|
|
KIZILDERİLİLER |
|
Derleme : M. Ufuk MİSTEPE
(Araştırmacı - Orman Endüstri Yüksek
Mühendisi)

http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1z%C4%B1lderili
M. Ufuk MİSTEPE, Kızılderililer Kulübü'nün Bir
Üyesidir.

http://www.kizilderililerkulubu.org/index.php
KIZILDERİLİLER
SOYKIRIM YAŞAYAN
ASİL BİR TÜRK KAVMİ
DIGIJIN! DIGIJINNN!
Çocukluğumuzda, sinemada seyrettiğimiz kovboy ve kızılderili filmlerinin etkisinde kalarak, içimizdeki silâhşörlük ve öldürme içgüdülü savaşçı ruhunu 'Kovboyculuk' oyunlarında 'Dıgıjın! Dıgıjınnn!' vınlamalarına karışan kurşun sesleriyle tatmin etmeye çalışırdık! Ama kaz ya da ördek tüylerini saçlarımıza monte edip taşımaktan da gurur duyardık!

Bering Boğazı'ndan Amerika Kıtası'na geçen Türk kökenli Kızılderili kabileleri (Aztek, Maya, Eskimo ve İnkalar vb.) ne yazık ki kaçınılmaz makûs kaderi paylaşarak, sürdürülebilir bir yaşam gerçekleştiremediler. İspanyol denizcileri, İngiliz ve Avrupalı maceraperestlerin ve kâşiflerin (korsanların) Amerika'yı talan etme sürecinde bağımsızlıklarını yitirerek yok olmanın eşiğine geldiler!
Kızılderililer, Amerika Kıtası'nda bir SOYKIRIM YAŞADI !!!
|
Kardeşim, halkımın efsanelerinden birinde, halkının küçük bir bölümünü |
Yaşanan SOYKIRIM, dünya kamuoyuna farklı bir şekilde lânse edildi. Western Spagetti (Makaroni) türü film yağmuru ve Teksas, Tommiks, Teks, Zagor gibi çizgi roman furyası ile beyinler yıkandı ve çocuklarımızın ağzında KIZILDERİLİ soydaşlarımız 'DÜŞMAN' diye anılır oldu.

Bu asil kabileler, Avustralya yerlileri Aborijinler gibi doğaya saygılı ve onunla barışık, insan - toprak bütünlüğünde yaşamasını bilen saygın bir kavimdi. Step ve bozkırlardaki bizon sürülerinin peşinden taa buralara kadar yaşamak için gelmişlerdi.
Buzul Çağı’nın en şiddetli döneminde, M.Ö. 34.000 - M.Ö. 30.000 yıllarında, dünyadaki suyun önemli bir bölümü büyük kıtasal buz katmanları halindeydi. Bunun sonucunda, Bering Denizi bugünkü düzeyinden yüzlerce metre daha aşağıdaydı ve Asya ile Kuzey Amerika arasında, adına Beringia denilen, bir kara köprüsü oluştu. Beringia’nın en geniş döneminde 1.500 kilometre kadar olduğu sanılıyor. Nemli ve ağaçsız bir tundra olan bölge, otlar ve diğer bitkilerle kaplıydı ve bu da ilk insanların yaşamak için avladıkları büyük hayvanları çekiyordu.
Kuzey Amerika’ya ilk erişen insanlar, yeni bir kıtaya ayak bastıklarını muhtemelen tahmin bile edemezlerdi. Atalarının binlerce yıldır yaptığı gibi Sibirya kıyılarında av peşinde koşmaya devam etmişlerdir.
|
|
Yeryüzünde Kızılderili toplumu kadar doğa ile iç içe geçmiş ve onu bir kült olarak benimseyen başkaca bir topluluk yoktur. Yaşamı algılamadan, kendilerini ifade biçimlerine kadar her yerde katıksız bir doğa vardır. (pismegatron)
http://www.bakterim.com/fotograf-ve-resim-galerisi/70671-kizilderili-resimleri-kizildereli-fotograflari-kizilderililer-hakkinda-bilgiler.html |
Onları vahşi göstermeye çalışan Kültür Emperyalizmi'nin çarkları kurdukları senaryolarla ne ibret vericidir ki vahşice katletmeyi başarının ve kazanmanın sevinci olarak genç dimağlara kazıdılar. Kafa derilerini yüzerek oyuncak bebek yaptılar. Oysa, onlar için yeryüzü canlılarca paylaşılması gereken Manitu'nun insanlara bir lûtfu idi. Ama insanlar yeryüzünü çizgilerle bölerek yaşanmaz kıldılar!
Masum insanları yurtlarında eşit olmayan şartlarda, silâh üstünlüğü ile yok etmeyi mâzur göstermek için yüzlerce western (kovboy) filmi piyasaya sürüldü. Rangers'ların katliamlarını Sığır Çobanları'nın başarılarına dönüştüren bu filmlerle dünya kamuoyu ne yazık ki halen de uyutulmaya devam edilmektedir!

