|
ZİLE |
|
Makale
:
Yrd. Doç Dr. Kemal
TÜRKER
(G.O.P.
Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim - İş Eğitimi ABD Bşk.)
kturker@gop.edu.tr
İsyancıların Zile Kalesi'ni Muhasarası/06-07.06.1920
Ressam : Kemal TÜRKER
ZİLE
VE KALESİ
[HALAY
(Aylık Kültür Dergisi - ANKARA) Mayıs 1984, Sh. 23 - 25'de yayımlandı.]
Sayın Hayrettin İVGİN ve Mehmet YARDIMCI'nın birlikte hazırladıkları ZİLELİ FEDÂİ adlı eserlerinin arka kapağındaki Fedâi'nin dörtlüğü
Dediler mevlidin olur nireden
Dedim ki
aslımız olur Zile'den
Dediler
Tâlibîn'oldu oradan
Dedim bir
Fâtiha ihsan İstanbul
ve Mehmet YARDIMCI'nın Yüzyıllar Boyu Zile Halk Ozanları adlı eserinde Zileli pek çok halk ozanının tanıtılmış olması ile Yusuf MERAL - Semra MERAL'in Her Yönüyle Zile adlı eserleri üzerine Yusuf MERAL - Semra MERAL'in eserlerindeki noksanlığı tamamlamak ve Zile ile ilgili yayın dünyasındaki bütünlüğü sağlamak için böyle bir yazı yazma gereğini duydum.
Zile, eski çağlarda önemli bir merkez ve büyük bir şehirdi. Burada önemli savaşlar olmuş, şehirde tarihte ün salmış krallar yerleşip oturmuştur. Bilindiği kadarıyla Zile, Tokat (Comana Pontica)'dan daha eski bir tarihe sahiptir.
Zile Kalesi 1961
Fotoğraf : Fikret TARHAN
1940'ta Zile Küçük İsa Köyü kazıları ile 1944'de yapılan ve 1974'te tekrar başlayıp, halen süren Maşat Höyüğü kazıları sonucu pek çok tablet bulunmuş, Hattuşaş hegemonyasının buralara kadar yayıldığı anlaşılmış, Firik seramiklerinin bulunmasıyla da Firikyalılar'ın egemenliğine girdiği tespit edilmiştir.
Bundan 4000 yıl önce Semiramis tarafından kurulan Zile'nin kayıtlardaki eski adı Zela olup, M.Ö. 548 yılında İran hâkimiyetine girmiş, M.Ö. 333'te Büyük İskender istilâsına uğramıştır.
En parlak günlerini Pontus'lar zamanında geçirmiş olan Zile o devrin en büyük şehirleri arasında yer almaktadır. Pontuslar zamanında kasabanın Hıristiyanlık çıkıncaya kadar bir zamanlar «AFRODİT ANAİTİS» Mezhebi denilen bir mezhebin merkezi olmuş, mensuplarınca idare edilmiştir.
ANAİTİS - ANAHİTA
http://abcdioses.noneto.com/persa/diosesPe/anaitis.htm
Her yılın Kasım ayında kırk, elli bin kişi her taraftan kasabanın şimdiki hastanenin yerindeki mabedini ziyarete geliyorlar ve tapınağın Başpapazı bu ayda büyük bir törenle taç giyiyordu. Halk bu törenlere «DEYR» demekteydi. Bu ziyaretler sırasında kurulan eğlence ve alış veriş yerleri Zile Panayırı biçimine dönüşmüş ve asırlardır süregelmiştir. Bugün bile halk bu panayırlara DERİ demektedir.
1968 Yılında Zile Panayırı (Deir) Giriş Takı
Kameraman : Mehmet SEZEN - Zile Turizm ve Tanıtma Derneği
Romalılar’la Pontuslular arasında yapılan üç büyük savaşın ikisi Zile ovasında olmuştur. Ünlü Roma İmparatoru Sezar ile Pontus Kralı Pharnace arasında M.Ö. 48 yılındaki büyük savaş Zile Ovası’nda yapılmış; beş günde savaşı kazanan Sezar zaferini Romalı bir dostuna tarihte meşhur «VENİ – VİDİ - VİCİ» (Geldim – Gördüm - Yendim) sözleri ile müjdelemiş ve bu sözleri içeren bir de kitabe yazdırmıştır.
Kale İçerisindeki Lâtince Yazılı Roma Sütunu - 1968
Kameraman : Mehmet SEZEN - Zile Turizm ve Tanıtma Derneği
Bu savaştan sonra Zile, Roma'nın Doğu hududunu koruyan en önemli merkez olmuş ve Romalılar Zile Kalesi'ni kurarak kilometrelerce uzanan yeraltı tünelleri açmışlardır.
Romalılar’dan sonra Zile'ye Bizanslılar hâkim olmuş, 1071’de Malazgirt zaferiyle Anadolu Türkler’in eline geçerken, Ahmet Danişment Gazi de Zile'yi Bizanslılar’dan alarak Selçuklu topraklarına katmıştır. Selçukluların 1320’de İlhanlılar’a yenilmesiyle Zile de bütün Anadolu ile birlikte İlhanlılar’ın eline geçmiştir.
1341 yılından sonra Emir Ertana ve oğulları idaresinde kalan Zile 1355 tarihinde Kadı Burhanettin"in eline geçmiş, nihayet Yıldırım Beyazıt tarafından 1397’de Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Zile etrafı dağlarla çevrili geniş bir ova üzerindedir. Kale, bu ovanın ortasında bulunan 70 m yüksekliğindeki bir tepecik üzerine yapılmış hisar niteliğindedir. Evler kalenin etrafına düzenli bir biçimde dağılmıştır.
Zile Panayırı/Hayvan Pazarı'ndan Zile Kalesi - 1968
Kameraman : Mehmet SEZEN - Zile Turizm ve Tanıtma Derneği
Türkçe'de «kala» yığmak anlamındadır. Kale daha çok Ortaçağ eseri olup korunma amacı ile yapılmış büyük surlarla çevrili alan demektir.
Zile Kalesi’nin Roma kumandanı Sulla tarafından yapıldığı ve sonraları Selçuklular’la İlhanlılar zamanında tamir gördüğü bilinmektedir.
Anadolu'da Selçuklular devrinden kalan kale ve hisarların çoğu bugün tamamen harap olduğu, çok az kalıntıları kalabildiği halde, Zile Kalesi bir çok bölümleriyle ve bütün görkemiyle ayakta kalan kaleler arasındadır.
Selçuklular devrinde Ortaçağ’ın bütün önemli şehirlerinde bulunan kalelerin büyük surlarla çevrildiği görülür. Bunun iki nedeni vardır. Birincisi sık sık haçlı seferlerine uğrayan şehirlerin kendilerini savunması, diğeri de Anadolu'nun çeşitli beylikleri arasındaki iç çekişmedir.
Ressam : Kemal TÜRKER
Osmanlılar zamanında Zile Kalesi’nin Anadolu'daki pek çok kale gibi askerî bir değeri kalmamış, bakımsızlık yüzünden harap olmaya yüz tutmuştur. 1875’te Zile'ye gelen Ziya Paşa şimdi kalede bulunan askerî kışlayı yaptırmış, kuleyi de saat kulesi haline dönüştürmüştür.
Son olarak Millî Mücadele yıllarında (1920) Zile’yi basan âsilere karşı Kuvay-ı MilIîye'ye bağlı askerî kuvvetler Zile Kalesi'ne çekilmişler ve buradan şehri müdafaa etmişlerdir. Büyük Nutuk'un ikinci cildinde Atatürk bu olayı şöyle anlatmaktadır. «14 Mayıs 1920 tarihinde Yenihan'da isyan eden âsiler 6 - 7 Haziran gecesi Zile'yi işgal ettiler. Oradaki askerlerimiz Zile Kalesi’ne çekilerek müdâfaa ettiler. Askerin erzak ve cephanesi tükendikten üç gün sonra usat'a teslim oldular. Cemil Cahit kumandasındaki 15. fırkamız Zile'ye yetişerek, âsileri püskürttüler.»
Süvari Binbaşısı Hilmi BEY![]() (Zile İsyanına Direniş 03.06.1920) Kemal TÜRKER Fotoğraf Arşivi |
Orgeneral Cemil Cahit TOYDEMİR![]() (Zile İsyanını Bastırdı 12.06.1920) Orhan YILMAZ Fotoğraf Arşivi |
Atatürk'ün nutuklarında övdüğü Zile kalesindeki bu savunma, kalenin son tarihî hizmeti olmuştur.
Kale şehrin en eski akropolüdür. Bugün Zile'ye gidişte her yönden bakıldığında kaleyi, surlarını ve saat kulesini görmek mümkündür.
Evliya Çelebi (Seyahatneme Cilt 1) Zile Kalesi ile ilgili olarak «Zile sahrasının şimalinde bir yalçın kaya üzerinde, etrafı surlarla çevrili bir kale vardır. Surlar üzerinde 26 kulesi, kıbleye nazır bir demir kapısı vardır. Zile şehri kale altında evlerin yüzü kıbleye nazır toprak örtülü, bağlı bahçeli 3000 hanedir» demektedir.
