|
HAYAL KENT ZİLE |
|
Makale :
Mehmet KOCAMAN
(Gaziosmanpaşa Üniversitesi Öğretim
Görevlisi)
kocamanm@gop.edu.tr
mkocaman77@hotmail.com
Zile Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi
HAYAL KENT ZİLE
VE MARKA ŞEHİR YARATMAK
15.09.1930 - Zile Reji Binası (Şimdiki Tekel İdaresi)
Fotoğrafı Gönderen : Bekir AKSOY
ZİLE MARKASINI YARATMALIYIZ!!!
Her şehir, her yöre ülke refahındaki payını artırmak için yarış içindedir. Amaç daha iyi anılmak, hatırlanmak ve ziyaret edilmek, orada üretilen ürün ve hizmetlere değer katmaktır; böylece o şehrin ve yörenin itibarını ve gelirini artırmaktır.
Zile’miz 5000 yıllık tarihi, devrin ticaret ve kültür merkezi olması nedeniyle önemli değerleri bünyesinde barındırmış eski bir yerleşim yeridir. Zile’mizin bünyesinde barındırdığı bu değerleri markalaştırıp ekonomik ve kültürel kazanca dönüştürmek, buranın dış dünyada kişiler arasında bilinirliliğini artıracaktır. Ancak, bir şehir ya da yöre markasının yaratılması bir ürün ya da hizmet markasının yaratılmasından daha zorlu bir süreçtir. Başarılı bir şehir yöre markası için birçok dinamiğin harman edilmesi ve bir arada kullanılması gerekecektir. Bunun içinde herkesin paylaşacağı inanılır, tutarlı ve bağlayıcı bir öngörü (vizyon) hazırlanması en başta yapılması gereken işlerdendir.
Bir şehri markaya döndürmek için kısaca şu adımları izlemek gerekir;
- Güç ve güçlüklerin tanımlanması, mevcut durumun değerlendirilmesi,
- Ticaret, turizm ve yatırımların, mimarî ve doğal çevrenin, kültür ve tarihin gözden geçirilmesi,
- Tüm şehir ortak çıkar gruplarının, (sivil toplum örgütleri, dernekler, vakıflar, okullar, yerel yönetim vb.) belirlenen vizyon etrafında toplanması,
- Şehir veya yöreden tek ve gerçekçi ses çıkmasını sağlayacak, tüm tarafların benimseyeceği bir marka stratejisinin hazırlanması,
- Yerel ve evrensel konumlandırma çalışma ve uygulamalarının başlatılması,
- Halkla ilişkiler, tanıtım ve etkinlik programlarının hazırlanıp uygulamaya konulması,
- Yatırımcı ağ bağlantılarının sağlanması.
Coğrafî değerlerin markalaştırılması da şehir ve bölge markasına artı değer katar, kalkınmayı hızlandırır. Örneğin Zile için kale bulunmaz bir coğrafî değerdir. Aynı şekilde Anadolu'nun en eski medeniyetlerinin oluşturduğu Maşat Höyük başka bir değerdir. Bunun gibi Zile içerisinde ve dışında (köylerinde ) çok fazla nitelikte coğrafî değerler vardır.
Maşathöyük Buluntuları
Bu örneklerin üzerine yazıma devam etmeden önce okuduğum bir kitaptan Zile ile ilgili bir alıntıyı aktarmak istiyorum. Aslında bu yazıyı yazmamın nedeni de bu kitaptır. Söz konusu kitabın adı “Yüzyılın Dönemecinde Türkiye” yazarı ise 2002 yılında Japonya'nın Ankara Büyükelçisi olan, daha sonra 2003 yılında ülkesine döndüğünde Japonya Eğitim ve Bilim Bakanı olan Atsuko Toyama’dır. Kitabı ve yazarını neden tanıttığıma gelince ise; az sonra yazacaklarımdan dolayıdır. Bu kişi “Veni, Vidi, Vici” sözünü tesadüfen duyup, bu şehrin nerede olduğunu araştırmak üzere yola çıkan ve Zile’ye kadar gelip incelemelerde bulunan; bu inceleme ve gözlemlerini de yazmış olduğu bu kitaba aktaran kişidir.