http://www.sinemafanatik.com/yabbse/index.php?board=25;action=display;threadid=10030
MANİTU
http://tr.wikipedia.org/wiki/Manitu
Manitu kimi Amerika Kızılderilileri tarafından kullanılan bir terim olup, Algonquin Kızılderilileri’ne göre, gözle görülmez, gizemli bir güçtür. İnsan kendisine sağladığı bireysel enerjiyi 'Manitu’dan edinir. Kabile şamanları insanlara yardım amacıyla bu güçle irtibat kurabilirler. Bu güç Siu Kızılderilileri’nde "Wakan", İroquois Kızılderilileri’nde ise "Orenda" adını almıştır.
Kızılderili tradisyonlarında, Manitu teriminin başına “Yüce” sözcüğü getirildiğinde terim çok farklı bir anlam kazanır : “Yüce Manitu” tüm yaratılışı canlandıran, ahengi sağlayan, her şeyin en güçlüsü olan “Ulu Ruh” anlamına gelir.
|
Günlük av sırasında, Kızılderili avcı ne zaman dikkat çekecek kadar güzel ya da görkemli bir manzarayla karşılaşsa - dağın üzerinde, gökkuşağının parlak kemeri ile birlikte duran siyah bir fırtına bulutu, yeşil bir vâdinin ortasındaki beyaz şelale, kıpkırmızı günbatımıyla boyanmış olan uçsuz bucaksız ova - ibadet etmek üzere bir an için dururdu. Yedi günün bir tanesini kutsal gün olarak ayırmaya gerek duymazdı. Çünkü onun için bütün günler, Tanrı'nın günleriydi. Ohiyesa. (pismegatron) http://www.bakterim.com/fotograf-ve-resim-galerisi/70671-kizilderili-resimleri-kizildereli-fotograflari-kizilderililer-hakkinda-bilgiler.html |
|
İLK TÜRK KOVBOY FİLMLERİ
Erhan IŞIK - Milliyet
Blog / 31.07.2007
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=55022
Yerli kovboyları ilk olarak Nuri AKINCI kullanır "Beş Hikâye - 1962". Film dikkat çekmez ve unutulur. Kundura tamirciliği yaparken sinemaya giren Ahmet SERT, 1963'de 14 tahta barakadan oluşan kovboy kasabasında "İntikam Hırsı" ile Türk Sineması'nın ikinci western filmini yönetir.
Yeşilçam'da wester furyası 1967'de başlamış, yaklaşık olarak 7 yıl sürmüş ve bu türde 50'ye yakın film çekilmiştir. Yerli westernlerde hemen herkes oynamıştır. Ayhan IŞIK (Kanun Adamı – 1972), Yılmaz GÜNEY (Çirkin ve Cesur - 1971), Cüneyt ARKIN (Yumurcak Küçük Kovboy – 1973)), Kartal TİBET (Kader Bağı – 1967), Sadri ALIŞIK (Atını Seven Kovboy Red Kit Daltonlara Karşı - 1974), Öztürk SERENGİL (Avare Yavru Filinta Kovboy - 1964), Yılmaz KÖKSAL (Çeko - 1970), İzzet GÜNAY (Red Kit – 1970)… Bir anda yerli Cango’lar, Ringo’lar, Sabata’lar, Gringo’lar, kötü haydutlar, şuh Meksikalı kızlar, dürüst veya satılmış herifler, çiftlik sahipleri, kumarbazlar, vahşi batı ağaları, Kızılderililer, çoğu dar bütçeli filmlerde boy göstermeye başlamıştı.

