|
ZİLE'NİN
KURULUŞU, |
|
Araştırma :
Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR
(A.Ü.
Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi - Coğrafya Bölümü Bşk.)
(Atatürk Kültür, Dil ve Tarih
Yüksek Kurumu Coğrafya Bilim ve Uygulama Kolu -
Coğrafya Araştırmaları
Yıl : 1996, Sayı : 4, Sh.
145 - 162'de yayımlandı.)
Ali.Ozcaglar@humanity.ankara.edu.tr
Zile Kalesi Roma Amfitiyatrosu
Zile Belediyesi 2005 Yılı Masa Takvimi'nden Alınmıştır.
ZİLE'NİN KURULUŞU, GELİŞMESİ
VE BUGÜNKÜ FONKSİYONEL
ÖZELLİKLERİ
(The Foundation, Development
And Functional Features of Zile)
Dr. ALİ ÖZÇAĞLAR
ÖZ :
Bu araştırmada, kuruluşundan günümüze Zile'nin gelişim dönemleri ile bugünkü fonksiyonel özellikleri ele alınmıştır. Orta Karadeniz Bölümü'nün iç kuşağında yer alan Zile şehri, Tokat iline bağlı bir ilçe merkezidir. Tarihî bir değere sahip olan Zile, Antik Çağ'da bir kale şehri olarak kurulmuş ve zamanla gelişerek Zile Ovası'na doğru yayılmaya başlamıştır. Şehir, şimdi bu ovanın Kuzeybatı bölümünde yer almaktadır. İklim, su, toprak, ulaşım ve savunma şartları bakımından elverişli bir konumda olan Zile, Hitit devrinden (M.Ö. 2000 - 1200) beri çeşitli kavimlerin yerleşim alanı olmuştur.
1985 nüfus sayımına göre, Zile'nin nüfusu 37.097 (erkek : 19.096; kadın : 18.001) kişidir. Bu miktarın 8.827'sini ekonomik yönden faal olanlar, 28.270'ini faal olmayanlar oluşturmaktadır. Ekonomik bakımdan faal nüfusun sektörlere dağılımı ise şöyledir : Hizmet sektörü : 5.208 (% 59), sanayi sektörü : 2.295 (% 26), tarım sektörü : 1.324 (% 15).
ABSTRACT :
In this survey we will investigate about the development periods and functional features of Zile. According to the grouping of geographical regions Zile city is located in the interior parts of the Middle Black Sea region. It is a center of district and administratively connected to Tokat province. Zile has an important historical value. It was founded as a castle city on the Zile plain in the Early Age. It developed in the course of time and it was spread towards the plain. Now, the city takes place in its northwest region. Zile city, which has been convenient in the aspects of climate, water, soil, transportation and defence, has been the place of settlement of various tribes since the Hittit period (BC: 2000 - 1200).
The population of Zile is composed of 37.097 (male : 19.096, female : 18.001) persons according to the 1.985 Cencus. Of this amount are 8.827 economically active persons and 28.270 economically inactive persons. Economically active persons work in public service (59 %), industrial sector (26 %) and agricultural sector (15 %).
Zile Hal Binası'ndan Kale Sırtlarının Görünümü
GİRİŞ :
Orta Karadeniz Bölümü'nün iç kuşağında, oldukça eski bir yerleşim yeri olan Zile, günümüzde idarî bakımdan Tokat ilimize bağlı 37.097 nüfuslu (1985 sayımına göre) bir ilçe merkezidir. Coğrafi fonksiyonu itibariyle şehirleşmeye yönelik bir özellik gösteren Zile, aynı adı taşıyan ovanın Kuzeybatı bölümünü işgal etmekte ve ovanın bu bölümünde 780 m yüksekliğe erişen Zile Kalesi'ni çepeçevre kuşatmaktadır.
Hitit, Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait tarihî yolların uğrak yeri olan Zile, bugün de aşağı yukarı aynı özelliğini sürdürmekte olup, Kuzeydoğu'da Turhal'a, Doğu'da Pazar ve Tokat'a, Kuzey'de Amasya'ya, Güneybatı'da Çekerek, Sorgun ve Yozgat'a, Güneydoğu'da ise Artova'ya asfalt yollarla bağlanmaktadır. 1932 yılında işletmeye açılan Sivas - Samsun demiryolu, Zile'nin 5 km Güneydoğu'sunda İstasyon Mahallesi'nden geçmektedir (Harita : l, Foto : 3). Demiryolunun ana yerleşim merkezinden uzak oluşu, Zile'nin gelişmesini olumsuz yönde etkilemiştir. Kışın ve ilkbaharda yataklarında bol su bulunan, fakat yazın kuruyan Derebaşı ve Saraç Dereleri kent içinde bent içerisine alınmıştır.
Samsun - Sivas Hattında
23 Ağustos 1928 Tarihinde İşletmeye Açılan Zile İstasyonu'na İlk Trenin Gelişi
KURULUŞ VE GELİŞMESİ
Bugün olduğu gibi, geçmişte de iklim, su, toprak, ulaşım ve savunma durumu yerleşim alanlarının seçiminde birinci derecede etkili olmuştur. Zile'nin ilk kuruluş yerinin seçiminde ise, özellikle savunma öncelik kazanmıştır. Şimdiye kadar yapılan çeşitli araştırmalarda, Zile'nin ilk kuruluş yerinin yerleşim merkezinin ortasında yükselen Kale Tepe olduğu görüşü hâkimdir. Antik Çağ'da "Zelitis" adıyla bilinen Zile ovası ve çevresi, 5000 yıldan bu yana 14 uygarlığa sahne olmuştur. İç Anadolu Bölgesi'nden başlayıp, Kuzeydoğu'da Yeşilırmak havzası boyunca sıralanmış Hitit yerleşim merkezlerinden biri olan ve "Anziliya", "Zilâ" veya "Zelâ" adlarıyla bilinen eski sit alanının bugünkü kalede bulunduğu kesindir.
