ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 29 Mart 2010 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

KARA LÂSTİK
GİYDİĞİMİZ GÜNLER

Makale : Fikri TERZİOĞLU
(Hâtırat Yazarı - Makina Ustabaşısı)

Mustafa TERZİOĞLU ve Fikret TERZİOĞLU Ünye Belediye Parkı'nda.

Fikri TERZİOĞLU Fotoğraf Arşivi

KARA LÂSTİK
GİYDİĞİMİZ GÜNLER

http://www.komikaze.net

            Efendim, gençliğimizin vazgeçilmez ayakkabıları Kara Lâstikler Cumhuriyet Dönemi'ne damgasını vurmuş, köylümüzün simgesi olmuştu. Cumhuriyet'in ilânından bu yana geçen 87 yıl içerisinde görüntü de farklılaştı tabi. Giresun Vâlisi Ayhan Nasuhbeyoğlu, Türkiye'nin AB'ye girmek için hazırlandığı şu dönemde kötü görüntülere neden olan kara lâstiklerin okullarda giyilmesine yasak getirdiklerini beyan etmiş. Sağlıklı olmayan ve az gelişmişliğin göstergesi olan kara lâstiklerden halkımızın kurtulmuş olması aslında isabet olmuştur.

Büyük Câmi İlerisinde Soysal ve Ürer Lâstik Fabrikaları'nın Tüten Bacaları

M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi

            Anadolu'da yoksulluğun simgelerinden olan kara lâstik ayakkabı ucuz Çin mallarına karşın hâlâ tezgâhlarda yer buluyor, hattâ Balkan ve Ortadoğu ülkelerine ihraç ediliyor. Üstelik bu ayakkabılar ömrünü tamamlamış lâstiklerin geri dönüşümünü de sağlıyor. Kara lâstik ayakkabı, araba lâstiklerinin geri dönüşümünü sağlama özelliğiyle Avrupa Birliği'ne uyumlu. Çevre ve Orman Bakanlığı'nın Avrupa Birliği uyum yasaları gereğince hazırladığı 'Ömrünü Tamamlamış Lastiklerin Kontrolü Yönetmeliği' taslağında lâstiklerin, yakılması yasaklanırken geri dönüşüm destekleniyor. Kara lâstik ayakkabılarının az sayıdaki üreticisi, bu yönetmeliğe seviniyor. Eriterek ayakkabıya dönüştürdükleri lâstikleri artık daha ucuza alacaklarını düşünüyorlar.


28.07.2007 Uluslararası Ünye Festivali Orta Çarşı Fotoğraf Sergisinden Alınmıştır.

            Otuz yaşın üzerinde ve köyde çocukluğunu yaşamış pek çok insanın kara lâstik ayakkabılı bir anısı var. Yıllarca köyde yaşayanlar için tek seçenekti. Kara lâstik ayakkabının ne bağcıkları ne de dikişleri var. Klâsik modeli, üzerindeki kabartmalarıyla diğer ayakkabıları taklit ediyor.

Köprübaşı Mevkiinde Debbağhane (Tabakhane) Kuruluş Yılları

Ünye'nin 40 Parçalık İlk Kartpostal Koleksiyonundan (Gündoğdu Mağazası - 5 krş)
Ahmet - Gülay BİRBEN Fotoğraf Arşivi / Fotoğraf : Ahmet Hüseyin ŞEN

            Sayın Mustafa KALAFAT'tan edindiğimiz bilgiler çerçevesinde Ünye'de ilk Kara Lâstik Fabrikası'nın Görgülü Lokantası bitişiğindeki Kuyumcu Şeref'in olduğu yerde Necdet Soysal ve Ferit Ürer tarafından iki presle kurulmuş ve burada uzun yıllar faaliyet gösterdiğini öğreniyoruz. Kara Lâstik Fabrikaları, topladıkları hurda kamyon lâstiklerini, öğütüyor, hamur haline getiriyor, kalıplarda pişirerek ayakkabı yapıyorlar. Sanayi sektörü olarak o yıllarda, bir iki Fındık Kırma Fabrikası'na ilâveten iki de Lâstik Ayakkabı Fabrikası'ndan söz edilebilir. Fındık fabrikalarından biri Şahinbaş Haydar Amca'nın diğeri de Hicabi Vidinli Amca'nındı. Sonraları Hüsrev Bey'in, Nebati Abi, Memet Ali Durak, Sinanoğulları'nın fabrikaları açıldı ve giderek çoğaldılar.