Western furyasının başlamasına neden gösterilen “Ringo Kid – Kanunsuz Kahraman – 1967” Spagetti Western’den çok Amerikan tarzı klâsik westernin en çok kullandığı kalıplardan yararlanarak, düz bir öyküyü türün tüm bilinen öğelerini değerlendirerek görüntülemektedir.
1966’da Yılmaz ATADENİZ’in yönettiği, senaryosunu Yılmaz GÜNEY’in yazdığı “Kovboy Ali” filminde Yılmaz GÜNEY, kovboylara özenen bir delikanlının öyküsünü melodram biçiminde western kalıpları içinde anlatır.
Türk sinemasının, 2008'lerde iddialı bir kovboy filminin hazırlıklarına başladığını işitiyoruz!. Senaryosunu Yiğit Güralp'in yazdığı, yönetmenliğini ise Yücel Yolcu'nun yapacağı "Kahraman Şerif" adlı filmde, 1850'lerde Amerika'ya deve götüren üç Osmanlı’nın hikâyesi anlatılmaktaymış.
American
Indians 1916

Öğrendiğimize göre yapım şirketi İstanbul Mass Media, "Kahraman Şerif" adlı filmin çekimlerini, şimdiye kadar 20'den fazla filme ev sahipliği yapmış John Wayne, Lee Van Cleef, Charles Bronson gibi birçok ünlüyü ağırlayan, Colorado'da Buckskin Joe isimli tarihi Western kasabasında yapacakmış.
HOŞGELDİNİZ ! YATAHEYYA !
Reis Oturan Boğa Bolu Gölcük Göknar Ormanları ve Aladağ İzci Kampı'nda
Sarıçamlar Arasında.

http://www.kizilderililerkulubu.org/index.php?option=com_expose&Itemid=29
Filmin konusu, 1800'lü yılların ortalarında Amerika Birleşik Devletleri Hükûmeti'nin, ordunun eksiklerini gidermek üzere, Osmanlı Devleti'nden deve sipariş etmesiyle yola çıkılarak kurgulanmış bir öyküymüş. 30 deveyi teslim etmesi için birbirinden farklı özelliklere sahip üç Osmanlı, bin bir macerayla satış ve teslimatı gerçekleştirmek üzere develeri Texas'a ulaştırmak üzere yola çıkmışlar. Hikâyede bu üç Osmanlı’nın Arizona çölünde ve Meksika'daki küçük bir kasabada yaşadıkları maceraları anlatılıyormuş.

Türk Sineması'nın aydın geçinen sözde sanatçılarına (birçoğu aktör ve aktris olan bu insanlar ne yazık ki sahne sanatçısı olamamışlardır!), senaristlerine, yönetmenlerine, beyaz perde emekçilerine ve media câmiasına şunu sormak isterim :

Şanlı Türk Tarihi'mizin görkemli geçmişi, yedi düvele nam salmış örnek Osmanlı İmparatorluğu'nun yaşanmış gerçekleri ve kahramanlık destanları yazılan Kurtuluş Savaşı'mızın unutulmaz anıları gün gibi ortaya çıkarılmayı ve işlenmeyi beklerken daha dün devlet olabilmiş ve tarihi bile yok mesabesinde olan, Osmanlı'nın Eyâlet Sistemi'ni taklit ederek ayakta durmaya çalışan bir emperyalist devletin 'Sığır Çobanları'nı kamuoyu nezdinde cazip kılmak mı erdemliliktir sizler için?

http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1z%C4%B1lderili
indiensfromwwwmetacafecom7kq8
Kanaatimce bu film senaryosu aslında doğruları göstermek adına güzel bir tanıtım için vesile olabilirdi. Kızılderililer'in mâruz kaldıkları vahim durum pedagojik bir lisanla anlatılmaya çalışılır ve katliamlar insanları bilinçlendirecek ve gerçeği yansıtacak biçimde beyaz perdeye aktarılabilirdi. Belki A.B.D. buna müsaade etmezdi ama alternatif stüdyo ve ülkelerde buna da bir çözüm bulunabilirdi; yeter ki amaç kültürü ayak altına almak pahasına para kazanmak değil, kültürel emperyalizme dur diyebilmek olabilsin!

Kızılderili inançları
http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1z%C4%B1lderili_inan%C3%A7lar%C4%B1
Kuzey Amerika yerlileri veya diğer bir deyişle Kızılderililer farklı dil, gelenek ve ritüellere sahip pek çok kabileden oluştuğundan Kızılderili inançlarını tek başlık altında ele almak zordur. Bununla birlikte Kızılderili inançlarında bazı ortak unsurlara rastlamak mümkündür :

indiens from www meta cafecet
* Doğayı ve doğadaki varlıkları kutsal semboller olarak görmek;
* Belirli bir
kutsal kitap yerine
mitolojik hikâyelerin
kabilenin kutsal kişileri tarafından
aktarılması;
*
Şaman veya şifacı (medicine man) denilen
ve ruhlar dünyası ile ilişki kuran seçilmiş kişilerin varlığı.
|
554
Kızılderili Kabilesinden Bazıları http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1z%C4%B1lderili_kabileleri |
|
|---|---|
|
|
Amerika Kıtası'na ilk yerleşimciler Seminoller, Çerokiler ve Mişuki kabileleri ile karşılaştılar. İspanyol kâşifler (korsanlar) ise Kaliforniya'da Soson, Payitu, Kahula, Mevuk ve diğer bazı kabilelerle karşılaşmışlardır. 19. yüzyılda, Avrupalı kâşifler (korsanlar) batıya doğru göç ederken Kızılderili kabileleri kendi topraklarından sürmüşlerdir. Bu dönem batıda Apaçi, Siyu, Komançi ve diğer kabilelerle yapılan utanç verici savaşlar dönemidir.

http://www.legendsofamerica.com/photos-oldwest/CalvaryIndians.jpg
Bu savaşlardan geriye kalan çok az sayıda yerli ise 1952 yılına kadar Rezervasyonlar (Kızılderililer için ayrılmış araziler) olarak bilinen küçük bir alanda yaşamaya mecbur edilmişlerdir. Kızılderililer'in halen önemli miktardaki kısmı bu bölgelerde yaşamaktadır.
Bugün ABD'de hükûmet tarafından resmen tanınan 554 Kızılderili kabilesi vardır.

2007 yılının Aralık ayında, en önemli Kızılderili kabilelerinden biri olan Lakota Siyuları ABD vatandaşlığından çekildiklerini ve kendi devletlerini kuracaklarını ilân etmişlerdir. Toprakları beş ayrı ABD eyaletinin sınırları içerisinde olan Lakotalar'ın bu girişiminin sonuçları henüz kesinleşmemekle birlikte, Kızılderililer'in büyük soykırımdan bu yana ilk bağımsızlık girişimleri olarak tarihe geçmiştir.

Türkçe'nin lehçesi olan
KOMANCA ile Kızılderililerin
KOMANÇİ'sinin (kabile) birbirlerine ne kadar çok benzediğine dikkat edin!
http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1z%C4%B1lderili
| Kızılderili Lehçelerinde | Türkçe Komanca Lehçesi |
|---|---|
| Tepek | Tepe |
| Yatkı | Ev, yatılan yer |
| Dodohişça | Dudak |
| T-sün | Uzun |
| Yu | Su, yu-mak, yıkamak |
| Lı-ık | Vatan, ili |
| Tete | Dede |
| Tamazkal | Hamam, temiz kal |
| Hogan | Kerpiç ev, Hopan |
| Kuşa | Kuş |
| Missigi | Mısır |
| Türe | Türe, Töre |
| Hu | Hu, Hu hu(Selam) |
| Yanunda | Yanında |
| Aş-köz | Yemek |
| İldiş | Dişleme |
| Atış-ka | Ateş |
| Tapa | Tuba |