Zela
(Zile) - Zelitis Hinterlandı
Cena (Ünye) / Cantelli, Giacomo;1686
http://xena.lib.unimelb.edu.au/cgi/map_view.cgi#top
Temeldeki kayalıklarla bunun üzerindeki yumurta biçimli höyükten oluşan Zile Kalesi, Hitit, Frig, Pers, Pontus, Roma, Bizans ve Türkler zamanında üst üste iskân edilmiştir (Foto. 1 - 2). Höyük kısmının başlangıçta Hitit devrinde inşa edildiği ve buraya ''Anziliya"", "Zilâ" adlarının verildiğini, Zile'nin 15 km Güneybatı'sında önemli bir Hitit yerleşim merkezi olan Maşat Höyük'ten çıkartılan tabletleri değerlendiren Prof. Dr. Sedat Alp'ten öğrenmiş bulunuyoruz.1 Zile ovasına hâkim bir mevkide yer alan Anziliya höyüğü, üzerinde Romalılar devrine ait kale surlarını taşıdığı ve kazı yapılamadığı için halen gizemini korumaktadır.
Hitit
Çivi Yazılı Tablet
Maşathöyük (Tapigga)
Bu arada, "Zile" adının menşei hakkında da bilgi vererek konuya devam etmenin daha yararlı olacağına inanmaktayız. Yukarıda söz ettiğimiz gibi Maşat Höyük (Tapigga)'ten çıkartılan Hitit tabletlerinde, Kuzey'de Tapigga'ya yakın başka bir kentten, yâni Anziliya'dan bahsedilmektedir. Prof. Dr. Sedat Alp, şimdiki Zile adının buradan geldiğini; Anziliya adının Hitit çağında aynı zamanda "Zilâ" olarak da geçtiğini ve bunun Klâsik çağdaki "Zelâ" adıyla uyum sağladığını belirterek dil bakımından Zilâ'dan Anzili yada Anziliya'ya bir köprü kurmanın olanaksız olmadığını kaydetmektedir.2 Bu açıklamalara göre, bugünkü "Zile" adının Anziliya, Zilâ ve Zelâ'dan dönüşerek ortaya çıktığını söyleyebilmekteyiz.
1 - 2 "Alp, S.: Maşat-Höyük'te Keşfedilen Hitit Tabletlerinin Işığı Altında Yukarı Yeşilırmak Bölgesinin Coğrafyası Hakkında". Belleten Derg. Cilt : XLI, Sayı : 164, 8. 637 - 646. Ankara - 1977.
İlk Çağ'ın ünlü coğrafyacılarından olan Strabon'a göre, Zelitis arazisinin sahibesi Ninova Melikesi Semiramis, M.Ö. 7. asırda Zile Kalesi üzerinde Zelâ şehrini inşa ettirmiştir.
Persler zamanında, ateşe tapan kavimlerce inşa edilen kutsal Anaitis Ateş Tapınağı'nın da Zile Kalesi'nde bulunduğuna dair görüşler bulunmaktadır. Zile, Persler'den sonra Pontuslular'ın eline geçmiş ve bu dönemde de dinî bir merkez olarak görev yapmıştır. Pontuslular zamanında bu yörede bulunan diğer önemli dinî merkez ise, Tokat'ın 11 km Kuzeydoğu'sundaki "Comana Pontica" kenti (Şimdiki Gümenek höyüğü) idi.
M.Ö. 74 yılında Pontus Kralı Mihridat'ı Zile ovasında (Zelitis'te) yenilgiye uğratan Roma kralı Pompeius, Zelitis'in sınırlarını genişleterek müstahkem bir mevkide bulunan Zelâ'ya şehir unvanı vermiştir. Daha sonra Pontus Kralı Mithridat'ın oğullarından Pharnace, Romalılar'ın iç karışıklıklarından yararlanarak Zelâ'yı tekrar ele geçirmiş, bunun üzerine Roma Kralı Sezar (Caesar), Zile ovasında beş gün süren savaştan sonra Parnace'ı yenerek Zelâ'yı tekrar Roma topraklarına katmıştır.
Sezar, kazandığı bu zaferini ünlü "VENI, VIDI, VICI" (Geldim, Gördüm, Yendim) sözleriyle Roma'ya müjdelemiş ve bu sözlerini yuvarlak bir taş sütuna yazdırmıştır. Sezar'ın sözlerini ihtiva eden bu yazılı sütun, yarı tahrip olmuş halde kale içerisindeki parkta bulunmaktadır. Zelâ, Romalılar zamanında surlarla çevrilerek savunması kolay bir kale haline dönüştürülmüştür. Ayrıca, kalenin Doğu bölümünde kalker kayalar yontularak bir açık hava tiyatrosu da yapılmıştır. Bu Roma amfitiyatrosunun bölgede tek örnek olmasına rağmen, korunamaması yüzünden sahne kısmı tahrip edilmiş, ön kısmı ise çocuk parkı haline getirilmiştir (Foto:2).
Romalılar'dan sonra, Bizanslılar, Selçuklular ve İlhanlılar eline geçen Zile Kalesi, 1397 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Uzun yıllar savaş tehdidi altında kalan Zile Kalesi, Bizans - Arap mücadelesinden sonra, askerî değerini yitirmeye başlamıştır. Osmanlılar'ın son dönemlerinde ise, depo halinde kullanılmış ve harap olmaya yüz tutmuştur. 1397 yılından sonraki donemde, savaş korkusunun ortadan kalkmasıyla surlar içinde hapsolmuş, evler zamanla kale eteklerinde ve ovada yer almışlardır.