Yedi Parçalı Ünye Panoramik Fotoğrafının Parça 1 Görünümü.

1. Tuz deposu olarak kulanıldı, Av. Hasan Öztürk'ün bürosu, Hüsrev YÜRÜR binası; şimdiki Osmanlı Sofrası Lokantası. Binanın sol tarafına doğru Kuşcalılar'ın binası, daha solda Hüsrev Yürür Fındik İşletmesi ve hamal kahvesi vardı. Hamalların yoğun olarak gittiği kahveden sonrası ise Büyük Câmi'nin yanındaki, atların nallandığı, köylünün hayvanlarını emanet bıraktığı, Arif'in Hanı'nın arkasındaki Helâ'dan başlayan algun / lâğımın çok pis kokan çıkışı vardı. Dalgalı havalarda o algunun ağzında çocuklar bekler, bıçak, kama, tabanca şarjörü, para toplardı, 3. Şimdiki Bol Paça Nuri TELCİOĞLU'nun kahvesi (Oğulları Gökhan ve bitişiği  Hicabi Vidinli'nin fındık fabrikası (Şimdiki Ticaret Borsası), 9 numaranın hemen arkasında görünen bina Haydar Şahinbaş'a ait fındık fabrikası idi. 10. Bu bina Ayla Oteli'ydi, orta katında, gençlerin meşhur Mâmut Çavuş isimli işletmecisi vardı. Ön tarafında Paşalar'ın Müslüm Gürsoy'un dükkânı vardı. Müslüm Amca'nın bitişinde Şahinbaş Haydar'a ait fındık fabrikası vardı. Sit alanıdır.

            ÜRER ve SOYSAL Kara Lâstik Fabrikalari :

Fikri TERZİOĞLU'nun Ürer Lâstik Fabrikası'ndan Aldığı Ustabaşılık Bonservisi / 1963

Fikri TERZİOĞLU Fotoğraf Arşivi

            Her iki kara lâstik fabrikası da eski Tabakhane Deresi'nin Fatsa tarafında sağlı sollu olarak yapılmışlardı. Sağ tarafındaki ÜRER, sol tarafındaki ise SOYSAL'lara ait  olan ve ailelerinin soy isimlerini marka olarak kullanarak ticarî faaliyet gösteren fabrikalardı.

            ÜRER Lâstik Ayakkabı İmalâthanesi yıllar içinde genişleyerek yeni ilâve binalar yapılmış, Tabakhane Köprüsü'nün Fatsa tarafındaki ucundan mezbaha yönüne doğru ilerleyerek genişlemiştir. SOYSAL işletmesi ise eski fabrikayı hamur ve vals seksiyonuna bırakıp, ana fabrikayı eski ve yeni Fatsa yolu aralığına inşâ ettiği yeni binasına taşımıştır.

1. Soysal Lâstik Fabrikası, 2. Ürer Lâstik Fabrikası, 3. Tabakhane Deresi Köprüsü,
 4. Tabakhane Köprüsü, 5. Tabakhane Deresi, 6. Ünye Limanı, 7. Fatsa - Terme Karayolu.

            Ürer Lâstik Ayakkabı Fabrikası'nın ırmak tarafında ise dabaklama işi yapanların atölyeleri bulunmaktaydı. Dabakçılar kesilmiş hayvanların derilerini tuzlar, güneşte kuruturlar ve özel bıçaklarıyla işleyerek gön haline getirirlerdi. Günlerce güneşte kalan derilerin kötü kokusu nedeniyle oralardan geçenler rahatsız olurdu.

            Soysal Lâstik Fabrikası'nın bitişiğinde ise Ekmekçioğulları'na ait Cırcır Atölyesi faaliyetteydi. Cırcır Atölyesi, eski kumaş parçaları ve benzeri bezleri pamuk haline getirip; yatak, yastık, yorgan, şilte ve pamukla yapılan eşyaların kullanımına sunarlardı. Bir defasında Sinanoğlu'ndan bir abi, keçe gibi bir cırcır battaniyesini bizim lâstik hamuru çektiğimiz valslerden geçirmiş, cırcırları birbirlerine sıkı sıkı yapışarak daha sağlam ve düzgün oluyor mu diye denemişti.

