrıs ve Balkan Türkleri Arasında Söylenen Efsanelerin Anadolu Efsaneleriyle Mukayesesi,  III. Kıbrıs ve Balkan Türk Edebiyatları Sempozyumu, 29 Eylül - 4 Ekim l999, Köstence/Romanya.

            31. Batı Trakya Türkleri Halk Edebiyatı ve Türk Dünyası Folkloruna Mukayeseli Bir Bakış I. Uluslararası Batı Trakya Türkleri Araştırmaları Kongresi, 28 - 30 Ocak 2005, Münih/ALMANYA.

K.K.T.C. Cumhurbaşkanı Rauf DENKTAŞ ile

Makalelerinden Bazıları :

            1. Dağlarca'nın Şiiri, Sanat Kültür Sanat Dergisi, S. 2, s. 2 - 3, Tokat, l970.

            2. Zileli Ozanların Bulunmadığı Püsküllüoğlu'nun Antolojisi, Ozanca Aylık Sanat ve Düşün Dergisi, S. 6, Kayseri, l970.

            3. Sırrı Baba Menkıbesi ve Nurettin Seyfi'nin Âşıklığa Başlama Olayı, Halk Kültürü, S. l, İstanbul, l984.

            4. Zile'de Leblebici Esnafı,  Türk Folkloru, S. 64, İstanbul, l985.

            5. Tokat ve Yöresinde Yağmur Duası Gelenekleri, T. Folkloru, S. 75, İst, l985.

            6. Davut Sularî ile Son Sohbet, Erciyes Kültür Dergisi, S. l05, Kayseri, l986.

            7. Âşık Nuri Gulamî, Erciyes Kültür Sanat Dergisi, S. lll, Kayseri, l987.

            8. Halk Şiirinde Şairlere Maledilişlerin ve Tabşırma Benzerliklerinin Yarattığı Karışıklıklarla Cönklerden Kaynaklanan Yanılgılar, İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, S. l,  Malatya, l987.

            9. Halk Şiirinde Bade İçme, Mahlâs Alma ve Usta Çırak Gelenekleri, İnönü Üniversitesi, Sosyal Bilimler Dergisi, S. 2, Malatya, l988.

         10. Cönklerden Gün Işığına, Millî Folklor, S. 3, Ankara, l989.

         11. Zileli Âşık Ceyhunî, Tokat Kültür Araştırma Dergisi, S. 4, Tokat, 1991.

         12. Zile'de Söylenen Gelin Kaynana Manileri, Tokat Kültür Araştırma Dergisi, S. 5, Tokat, 1992.

         13. Âşık Safine'nin Bilinmeyen Şiirleri, Tarla Kültür Sanat Dergisi, S. l992/4, İstanbul, l992.

Ekim 2002'de Milano'da Eşiyle

         14. Yirminci Yüzyıl Türk Halk Şairleri Antolojisi Üstüne, Tarla Kültür Sanat Dergisi, S. 92/3, İstanbul, l992.

         15. Geleneksel Malatya Evleri, İş Bankası Kültür Sanat Dergisi, S. 16, Ank. 1992.

         16. Yaşayan Halk Ozanları Antolojisi Üstüne, Tarla Kültür Sanat Dergisi, S. 93/8, İstanbul, l993.

         17. Geleneksel Kültürümüzde ve Âşıkların Dilinde Çiçek, Prof. Dr. Saim Sakaoğlu 55. Yıl Armağanı, Kayseri, 1994.

         18. Kul Nesîmî'nin  Bilinmeyen Şiirleri,  Millî Folklor, S. 19, Ank. Güz, l993.

         19. Cönklerden Gün Işığına - Esîrî,  Millî Folklor, S. 22, Ankara, Yaz, 1994.

         20. Arguvanlı Halk Şairleri, Folklor/Edebiyat, S. l, Ankara, 1994.

         21. 17. Yüzyıldan Günümüze Malatyalı Halk Şairleri, İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, C. l, S. 1, Malatya, 1994. 

         22. Kul Himmet'ten Günümüze Tokatlı Halk Şairleri,  İş Bankası Kültür Sanat Dergisi, Tokat Özel Sayısı , S. 24, Ankara, Aralık l994.

         23. Arapgirli Âşık Fehmi Gür, Hayatı Sanatı, Şiirlerinden Örnekler, İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi s. 5, Malatya, l995.

         24. Âşık Hasan Dede Kitabı Üstüne, Bir Türk Dünyası İnceleme Dergisi, s. 8, İstanbul 1975, s. 137 - 143.

         25. Malatya Halkının Sözlü Kültür Değerlerinden Örnekler, Tarla Kültür Sanat Dergisi, İstanbul Ekim l997, s. 46 - 49.

        26. Âşık Edebiyatında Etkileşim, Folklor/Edebiyat, Ankara Mart - Nisan l998, S. 13, s. 198 - 211.

Prof. Dr. A.B. Alptekin, Prof. Dr. S. Sakaoğlu, Prof . Dr. E. Şimşek'le

        [1] Şiir İvan Doynov ve Şaban Kalkan tarafından çevrilmiş; Açıksöz Yay., Malatya 1993, 138 s.
        [2]
Faruk Nâfiz Çamlıbel, Yeni Kerem - Han Duvarları.
        [3]
Gerçek, s. 42.
        [4]
Kömür İşçisi, s. 45. (Sabri Akay Şiir Yarışması'nda ikincilik ödülü kazanmış).
        [5]
Şaşkınlık, s. 122.
        [6]
Kayısının Anlattığı, s. 126 - 127.
        [7]
Sevda Çiçeği, s. 10 - 11 (Yunus Emre şiir yarışması birincilik ödülü almış.)
        [8]
Sevgi Eylemi, s. 26 - 27.
        [9]
İsveç Annıversary Fest of Humanist International  jüri özel ödülü. (1992)
             (Ana, En Güzel, İçtin Söyleşi, Mutluluk adlı şiirlerle birlikte)

      [10]
Yunus Emre Şiir Yarışması birincilik ödülü.  (1988)
      [11]
Sabri Akay Şiir Yarışması  ikincilik ödülü. (1985)
      [12]
Grup Kızılırmak tarafından bestelenmiş ve kasete okunmuştur.

Prof. Dr. Muhan BALİ ile Gölcük/Bolu'da Göknar Ormanında

 

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR