ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 09 Kasım 2005 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ZİLE (TOKAT)
BÖLGESİ'NİN STRÜKTÜRAL VE
JEOMORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ

Makale : Yrd. Doç. Dr. Nilüfer PEKCAN (Yalçıner)
(İ.Ü. Edebiyat Fak. Coğrafya Böl. Fizikî Coğrafya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi)
(Coğrafya Dergisi - Sayı : 5, Ayrı Basım, İst./1997, sh. 69 - 82'de yayımlandı.)

Zile Devlet Hastanesi'nin Bahçesinde Bulunan Meteoroloji İstasyonu

Fotoğraf : Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR 1981 - 1982

ZİLE (TOKAT)
BÖLGESİ'NİN STRÜKTÜRAL VE
JEOMORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ

Hüseyin Gazi Tepesi'nden Mezarlık, Zile, Kalesi ve Bağlar

Fotoğraf : Mustafa BELDEK - 01.05.2005

            1 - Giriş :

            Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi ile Karadeniz Bölgesi'nin sınır kesiminde yer alan ve Tokat İli'ne bağlı olan Zile İlçesi ve çevreleri şimdiye kadar jeolojik, hidrojeolojik ve kısmen de jeomorfolojik açılardan incelenmiştir (Şekil : 1).

            Biz, bu incelemelerin ışığı altında ve kendi araştırmalarımızın katkısı ile bölgenin, özellikle Zile Ovası'nın jeomorfolojik özelliklerini ve yapısal durumunu biraz daha aydınlatmaya çalıştık. Daha önce bölgenin Kuzeydoğu'sundaki Erbaa - Niksar arasında yaptığımız araştırmalar1 da bize yardımcı olmuştur.

            Bölgede Dr. Zimmerman ve J. Westerweld'in kısmî hidrojeoloji araştırmalarından sonra, en önemli jeolojik - tektonik araştırma da H. N. Pamir tarafından 1944 yılında yapılmıştır2. Daha sonra da F. Baykal'ın 1947'de yaptığı araştırma gelir3.

   
Şekil 1 - Zile (Tokat) Bölgesi'nin Lokasyon Haritası

            Bunların dışında DSİ elemanlarının da yaptıkları hidrojeolojik ve rezistivite araştırmaları da mevcuttur4.

            Zile İlçesi ortalama 120 km2'lik ovalık bir alanın Kuzeybatı'sında yer alır. Kendi adını taşıyan ovanın orta kesimlerinde, alüvyonlar içerisinde, âdeta adalar şeklinde küçük tepecikler bulunur. Bunlar : Güney'de Hüseyin Gazi Tepesi (909 m), Boztepe (916 m), İnekuçantepe (935 m), Güngörmez Köyü Doğusu'nda Mantarlıtepe (955 m), Elmalıtepe (909 m), Güneybatı'da Geriştepe (1.049 m), Sivriçaltepe (917 m), Batı'da Gökçeğiztepe (1.126 m), Doğu'da Turnatepe (849 m), Kuzey'de Leğenciktepe (867 m), Fakirtarlasıtepe (950 m)'dir.

İstasyon Kınalı Çal Tepesi'nden Hüseyin Gazi Tepesi'nin Görünüşü

Fotoğraf : Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR 1981 - 1982

            Ovayı hemen her taraftan orta yükseklikteki dağlar çevrelerler. İnceleme sahasının en yüksek noktaları Güney'de ve Kuzey'de bulunur. Kuzey'deki Karlıktepe (1.348 m), İlemeserkayatepe (1.361 m). Çok daha Kuzey'deki Akdağlar 2.062 m'dir. Güney'deki Devecitepe (1.907 m), Aktaştepe (1.536 m), Hasançaltepe (1.228 m) yüksekliktedir.

            İklim ise, Karadeniz iklimi ile İç Anadolu karasal ikliminin bir karışımı olarak karşımıza çıkar.

            Zile'de ortalama yıllık yağış 400 mm'nin biraz üzerindedir (421 mm). Yıllık ortalama sıcaklık ise 12 0C'ye yaklaşır (Tablo 1).

AYLAR

Meteorolojik Elemanlar

Rasat Süresi (Yıl)

I

II

III

IV

V

VI

VII

VIII

IX

X

XI

XII

Yıllık

Yağış (mm) Günlük

30

33

38

49

47

57

40

10

7

15

22

39

44

421

Sıcaklık (0C) Günlük

18

1.5

2.8

6.2

11.4

15.7

19.6

21.4

22

18.1

12.8

7.7

3.4

11.9

Tablo 1 - Zile Meteoroloji İstasyonu'na ait yağış ve sıcaklık değerleri

            Yukarıdaki tablodan da anlaşılacağı üzere en çok yağış Kış ve İlkbahar aylarındadır. Bunu Sonbahar takip eder. En az yağış ise Yaz'ın Temmuz - Ağustos ve Eylül aylarındadır. Sıcaklığın en fazla olduğu aylar Haziran, Temmuz ve Ağustos'tur. En düşük sıcaklık Ocak ayındadır.