Köprübaşı Mevkii'nde Debbağhane'de İşlem Gören Derilerin Yıkanması

Kaynak : Resimli Ünye Rehberi - M. Bahattin / 1930

            Sonraki yıllarda lâstik ayakkabı fabrikası sayısı artmış, normal kara lâstikten içi keçeli olan bot, sason, ayakkabı ile plâstik sandaletlere ve ayakkabıya geçilmiştir.


Kara lâstikler 70'li yılın ortalarına kadar Türk köylüsünün vazgeçilmez ayakkabılarındandı.

            Üçüncü olarak KÖYLÜ ticarî markası ile Mehmet Köylü Amca tarafından, Ürer ve Soysal Lâstik Fabrikaları'nın az ilerisinde bir fabrika kurulmuştur. Burada kazan patlamasından Mehmet Dağdelen ismindeki kazancı vefat etmiştir. Bu olay, istim kazanlarına pişmesi için konulan lâstiklerin yerleştirilmesi bittikten sonra, kazan kapaklarının (tam sayısını hatırlayamıyorum ama) 20 adet kadar kulplu civatalarının bir metre kadar uzun, iri ve kalın kol anahtarlarıyla sıkıştırılmasından sonra, kazan içine verilen istimin yüksek basıncıyla kapağı patlatıp önünde duran Mehmet Abi'ye çarparak ölümüne sebep olmuştur. Kazan kapağı tahminen yüz, yüz elli kilo ağırlığındaydı.

  
Gönderen : Mehmet Cengiz DÖNMEZ

            Daha sonra bu fabrikayı satın alan Abdullah Tonyalı ve Burhan Yazgan abiler işlettiler. Abdullah Tonyalı ağabeyimiz fabrikayı tek başına satın alarak KÖKLÜ ticarî adı altında ırmak kenarına taşıdı.

Cevat KÖYLÜ, Mustafa KALAFAT ve Mehmet DEMİR Ayakkabıcılar Arastası'nda.

28.07.2007 Uluslararası Ünye Festivali Orta Çarşı Fotoğraf Sergisinden Alınmıştır.

            Beşinci bir fabrika ise Nebati Kalaycı'nın yanan fabrikasının arkasındaki mısırlık kenarına kurulan, işletmeci olarak da Ürer Lâstik Fabrikası'nda makinist olan Ramis Çolakoğlu ile yine Ürer Lâstik Fabrikası'nın muhasebecisi olan Meral Kösecioğlu'nun görev aldığı ARI ticarî adıyla faaliyet gösteren fabrikaydı.

            Ürer Lâstik Fabrikası birkaç kez yangın tehlikesi geçirdi. Benim sebep olduğum bir yangın 1963 yılında sigara içmek için aşağıya kazan dairesinin yanında bulunan alanda, lâstik kırma makinesinden yeni çıkmış, kimisi çuvallar içinde kimisi yerde öbek öbek yığılı olan değirmenden çıkmış sıcak lâstiklerin arasında sigaramı unutmamla meydana gelen küçük bir yangındır. Eğer zamanında fark etmeseydik, lâstiklerin çıra gibi yanarak tüm fabrikayı bir anda sarıp, tüm hammaddesi lâstik, kauçuk ve kükürt olan işyerini kül haline getirirdi. Rahmetli Kadir Abi, fabrika yanacak diye çok korkmuştu. Bana da çok kızmıştı; "bu fabrika yanarsa ben de seni yakarım!" diye bağırmıştı.

            Bir başka yangın ise benim bacanağım Ali Akkuş'un saçma atmak için ırmak kenarında dolaştığı bir gün çıkmıştır. Sene 1969 ya da 1970 diye anlatmıştı. Ürer Lâstik Fabrikası'nın Kazan Dairesi ırmak tarafında olduğu için dışarıdan görülebilmektedir. Eskiden, yani benim çalıştığım yıllarda yakıt olarak taş kömürü kullanılırdı. Bir de bize hurda olarak gelen lâstik palet veya büyük iş ve inşaat vasıtalarının tekerleklerinin kullanamadığımız parçaları da yakılırdı. Bacanağımın gördüğü ise fuel-oil yakıtlarının tutuşmasıyla çıkan yangın. Yani o sıralar işyeri, katı yakıttan fuel-oil yakıta geçmişti. Hemen yukarıdakilere haber vermesi ve itfaiyenin de çok çabuk gelmesiyle yangın fazla büyümeden ama yine de maddî zarara sebebiyet vererek söndürüldü.

