.
|
GÜLAY BİRBEN |
|
Derleme : M.
Ufuk MİSTEPE
(Araştırmacı - Orman
Endüstri Yüksek Mühendisi)
Ressam Gülay BİRBEN'in Sevgi Sanat Galerisi'ndeki Resim
Sergisi
M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - 25.01.2008 / Ankara
GÜLAY BİRBEN
ÜNYELİ BİR RESSAMIN
RENKÂLEM YAŞAM PORTRESİ
RESSAM
GÜLAY
BİRBEN'İ TANIYALIM
http://www.gulaybirben.com
gulay@gulaybirben.com
birbengulay@yahoo.com
Sevgi Resim Galerisi Video
Görüntüleri İçin Tıklayınız!
http://www.youtube.com/watch?v
http://www.youtube.com/watch?v
1953 yılında Ünye’de doğdu.
1975 Samsun Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü’nü bitirdi.
1975 – 1978 Rize Eğitim Enstitüsü’ne atandı.
1991 K.T.Ü. Eğitim Fakültesi Resim Bölümü’nde Yüksek Lisans yaptı.
1991 Çizgi Sanat Kişisel Atölyesi'ni kurdu.
1992 19 Mayıs Üniversitesi Resim Bölümü’nde Master yaptı.
1993 Samsun Konservatuarı Resim Bölümü'nün yeniden yapılması için çalıştı. Atölye faaliyetlerini yürüttü.
Sevgi Sanat Galerisi Resim Sergisi - 25
Ocak / 13 Şubat 2008
Ressam Gülay BİRBEN Resim Arşivi - Ankara
1994 Samsun İlkadam Kültür Merkezi'nin Resim Bölümü'nü kurdu ve atölye çalışmalarını yürüttü.
1997 Samsun Konservatuarı Resim Bölümü’nün yeniden yapılanması için çalıştı. Konservatuar atölye çalışmalarını yürüttü.
1998 19 Mayıs Üniversitesi Resim Bölümü’nde Doktora’ya başladı.
2001 Samsun İlk Adım Kültür Merkezi’nin kuruluşunda çalıştı. Resim dalında atölye çalışmalarını yürütmektedir. Sanatçı çalışmalarını Samsun’da Çizgi Sanat Evi adı altında kurdukları özel atölyesinde sürdürmekteydi.
2001 Ankara Stüdyo Art Kişisel Sanat Atölyesi'ni kurdu.
Sanatsal çalışmalarını Ankara'da Cinnah Caddesi, Mesnevi Sokak, 4/3 Çankaya adresindeki atölyesinde sürdürmektedir.
Tuvale Renk
Verenler
Sohbet : Nuray ÖZENER Kaynak : Arkadaş Ankara Kültür - Sanat Etkinlikleri, Şubat 2009, Yıl : 17, Sayı : 164, 26. sh. 1953 yılında Ünye'de doğdu. 1975 Samsun Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü'nü bitirdi. 1975 - 1978 Rize Eğitim Enstitüsü'ne atandı. 1991'de K.T.Ü. Eğitim Fakültesi Resim Bölümü'nde lisans eğitimi aldı. Aynı yıl Çizgi Sanat Kişisel Atölyesi'ni kurdu. 1992'de 19 Mayıs Üniversitesi Resim Bölümü'nde yüksek lisans yaptı. 1997'de Samsun Konservatuarı Resim Bölümü'nün yeniden yapılanması için çalıştı. Konservatuar atölye çalışmalarını yürüttü. 1998'de 19 Mayıs Üniversitesi Resim Bölümü'nde doktoraya başladı. 2001'de Samsun İlk Adım Kültür Merkezi'nin kuruluşunda çalıştı. Resim dalında atölye çalışmalarını yürüttü. Sanatçı çalışmalarını Samsun'da Çizgi Sanat Evi adı altında kurdukları özel atölyesinde sürdürüyor. "Tuvale Renk Verenler"de konuğumuz Karadenizli sanatçılarımızdan biri olan Gülay BİRBEN'in eserlerini yağlıboya çalışmalarından izledik. Ama aslında ihtisasını suluboya alanında yapmıştır. Birben'in çalışmalarında "desen" ağırlıklı soyutlamaları, deformasyonları görürüz. İlk dönemlerde eserlerinde kuşlar vardı, sonra figüratif eserler ve son çalışmalarında atlar var. Eserlerindeki at figürü özgürlüğü ifade eder. Ata çok yakın bir yaşam süren Birben, uzun süreli araştırmalarını eserlerine taşımıştır. "Atın