            Bölgede akarsu sıklığı oldukça fazladır. Bunların içinde en önemlisi Zile Deresi'dir.

Bayırköy Sırtlarında Çakırkaya Deresi
ve Kendiliğinden Yetişmiş İncir Ağaçları

Fot. : Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR 1981 - 1982

            Yukarı kısımlarda Silisözü ve Hotan, Kuzeydoğu kesimlerinde boğaza doğru olan yerlerde Hamide Deresi adını alan ve Zile'nin 6 km kadar Doğu'sundan geçen dere, Güney'deki Deveci Dağları'ndan doğup, ovaya karıştıktan sonra Kuzeydoğu'ya doğru akışına devam ederek Turhal dolaylarında Yeşilırmak'a karışır.

            Uzunluğu ortalama 60 km kadar olan dereye bazen "Çekerek" de denirse, asıl Çekerek, Deveci Dağları'nın Güney'inde akan ve Amasya'nın Güney'inde Yeşilırmak'a kavuşanıdır. Buna çevreden katılan diğer derelerin başlıcaları ise şunlardır : Değirmendere, Büklüdere, vs. Bunların hemen hepsi Zile Deresi'nde son bulurlar.

Zile'nin Doğusu'ndan Geçen Dereboğazı Deresi'nin Haziran Ayı'ndaki Durumu

Fotoğraf : Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR 1981 - 1982

            Ziraat ise çeşitlidir. En fazla sebzecilik ve bağcılık önemlidir. Bunların dışında meyvacılık (özellikle üzüm bağları), şekerpancarı (ilk zamanlar Turhal Şeker Fabrikası'na gönderilirdi), kısmen de buğday ve arpa yetiştirilir. Aynı zamanda Karadeniz iklim bölgesinde olduğu gibi mısır ve yem bitkileri ile kendir ikinci sırayı alır.

            Sanayi, fazla gelişmiş değildir. Daha çok tahıl ürünleri üzerine kurulmuş fabrika ve atölyeler söz konusudur.

            2 - Bölgenin Yapı Unsurları

            Bölge, genel anlamda Pontid'ler ile Anatolid'ler arasında bir geçiş özelliği gösterir. Şöyle ki; gerçek anlamda Anatolid'lerde üst Mesozoik'e kadar herhangi bir diskordans söz konusu değildir. Yani metamorfik olan ve olmayan seriler, birbirleri ile konkordanttır. Pontid'ler ise gerek Paleozoik'te, gerekse Mesozoik'te bir takım diskordanslar söz konusudur (Hersinyen, Kaledoniyen, Doneç - Doyger ve Laramiyen   orojenezleri gibi.). Biz burada bir pre-alpin temel, alpin formasyonlar ve epirojenik hareketlerle yer yer parçalanmış post-alpin örtü tabakaları tespit ettik. Bunları sırasıyla şu şekilde tarif edebiliriz;

Turhal (Solda)  ve Zile'nin (Sağda)  Kartografik Hava Fotoğrafı

Gönderen : Abdullah ŞEVÜK
Zile'nin (Ortada)  Kartografik Hava Fotoğrafı

Gönderen : Abdullah ŞEVÜK

            a) Pre-alpin Temel :

            Bu, inceleme alanımızda Paleozoik yaşlı, hemen tamamıyla metamorfize olmuş kayaçlardan oluşmuştur. Başlıcalarını metamorfik şistler teşkil ederler. Bunların en belirginleri mikaşist, kalkişist, grafit şist, mermer ve kloritşistlerdir. Ayrıca daha az metamorfik olan siyah renkli kalkşistler de mevcuttur. Tabakaları ise muhtelif yönlere doğru eğimlidirler. En çok NE-SW yönlerde, yer yer 70°'nin üzerinde eğimler görülür. Bu durumlarıyla Hersinyen orojenezi burada belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır (Anatolid'lerin aksine ve Pontid'lerde olduğu gibi). Bu durumu ile bölge İ. Ketin'in içine aldığı Anatolid'lerden çok Pontid kuşağı içerisine girmektedir5.

            Şistler üst seviyelerde oldukça alteredir ve kolayca kırılabilirler. Kalkşistler ve mermerler, sertlikleri dolayısıyla ve farklı aşınımın dış etkisi ile bölgenin Kuzey ve Güney'inde, diklikler, tepeler oluştururlar. Bu seriler, bölgenin Kuzey'inde olduğu kadar Güney'inde de oldukça yaygındır. Kuzey'inde Kretase ve Oligo-Miyosen, Güney'inde ise sadece Kretase formasyonları diskordant ve örtü tabakaları olarak bunları yer yer örterler. Bu masiflerin uzantıları tamamen aynı yöndedir; yani NE-SW veya ENE-WSW'dir. Kuzey'de Yalnızköy civarında bariz bir şekilde aynı yönde faylanmış şövoşman'a (bindirme) uğramışlardır. Şövoşman tamamen Kuzey'den Güney'e doğrudur. Sadece, yaptığımız araştırmalara göre 1.500 m yükseltilerde, yine Belkaya Batısı'nda ENE-WSW yönlü küçük paralel faylar mevcuttur. Zile Ovası'nın Batı'sında (Alayurt Batısı) ve Doğu'sunda (Belpınar çevresi), aynı durumda Paleozoik'e ait nüveler bulunmaktadır. Bunlar da petrografik bakımdan diğerleriyle aynı özellikleri göstermektedirler.

            Masifler aynı zamanda Zile çevresinin oldukça yüksek kısımlarını oluştururlar. Hatta Zile Deresi'ne kavuşan diğer derelerin pek çoğu buralardan kaynaklarını alırlar : Kuzey'deki Değirmendere ve Derebaşı, Güney'deki Kulaça, Kuşdemir ve Leğenkaya Dereleri gibi. Bu yükseltinin 2 ana nedeni vardır :

            1 - Sertlikleri, dolayısıyla farklı aşınım.

            2 - Epirojenik hareketlerle yükselmiş olmaları nedeniyle.

İstasyon Yakınlarında Gezir Deresi'nin Eylül'deki Durumu

Fot. : Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR 1981 - 1982
Gezir Deresi'nin Eylül Ayındaki Durumu

Fot. : Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR 1981 - 1982

            b) Alpin Formasyonlar :

            Bölgede söz konusu alpin formasyonları iki grup halinde ele alabiliriz :

            1 - Denizaltı volkanik serileri veya ofiolitler,

            2 - Tortul seriler.

            Bunlardan birincileri, daha çok Jura - Kretase yaşında olup ekseriya Jura - Kretase tortul serilerinin alt kısımlarında, bazen de onlarla ardışıklı olarak  bulunurlar. Ekserisini yeşil renkli serpantinler, renkli kalkerler, radiolarit, andezit ve diabaz gibi koyu renkli kayaçlar teşkil ederler. Bunlar, diğer sedimanter topluluklar kadar fazla aflöre olmazlar; küçük bloklar halinde bulunurlar. Bunların araştırma bölgemizdeki en büyük aflörmanlarını, diğer tortul kayaçlar gibi NE-SW, zaman zaman da faylanmanın etkisiyle ENE-WSW yönünde uzanan bir şekilde, ovanın Doğu ve Kuzey­batı kesimlerinde görmekteyiz : Doğu ve Güneydoğu'da Selametköy Batısı, Söğütözü mevkii, Kuzeybatı'da ise Palanlı Köyü civarı adalar şeklinde, küçük aflormanlar halinde ortaya çıkarlar.

            İkinci alpin formasyonlar kısmen rekristalize olmuş, Jura - Kretase yaşlı sedimanterlerdir. Seri, içlerinde Belemnitella Makronata (Senonien) ve Inoceramus Balticus (Senonien) fosilleri bulunan6, kalker, marn, marnlı kalker ve kum taşları içerirler. Serinin, Paleozoik üzerine diskordansla (kaide konglomerası ile) ilk gelen kayacı sertleşmiş marnlar oluştururlar. Bunların üzerine ise sırasıyla marnlı kalkerler, kalkerler ve kum taşları gelir. Bunlardan en iyi tabakalaşma örneğini kalkerler verirler. Çoğu kez laminal, bazen de ortalama 50 cm kalınlıkta tabakalar halindedirler. En alttaki kaide konglomeralarını çoğu kez alttaki Paleozoik temelden kopan metamorfik çakıllarla, serpantin ve diğer kalker çakılları oluştururlar. Serpantin çakıllarından mürekkep olanlar, koyu yeşil renkleriyle belirirler. Kalkerler yer yer karstlaşmaya elverişlidir.

            Bütün bu formasyonlar üzerine kırmızımsı renkte kaide konglomeraları ile başlayan, ortalama 400 - 500 m kalınlığında Oligo-Miyosen serisi gelir. En çok kırmızı renklerde kil kumtaşı ve konglomeralardan oluşmuş bulunan bu seri de aynen alttaki temel serilerle aynı uzantıdadır. Yani NE-SW veya ENE-WSW yönlüdürler. Genellikle Oligo-Miyosen yaşlı - aynı litolojik özellikteki Orta Anadolu serileri, Çorum ve Sivas yörelerinde olduğu gibi jips  (CaSO4,) içerdikleri halde, buradakilerde nadiren jips elemanlarına rastlanmaktadır. Ancak, ovanın Güney'indeki serilerde çok küçük jips elemanları, kamalar şeklinde görülmektedirler. Boztepe Bucağı Doğusu (Silisözü Deresi yamaçlarında) Oligo-Miyosen serisini bir bütün olarak ele alırsak, altta kırmızılaşmış kil, onun üzerinde kumtaşı ve en üstte ise çakıltaşları gelmektedir. Bu sonuncular, alttaki temel araziden koparılmış olup, bazıları iri boyutludurlar. Dolayısıyla şiddetli bir erozif devrenin eseridirler.