Hüseyin Gazi Tepesi'nden Zile'nin Görünüşü
Fotoğraf : Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR
1981 - 1982
17. yüzyılda Osmanlı döneminde Zile'nin ve Zile Kalesi'nin durumunu Evliya Çelebi'den öğreniyoruz. 1645 ve 1650 yıllarında iki defa Zile'ye gelen ünlü gezginimiz burasıyla ilgili olarak şunları yazmıştır: "Zile Kalesi'nin dibinde kale kayasından aşağı, Batı'ya ve kıbleye bakan bağlı bahçeli 3.000 adet toprak örtülü evlerden ibaret olup, 21 mahallesi, mamur sarayları (Ferah çavuş, Murtaza Paşa, Fazlı Paşa, Çavuşzade Mehmet Paşa, Voyvoda ve Kadı sarayları), 70 camisi, 7 medresesi, 12 talebe mektebi, hamamları, hanları ve güzel çarşısı vardır." "Zile sahrasının Kuzeyi'nde yalçın bir kaya üzerinde 26 kuleli, kapısı kıbleye bakan bir kale vardır. Kalenin içinde 300 ev, bir câmi, bir cephanelik ve su sarnıçları bulunur, fakat hamam ve çarşısı yoktur. Ancak, kale ağası ve neferleri burada oturur. Her gece iki defa mehter çalınır. Bakımlı ve korunaklı bir kaledir. Celâli isyancıları eline geçip onlar barınmasınlar diye neferleri bekçilik ederler. Zira, şehir âyanının, başka köylerin eşraf ve kibarının kıymetli eşya ve erzakı bu kalede muhafaza olunur."3 Evliya Çelebi'nin yazdığı bu yararlı bilgilerin ışığı altında Zile'nin 17.asırdaki durumunu bugünkü haliyle rahat bir şekilde mukayese edebilmekteyiz.
3 Evliya Çelebi Seyahatnamesi (Türkçeleştiren : Z. Danışman), Cilt : 5, s. 126, İstanbul - 1970.
Yan yana bitişik evlerden oluşan sık dokulu eski mahalleler ufak tefek değişikliklerle hemen hemen aynı sayısını koruyarak günümüze kadar gelebilmişlerdir. Günümüzde, Evliya Çelebi'nin bahsettiği gibi, kale içerisinde evlere ve câmiye rastlanılamamaktadır. Kalenin giriş kapısı üzerinde, minare tarzında yapılmış saat kulesinin o zamanki câmiye ait bir minare olacağını tahmin edebilmekteyiz.
İdarî bakımdan 1878 yılından önce Amasya'ya bağlı bir kaza merkezi olan Zile, bu tarihte Tokat'ın mutasarrıflık olması üzerine Tokat'a bağlanmıştır. 1881 yılında Tokat'a gelen Fransız seyyahı Vital Cuinett, Zile'nin Tokat sancağına bağlı 2.000 nüfuslu bir kaza merkezi olduğunu, 30 câmisi, 7 medresesi ve 1.750 talebeye öğrenim veren 20 okulu bulunduğunu kaydetmektedir.
Tablo : l Zile'de 1927 ve 1985 Yıllarında Nüfusun İktisaden Faal Olma Durumu.
1927 Yılı |
Toplam Nüfus |
Faal nüfus |
Faal olmayan nüfus |
15.377 |
4.108 |
11.269 |
1985 Yıh |
Toplam Nüfus |
Faal nüfus |
Faal olmayan nüfus |
37.097 |
8.827 |
28.270 |
Osmanlı devletinin son günlerinde, İstiklâl Savaşı'mız sırasında, Zile'nin 1/3'i, dışarıdan gelen isyancı çeteler tarafından yakılıp yıkılmıştır. Zile'yi yağma eden bu çetelere karşı kaleden top ateşi açılmış ve kasabadan uzaklaştırılmışlardır. Bu yangın sırasında en fazla zarar gören kesim ise, kalenin Batı bölümü ile yakınındaki mahalleler ve iş yerleridir. Yanarak tahrip olan bu bölümdeki mahalleler yeniden inşa edildikleri için, buralardaki cadde ve sokaklar daha düzgün ve plânlıdır. Diğer kesimlerdeki cadde ve sokaklar ise eğri büğrü ve düzensiz bir uzanış göstermektedirler (Harita: 1).
Cumhuriyet döneminde Zile, daha çok Güney, Batı ve Kuzeydoğu yönlerinde gelişme göstermiştir. İlk gelişme, Güney'de İstasyon Caddesi çevresinde ve şimdiki Sağlık Merkezi'nin Güney'indeki sahada meydana gelmiştir. Evvelce çoğunluğu mezarlık olan bu alanda, 1960 yılından sonra, önce Devlet Hastanesi inşa edilmiş ve daha sonra Bahçeli - Altunevler Mahallesi ortaya çıkmıştır. Zile - Artova karayolunun iki kenarına karşılıklı olarak önce Endüstri Meslek Lisesi'nin, daha sonra İmam Hatip Lisesi'nin yapılmasıyla Bahçeli - Altunevler Mahallesi bu yöne doğru hızla büyümeye başlamıştır. 1970'li yıllarda Nato Yolu adı verilen çevre yolunun Zile'nin Güney'inden geçirilmesi ve 1976 yılında yeni küçük Sanayi Sitesi'nin bu bölümde faaliyete geçmesiyle, Çekerek Caddesi ile Nato Yolu arasındaki saha hızla oturma alanı haline gelmiştir. Bir zamanlar en verimli tarlaların yer aldığı bu kesimin iskân alanı haline getirilmiş olmasının, başlıca gelirini tarımdan sağlayanlar için yararlı olduğu savunulamaz. Günümüzde hızlı bir şekilde evlerle işgal edilen bu saha, gelişimini Güney'deki küçük sanayi sitesi Doğu'sunda devam ettirmektedir.