kendine has bir özelliği vardır, sizi hükmü altına almaya çalışan vakur bir hayvandır, bu nedenledir ki dizginleri vardır. Ama benim eserlerimde atlarımın dizginleri yoktur." diyen sanatçının bir dönem eserlerinde "Osmanlı koşum takımları"nı vurguladığını da görüyoruz. "Sanatçılar bir konunun çevresinde döner, figüratif, peyzaj ya da soyutlamalar gibi. Sanatçı daima baştan başlayarak araştırır ve eserlerini yaratır. Doğa daima bir başucu kitabı gibidir. Eğer izlemeyi biliyorsanız, kendinizle baş başa kaldığınızda özümsemelerinizi eserlerinize yansıtırsınız. Kalabalıklarda dahi yalnızdır sanatçılar; çünkü daima hisseder, inceler ve düşünürler. Ve yalnızlıklarının içerisinde kendi iç dünyalarındaki yansımaları müziklerinde, bestelerinde, resimlerinde yaşatır, vurgularlar. Önemli olan araştırmaya nereden başlayacağınızı bilmektir. Sanatçı olmak istediği yeri, kendisi belirler. İç dünyası da eserlerine yansır." diyen sanatçı eserlerini ritimsel devinimin görsel estetiği olarak, sanatın kendine has dinamiği içerisinde özümsemelerin yansımaları olarak değerlendirir ve coşkulu figürleri kendine özgü anlatımı ile tuvallerine aktarır. Ankara'da kendi atölyesinde çalışmalarına devam etmekte olan Birben, Birleşmiş Ressam ve Heykeltıraşlar üyesidir; şimdiye dek otuzu aşkın kişisel sergiye imzasını atmıştır. İleride suluboya çalışmalarını da bir sergide izleyebilmek umudu ile başarılar diliyor, sohbeti için teşekkür ediyorum. Nuray ÖZENER |
COŞKULU BİR YAŞAMIN ARDINDAN
Sanatta amatörlüğün, yerleşik ölçüleri ve tanımları bozmaya cesaret edebilen ve biyografik bilgilerin ötesinde kendine bir yer açabilen örnekleri fazla yaygın değildir. Sistemli bir sanat eğitiminden uzak kalmak, günümüzde amatörlüğü belirlemek için tartışılmaz bir ölçüt sayılmıyor artık. Böyle bir eğitimden geçmek de, profesyonel sanatçı sayılmanın yeterli koşulu olarak alınamaz.
Hangi kaynaklardan ve koşullardan gelirse gelsin, sanat ortamında varlık gösterebilmenin ön koşulu sayılabilecek damarları yakalama başarısı sergileyebilenlerin işleri, onlar hakkında öne sürülebilecek yargıların haklılığını ya da haksızlığını, zaman içerisinde geçerli düzeye getirir.
Çalışmalarını, bir süredir yakından izlediğim Gülay Birben'in resimleri, daha ilk bakışta, amatör sanatçıların çoğunda izlemekte olduğumuz etkilenme ve kararsızlık çizgisini aşmaya yönelik bir çabaya tanıklık etmesi bakımından, benzerlerinden oldukça farklı bir tutumu ortaya seriyor. Kendi iç dünyasına kulak vermek, oradan aldığı sesleri, gene kendi iç dünyasının yönlendirici kulvarları üzerinde biçimlendirmek şeklinde özetleyebileceğimiz bu tutum, genel standartların epeyce dışındadır.
Resmi biraz geç başlamanın yaratabileceği tereddütler, onun resimlerinde peşinen giderilmiş ve yol - yordam konusunda alınması gereken mesafeler, bir ölçüde katedilmiş görünmektedir. Kuşkusuz bu durum, alınabilecek mesafelerin varlığını gölgelemez. Gülay Birben, görebildiğim kadarıyla, bunun bilincindedir. Çünkü sanatta, alınması gereken yol, her sanatçı açısından, varılmış olan noktanın çok ilerisindedir ve öyle de olmalıdır.
Dizginlerinden kurtulmuş atların eşliğinde ya da o atların üzerinde, sonsuzluğa (özgürlüğe) doğru koşan genç kadın figürlerinin ana temayı oluşturduğu resimler, çağdaş anlamda bir "fête galante" (zendost şölen) karşısında bulunduğumuzu belgeliyor. Tablonun çerçevesinden dışarı taşmaya hazır, doğa ve yaşam zevkleriyle bütünleşmeye yönelik bu hedonist tavır, bu devinimsel şölen, Rokoko dönemine özgü eğlence ve zevk tutkusunu akla getiriyor.
Gülay Birben'in; kahverengi ve sarı tonları birbiri içinde yumaklandığı, dolayısıyla sıcak bir yaşam atmosferine dönüştüğü bu devinimsel ortamı, bazı resimlerinde, salt bu devinimsellik öğesini öne çıkarmak adına soyutlaştırdığı, figürleri zaman zaman soyut biçimlere dönüştürdüğü, böylece yaşam dinamiğinin görselleşmiş düzen algılarını, duyumsal plânda vurguladığı saptanabiliyor.
Balerinler - Tuval Üzerine Yağlıboya - 70 x 80 cm
Desenden çok, leke etkilerini, uçuşan hafif tonlarla resim yüzeyine yaydığı, figürleri de dış çizgilerinden yalıtarak bir devinim ve oluşum şemasına uyarladığı yerlerde, simgeci - romantik ressamların paletine yakın izlenimler elde etmektedir Gülay Birben.
Birer kır perisi (nymphe) gibi, oradan oraya sıçrayıp duran genç kadın figürleri, yarı çıplak görünümleri ve ete kemiğe bürünmemeye özen gösteren tavırlarıyla, Birben'in resimlerinde, neredeyse bir doğa çiçeği kadar hassas ve kırılgan varlıklar olma özelliği taşıyorlar. Bu özellikleriyle, birkaç resimde canlı varlıklarından sıyrılarak ‘çiçek’leşiyorlar. O nedenle, Gülay Birben'in doğa manzaraları; saltık birer peyzaj olmaktan çok, "geçmiş zaman peşinde" koşan kızların, çiçeğe dönüşen simgesel görüntüleridir.
Müzikteki ses geçitleri (coloratura), titreşimli ve renkli pasajlar gibi, Birben'in resimlerindeki renk tonları ve lekeler de, birbiri içinde erimekte, fazlaca öne çıkmayan potansiyel bir devinimselliği dışa vurmaktadır.
İzleyelim Gülay Birben'in resimlerini: fırtına ile durukluk arasındaki gel-gitlerin görsel topografyasını tinsellikle bağdaştırmaya çalışan bu resimlerin gelecekteki izdüşümlerini bekleyelim.