            Ovanın Kuzey'i ve Güney'ini sınırlayan bu seriler çok büyük bir ihtimalle Pirene safhasında, orografik yöne paralel olarak kurulmuşlardır.

KARADUT - Bekir Aksoy'ların bağında yüzlerce yıllık
tarihe şahit olan koruma altına alınması gerekli ANIT AĞAÇ.

Fotoğraf : Bekir AKSOY

            c) Post - Alpin Formasyonlar :

            Bunlar, 35 - 40 km2'lik bir alan kaplayan Zile ve Güney'indeki Boztepe Ovaları'nı meydana getiren detritik depolar halindedirler. Hemen tamamen yuvarlak çakıllar, kırmızı killer, kumlar ile kalker ve serpantin çakıllarından itibaren bir alüvyon olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Ovanın merkezî kısmında (Zile çevreleri) kalınlıkları 100 m'yi geçmektedir. Bu, Güney'deki Boztepe Ovası'nda daha da azdır. İyi bir yeraltı suyu akiferi durumunda bulunan bu alüvyal depo, Kuzey kesimde birikinti konileri, hatta bunlarla birleşmeleri sonucu «dağ eteği ovaları» (piedmont) ile son bulmaktadır. Bunların en güzel örnekleri, Zile'nin biraz Kuzey'inden başlayıp, Kuzeydoğu'daki Kireçli Köyü'ne kadar uzananlardır. Yani Kuzey'deki 1500 m'lik dağlık alanın, Güney'e, yani ovaya bakan eteklerini işgal ederler ve kabaca ENE-WSW yönünde 10 km kadar uzanırlar. Elemanlarının bir kısmı sertleşmiş, çok büyük bir kısmı ise gevşek bir durumdadırlar. Ancak bunlar aktüel olmayıp Pleistosen'in son zamanlarında, alüvyal devreden önce oluşmuşlardır. Zira ovanın genç alüvyonlarının altında görülmektedirler. Dikkat edilecek olursa, ovanın, özellikle Kuzey'inde ve çevresinde eski alüvyonlar, merkezî kesimlerinde ise yeni alüvyonlar söz konusudur. İleride açıklanacağı gibi, ova oluşumunun birkaç safhada gerçekleştiğini göstermektedir. Nitekim eski alüvyonlar birer taraça şeklinde karşımıza çıkmaktadırlar. Zile - Kireçli Köyü arasında bu durum net bir şekilde görülmektedir. Burada âdeta bir merdiven gibi, Kuzey'den Güney'e temel araziler, eski alüvyon basamakları ve nihayet yeni alüvyonlar gelmektedirler.

            3 - Bölgenin Tektonik Özellikleri :

            Etüd edilen bölge, dikkat edilecek olursa, önemli tektonik dislokasyonlara uğramıştır. Çok enteresandır ki, bu diskolasyon hatları milyonlarca yıl, birbirinden milyonlarca yaş farklı olan bütün jeolojik ünitelerde aynı yönde meydana gelmiştir. Nitekim Paleozoik, Mesozoik, Tersiyer ve hattâ Plio-Kuaterner'de aynı yönlü tektonik hareketler söz konusudur. Bu hatlar, hemen hepsinde kabaca E-W veya NE-SW yönündedirler. Ve tabakalardaki eğimlenmeler aynen N-S veya NW-SE yönündedirler. Bu eğimler, en eski formasyonlarda (Paleozoik) daha fazla, daha gençlerde ise nispeten daha da az olmak suretiyle devam etmiştir. Eski alanlarda daha şiddetli olarak orojenik, en sonuncularda ise (Pliyo-Kuaterner) epirojenik olarak vuku bulan bu tektonik stil, komşu bölgelerde de hemen hemen aynıdır (Turhal, Göynücek, Almus gibi.).

            Bölgede ilk tektonik hareketler Hersinyen'dir. Yani Varistik'tir. Nitekim Paleozoik arazilerde kıvrımlaşma yönleri NE-SW olarak saptanmıştır. Bu serilerde metamorfizma da aynı hareketler dolayısıyla meydana gelmiştir. Bu şiddetli metamorfizma, serilerde metamorfik şistleri oluşturmuştur. Ancak, daha şiddetli metamorfizma bölgede yoktur. Nitekim, meselâ Aydın masifinde görülen gnays'lara hemen hiç bir yerde rastlanmamaktadır. Bilindiği gibi gnayslar, özellikle gözlü gnayslar katametamorfizmanın eseridirler ve bunlar daha çok kıta kalkanlarından   (bukliyeler) görülürler. O halde bölgemizde tektonizmanın eseri olan bu kayaçlar katametamorfizma ile mezometamorfizma arasındaki zonda oluşmuşlardır ve daha ziyade ikinci zona aittirler.

