|
ÜNYE'DE |
|
Araştırma
:
Orhan BORA
(Emekli Öğretmen
- Eğitimci -
Araştırmacı)
Turistik Yeşil Ünye Rehberi (Ankara/1969) - 27 - 28.
sayfalarında yayımlandı.
"1947
yılından bu yana
yaptığım jeolojik araştırmalarla çevreye faydalı olabildimse
kendimi cidden mutlu saymaktayım."
http://mezopotamya.tripod.com/TasDevri1
Bugün Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde birçok jeolojik araştırmalar yapılmasına rağmen, Ünye ve çevresi bu çalışmaların daima dışında bırakılmıştır.
Bu konuda yörede yapılacak sıhhatli araştırmalar Ünye'nin jeolojik yapısına katkıda bulunacağından büyük bir değer taşıyacağı muhakkaktır. Ünye ve çevresi İkinci Zaman'da (Mezozoik) Alp Dağları kıvrımlarıyla aynı çağlarda meydana geldiği sanılmaktadır.
Rahmetli Orhan Bora ve Ömer Çam
Ünye İskelesi ve Kalebozuğu Sokak
Özellikle çevrenin İkinci Zaman'da yani Tebeşir Devri'nde çeşitli nitelikler taşıdığı jeolojik yapısından anlaşılmaktadır. Anadolu'da sahil boyunca yapılan araştırmalar Ordu, Samsun, Trabzon, Tokat, Kocaeli ve Amasya çevrelerinin Tebeşir Devri'nde meydana gelmiş olduğunu kesin olarak ortaya koymuş bulunmaktadır.
Yani, sahile paralel olarak sıralanmış bu illeri kapsayan topraklar Jura ve Tebeşir Devirleri oluşumlarına sahne olmuştur. Bazı jeologlar bu devreye oldukça gelişmiş hayvanların mevcudiyetlerinden "Orta Hayvanlar Devri" diye nitelemek istemişlerdir.
Asarkaya'dan Ünye Koyu,
Çimento Fabrikası, Tozkoparan Kaya Mezarı ve Cevizdere Havzası.
Fotoğraf : Ahmet Derya VARİLCİ
Mevcut jeoloji tarihlerine şöyle bir göz atacak olursak, çevrenin İlkel Zaman (Azoik), Birinci Zaman (Paleozoik), Üçüncü Zaman (Neozoik) ve Dördüncü Zaman (Antropozoik) Devirler'de hiçbir zaman denizler altında kalmadığını, ancak İkinci Zaman olan (Mezozoik) devirlerde sularla kaplı olduğunu göstermektedir.
Ünye çevresinin karakteristik niteliklerini aynı çağda oluşum sonucu meydana gelen Roma, Floransa arasındaki yüzey şekillerinde görmek her zaman için mümkündür. Ünye çevresinin İkinci Zaman'da (Mezozoik) meydana gelmiş Fransa, Avrupa Rusyası, İtalya, Bulgaristan'ın Kuzey kısmı, İspanya'nın Güneydoğusu'ndaki arazilerle yaşıt olduğu hususu, günümüzde dahi savunucu bulmaktadır.
Yazkonağı
Mağarası'nın I. galerisindeki sürekli akış gösteren yeraltı deresi.
Sağdaki Fotoğraf : ÜTAG - Ünye Tarih Araştırma Grubu Arşivi.
http://unyezile.net/yazkonak.htm
Yörede kitle halinde kalker tabakalarının bulunuşu bu jeolojik oluşumu desteklemektedir. Ünye'nin iç bölgelerine gidildikçe (Çatalpınar, Kale, Tekkiraz, Yaycı, Sırma, Aydıntepe, Taşça, Beylerce) bu nitelikte Jura ve Kalker tabakalarına büyük yapıda tesadüf edilmektedir.
Çevrenin jeolojik çağlarda çeşitli oluşumlar geçirmesi sonucu, kayaların özellikle yeryüzüne paralel ya da dikey olarak sıralandıklarını göstermektedir. Ünye'nin Güney yönüne doğru gidildikçe Trias ve Jura Devirleri'ne ait kalıntılar kendisini göstermektedir.
Kalıntılar genellikle 30 - 40 kilometrelik bir kuşak içinde uzanmakta ve Kuzey'e doğru gidildikçe de azalmaktadır. Bu jeolojik oluşum ve buluntular bize Trias ile Tebeşir Çağı kalıntılarının Karadeniz'e paralel olarak geçen bölge içinde olduğunu göstermektedir.
Gerçekte jeologlar Karadeniz sahillerinin İkinci Çağ'daki oluşumla ilgili olduklarını savunmakta iseler de; Birinci Çağ'a ait oluşumların özellikle Zonguldak çevresinde olduğunu ileri sürmektedirler.
Hizmet Gazetesi - Sayı : 137, Yıl : 4, 02 Mart 2009
Ünye çevresinde Birinci Zaman buluntularına her ne kadar rastlanmıyorsa da, Zonguldak yöresinde bu kalıntıların karakteristik şekillerine (fosillere) tesadüf edilmektedir. Çevremizde bu çağın kalıntılarından Sfenopterisler'in fosilleşmiş şekillerine tesadüf edilmiştir.
Diplodocus'lar
Ünye'nin bazı köylerinde Sfenopterisler'in küçük çaptaki izleri görülmekle beraber şist, gre ve bazen de kalker tabakalarından yapılı perm kalıntıları arasında zayıf ve ince damar halinde kurşun, manganez, jips ve kömür tabakalarına rastlanmaktadır.
Tekkiraz Bucağı'na bağlı Nurettin Köyü ile Akbaba ve Asak Köyleri arasında yapılan sondaj niteliğindeki kazılar bu teoriyi gün ışığına çıkartmaktadır. İkinci Zaman (Mezozoik) kalıntıları özellikle bu yörede başkalaşım (metamorfize) geçirdiklerinden kolaylıkla diğerlerinden ayırt edilmektedir.
Kazankaya
Fotoğraf : ÜTAG - Ünye Tarih Araştırma Grubu Arşivi.
Bu tabakaların kapsamına girdiği çeşitli fosiller sayesinde bugün orijinleri itibariyle çevrenin göl, nehir, sahil boyu ve deniz oluşunu izleme bakımından da ayrı bir karakter taşımaktadır.
ÜNYE TAŞI![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
ÜNYE TAŞI![]() ![]() ![]() |
İkinci Çağ'ın Mezozoik oluşumları arasında bol sayıda jips, fosfat ve elitli demir özlerine tesadüf edilmektedir. Ünye ve dolaylarında İkinci Çağ, jeolojik çağlara nispetle oldukça daha sakin ya da sessiz geçmiş ve atmosferi yoğunlaştırmıştır.
Tilki Kaya Sığınağı ve
Paleolitik, Neolitik ve Bakır Devri (Bronz) Tabakaları
ve Belgeleri Çıkarılan Koytakkaya (Tozkoparan)
Yoğunlaşan bu su buharlarının bir kısmı ise çevredeki göl ve ırmakları meydana getirmiştir. Çağın sonuna doğru kumlu, killi ve kalkerli tortul tabakaları teşekkül etmiştir. Özellikle bu tabakalara Beylerce, Erenyurt, Yaycı, Göbü - Nalcı, Göbü Köyleri'nde rastlanmaktadır.
Eski çağlarda devamlı bir şekilde faaliyet gösteren yanardağlar (volkanlar) bu çevrede faaliyetlerini azalttıklarından volkanik püskürmeler de nispeten az olmuştur. Bu olaylara paralel olarak çiçeksiz büyük ağaçlar çağın başlamasıyla çevreden ani olarak kaybolmuşlar ve yerlerini Sedir (Cedrus) ile Çam (Pinus) ağaçlarına terk etmişlerdir.
Sedir ve Çam Fidanları Fotoğrafları : M. Ufuk MİSTEPE - TMO Güvercinlik
Lojmanları / 08.01.2008, Ankara.
Zamanla bunları izleyen açık tohumlu (jimnosperm) bitkiler çevreyi sarmışlardır. Bunu takiben Kavak (Populus), Çınar (Platanus) ve İncir ağaçları da Jura Devri'nde zuhur etmişlerdir.
Bu çağın hayvanları da oldukça düşündürücü bir özellik taşıyarak Dünya üzerinden kaybolmuşlardır. Bunlardan Stegozolar, İguanodonlar, Branpozorlar, Diplodocuslar, Atlantozorlar, Seratozorlar ve Braşiyozorlar en önemlileri arasındadır.
.![]() Brachiosaurus |
![]() Seratozor |
![]() Brontosaurus |
![]() İguanodon |
Jura ve Jips Devri'nde İguanodonlar oldukça çevrede bol miktarda yaşamışlardır. Boyları 10 metreyi aşan bu iri yaratıkların dişleri kıvrak, uzun ve bitkisel bir rejime tâbi olarak çevrede yayılmışlardır.