KIZILDERİLİ ATASÖZLERİ
|
Kızılderililer’e ABD izin
vermedi!
http://www.turkgundem.net/icerik/index.php?option=com_content&task=view&id=2400&Itemid=2
Amerika’nın yerlileri olan ve ABD’nin kuruluşunda, Amerika’yı işgal eden
Anglosaksonlar tarafından soykırıma uğranan Kızılderililer’in köklerinin Orta
Asya’dan geldiği ispatlandı. Bunun üzerine, her yıl Türkiye’de yapılan Türk
Cumhuriyetleri Toplantısı'na geçtiğimiz yıllarda ABD’den Kızılderililer de davet
edildi.

Dünya'nın her yerine demokrasi götürmeye çalışan, hattâ Afganistan’ı ve Irak’ı bile demokrasi için işgal ettiğini ileri süren ABD yönetimi, kendi sınırları içinde demokratik isteklere tahammül edemedi ve Kızılderililer’in, Türkiye’deki Türk Cumhuriyetleri Toplantısı'na katılmasına izin vermedi.
Türk Milleti'nin Sembolü Bozkurt Kızılderili
Yaşamının da Bir Parçası

100
milyon Kızılderili nereye gitti?...
http://www.oncevatan.com.tr/haberv.asp?HaberNo=25139
Kızılderililerin kökeni konusunda 40 yıldır araştırmalar yapan Ethel STEWERT, bu zaman zarfında topladığı belgelere dayanarak, Kızılderililerin Türk soyundan geldikleri konusunda önemli bilgiler ortaya koymuştur.
Orta Amerika bölgesinde bulunan ve 12 000 - 60 000 yıl öncesine tarihlenen Maya dili ile yazılmış tabletlerde batık Mu kıtasından söz edilmektedir. Aynı konuya çok uzak bir coğrafyada, Tibet’te bulunan tabletlerde de rastlamaktayız. Binlerce yıl öncesine tarihlenen Sümer tabletlerinde de bir büyük tufandan söz edilmektedir. İnsanlığa yazı yazmayı öğreten Sümerlerin kökeni konusunda yapılan araştırmalar, onların Mu kolonisi olan Uygurların batıya göçen kolu olduğunu ortaya koymaktadır.

Meluncanlar ve Kızılderililer
http://www.turkcem.net/modules.php?name=News&file=print&sid=52
Kızılderili dillerini incelediğimizde bu kıtaya göçen milletler içinde Türk milletinin de atalarının var olduğu kesindir. Yoksa Kızılderili dillerindeki Türkçe kökenli kelimeleri açıklamamız asla mümkün olmazdı. Elbette Osmanlı döneminde Amerika’ya göçen “Meluncanlar” denen topluluğun Kızılderililerin dillerini etkilediği gerçeğini de unutmamamız yerinde olur. Zira Meluncanlar büyük bir ihtimalle Osmanlı Türkçe’si konuşuyorlardı.
Bildiğimiz gibi bu Türkçe, Arapça ve Farsça kelimeler itibariyle zengin bir lehçeydi. İşte Kızılderililerin yakınlarına yerleştirilen Meluncanların Kızılderili dillerini etkilediğini varsayarsak, bu dillerdeki bazı kelimelerin Arapça ya da Farsça kökenli olma ihtimalini de göz ardı etmememiz gerekir. Bir Kızılderili kavmi olan Çerokilerin dilindeki “saat” gibi Arapça kökenli kelimelerin de başka bir izahı zor görünmektedir..Üstelik “hadjo” (haco) şeklinde telâffuz edilen ve Osmanlı Türkçesi'nde ve günümüz Türkçe'sinde sıklıkla kullanılan Farsça kökenli “Hoca” (Hace) kelimesi de ancak Meluncanların dillerinin etkisiyle açıklanabilir.

Devam Edecek