            Alpin devrede ise, biri Mesozoik sonlarında (Kretase) ortaya çıkan Laramiyen orojenezi (tümüyle Mesozoik formasyonlarını içerir, ikincisi ise Tersiyer ortalarında vuku bulan Pirene orojenezi olarak belirlenebilir. Bu her iki orojenik hareketlerin yönü ise şaşılacak derecede, altta bulunan temel niteliğindeki Hersinyen orojenezi geçirmiş bulunan kütleler ile aynıdır. Yani bunlar da E-W veya NE-SW yönlüdürler. Gerek; Mesozoik gerekse, Oligo-Miyosen formasyonları NW ve SE'den gelen tektonik basınçlarla kıvrımlanmış ve şekil almışlardır. Dolayısı ile Paleozoik, Mesozoik ve Tersiyer'de tektonik stil değişmemiştir. Her sonraki, bir öncesinin kopyası durumundadır.

            Son olarak Plio-Kuaterner'de ise bu orojenik hareketler, yerlerini epirojenik hareketlere bırakmışlardır. Bunun sonucunda, özellikle Zile Ovası'nın Kuzey ve Güney'inde aynı yönde (NE-SW, E-W) kırıklar ve bindirmeler vuku bulmuştur. Bu arada şunu da belirtelim ki, bir takım eski faylar oynayarak yeni faylar ortaya çıkmıştır. Bu «rejüe» faylar âdeta basamaklar halindeki paralel faylardır ve büyük bir ihtimalle, bölgenin sismisitesi bunların bir eseridir. Nitekim Zile'ye yakın çevrelerde (Tokat ve Turhal) tarihî devirlerde önemli depremler vuku bulmuştur (1855, 1857, 1858, 1862, 1863, 1900, 1902, 1926).

            Bu kırıcı tektonik hareketler bölgeye bugünkü şeklini vermiştir. Nitekim bunlar sonucunda Zile Ovası'nın Kuzey ve Güney kısımları yükselmiş, ortadaki Zile Ovası (veya depresyonu) ise bir graben şeklinde çökmüştür.

Hüseyin Gazi Tepesi'nden Zile'nin Görünüşü

Fotoğraf : Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR 1981 - 1982

            4 - Bölgenin Jeomorfolojisi :

            Önce şunu belirlemek gerekir ki, bölgede Jura-Kretase yaşlı kalkerler bu kadar bol iken, karstlaşma veya karstik şekiller yok denecek kadar azdır. Bu durum kayaçların litolojik ve sedimanter özelliklerinden ileri gelmektedir. Nitekim kalkerler pek saf değildir. Çoğu marnlı ve kumtaşlı kalkerlerdir. Diğer bir husus ise tabaka kalınlıklarının az olması, devamlı marn, kil ve kumtaşları ile nöbetleşe durumda bulunmalarıdır. İşte bu nedenlerle, kalkerlerin ara tabakalı oldukları kesinti yerlerinde bolca karstik kaynakları, yani «voklüz'ler» oluşmuşlardır. Bunlara ova Batı'sında sık sık rastlanmaktadır : Osmanpınar, Savcı, Büyükkarayün, Palanlı Köyleri vs.

            Oluşum ve gelişim bakımından Zile Ovası, Türkiye'deki diğer çöküntü ovalarına çok benzemektedir. Ovanın bugünkü şeklini almasında başlıca iki faktör rol oynamıştır.

            1 - Neotektonik (epirojenik) faktörler.

            2 - Farklı aşınım, aynı zamanda geriye doğru aşınım faktörleri.

            Bunlardan birincisi kabaca bugünkü şekli anahatları ile oluşturmuş, ikincisi ise ona bugünkü şeklini vermiştir.

            Neotektonik hareketlere gelmeden ünce, şunu belirtmek gerekir ki, bugünkü neotektonik hareketler, hemen hemen eski orojenik hareketlerin bir takipçisidir. Nitekim Paleozoik'ten itibaren bütün tektonik hareketler aynı yönlerde gelişmişlerdir. Hepsi, ana çizgileriyle ENE-WSW yönlüdürler (Şekil : 2). Bölgenin orografik hatları da tamamen aynı yönlüdür. Bu yön zaman zaman NE-SW veya E-W olarak değişmektedir.