Ürer Kara Lâstik Fabrikası'nda Üretimde Görevli İşçiler

28.07.2007 Uluslararası Ünye Festivali Orta Çarşı Fotoğraf Sergisinden Alınmıştır.

LÂSTİK FABRİKALARI PLÂSTİK FABRİKALARI
1. Ürerler Lâstik Fabrikası
2. Soysallar Lâstik Fabrikası
3. Köylü Lâstik Fabrikası
4. Köklü Lâstik Fabrikası
5. Arı Lâstik Fabrikası
1. Ürerler Plâstik Sanayii Fabrikası
2. Osman Yılmaz ve Burhan Yazgan Kollektif Şirketi
3. Soysallar Kollektif Şirketi


ÜRER Kollektif Şirketi'nin Ünye Dışındaki Bayilerine Önemli Günlerde Gönderdiği Bazı Kartpostallar

Çamlık - Bayram Töreni - Delikli Taş - Feneraltı

Film : Modern Röprodüksiyon - And Kartpostal Dağıtım/İst.

Ünye'den Genel Görünüm - Keskin Color Mtb./İst.

Foto Yayla - Nevzat Cansız/Ünye

            Bu arada Ürer Lâstik Fabrikası'nda yangınlar oluyor da diğer lâstik ayakkabı imalâtçısı Soysal Lâstik Fabrikası'nda olmuyor mu? Evet, orada da büyük bir yangın tahminen 80'li yıllarda yaşandı. Ünye Çimento Fabrikası'nda teknik eleman olarak çalışan arkadaşım, Mühendis Mustafa Beşlioğlu, Soysal Lâstik Fabrikası'nın yangınında Çimento Fabrikası'ndan iş makinelerinin istendiğini söylemişti. O zamanlar sadece lâstik fabrikaları değil, fındık fabrikaları, fındık depoları, hanlar ve evlerde de yangın çıkıyordu. Bazıları kazaen ve ihmalen ya da herhangi bir teknik arıza nedeniyle çıkıyor bazısı da kasten çıkarılıyordu!

    
Turistik Yeşil Ünye Rehberi Reklâmları / Orhan BORA - 1968

            Lâstik ve plâstik ayakkabı fabrikalarından yeterince bahsettik, bir de lâstik ayakkabı nasıl yapılıyor.. isterseniz ona da kısaca değinelim :

            Fabrikaya, eski ve hurda lâstik ayakkabılar dahil, bilumum vasıta tekerlekleri, palet hurdaları iri parçalar halinde fabrikaya tonlarca gelirdi. Fabrikanın 'kesiciler' denilen bölümünde, 8, 10 işçi ellerinde nacak veya küçük baltalarla lâstikleri 3 veya 4 santim uzunluğunda keserek değirmene hazırlarlardı. Burada genellikle, yaz tatillerinde gelen talebeler dahil yaşlı, genç herkes çalışabilirdi. Özel bir ustalık gerektirmeyen bir işti; al eline nacak ve baltayı, koy lâstiği önündeki kütüğe.. kes de kes! Herkesin altında bir tabure ve önünde bir kısa kütük ve elinde nacak - balta, hepsi buydu. Beraber çalıştığımız çocukların kimisi şimdi öğretmen, müdür, banka müdürü emeklisi, yaşlı amcaların çocukları arasıda doktor, mühendis, torunları arasında ise halen güzel bir TV serisinde baş aktör sanatçılar da var. Yine bu günlerde Ünye'de işyeri sahipleri olanlar da o yıllarda beraber çalıştığımız arkadaşlarımızdı.

KÖYLÜ Kollektif Şirketi'nin Bayilerine Gönderdiği Ünye Kartpostalı

M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi

            Hurda lâstikler kesilirken bazen anlaşmazlıklar da olurdu. 'Ben devamlı kesiyorum sen ise dalga geçiyorsun, aldığın parayı sana benim kestiğim lâstikler sağlıyor, ya sen de benim gibi çalışacaksın ya da ben seni şikâyet ederim' gibi olaylar olunca, bu sefer herkes kilo işi kesmeye başlıyordu ve kestiğin lâstik kadar para alıyordun. Kazanılan para günlük 2,5 ile 5 lira arasındaydı. Fikret abim ustabaşı olduğu için ben biraz torpilliydim ve kısa zamanda lâstik kenarı kesme işine yükseldim. Lâstik kenarı kesme işi özel ustalık isteyen bir işti. Hem düzgün hem de çok çabuk olmalısın. Bu seksiyona geldiğimde detayları anlatacağım.


28.07.2007 Uluslararası Ünye Festivali Orta Çarşı Fotoğraf Sergisinden Alınmıştır.

            Hurda lâstikler küçük parçalara ayrıldıktan sonra lâstik değirmenine gönderilirdi. Değirmenlerin öğütücü dişleri numaralıydı. Önce ufak ve daha ufak parçalar halinde lâstikler öğütülürdü. Burada değirmencinin çok dikkat edeceği bir durum vardı ki değirmeni fazla doldurmaması ve kayışı attırmaması gerekiyordu. Değirmen kayışları tıpkı vals kayışları gibi 4 - 5 metre uzunluğunda sağlam bir malzemeden yapılmıştı. Bazen ya kopar ya da kasnaklardan çıkardı. Koparsa kalın dişli perçinlerle birbirine bağlanırdı. Kayış atması ise kayışın kasnaktan çıkmasıdır. Her iki durumda da kayışın kasnaklara geçirilmesi için motorların çalıştırılması ve motorlar çalışırken bir tarafı takılı kayışın diğer kasnağa büyük bir ustalıkla geçirilmesi gerekmekteydi. Burada elini ayağını hızla dönen kayışlara kaptırmamaya dikkat edeceksin. Kendini kayışa kaptırıp sakat kalan birçok kişiyi tanıyorum. Değirmencilerin adı KIRMA USTASI olarak geçiyordu.

Ferit ÜRER ve Hacı Ramiz ÇOLAKOĞLU

28.07.2007 Uluslararası Ünye Festivali Orta Çarşı Fotoğraf Sergisinden Alınmıştır.

            Değirmenden geçen lâstikleri biz valsden de geçirir, pişmesi için tavalara doldurur ve istim kazanlarına yollardık. Beyaz renkteki katkı maddesi olan kükürt konulmus tavalardaki lâstikler piştikten sonra valslere gelirdi. Burada kauçuk ve kükürt katılarak uzun uzadıya hal olurdu. Lâstikler tam HAL olduktan sonra uzun bezler üzerine pestil gibi 4 - 5 metre uzunluğunda valsin genişliğinde takriben 1 metre eninde çekilir ve dinlenmeye bırakılırdı.

Ünyeli Ressam Önder BORA Ayaklar, Parmaklar ve Ayakkabılar Üzerine Sürrealist Bir Çalışmasıyla

Önder BORA Fotoğraf ve Resim Arşivi

            Valslerde en iyi Hal Ustası benim zamanımda Mustafa Abi'ydi. Lâkabı Deli Mustafa'ydı. Mustafa Abi kızdırılmaya gelmezdi. Öyle ne Ferit Abi ne de Kadir Abi dinlemezdi. Hele ustabaşı, beşikci, falan vız gelir tırıs giderdi. Kafası kızmaya dursun, makineleri çalışır bırakıp ceketini alır, çeker giderdi. Ferit Abi'nin kac defa evine gidip, onu ikna edip, işe yeniden getirdiğine şahit oldum. Mustafa Abi tertemiz, pırıl pırıl bir insandı ama biraz sinirliydi işte. Sinirliliğini Garipler Adası'na yakın kurduğu bıldırcın avında da gösterirdi. Kötü bir kazayla vefat etti Mustafa Abi. Sabah erkenden bılcın avına giderken Çamlık yakınlarında yolun kenarına kadar gelen bir kamyonun gürültüsüne yan dönüp bakarken çenesine vuran kamyonun kasası onu aramızdan alıp gitmişti. Kardeşi Ömer Abi de öyleydi, sinirli ama işini çok temiz yapan kalıp ustasıydı.



28.07.2007 Uluslararası Ünye Festivali Orta Çarşı Fotoğraf Sergisinden Alınmıştır.

           

           


Devam Edecek

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR