|
CAHİT KOÇÇOBAN |
|
Derleme
:
M. Ufuk MİSTEPE
(Araştırmacı, Orman Endüstri Yüksek
Mühendisi)
CAHİT KOÇÇOBAN
renk
harmonisinde heykelleşen düşler
(Ressam -
Heykeltraş)
http://www.cahitkoccoban.com/ozgecmis.htm
ay@cahitkoccoban.com
ÖZGEÇMİŞ
- 1946 yılında Zile'de
doğdu,
- 1972
yılında İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu'nu bitirdi,
- 1973
yılından emekliliğine dek Kültür Bakanlığı'nda çalıştı, 2002 yılında İzmir Resim
ve Heykel Müzesi Müdürlüğü'nden kendi isteğiyle emekli oldu,
- Özellikle
duvar değerlendirmeleri ve meydan için sanat elemanlarıyla tanınmaktadır.
İzmir Resim ve
Heykel Müzesi
ÇEVRESEL YAPITLAR
- Mevlâna Araştırmaları Enstitüsü duvar değerlendirmesi
(Konya)
- Pir Sultan
Abdal Anıtı (Banaz Köyü, Sivas)
- Simgesel
Kanyon Heykeli (Çeşme)
- 100. Yıl
Atatürk Anıtı (Aydın)
- Suat Taşer
mezar tasarımı (İzmir)
- Bindallı
Anıtı, Anıtsal Çeşmeler (Zile)
- Efe Heykeli
(Didim)
- Nazım
Hikmet Anıtı (Muğla)
Bildhauer Cahit Koççoban und
Hasan Doğan vor der Skulptur "Yunus Emre"
- Cumhuriyet Üniversitesi'nde Heykel Grubu (İletişim Anıtı), Atatürk Anıtı,
Kültür Merkezi Duvar Rölyefleri (Sivas)
- Kültür
Bakanlığı Sosyal Hizmetler Binası Sanatsal Duvar Değerlendirmesi
(Ankara)
- Ege Ordu
Komutanlığı Atatürk - İsmet Paşa Anıtları (İzmir)
- Yunus Emre,
Tabduk Emre Anıtları (Kula)
- Hacı Bektaş-ı
Veli, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal Anıtları ( St.
Pölten, Avusturya)
- Atatürk
Anıtı (Yelki)
- Uğur Mumcu
Anıtı (Didim)
ÖDÜLLERİ
- 1. Yunus Emre Resim Yarışması Birincilik Ödülü
- Ruhi Su
Mezar Projesi İkincilik Ödülü
- İzmir Resim
Heykel Müzesi Resim Yarışması Jüri Özel Ödülü
- Efes Müzesi
Resim Yarışması Jüri Özel Ödülü
- Muğla Çevre
Koruma Vakfı Suluboya Resim Yarışması İkincilik Ödülü
- DYO Resim
Yarışması Mansiyon 1988
- 58. Devlet
Resim Yarışması Başarı Ödülü 1997
Önce evimiz var... Elektrikli eşyalarımız, oturma elemanlarımız, kitaplarımız
var, duvarlarda, sehpalar, komidinler üzerinde; sanatsal biblolar, küçük
heykeller, resimler var. Sonra bahçemiz var... Daha sonra sokağımız ve
komşularımız... İşte burada sorun başlıyor. (Duvarların Dışı da Senin.*)
(* "Duvarların Dışı da Senin" adlı Kitap, Yazarı : Cengiz Bektaş)
Yani sokak... Daha sonra kent de bizimdir. Evimizi ne kadar sahipleniyorsak, sokağın ve kentin sahibi de biziz. HEMŞEHRİ OLMAK sanırım burada başlıyor. Hemşehri olmamak istencinin tartışmasını mimarlar, sosyologlar, şehirciler sorgulayacaklardır. Sorguluyorlar da...
Ne ki : Biz ev içtenliğimizi sokağa taşımalıyız. Yani sokağımıza ve kentimize sahip çıkmalıyız. Yan yana durmaktan, bir arada çalışmaktan ve tartışmaktan ürkmeden... Burada sanatçıya görev düşer.
Yaşadığı çevrenin güzelleşmesi sanatçı ütopyalarıyla insanların içtenlikli desteği birleşirse, kent daha insancıllaşır. Çevre için sanat ısrarımın altında bunlar yatıyor. Yüzlerce proje uygulanmayı bekliyor...