12 Haziran 2000
Kaya ÖZSEZGİN
SERGİLER
Tual Üzerine Yağlıboya
1976 Rize - Eğitim Enstitüsü İlk Kişisel Suluboya Sergisi
1977 Rize -
Eğitim Enstitüsü Yağlıboya Sergisi
1978 Samsun -
19 Mayıs Kültür Haftası Sergisi
1979 Rize -
Eğitim Enstitüsü
1979 Samsun -
Devlet Güzel Sanatlar Galerisi
1980 Samsun -
Akbank Güzel Sanatlar Galerisi
1981 Ankara - İlayda Sanat Galerisi
1982 Rize -
Karma Sergi
1982 Ankara -
Mega Otel
1983 Ankara -
İlayda Sanat Galerisi
1984 Ankara -
Halkbank Sanat Galerisi
1985 Ankara - Emlakbank Sanat Galerisi
1986 Ankara -
T.C. Ziraat Bankası Kültür Merkezi Sanat Galerisi
1987 Ankara -
İlayda Sanat Galerisi
1988 Ankara -
Halkbank Nenehatun Sanat Galerisi
1989 Ankara -
İlayda Sanat Galerisi
Kuşlar - Tual Üzerine Yağlıboya - 90 x 80 cm
1990 Ankara - Yağhane Sanat Galerisi
1991 Ankara -
İlayda Sanat Galerisi
1991 Samsun -
19 Mayıs Kültür ve Sanat Haftası Karma Sergi
1993 Samsun -
Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Kişisel Sergi
1994 Samsun -
Akbank Güzel Sanatlar Galerisi Kişisel Sergi
1995 Ankara - İlayda Sanat Galerisi Kişisel Sergi
1995 Ankara -
Mega Otel Kişisel Sergi
1995 Bodrum -
Kale Karma Sergi
1996 Samsun -
Gardrop Kişisel Sergi
1997 Ünye -
Karma Sergi
1998 Çarşamba - 75. Yıl Karma Sergi
1999 Ankara -
Halk Bankası Güzel Sanatlar Galerisi Kişisel Sergi
1999 Ankara -
Emlâk Sanat Galerisi Karma Sergi
2000 Ankara -
Emlâk Bankası Güzel Sanatlar Galerisi Tunalı – Kişisel Sergi
2000 Ankara -
Ziraat Bankası Kültür Merkezi Kişisel Sergi
2001 İstanbul - Taksim Sanat Galerisi Karma Sergi
2002 Ankara -
Halk Bankası Sanat Galerisi Kişisel Sergi
2004 Ankara -
World Trade Center Art Platform
2004 Ankara -
Sanat Fuarı İlayda Sanat Galerisi
2005 İstanbul
- Ziraat Bankası Tünel Sanat Galerisi
2005 İstanbul
- TÜYAP 15. İstanbul Sanat Fuarı İlayda Sanat Galerisi
2007 Mersin -
Forum Fuarcılık
2008 Ankara -
Sevgi Sanat Galerisi
Devlet kuruluşları, yurt içi ve dışı özel koleksiyonlarda eserleri bulunmaktadır.
SANAT SÖYLEŞİLERİ
(Ankara Kültür Sanat Haritası - Aralık
2004, Sayı : 85, Sh. 64 - 66'da yayımlandı.)
Söyleşi :
Şule ÖZBAHAR
sule@suleozbahar.com
"Resimlerimi oluşturan
benim dışımda birisi,
ben sadece izleyiciyim..."
1953 Ünye doğumlu Gülay BİRBEN, Samsun Eğitim Enstitüsü'nü bitirdi. 1991 yılında K.T.Ü. Eğitim Fakültesi'nde lisans yaptı. Aynı yıl Çizgi Sanat Kişisel Atölyesi'ni kurdu. 1992'de 19 Mayıs Üniversitesi Resim Bölümü'nde master yaptı. Çok sayıda kişisel ve karma sergiye katılan Birben, çalışmalarına Ankara'daki atölyesinde devam etmektedir.
Şule Özbahar - Bütün alanlarda olduğu gibi sanatta da erkek hegemonyası hâkim. Bir bayan ressam olarak bu zorlu yolu nasıl sorguluyorsunuz?
Gülay Birben - Zorluklarıkadın ve erkek için diye ayırmak istemiyorum. Fakat erkek için bu yol ne kadar zorlu ise, kadın için imkânsız denecek kadar yol yok!... Ben başardığım için kendimi şanslı sayıyorum. Tabi burada yetkin performansı, istikrarı ve inatçılığı avantaj olarak kabul ediyorum.
Şans unsurunu da hiç yadsımamak gerekiyor. Nasıl devlet içinde devleti, "derin devlet" diye sorguluyorsak, ben her zaman sanatın içinde de bir "derin sanat"ı sorgularım. Sınırlarını kimlerin çizdiğini bilmediğimiz, çevresinde çiçekler açan bir derin kuyu gibi bazı insanları aşmanın, kendini kabul ettirmenin zorluklarını çok takarak ama boş vermiş görünerek çileli bir yolu katettiğimi düşünüyorum. Tabii ki bu yol (meşakkatlerine rağmen) uzun da alınmasını dilediğim bir yol...