Zile'de ikinci gelişme sahası, Batı'da Çekerek Caddesi'nin her iki yanında uzanan alanda meydana gelmiştir. Lise Binası'nın tamamlanarak öğretime açıldığı 1965'ten önceki yıllarda, bu bölümde hiç bir ev yapılmamıştı. 1968'den sonraki yıllarda, özellikle Lise binasının Kuzey'indeki sahada hızlı bir inşaat faaliyeti başlamış ve sonuçta "Güvenevler Mahallesi" ortaya çıkmıştır. Bugün söz konusu alandaki yapılaşma Batı'da stadyumu dahi geçmiştir (Harita: 1).
Zile Lisesi İnşaatı - 1959 Yılı
Kuzeydoğu'da ise, 1970 yılından sonra gelişme başlamıştır. Zile'den Turhal'a uzanan yol kenarındaki mezarlık karşısında, Alparslan Ortaokulu'nun faaliyete geçmesiyle bu kesimde de bir canlanma olmuş, fakat önceleri fazla bir gelişme görülmemiştir. 1980 yılından sonra bu sahadaki bahçe ve tarlalarda betonarme evler yükselmeye başlamıştır. Mezarlık Doğu'sunda da birkaç ev yapılmış, daha sonra 1989 yılında yapımı tamamlanan Ticaret Lisesi bu alanda faaliyete geçmiştir. Ayrıca, son yıllarda Devlet Su İşleri ve Türkiye Ziraî Donatım Kurumu'na ait binaların bu kesimde inşa edilmesiyle Zile bu yönde de gelişmeye başlamıştır.
Zile'de fazlaca bir gelişme görülmeyen yön Kuzey'dir. 1960 - 1961 öğretim yılında Atatürk İlkokulu'nun faaliyete geçmesiyle bu çevrede bir kaç ev yapılmış, fakat eski yerleşim alanlarında önemli bir değişiklik olmamıştır.
ZİLE'NİN BUGÜNKÜ FONKSİYONEL ÖZELLİKLERİ
Zile'nin, coğrafî fonksiyonu itibariyle ne tür bir yerleşim alanı olduğunu açığa çıkarmak için, halihazır fonksiyon alanlarının durumuyla nüfus özelliklerinin bilinmesinde yarar vardır. Bu itibarla, önce fonksiyon alanları, daha sonra nüfus özellikleri ele alınacak ve sonuçta Zile'nin gerçek fonksiyonel özelliği üzerinde değerlendirme yapılacaktır.
a) FONKSİYON ALANLARI :
Zile'nin bugünkü fonksiyon alanlarını 6 bölümde toplayarak inceleyebilmekteyiz.
l - Oturma Alanları : Zile'de ilk oturma yerinin kaledeki surlar içerisinde olduğunu, daha sonra evlerin kale eteklerine yayıldığını, Osmanlı döneminde ise tamamen ovaya indiğini önceden belirtmiştik. Zile'nin ilk kuruluş yeri olan kalenin surlar içerisinde kalan kısmı bugün park halindedir. Kalenin etek kısmından başlayarak çevresindeki düzlük alanı tamamen eski mahalleler işgal etmiştir. Eski mahalleler, Cumhuriyet döneminde kurulan İstasyon, Bahçelievler ve Güvenevler dışındaki mahallelerdir. Bunların sayısı 20 olup, Osmanlı döneminden günümüze aynı sayıda gelmişlerdir. Zile'de bugün 23 adet mahalle bulunmaktadır. Bunlardan sadece istasyon mahallesi ana yerleşim merkezinden ayrı olarak Zile'nin 5 km Güneydoğu'sunda yer almaktadır.
İstasyon Mahallesi
Fotoğraf : Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR
1981 - 1982
15 Aralık 1932 tarihinde Sivas - Samsun demiryolu hattının faaliyete geçmesiyle burada sadece gar binası ve birkaç lojman kurulmuştur. Daha sonraki yıllarda Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından yaptırılan silo ile Pancar Bölge Şefliği'nce hizmete açılan pancar kantarı sayesinde İstasyon Mahallesi daha faal hale gelmiştir. Günümüzde İstasyon Mahallesi, demiryolu personelinin oturduğu lojmanlar ile çevreden göç ederek buraya yerleşenlerin yaptıkları gecekondu tipi evlerden oluşan 2.000 nüfuslu bir yerleşim alanı olmuştur. Merkezle olan ulaşımı her yarım saatte Zile'den gelen belediye otobüsleriyle sağlanan İstasyon Mahallesi'nde, birkaç bakkal dükkânı ve bir kahvehaneden başka ticarethane yoktur. 1989 - 1990 öğretim yılında burada faaliyete geçen Sağlık Meslek Lisesi, İstasyon Mahallesi'ne ayrı bir canlılık kazandırmıştır.