Şekil 2 - Zile Bölgesi'nin Morfo-strüktüral Haritası
l - Pre-alpin temel arazi (Paleozoik yaştaki şist ve mermerler),
2 - Kısmen
karstlaşmaya elverişli küçük karstik şekiller içeren kalkerler,
marnlı kalkerler
ve konglomeralar (Üst-Kretase), 3 - Karstlaşmaya
elverişli olmayan kıvrımlı
kırıklı disloke marnlı kalker ve konglomeralar
(Üst-Kretase), 4 - Çoğu serpantinleşmiş ofiolitler (Üst-Kretase yaşında),
5 - Topografyada silik relief ar
zeden kil, kum ve çakıllı fasyes (Oligo-Miyosen),
6 - Birikinti konilerinin birleşmelerinden oluşmuş piedmond (dağ-eteği) ovası.
Çizgi altı noktalı kısım onun gerileyen taraçasını gösterir. Yuvarlaklar eski
alüvyonları gösterir. 7 - Yeni
alüvyonlar (Zile ve Boztepe Ovaları),
8 - Eski birikinti konileri, 9 - Birleştir
me (İltisak) boğazı (Hotan Çayı -
Boztepe Ovası), 10 - Polisiklik boğaz (Hamide Boğazı), 11 - Topografyada
rolü olmayan tesviye edilmiş eski faylar, 12 - Çe
kim fayları, (ok işareti
çekimi gösterir), 13 - Önemli fay diklikleri, 14 - Muh
temel fay,
15 - Genç tektonik hareketlerle yüksekte kalmış veya yükselmiş
kısımlar,
16 - Genç tektonik hareketlerle alçakta kalmış veya alçalmış. kısım
lar,
17 - Alüvyonlar altında örtülü fay (ok : alçalmış taraf),
18 - Akarsular, 19 - Karstik kaynak, 20 - Yerleşim yerleri.

            Bölgede tipik olarak iki horst ve bir graben söz konusudur. Nitekim Zile'nin Kuzey'indeki dağlık alanlarla, Güney'indekiler (Deveci Dağları) yükselmiş, ovaya inhisar eden kısımları ise alçalmışlardır. Bu epirojenik hareketler Plio - Kuaterner'de olmuştur ve bize göre Kuaterner esnasında daha da belirginleşmiştir. Her ne kadar Pliyosen'de bir göl rejimine işaret edilmiş ise de, biz limnik tortulara hiç rastlamadık. Bu bakımdan ovanın esas oluşumu Kuaterner'de barizleşmiştir.

            Bölgede ayrı oluşum özelliğinde iki ova mevcuttur : l - Zile Ova, 2 - Onun Güney'inde daha küçük olan (5 - 6 km2) Boztepe Ovası (Şekil : 2 ve 3). Bunlardan, esas büyük olan Boztepe Ovası tipik bir alüvyal dolgulu çöküntü ovasıdır. Bu çökme Pliyosen sonlarında başlamış, Kuaterner baslarında ve ortalarında ise şiddetlenmiştir. Çünkü, oluşumu tamamlanmış olan piedmont depoları, henüz erozyonla ortadan kalkmamıştır. O halde, piedmont depoları oluşurken, ova henüz bir kapalı havza durumundadır. Bugün ise Kuzey'deki piedmont depoları asılı halde olup, taraçaları andırmakta ve ova koduna nazaran, bazen 50 m kadar yüksekte bulunmaktadır. Diğer taraftan ovanın sularını drene eden Zile Deresi, Kuzeydoğu'da «Hamide Deresi»» adını alan, Hamide Boğazı vasıtasıyla Turhal'dan geçip, Yeşilırmak'a ulaşmaktadır. Bu boğaz, yakından incelenecek olursa, polisiklik bir vâdi görünümündedir. Yani bu kısımdaki yükselme en az iki safhada olmuştur. Denilebilir ki, epirojenik yükselme bir duraklama ile iki yükselmeden ibaredir. Üstte kalan yerlikaya taraçaları ile piedmont depolarından oluşan taraçaların yükseltileri hemen birbirinin aynıdır.


Şekil 3 - Zile Depresyonunun Jeomorfolojik Kesitleri
l - Pre-alpin temel arazi (Paleozoik yaştaki şist ve mermerler.),
2 - Kısmen karstlaşmaya elverişli Üst-Kretase yaşlı kalkerler ile marnlı kalkerler
ve konglomeralar (Kalker Batı'da çoğunluktadır.), 3 - Ofiolitler,
4 - Topografyada silik relief araziden Oligo-Miyosen yaşındaki kil,
kum ve çakıllı fasiyes, 5 - Piedmond ovasını oluşturan çakıllı depolar,
d: piedmond düzlüğünün dikliği, 6 - Yeni alüvyonlar, 7 - Tesfiye edilmiş faylar.