Şule Özbahar - Sanat eğitiminin çok alt düzeyde olduğu ülkemizde, sanat izleyicilerine size sorulan garip diyebileceğiniz sorulara verdiğiniz yanıtlar nelerdir?
Gülay Birben - Cevaplar, kişinin mizacıyla da ilgilidir. Sorular ise kişinin dağarcığındaki kadardır. İnsanlara kendilerini kötü hissettirmeyi sevmiyorum, onlara ukalâca sorulara ise cevap vermemeyi tercih ediyoum. Ben aynı zamanda sanat eğitimcisiyim. Bugün insanları, bu düzeyde görmek sadece üzüntüm olabilir.
Ziraat Bankası Tünel Sanat Galerisi İstanbul
Aynı soruları (bu resimde ne anlatmak istiyorsunuz? gibi) her zaman bekliyorum artık. Bunu ağız alışkanlığı gereği, sanat altyapısı olanlar bile soruyorlar... Böyle bir soruya cevabım ise; karşılıklı gülüşmek oluyor.
Sanatsal niteliği olmayan, sıradan izleyicilerin soruları ise (Resim yaparken neler hissediyorsunuz?, Neden at? v.b.) Hemen medyum kişiliğimi kullanıp beklediği hikâyeyi yazıyorum. Kimseyi üzmek istemem. Kaç kişi ile ortak noktada buluşabilirsiniz ki? Aynı dili konuştuğunuz insanı yakaladığınızda konuşmaya bile gerek kalmıyor...
Şule Özbahar - Çeşitli yayınlarda sanatsal yazılarınızı da görüyoruz... Amatörce mi yoksa profesyonel anlamda mı görüyorsunuz yazılarınızı?
Gülay Birben - Resimde de kendimi profesyonel olarak nitelendirmeye karşıyım... Bence profesyonellik, (özellikle sanat dünyasında) dikkatli kullanılması gereken bir sözcüktür. Amatör ruh taşımayı tercih ediyorum ama disiplinli bir profesyonelim. Benim yazdığım yazılar, tuvalim gibi kendimle konuştuğum, sorguladığım metinlerdir. Biraz da araştırma yazılarıdır...
Şule Özbahar - Sizce bir ressam hayatı boyunca hep birbirine yakın resimler mi yapmalı? Sizce bu kendini geliştirememekten mi kaynaklanıyor? Resimlerinizden örnek vererek açıklayabilir misiniz?
Gülay Birben - Üzerime alındığım bir soru değil bu... Gelişim sürecimi belgelemiş bir ressam olarak resimlerime baktığımda, bu kaygıyı asla duymam ve duyamam. Ama genel olarak bir cevap aradığımda ne üslûba karşı, ne de üslûp taraftarıyım. Bu sizin sanatçı karakterinizle ve daha birçok şeyle ilgili, sorgulanması gereken bir konu...
Resminiz çok tutar ve hep aynı kalmak isteyebilirsiniz. Resminiz çok satar, ticarî kaygılara düşebilirsiniz. Ya da sizin de kolayınıza gelmiştir ve tekrara düşersiniz. Bunlar çok gördüğümüz ve konuştuğumuz konular.
Sonuçta sanatçı gerektiğinde kabuğundan sıyrılıp ama yine aynı kalarak kendini yenileyebilen yapısını kullanacaktır. Bu yol, çok karmaşık ve zorlu bir süreçtir.
Eski İskele ve Martılar - Ressam : Gülay BİRBEN
Şule Özbahar - Peki siz kendi kendinizi, dolayısıyla resimlerinizi de eleştirir misiniz?
Gülay Birben - Hem de acımasızca, canımı yakacak kadar... Hattâ bazen kendimi eleştirmekten yorgun bile düşüyorum. Bunun içindir ki; resimlerimi yaparken duygu dizginlerimi elimden geldiğince sıkı tutmaya gayret ediyorum.
Resimlerimi oluşturan benim dışımda birisi, ben sadece izleyiciyim...
Çok eleştiren ve yorulan... Desen bende aşırı bir tutku. Her resmimin arkasında yüzlerce desen, eskiz ve tasarımlar var. Her tablom bir hikâye, bence bildik, ama gerçek olan ise; sanatın sadece kendisidir bence...