TMO Çelik Siloları Önünde Saman Balyası Yapan İşçiler
Fotoğraf : Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR
1981 - 1982
Kaleyi çepeçevre kuşatan mahalleler Osmanlı döneminden bu yana aşağı yukarı aynı isimle anılmışlardır. Evliya Çelebi, Zile'nin o zamanki başlıca mahallelerinin isimlerini şu şekilde kaydetmektedir: "Ulu Câmi (bugünkü Câmi-i Kebir Mahallesi), Küçük Minare (Minare-i Sagir), Dutlupınar, Mumcu Ömer, Yenimahalle, Debbağhane (Tabakhane), Tekke, Paşa, Kethüda Mahalleleri". Bu mahallelerden sadece Cami-i Kebir, Minare-i Sagir ve Dutlupınar Mahalleleri halen aynı adla anılmaktadır. Diğerlerinin adları zamanla değişmiş olmasına rağmen halk arasında eski adlarıyla anılanları da vardır. Bugün Zile'de mevcut mahallelerin isimleri ve 1985 yılı sayımına göre nüfusları şöyledir;
Mahalle Adı | 1985 Yılı Nüfusu | Mahalle Adı | 1985 Yılı Nüfusu |
Alikadı |
2479 |
Alacamescitzir |
1010 |
Alacamescitbâlâ |
1238 |
Bahçelievler |
3775 |
Cedit |
772 |
Câmi-i Kebir |
801 |
Dutlupınar |
634 |
Güvenevler |
1823 |
Hacımehmet |
1628 |
İstasyon |
1948 |
Kâhya |
696 |
Kislik |
1736 |
Mollayahya |
184 |
Minare-i Sagir |
3214 |
Minare-i Kebîr |
1932 |
Nakkaş |
753 |
Orta |
1136 |
Sakiler |
549 |
Şeyhkolu |
730 |
Şeyhali |
4989 |
Yazıcı |
635 |
Zincirliülya |
1259 |
Zincirlisüfla |
1838 |
|
Bu tabloya göre nüfusu kalabalık olan mahalleler sırasıyla Şeyhali (4.989), Bahçelievler (3.775), Minare-i Sagir (3.214) ve Alikadı (2.479) mahalleleridir. Nüfusu en az olan mahalle ise Mollayahya (184)'dır.
Kalenin Batı'sında kalan Minare-i Kebir, Dutlupınar, Hacımehmet Mahalleleri İstiklâl Savaşı sırasında isyancı çetelerce yakıldığı için yeniden inşa edilmişlerdir. Eski mahallelerdeki evler genelde ahşap ve iki katlı olup, üst kat öne doğru sundurmalıdır. Bu evlerin alt kısımlarında kiler, kışın oturulan odalar, ekmek pişirilen tandır ocakları ve tuvalet bulunur. Üst katlarda ise, sofa denilen bir salon ve buraya açılan birkaç oda yer almaktadır. 1984 yılı bina sayımı sonuçlarına göre Zile'de 6.178 adet konut bulunmaktaydı. Bunun 584'ü betonarme, 5.594'ü ise ahşaptı. Son yıllarda yeni yapılan evlerin çoğu betonarme olmasına rağmen, ahşap evlerin çoğunlukta olduğu gözden kaçmamaktadır.
2 - İş, Ticaret ve Sanayi Alanları : Zile'de iş ve ticaret alanları kalenin Batı'sında ve Güney'inde yer almaktadır. Kuzey - Güney doğrultusunda uzanan Amasya - İstasyon Caddesi ile bu caddeyi Doğu - Batı doğrultusunda kesen Cumhuriyet - Turhal Caddeleri ve bu caddelere paralel uzanan sokaklar başlıca iş yerlerinin, dükkân ve mağazaların toplandığı alanlardır (Harita: 1). Zile'nin en eski çarşısı, Amasya - İstasyon Caddesi'nin Doğu'sunda ve bu caddeyle aynı doğrultuda uzanan "Uzun Çarşı"dır.
Kalenin Batı eteklerinde, Kuzey'de Boğazkesen semtinde yan yana bitişik dükkânlarla başlayan çarşı Güney'e doğru uzanmaktadır. Hemen hergün, özellikle Salı, Cuma günleri dolup taşan çarşı, çeşitli tâli sokaklara (arastalara) ayrılmaktadır. Manifaturacılar çarşısı, sebze hali ve buğday pazarı Zile'nin diğer önemli ticaret alanlarını oluşturmaktadır. 1984 yılı binalar sayımı sonuçlarına göre Zile'de 1.298 işyeri bulunmaktaydı. Son yıllarda yapılan işhanları ile yeni dükkân ve mağazalar sayesinde bu rakamın bir hayli yükselmiş olduğu kesindir.
Zile'de sanayi alanları yerleşim merkezi dışında yer almışlardır. Yıllık üretimi 16.000 ton olan iki adet un fabrikası Zile'yi İstasyon Mahallesi'ne bağlayan yol kenarında kurulmuşlardır. 1989 yılında yapımı tamamlanan tuğla fabrikası da yine yerleşim alanı dışında Zile - Turhal karayolu kenarında faaliyete geçmiştir (Harita l'de kantarın Doğu'sunda bulunmaktadır). Zile'de sanayi faaliyetleri, komşusu Turhal'a göre çok geri kalmıştır. Burada daha çok tarım âletleri yapımı ile motorlu araçların tamir ve bakımı ileri durumdadır. Güney'de Nato Yolu kenarındaki alanda 1976 yılında inşası tamamlanarak faaliyete geçen küçük sanayi sitesi, Zile'nin en önemli sanayi alanıdır. 43.300 m2'lik saha üzerinde kurulan ve sonradan yapılan ek tesislerle genişletilen bu sitede demirciler, bakırcılar, marangozlar, mobilyacılar, doğramacılar, sobacılar, tornacılar, oto tamircileri, oto boya ve elektrikçileri, tarım âletleri yapımcıları, döşemeciler ve oto lâstik kaplamacıları bulunmaktadır.
