.
|
KIRMIZI |
|
Makale :
Aynur TAN
(Ünye
Yerel Tarih Grubu Başkanı - Emekli Tarih Öğretmeni)
aynurtan52@mynet.com
KENT YAŞAM - Aynur TAN
KIRMIZI
YUMURTALAR
(21.07.2004 Tarihli Hizmet
Gazetesi, Yıl : 13, Sayı : 212, Sayfa 2'de yayımlandı.)
Ünye'de zaman zaman el arabasına yığılmış kırmızı yumurtalar görürdüm.
Satıcısı "Kırmızı soğan kabuğu ile kaynatarak haşlayınca" bu rengi elde ettiklerini söylemişti.
Çok hoş da bir
satış şekli vardır. İki arkadaş yumurtaları
ellerine alır
ve amaç diğer yumurtayı çatlatmaktır. Kimin elindeki
yumurta
kırılırsa, ücretleri o öder. Böylece
yumurtalar satılmış
olur.
Minicik bir eğlencedir günlük hayatın içerisinde insanların tebessüm etmesini sağlayan ve benim KIRMIZI YUMURTA MAÇI dediğim.
Kırmızı yumurtaların mutlaka bir geçmişi vardır Ünye'de diye düşünürdüm. Birkaç kişiye sorduğum halde cevabını bulamamıştım bu minik maç hikâyesinin.
Ünye'ye gezmeye gelmiş bazı insanların da dikkatini çekmiş, çok ilginç bulup fotoğraflarlar iken nedenini, ne gibi bir âdet olduğunu sorduklarında cevaplayamamıştım yumurtaların neden kırmızıya boyandığını.
Nereden nasıl kaynaklandığını satıcısı da bilememişti.
Bu soru öylece asılı kalmıştı aklımda, ilginç ve cevapsız olarak.
Pek çoğunuzun bildiği gibi Htv'de bir programımız var, ÜNYE'NİN SÖZLÜ TARİHİ isimli. Haftada bir gün yayınladığımız. Beş yıldan beri sürmekte.
Hiçbir siyasî ve ideolojik amacımız olmadan Hizmet TV ile ortaklaşa yürüttüğümüz bu projede yüzlerce konuğumuz oldu. Birbirinden değerli.
Sizlerden aldığımız anlatılmaz güzellikteki tepkiler sonucu bu programı hâlâ sürdürüyoruz. Sizlerin olumlu hattâ çok az da olsa olumsuz eleştirileri ve önerileriniz bize rehber oluyor. Zaman zaman izleyenler fikirlerini söylediklerinde öyle çok seviniyorum ki "Programı izlemişler" diye. İnanın samimi söylüyorum, ben programın sadece sunucusuyum ve HEP BİRLİKTE HAZIRLIYORUZ ÜNYE'NİN SÖZLÜ TARİHİ programını.
Ve çok çok ilginçtir, izleyenlerimle en çok Vahap ve Margaret Ahbap ve kızları ile yaptığım programı konuştuk. Her zaman söylediğim gibi ülkemizi çok seviyoruz. Ülkemizi tüm renkleri ile sevmek birçok sorunu daha temelden çözümlüyor ve barışı getiriyor.
Atatürk milliyetçiliği ne güzel kucaklamaktadır tüm insanları; "Bu sınırlar içerisinde yaşayan herkes TÜRK'tür. Yeter ki bu ülkeyi çağdaş uygarlık seviyesine YÜKSELTECEK ÜLKÜ BİRLİĞİNE SAHİP OLSUNLAR."
Orta Mahalle'den Terzi Leon ve Paylon Baygın'ların Oğlu
Mimar Mardiros Baygın, Fatsa Et ve Balık Kombinası'nın da Mimar Mühendisiydi. ![]() La première pelletée de terre du nouvel édifice de la Fraternité fut un grand moment pour plusieurs membres de la Fraternité. Étaient présents, de gauche à droite, les confrères Serge Dupuis et Yves Ouellet, Luis Miranda, président de l'arrondissement Anjou, les confrères Yves Mercure et Laurian Carrière, Daniel Maisonneuve, président de l'entreprise chargé du projet, le groupe Arcotech et notre architecte, Mardiros BAYGIN (Sağ Başta). |
UN
ÉDIFICE QUI RÉPONDRA À NOS BESOINS Située au 9100 boulevard Métropolitain Est, à Anjou, la bâtisse aura deux étages et totalisera une superficie de 12 000 pieds carrés. En plus des bureaux de la Fraternité, nous avons prévue l'aménagement d'une salle de réunion de 80 personnes et d'un vaste espace de stationnement. Les travaux progressent selon l'échéancier de travail. Nous prévoyons déménager dans nos nouveaux bureaux vers le mois de Mars 2004. Canada
|
http://www.local2366.com/pages/journaux/Historique/jrn1103.pdf![]() La Fraternité = Kardeşlik |
Mevlâna "Kim olursan ol gel" derken hiçbir ayırım yapmadan tüm insanları kucaklarken yüce dinimizde insanları dil, din, ırk ayrımı yapmadan Tanrı'nın kulları olarak nitelemiş ve insanlık hakları, komşuluk hakları, hukuk kuralları, felsefe, tarih ile insanların tamamını kucaklamıştır.
Hal böyle iken yöremiz insanı da kapı komşusunu, aile komşusunu, esnaf komşusunu ve eski KENTLİSİNİ insanca, dostça bir sıcaklıkla kucaklamıştır.
Yıllardır devlet politikaları sonucu bozulan bazı uluslar arası ilişkiler yine yeri, zamanı gelince anlaşmalar, görüşmelerle düzelmiştir.
Ancak devletlerin tabanındaki halk insan sevgisi, hoşgörü ve anlayışı ile birbirlerini sevmiş, saymış, dostluklarını bozmamıştır.
Hristo Amca, 1974 Kıbrıs Savaşı'ndan etkilenip, Ecevit'e mektup yazıp "Niçin savaşıyorsunuz? Biz Türkler'i, komşularımızı seviyoruz, savaş istemiyoruz!" diye.
Ecevit de kendisine Kıbrıs'ta yapılması gereken müdahaleyi ve aslında kendisinin barış yanlısı bir politikacı olduğunu anlatmıştır.
Her şey bir yana Vahap ve Margaret Ahbap beni çok sıcak karşıladılar. Komşularına sıcacık mesajlar yolladılar. Tarihte olanlar bir yana yine İNSANLIK ağır basmıştı.
Evlerinde bana çikolata ve badem şekeri ikram ettiler.Ayrılırken Margaret Hanım anaç yengelerim, komşularım sıcaklığında çantama bir paket bıraktı.
Birkaç yumurtayı bir kağıda sarmıştı. "Bizim Bayramımız" dedi. Onlara göre yumurta dünyayı simgelermiş.
Dış kabuk
gökyüzünü,
Zarı
havayı,
Akı
denizleri,
Sarısı
ise yeryüzünü;
Ve yumurtalar kırmızı boyalıydı.
Araştırmacı M. Ufuk MİSTEPE'nin Ek Araştırma Notları
IĞDIR, NAHÇIVAN VE TEBRİZ Iğdır'da Mart ayının başlaması ve havaların ısınmasıyla birlikte bayram hazırlıkları da başlar. Bayram hazırlıklarına esas olmak üzere yumurta boyama geleneğinin ayrı bir yeri vardır. Tencereye doldurularak soğan kabuğu ve saman çöplerine su ilâve edilerek kaynamaya bırakılan yumurtaların hem pişmesi hem de kırmızıya yakın bir renk alması sağlanır. Yumurta tokuşması yapılarak, yumurtası kırılan tarafın, kazanan tarafa yumurtayı vermek mecburiyeti vardır. Yumurta ile ilgili çok çeşitli ve değişik oyunlar da vardır. Nevruz bayramına bir anlamda çocuk bayramı da denilebilir. Küçük çocuklar, omuzlarındaki torbalarla gittikleri evlerde "Hala, hala bayramçalığımı ver" diyerek yemiş ve genellikle kırmızı yumurta toplayarak mutlu olurlar.
BAHAR BAYRAMINA Farslar'da Hoçe adı verilen yeni yıl özel yiyecekleri arasında boyanmış yumurtalar da yer alır. Hıristiyan dünyasındaki Eastern=Ostern veya Paskalya'da da aynı şeyi görmekteyiz. İran'daki yeni yıl kutlamasının adı da Kırmızı Yumurta Boyama Bayramı, eğlencesi veya bizim de bildiğimiz Kızıl Yumurta Bayramı olarak geçer.
Ermeni vatandaşların Paskalya coşkusu Patrik Mutafyan, Paskalya Bayramı'nın gelenekleri arasında yer alan Paskalya yumurtası, ve Paskalya çöreğinden Başkan Navzat Er'e de ikram etti. Başkan Er de, Hıristiyan geleneklerine uygun olarak Ermeni cemaati ile Paskalya yumurtası tokuşturdu.
Antik Çağlar'da Yumurta Boyama Daha antik çağlarda da yumurta boyanırmış. İranlılar ve Mısırlılar yumurtalara mevsimlere bağlı olarak farklı renkler verirmiş. Yumurta hayatın sürekli döngüsünü sembolize edermiş. Aile ve arkadaşlara hediye edilirmiş. İlk olarak 4. yüzyılda Hristiyanlar da paskalya yumurtası hediye etmeye başlamışlar. Sebebi de çok ilginç doğrusu: Paskalyadan önceki 40 gün boyunca yumurta yemek kilise tarafından yasaklanırmış. Bu süre zarfında tavuklar yumurtlamaya devam ettiğinden, paskalya boyunca hediye edecek bir sürü yumurta fazlası olurmuş. Hediye daha hoş ve anlamlı olsun diye, yumurtalar boyanmaya başlanmış.
PASKALYA
YORTUSU Özellikle Rum-Ortodoks Kilisesi’ne dahil olanlar Paskalya Yortusu’na çok önem verirler ve bir dizi törenlerle kutlarlar : İsa’nın çarmıhta can verdiği Cuma günü perhiz tutar, et ve hayvansal gıda yemezler. Gece yarısından sonra eve dönüldüğünde daha önceden boyanmış kırmızı yumurta tokuşturulur. Saç örgüsü şeklindeki paskalya çöreği ise günün vazgeçilmez yiyeceğidir. Paskalya Haftası'nda İçi boşaltılmış yumurtalar renk renk boyanarak, evin çeşitli yerlerine asılır.
Surp Zadik
Ermeniler, Paskalya Bayramı olarak bilinen Surp Zadik'te (İsa'nın Yeniden
Diriliş Günü), "Kristos hariav i merelots" (İsa ölülerden dirildi) ve
karşılığında "Orhniyal e harutyun Kristos'i" (Kutlu olsun İsa'nın
dirilişi) diyerek bayramlaşır. Surp Zadik'te insanlar birbirlerine
kırmızı yumurta armağan eder. Yumurtalar
geleneksel olarak kırmızıya boyanır, ancak değişik renklerde boyanmış
olanları da vardır. Yumurta dünyayı simgeler. Dış kabuk gökyüzünü, zarı
havayı, akı denizleri, sarısı ise yeryüzünü...
Kırmızı rengi ise İsa'nın kanının tüm dünyanın kurtuluşu için aktığını
gösterir. |