Sözünü ettiğim kitapta geçen Zile ile ilgili gözlemler aynen şu şekildedir;
“Geldim, Gördüm, Yendim”
Kalesi
Hayal Kent Zile
O Romalı kahraman Sezar’ın “geldim, gördüm, yendim - veni, vidi, vici” sözünün günümüz Türkiye’sinin orta kısımlarında meydana gelen savaşta söylenmiş olduğunu bir tesadüf eseri öğrendim. Bu bir tatil günü akşamı Büyükelçilik konutumda Nanami Shiono’nun “Romalıların Öyküsü” adlı eserini okurken oldu. İskenderiye Savaşı’nda Pompeius’a galip gelen dahi general Sezar’ın, Küçük Asya’daki isyanları bastırmak için, Roma’ya dönüş yolunda Antakya’dan kuzeye çıkmış olması dikkatimi çekti.
Shiono’nun yazdığına göre Sezar sadece az sayıdaki elit askerlerini yanına alarak, o yörede hüküm süren Pontus Kralı Pharnakes’i yenmiştir ve bu savaş sonrasında Sezar’ın Roma’daki Senato'ya gönderdiği raporda o tarihî sözler yer almıştır. O savaşın geçtiği yer olarak da sadece Kapadokya Bölgesi’nde Karadeniz’e yakın Zela olduğu yazılıydı. Hemen haritayı açıp baktım, ama Zela diye bir yere rastlamadım. Türkler'e ve Türkiye uzmanı Büyükelçilik mensuplarına sordumsa da, herkes o tarihî olayın meydana geldiği yeri bilmediğini söyledi. Ancak, haritada Zile diye bir yer buldum. Böylece, yaz tatilimde Zile’ye gitmeye karar verdim.
Zile Kalesi
Surları ve Amfitiyatro
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi
Ankara’dan Kuzeydoğu'ya doğru yaklaşık 300 km kadar birkaç kentten geçerek ilerledik. Zile olduğunu sandığım bir kente girdik, yolda kirli beyaz duvarlı, kiremit çatılı eski evler devam ediyordu, ama hiçbir yerde eski bir savaş alanına dair işaret yoktu. Nihayet, hafif yüksek bir tepedeki kale kalıntısını bulduk ve tırmandık. Köklü bir tarihi olduğu belli olan kapıdan geçerek kaleye girdik. Oradan manzara güzeldi ve bütün kent ayaklarımızın altındaydı. Ancak aradığıma benzer bir kalıntı yoktu.
Sezar "Geldim - Gördüm - Yendim" ![]() "Veni - Vidi - Vici" |
Sezar'ın Savaş Haritası![]() Kâmil Paşay Arşivi |
Kale, Roma
Kumandanı SULLA tarafından yaptırıldı. ![]() Zile Kale Kapısı |
Henüz yeni restore edildiği belli olan surlar uzanıyordu ve surlara yaslanarak
sohbet etmekte olan birkaç
şehirli gençle karşılaşınca onlara sorduk. Onlar da Sezar öyküsünü
bilmediklerini söylediler. Tam vazgeçmek
üzereyken, gençlerden biri “Ha, şimdi aklıma
geldi, alanın ortasındaki çeşmenin yakınlarında bir eski sütun var, oraya da bir
baksanıza.” dedi. Hepsi çok sevimli gençlerdi...
Araştırınca, pınarın yanındaki çam ağaçları arasında taş bir sütun bulduk. Orada biraz güç okunan ama Roma yazısı olduğu anlaşılan bir şeyler kazınmıştı. Sütunun çevresinde de antik bir yapıdan kalma taşlar dağınık bir şekilde duruyordu. İşte dedim, «Acaba burası o eski savaş yeri miydi, acaba burada mı Sezar ezici gücü ile isyancıları dize getirmişti, yoksa ünlü kahramanın oraya gelmesiyle hemen hiç savaşmaksızın “gelip bir baktım, savaşmadan, yendim” anlamında mı o sözleri söylemişti?» diye düşüncelere daldım. Büyük ihtimalle sütun sonradan dikilmiş olsa gerek.
Kale İçi Roma Sütunu
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 10.02.2003
Yine de çok sıradan kalıntılardı. Orada durduğumda 2000 yıldan fazla zamanın akışını hissettim. Bu duygular içerisinde Zile’den ayrılarak, Doğu'ya doğru yöneldik ve konaklayacağımız Tokat’a ulaştık ..
(KAYNAK : Yüzyılın Dönemecinde Türkiye - Atsuko Toyama, Türk Japon Vakfı Yayınları, Ankara 2004, Sayfa 216, 217, 218. Bu kitabın orijinali Murat Kocaman Kütüphanesi’nde bulunmaktadır. Demirbaş Kayıt No. : 1527)
Yukarıdaki yazı sahip olduğumuz bir coğrafî değeri marka olarak kullanamadığımızı, tanıtamadığımızı göstermektedir. Oysa ki şehir ve bölge markası yaratabilinecek önemli bir unsurdur Zile Kalesi ve tarihî “veni, vidi, vici” sözü.