Heykeltraş Cahit Koççoban ve Necmettin Eryılmaz
Fotoğraf : Mustafa Beldek - Mayıs 2005/Zile
Uygulanan birçok projem toplumsallaşmıştır. Ne ki; ısrarım devam etmektedir. Bir yol bulunacak, bu ısrarcı çabalarımız kabul görecektir. Denizin ortasında, dağların tepelerinde, ormanlarda, evlerimizin önünde, caddelerde, duvarlarımızda, her yerde her koşulda SANAT....
Derviş esinlerinin yoğun bir gününde gökyüzüne bakıyor. Turnalar göğün en derin yerlerinde, ilkeli ve onurlu, sanatsal imece çığlıklarıyla uçuyorlar. Uzak gidiyorlar Türkmen göçleri gibi... Süslenmişler. Avazları yeri göğü inletiyor.
Derviş, turnalara o alçakgönüllü ve trajik sorularını soruyor.
"Yemen ellerinden beri gelirken
Turnalar Ali'mi görmediniz mi?
Hava üzerinde semah ederken,
Turnalar o dostu görmediniz mi?"
Heykeltraş ve Ressam Cahit KOÇÇOBAN - Mayıs 2005
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi
Yıldızeli'nin dağlarından sularına, böceğine, çiçeğine, pelit ağaçlarına vuran bu ses bir resim, bir heykel değilse nedir?
Dervişler - abdallar - torlaklar Anadolu toprağında hiç yabancılamadan yürüdüler, bin yıldır yürüyorlar. Onlar neler gördüler, neler okudular, neler konuştular, nasıl aşklandılar ve nasıl öldüler?
Şimdi onlarla birlikte yürümeli. Dağlardan, derelerden, denizlerden, ormanlardan geçip gitmeli. Karıncalarla, arılarla, tilkilerle, kurtlarla, kuzularla konuşmalı. Yürüyüp durmalı...
Cengiz BEKTAŞ'ın
“Duvarların Dışı da Senin” adlı
kitabından alıntı.
- İşte O! Pir Sultan!
Bütün traktörlerin sevinçleri patladı yüzlerinde. Köye girmeden, anıtın konduğu tepenin eteğinde durdurduk traktörü, doğru anıta tırmandık. Vardık ki, ortalık ana - baba günü. İnsanlar, anıtın önünde, dik eğimle inen kayalarda, salkım saçak...
Renk renk giysileriyle çocuklar, kızlar, kadınlar, nineler... Genç, yaşlı erkekler... Anıtın önündeki kayalıktan sonraki düzlük boş bırakılmış. Gösteriler burada olacakmış. İnsanlar kaynıyor çevremde...Tanıdık yüzler görüyorum. Beni tanıyanlarla selâmlaşıyorum.
Cahit (KOÇÇOBAN) sevgiyle uzatıyor elini. Onunla Akşehir Nasrettin Hoca Şenliği'nde tanışmıştık.
-
Bana orada söylediğinizi hatırlıyor musunuz?
- Ne dedim ki
Cahit?
- Akşehir'den
siz TDK toplantısı için ayrılıyordunuz. Ben de buraya geliyordum. Ayak üstü
konuştuk. 1978'deydi... Size bu anıt için çalışmalara başlayacağımı söyledim.
Bana "Ne yaparsan yap, yaptığını o çevre halkı için yaptığına göre, önce onların
anlayacağı bir şey yap." dediniz.
İki sevinç birden kıpraştı içimde. Birincisi, bir sanatçının alçak gönüllüğü ile süslenen bu gönül alma davranışındandı. İkincisi, buna gerçekten bilinçle varmış oluşunu saptamaktan geldi... İki gün içinde orada her konuştuğum kişi seviyordu anıtı.
Ama, Cahit KOÇÇOBAN'ın yaptığı iş önemli.
Köyde altı ay yaşamış Cahit KOÇÇOBAN. Gördüm, tanık oldum. Bütün köylülere hiç yabancılığı kalmamış. Sevmişler onu. Kendilerinden bilmişler. Bir imece oluşturmuş. Hey gözünü sevdiğimin halkı, inanınca neler yapmaz ki?
Önce çizmiş, çizmiş; yapmış, etmiş; üç tasarı, üç öneri çıkarmış ortaya Cahit... Hepsi kendisi için ayrı sevgili... Sonra köylü, içinden birini seçmiş... Hep birlikte kolları sıvamışlar ve anıtı yapmışlar. Sözün gelişi değil yapmışlar.