3 - Eğitim Kültür Alanları : 1990 yılı itibariyle Zile'de 9 ilkokul, 2 ortaokul, 6 lise ve dengi okul, l yüksek okul ile Halk Eğitim Merkezi ve l kütüphane bulunmaktadır. Bunların Zile'de yoğunluk kazandığı alan ise daha çok Batı bölümüdür (Harita: 1). Batı bölümde İstiklâl İlkokulu, Cumhuriyet Üniversitesi'ne bağlı Meslek Yüksek Okulu, Cumhuriyet İlkokulu, Halk Kütüphanesi, Kız meslek Lisesi, Lise, Fevzi Çakmak Ortaokulu ve Mehmet Akif İlkokulu yer almaktadır. Ayrıca, bu bölümde yeni bir Kültür Sarayı'nın inşaasına başlanılmıştır.
Eğitim kurumlarının toplandığı diğer bir alan ise, kalenin Kuzeydoğu'sunda Turhal yolunun iki tarafıdır. Yolun Güney tarafında Sakarya İlkokulu ile Alparslan Ortaokulu yer almakta; Doğu'da ise 1989 yılında yapımı tamamlanan Ticaret Lisesi bulunmaktadır.
Güney kesimde yer alan başlıca eğitim kültür kurumları, İstasyon Caddesi'yle, Sağlık Merkezi'ne giden caddelerin kesişme noktasında yer alan Hüseyin Gazi İlkokulu ile otogarın Batı'sında kalan Halk Eğitim Merkezi'dir. Ayrıca, daha Güney'de Zile - Artova karayolunun Batı kenarında Endüstri Meslek Lisesi ve onun karşısında İmam Hatip Lisesi bulunmakta, daha Güney'de ise yeni inşa edilen bir öğrenci yurdu yer almaktadır. Küçük sanayi sitesi Kuzey'indeki yeni yerleşim alanında hizmete açılan Naci Giray İlkokulu, bu sahadaki başka bir eğitim kurumudur.
Kaledeki Necmi Muammer İlkokulu ile Kalenin Kuzeybatı'sına isabet eden sahada yer alan Atatürk İlkokulu'ndan başka İstasyon Mahallesi'ndeki bir ilkokul ve 1989 - 1990 öğretim yılında faaliyete geçen Sağlık Meslek Lisesi Zile'nin diğer eğitim kurumlarını oluşturmaktadırlar.
Necmi
Muammer İlkokulu
4 - Resmî ve İdarî Binalar : Merkezde, Amasya Caddesi'nin başlangıç yerinde karşılıklı olarak yer alan Hükümet Konağı ile Belediye Sarayı belli başlı resmî dairelerin toplandığı binalardır. Merkeze çok yakın olan PTT binası ile Cumhuriyet Caddesi'nde yeni inşa edilen Adliye Sarayı, Çekerek Caddesi'nde stadyumun yanındaki Jandarma Bölük Komutanlığı binaları; İstasyon Caddesi'ndeki Polis Karakolu, Müftülük ve Pancar Bölge Şefliği; Altunevler semtinde Meteoroloji, Orman Bölge Şefliği, daha Güney'de Ceza ve Tevkif Evi; Kuzeydoğu'da DSİ ve Türkiye Ziraî Donatım Kurumu binaları Zile'nin resmî ve idarî binalarını oluşturmaktadırlar.
5 - Sağlık Merkezi : Zile ve çevresinin sağlık hizmetlerinin yürütüldüğü Devlet Hastahanesi, Verem Savaş Dispanseri ve Sağlık Ocağı binalarının bir arada bulunduğu Sağlık Merkezi Güney kesimde yer alır. Artova Caddesi ile Güney'e doğru uzanan diğer bir caddenin kavşak oluşturdukları yerin biraz Güney'inde, eskiden tamamen mezarlık olan bir saha, 1960'h yıllarda inşa edilen Devlet Hastanesi binasıyla ortaya çıkan Sağlık Merkezi, daha sonraki yıllarda Verem Savaş Dispanseri ve Sağlık Ocağı'nın da eklenmesiyle genişlemiştir.
6 - Park ve Bahçeler : Zile'de Belediye tarafından kurulan başlıca park alanları, merkezde Kuzey - Güney doğrultusunda uzanan İstasyon Caddesi'nin bu doğrultuyu bırakıp Güneydoğu'ya yöneldiği Selağzı semtinde; Cumhuriyet Caddesi - Çekerek Caddesi kavşağında ve Kale içerisinde yer almaktadır. Kalede surlar içerisinde bulunan park, yaz aylarında sıcaktan bunalanların serinlemek için gittikleri güzel bir yerdir.
Zile'yi ve Zile ovasını her yerinden rahatça seyretme imkânı bulan herkes için Zile Kalesi'nin ayrı bir değeri vardır. Aslında, hem tarihî ve arkeolojik, hem de turistik değeri bulunan önemli bir yerdir. Böyle olmasına rağmen, her nedense yetkililer bu değerli hazineye yeterince ilgi göstermemektedirler. Park alanlarından başka, Zile'de evler arasında, okul ve diğer resmî binaların önlerinde çeşitli büyüklükte bahçeler bulunmaktadır.
b) NÜFUS ÖZELLİKLERİ :
1927 yılında yapılan ilk nüfus sayımında 15.377 nüfuslu bir yerleşim merkezi olan Zile'nin 1940 yılında nüfusu 14.873'e inmiştir. Bunun başlıca sebebini II. Dünya Savaşı nedeniyle erkek nüfusun ihtiyaten askere alınmasına bağlıyabilmekteyiz. Bu yıldan sonra bir miktar artışla 1950 yılında 17.103'e, 1960'da 21.339'a, 1970'te 27.429'a ve 1980'de 30.637'e yükselen Zile nüfusu, 1985 yılında 37.097 (Erkek : 19.096, Kadın : 18.001) olmuştur (Şekil : 1)4. Verilen rakamlardan da anlaşılacağı gibi günümüzde Zile'de kadın erkek nüfusu arasındaki fark büyük değildir.