Burada öncelikle "Biz ne yönde markalaşmalıyız?" buna karar vermek başlangıç
anlamında çok önemlidir. "Kültür markası mı
yoksa Yatırım markası mı önceliğimiz
olmalı yoksa her ikisini birden mi başlatmalıyız?" sorularına yanıt bulmak
gerekecektir. Örneğin Zile, kültür markası yaratmak için içinde gerekli değerleri
bünyesinde yetiştirmiş bir yerdir. Mustafa Necati Sepetçioğlu Türk
Edebiyatı'nın Cumhuriyet Dönemi usta romancılarından birisidir. Ve yeni nesil
tarafından Çağımızın Dede Korkut'u olarak tanınmaktadır. Aynı şekilde
Cahit Külebi Türk şiir sanatının
usta yazarlarından birisidir. Bu iki edebî şahsiyetimiz bile kültür markası oluşturmak için
yeterlidir. Bunların haricinde burada yaşamış ve zamanında ders vermiş olan
Muharrem
Efendi, Beyazıt-ı Bestamî gibi evliyâmız ve diğer yatırlardaki zatlarımız,
restore edildikten sonra eski Zile evleri, iyi bir
Turizm Destinasyon Plânı ile
sunulacak olan Zile Kalesi başka
destekleyici birer kültür markaları olabilir.
Bu kültür markasını Dünya üzerinde yaratıp binlerce entelektüel turisti çekmeyi başarmış aklıma ilk gelen örnek St. Petersburg’dur. Burası Moskova'nın Kuzeybatı'sında Rusya'nın ikinci, Avrupa'nın dördüncü büyük şehridir. Bu şehir bir ticaret ve sanayi merkezi olmamasına rağmen bir kültürel merkezdir. Kendisine bu özelliği veren de sadece Rus Edebiyatı'nın aynı zamanda da Dünya Edebiyatı'nın önemli yazarları sayılan Dostoyevski, Puşkin, Anna Akhmatova ve Rimsky - Korsakov'un burada doğmuş olmalarıdır. Ayrıca Fyodor Mihayloviç Dostoyevski'nin ünlü romanları "Suç ve Ceza" ve "Ezilenler" de bu şehirde geçer. Bu özelliğinden dolayı tüm yurtdışı turlarında bu şehir yer alır. Zile de burada doğmuş hattâ eserlerinin bir kısmının ilham kaynağı olmuş yazarları kullanılarak en azından Anadolu'nun önemli bir kültür markasına dönüştürülebilir. Meselâ, doğdukları ev anlamında eski Zile evlerinden bir kısmı bu yazarlarımızın adı verilecek şekilde restore edilir ve gelen konuklara değişik bir sunum şeklinde anlatılabilir…
M. Necati SEPETÇİOĞLU'nun Doğduğu Sepetci Sokak
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 10.02.2003
Eğer yatırım markası olmak istiyorsak öncelikle burada sektör analizi yapılıp hammadde olarak ne var ve ne üretebiliriz sorularının cevaplandırılması gerekir. Ve bu yatırım markasına da işe tek bir sektör seçilerek başlanılması uygun olacaktır. Örneğin; İnegöl denince akla mobilya sektörünün gelmesi, Gaziantep - makina sanayisi ilişkisi, Afyon/Başmakçı Yumurta vb. gibi şehir - sektör ilişkilerine bakıldığında kendilerine öncelikli olarak yatırım yapılması durumunda hem iç rekabette hem de dış pazarlarda uzun vadede rekabet yapabilecek alanlar seçilmiş ve oldukça da başarılı olunmuştur.
Zile'de bu anlamda yatırım markası olabilecek tek hammadde kaynağımız mermerdir. Ve yapılacak bir Master Plân ile Türkiye'nin ciddî bir mermer üretim merkezi olabilir. Bunun haricinde Zile Pekmezi başka bir yatırım malı olarak markalaştırılabilecek üründür. Yalnız Zile Pekmezi'nin hammaddesi olan üzümün de bağlarımızda yapılacak çalışmalar ile pekmez üretimini karşılayabilir hale getirilmesi gerekir.
Son Aynalı
Çarık Ustası Mustafa Ganioğlu ÜSTÜNÇELİK
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi
Ayrıca, bunun yanında Fransızlar'ın şarap üretiminde izledikleri model olan “house production” tekniğini Zile Pekmezi üretimine uyarlayabilir ve böylelikle bağlarda kurulacak ufak tesisler ile dışarıdan önemli bir ziyaretçiyi çekebiliriz. Ve Eylül, Ekim aylarında hem ziyaretçilerin turlar halinde Zile'ye gelmesi sağlanabilir hem de buralardaki ufak tesislerde kendi pekmezlerini kendilerinin üretebileceği modeller geliştirip hem Zile Pekmezi'ni hem de Zile'yi tanıtmış olabiliriz. Çünkü globalleşen Dünya'da yerel markalar daha fazla rağbet görmektedirler. İnsanlar artık küresel markaların yerine farklılıkların öne çıktığı yerelliği tercih etmektedirler. Bundan dolayı Zile’ye ait kültür ve yatırım değerlerini kullanarak bunları Zile için bir marka haline getirmek mümkündür.
Bunların haricinde Markalaşma Süreci'nde dikkat edilecek en önemli nokta şehir ile özdeşleşebilecek bir imajın oluşturulması gerektiğidir. Vaat edilen şey verilebilmelidir. İmajın asla olmayan bir gerçek üzerine kurulmaması gerekir. Örneğin; Amasya son yıllarda en güzel marka şehir uygulaması yapan yerlerden birisidir ve de oldukça da başarılı olmuştur. Yalı Boyu Evleri, Ferhat – Şirin Efsanesi, Borabay Gölü, Amasya Elması ve de vizyon kelimeleri olan “Şehzadeler Şehri” bu yerleşim yerini bugün iç turizmde hafta sonları en azından görülmesi gereken bir yer haline getirmiştir.
Zile Destinasyonunun Turizme
Açılmayı Bekleyen Mimarî Örneklerinden
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi
Zile için de hem kültür hem de yatırım markası niteliğini anlatacak şehre ait bir vizyon cümlesi bulunup, bunu tüm halkın benimseyecek şekilde özümsemesi gerekir. Ayrıca bu vizyon cümlesine uygun tanıtım faaliyetlerinin de koordine edilmesi gerekir. Örneğin; Zile’de üretim yapıp, dış pazarlara satan firmaların ürünlerinin ambalajı üzerine bu vizyon cümlesi yazılabilir.
Marka şehir yaratmak üzere yapılacak işlemler çok uzun olmasına rağmen burada kısa ve anahatları üzerinde yoğunlaşarak Zile için neler yapılabilir onu yazmaya çalıştım. Marka şehir stratejileri oluşturularak yerel yatırımın çekici hale getirileceği kesindir. Yalnız burada hangi tür yatırımcı çekilmek isteniyor onu da net olarak ortaya koymak gerekir;
Örneğin; yatırımcı işadamları mı,
Turist ve
ziyaretçiler mi,
Entelektüel
grup olarak tanımlanabilecek Üniversiteliler mi,
Nitelikli
nüfus ve işgücü mü?
Bunlar tespit edildikten sonra o grubun beklentilerine yönelik markalaşma çalışmalarına başlamak uygun olacaktır. Markalaşma çalışmaları en başta zaman isteyen sonra da bu çalışmalara inanmayı ve karşılığının kısa zamanda gelmeyeceği kabul edilerek girişilen çalışmalardır.
Zile
Pekmezi'nin Mikzerle Karıştırılması![]() TGRT KEŞİF Programı - Sunucu Yeliz PULAT - 11.09.2001 |
TİRKİ
(Sıvı Aktarımında ve Ekmek Kabı Olarak Kullanılır.)![]() TGRT KEŞİF Programı - Sunucu Yeliz PULAT - 12.09.2001 |
Son olarak şunu ifade etmek istiyorum : Zile’nin kurtuluşunun turizm anlamında bu tür çalışmalarda olduğu kanaatindeyim. Onun haricinde en yakın limana dört saat mesafede bulunan, herhangi bir transit yol üzerinde bulunmayan, mermer haricinde hiçbir sınaî hammaddesi çıkmayan, nitelikli işgücünü.. sanayi yatırımı olmaması dolayısı ile bünyesinde barındırmayan bir yerde, ciddî anlamda istihdam yaratacak kamu ve özel sektöre ait yatırım yapılmasını beklemek bir kandırmacadan ibaret olacaktır. Eğer bu yönde yatırımlar yapılsa dahi bu dediğim şartlar altında uzun vadede rekabet ve kâr avantajı olmayacaktır.
Mehmet KOCAMAN
17.07.2007 / Salı