Kale içinde Romalılar’dan kalma üzerinde Lâtince yazılar bulunan sütunlar dikkati çeker. Bilhassa bu sütunlardan Sezar'ın «VENİ – VİDİ - VİCİ» «Geldim – Gördüm - Yendim» sözleri yazılı olanı çok önemlidir. Çünkü az kelime ile bütün bir olayı ifade eden bu söz bütün Avrupa'da bir darbımesel haline gelmiş ve en kısa mektup olarak tarihe geçmiştir.
Kale Kapısı - Saat Kulesi - Roma Sütunu
Kalenin bütün mevcut olan kısımları sekiz bölümdür.
1. Giriş kapısı, 2. Saat Kulesi, 3. Surları, 4. Zindanları, 5. Yeraltı Tünelleri, 6. Kral Mezarı, 7. Amphiteatre, 8. Sonradan yapılan binalar.
Kapı : Kalenin Batı cephesinde en fazla dikkati çeken mimarî unsurdur. Eni 5m, yüksekliği 8m’dir.
Zile Mehteran Bölüğü Zile Kale Kapısı'nda / 2005
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi
Saat Kulesi : Zile'ye girişte her yönden görülen saat kulesi anıtsal kapının üzerinde yükselir. Kale Muhafızları Kulesi olarak kullanılan 2,5 metre çapında ve 10 metre yüksekliğindeki bu kuleyi 1875’te Ziya Paşa saat kulesine çevirttirmiştir.
Saat Kulesi
Kameraman : Mehmet SEZEN - Zile Turizm ve Tanıtma Derneği
Surlar : Zile'ye ve Zile Ovası’na hâkim bir noktada bulunan kalenin surları kale üzerindeki düzlüğün çevresinde inşa olunmuştur. Bazı yerlerde yüksekliği 10 metreden fazla olan surların genişliği bir metreyi aşar. Kale duvarı taştan ve horasanlı harçtan yapılmış olup, dıştan kolaylıkla tırmanılmayacak kadar yüksek, mancınıkların güllelerine dayanacak kadar kaim ve sağlamdır. Burçlar yarım daire şeklinde dışa çıkıntılıdır.
Zile Kalesi Surları - 1968
Kameraman : Mehmet SEZEN - Zile Turizm ve Tanıtma Derneği
Zindanlar : Zile Kalesi’nin surlarla bağlantılı durumda iki adet zindanı bulunmaktadır.
Zile Kalesi Mazgal Girişi
Kameraman : Mehmet SEZEN - Zile Turizm ve Tanıtma Derneği
Yeraltı Tünelleri : Zile Kalesi’ndeki tünellerin biri Çekerek Suyu'na diğeri de Zile'nin Kuzeybatı’sındaki dağ sırası üzerinde bulunan (Saraç Köyü yukarısındaki) Namlıhisar Kalesi’ne bağlantılıdır.
Zile Kalesi Yeraltı Tüneli Merdivenli Girişi
Zile Belediyesi Tanıtım CD'si
Amphiteatre (Roma Tiyatrosu) : Kalenin Doğu tarafında ve surların aşağı kısmında kayalıklar içinde yer almaktadır. Kayalara oyularak meydana getirilen amphiteatre Romalılar’dan kalma olup, oval bir biçim üzerine kademeli oturma yerleri oyularak meydana getirilmiştir. Oturma yerinin ön kısmındaki yarım daire ise muhtemelen oyun yeridir.
Amfitiyatro Kalıntıları ve Zile Kalesi
Pontus Mezarı : Zile Kalesi'nin surlarından aşağıda, Kuzey tarafın yalçın kayalıkları üzerinde bulunmaktadır. Tahminen yerden yüksekliği 10 metreyi bulan ve sarp kayalıklar üzerine oyulmuş muntazam bir odacıktan ibarettir. «Koca Kayser» adı ile anılan bu odanın Pontus Mezarı olduğu söylenmektedir. Sarp kayalıklar arasındaki bu odaya giden herhangi bir yol yoktur. Halk arasında anlatılan rivayete göre; Roma Kralı Sezar'a Zile Ovası’nda yenilen Pontus hükümdarı Pharnace, savaşa gitmeden önce genç ve çok güzel olan karısına bu odayı yaptırıp yerleştirmiş, fakat Pontus Kralı savaşta yenilince genç ve güzel kadın kendini kayalardan aşağı atarak intihar etmiş, böylece Sezar'ın eline esir düşmek istememiştir.
Koca Kayser de denilen Pontus Kaya Mezarı
Kameraman : Mehmet SEZEN - Zile Turizm ve Tanıtma Derneği
Zile'deki bir çok tarihî eser gibi «Zile Kalesi» hakkında da geniş bir tarihî araştırma yapılmamıştır. Zile Kalesi tarihî eser olarak başlı başına bir inceleme konusudur.
Ressam : Kemal TÜRKER