4 Zile'nin 1990 yılı nüfusu 46.090'dır.
Kadın nüfusunun 10.708'ini ev kadınları, geriye kalan 7.293'ünü ise 0 - 19 yaş grubunda bulunanlar oluştururlar. Kadınların iktisaden faal olma durumuna baktığımızda, erkeklere göre çok az sayıda oldukları görülmektedir (Şekil : 2). 1985 yılı itibariyle devamlı bir işte çalışarak kazanç sağlayan kadın sayısı 798, erkek sayısı 8.029'dur. Zile'de toplam nüfusun 8.827'si (% 23.8'i) ekonomik yönden faal olduğu halde, 28.270'i (% 76.2'si) faal değildir. İktisaden faal olan nüfusun sayısal ve oransal değerinin çok düşük oluşu mevcut bir işsizliği ve buna bağlı olarak dışarıya göç olduğunu kanıtlamaktadır.
Mukayese için Zile'ye 22 km uzaklıkta bulunan Turhal'ı ele aldığımızda daha değişik bir gelişim şekliyle karşılaşmaktayız. 1934 yılında, şeker fabrikasının Turhal'da faaliyete geçmesi, Turhal'ın çevreden nüfus çekmesine sebep olmuş ve bundan en çok Zile etkilenmiştir. 1935 yılında Zile'ye göre çok küçük bir yerleşim birimi (nahiye merkezi) olan Turhal, 5.687 nüfusa sahipti. Çok hızlı bir gelişme ve büyüme sonucu 1965 - 1970 arası dönemde Turhal'ın nüfusu Zile'ninkini geçmiştir (1970 yılında Zile'nin nüfûsu 27.429, Turhal'ın nüfusu 28.948). 1970 yılından sonra nüfusu Zile'ye göre aşırı hızla artan Turhal, bugün 68.000'i aşan nüfusuyla bir sanayi şehri haline gelmiştir (Şekil : 3).
Bilindiği gibi, bir yerleşim alanında yaşayan nüfusun ekonomik faaliyet tarzı, o yerin fonksiyonel özelliğinin belirlenmesinde birinci derecede etkili olmaktadır. Bu itibarla, Zile'deki nüfusun iktisaden faal olma durumunu ve faal nüfusun sektörlere dağılımını da ele almak gerekir.
1927 yılında toplam nüfusun (15.377) % 73.3'ünü (11.269) iktisaden faal olmayanlar, % 26.7'sini (4.108) faal olanlar oluşturmaktadır. 1985 yılında ise, toplam nüfusun (37.097) % 76.2'sini (28.270) iktisaden faal olmayanlar, % 23.8'ini (8.827) faal olanlar teşkil etmektedirler. 1927 yılına göre 1985 yılında toplam nüfus 2 kattan biraz daha fazla artmasına karşın, iktisaden faal olan nüfus oranında % 2.9'luk bir azalış göstermektedir. Bu durum Zile'deki nüfusun ekonomik faaliyetlere katılımda oransal olarak önemli bir gelişme göstermediğini, hattâ gerilediğini ortaya çıkarmaktadır (Şekil : 4 ve 5).
İstatistiklerden öğrendiğimize göre, 1927 yılında iktisaden faal olan nüfusun (4.108) % 51.7'si (2.124) tarım, % 25.4'ü (1.043) sanayi, % 22.9'u (941) hizmet sektöründe çalışmaktadır. 1985 yılına gelindiğinde iktisaden faal nüfus iki misli, hattâ biraz fazla artarak 8.827 olmuştur. 1927 - 1985 yılları arasında tarım kesiminde çalışanların oranında azalma olmuş ve oranı % 51.7'den % 15'e düşmüştür. Buna karşılık hizmet sektöründe (toplum hizmetleri, ticaret, ulaştırma, haberleşme, bankacılık v.b.) önemli bir artış olmuş % 22.9'dan % 59'a yükselmiştir. Sanayi sektöründe çalışan nüfusun sayısı artmış, fakat 1927 yılına göre oransal değerinde çok az bir artış meydana gelmiştir (1927'de % 25.4, 1985'te % 26).
SONUÇ :
Elverişli konumu sebebiyle uzun yıllar çevresinin alışveriş merkezi olan Zile, bu özelliğini günümüzde de sürdürmektedir. Asırlarca hasad mevsimi sonunda kurulan panayır bunun bir kanıtıdır. Panayırın Zile'de kuruluşu Pontus dönemine kadar uzanır. Bu dönemde önemli bir dinî merkez olan Zile'de her sonbahar "DEİR" adı verilen dinî törenler yapılırdı. Bu törenlere katılmak için çevreden gelen kalabalık halk kitlesi alış verişte bulunduktan sonra Zile'den ayrılmaktaydı.5
5 Dönmez, Rahmi. : ZİLE, Samsun - 1951.
Zamanla dinî özelliğini yitiren ve sadece ticarî faaliyet olarak her yıl tekrarlanan "Deir" daha sonra Türkler zamanında cirit, at yarışları ve pehlivan güreşleriyle zenginleşmiştir. Halen halkın bir çoğunun "Deir"e yakın bir benzetmeyle "Deri" adını verdikleri panayırın 2500 seneden fazla bir geçmişi bulunduğu gerçektir. Ulaşım ağının gelişmesi ve alışveriş için her zaman çeşitli merkezlere gidilebilmesi sonucunda geçen son yirmi yıl içinde Zile Panayırı eski önemini yitirmiştir. Böyle olmasına rağmen her yılın Ekim ayı içerisinde kurulan panayır, bu dönemde Zile'ye canlılık katmaktadır.
Zile, öteden beri pekmezi ve leblebisi ile tanınmış bir merkezdir. Zile ovasını çevreleyen bağlardan elde edilen üzümlerden yerel usuller ile imal edilen pekmez, yurt içinde çeşitli merkezlere pazarlanmaktadır. Son yıllarda, bağcılığın çeşitli sebeplerden (floksera salgını vs.) dolayı zayıflaması, üzüm üretimini ve dolaylı olarak pekmez üretimini olumsuz yönde etkilemiştir.
Kuruluşundan bugüne çeşitli gelişim evreleri geçiren Zile, Roma devrinde "şehir" unvanıyla taltif edilmiş ve sonraki yıllarda bu yörenin önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. Şüphesiz, Roma dönemindeki şehir kavramı ile bugünkü şehir kavramı birbirinden çok farklıdır. O dönemde, çevresine göre hâkim bir mevkide yer alan Zile'nin dış saldırılara karşı koymada önemli bir görev üstlenmesi, dinî ve ticarî bir merkez oluşu "şehir" unvanını almasında yeterli olmuştur. Oysa, günümüzde bir yerleşim merkezine şehir denilebilmesi için sadece yukarıda belirtilen faktörler yeterli olamamaktadır. Bir yerleşim birimindeki toplam nüfus sayısına göre bugüne kadar birçok araştırıcı değişik rakamlar önermişler, fakat kesin olarak bir sonuca varılamamıştır. Devlet istatistik Enstitüsü'nün, idarî bölünüşte nüfus sayıları ne olursa olsun, il ve ilçe merkezlerinin tamamını "şehir" kategorisine soktuğunu yayımlanmış bültenlerden öğrenmekteyiz ki, bu çok yanlış bir tutumdur.
Bir yerleşim merkezine bilimsel anlamda şehir denilebilmesi için, nüfus artışıyla birlikte fonksiyonel bakımdan tarım dışı sektörlerin oldukça gelişmiş olması gerekir. Genelde nüfusu 2.000'i aşmayan ve faal nüfusunun hemen hemen tamamı tarım sektöründe çalışan yerleşmelere "köy" diyebiliyoruz. Kasaba ise, köyle şehir arasında bir ara tiptir. Faal nüfusun bir kısmı tarımda, bir kısmı da diğer iş kollarında çalışmaktadır. Kasabanın köyden farklı, nüfusunun biraz daha fazla olması (nüfusu 2.000'in altında bulunan kasabalar da vardır; çoğu zaman nüfus sayısı bağlayıcı olmamaktadır), özellikle de tarım dışında diğer sektörlerde belirgin bir gelişmenin meydana gelmesidir. Şehir ise, nüfus artışına paralel olarak sanayi, ticaret, eğitim - kültür, idarî, askerî, turistik, sağlık fonksiyonları gelişmiş ve geçimini tarımdan sağlayanların sayısının en az düzeyde bulunduğu yerleşim alanıdır.
Tablo: 2 Zile'de 1927 ve 1985 Yıllarında
İktisaden Faal Olan Nüfusun Sektörlere
Dağılımı.
1927 Yıh |
Toplam |
Tarım |
Sanayi |
Hizmet |
4.108 |
2.124 |
1.043 |
941 |
1985 Yıh |
Toplam |
Tarım |
Sanayi |
Hizmet |
8.827 |
1.324 |
2.295 |
5.208 |
Buna göre Zile'nin durumunu değerlendirecek olursak : 1927 yılından 1970'li yıllara kadar tam bir kasaba özelliği taşıdığını; 1970 - 1985 arası dönemde, özellikle hizmet sektöründe meydana gelen hızlı gelişmelerle tarım sektöründe çalışan nüfusun azalmaya başladığını söyleyebiliyoruz. Son yıllarda faaliyete geçen bankalar, otel ve iş hanları, pasajlar, küçük sanayi sitesi, un ve tuğla fabrikaları, okullar ve diğer resmî kuruluşlar (DSİ, TZDK) gelişmeyi yansıtan başlıca kanıtlardır.
Buraya kadar verdiğimiz bilgilerin ışığı altında Zile'nin bugünkü fonksiyonel özellikleri hakkında şunları sıralayabiliriz :
1 - İmar yönünden son yıllarda hızlı bir gelişme göstermekte ve genişlemektedir.
2 - İlçe merkezi oluşunun sağladığı avantajlar sayesinde az da olsa çevreden nüfus çekmektedir.
3 - Kendisine bağlı köy sayısı bakımından Tokat Merkez İlçe'den sonra ikinci sırayı almaktadır (Tokat : 118 köy, Zile : 111 köy).
4 - Çevresinin alışveriş ve ticaret merkezi durumundadır.
5 - Küçük çaplı sanayi faaliyetleriyle çevreye önemli hizmetler vermektedir.
6 - Eskiye oranla faal nüfusunun yarıdan fazlası tarım dışı sektörlerde çalışmaktadır. Tarım sektöründe çalışanların oranı % 15'tir.
Bütün bu değerlendirmelere bakarak, Zile'nin şehirleşme yolunda önemli mesafeler kat eden ve halen gelişmesini sürdüren bir yerleşim merkezi olduğunu söyleyebilmekteyiz.
Zile Güneyi'ndeki Bahçelievler Semti'nden Bir Görünüş
Fotoğraf : Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR
1981 - 1982