            O halde Zile Ovası, önceleri dış drenaja kapalı iken ova, çevreden gelen alüvyonlarla dolmuş; daha sonra Hamide Deresi, en alçak kısım olan bu yerde geriye doğru aşındırmasıyla, ovaya ulaşmış ve onun sularını kaptür dolayısıyla dış drenaja açmıştır. Bir ara epirojenik hareketlerde durma ve yavaşlama olacak ki, eski vâdi tabanını 40 - 50 m kadar yüksekte bırakacak kadar tekrar tekrar yükselmiştir. Dere, bu yükselmeye ayak uydurmuş ve bu esnada vâdisini tekrar derine kazabilmiştir. O halde Hamide Deresi Boğazı, tipik bir «antesedant boğazdır. Epijenik boğaz olabilmesi için, çevrede peneplen veya aşınım sathı depolarının tesbiti gerekirdi. Böyle bir durum bölgede söz konusu değildir. Böylece, bu veriler sonucunda bölgede ilk defa, literatüre rahatça girebilecek bir «antesedant boğaz» ortaya çıkmaktadır. Boğaz, Zile ve Turhal havzalarını birbirine bağlamaktadır. Bu durumu ile S. ERER'in saptadığı Tersakan Boğazı'nı andırmaktadır (Havza depresyonunu Suluova - Merzifon depresyonuna bağlayan boğaz)7. Hamide Boğazı'nın açılması ve depresyondaki suların dışarı boşaltılmasında yardımcı olan Hamide Deresi ova içindeki alüvyonların büyük bir kısmını boşaltmıştır. Ayrıca, Kuzey'deki piedmont depolarının büyük bir kısmını da beraberinde götürmüştür. Bölgede ikinci bir yükselme ile de bu aşınım daha da belirginleşmiş ve depolar, asılı vaziyette, hattâ tipik birer alüvyal taraça halinde ortaya çıkmışlardır.

Dereboğazı'ndaki Yarmada
Metamorfik Şist Tabakaları ve Faylar

Fot. : Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR 1981 - 1982

            O halde, Hamide Boğazı'nın açılmasından önce alüvyonlar daha geniş bir alana yayılmakta ve şimdikinden 40 - 50 m kadar yüksekteydi. Hamide Deresi'nin aşındırma gücü, epirojenik yükselmeden daha yavaş olsaydı, ovalık alanda bir göllenme meydana gelirdi. O halde böyle bir göllenme veya bataklanma meydana gelmek üzere iken, bölge dış drenaja açılmıştır. Bu ise, tahminimize göre, Kuaterner'in şimdikinden çok daha fazla yağışlı olduğu orta ve son zamanlarında meydana gelmiştir. Yani ova, kabaca denilebilir ki, orta ve üst Kuaterner'de bugünkü durumunu almıştır (muhtemelen Flandriyen veya Würm esnasında). Bu esnada Würm devrinde Karadeniz'in alçalması bütün Karadeniz'e sularını boşaltan akarsuların derelerini derince kazması, bu arada Yeşilırmak'ın da alçalmasını, dolayısıyla erozyonun şiddetlenmesini gerektirmesi bu tip şekillenmeye olanak vermiştir. Nitekim Karadeniz'e dökülen pek çok akarsularda «polisliklik vâdiler» söz konusudur.

            Daha Güney'deki Boztepe Ovası ise, tipik bir farklı aşınma ovası özelliğini taşır. Tamamen Oligo - Miyosen depoları içerisinde gerçekleşmiş, faylanmalarla ilgili olmayan ovanın alüvyal dolguları, Kuzey'deki kaide seviyesi düşüklüğü nedeniyle Hotan Çayı'nın daha fazla hız ile vâdisini kazması sonucu bu kısmı drene etmesi ile ortaya çıkmış, sonraki alüvyal dolgular ile de bugünkü şeklini almıştır. Ova kabaca NE-SW yönünde uzanmaktadır. Bu durumu ile aynen Tercan (Erzincan) Ovası'nı hatırlatmaktadır. Bu durumda Zile Ovası, Boztepe Ovası'ndan daha eski olup, oluşum bakımından daha farklıdır.

Derebaşı - Çayır Köyü Arasında
İri Bünyeli Breşlerden Bir Görüntü

Fotoğraf : Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR 1981 - 1982

            BİBLİYOGRAFYA

            AĞARCIK, Ö. (1964) : Tokat-Turhal-Omala-Zile Ovası Hidrojeolojik Etüdü Hakkında Rapor. DSİ Yeraltı Suları Dairesi Başkanlığı, Ankara.
            ARDOS, M. (1979) : Türkiye Jeomorfolojisinde Neotektonik. İ. Ü. Yayınları No. 2621, Coğr. Enst. Yayınları No. 113, s. 134.
            ARDOS, M. (1984) : Türkiye Ovalarının Jeomorfolojisi Cilt : 1, İ. Ü. Yayınları No. 3263, İst. s. 101 - 104, İstanbul.
            BAYKAL, F. (1947) : Geologie de la Region de Zile-Tokat-Yıldızeli (Anatolie). İ. Ü. Fen. Fak. Mec. Seri B. Cilt : XII, Sayı 3, s. 191 - 209, İstanbul.
            DEMİRCİ, H. (1971) : Tokat Zile Ovası Jeofizik Etüd Raporu. DSİ Samsun Bölge Müdürlüğü, Samsun.
            DSİ., (1973) : VII. Bölge Müdürlüğü Zile Projesi Belpınar ve Boztepe Barajları Cazibe Sulaması, Plânlama ve Yeraltı Sulanması İstikşaf Raporu. DSİ. Ankara.
            ERER, S. (1983) : Merzifon Depresyonu ve Çevresinin Jeomorfolojik Etüdü. İst. Üniv. Ede. Fak. Yayınları No. 3100, s. 63 - 92, İstanbul.
            KARAALİOĞLU, B. (1968) : Turhal-Omala-Zile Ovaları Yeraltı Suyu Rezerv Raporu. DSİ. Samsun.
            KETİN, İ. (1966) : Anadolu'nun Tektonik Birlikleri. MTA Enst. Der. Sayı : 66 s. 20 - 34, Ankara.
            LAHN, E. (1955) : Yeşilırmak - Kelkit Amenajman Projesi Sahasının Tektonik ve Sismik Durumu. TJD. Sayı : 13 - 14, s. 45-56.
            MTA. (1962) : Sinop Jeoloji Haritası. 1/500.000 ölçekli, Ankara.
            PAMİR, H. N. - AKYOL, İ. H. (1943) : Çorum ve Erbaa Depremleri. TCK Sayı : 2, s. 234 - 244, Ankara.
            PAMİR, H. N. (1944) : Kuzey Anadolu'da Bir Deprem Çizgisi. İ. Ü. Fen Fak. Mec. Seri A, Cilt : IX, Sayı : 3, İstanbul.
            PEKCAN (YALÇINER), N. (1979) : Düzce - Akçakoca Bölgesinin Jeomorfolojisi. (Basılmamış Doktora Tezi. İ. Ü. Ede. Fak. Coğr. Böl.), İstanbul.

Gezir Deresi'nin Haziran Ayı'ndaki Durumu

Fotoğraf : Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR 1981 - 1982

            DİPNOTLAR :

            1 Pekcan (Yalçıner), N. (1992) : Lâdik - Erbaa - Niksar Bölgesi'nin Jeomorfolojisi Üzerine Bazı Gözlemler. İst. Üniv. Coğrafya Dergisi, Sayı : 3, s. 175 - 189, İstanbul.

            2-a Pamir, H. N. - Akyol, İ.H. (1943) : Çorum ve Erbaa Depremleri, TCK. Sayı : 2, Sayfa 234 - 244, Ankara.

            2-b Pamir, H. N. (1944) : Kuzey Anadolu'da Bir Deprem Çizgisi - İ. Ü. Fen Fak. Mec. Seri A, Cilt IX, Sayı : 3, İst.

            3 Baykal, F. (1947) : Geologie de la Region de Zile - Tokat - Yıldızeli (Anatolie) - İ. Ü. Fen Fak. Mec. Seri B, Cilt XII, Sayı : 3, Sayfa 191 - 209.

            4 Ağarcık, Ö. (1966) : Tokat - Turhal - Omala - Zile Ovası Hidrojeolojik Etüdü Hakkında Rapor - DSİ Yeraltı Suları Dairesi Başkanlığı, Ankara.
               Karaalioğlu, B. (1968) : Turhal - Omala - Zile Ovaları'nın Yeraltı Suları Rezerv Raporu - DSİ, Samsun.
               Demirci, H. (1971) : Tokat - Zile Ovası Jeofizik Etüd Raporu - DSİ, Samsun.
               DSİ (1973) : VII. Bölge Müdürlüğü Zile Projesi Belpınar ve Boztepe Barajları Cazibe Sulaması Plânlama ve Yeraltı Suyu Sulaması İstikşaf Raporu, Ankara.

            5 Ketin, İ. (1966) : Anadolu'nun Tektonik Birlikleri MTA Der. Sayı : 66, Sayfa 20 - 34, Ankara

            6 Baykal, F. (1947) : Geologie de la Regioıı de Zile-Tokat-Yıldızeli  (Anatolie), İ. Ü. Fen Fak. Mec. Seri B, Cilt 12, Sayı : 3, Sayfa : 191 - 209, İstanbul.

            7 Erer, Ş. (1983) : Merzifon Depresyonu ve Çevresinin Jeomorfolojik Etüdü. İst. Üniv. Ede. Fak. Yayınları No. 3100, s. 63 - 92, İstanbul.

Zile'nin Google Heart Programı'ndan Alınmış Hava Fotoğrafları - Image © 2005 DigitalGlobe
    
 

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR